
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim / Romanlar 3
Nazim Hikmet'in okudugum ilk romani. Cogu okuyucunun varligindan habersiz oldugu ya da yine bir siir kitabi sandığı eseri. Daha önce Nazim Hikmet'in hayatina dair Hifzi Topuz'un belgesel roman türünde yazdığı Hava Kurşun Gibi Agir kitabından sonra yazarin kendi hayatına dair kesitleri sunduğu, kurgusal ogelerle desteklediği bir baska eseri okumus oldum. Tabiki bu kez yazan kendisi olunca daha samimi oldu, daha anlamli oldu. Nazim Hikmet kitabinda kendisini Ahmet ve Ismail karakterleri uzerinden anlatmış. Yasadiklarini okuyucuya sunmus. Yasadigi dönemde cereyan eden, Osmanlı nin son donemleri, Kurtulus Savasi, siyasî krizler, Rus Ekim Devrimi, Suphilerin olayi gibi bircok hadiseyi bizlere okutturmus. Kitap donemin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel, askeri atmosferini yansitmasi acisindan da yine oldukca guzel bir kaynak olmus. ✅ Geneline bakinca yazarin sairane kimliginden de esintiler sunan bir yapi oldugu göze carpiyor. Bu siirsel anlatimin bence okumayi daha ahenklestirdigi ve zevkli kıldığı aşikar. 👀 Ahmet'in yasadiklari ve 42 gunluk kuduz nobeti uzerinden anlattiklari , Ismail'in yaşadıkları Nazim Hikmet'in yaşamına dair enstantaneler sunuyor. Basta birincil anlatimla baslayip ucuncu anlatima gecilmesi ve bu sekilde anlatış şeklinin değişmesi bence daha iyi ve ilgi cekici kilmis. Ve bunun yanısıra yine anlatim olarak zamansal gecislerin sık sık olmasi basta okumayi belki zorlu kilsa da kitap ilerleyince taslarin yerine oturduğunu gordukce alinan haz da paralel olarak artiyor. 👏 Bir bakiyorsun Istanbul, bir bakıyorsun Izmir , bir Bakıyorsun Rusya dönemleri...Farkli zamanlar,farkli mekanlar ama ayni insan. Sair kimligi ile taninan mavi gozlu dev icin nefis bir roman. Ayrica yine kitapta yer alan Çinli arkadaşı, Anuşka da Nazim'in hayatinda yer edinmis gercek kişiler. Zaten bu yönleriyle de kitabin bir otobiyografi oldugunu da görebiliyoruz. Tabiki tarihi ve siyasi unsurlarla bezenmis bir otobiyografik eser. 🧐 Halkimizin icinde bulunduğu zorlu durum, Nazim'in vatanseverliği de yine kitaptan aklimizda kalacak şeyler diyebilirim. Okumakta kesinlikle fayda var. 👍
Baskı: Şeytan'ın Günlüğü
Fuarda saticinin tavsiyesi ile edindiğim eser. Şeytan dünyaya iner cumlesini duyar duymaz tipki Mihail Bulgakov'un Usta ile Margaritta'sinda oldugu gibi dedim. Evet ustune bastınız dedi. Ve simdi kitapla ilgili elestirilere bakınca Bulgakov'un efsane kitabi Usta ile Margaritta'nin bu kitaptan esinlendigi söyleniyor. Olmasi yuksek ihtimal. Okuduktan sonra daha net kanaat getirdim. Kitap , tipki adindan da anlasilidigi gibi Şeytanin dünyada gecirdigi gunleri yansitmis. Seytan sıkılır ve dünyaya iner. Cani oyun oynamak ister. Bir is adamini öldürür ve bedenine girer. Roma'ya dogru yola cikar. Seytan , artik dünyada bir milyarderdir. 🔥 Ama hiçbir şey bekledigi gibi olmaz. Zira bir askin pencesine düşer. Ve gecirdigi her gun insanlastiginin farkina varir. Ama esas problem cok başkadır. Bambaskadir! Zira insanoglunun geldigi noktayi gorunce şeytan aralarinda cok saf kalmistir. Seytan bu dunyaya gore cok masum kalir. Etrafi leş kargalariyle cevrilir vesselam. Hele ki dustugu askin onu getirdiği konum, masumiyetine inandigi insanlarin aldigi son hal kitabin vurucu noktalari. ⚠️ Insanoglu oyle bir konuma gelmistir ki , bu bugun icin de gecerli ; kotulugun timsali şeytan insaoglunun eline su bile dokemez. Zenginsen,makam ve mevki sahibi isen etrafini bundan nemalanmaya çalışan acgozluler ile cerilmis gormen gecikmez. Iyilik coktan unutulmus. Kotuluk revaçta. Bu noktada , şeytanı kötülüğün odagi haline getirmek pek de akilci degil. Zira dunyanin geldigi konum, dustugu cukur seytanin de kötülük seviyesinin cok uzerinde. 👍
Baskı: Kardeş Kavgası
Nikos Kazancakis'in Yunan Ic Savasini konu edindigi roman. Küçük bir köy ozelinde, Kizillar ve Karalar etrafinda yasanan dramatik savasin ,ic mücadelenin yansimalarini en guzel sekilde bizlere sunmuş yazar. 👍Ama kesinlikle sadece bir ic savas degil bu eser. Kitapta bol bol Hıristiyanlığa elestiri var, yeni bir Isa arayisi aslinda kitabin ana unsuru. Bunun yanisira surekli sorgulamalar, varolusa dair sorular siklikla mevcut. Kazancakis'in genele bakinca Zorba'nin golgesinde kalan bu eseri de bence okunmasi gereken bir kitap. Kan, gozyasi, yoksulluk , nefret gibi kavramlari bolca barindiran bu eser aslinda insanoglunun araya nifak tohumlari ekilince nasil bir canavara düşeceğini, kardesi kardese nasil rahat sekilde kiydirabilecegini en iyi sekilde gostermistir. Bu olay ozelinde, hristiyanliga dair genel elestirilerin olmasi , dini eleştiri yönünün cok agir basmasi da yine kitabi ilginc kılmış. ✅ Peder Yannaros'un salt sevgi temelli, kardeslik temelli yaklasip iki ateş arasinda kalmasi kitap boyunca okuyucuya gerek gercekci betimlemelerle , gerek hafizaya kazindirilan cumlelerin tercihiyle en guzel sekilde yansitilmis. Surekli Isa peygamberden icinde bulundugu keşmekeşten kurtulmak, bu drama son vermek adina yardim istemistir. Ama yanit alamamistir. Insanoglunun en zalim yonlerini gormek adina net mesajlar verilmis bize. 🧐 Kizillar ve Karalarin tipki günümüz Orta Dogusunda yaşandığı gibi, bir takım dış mihraklar, kaostan beslenen, nemalanan somurgeler tarafindan birbirine nasil dusuruldugunun aci panaromasidir bu kitap. Basrole peder Yannaros'un konulup sevginin , dinin , tanrinin , peygamberin hatrina bu kiyima son verilme cabalarinin nasil karsiliksiz kaldığını aci sekilde görebiliyoruz. Yeter ki raydan cikmasin insanoglu ; durdurmaya ne mumkun degil mi ? 😕
Baskı: Uçurum İnsanları
Jack London'in yokluğu, yoksulluğu, sefaleti yüzümüze yüzümüze vurduğu eseri. Kitap yogun şekilde acı içeriyor dikkat. ⚠️ Yazar, eserinde Ingiltere 'de Londra'nin Dogu Yakası'ndaki icler acisi durumu tipki onlardan biriymiş gibi gezerek, gozlemleyerek okuyucuya aktarmış. Bati yakasi ile Dogu yakası arasinda sosyal,ekonomik ve insani acidan ucurum var. Zira Dogu yakasindakiler UCURUM INSANLARI'dir. Okudugum yuzlerce kitap icerisinde acinin ve yoklugun bu denli yurek burkan sekilde tasvir edildigi ikinci bir eser daha gormedim. Bircok hadise ,ortaya konulan bircok tablo canimi feba halde sıktı, huzunlendirdi. Yazarin betimlemelerdeki basarisi eseri oldukca daha etkileyici ve huzunlendirici kılmış. Zaten Jack London'in sosyal konularda yazmakta ne kadar yetkin oldugunu daha onceki eserlerinde tecrube edinmiştim. Kitapta ciddi sekilde donemin hukumetine ciddi elestiriler de mevcut. Sistemi sorgulayan, insanın düştüğü durumu gozumuze gozumuze sokan bir eser olmus. Okuduktan sonra insanin haline sukretmesine vesile olacak bir kitap oldugu aşikar. Yazarin Dogu Yakasi'nda bizzatihi halktan biri gibi sokaklarda gezmesi, yoksul evlerinde kalmasi, sefil durumda olmasi durumu daha iyi idrak etmemizi saglamis. Insanlarin acliktan maruz kaldiklari durum, hayatlarindan sogumasi ,canlarina kiymasi vs vs gercek anlamda fazlaca dram iceriyor. Hele ki beni en cok vuran bölüm, evi odasi haşareler tarafından basilmis, ölümünün farkina cok sonradan varilmis ve vucudunu haşerelerin kapladigi kadıncağız oldu. Bunun uzerine ciddi manada hayati sorgulamadim degil. Çünkü bu kitap degil, hayatin kendisi. Dunyanin bilmedigimiz, gitmediğimiz herhangi bir yerinde bu tablolarla karsilasmak cok mumkun. Gunesin doğuşu herkes icin romantik bir anlam ifade etmiyor ne yazik ki. Dunyada genel anlamda hegemonya belirli bir cevrede. Ve digerleri yani bizler bu egemen güce hizmet etmekteyiz maalesef. Kitapta yer alan şu cümleye sonuna kadar katılıyorum. " Çok sayida insanin bir tek kişiye elbise dikmek icin calismasi yuzunden bunca insan elbisesiz kalıyor. " Durum tam da bundan ibaret. Dibine kadar yokluk, dibine kadar yoksulluk. Ucurum Insanlari her sayfasiyla aciyi bize nüfuz eden , cokerten bir eser. Okuyunuz efenim. 👍👏
Baskı: Ben, Robot
Isaac Asimov'un 9 farkli öyküden oluşan ama birbirleriyle geçişleri olan, roman tadında eseri. Salt robotların hegemonyasinda geçen vurdulu kirdili aksiyon iceren bir kitap değil. Zaten Asimov'un , kendini bilim-kurguya adamis duayenin tarzi da değil. Genel olarak tüm öyküler üç robot kuralı uzerine dizayn edilmiş. #Robotlar insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak insanlara zarar verilmesine göz yumamaz. #Robotlar birinci kanunla çakışmadıgi surece insanlar tarafindan verilen emirlere itaat etmek zorundadir. #Robotlar birinci ya da ikinci kanunla cakismadigi müddetçe kendi varliklarini korumak zorundadir. Iste tam da kitapta yer alan butun oykuler bu maddeler etrafında sekillendirilmis. Bu maddelerdeki bosluklar uzerinden gidilmis. Hani cok etkilendin mi dersen , kesinlikle hayir. Hani acikcasi ben de bilimkurgu olunca biraz daha hareketli bir eser beklentisi icerisinde hissettim ke dimi ama dediğim gibi bu Asimov tarzi degil. Robot basrollu bir dunya tasvir etmis Asimov. Eserde yer alan Robotlarin da beyni var,duyguları var. Bu yönüyle benzerlerinden daha degisik bir goruntu sunuyor bize. Tabi hal boyle olunca da bir robopsikolog kadin da on plana cikarilmis. Haliyle duygu, dusunce var ise isin psikoloji tarafi da olmali. Belirli karakterler etrafindaki diyaloglar benim okuma şevkimi kirdi. Acikcasi okurken sıktı. Yoksa genel itibariyle ve benzerlerinden ayrışan yonleri ile kesinlikle basit bir bilimkurgu kitabi degil. Filmi basrollerini Will Smith'in oynamasi yonuyle bol aksiyon ogeleriyle suslenmisti. Kitapta bunu bulamazsiniz simdiden diyeyim efenim. 🧐⚠️
Baskı: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
Kesinlikle türünün en önemli kitaplarindan biri. Zaten savaşa dair filmleri,belgeselleri ve de kitaplari hep çok sevmisimdir. Çünkü insanin en gerçek yüzünü ortaya koyar türde bir ortamin,durumun yansimasi olarak gösteriliyor. 👍 Diyarbakir'da düzenlenen kitap fuarinda uzun süredir aradigim bu kitabi yeni baskisiyla almak hoş oldu. Tam da Barış Pınarı Harekatı esnasinda okumam da ayri bir tesadüf. Kitap bizlere savaş çığırtkanlığı yapanlarin belirli bir kesim olduğunu (oldukca küçük bir yapi ) , savaştan etkilenenlerin ise insanlik olduğunu, savasin gercek ve kirli yüzünü, cephe arkasinda yaşananları en güzel şekilde ifade ediyor. ⚔ Kitap 1.Dunya Savaşında Bati cephesinde, Almanya ile Fransa arasindaki siper savasini konu edinmiş. Siperde yer alan askerlerin günlük rutinleri,çektiği acilar,savasa dair düşünceleri dile getirilmiş. Bu noktada savaşın karanlik yüzünü daha net görebiliyoruz. Cunku kitap tipki filmi gibi oldukca gerçekçi. 📽 Almanlar ile Fransizlarin bu siper savasinda dair bazi belgeseller ve tarihi kaynaklardan yararlanildigi zaman oldukca ilginc enstantaneler ile karsilasacaksiniz. Askerlerin , bu savasi cikaranlara inat tutumları sizlerin oldukca ilgisini cekecek. Birbirlerini vurmamalari, birbirlerinin siperlerine gidip gelmeleri,birbirlerine ikramda bulunmalari vs vs...✌ Ozellikle kitapta siradan,insani eylemlerin savas esnasinda nasil büyük bir nimete ,zevke dönüştüğü aci şekilde karsimiza cikiyor. Kitabin kahramaninin siper arkadaslari, asker arkadaslarinin hastaliklarla kirilmasi, hastane ortaminda yasadiklari ve yine kitabin sonunda kendisinin maruz kaldigi durum zihnimize kapilacaktir. Neticede her sey oldukca siradandir,Bati Cephesinde Yeni Bir Sey Yok hala da denebilir. 📖 Kesinlikle okunmasi gereken kitaplardan biri sinifinda yer alması gereken bir eser. 📢⚠️
Baskı: Nar Ağacı
Daha önce Yusuf ile Züleyha'sını okuduğum Nazan Bekiroğlu 'nun ikinci eseri olacak. Başlarda ağır ilerleyen ama sonrasinda su misali akan bir kitap. 🌿 Içerisinde aşkı, acıyı, vuslati, silayi, ozlemi,ayrılığı, savasi ve daha bircok unsuru barindiran hacimce dolu bir eser ortaya koymuş Bekiroğlu. Daha çok kahramanlarin ön plana çıkarıldığı degil de surecin on plana çıktığı bir eser. 🧐 Ailesinin kökenini bulmak adina araştırmaya giren anlaticinin solugu Tebriz'de,Batum'da,Tiflis'te, Trabzon'da bulmasıyla suregelen olaylar silsilesi.🌎 🏃♂️ Yer yer betimlemelerin cok fazla one çıktığı, okuyucuyu sikmaya başladığı anlar olsa da genel anlamda oldukca akici bir kitap. Surekli bir yerlerden bir yerlere sürüklenmek de ayri bir keyif oldu. 👌 Kimisi icin kitapta aşk ve aci, ayrilik kisimlari daha on plana cikarilabilir daha ilgi çekebilir ama benim özelimde ozellikle Balkan Savasi, Rus devrimi, 1.Dunya Savaşına giden yol, Osmanli donemi goc hareketleri, Iskan politiklari gibi tarihsel unsurlar tarihe ilgisi olan biri olarak oldukca dikkatimi cekti. Ozellikle Balkan savaşına gidip de hastaliktan donemeyen Ismail'in cizdigi Balkan Savasi Osmanlı Ordusu görünümü beni derinden etkiledi. Bunlar savasin aci ve ayni zamanda gercek yüzü. 😕 Bunlara bakarak da donemin panaromasi hakkinda fikir sahibi olunabilir elbette. Setterhan'in yani anlaticinin Azam ile olan aski,uğradığı kimine gore ihanet kimine gore normal bir durum ; Zehra ile kaderin onu bulusturmasi ve yeni bir aska yelken acmalari.. Kitabin genel itibariyle gezi yazisi tadında bolumler de mevcut. Dolu dolu bir kitap velhasil kelâm. Keyifli okumalar. 🌿🍃📖
Baskı: Zamanın Daha Kısa Tarihi
Fazlasiyla fizik,astronomi,kimya gibi bilimsel terimler iceren ( kitabin turu itibariyle zaten çok dogal ) bu kitap bu konuda yazilabilecek en sade şekilde bizlere sunulmus. Ama acikcasi bu konularda pek de yetkin olmadigim ve de musait zamanlarda kitabi okumaya zaman bulamadigim icin kitabi ozumsemekte büyük sikinti yasadim. Daha rahat kafayla , daha uygun bi zamanda tekrardan okumam gerektiğine inandığım kitaplarin basinda gelecek. Zira , yapisi itibariyle üniversitelerde ders olarak dahi anlatilabilecek yapida bir eser. Dunyanin bugune kadar geldiği aşamalar, adini duyup da icerigini bilmediğimiz bircok bilimsel terim, argumanlara ışık tutmaya calismis yazar. Dedigim gibi ozellikle bu konulara ilgi duyan biri icin nimet gibi kitap sanirim. 👉✌ Kitapta bizler onune serilen tablolar cidden zihnimizin sinirlarini zorlayacak nitelikte. Oyle sayilar,oyle baglantilar var ki cogumuzun en sade bicimde düşündüğü bircok olayin ardini gormemiz, hayal edebilmemiz acisindan muhteşem veriler ortaya konmus.
Baskı: Elveda Gülsarı
Benim icin en degerli yazarlardan. Kirgiz Yasar Kemal'dir benim icin Cengiz Aytmatov...👍 Diger romanlarında olduğu gibi hüznü ilmik ilmik işlemiş Aytmatov. 😥 Konusu itibariyle bir atı basrole koysa da bircok unsuru bir arada barindiran son derece etkili bir roman. Zaten Aytmatov'un tum romanlarinda bu yetkinligi gorebiliriz. Sovyet rejimine,komunizme de ciddi elestirilerin getirildigini cok net olarak görebiliyoruz. Ozellikle kitabin kahramani Tanabay'in rejim ugruna çektiklerini ve en son düştüğü konumu gorunce zaten komunizmin nasil çöktüğüne dair emareleri de buluyoruz. Halkin ne tur zor durumlara düştüğü, sistemin nasil tabani kemirdigini net olarak görebiliyoruz. Siyasi mesajlarin yanisira Kazak ve Kirgiz kültürüne ait turkuler,sarkilar , orf ve adetlerin de islendigi , huzun ile harmanlandığıni gorebiliyoruz. Bu cografyaya ait yazarin yaptigi basarili betimlemeler romani daha yogun sekilde hissetmemizi sağlıyor kesinlikle. Zaten bosuna onun icin Kirgiz Yasar Kemal demiyorum. Kesinlikle o da Yasar Kemal gibi tasviri on planda bulunduran, sisteme yonelik elestiriler getirmekten kendini alikoymayan bi yazar. 🌎🌏 Gulsari ( at ) ozelinde özellikle çektikleri, asil sahibi olan Tanabay'in cektikleri birbirine paralel.🐎🏃♂️ Ikisi de kendi ozellerinde hayatin sillesini yiyorlar. Kitabin basi, sonu aslinda. Kahraman bugune kadar icinde Gulsari'nin oldugu aci ve elem dolu hayatini biz okuyuculara en samimi sekilde aktariyor. Asi,dedigim dedik kimligi ile dikkati ceken Tanabay'in aşklarına da yer verilmis eserde. ❤ Ozellikle yine kitabin sonu itibariyle huznun tirmandigini goreceksiniz. Kitap zaten tum içeriğiyle hüzün temali ama sonlarda bunun had safhada olduguna taniklik edeceksiniz. Bir hayvani odak noktasi haline getiren romanlar, filmler zaten hep ilgimi çekmistir ama tabiki konunun da iyi islenmesi ve gerekli mesajlarin verilmesi sartiyla. Tam da bu noktada aradigim romanlardan biri sayılabilir. Tanabay ve Gulsari'nin hikayelerinin anlatildigi Kirgiz ve Kazak kulturune ait unsurlarla bezenmis, komunizme elestirilerin getirildigi, huznun her an karsiniza ciktigi bu kitabi okumanizi siddetle oneririm. 👉✌📖
Baskı: Algernon'a Çiçekler
Son zamanlarda okuduğum en çarpıcı ve daha da ilerisine gideyim okudugum en iyi romanlardan birisi oldu. ✌ Çok yüksek bir dağ ve zirvesine tirmaniyorsunuz. Ve artik zirveye ulasmissinizdir. Oranin sahibi olmussunuzdur. Ama bu cikisin bir de inisi vardir. Asla oranin sahibi olamadiginizin farkına varmak... Kitap ile ilgili yukardaki teşbihi kullanmam yersiz değil sanirim. Kitabin konusuna gelince : Charlie Gordon daha önce Algernon adinda bir farede denenmiş, ıq seviyesi cok düşük olan bir insanin bir dizi operasyonla cok yuksek,normalden çok daha yuksek bir ıq'ya sahip olabilmesini amac edinen bir operasyon uygulanan ıq seviyesi cok düşük bir denektir. Operasyondan sonra dahi haline gelmistir. Bütün bu gelisimini rapor halinde gün gün tutmustur, raporlarina bakarak,imla hatalarina bakarak dahi ondaki gelisim cok net gorulmektedir. Ama bir sorun vardir, aptalken sahip oldugu mutluluk, dostlugu yuksek zeka seviyesine sahipken asla bulamamış ve tutunamamistir. Sonrasi malumun ilanı adeta. O zirve acaba ona mi ait ? Kalici mi ? Gordon'in gun gun erimesi,caresizlesmesi,ben geliyorum diyen eski gunler. Buram buram yalnizlik. 😕 Insanin icini burkan sona dogru atilan adimlar. Fazlasiyla spoiler iceren bir kitap yorumu oldu ama cidden beni ziyadesiyle huzunlendirdi. Ve su soruyu sorduruyor kitap : "Mutluluk içeren bir aptallik mi , buram buram yalnizlik kokan bir deha olma durumu mu ?" 🧐 Kitap , fazlasiyla sosyoloji,psikoloji, egitim bilimleri gibi alanlardan esintiler sunuyor. Bu yönü ile bu alanlarda ogrenim goren öğrencilere ve bu alanlara ilgisi olanlara okutulmasi gereken,onerilmesi gereken bir eser. Neden bu denli etkileyici ve genis capli bir eser daha fazla ün kazanmamis, daha genis kitlelere ulasmamis aklimi kurcaladi. Ve 1950 yapimi olup bu kadar guncellik sunabilmesi,hic siritmamasi da ayri bi guzellik. Muhtesem bir kitap. Her yönüyle. 👌👏
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Son derece yoksul bir ailenin 5 yaşındaki minik çocukları Zeze'nin başından geçenleri anlattığı, yazarin gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak oluşturduğu insanı derinden etkileyen, yer yer güldürse de genel itibariyle huzunlendiren kitabi. 😕 Yokluğu, yoksulluğu derinden hissettiriyor. Hele ki bu yoklugun minicik bir yurekteki karşılığını görmek daha da etkisi altina aliyor insani. Zeze. Henuz 5 yasinda olmasina ragmen yasindan ve kendisinden beklenmeyecek derecede bir zekaya sahip çocuk. Bir o kadar haşarı ve yaramaz. Aile fertlerinden sürekli olarak gormus oldugu siddet yaşama sevincini elinden aliyor bu minik afacanin. 👎 Kitapta insanin gozlerini dolduran, aglatan o kadar cok enstantane var ki.. Hele Noel gecesi gelmeyen hediye... O kadar hazirlanip , o kadar yol katedip kamyon dolusu oyuncaktan pay almak isteyip hicbir sey bulamamak... Buna benzer bir sürü hadise... Yokluğun ne demek oldugunu en iyi yokluğu çekenler anlar. Ben iliklerime kadar hissettim kitabi, Zeze'yi. 👏 Baslarda dusmani olarak addettiği Portugo ile kurduğu muhtesem dostluk , minik yureginin ve tum safliginin karsiligi olan Seker Portakali ile kurdugu dostluk kitabi daha etkileyici ve anlamli kılmış.☀️ Kitap bastan sona samimiyet kokuyor,huzun kokuyor.😥 Minik bir yuregin basrolu oynadığı bir eserden beklenen samimiyeti yazar dibine kadar vermis. Ailesinde ona en yakin olan Gloria'yi bir kenara bırakırsak,gecim derdine dusmus annesini de cikarirsak pek saglikli bir aile ortamında buyumeyen bu cocugun verdigi mücadeleyi, gosterdigi gelisimi huzunlenerek okuyacaksiniz.Yasanan olaylar uzerine detay vererek okumaniza tesir etmek istemiyorum ama Portugo ile gecen zamanları,konusmalari beni ziyadesiyle bagladi kitaba,Zeze'ye. #Bilesin ki kalbimiz kocaman olduğu sürece sevdiğimiz her şey içine sığar. #Çünkü dunyanin en iyi insani sensin.Senin yanindayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor. Bu kitabin bir donem mustehcen unsurlar barindirdigi gerekcesiyle MEB tarafindan yasaklanmış oldugunu ogrendim. Şok oldum.Okuyunuz efenim.Okutun.🌍📖
Baskı: Fahrenheit 451
Distopya türünde yazılmış nefis bir eser. Tamamen kendinizi vererek,odaklanarak birkaç saatte okunabilecek akiciligi olan ; yillar boyu ise zihinlerinize kazinacak yetkinlige sahip bir romandan soz ediyorum. Kitaplar...Ah kitaplar. Hayatimizin en guzel köşesine kurulmasi gereken ama bir köşeye atilmis olan içi hazinelerle dolu kağıt parçalarından oluşan nesneler. 📖 Her kitap ayri bir dünyadır denmemis boşuna. 🌍 Işte tam da bunu anlatiyor bu kitap. Bu kadar etkili bir nesnenin dogru kullanimi ile tek tip insan modeli yaratmak isteyen, düşünmeyen, sorgulamayan bir kitle olusturmak isteyen ust idarenin nasil bir tehlike altina girebilecegini tasavvur edebiliyor musunuz? 🙄 Montag bir itfaiyecidir. Ama yangin söndürmekle görevli bu meslek grubu kitapta insanlari dusunmeye tesvik eden, sorgulatan kitapları, tum kitaplari yakmakla gorevli devlet memurlaridir. Tabiii her seyin değiştiği, tum gidisatin seyir değiştirdiği bir yer vardir. Montag'ın 17 yasindaki Clarisse ile konusmasindan sonra ondan yapilmamasi isteneni yapiyor : sorguluyor! Sonrası ise bilgiye,dusunceye onem veren bir adamin mücadelesi haline geliyor. 🏃♂️ 1950 soguk savas doneminde yazilmis ve 21.yuzyil ortalarini tasavvur eden bu eser her yonuyle harika bir bilim kurgu romani. Donemin zihniyetini ortaya koymasi ile de hafif çapta tarihi ipuçları da veriyor. 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi cooook unlu distopik romanlardaki kadar yeni dunya tasvirlerine genis olarak yer vermiyor kitap ama ana tema itibariyle en az onlar kadar ehemmiyete sahip bir roman zannimca. 👌 Düşünebiliyor musunuz yahu ; kitap en buyuk tehlike olarak görülüyor! Peki kim için? Prototip insan modeli yaratmak,kitleleri pesinden sorgusuz sualsiz suruklemek isteyenler için! Tabiki en buyuk bomba kitaptır bu güruh icin! Okuyunuz efenim, tek tiplesmeyin! ⚠️☀️
Baskı: Pal Sokağı Çocukları
Pal Sokağı çocuklarından dünyaya birlik,beraberlik mesaji. ✌ Kesinlikle bir çocuk kitabi olarak görülmemesi gereken bir eser. Özellikle çocukların kendi alanlarini korumak ugruna verdiği savaş kitabin konusunu oluşturuyor. Bu konu üzerinden verilen dostlugun önemi, dürüstlük, doğruluk, cesaret ,kardeslik gibi kavramlar okuyucuya en guzel sekilde asilandiliyor. 👉👌 Ortada bir savas olsa dahi cocuklarin birbirilerine duydugu saygi, bu savasin etik belirli kurallar cercevesinde sekillenmesi, yine son derece anlamli sekilde kaybetmenin de duruşlarından bir taviz verdirmemesi zihnimize guzel sekilde kazinacaktır kesinlikle. 👀 Okulda kurulan macun kulubu de oldukca ilgimi çekti, macunlarin toplanmasi, bozulmamasi icin uyeler tarafından cignenmesi enteresan hadiseler. Ve bu dernegin son derece resmi sekilde islemesi, cocuklarin her turlu dernek kuralina buyuk bir bağlılıkla riayet etmesi aklimdan çıkmayacaktır. Savaşa kadar olan süreç ve savaş sonrası süreç, minik yureklerden insanlığa dair bir sürü mesajla dolu bu son derece icten eserin klasik olmamasi son derece normal. 📖🌍 Fazla detaylarla bogmamak ve sizi okumaktan alikoymamak adina bazi seyleri yazmaktan imtina ediniyorum ama Nemecek karakteri beni etkiledi. Ve tabiki Pal sokagi çocuklarınin lideri, generali Boka yine Kizil Gomleklilerin lideri Feri Ats da oldukca anlam yuklu karakterler. O kadar mücadeleye rağmen bu liderlerin birbirlerine karsi duruslari aslinda bircok seyi anlatıyor. Nemecek'in , terzinin çocuğuna karsi bu liderlerin son asamadaki duruslari sizleri oldukça huzunlendirecektir. 😕 Velhasil kelam, komple bir kitap. Oyle vay efenim cocuk kitabi denilip atılacak degil, buyuk mesajlar alinacak bir klasik eser. Iyi okumalar. 👏
Baskı: Çizgili Pijamalı Çocuk
Tıpkı filmi gibi beni derinden yaralayan, son derece trajik bir eser. 😥 Güzel yürekli Bruno ve Shmuel'in gozlerinden irkciliga dair muthis mesajlar iceriyor kitap. Yahudilerin ikinci dunya savasi doneminde Hitler tarafindan ugradiklari soykirimi ele almis, tipki birçok filmde olduğu gibi bu zulmu en iyi sekilde piyasaya surmuslerdir. Müthiş hüzünlü bir kitap. Tabiki basrollerini iki cocugun paylasmasi, mesajlarin daha samimi, icten ve vurucu olmasini saglamistir. Keske Bruno gibi bakabilsek dünyaya diye ic gecirmedim değil. 😕 Dunyanin neresinde olursa olsun, kime karsi olursa olsun irkcilik zehirdir. Insanliga birakilmis zehirli bir mirastir. Ozellikle ikinci dunya savaşı öncesi ve sonrasında en etkili oldugu donemleri yasamistir faşizm. Bu kitabi okurken , Shmuel in o vakur duruşu, Bruno'nun insani , samimi yaklaşımı icimizi isitiyor, neden hep kötülük, neden hep zulum diye sorduruyor. Cocuklarin gozunden anlatilan her hikaye, icinde cocuk olan her eser bir baskadir. Ayri bir anlam ifade eder. Hedef kitleyi daha bi etkisi altina alir. 👌 Okuyunuz efenim, fasizme karsi durunuz, cocuk olunuz, cocuk gozuyle bakiniz dünyaya, icinizde kin, nefret olmadan her seyi kucaklayarak, hayati severek yaşayınız. ☀️ Kitaptaki olaylar hakkinda pek bir kopya vermek istemiyorum, özellikle sonlara dogru huznun tirmanmaya başladığını goreceginizi soylemem sanirim yetecektir. Keyifle ve düşünerek okuyunuz. 📖
Baskı: Şehirden İndim Köye
Aziz Nesin'in yine mizahi unsurlari barindiran, bolca ironi iceren cesitli öykülerden olusan eğlenceli kitabi. Yine kitapta kendine ozgu bazi kelimeleri kullanma biçimi goze çarpıyor. Bunlari yazim hatasi degil de Aziz Nesin'e has kullanim olarak görmekte fayda var. Yine hikayelerde kullanılan yoresel dil, kitabi daha okunasi kılmış, daha eglenceli bir hale getirmis bence. Keyifli okumalar herkese. 🤠
Baskı: Kar Kokusu
Polisiye kitaplarin efendisi Ahmet Ümit'in bir kitabi daha. 👮♂️ Kitap, Rusya'da idolojik eğitim alan komünizm yanlısı bir okulda cereyan eden cinayeti konu ediniyor. Birçok farkli ulkeden insani barindiran bu okuldaki cinayet Türklerin arasinda gerçekleşiyor. Ve Rus polisleri olayi aydinlatmaya çalışıyor. Konusu hakkinda kalan kısımları okuyup gormenizde fayda var. 🏃♂️ Şunu söylemeliyim ki ; okuduğum diger polisiye kitaplarina nazaran sönük kaldi. Okurken merak duygumu diger kitaplarinda oldugu kadar körüklemedi. 🤔 Cinayetin ele alinisi ve bence cinayete dair islenen süreç yetersiz kalmis. Zihnimizi ablukaya alacak, bizi dusuncelere surukleyecek bir olay örgüsü yoktu sanirim. 👎 Ve yine beni hayalkırıklığına ugratan şey; cinayetin faili. Diger kitaplarindaki sag gosterip sol vurma ifadesini kesinlikle bu kitap ozelinde kullanamayacağım. Zaten fail olarak odaklanan 2 şahıs var kitap genelinde. Tabi yine Ahmet Umit diye okunabilecek bir kitap ama cok yetkin mi ? Pek sanmam. Dili ve akiciligi konusunda ise güzel bence.
Baskı: Çakıcı'nın İlk Kurşunu
Sabahattin Ali'nin birkac öykü, siirleri ve bazi konular hakkindaki yazilardan oluşan kitabi. Ozellikle kitaba adini veren Çakıcı 'nin Ilk Kurşunu Yasar Kemal'in Ince Memed'inden esintiler sunan, duzeni sorgulayan, baskaldiriyi benimseten vurucu bir hikaye. Arkalarina birini alarak bir yerlere gelen, fakirin sirtindan zengin olan, yoksulu , güçsüzü ezen duzene karsi daga cikan genç Memed'in verdiği mucadele aktarilmis. Hazin bir öykü. Robin Hood da insanin aklına gelmiyor degil okuyunca kitabi.
Baskı: İstanbul Hatırası
Yine Ahmet Ümit, yine nefis bir polisiye roman. Tartışmasız edebiyatımızın bu alanda en yetkini.👌 Edebi dili itibariyle hiç sıkmayan, kendini okutturan, herhangi bir anlam kargaşasına mahal vermeyen, son derece yalın ve yetkin bir eser oldugu kanaatindeyim. 👏 Içerige gelirsek ; yine bir cinayet hatta cinayetler serisi ile karşı karsiyayiz. Basrollerde Komiser Nevzat ve yardimcilari Ali ve Zeynep var. Bu kez işlenen bu seri cinayetlerin anlami bambaşka. Çünkü ortada, tarihimize ışık tutmuş kadim şehir Istanbul var. Cinayetler Istanbul'un tarihiyle iliskili. Bizanstan Romaya, Osmanli'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar bu sehire anlam yuklemis, bu sehrin tarihine kazinmis simalara atfedilmis ölümler silsilesi...Kesinlikle iyi bir tarih arastirmasi ile kaleme alinmis bir eser. Benim gibi tarihe ve tarihsel olaylara merakli biri icin bicilmez kaftan olmus. Zira yazar, ulkemizin belki de en guzel sehiri olan Istanbul'un tarihsel elekten gecirilmis halini biz okuyuculara en guzel sekilde sunuyor. Nice imparator,yoneticiler, nice tarihi eserleri ile buram buram Istanbul kokuyor kitap. 🌁🌉🌆🌇 Cinayetlerin Istanbul'un tarihiyle harmanlanmasi beni oldukca etkiledi. Okumaktan kesinlikle bir an olsun sıkılmadım. Faillerin arandığı cinayetlerde sürekli ayni kisir döngü icinde giden surecte okuyucuya sag gösterilip sol vurulmus. Acikcasi ben,kitap içerisinde verilen bilgiler,karakterlerin yansıtılmış bicimleri ve ozellikleri, islenen cinayetlerdeki birtakim ipuclari ile son 90, 100 sayfa kala cinayetleri kim ya da kimlerin işlemiş olabileceği hakkında yaptigim yorumda hakli ciktim. Zaten polisiye kitabin okuyucuya kattığı heyecan da bu. Okurken komiser Nevzat oluyoruz hepimiz. Bütün parcalari biraraya getirmenin, zekamizi ortaya koymanin keyfini sürüyoruz. Film tadinda bir kitap yazmis yine Ahmet Ümit. Polisiye deyip gecmemek lazim. 🚔 Yine kitap icinde barındırdığı, ozellikle son kisimlarinda nirvanaya ulaşan hüzün duygusu ile hafizama kazınmış oldu. Bazen hic istemezsen bile yapmak zorunda kalirsin bazi seyleri. Hele ki mesleğin bunu gerektiriyorsa. Hic beklemediğin yerden vurur seni hayat...
Baskı: Adamı Zorla Deli Ederler
Aziz Nesin 'in seçilmiş öykülerinden oluşmuş yine mizahi unsurlarin ön plana ciktigi eserini keyifle okudum. 👍 Aziz Nesin tipki diger kitaplarinda oldugu gibi toplumumuzun garip yönlerini, işlemeyen sistemin aksaklıklarını ironi yollu cok guzel sergilemiş okuyucuyu. Keyifle okunacak 25 öyküden meydana gelen bir kitap. Öykülerinde yoresel soyleyislere bolca yer vermesi, gunluk hayatta surekli karsimiza cikan seyleri islemesi kitabi oldukça renkli kılmış. 📖 Özellikle Hangi Parti Kazanacak? , Bay Düdük, Sınır Üstündeki Ev , Adami Zorla Deli Ederler , Nazik Alet , Gözüne Gözlük, Fişe Giren Çıkamaz, Sizin Memlekette Eşek Yok Mu? gibi oykuleri hem güldüren hem düşündüren yönleri ile oldukcs hoşuma gitti. Mizahi bu denli etkin kullanan Aziz Nesin'in işlediği konularin topluma yakınlığı zaten bizi en guzel sekilde cezbeden tarafı. ☝️ Keyifle okuduğum, çokça güldüğüm , " yahu aynen böyle oluyor" diye çokça dedirten bir eser oldu benim için. Sizlere de tavsiye ederim. 👌
Baskı: Sırça Köşk
Açıkçası pek büyük beklentilerle okumaya başlamadım ama beni cok sasirtti. Bu kadar iyi sekilde toplumsal elestirinin, ironinin olmasi beni cok etkiledi. Efsane romanlarıyla zihnime kazinan Sabahattin Ali'nin bu öykü kitabi ve ozellikle de kitaba adini veren Sırça Köşk 'ü hiçbir zaman unutulmayacak bende. Sabahattin Ali toplumcu-gercekci bir yazar olarak toplumsal yaşama dair, yanlis isleyen sisteme dair, insana dair tum gercekligiyle eserlerini ortaya koyan bir yazar olarak birlik beraberliğin, insana verilmeyen degerin , sistemin toplumu nasil kolelestirdiginin , bircok kurumda meydana gelen haksizligin , sindirilmeye calisilan , kaale alinmayan insanin en guzel sekilde yansitildigi bir eseri kaleme almis. Ozellikle Beyaz Bir Gemi , Böbrek , Çilli, Dekolman , Cankurtaran ,Kurtla Kuzu oykulerini cok begendim. Ve bunlarin yanisira masallar da yine muhtesemdi. Verilmek istenen mesaji en guzel sekilde vermis yazar. Zaten dili itibariyle de kendini okutturan bir kitap. Zamaninda yasaklanmış olmasi da beni sasirtmadi acikcasi. Cunku tamamen bir sistem eleştirisi kitabi. Yasadigi donemi ve çektiği zorluklari bilen biri olarak bu kitabin neden yasaklandigini da cok net olarak görebiliyorum.
Baskı: Zorro
Zorro karakterini baslarda ustlenen Diego'nun cocuklugu ve son geldigi nokta ile adim adim işlenmiş. Benimsetilmis okuyucuya. Yine Kızılderili olan cocukluk arkadasi Bernardo'nun da zaman icindeki gelisimi,olgunlasmasi da gelisen olaylardaki oynadığı rol acisindan guzel şekilde yansitilmis. Içinde aski da barindiran bir eser. Ama genel itibariyle Zorro (Diego) özelinde platonik bir ask..Korsanlarla olan temas ve sonrasinda gelisen karsiliksiz ask hikayesi de okuyucuyu kitabin icinde tutmustur. Zorro'nun yine adaleti saglamak adina giristigi amansiz maceralar da kitabin heyecan dozajini arttirmistir. Zorro bir kahramandır ve butun olarak bakinca bu kahramanligi 3 ayri karakter uzerinde gostermis yazar. Film tadinda bir eser olduğunu ifade etmekte fayda var. Edebi anlamda ne katar hatta bir sey katar mi bilmem ama okunabilir bir kitap.
Baskı: Hangi Batı
Kitap, Attila Ilhan'in yanlis batililasmayi, donemin siyasi atmosferini, dunya uzerinde suregelen bloklasmalari, anlaşmazlıkları yansitmak uzere yazilmis. Tıpkı kitapta belirtildiği gibi bizler batililasmayi,tamamen batili olmak olarak almisiz. Batının neyi var neyi yoksa kendimize empoze etmisiz. Her seyin en dogrusu onlardadir anlayisiyla yaklaşmışiz. Kendi kültürümüzden ,yaşantımızdan, geleneklerimizden goreneklerimizden ödün vermişiz. Kendimize yüzümüzü ters dondermisiz vesselam(!) Atatürk, muasir medeniyetler seviyesine ulasmayi şiar edinmiş kendine ve milletine ama asla ve asla batililasmayi değil! Batinin bilimine,ilimine kimse sirt cevirmemeli ama batiya bakip kendi oz kulturumuz icinde yogrulmus,bize ait olani yapmamiz gerektigini benimsemis. Yazar ozellikle tanzimat konusuna da deginmis kitapta.Tanzimatin,batili buyuk devletler tarafindan bize dayatıldığını,bizi bizden almak amaciyla ilan ettirildiği. Hayri degil şerri körüklediğini ifade ediyor. Ozellikle aydinimizdaki Fransiz egilimi ciddi manada elestirilmis. Fransizin her seyine sorgusuz sualsiz yaklasip el ustunde tutan, kendini kucuk goren anlayisi ciddi manada elestirmis. Fransizin da nasil bizim gibi başkalarını da her anlamda sömürdüğü acikca ortaya konmustur. Yazar tabiki moderniteden yanadir ama kesinlikle batililasmaktan yana degil. Ulusal degerlerden kesinlikle her daim vazgecilmemesi gerektigini ifade etmistir. Bu içi boş bati hayranliginin kendi degerlerimize ihanet olduğunu ne kadar engin bir kulturel gecmisimiz olduğunu unutmamamiz gerektigini ifade etmistir. Yazarin kapitalizm,sosyalizm ile ilgili dusunceleri basta ABD,Rusya olmak uzere dunya duzeninin nasil birileri tarafindan domine edildiği, bizim bu noktadaki konumumuzun nasil olmasi gerektiginden bahsetmis. Bir nevi siyasi panaroma da sunmus bize doneme dair. Ozellikle Afrikalinin nasil batili tarafindan somuruldugu,gecmislerinin unutturulduguna dair cok guzel ornekler verilmis,tespitler yapilmis. Ozellikle Atatürk zihniyetini benimsememizin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha anliyoruz. Aslinda zengin icerige sahip essiz deryayiz ama bu deryayi batinin kiriyle kirletiyoruz!
Baskı: Ölmüş Eşek
Ölmüş Eşek 'ten Eşekarisina mektuplardan oluşan toplumsal yergi içeren, mizahi unsurların bolca bulunduğu kitap. Aziz Nesin , Türk edebiyatinda hiciv denilince şüphesiz ki ilk aklan gelen yazar. Yine bu eserinde toplumun hemen hemen her kademesindeki aksaklıkları, eksiklikleri ; toplumsal yaşamdaki garip bi hadiseleri , sistemin tuhaf şekilde işleyen yapısını mizahi unsurları bol bol kullanarak ele almıştır. Okurken , cidden bazen anlatilanlarin basiniza mutlaka bir devlet dairesinde gelmis oldugunu animsayabilirsiniz. Zaten isler genellikle ertelendiği icin, baskalarina devreldigi icin, karışıklık ciktigi icin ya da sistemdeki yapisal bosluklardan kaynakli aksakliklar öne sürüldüğü icin birçok zaman biz de halletmek istedigimiz isler karsisinda tabiri caizse kisir bir döngünün ortasinda buluruz kendimizi. Bircok aşama katettigimizi saniriz ama hala meselenin basindayizdir cogu zaman. Tam da bunlari mukemmel hiciv yeteneği ile gozlerimizin onune sürüyor yazar. Ölülerin hikayeleri basta olmak uzere kitap beni fazlasıyla eglendirdi. Güldürdü. Ama Nasrettin Hoca misali okunduktan sonra düşündürüyor kendisini kitapta yazılanla. Zaten okuyunca aslinda kitabin gundelik yasantimiza ne kadar yakin olduğunuzu kendiniz tecrube edineceksiniz. Bugun maalesef ki bircok devlet dairesinde, kurumunda ,isyerinde sistem bu sekilde yürütülüyor. Tuhaf tuhaf olaylar silsilesi... Bir kere dili oldukca yalın, akici. Kitap eglendirici, düşündürücü. Simdiden uyarayim okurken “Yahu ne enteresan kelime hatalari yapılmış “ diye dusunebilirsiniz -bir gün yerine bigün yazilmasi gibi- bu yazarin tamamen kendine has bir kelime kullanma anlayışıyla ilgili. Sonuç olarak ; Aziz Nesin'in okuduğum diger kitaplari gibi muhtesem toplumsal yergilerin bulunduğu bu eserin de bizleri ve hayatımızı yansitmasi yönüyle okunmasi gerekir.
Baskı: Mahşerin Dört Atlısı
Kitaba baslarken bir gemi, gemide gecen diyaloglar. Sonrasinda Guney Amerika! Burada kurulan ciftlikler,beslenen hayvanlar unlu bir toprak beyinin kontrolu altinda suren bir yasam. Ve sonrasinda Desnoyerslerin Fransa'ya Hartorttlar'in Almanya'ya göçü ile seyri tamamen degisen bir roman. Adim adim gelen Birinci Dunya Savasi'nin sesleri...Ve en nihayetinde Fransa'nin Almanya tarafindan isgale ugramasi. Iki ailenin bu cercevede çakışan yasamlari. Inanilmaz bir kurgunun eseri bu eser. Okudugum kesinlikle acik ara en iyi savaş romani. Savas yazarin zaten onsozde belirttiği uzere, Fransa 'da bulunduğu dönemde patlak vermis,cepheleri ozel izinle bizatihi yerinde gozlemleme imkani bulmus.Bundandir ki bu muhteşem savaş betimlemesi meydana gelmis. Yazar,savasa dair oyle bir resim cizmis ki okurken kendinizi savasin icinde buluyorsunuz. Silahi,bombayi,sarapneli,kani,gozyasini buram buram kokluyorsunuz. Ve yazar bu mukemmel savas anlatimiyla, aski,drami, aile yaşantılarını harmanlayarak essiz bir ziyafet sunmus. Kitaba adini veren Mahserin Dort Atlisi, Incil'de yer alan rivayete göre kiyamet kopmadan once gelecek dort ati temsil ediyor. Biri Isa'yi,biri olumu, biri savasi, biri kıtlığı temsil ediyor. Anlatimi harika. Okurken kitabin hicbir yerinde sikilmayacaksiniz. Film tadinda bir eser olmuş. "Savaş bu efendim" cumlesi sanirim savaşın tum cirkin yuzunu anlatma noktasinda en cok yuzumuze carpan cumle olmasi itibari ile dikkatimi cekti. Ve ağırlıklı olarak kitapta Fransiz hayranligi,Fransa yanliligi ve Alman karsitligi goze çarpmıyor da değil. Tabiki bu kurguyu da bu yonde etkilemiş. Velhasil kelam, kesinlikle okumanızı tavsiye edecegim her yonuyle adi gibi klasik bir eser.