K
Kayla_Oz

29.10.2012

10/10

Kitaba 10 üzerinden 15, hatta 25 vermek istiyorum. Son zamanlarda okuduğum en duygu yüklü kitaptı. Beni benden aldı ve bitmesini hem istedim hem istemedim. Bu arada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bence yayınevi bu kitabı tanıtırken Grinin Elli Tonu kitabını öne sürerek büyük bir hata yapmış. Bu kitabın o iğrenç kitapla uzaktan yakından alakası yok. Tamam, bir kaç benzerlik var ama bunlar diğer kitaplarda da var. Mesele evlat edinme, zenginlik. Ama sırf bu nedenle iki kitabı aynı kategoriye koymak elma ile avokadoyu bir tutmak demek. Ayrıca hem yazarın yeteneğine hem yarattığı karakterlere HAKARET bence! Bir kere bu kitapta cinsellik yok denecek kadar az. Diğer kitap gibi sayfalar sevişmelerle, şaplaklarla ve iğrençliklerle değil, yoğun bir duygu patlaması ile doldurulmuş. Ayrıca yazar her bir karakteri ayrı ayrı seslendirmiş. Yan karakterlerin düşüncelerini bile dile getirmiş. Gabriel ve Julia iki ayrı yaralı kalp. Geçmişleri mutsuzluk, umutsuzluk, acı ve bir dolu kötü anıyla dolu. Bunların akabinde Gabriel bir hovarda olup çıkıyor, hatta kendini düşmüş bir melek olarak görüyor. Julia ise öz güvenini kaybediyor. Oysa tek istediği hayatında bir kez olsun sevilmek... Bu iki yaralı kalbin yıllar sonra birbirlerini bulması, birbirlerine olan aşkları ve bunu dile getirişleri ise çok çok güzel. Tüm kitap boyunca sanki biri kalbimi ellerinin arasına sıkıp durdu. Öyle çok etkilendim ki yüreğim acısı. Beni bu kadar etkileyen çok az kitap olur. Mesela Dokunuş da böyle etkilemişti, sonra Roma'nın Metresi ve Umut Dolu Bir Yaz. İyi kötü ne yaşanırsa yaşansın boğazım düğümlendi. Bu arada yazarın Dante ve Beatrice aşkına göndermeleri çok başarılıydı. Ki zaten o bölümlerden birini duvarda da paylaşmıştım. Dante Gabriel'i, Beatrice ise Julia'yı temsil ediyordu. Tek fark onların temsil ettikleri kişilerin aksine kavuşuyor olmaları. Bu arada, sadece bir bölümde sapkınlığa yakın bir olay geçti. Daha doğusu olayın geçmişte yaşandığı! Zaten Gabriel bundan pişman olmuş ve tekrarlamamış. Yani Grey salağı ile bir tutulması mümkün değil. Bir kere Gabriel, Julia değil şiddet göstermek kendi gözünden bile sakınan aşık bir adam. Ve aşkını dile getirmekten, hareketleriyle göstermekten de asla geri durmuyor. Hele kıskançlığı ahh ahhh öyle sahiplenici, öyle içten, öyle sevimli ki, insan kızamıyor bile... Bu arada çok hoşuma giden bir bölümü (ki aslında çok fazla böyle bölüm var ama hepsini paylaşırsam kitabı eklemem gerekebilir ;) )paylaşmak istiyorum. "Sana hiç ve de asla sahip olmam. Tamam mı? İnsanlar meleklere sahip olmazlar." "O zaman senin gibi biri bir meleğe ne yapar?" "Benim gibi biri, ona tapar. Onu anlamaya, gizlerini çözmeye çalışır. Arkadaş olmakla başlayabilir... Belki." Ahhh şu bölümü de paylaşmalıyım, çok etkiledi beni :) "Biliyorsun, birine bir şey yedirmek, sevginin ve uhabbetin en son düzeyidir... Kendini, yiyecek yoluyla, biriyle paylaşır gibi olursun." Gabriel pastadan bir lokma aldı, onun burnunun altına tuttu. "Şunu düşün. Komünyonda, kilisesede bize şarap verirler, annemiz bizi bebekken besler, çocukken hem anennemiz hem babamız bize yemek yedirir, partilerde arkadaşlarımız, birbirimizin vücudunu tanırken sevgilimiz... Bazen de birbirimizin ruhundan besleniriz." Aha, şimdi aklıma geldi. Grey ve Ana'sının :P mailları varsa, Gabriel ve Julia'nın da sms'leri var. Ama her biri aşk dolu. Asla hakim itaatkar ilişkisi yok. Kısaca 600 küsür sayfalık su gibi akıp gidiyor. Ama ara ara kitabı bırakıp kitapta geçen şarkıları bulmak için nete girmeniz gerekebiliyor :) İkinci kitabı bilemem ama bu kitap bence mükemmel, kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ederim. Ve emin olun benden daha şanlı olacaksınız. Zira ben yayınevinin tanıtımları yüzünden kitap boyunca Gabriel iğrençleşecek, içinden Grey çıkacak diye çok korktum.

Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)