
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sevdalı Bulut
Nazım Hikmet Ran'ın 100 Temel Eser'de de yer edinen masallarından oluşan 108 sayfalık kitabi. Bir çırpıda okuyabilecek kadar yalın bir dile ve yine su misali bir akıcılığa sahip. 👌 * Bakmayın öyle masal kitabi olduğuna , zira cok guzel mesajlar da veriyor masalların içinde. Her yaştan okura hitap etmiş Nazim Hikmet. Belki çocuk gözüyle,hayal dünyalarının genişliğiyle cok şirin bir eser ama büyükler olarak da verilen mesajları alip saklamamız lazim diye düşünüyorum. 🌿📖 * Çok rahat sekilde öğrencimize, çocuğumuza , küçüğümüze okuyacağımız ve kendimiz basta olmak uzere dersler çıkaracağımız tatli bir eser. Cem Kızıltuğ'un resimleri de tipki kitap gibi ayni sirinlikte. 👍Ozellikle kitaba adını veren Sevdalı Bulut masalı çok hoştu. Allem Kallem ve Kör Padişah masalları da cok hosuma gitti. Keyifli okumalar dilerim 🌿☘ *
Baskı: Hüyükteki Nar Ağacı
İş , aş bulmak umuduyla dağ köylerini bırakıp Çukurova 'ya giden Memet , Memet cocuk , Yusuf , Aşık Ali ve Hösük'ün çektiği çileleri kaleme almış Yaşar Kemal..Yine fakirlik, iş bulma derdi, yine Çukurova 'nın zalim yüzü, yine ağa zulmü, yine sarı sıcak , yine o zalim sivrisinekler...🌿 * Yaşar Kemal'in diyalogların hakim olduğu , yine Çukurova 'ya dair mükemmel tasvirlerle dolu 92 sayfalık kitabi. Umudun fakirin ekmeği olduğunu net sekilde görüyoruz kitapta. O umut ki bu beş kafadari, bu beş muhtacı bir noktadan sonra Höyükteki Nar Ağacı' nı bulmaya teşvik eder. Varın gerisi sizin okumanıza kalsın.
Baskı: Vurun Kahpeye
Kurtuluş Savaşı döneminin lokal seviyede bize yansıması olmuş bu kitap. * İlim askina,hak askina,halk askina bir kadın olarak verilen mücadelenin en samimi ve tesirli örneklerinden biri sanirim Vurun Kahpeye...😞 * Merkezde imkan varken ,taşrada görevini ifa etmek isteyen idealist bir öğretmenin Anadolu'nun bir kasabasında görevine başlamasıyla nice zorluğa gebe bir süreç de başlar. Yaklaşan Yunan işgalinden daha büyük bir tehlike vardir; insanlarin köhnemiş zihniyeti..Dini,halka nefret pompalamaya vasıta olarak kullanan bir hacı, taşranın sadece ekonomik durumundan güç alan ileri gelenleri...Başlarda sadece eğitim ozelinde devam eden sancılı sürecin Yunan işgali ile birlikte bir var olma çabasına evrilmesi...Bir kadının,eğitimci bir kadının küflenmiş zihniyete karsi verdiği amansız mücadele. Aşkla şekillenen ama onurdan,gururdan,cesaretten en ufak sekilde taviz verilmeden yapılan bir tabiri caizse savaş. Isgalciye, cehalete, sapkınlığa karşı verilen savaş...Ve sonu itibariyle de beni derinden sarsan bir kitap oldu...😞 Bir Iran yapımı olan Sorayayi Taşlamak filmi geldi aklima,izleyenler bilir. Bir de karakter olarak Çalıkuşu Feride geldi aklima. Okumak ve ders çıkarmak gerek bu kitaptan. * Dili itibariyle fazlaca kullanılan eski kelimelerin mevcut olması ( her ne kadar sayfa altlarında kelimelerin günümüz Türkçesi karşılığı bulunsa da ) okumayı bir nebze de olsa sıkıntılı kılmış. Ama bu demek değildir ki akıcı ve anlaşılır bir eser degil.
Baskı: Vatanı Sattık Bir Pula
Belgesel romanın edebiyatımızdaki en iyi temsilcilerinden Hıfzı Topuz'un kaleminden çıkma Vatan Şairi olarak anılan Namık Kemal'in yaşam öyküsü. 🌿 * Namık Kemal'i daha yakından tanıyabilmek, fikri ve eylemsel yönlerinde dair bilgi sahibi olabilmek adına faydalınabilecek bir eser olduğu aşikar. 👍 * Istibdat baskılarına,zorbalığına karşı durmak adına Ziya Bey, Suavi ve Agah efendi olmak uzere bir Jön Türkleri hareketi başlatarak Fransa'ya doğru başlayan bir süreç...Sonrasında bu grubun kendi içindeki fikir ayrılıkları ve fiili ayrılıklar...Hakkında yakalama kararları, tutukluluk dönemleri, sürekli bi arayış icinde olma çabaları, gazetecilik hayati, şairlik hayati hepsi kitap içerisinde mevcut.Ozellikle mektuplardan yine onun düşünce hayatına ve özel hayatına dair çıkarımlarda bulunabiliriz. 📖 * Fransa sürgünü ama orada birçok Avrupa ülkesini gezme imkanını buluyor. Düşünsel yönden kendini geliştiriyor. Yeni bir yönetim anlayışını, demokrasiyi, parlementer sistemi savunuyor Namık Kemal. Ve bunun mücadelesini veriyor. Sonrasında bir Midilli Mutasarrıflığı,Rodos ve son olarak Sakız Mutasarrıflığı ile son bulan bir hayat. * Padişah karşıtı olmasına rağmen hayatının son 10 seneden fazlasını padişaha sonsuz bağımlılığı ile geçirmesi de gerçekten ilginç. Nerde kalda dava,mücadele dedirtiyor insana.
Baskı: Deniz Küstü
Çukurova kralı bu kez coğrafyasını değiştirmiş, Istanbul'u mesken yapmış romanına. Çok da güzel yapmış. Bunun altından da en iyi şekilde cıkmış vesselam. Nasil mi? Bize romanın geçtiği coğrafyayı, denizi yine o bilindik, insanın gözü önündeymişcesine görmesini sağlayan betimlemelerle yapmis. Sözün kısası; yine kelimeleriyle resim çizmiş Yaşar Kemal. 🏞 * Kitaptaki karakter analizleri de tipki diger romanlarındaki gibi harika. Zeynel,bir cinayetle büyüyen,olmadık seyler üzerinden toplum yozlasmasinin en guzel örneği olarak kahramanlastirilan bir karakter. Bire bin katılmış Zeynep ozelinde , toplum nezdinde. Digeri ise Balıkçı Selim,doğa aşığı, içine kapanık, kendine Yunusları dost edinen,toplumdan,insandan uzak.. 🌿 * Istanbul'un toplumsal durumunu en guzel sekilde yansıtan, betonarmenin egemenliğine giren doğanın bir nevi üzüntüsünü yasattiran bir roman bu. Bir sosyal panaroma, bir doğa haykırışı. Doymak bilmez insanoğlu.. Denizi de kusturdu kendine. Oysa Yunuslar kaderiydi Marmara'nin, Ege'nin.. 🐬 * Zeynel' in olduğu bölümlerde aksiyon tadında akan,her türlü keşmekeşi icinde barındıran,sürekli bir kovalamacanın icine okuyucu alan bir kitap. Ama salt bunlar degil. Manasi derin. Dedik ya toplum tarafindan bire bin katilmis bir karakter. Onun ozelinde toplum psikolojisi cok iyi yansıtılmış. Selim karakteri ise bana daha yakındı. Doğanın adami, daha içsel, daha duygusal. Verdiği mücadele takdire şayan. Yer yer o da yine toplumun dezenformasyonuna uğrasa da
Baskı: Tembellik Hakkı
"Çalışma, kapitalist toplumlarda her türlü entellektüel soysuzlasmanin ,her türlü organik bozulmanın sebebidir. " "Tüm bireysel ve toplumsal sefaletler proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu. " "Yoksul ulusların bünyesindeki halk,rahat yaşıyor; zengin uluslarda ise halk her zaman yoksuldur. " Lafargue dönemin ABD ve Ingilteresini ,eski uygarlıkları kendi ülkesiyle kıyaslama yoluna gitmis. Işçi sınıfın yani proletaryanın sömürülmesi, kapitalizmin nasil işçi sınıfının tabiri caizse iliğini kuruttugunu bizlere açıklamış. 👍 Proletaryanın maalesef icinde bulunduğu durumun nasıl şuursuz bir parçası haline geldiğini, mekaniklestigini ; makinelerin yapması gereken isleri nasil kendilerinin yapmaya mecbur kılındığını acı sekilde bizlere gösteriyor. Ozellikle çalışma saatleri konusunda geniş bir eleştiri var. Kapitalist sistemin yoğun çalışma saatleri ile insanlığın bu geniş, üreten, ortaya bir seyler koyan kesimini nasil sağlıktan ettiğini, çürümeye mecbur ettiğini acı sekilde söylüyor. Az çalışmak. Olabildiğince beden yükününün gerektirdiği islerden insanları muaf tutmak..Yazarın temelde savunduğu değerlerden. Yazar yine kitap boyunca proletaryaya da bu konuda agir eleştiriler getiriyor. Bu üreten grubun nasil icinde bulundukları şartları kayıtsız şartsız kabul ettiklerini eleştiriyor. Daha kötüsü iş , iş diye dayattiklarini kabullenemedigini ifade ediyor. Yunan medeniyetinden örnekler ile el gücü , kol gücü gerektiren islerin sadece kölelere özgü olduğunu, insanlarin bu tip şeylerden uzak durması gerektiğini ideal olanın bu olduğunu bizlere bir nevi savunuyor. Hani günümüzde cok mu farkli ?Kesinlikle Hayir. Yine ürettiği halde çabasının karşılığını alamayan ve ezilmeye mahkum olan ,hem maddi hem de manevi hatta fiziki anlamda da yokluğa sürüklenen bir proleterya dünya geneline hakim.Burjuvazi nasil daha fazlasını elde edebilirimin hesabını yaparken,bir eli yağda bir eli balda iken proletaryaya en ağır şartlar altında çalışma imkanı sunuyor. Bedenini sömürüyor. Oysa ki tembellik bütün insanlarin hakkı degil mi ?
Baskı: Zulmün Artsın
Yaşar Kemal,bir Çukurova kahramanı. Edebiyatimizin Nobel'e aday gösterilen ilk ismi.Bir yazı makinesi.Benim gözümde Türk Edebiyatının kralı.🤴 1962 ve 1995 yılları arasında Yaşar Kemal'in gazetelerde,dergilerde yayımlanmış yazılarından oluşan eseri.📖 Büyük ustayı tanımak,hayata bakışını anlamak,siyasi,edebi,sosyal yönünü cok daha yakından gözlemlemek adına müthiş bir kaynak bu eser.👍 Hemen hemen birçok konuda fikrini oldukca güçlü,cesur ve de gerçekçi bir şekilde ortaya koymuş kitabında yazar. O donemi okumuş, araştırmış ve yine o dönemde yazarlık yaşamını inanilmaz zorluklar altında yapmaya çalışmış ,hapisanelerde yasamak zorunda bırakılmış yazarları göz önünde bulundurunca Yaşar Kemal'in bu düşünce biçimiyle dönemin baskıcı rejiminden oldukca az hasar gördüğünü söyleyebilirim. Özellikle ülkemizi yönetenlere dair söylemleri , demokratik ortamın olmadığına dair görüşleri ve yine oldukca uzunca fikrini ifade ettiği Kürt halkının daha özgürce yaşayabildiği, dilini konuşabildiği, kültürünü yaşayabildiği bir ülke inşaa edilmesi gibi konulardaki fikirleriyle oldukca cesur, sözünü sakınmayan bir yazar olduğunu söylemek güç degil. Bu söylemlere rağmen hayatının büyük çoğunluğunu demir parmaklıklar arkasında geçiren, ki başta kendisinin de cok sevdiği Nazım Hikmet'i göz önünde bulundurunca hapis hayatından kurtulması onun icin dönem itibariyle büyük şans. 🧐 Yaşar Kemal'in yine yazmis olduğu birçok eser hakkında-doğal olarak en fazla Ince Memed- görüşlerini de yine kitapta görebilirsiniz. 👀 Bunların yanısıra birçok yazar arkadaşına dair görüşleri de yine kitapta yer edinmiş. Özellikle William Faulkner ve Sait Faik sevgisini de kitabi okuyunca net sekilde öğreneceğiz. 👍 Yaşar Kemal'in eserlerini oluştururken gezmedik koy, kasaba , sehir bırakmadığını az cok eserlerini okuyanlar anlar zaten. Iste buna dair de yine görüşleri de kitapta yer edinmiş. ✔ Ozellikle ülkemizdeki yönetim anlayışına,donemin baskıcı zihniyetine bir hayli icerledigini ve bundan şikayet ettiğini cok net sekilde görebiliyoruz. Keza yabancı basına verdiği röportajlarda buna cok geniş bir şekilde yer ayırmış.
Baskı: Öncü
Birilerinin nasil baktığından ziyade senin nasıl hissettiğinin önemli olduğunu vurgulayan Allah'in Aptalı, 🧐 Büyüklüğün makamda mevkide olmadığını, hukmettiklerinin farkinda olmadan kölesi olduğunun farkına varılması gerektiğini öğreten Münzevi Kral, 🤴 Kedi üzerinden çok güzel mesajların verildiği Aslan'ın Kızı, 🐈 Içinde bulunduğumuz kötü durumla eşdeğer insanlar gördüğümüzde yükümüzün bir nevi hafifledigine dair mesaj veren Aziz, Tüm mutluluk kaynağının gelecekte başına gelebilecek en büyük felaket olabileceğini bizlere gösteren Hanedanlar, Bakisacisinin önemine, farkli düşüncenin tahammulsuzlugune örnek olan Bilgi ve Yarim Bilgi,👀 Akıl,mantık, bilmek mi ? Duygular mi, coşkular mi ? Temalı Bilgin ve Şair, Maddiyattan ziyade bir nesnenin taşıdı tarihi değerin,anlamın önemine vurgu yapan Değerler, Adeta Bir ben var bir de benden öte diyen Yalnızlığım ve Ötesi, Kitabin genelindeki minik öykülerde yer alan kahramanlardan harmanladığı, sevgiyi temele alan, saf sevenin degil de zarar içeren tabiri caizse öldüren sevginin el üstünde tutulduğu Son Nöbet adlı kisa öyküler ve daha baska minik öykülerden oluşan,guzel mesajlar içeren bir kitap.
Baskı: İnsanoğlu İsa
Hz Isa'nin doğumundan ölümüne değin yakından tanıdığımız bazı isimlerin ve Halil Cibran'in kurguladığı kişilerin gözünden anlatıldığı kitaptır. 🧐 Tabiki , tüm kitap Hz Isa peygambere ithaf edilen övgülerden , sevgiden oluşmuyor. Bazi karakterlerin, kişilerin nefretini kazanmış olup yergilerde de bulunananlara yer verilmiş kitapta. Yahudi kökenli olan, Yahudilere gönderilen Isa Peygamberin nasil zorla bir ortamda peygamberliğini yaptığını kitapta görebiliyoruz. Dönemin atmosferi ile Bakire Meryem'den doğmuş olmasınin halk tarafından,karşıtları tarafından diyelim daha doğrusu nasil karşılandığını da görebiliyoruz kitapta. ✔ Kimine gore kibirli, kimine gore iyilik timsali. Sesindeki müziğiye hayran olanı,peygamberliği icin evlatları annelerinden kopardiklarini savunanlar var. 📖 Yaşamın ölümüne kadar gerilecegi çarmıhı elinde tutuyormuscasina yaşamış Isa peygamber. Ve her peygamberin yaşadığı buyuk sorunlarla karşılaşmış. 👍 Kitapta,son derece güzel sözler de var. Ozellikle Isa Peygamberin fahişeye karşı söyledikleri zihnimde guzel sekilde yer edindi. Okusanız da olur, okumasanız da açıkçası. Diger kitaplarına gore düşünsel yönden ,düşünce adami sıfatı yönüyle daha zayıf buldum bu eseri.
Baskı: Felâtun Bey ile Râkım Efendi
Tanzimat dönemini takiben yazılmış, romantizm akımından etkilenilmis, edebiyatimizin ilk romanlarından. Is Bankası' nin Türk Edebiyati Klasikleri olarak gayet güzel şekilde sadelestirilip bizlere sunulmuş bir eser olmus. ✔ Ama edebiyatimizin ilk örnekleri olması itibariyle gayet tabiidir ki eser oldukça basit olmuş. Derinlemesine bir etki bırakmayan, son derece yüzeysel bir anlatıma sahip bir roman okudum. Bu da başta ifade ettiğim gibi son derece normal. 👍 Yer yer yazar okuyucu ile sohbete dönüyor,açıklama yapıyor da diyebiliriz. Kitaba adını iki kahraman vermiş ama kitabin cok büyük bir kısmını Rakım Efendi şekillendirmiş. Daha fazla yer almış eserdeki olaylar örgüsünde. Bu da sanirim karakter olarak daha iyiyi,daha makbulü ve de daha ideal insan modelini temsil ettiği icin olabilir. 🧐 Rakım Efendi mizaç olarak son derece duyarlı, özverili, çalışkan , efendi, namuslu, gururlu , kötüden sakınan daha bircok insani erdeme sahip.😇 Arkadaşı Felatun Bey ise aksine uçarı, günlük yaşayan, plansız programsız, ehli keyf diye tabir edebileceğimiz bir yapıya sahip. 🥳 Bundandır ki kitaptaki kadin karakterlerin çoğunun kime meylettigini tahmin edebilirsiniz. Aşk acısı çeken kadınlar, iyiliği kendine görev edinmiş bir Rakim Efendi. ❣ Dönemin sosyal atmosferini de yansıtıyor bir nevi kitap bize. Sık sık Osmanlı ve Avrupa karşılaştırmasını da görüyoruz yine örf adet olarak, keza sosyal acıdan.✔ Bir günde rahat sekilde okuyup bitirebileceginiz, zihninizi yormayacak ve akici bir anlatıma sahip bir eser diyebiliriz. Edebiyatimizin ilk roman örneklerinden olmasi itibariyle tabiki okunmalı. Okutulmalı. ⚠️ Keyifli okumalar efenim. 🌿📖
Baskı: Mai ve Siyah
Batılı anlamda yazılmış ilk roman olarak bence kesinlikle kaliteli bir eser. Gerek döneme ait verdiği dolaylı bilgilerle,karakter tahlilleriyle basarili bir eser ortaya koymus edebiyatimizin yetkin yazarlarından Halit Ziya. ✔ Konusuna gelirsek eğer; son derece temiz yaradılışlı,eğitimli,kötülüğü yapamayacak kadar iyi ve hayati hep tersliklerle süregelen bir gencin -Ahmet Cemil'in- hazin yaşamını görüyoruz. Bu noktada, şu soruyu sorma gereği duyuyorum. Neden yazarlarimiz bu denli karamsarlığa sürüklüyor okuyucuyu? Bu tip sürekli karamsarlık içeren, hep yarıda kalan hikayeler, gerçekleşmeyen düşler acaba onların halet-i ruhiyesinin mi tezahürü yoksa dönemin etkisi ya da halk mi bunu istiyor ,seviyor diye düşünmüyor degilim. Okurken siz de bana katılacaksınız eminim. Birçok noktada yap artik şunu, söylesene , hayır boyle yapmamalıydın diye soyleneceksiniz. 👍 Hayatta kaybedenler icin, hep mağlup olmak icin kullanılmış loser kelimesi var tam tamına uyuyor Ahmet Cemil icin. Tabiri caizse kazandığı yarış yok. Kardeşinin evliliği, aşkı , meslek sevdası, ölümler , uğradığı haksızlıklar vs vs hep sönük kaldi. O beklenilen patlamayı yapmadı bence. Bir tokat sahnesi var, sanirim orda tüm birikmisliklerin dışa vurumu, bir patlama noktası idi. Aslinda o noktaya bırakmaması, birçok anda o patlamayı yapmalıydı diye düşünmüyor degil insan. 🧐 Velhasıl kelam ; mai düşler , ici dolu, umut vadeden düşler simsiyah bir gecede son buldu. Bence yine yanlışı seçti. Mücadele sahasını bırakıp kaçtı. Aslinda bu yanlis da hayatında yaptığı diger yanlışlıkların bir sonucu idi. Yanlışlar, yanlışa götürdü vesselam. 😞 Son derece karamsar, iç burkan bir eser okuyacaksınız. Şimdiden söylemesi. 🌿📖
Baskı: Duman
Babalar ve Oğullar adlı efsane kitabi ile tabiki kalite olarak karşılaştırmamız pek mümkün değil ama genel olarak bakınca gayet etkili bir roman. 👍 Başlarda , özellikle ilk 40 sayfalık bölümde karakterler arası tartışmaların olduğu, bolca çevirinin bulunduğu , donemin siyasi portresinin çizildiği kısımlar okuyucuyu sıkacak olsa da sonrasında Litvinov ile Irina aşkını merkeze alan ve bu şekilde devam eden bir kitaptan söz etmek mümkün. Turgenyev dönemin rus aristokrasisine ,soylularına ciddi eleştiri getirmiş , dalgaya almıştır. Batı medeniyetine sırt çevirmiş Rus toplum yapısını da yine bu sınıflar üzerinden eleştirmiştir. Kitabın içerisinde de kısım kısım bu yergileri görebiliyoruz. Kitabın ilerleyen kısımları dediğim gibi aşk eksenli ama gel gitli bir aşktan söz ediyoruz. Litvinov ozelinde hüznü, çaresizliği barındıran; Irina' da da aynı duyguları içeren ama fazlasıyla kararsızlık ile dolu bir süreçten söz etmek mümkün. ❣ Ozellikle uzun zaman sonra tekrar karşılaşmak sanirim her ikisi icin de hayirli olmadı. Beni bir okuyucu olarak Irina' nin ne istediğini bilmemesi,icine düştüğü sahteliklerle dolu sosyete hayatından kopamamasi sinirlendirdi. 😡 Yine Litvinov'un son derece uysal,sevecen,iyi biri olan nişanlısını Irina icin ( sanirim aşk icin demem daha doğru olur) bırakması da sinirlendirdi. Ha denilirse ki aşık, hala aşık; mantığını degil aşkını seçmesi normal ,buna da saygı duyarım. Ama son gelinen nokta ile de zaten neyin doğru, neyin yanlis oldugu ortaya çıkacaktır. Genel anlamda, karakter analizlerinin son derece başarılı olduğu , dönemin toplumsal yapısına ışık tutması adına yapılan eleştirilerin son derece öğretici olduğu , aşk eksenli bakinca ise açıkçası çok da aman aman bir aşk hikayesinin bulunmadığı bir roman denilebilir. 🧐 Keyifli okumalar. 🌿📖
Baskı: Ateş Yakmak
3 farklı kisa öyküden oluşan kisa bir kitap. Jack London' in yine vahşi doğa temelli yazdığı öyküleri okuyoruz. Soğuğa karsi verilen mücadele. Okurken soğuğu, çaresizliği iliklerimize kadar hissedeceğiz eminim. 👍 Ilk iki öykü neredeyse tamamen ayni olmasına rağmen sonları itibariyle farklıdırlar. ⚠️ Tıpkı diğer kıtalarında olduğu sade bir dil, akici bir anlatım mevcut. ✔
Baskı: Refet
Edebiyatimizin ilk kadin yazari Fatma Aliye Topuz. 👧📖 Açıkçası beklediğimden daha güzel bir kitap oldu.Fatma Aliye'nin bu kitabi Reşat Nuri 'nin Çalıkuşu kitabına esin kaynağı olmus.⚠️ Dili son derece yalin ve akici. Rahatlıkla küçük yaş grupları da okuyabilir bu eseri. Bir kere yazarin betimlemeleri cok iyi. Karakterlerin psikolojik analizleri cok iyi. Kitaba hakim olan ana tema yoksulluğa karsi kadınların verdiği mücadele tum kitap boyunca kendini hissettiriyor. 💪Bu çok önemli. O duyguyu okuyucuya aksettirebilmis yazar. Ve yer yer okuyucuyla konuşur gibi yapmış bazı bölümlerde. O da olağanın dışına ama başarılı sekilde çıkabilmek adına guzel olmus. 👏 Ve sanirim Fatma Aliye zamanının feminizm adına savunucularından olduğunu bu kitapta bir hayli hissettirmiştir. 🧐 Konusuna gelince; babasını bebekken kaybetmiş Refet'in Annesi ile beraber,buram buram yoksulluğa karsi verdiği mücadeleden bahsediyor kitap.Bu mücadelede bircok akrabanın yüz çevirmesine maruz kalmışlar,dilenecek duruma kadar gelmişler ama asla ve asla mücadeleden vazgecmemislerdir. Eğitim hayati boyunca basarili olmus, kendisinden, çelimsiz ve iyi beslenemeyen yapısından beklenmeyecek kadar her kademeyi en yüksek derecelerde bitirebilme başarısını göstermiştir. Zaten hep böyle olmaz mi? Insan bir yerden ne kadar eksik olursa ( maddiyat,geçim sıkıntısı) diger bi yerde azami derecede muvaffak oluyor. Kitap boyu zaten yoksulluğun önüne çıkardığı engelleri en guzel sekilde gogusluyor Refet. Ayrıca gururu da hicbir zaman hiçe saymıyor. Erkeğe boyun eğmiyor mesela kitap sonlarında. Ve bu sağlam duruşunun en sonunda meyvesini alıyor tabi hayal ettiği sekilde degil ne yazık ki. Bu denli sefalet icinde öğretmen olmayı en cok istediği seyi gerçekleştiremeyecek olmanın üzüntüsüyle. Okuyunca görürsünüz zaten. ✔🌱📖
Baskı: Adem'den Önce
Bir çocuğun rüyalarında gördüğü ilkel zaman insani uzerinden, ilkel zaman insanlarına ait maceralarını anlattığı roman. 📖 Jack London,eserini oluştururken döneme damgasını vuran Darwin'in Türlerin Kökeni adlı insanlik tarihinin gelişimini ele alan kitaptan etkilenmiştir. Zira o dönem bundan etkilenmeyen, bu konuda araştırmaya girismeyen kimse yoktur. Eserde , ilkel insanlar üç grupta toplanmış. Agacta , mağarada yaşayanlar ve bunlara gore daha gelişmiş ateşi kullanan insanlar olarak... Eski insanlarin yaşam biçimleri,toplayıcılık,avcılık özellikle eser boyunca görülüyor. Gruplar arasındaki farklar net sekilde ortaya koyulmuş. Henüz bilmenin, araştırmanın olmadığı,cahilliğin had safhada olduğu bir dönemden bahsediyor. Iç güdü temelli bir yasam...Tamamen doğal, gülmek , eğlenmek üzerine kurulu. Kendini vahşi hayvanlardan korumak üzere tasarlanmış evler,ev derken mağara ve ağaç üstleri diyelim daha doğru...Cinselligin ilkel şekilde yaşandığı, insanların eylemlerinde özgür olduğu bir yaşamdan söz ediyor yaşar. Ozellikle gelişmişlik bakımından en aşağıda olan ağaç insanlari, insanlığın en ilkel toplumu, ateş-i kullananlar ise en gelişmiş toplumu rolündedir. Keza, ateş kullanan topluluk akıl ve mantığı kullanma noktasında diğerlerinden cok öndedir. Ve bunu da diğerleri üzerinde yaptıkları av baskınlarinda gösteriyorlar. Tamamen ilkel bir dünyadan söz ediyoruz. Bir yasam mücadelesi, bazı şeyleri gözlemleyerek öğrenen kahraman ilk insana dair bize ipuçları veriyor. ⚠️ Dediğimiz gibi döneme damgasını vuran Türlerin Kökeni kitabi ,kitabi hayli etkisi altına almis. Bu konuya merakı olan okuyucuya basit anlamda ilgisini arttırabilecek bir eser olarak (özellikle çocuklara) önerilebilecek bir yapıdadır. 👍 Ozellikle hayvani basrole alan kitaplarıyla tanıdığımız Jack London' in farkli nitelikte bir eseri olarak gözümüze çarptı. Ama yine de kitapta yer alan vahşi hayvanlara dair tasvirler zaten onun usta yönünü yansıtması yönüyle bu Jack London dedirtir. 👏 Mekanlara dair tasvirler harika idi. Okuyucuyu sıkmayacak bir anlatım ve akıcılık var. Tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi.✔ Bu konulara merakı olanlara tavsiye edilir. 🌿
Baskı: Düşüş
Bir kere okuyunca bu bir Albert Camus kitabıdır diyebileceğiniz tarzda bir kitap. Varolusculuk kuramından esintiler sunuyor. Sanki karşısında biri varmış gibi anlatıyor,monolog şeklinde yazmış kitabi Camus. ✔ Insana dair derinlemesine analizler mevcut. Bu analizler bir cezaevi avukatının icinde dökülenler. Hayatini anlatırken yaptığı iyilikleri, kadınlarla yaşadıklarını,gözlemlediklerini mütevazici gösterip aslında özünde insanin bencilligine de dokunuyor Camus. Temelinde bencillik yapan alçakgönüllülük diyebiliriz buna. 📢 Son derece güzel bir yasam, insanlara iyi yönde dokunan bir yasam. Ama sonradan kendisine dönük eleştirilerle devam eden aslında kendi ozelinde , insanlık genelinde bir eleştiridir bu. Bir barda anlatmaya başlanıp odasında son bulan ve tipki kitaba adını verdiği gibi bir "Düşüş"ü anlatıyor roman. Belirli bir kurgu,olay yok burda basta da ifade ettim. Bir içsel hesaplaşma,insanlığa dair panoromik bir gözlem söz konusu. ⚠️ Tipki Yabancı 'da olduğu gibi o kasveti gördüm. Anlatılan olaylar üzerinde kitapta anlatımı yapan kisinin,yani yazarin kendisinin intihara teşebbüs eden kadına müdahale etmemesi sonucundaki değişimi, kendisine yönelik eleştirileri kitabin dönüm noktası. Ben çok iyiyim, yakisikliyim, ona buna faydam dokunurdan Aslinda bunların altında yatan ciddi eksiklikler,kotu yanlar, bencillikler olduğuna dair bir evrilmeye dönüyor yazar. Hiçkimsenin masum olmadığını vurguluyor bağıra bağıra. "Eğer pezevenklerin ve hırsızların hepsi mahkum olsaydı masum insanlar tümüyle ve masum sanacaklardı kendilerini " diyor mesela yazar. 👏 Insana dair bu şekilde guzel psikolojik disavurumun yapıldığı , bir içsel hesaplaşmanın bu şekilde guzel yansıtıldığı eseri okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Altı çizilecek bir sürü cümle, bir sürü görüş olduğunu da ifade edeyim. ⚠️
Baskı: Osmancık
Tarık Buğra, eserinde Osmanlı Imparatorlugu'nun tohumlarının atıldığı donemi,tarihi gerçekliği kurgusal öğelerle destekleyerek okuyucuya en yakin ve net sekilde,bir masal anlatiyormuscasina aktarmış. Ertuğrul Gazi oğlu Osmancik'in Osman Gazi Han'a evrilme sürecini en çarpıcı detaylarıyla okuyucuyla buluşturmuş. Tarihi kitaplarda bilinenin aksine, Osman beyi tüm yönleriyle ele almis. Aşkıyla, öfkesiyle, ilmiyle, öfkesiyle, gaza ve cihat temelli fetihleriyle...🧐 Küçüklüğünde deli dolu olan,kuvvetinden ve baskın karakterinden sual olunmayan Osmancik'in en buyuk sorunu öfkesini kontrol edememesidir. Hani söylenir ya "Kontrolsüz güç, güç değildir" Bu durumu en iyi sekilde ifade edebilecek cümledir. Zira güç, akilla birleşmeyince pek bi anlam ifade etmez. 💪 Iste bu noktada ona akıl verecek,yon verecek kisi bilge yönüyle tarihte bilinen Şeyh Edebali'dir. Zaten Osmancik'in Zümrüdüankam dedigi eşi Malhun Hatun'un babasi, yani kayinbabasi olacak kisidir Seyh Edebali.Zamanla öfkesini kontrol altına alan ve babasının veliahtı olarak kontrolü elinde bulunduran Osmancik'in gazalarıyla,dostlukları,insani yönünü de on plana alarak sürdürülüyor kitap.📖 Gaza inancıyla hareket eden Osman Gazi Hanın Osmanlı anlayışını yansıtan,fethettiği yerlerde halka olan yaklaşımı,adaleti on plana alan anlayisi,paradan puldan vazgeçip kendini bu ülküye adayan koşulsuz şartsız bağlılığı ile bize guzel bir Osmanlı kimliği göstermiş. Zira derslerde de bize öğretilen Osmanlının uyguladığı hoşgörü politikası idi. 🌱 Babadan oğula...Yerini alacak Orhan Bey ile son bulacak ama devlet nezdinde bir başlangıcın temellerinin atıldığı harika bir süreci ele almis. Dili yalın,anlaşılır ve akici. Sıkmadan bir tarihi romanı okumanın tadına varmak garantili bir eser. Şeyh Edebalinin dilinden düşen bilge sözler de okuyucuda,zihninde en guzel sekilde yer edinecektir eminim. Donemi itibariyle son derece başarılı bir eser olmus. 👏 Keyifli okumalar. 🌿🌱📖
Baskı: Baltasar ile Blimunda
Savaştan sol kolunu kaybederek,çolak olarak dönen Baltazar yolda insanlarin içini görebilme gibi bir yeteneğe sahip, annesi büyücü olduğu gerekçesiyle engizisyona gönderilen Blimunda ile tanışır. Daha sonra ise bu iki aşık, hayali ucan bir makine yapmak olan rahiple tanışırlar. Bu iki aşık rahibe ucan makineyi yapma konusunda yardimci olurlar. Bir de kral vardı. Kraliçenin hamile kalamadiğını, kalması halinde veliahtinin dünyaya gelmesi hatrına cok buyuk bir manastır yapacağı sözünü veren. Be veliaht dünyaya gelir, manastırın yapımına başlanır. Kitap ilerledikçe manastirin yapımında görev alan kisi sayısı artar. Baltazar da katılır. Tabiki bu esnada ucan makinenin de yapım çalışmaları sürmektedir. Sonu insanı huzunlendirecek nitelikte. Konusu böyle kitabin.📖 Yazarin diger kitaplarında olduğu gibi nokta yerine cogunlukla virgülü kullanma gibi kendine has stili bu kitapta da görülüyor ama bence bu kitapta bu stil okumayı zor kılmış. Hani O akıcılığı bozdu desem yeridir. Şahsen okurken beni çoğu yerde sıktı. Cumlelerin bu şekilde net görülmemesi ,anlam noktasında okuyucuyu sıkıntıya düşürebilir. Zaten yazar, farkli kişilik ve olayları buluşturmuş bir de bu şekilde bir stil olunca bir karmasa yaşanmıyor değil. Tabiki onun kendi stili. Saramago okumaya bu kitaptan başlamak, yeni okuyanlar icin iyi bir tercih olmaz bence. ⚠️ Yine diğer kitaplarında olduğu gibi dine ince göndermeler mevcut. Bunu sık sık yapiyor zaten Saramago. ✔ Iyi okumalar efenim. 🌿
Baskı: Dinle Küçük Adam
Dinle,Küçük Adam Freud'un yardımcılığını yapmis,tip adamının manifesto şeklinde yazdığı,akıcı,anlasilir ama üslup olarak oldukca agir ve keskin bir kitap.👍 Yazar,Küçük Adam derken,büyüklere yaltakcilik yapan,kölelik yapan,kendi fikri olmayan,kötülüğü,şiddeti öğreten,sevgisizligi körükleyen, köleliğine kör olup büyüklere yayaya şaşaşa diye şakşakçılık yapanları kast ediyor.Kitabı bir nevi manifesto. Kitap ilgi cekici cizimlerle desteklenmiş. Yazar sözünü esirgememis.Oldukca keskin cümleler kurmuş. Ve nitelendirdiği küçük adami yerden yere vurmuş. Biraz daha sakin olamaz miydin dedirtmiyor degil. Okurken ama bazı noktalarda kendimizi bulabiliriz. Zaten kendimizi sorgulamamız adına yazılmış bir eser olduğunu en sonlarda belli ediyor. Buyuk adam diye kastettiği kişiler de küçük adamlarin büyüğü, yani küçük adamlarin arasından cikanlar. Altı çizilecek bir sürü cümle mevcut kitap içerisinde. 🌱 "Hedefe ulaşmak icin her türlü aracın,adi ve alçakça aracın da mübah olduğunu sanıyorsun.Ama ben sana diyorum:hedef ona ulaştığın yoldur.Bugun atacağın adım,yarınki yaşamındir" Mesele bence harika bir mesaj. Kadina bakışı ele almis.Kadina küçük adamin cinsel obje olarak yaklaştığını,olması gerekenin sevgi temelli yaklaşım olduğunu en guzel sekilde ifade etmiş. Yahudi diye kime denir diye küçük adama sorduğu kısım ve eleştirel yaklasim da harikaydı.✌ Aslinda küçük adamlarin bir duruşu olması gerektiğini,bu düzenin çarkının küçük adam tarafından döndürüldüğünü ama küçük adamin,sayisi hayli fazla olan küçük adamin gücünün farkinda olmadığını ifade ediyor. Bu düzeni değiştirmek degil de düzenin kayıtsız şartsız, sorgulamayan bir parçası olmasına agir elestirilerde bulunuyor. Kendimizle yüzleşebilme imkanı sağlıyor yazar. Sorsan herkes büyük adam ama yine sorsan herkes bu düzenin bozuk olduğundan dem vurur.Maalesef bu yaman çelişkinin parçalarıyız. Bu doğrultuda okuyup kendimize sorular yöneltmeli, cevaplar aramalıyız. Zaten yazar da eserini kucuk adamla konuşur gibi yazmis.👌 Nietszche ve Hitler ile başlayıp seçimleri sorgulayan yer de harika👍
Baskı: Ev Sahibesi
Ev sahibesi Dostoyevski'nin diger kitaplarında olduğu gibi psikolojik anlamda tam anlamıyla iyi durumda olmayan karakterlerin ön plana çıktığı bir eser. Hayatında istediğini bulamayan Ordinov'un yeni bir eve taşınma isteğiyle arayışa geçtiği zamanlarda Katerina'yi görmesi ve evlerine taşınması ile başlayan bir süreçten söz edebiliriz. Katerina ve yaşlı Murin de geçmişleri pek sağlam olmayan, sorunlu insanlar. Içine düştüğü durumu anlama çabasına giren Ordinov aşkın girdabına girmiştir bir kere. Lakin aşık olduğu Katerina'nin görünenden cok öte bir kişilik olduğu aşikâr. Sonrasi hayalkırıklığı zaten. 📖 Dostoyevski'nin uzun öykülerinden biri. Ve romanlarindaki karakterlere benzere bir karakter yaratmış yine.
Baskı: Utanç
50'lı yaşlardaki profesör David'in Melaine adındaki üniversiteden öğrencisi ile yaşadığı cinsel birliktelik sonrası görevine son verilmesiyle başlayan silsile. Profesör, cinsel içgüdüsüne yenik düşen ve kitap boyunca gozlemledigim kadariyle bu duygunun esiri bir karakter. Zaten bundandır ki -tabiki burasi bana göre- öğrencisiyle olmaması gereken bir konuma gelir. Asıl enteresan olan ise , bu olaydan sonra profesorun kendisine yoneltilen suclamalari kabul edip herhangi bir savunma yapmayi reddetmesi. Zira buna bir tecavüz denilemez, çünkü öğrencinin hocasina karsi koyma gibi bir tutumu olmamıştır. 👀 Toplum ve çevresi tarafından utanç icinde bırakılmış ve asıl olaylar ve kitabin verdiği cogu mesajı barındıran yeni bir hayatı tercih etmiş Prof. Güney Afrika'nin kırsalında yaşamını bir çiflikte sürdüren kızının yanina gitmiş,kendini bu kent yaşamından elindeki utançla beraber soyutlama yoluna gitmiştir. Burda yaşam bambaşkadır. Aslinda verilmek istenen mesajlardan biri de bu. Kent ve kırsal yasam arasındaki sosyal yasam farkı,insani değerler acısından farklar, siyah beyaz arasındaki mücadele yani ırkçılık yazar birçok konuda sembolik unsurlarla mesajlar verme yoluna gitmiş. 📢 Kızı Lucy'nin yanında kaldığı sürede kizinin üç genç siyahi tarafından tecavüze uğraması da kaderin cilvesidir sanirim. Tabiki kendisinin de yakılmaya çalışılması,darp edilmesi cabasi. Kabul edilmez bir ilişki sonrası buralara gelmeyi seçenek olarak goren Prof'un lezbiyen kızının üç genç tarafından tecavüze uğraması yazarın kurduğu cok iyi bağlantılardan. 👍 Beyazların siyahlara bakışı ve kırsal kesimdeki siyahların beyazlara bakışı uzerinden de romanın geneline yayılan bir ırkçılık mesaji var zaten. Karakterlerden prof kizi Lucy gerçekten çok zor ve aksi bir karakter. Yasadıgı ağır travmadan midir bilinmez ama hal ve hareketleri,konusmalari kitabin sonuna kadar istikrarlı sekilde garipsemiş vaziyette. Kendisine tecavüz edilmesine rağmen burda kalmayı yeğlemiş ve üstüne üstlük başlarda yaninda yardimci iken patron konumuna gelmiş, komşusu Petrus 'un üçüncü karisi olmayı dahi göze almıştır. Travmadan söz ettim ama kendince haklı sebepleri de olabilir. Babasının ısrarla buralardan ayrıl yanıma gel demesine rağmen, alıştığı bu topraklardan gitmeyi istememekte ama başına gelenlerin tekerrür etme ihtimalinden dolayı bu sekilde bir sığınmayı göze almis olabilir. Okuru en çok sinirlendirecek karakter Lucy sanirim. Ve yine Petrus karakteri de sinsi, sinir bozucu,bulunduğu ortamda elde ettiği yetkinliği kullanmaktan da geri durmuyor. Prof'un yaşadığı çöküş, dibe vuruş da okuyucuyu eminim uzecektir. Tabiki neticede o da arzularının esiri olmasının bedelini ödedi. Ve yine yazarin köpekler uzerinden verdiği sembolik bir mesaj var. Köpekler bu kitapta bir şeyi simgeliyor ama neyi. Kimi kaynaklar köpeklerin siyahileri temsil ettiğini savunuyor ve yazarı da bundan ötürü ırkçılıkla suçluyor. ✔ Kitabin sonu da zaten bu neydi şimdi dedirtecek sekilde havada kalmış.
Baskı: Onca Yoksulluk Varken
Annesi hayat kadini olan ve yine zamaninda hayat kadini olan Rosa'ya birakilan Arap göçmen Momo'nun Fransa'nin perde arkasi sokaklarında yasanan dramatik yasamlari kendi gözünden anlattığı eşsiz bir eser.🌱 10 yaşında bir çocuk olarak ( tabi sonlara dogru aslinda 14 oldugunu öğrenecek) Momo'nun kitap boyunca yaşadıkları, yaklaşımları aslinda onun bedeninden ve yasindan cok daha büyük bir olgunlukta oldugunu cok daha iyi göstermiş. Hayata dair mukemmel mesajlar verilmiş. 👉 Fransa'nin varos sokaklari, göçmenlerin maruz kaldiklari, yasam bicimleri Momo'nun gözünden en samimi sekilde aktarılmış. 🌿 Ozellikle kendisine evlat olarak verilen cocuklarin ailesinden gelen paralarla gecimini saglayan , zamaninda hayat kadinligi yapmis Rosa'ya olan sadakati , sevgisi bambaska Momo'nun. Hayata bakışı,yoksullugun getirdiklerini en guclu sekilde yuklemesi aslinda bir karakter olarak onu gozumuzde yasindan cok daha büyük kılıyor. 👌 Kitap bir kere zaten inanilmaz samimi bir dille yazilmis. Oldukca yalin ve akici bir anlatima sahip. Cok degiskenlik gösteren bir kitap da diyebiliriz. Kimi sayfalarda gulerken bir bakmışsınız gozleriniz dolmus. Fransa'daki acimasiz yasam, Yahudiler'in maruz kaldığı zorlu durumlar yine küçük ama aslinda kocaman cocuk Momo'nun gozunden ne de hoş aktarılmış. ✔ Kitapta altini cizecek bir sürü yasama dair mesajlar içeren cümleler var. Kesinlikle sizi son derece etkileyecek bir kitap. 👉📖 Madam Lola karakteri, travesti olan karakterin madam Rosa'ya ve Momo'ya gösterdiği şefkat ayri bir renk katmış. Hele ki Momo'nun bu travestiye karsi bakis acisi da aslinda önyargıların yikilmasi noktasinda son derece önemli. ⚠️ Ve son olarak ; Son sayfalar ciddi manada trajiktir. Momo'nun buyuk sadakat ile yaninda yaşadığı Madam Rosa'ya karsi gösterdiği son baglilik örneği, son sahneleri oldukca huzunlendirici. 😔 Son dönemlerde okuduğum en ilgi cekici ve ozel kitaplardan biri oldu benim icin. Yazarin hayat hikayesi ve kendini Momo'nun gozunden anlatmasi da ayri bir not. Iyi okumalar efendim. ⭐✌
Baskı: Malone Ölüyor (Üçleme #2)
Aslinda diger iki kitapla beraber bir üçleme. Ama ben bu kitaptan basladim ve acikca söylemek gerekirse hayli zor ;okunurken ilerlemekte sikinti yaşatacak bir kitap. Oyle kendini hemen ele veren bir eser degil. Kötürüm olan,yaşamının son demlerini sürdürmekte olan bir adamin bedenen göçeceği dünyaya kendince anlattigi hikayelerle tutunma, var olma amaci güden çabasını ortaya koyan bir eser. Kendince yarattığı monologlardan,hikayelerden oluşmuş kitap. 👈 Uclemenin diger kitaplarini da okumak farz. Lakin kesinlikle ağır bir eser tipki Samuel Beckett gibi. Adini fazlasiyla duyduğum ama okumaya yeni baslamis oldugum bu yetkinlikteki bir yazardan tabiki basit bir anlatim, basit bir yaklasim beklemedim ama bu kadar da beklemiyordum. Varoluscu yaklasimin etkilerini gördüm. Okumadan önce sıkı bir kitapla karsi karsiya oldugunuzu bilin. ⚠️ Verdiğim puanlamanin pek bir ehemmiyeti yok sanirim.
Baskı: Anne Frank Hatıra Defteri
Ikinci Dünya Savaşı ile beraber Hollanda'yi da isgal eden Almanlar'dan,zulümlerinden kacmak uzere evlerinden cikan ve ofislerinin oldugu apartmanda ailesi ve dostlariyla beraber saklanan yahudi kizi Anne Frank'in günlüğü. 😔 Savaşın dramatik yönünü, faşizmin kirli,cani yüzünü en güzel sekilde görebiliyoruz ergenliğe adim atmakta olan genç kizin kaleminden.👌 Eser, bu saklanan kisilerden hayatta kalan baba Otto Frank'in girişimleriyle basilmis,kizinin günlükleri kitap haline getirilmiştir. 📖 2 yili askin süre icerisinde disari ile kurduklari baglantilar sayesinde basta yiyecek olmak uzere ihtiyaçlarını karsilayarak yaşama tutunma gayreti gösteren bu insanlarin Anne Frank'in kaleminden dramatik sekilde yansiyan yaşamlarıni okuyunca aslinda birçok seyin degerini bilme hususunda,etnik unsurlarin insanlari nasil tanınmaz hale getirdikleri hususunda bilgi sahibi olabiliyoruz. 👀 Bu sure zarfinda yavas yavas ergenlige adim atan genc kızın yasami,hüznü, sevinci, aşkı, aciyi aktarmasına şahit oluyoruz. ⭐ O uzun surecte yasama tutunmak adina gosterilen çaba, maruz kalinan aci durum, bitmek bilmeyen nefretin körüklediği korku hali okuyucuda en etkili sekilde tezahür ediyor. Zira günlükler en samimi edebi turlerden biridir. Dogal, içten tamamen saf duygularla kaleme alinir çünkü ✔ Yaşasaydı muhtemelen şuan Israil zulmu altinda yaşayan Filistinli bir genc kızla kardeş olabilir,birbirlerini en guzel sekilde anlayabilirlerdi. 🌿 Savaş, faşizm,kan bunlarla beslendi insanoglu ve hala da beslenmeye devam ediyor. Irkciligin yansimasi yillarca sürdü. Milyon insani gaz odalarında öldürdü, tibbi denek olarak kullandirdi, salginlara maruz birakti. Daha neler neler. ⚔ Ne yazik ki savaşın bitmesine iki ay kala Anne Frank, tifüs salginindan yasamini yitirir. Ardinda, onun ve donemin yahudilerinin maruz kaldıkları akil almaz dramatik yaşamlarından esintiler birakti. Okuyalim efenim. 👉📖