KA
@Kayla_Oz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sonsuz Arzuya Uyanış (The Taker, #1)

Yazarın tarzını/anlatımını çok beğendim, boş biri olmadığı çok belli. Ama ne yazık ki karakterleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim :( Tüm kitap boyunca iğrendim, miden kalktı, küfürlerim havada uçuştu! Grup sex, çocuk tacizi,tecavüzü ve öldürülmesi, oğlancılık, lezbiyenlik, bdsm... yani ne ararsan var. Ayrıca aşk naraları atan hatunun, hana gidip oradaki odunculardan birini ahıra götürüp beraber olması nasıl bir şey hiç anlamadım! Neymiş, aşık olduğu adamı düşünüyormuş! not: yazara en azından 8 vermek isterdim ama bu kitap ile na-mümkün!

Baskı: Ailemin Savrulan Külleri

Sen nasıl bir kitaptın öyle! Ağlamaktan helak oldum. Aşkı meşki boşver, kardeşlik bağları bu kitabı mükkemmel yapmaya yetiyor da artıyor bile... Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Baskı: Öpüşünde Saklı (Bridgerton, #7)

Mükemmel hatta mükemmel ötesiydi :) Kesinlikle favorilerim arasına girdi. Lady D, seni seviyorum :D

Seni Bulmaya Geldim
5/1016.11.2012

Baskı: Seni Bulmaya Geldim

82 sayfa okuyup yarım bıraktım :( Ethan'a sinir oldum. Ayrıca dayanamayıp kitabın sonuna baktım ve anladım ki bu kitap bana göre değilmiş...

Baskı: Olasılıklara Rağmen

Yazmış olmak için yazılmış bence...

Gönül Sesi
10/1006.11.2012

Baskı: Gönül Sesi

Çok çok beğendim. Zaten bu yazarı seviyordum, artık daha fazla seviyorum. 10 verme nedenimin büyük sebebi ise şu bölüm: "Bazen kafamda hala müziği duyabiliyorum, inanabiliyor musun?" dedi Allie, yüzünden büyük bir kederle, "Ve en çok neye yanıyorum biliyor musun?" Ricky başını iki yana salladı. "Senin sesini hiç duyamayacağıma..." Ricky gözyaşlarının, göz pınarlarını yakmaya başladığını hissetti. "Oh, quarida, sen önemli olan her şeyi duyabiliyorsun..."

Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)

Kitaba 10 üzerinden 15, hatta 25 vermek istiyorum. Son zamanlarda okuduğum en duygu yüklü kitaptı. Beni benden aldı ve bitmesini hem istedim hem istemedim. Bu arada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bence yayınevi bu kitabı tanıtırken Grinin Elli Tonu kitabını öne sürerek büyük bir hata yapmış. Bu kitabın o iğrenç kitapla uzaktan yakından alakası yok. Tamam, bir kaç benzerlik var ama bunlar diğer kitaplarda da var. Mesele evlat edinme, zenginlik. Ama sırf bu nedenle iki kitabı aynı kategoriye koymak elma ile avokadoyu bir tutmak demek. Ayrıca hem yazarın yeteneğine hem yarattığı karakterlere HAKARET bence! Bir kere bu kitapta cinsellik yok denecek kadar az. Diğer kitap gibi sayfalar sevişmelerle, şaplaklarla ve iğrençliklerle değil, yoğun bir duygu patlaması ile doldurulmuş. Ayrıca yazar her bir karakteri ayrı ayrı seslendirmiş. Yan karakterlerin düşüncelerini bile dile getirmiş. Gabriel ve Julia iki ayrı yaralı kalp. Geçmişleri mutsuzluk, umutsuzluk, acı ve bir dolu kötü anıyla dolu. Bunların akabinde Gabriel bir hovarda olup çıkıyor, hatta kendini düşmüş bir melek olarak görüyor. Julia ise öz güvenini kaybediyor. Oysa tek istediği hayatında bir kez olsun sevilmek... Bu iki yaralı kalbin yıllar sonra birbirlerini bulması, birbirlerine olan aşkları ve bunu dile getirişleri ise çok çok güzel. Tüm kitap boyunca sanki biri kalbimi ellerinin arasına sıkıp durdu. Öyle çok etkilendim ki yüreğim acısı. Beni bu kadar etkileyen çok az kitap olur. Mesela Dokunuş da böyle etkilemişti, sonra Roma'nın Metresi ve Umut Dolu Bir Yaz. İyi kötü ne yaşanırsa yaşansın boğazım düğümlendi. Bu arada yazarın Dante ve Beatrice aşkına göndermeleri çok başarılıydı. Ki zaten o bölümlerden birini duvarda da paylaşmıştım. Dante Gabriel'i, Beatrice ise Julia'yı temsil ediyordu. Tek fark onların temsil ettikleri kişilerin aksine kavuşuyor olmaları. Bu arada, sadece bir bölümde sapkınlığa yakın bir olay geçti. Daha doğusu olayın geçmişte yaşandığı! Zaten Gabriel bundan pişman olmuş ve tekrarlamamış. Yani Grey salağı ile bir tutulması mümkün değil. Bir kere Gabriel, Julia değil şiddet göstermek kendi gözünden bile sakınan aşık bir adam. Ve aşkını dile getirmekten, hareketleriyle göstermekten de asla geri durmuyor. Hele kıskançlığı ahh ahhh öyle sahiplenici, öyle içten, öyle sevimli ki, insan kızamıyor bile... Bu arada çok hoşuma giden bir bölümü (ki aslında çok fazla böyle bölüm var ama hepsini paylaşırsam kitabı eklemem gerekebilir ;) )paylaşmak istiyorum. "Sana hiç ve de asla sahip olmam. Tamam mı? İnsanlar meleklere sahip olmazlar." "O zaman senin gibi biri bir meleğe ne yapar?" "Benim gibi biri, ona tapar. Onu anlamaya, gizlerini çözmeye çalışır. Arkadaş olmakla başlayabilir... Belki." Ahhh şu bölümü de paylaşmalıyım, çok etkiledi beni :) "Biliyorsun, birine bir şey yedirmek, sevginin ve uhabbetin en son düzeyidir... Kendini, yiyecek yoluyla, biriyle paylaşır gibi olursun." Gabriel pastadan bir lokma aldı, onun burnunun altına tuttu. "Şunu düşün. Komünyonda, kilisesede bize şarap verirler, annemiz bizi bebekken besler, çocukken hem anennemiz hem babamız bize yemek yedirir, partilerde arkadaşlarımız, birbirimizin vücudunu tanırken sevgilimiz... Bazen de birbirimizin ruhundan besleniriz." Aha, şimdi aklıma geldi. Grey ve Ana'sının :P mailları varsa, Gabriel ve Julia'nın da sms'leri var. Ama her biri aşk dolu. Asla hakim itaatkar ilişkisi yok. Kısaca 600 küsür sayfalık su gibi akıp gidiyor. Ama ara ara kitabı bırakıp kitapta geçen şarkıları bulmak için nete girmeniz gerekebiliyor :) İkinci kitabı bilemem ama bu kitap bence mükemmel, kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ederim. Ve emin olun benden daha şanlı olacaksınız. Zira ben yayınevinin tanıtımları yüzünden kitap boyunca Gabriel iğrençleşecek, içinden Grey çıkacak diye çok korktum.

Baskı: Kara Büyü (Dark, #4)

Sen Olmadan Asla kitabının iğrenç çevirisinden sonra bu kitap su gibi gitti. Çevirisi konusunda sıkıntı çekenlere öneririm, önce diğer kitabı okuyun. Bu arada 7 verecektim ama Gregorinin ısrarlar sonucu edindiği espri yeteneği ve Gary' gösterdiği sevgi nedenile 8 verdim :)

Baskı: Sen Olmadan Asla (Tudor Gülü Üçlemesi, #2)

Berbat çevirisi sayesinde okuma zevkimi eziyete çevirdi. Tek bir iyi var, sayesinde Kara Büyü kitabını bitirebildim. Zira bu kitaptan sonra onun çevirisi su gibi aktı gitti :P Kitaın konusuna gelince, ilk kitap gibi beni içine alamadı.

Baskı: Kaçak Gelin (Warenne Dynasty, #6)

Kitaba ilk başladığımda 3 bölüm geçmeden Sean'a sinir olup okumayı bırakmıştım. Ancak sonra merakıma yenik düşüp okumaya devam ettim. Ve şimdi keşke en başta hiç bırakmasaymışım diyorum. O 3 bölümde sinir olduğum Sean'a sonrasına öylesine hayran oldum ki kendime inanamadım. Başta abisi Devlin gibi beni son sayfaya kadar sinir edecek sanmıştım :) Ama beni ters köşeye yatırdı, okudukça sevdim, sevdim, sevdim. Onur, gurur, aşk, şevkat kısaca ne ararsanız vardı :) Kitabın konusu arka kapağında az çok var zaten, o nedenle tekrar yazmak istemiyorum. Ayrıca bu kitap anlatılmaz okunur demek istiyorum :) Anlamadığım tek bir şey var. O da Sean'ın en başta neden ailesinin yanından gittiği. Bunu son sayfaya geldiğimde bile anlayamadım, anlamlandıramadım. Yazarın anlatımına bayıldım. Özellikle tek taraf üzerinden gitmemesi, okuyucuyu kadın karaktere bağlı bırakmaması çok yerinde olmuş. Böylece tüm kitap boyunca Sean'ın neyi neden yaptığını çok iyi anladım ve sonuna kadar kendisine hak verdim. Ayrıca çocukluklarına dair anıların sık sık araya katılması bu ilişkinin ilk başladığı zamanları kademe kademe anlamak bakımından çok faydalıydı. Ama Elenor'a ara ara kızdım. Uzun yıllardır tanıdığı, aşık olduğu Sean'ın kasti hareketlerini nasıl oldu da yanlış anladı çözemedim. Neyse ki aklı başına çok çabuk geldi :) Duygusallığın, çekilen acıların, aile bağlarının ve aşkın yoğun olarak verildiği çok iyi bir kitaptı. Özelikle Sean ve Peter'ın arasında geçen diyalog beni çok etkildi. 40 yıl düşünsem böyle bir durumun yaşanacağı aklıma gelmezdi. Ne diyeyim, helal olsun yazara. Çevirisi ise çok başarılıydı, Müge Kocaman Özçelik'i tebrik etmek istiyorum. Zaten daha en başta demiştim, kitap kötü bile çıksa çevirisi için okurum diye :) Sonuçta güzel bir çeviriyle güzel bir kitap okudum, haliyle tavsiye ederim :)

Savaşçı
10/1022.10.2012

Baskı: Savaşçı

Ne yazık ki bitti :( Süper bir kitaptı hiç bitmesin istedim. Serinin devamını dört gözle bekliyorum. Sevdim bu yazarı :)

Baskı: Grinin Elli Tonu (Fifty Shades, #1)

Evet, sonunda bu çok konuşulan hatta olay yaratan kitabı okudum. Neden mi ? 1- Yorum yaptığımda okumadın ki diyenlere yanıt verebilmek ve 2- Okumadığım halde ısrar okuduğumu iddia eden gerizekalıları yalancı çıkarmamak için. Çok şükür hiç bir zaman okumadığım bi kitap için yorum yapmadım veya utandığım için okumamış gibi yaptım... Neyse, gelelim kitaba; Kesinlikle üç noktalarda bir porno var kitapta. Hemde şu ana kadar okumadığım bir porno! Şu gazelerde yayınlanan sözleşme ise keşke ekleri ile yayınlansandı. Zira o mide bulandırıcı sözleşme, ekleri gördüğümde gözümde neredeyse iğrenç olmamaya başladı.Ayrıca o sözleşme işleme girmedi diyenler vardı. Eğer bundan kasıty imza atılmaması ise evet atılmadı. ama bu oradaki maddelerin işleme geçmediğini göstermiyor. Maaşallah imza atmadan epey bir yol aldılar, birde imza atsalar kimbilir neler olurdu? Bu arada kitap boyunca bir AŞK hisettmedim. Tabi hissedenlere saygım sonsuz. Sonuçta zevk melesi. Ama içten içe merak ettim, acaba tam olarak nerede hissettiler diye? - Mesela Grey'in kızın peşinde dolanıp dolanıp, ardından benden uzak durmalısın diye saçmaladığı bölümde mi? - Kızla ilk ilişkilerinin insancıllıktan uzak olmasında mı? - Sırf gözlerini devirdi diye kıçının üzerine oturamayacak derecede şamar atıp üstüne şefkatle! sarıldığında mı? - Annesini görmeye gideceğini haber verdiği ve ailesinin yanında masa altı işkencesine hayır dediği ve akabindeki cezalandırmasında mı? - Bana göre işkence, Grey'e göre zevk odası olan iğrenç mekanda kızı sadece kiloduyla dizleri üzerinde ve başı önde dakikalarca bekletmesin de mi? - Gerizekalı Ana'nın kendi isteğiyle yedik dayak akabinde gelen şefkatli! sarılmada mı? Evet, işte bunu merak ediyorum. Sırf çok paralı ve yakışıklı olması nedeniyle adamın tüm iğrençliklerinin görmezden gelindiği bir kitap. Ayrıca Bella&Edward ile bir benzetme bence asla yok! Bende Grey'i Edward ile kıyaslamak, olsa olsa Edward'a hakaret olur! Grey'in geçmişte yaşadıkları ise az çok belli oldu ama ben yine de bu yaptıklarını savunucu bir durum göremedim. Tamam, 4 yaşına kadar eziyet çekmiş olabilir. Ama belli ki Elena denen hatunla yaşadıklarından pek memnun. Ayrıca anlamadığım bir konu var. Bir erkeğin cindellikle 15 yaşında tanışması Ana'yı neden bu kadar şaşırttı ki? Sonuça bir erkek için 15 bence erken bir yaş değil. Kaldı ki kendisi 20 yaşına kadar elini bile tuttumamışken birden BSDM bir ilişki içinde buldu kendini. Bence Grey'e üzüleceğine otursun kendisine bir baksın.Ayrıca yakışıklı bir yüz ile bu kadar salaklaşabilen bir insan nasıl olmuş da 20 yaşına kadar beklemiş şaşılacak bir olay. 2 günde rüyalarında bile sapıklamaşı ise ayrı bir olay. Düne kadar öpüşmeyi bilmiyorum diye geziyordu, sonra öyle bir rüyalar alemine daldı ki full bilgili insan zor görür yani... Kitabın sonu ise tam bir saçmalık! Onca haltı yedikten ve üstüne kendi isteğiyle dövüldükten sonra mı aklı başına geldi Ana'nın? Öncekileri pek güzel hazmetmişti oysa. Salaklığın daniskası yani! Neyse, daha fazla yazıp sinirlerimi daha faza zıplatmak istemiyorum. Benim için bu kitabın sadece güldüğüm 3-5 cümlesi dışında bir artı değeri yok. Ne Grey'in aşkına, ne de Ana'nın aşkına inancım yok. Zira bence ortada bir aşk yok. Cinselliği sadistçe yaşayan bir erkek ve sırf yakışıklı olduğu için ona aşık olduğunu düşünen bir kızın hikayesinden öte bir şey değil! Görür görmez aşkı anlarım ama ikinci bir bakışın bu aşkı gerçek kılacağına daha çok inanırım. Eğer Grey denen herfi bu kadar yakışıklı (yazar öyle diyor :P) ve paralı olmasa bu sapıklıklarıyla anca kendi kendini tatmin eder, 15 tane itaatkar bulamazdı! Sonuç itibariyle kitabı asla önereceğim bir kitap değil. Devamını okur muyun onu bile bilmiyorum. Zira hiç merak etmiyorum. +18 değil, +25 hatta +30 olduğunu söyleyerek de bu yorumumu bitiriyorum. Okumak isteyenlere de sabır diliyorum, emin olun çok ihtyacınız olacak :) Not: Tutku ve Sabır ile bu kitap mukayede edilemez. Çok farklı kulvardalar. Zira onlar erotik, bu ise porno!

Ölüm Elçisi
10/1019.10.2012

Baskı: Ölüm Elçisi

Bayıldım, bayıldım, bayıldım... Ne zamandır bir fantastik seriden böyle keyif almamıştım :)

Baskı: Ölümün Soğuk Nefesi

Çevirisinde ki sorunlara rağmen bayıldım. Birazdan çıkıp devamını alacağım :) Çatlak Madeline'in maceralerını ve Gabriel ile sonlarını çok merak etmekteyim. Düşmüş melekleri sevenlere tavsiye ederim :)

Vahşi Güzel
7/1001.10.2012

Baskı: Vahşi Güzel

Yazarın ilk kitabına oranla daha iyiydi ama diğer kitapları düşününce yine esinlenme fazlaydı. Ayrıca detaylı ve sık sık gelişen sevişmelerden gına geldi!!!!

Baskı: Kalbinde Bir Yer Aç (Chicago Stars, #2)

Bobby Tom resmen beni benden aldı :) Süper bir erkek karakterdi. Özelikle hatuna görür görmez aşık olmaması beni çok mutlu etti. Zira böylesi erkek karakterlerin ŞAK diye aşık olmaları bana hiç inandırıcı gelmiyor. Aynı bu kitapta olduğu gibi usul usul aşık olması ve kafasına dank etmesi beni acayip mutlu ediyor :) Kızımız Gracie ise alemdi. Hem melek, hem şeytan ;) Acayip zeki ve dobra yani o da tam benlik :) Tabi yan karakterlerde süperdi. Okurken kendimi kasabanın sokaklarında geziyormuş gibi hissettim. Çevirisi de çok başarılıydı. Favorilerime eklediğim ve tavsiye edebileceğim bir kitap. Tabi cinsellik bol olduğu için en azından +21 diyorum :)

Baskı: Aşk Yeniden (Virgin River, #1)

Bayıldım! Mükemmel ötesiydi ve yazar da favorilerim arasına girdi :) Ve Jack! Senin gibisi ne doğmuş ne de doğacaktır...

Baskı: Sana Bir Sır Vereceğim

Beklentilerimizin üzerinde bir kitaptı. konusu ve karakteri kolay kolay unutulmaz diye düşünüyorum. Özellikle fakir oğlan zengiz kız temasının böylesine farklı işlendiğine şahit olmamıştım. Tavsiye ederim...

Aile Onuru
6/1031.08.2012

Baskı: Aile Onuru

Konu güzel, çeviri güzel ama anlatım o kadar güzel değil. Nora veya Sandra'nın kalemindne çıksa tadından yenmezdi :)

Baskı: Şeytan Diyor ki (Cehennem Kulübü #1)

Süper bir kitaptı, büyük bir keyifle okudum. Hem güldüm hem duygulandım. Hele Max'in "beni kimse sevmedi" dediği bir bölüm vardı ki beni benden aldı. "Ben sevdim" diye diye okudum ;) Yazarın ilk kitabını sevmemiştim ama buna bayıldım. Zaten farklı bir seriymiş ve umarım devamı kısa zamanda gelir. Zira canavar dük'ün hikayesini acayip merak etmekteyim ;)

Kan Yangını
10/1021.08.2012

Baskı: Kan Yangını

Arka kapağını okuduğumda ve ruh eşi durumunu gördüğümde Kra Prens serisinin çakması olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. Her ne akdar bunda da ruh eşi durumu olsasa paranormal ve macera unsurlar ile farkını gösterdi. Ve bu nedenle büyük bir keyifle okudum. Özellikle sayfalarca süren sevişme sahneleri ve kan paylaşımları olmaması da büyük bir artı oldu :) Fantastik severlere öneririm :)

ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki