
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gizemli Ev
Değerlendirmemi bu kitabın blog turunu yaptığımızda okuyabilirsiniz ;) http://all-about-books-n-books.blogspot.com/
Baskı: Beyaz Helsinki (Dedektif Kari Vaara, #3)
Öncelikle Wow! Kari Vaara serisine bayılıyorum.İkinci kitabını kar melekleri kadar beğenmesem de beyaz helsinkiyle hayranlığımı geri kazanmış oldu seri.Geçen kitapta Kari'nin beyninde tümör olduğunu öğrenmiştik.Ve bir iş teklifi almıştı.Bu kitaptaysa bu olayların gelişimini okuyoruz.Seri önceki kitapta olşturduğu soruları bir diğerinde cevaplamak konusunda çok iyi bence.Beyaz helsinki şokların kitaı olmuş resmen.Kari'nin ameliyat öncesi ile sonrası şok etkisi yaratabilecek şekilde farklıydı.O kadar değişmişti ki bir ara sinir oldum.Seride daha doğrusu Kari'de en çok sevdiğim ruhu,romantikliğiydi.Ama o romantik bir adamdan helsinki soğukluğunda bir adama dönüştü! eşi Kate'e ve kızları Anu'ya karşı ilgisizliği,başka kadınlara bakmasına über sinir oldum.Kitap favori karakterime düşman ediyordu beni.Ama düşman olamayacak kadar seviyorum onu o başka konu :D Örgüt tam bir derin devlet timsaliydi.Yaptığı işler,başlarına gelenler falan epey komplo içeriyordu.Ama böyle bir şey bekliyordum zaten ben.Şeytanın Gözyaşlarında bu tip bir imaj verilmişti zaten diye düşünüyorum.Ama Kari çok akıllıca davrandı ve işin sonunu başından gördü.Kahramanımı sevme nedenlerimden biri daha :D Diğer aptal karakterlere benzemez o.O Kari Vaara! Zaten bu kitap polisiye açıdan pek tatmin edici başlamıştı.Beklentilerini başlarda kar melekleri kitabını baz alarak yüksek tutmayın.Çünkü başlarda ve hemen hemen ortaların sonlarına kadar polisiye pek bir olay geçmiyor.Ama sonra olaylar karışıyor tabi.Özellikle en sonu ok iyiydi.Katili sonlara doğru çözmüştüm.Ama katilin soğukkanlılığı şok ediciydi. Sonuç olarak 8 yıldız.Çok beğendim.2 yıldız düşürmemin nedeni de yazarın neden Kari'yi bu hale dönüştürme gereği duyduğunu anlamamamdan dolayı kırıyorum... İnceleme için Bloguma bakabilirsiniz.. http://all-about-books-n-books.blogspot.com/2013/05/kari-vaara-3-beyaz-helsinki-incelemesi.html
Baskı: Pamuk İpliği
akın zamanda okuyup bitirdiğim ve yoğunluktan yorumunu yazamadığım bir kitap daha ! Geç olsun güç olmasın diyerek incelemeye başlıyorum ... :) Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı olduğunu belirteyim.Ancak yazarın diline çok çabuk alıştım.Takip edeceğim yazarlar sırasına yükselmesi için 50 sayfa yetti. Normalde ilk 50 sayfada pek bir olay gelişmez ve karakterleri tanımaya başlarız.Bunda da tabii ki öyleydi.Ancak tek farkı,bu kitap 'aşık olma' devresini geçmiş bir yerden başlıyor.Ana karakterlerimiz zaten aşık olmuşlar,sevgili olmuşlar,hatta ve hatta evlenmeye bile karar vermişler ! Bizde evlenmelerine çok kısa bir zaman kala hayatlarına dahil oluyoruz. Çiftimizin aşkları diğer tüm aşk kitaplarında olduğu gibi destansı ! Yani okurken normal hayatta bulamayacağınız tadı damağınızda bırakıyor elbette... İki zenci genç aşık[ancak kitapta 3 çift anlatılıyor.Ben Spoiler vermemek için o konuya azıcık ucundan uzun açıklamada değineceğim ;)],kötü-kalpsiz bir anne,soyadı-aile baskısı,zenginlikle gelen sorumluluklar vs vs..Konumuz kısaca bu.Ama uzunca anlatmak gerekirse ki amacımız bu :D Şöyle ki; Kızımız Erica ünlü zenci bir ailenin kızıdır.İlk direnişçi zenci ailelerinden.Bu aileler özgür zenci kasabasının kurucu aileleri,öncüleridir.Bu her ne kadar kulağa iyi geliyorsa da,belirli sosyal sınırlar,farklar oluşturmuştur aslında.Kurucu aileler zengin ve neredeyse kasabanın (dükkan vb.) para kaynaklarının tümüne sahip iken,halk işçi kısmı olarak geçmekte ve yoksul kalmaktadır.Bu üstünlük halleri Ericanın ve onun ailesinde en sevdiği kişinin yani babasının hoşlanmadığı bir gerçektir.Ericanın annesi ise bundan çok memnundur.Anne babasının evliliği bir aşk evliliği değildir ve annesi de tıpkı kendi evliliği gibi (Bizde görücü usulü denilir ya hani ) ana-babaların uygun gördüğü biri ile evlendirme niyetindedir Ericayı.Tıpkı kendileri gibi varlıklı bir ailenin oğlu ile.Buraları çok klasik gibi geliyor ama unutmayın biz kitabı okumaya başladığımızda bu olayla çoktan olup bitmiş oluyor.Bunu sadece ana konuyu anlamak için yazıyorum. ;) Ama ailenin çocukları birbirlerini sevmiyorlar.Sadece arkadaşlar.Ve bu durum ailelerini çok kızdırıyor.Bir gün yine böyle bir şekilde Erica en yakın arkadaşı(kitapta geçen bir diğer çiftin ana kahramanlarından) April'in evine gidiyor.Ve orada aşkı Brian ile tanışıyor.Ki emin olu mükemmel bir erkek.Gerçek dışı ! ♥ Onunla evlenmeye karar veriyor ve annesi elbette hoşlanmıyor ama elden ne gelir :D Kız aşık ve aşkı için direnmeye hazır... Direnmeye değecek nadir aşklardan zaten sahip olduğu erkek. Erica ile Brian'ın aşkları mükemmel ! Tek kelimeyle MÜKEMMEL ! ♥ Büyük bir uyum ve sevgi ile birleşen böyle bir çift çok nadir görülür.Ancak başlarına gelenler beni delirtti ! O annesi olacak şeytanı boğazlamak istedim.Bu ne entrikadır kardeşim ! Soluksuz okudum.Son sayfaları hele jet hızıyla çevirdim diyebilirim.Aşkı tutkuyu bol bulacağınız bir lezzet yaratmış yazar.Bayıldım.♥ İşte biz hikayeye böyle başlıyoruz.Bundan sonra Spoiler içerikli detaylar geliyor.Haberiniz olsun.. :) İşte can alıcı,oyun bozan noktalar ! En yakın arkadaşı aslında kendini bildi bileli Ericayı evlendirmek istedikleri Griffin'e aşıktır.Ve şansa bakın Griffin de ona.Ancak April fakir kısımdan olduğu için ve ortada Erica olduğu için böyle bir seçenek imkansıza yakın görünmektedir.Onların aşkları beni çok üzmüştü kitapta.Kıyamam yıllardır birbirlerine baka baka mutsuz olmuşlar.Çok içliydi .. Bir diğer oyun bozan ve en büyüklerinden olan nokta ise dünürlerdi!!!! Brian;'ın babası çok iyi bir baba,koca ve avukattır.Ancak genç yaşta vefat eder.Annesi de oğlu ile beraber okulunu tamamlar ve meslek edinir.Oğlu babası gibi avukatlık yaparken annesi de peyzajcılık yapmaya,böylece dünyanın çeşitli yerlerine seyehate çıkmaya başlar.Ve kimseyle evlenmez.Kızımız Erica'nın babası ise ailelerinin ona uygun gördüğü dişi bir şeytan ile evlidir tabiri caizse :) Ve aşkı hiç tatmamıştır.Yıllardır mutsuzluk içinde kendini işe ve kızına adamış,ancak sadaketle eşine bağlı kalmış bir adamdır William.Kızının nişan töreninde damadının annesi ile tanışana kadar ! Bu çiftin aşkı ise beni huzula doldurdu diyebilirim.Aşkı bulup kaybetmiş ve hiç bulmamış iki kişinin mutluluğu tatmasına şahit olmak okuyucu olarak sizi de mutlu etmekten başka çare bırakmıyor. ♥ Kitap için +18 denildiğini duydum hep ama inanın bundan kat kat daha fazla cinsellik olan kitaplar okumuşsunuzdur eminim.Zaten okuduğunuzda da bana hak vereceksiniz.Gayet dozajındaydı.Ne bir fazlalık ne de bir eksiklik hissettim. Ephesus Yayınlarından çıkan bir kitap. Öncelikle kapak bir HARİKA ♥ Daha elime ilk aldığımda cazibesine kapıldım.O kadar yumuşak bir dokusu var ki tıpkı kapağındaki gül yaprakları gibi.Satenimsi... Çeviri kusursuzdu.Ancak yazım hataları çok vardı.Pek mühim olmayan,cümlenin bütünlüğünü etkilemeyen ufak hatalardı ama gözüme takıldı.Söylemeden edemedim.Bunun dışında tek söylemek istediğim bu yazarın kitaplarını okuyacağımız müjdesini duymak istediğim olacaktır.Kesinlikle okumalısınız.İçinize işleyen,heyecanla harmanlanan bir aşk hikayesi okuyacaksınız..Bir ailenin,bir toplumun hikayesini okuyup,onların gözünden bakacaksınız...
Baskı: Final (Fısıltı, #4)
Uzun zaman önce okuduğum ama yorum yapmaya istek duymayacağım kadar beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap Final. Böyle harika bir serinin bu kitapla son bulmasının tüm hayranlara haksızlık olduğunu düşünüyorum.Yani Patch gibi hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen,serinin neredeyse damgası haline gelen bir karakterin son kitapta HİÇ denilecek kadar az bulunması akıllara durgunluk vericiydi ! Koca kitapta konusu diye özetleyeceğim bir olay olmadı neredeyse.Öyle saçma ve baştan savmaydı ki şok geçirdim.Ha bir şey olacak de bir şey olacak diye beklerken bir baktım kitap ve dolayısıyla seri bitmiş.Bu serinin en sevdiğim yanı kitaplar bitince içinizde bıraktığı o tatlı merak ile birlikte Patch'i anımsayıp gülümsemenizi sağlayan hoşnutluk hissi idi. Ancak son kitaptan bende kalan tek his olsa olsa hayal kırıklığı ile karışmış bir şoktu.Yetersizlik hissini de atlamamalıyım ama.Yazarın bunu yapabileceğini hayal bile etmezdim.Konuları öyle dağıtmış ki kitabın başlarının neredeyse ilk 2 kitapla bağlantısı yok.Olan bağlantı ise olmasa da olur dedirten cinsten.Bir bakıyorsunuz konu bambaşka bir yöne ilerlemiş siz ise seriden bir parça yakalamaya çalılşıyorsunuz.Kafamda kalan sorulara mı yanayım yeni soruların cevaplarını mı düşüneyim bilemez halde okumaya devam ediyorsunuz. Derken derken kitap sona yaklaşınca yazarın aklı başına mı geldi ne oldu ise son 50-60 sayfasına sıkıştırıveriyor bütün olayları.Art arda sıralıyor tüm felaket ve sürpriz sonları sizde o kargaşadaki heyecanın 10 dakikalık tadına varıyorsunuz sadece... Kitap bitince aklımdaki ilk soru "böyle mi bitmeliydi ?!" oldu.Ben yazsam daha iyi yazardım diyorsunuz ardından.Okumasamıydım acaba sorusunu oluşturuyor doğal olarak akıllarda.En azından hayalimdeki son bundan daha iyi olurdu diyorsun :) Seri sonunun bu derece kötü olmasına rağmen bu seriyi okudğum için pişman değilim ama.Patch ile dolu 2 kitap buna değerdi zaten. ♥ Okumayanlardansanız eğer kesinlikle Patch ♥ ile tanışın derim.Hayatımdaki en açık sözlü karakterlerin başını çekti kendisi.Tatlı belanız olacak !♥
Baskı: Paranormal (Paranormal, #1)
Harika ötesi bir kitaptı.Biraz Teen ama olsun... Kurgusuna bayıldım.Yazar favorilerim arasında yerini aldı hemen! DEXten okuduğum ilk kitaptı.Harikaydı.Yayınevinin de abonesiyim artık.! Azıcık geç kalmış olsam da :) Kitaptaki beni ilk bağlayan özellik kurgusundaki karakterlerin orjinalliği.Paranormaller aynı.Yani vampir,peri,kurtadam vs... Ama yazar bir şekilde bunları farklılaştırmayı başarmış.Hikaye bambaşka bir türmüşçesine anlatılmış.Yeni paranormallerde katmamış değil.Bunlarında ilgimde etkisi büyük. Ancak olay döngüsü ve komikliğini de unutmamalı. :) Ana karaktere bayıldım.Çok cıvıl cıvıl bir kız.Dizi izlerken ki hali ise bambaşka :D Serinin devam kitabı için sabırsızım :))
Baskı: Doğaüstü (Paranormal, #2)
İnanılmaz güzel bir seri bence.Bu kitabı serinin başlangıç kitabına oranla daha çok sevdim.Karakterleri çok orjinal. İlk kitaptaki aksiyon bu kitapta daha da artmış.Olaylar karıştı,sorular cevaplandı.Ama öyle bir yerde bitti ki meraktan ölüyorum.Kitabın arkasındaki yazarın teşekkür bölümünde okuduğum kadarıyla üçüncü kitap son kitap olacakmış.Buna üzülmedim dersem yalan olur.Ama tadında biten serileri de sevmiyor değilim.Daha akılda kalıcı oluyor,sevdiğim yanlarını sırf daha fazla kitap çıksın diye bozmak zorunda kalmıyor yazar... Uzun lafın kısası,serinin ilk kitabına yazdığım yorumda da belirttiğim gibi,Teen bir aşk ama karakterler ve yazarın dili mükemmel.. Orjinal fikirleri olan yazarlara hep hayran olmuşumdur.Sizde kaçırmayın,bir şans verin derim :)
Baskı: Bir Yumak Aşk
Bu serinin bittiğine inanamıyorum.Çok eğlenceli ve aşk dolu bir seriydi.Daha ilk kitap yazarın hayranı olmama yetmişti zaten.Bazı okuyucular cinselliğin fazlalığından yakınıyordu ama bu kitap onları tatmin etmiştir sanırım.Çünkü serinin diğer kitaplarına oranla minimum düzeydeydi... Serinin konusuna hemen hemen hepiniz aşina olduğunuz için kitabın konusuna çok değinmeyeceğim.Zaten diğer kitapları okuyanların nedenini bileceği gibi Zack ile Grace'in ayrılık sonrasını anlatıyor bu kitap... Aşk dolu bir kitaptı diğerleri gibi.Ama sanki bu serinin son kitabı olduğundan belkide çok daha duygu yüklüydü bence.Serinin diğer karakterleriyle ilgili de son gelişmeleri öğrenebiliyoruz kitapta.Buna özellikle çok sevindim.Zackin komikliği ve Grace ile uyumu harikaydı.Zack'in bu kadar sempatik olacağını beklemiyordum açıkçası.Çünkü diğer kitaplarında hep umursamaz görünmüştü.Ama çok duygusal bir kelebek çıkıverdi sonunda :) Bayıldım.Harika bir kitaptı.Çeviriside neredeyse mükemmel.Seri kapaklarına söyleyecek söz bulamıyorum zaten... Harika bir seriyi daha bitirmiş olduk.Umarım yazarı yeni hikayeleriyle görmeye devam ederiz....
Baskı: Umut Işığım
Öncelikle kitabın dili günlük tarzında.Bunu bilerek okumaya başlamanızı öneririm.Sonra benim gibi sürece uyum sağlamakta bocalamazsınız.Kitabın konusu enteresan.Yani en azından benim daha önce okuduklarıma benzemiyor.Bir akıl hastasının zihninden bakıyoruz olaylara.Pat Peoples..Ama akılhastası olduğuna bakmayın aslında Pat sadece aşk acısı çeken ve bunu diğerlerinden farklı bir şekilde atlatmaya çalışan bir erkek aslında.Atlatmak için seçtiği yol kitabı ilginçleştiren bir diğer olgu.Pat hayatı bir film senaryosuna benzetiyor.Hani filmlerde başrol bir sürü olay atlatır ama sonunda çektiği herşeye değer ve mutlu sona ulaşır ya işte oda kendini kendi hayatının başrolü olduğuna ve bu atlattıkları sıkıntının sonunda mutluluğa bağlanacağını düşünüyor.Bunun için çabalıyor.Karısı Nikki ile bir ayrılık dönemi yaşadıklarını ve bunun sona ermesi için kendini değiştirmesi gerektiğini düşünüyor.Aslında olay bundan ibaret değil.Ana fikir bu elbette ama okurken Pat insanın içine dokunuyor.Çünkü Pat acısının altında parçalanmış ve mental olarak çabalamaktan vazgeçmiş biri.Yani hepimizin yenilmiş hali gibi...Küllerinden doğmaya çalışan ama bunu yapmak için kendine güvenli,toz pembeden oluşan yepyeni bir evren yaratan bir erkek.Onun bu sürecinde kendisi gibi değişik bir kadınla Pat'e yakışan bir biçimde değişik bir arkadaşlık kuruşuna da tanıklık ediyoruz kitapta..Tiffany'e de hayat pek iyi davranmamış.Ve bu iki yaralı insanın farkında olmadan ve ilginç bir yolla birbirlerine bağlanmalarını okuyoruz... Açıkçası okurken Pat'e hem kızıyorsunuz hemde sevip,üzülüyorsunuz.Kızıyorsunuz çünkü Nikkiden daha iyilerini hak ettiğini bildiğiniz halde kendine bunu yaptığına inanmak istemiyorsunuz.Üzülüyorsunuz çünkü kendini aşkına adamış,iyi olmaya çalışan bir erkeğin acı çekişine tanıklık ediyorsunuz.Seviyorsunuz da aynı zamanda çünkü ... EE bunu okuyup kendiniz öğrenin derim ben ;) Tavsiye edermiyim ? Kesinlikle..Hayata bulutların arasından süzülen gümüş ışıkları fark ederek bakmanızı sağlayacak bu kitap.Umut ışığınız olacak... :)
Baskı: Güz Alacakaranlığı Ejderhaları (Ejderha Mızrağı Destanı,#1)
Mükemmell !!!! tek kelimeyle mükemmel. Raistlin diyorum başkada birşey demiyorum ya <3
Baskı: Aşk Kaç Beden
Öncelikle kitabın alışmış olduğum mükemmel adam/mükemmel kadın ana karakterlerine sahip olmadığını söylemem gerek.Bu kitabın kahramanları daha içimizden.Baş karakterimiz Neve obez bir kızken aşık olduğu adam için diyete başlayıp ciddi kilolar vermiş ve hala da vermek için çabalayan bir kız.Diğer karakterimiz Max.Bu adam mükemmele yakın ancak kendine has kusurları da var(mesela burnunun yamuk olması gibi).İlk olarak aşk kitaplarında mükemmel çiftlere alıştığım için bu kitabı okurken alışamayacağımı sandım açıkçası.Çünkü kitaplarda kendimizi buluruz evet ama her zaman bizim daha iyi bir versiyonumuz gibidirler.Her zaman nefret ettiğimiz fiziksel yada ruhsal yanlarımızdan soyutlayarak hayal ederiz.Bu kitap ise tamamiyle gerçek.Hayal kurmamı başta açıkladığım nedenlerden dolayı zorlaştırdı elbette.Çünkü kendimi o kıza bağlayamadım.Bir çok yönden nefret ettiğim yönlerime sahipti.Belki de itiraf edemediğim ya da yüzleşmek istemediğim.(fazla takıntılı oluşu ve hiç olmayacak şeylerin hayalini kuruşu gibi) Kitaplar benim için bir kaçışken bu kitap bir yüzleşme gibi oldu bazı yönlerden.Hele ki kilolu arkadaşlar için hayat değiştiren bir kitap olacağına eminim.Alıştığımız kahramanların olmaması nedeniyle başlarda zorlanmamaın dışında bir eleştirim yok kitaba.Çünkü gerçekten çok gerçek bir öyküydü.Etkilenmeden okuyabilecek pek kişi olduğunu sanmıyorum.Özellikle Max'e hayran kalacaklarından eminim.Mükemmel olmasa da mükemmel bir karakterdi.Yüzeysel bir insan değilim ancak dış görünüşe önem verenlerdenim bir çoğu gibi.Ancak bu kitap Klişe bir şekilde önemli olanın ruh güzelliği olduğunun bir kanıtıdır benim gözümde.Kısacası BAYILDIM ! Çok kalın bir kitap olduğu için daha da sevdim.Ancak uzun olup çok kısa hissettiren,daha fazlasını aratan kitaplardandı.Listenize bu kitabı eklemeden kitapçıya gitmeyin derim :) Alıntı:(En çok güldüğüm yerlerdendir.Max'e hayran olmanıza yeteceğine eminim.Bana yetmişti ;) Neve etrafına 'toz ol' mesajı veren titreşimler yolladığına emindi,ama Max hafiften duyarsız bir adam olduğu için bunu hissedemiyordu. "Bana hala sinir oluyorsun,değil mi?" "Özür diledin ya,niye sana hala sinir olayım ?" "Gün gelecek bugünü hatırlayıp çok güleceğiz.Küçük Tommy nasıl tanıştığımızı sorduğunda ona diyeceğim ki 'Oğlum,annene önce buz firlattım,sonra da kıçını elledim.O gün bugündür beraberiz.' " Neve dudaklarının istemsizce hareket ettiğini hissetti.Sanki gülümsüyor gibiydi.Mac de ona gülümseyince Skirt(Max'in çalıştığı iş yeri) kızlarının onu neden alttan alıp iğrençliklerini görmezden geldiğini anladı. Bu tahrik edici gülümseme Neve'e kendisini seksi ve güzel hissettirdi.O kadar güzel bir gülümsemeydi ki Max'ın büyüsüne karşı koymaya gücü kalmamıştı.
Baskı: Heykeltıraş (Sam Markham, #1)
Mükemmel ! Yorumuma bu kelimeyle başlamak istiyorum çünkü devam eden kelimelerimin gizli öznesi budur :) Harika bir kitaptı.Okundu ve ne yazık ki bitti.İtiraf ediyorum iyi olacağını düşünmüştüm ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu.Kitabın konusu beni aldı götürdü diyebilirim. İlk olarak kitabın en sevdiğim yanı klasik polisiye romanlarında olduğu gibi katili merak ettirmeye çalışıp konuyu kasan yada sıkan türden değildi.Daha ilk sayfalarda katil ile tanıştırıyor sizi yazar.İlk bakışta katili tanımak,ana karakterlerin aradığı bazı şeyleri önceden bilmek kitabı mahvetmiş gibi düşünebilirsiniz belki ancak kesinlikle tam tersi.İnanın bazı şeyleri bilmek kitabı daha da okunur kılmış.Örneğin yaşadığı yeri biliyorsunuz ve polisler yan evine soruşturmaya gittiklerinde 'hayırr orası değil yan ev !' gibi içten karakterlerle iletişim kurmaya çalışıyorsunuz :D Bu kitabı inanılmaz heyecanlı hale getirdi.Elimden bırakamadım.İkinci en sevdiğim kısım ise kitaptaki bilgilerdi.Michelangelonun hayatına dair,eserlerine dair bilgileri konuyla çok iyi bir şekilde bütünleştirerek anlatmış yazar.Şöyle ki kitaptaki katilimiz Michelangelonun heykellerinin insan versiyonunu yapıyor.Katil ünlü heykeltıraşın bakışını benimsemiş ve hayatının amacı kılmış biri.Katili Michalengeloyla dolaylı yoldan tanıştıran kişi ise diğer ana karakterimiz Dr.Cathy.Michelangelonun büyük hayranlarından olan Cathy bunun üzerine akademik bir kitap yazmış.Ve Katilimiz de Cathynin yazdığı kitaba bir şekilde denk geliyor.Böylece hayatının anlamını bulduğu için Cathy'e bir anlamda minnettar kalıyor.Bunu da cinayetlerini ona itaf ederek gösteriyor.Böylece olaya Cthyde karışmış oluyor.Michelangelo o kadar harika anlatılıyor ki şahsen ben kitabı okurken sürekli internetten katilin yeniden yaptığı heykellerin resimlerine ve onun geçmişine bakıyordum. :) İşin bir diğer güzel yanı kitabımız sadece polisiye değil.Aynı zamanda aşk da katmış yazar.FBI ajanı ile Dr.Cathy birbirlerinden etkileniyorlar.Çok klasik durduğunu biliyorum ancak emin olun kitapta bunu öyle iyi işlemiş ki yazar,ilk kez okuyormuş gibi hissediyorsunuz :)) İşin özü,uzun süredir okumayı ertelediğim polisiye/gerilim romanı türünü bana yeniden sevdirdi bu kitap.Hep aynı şeyler yazılıyor diyerek benim gibi bu türden vazgeçmek üzereyseniz eğer kesinlikle vazgeçmeden önce bu kitabı okuyun derim.Daha önce olmadığınız kadar bu türe bağlanacaksınız eminim :)) Şahsen benim favorilerim arasındaki yerini aldı bile ...
Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)
Tek kelimeyle bayıldım !Okunması çok eğlenceli,aşk dolu bir kitaptı.Bana yer yer FMArsal hikayelerinin tadını verdi.Ki bu her kitapta karşılaşabileceğim birşey değil.Konusunu ilk okuduğumda tereddütte kaldığımı itiraf etmem gerek.Ama korkutuğum gibi değildi.Çok sıcak bir hikayeydi bilakis.Lenayı çok sevdim.Büyükbabasına olan bağlılığı çok hayranlık uyandırıyor.Baş karakterimiz roderick'i de bir ayrı sevdim.Azıcık kontrol delisi olsa da tartışılamaz bir şekilde karşı konulması güç bir karakterdi.Konusu ile ilgili olarak da dediğim gibi bana FMArsal hikayelerini çok anımsattı.Özellikle erkek karakterin kişiliği ve baskın rolü.Kadının ise güçlü ama narin özelliği.Fazlasıyla FMArsal. :) Çok zevk alarak okudum.Kesinlikle Tavsiye Ederim .. +18 olduğunu göz önünde bulundurmalısınız ..
Baskı: Fransız Öpücüğü
Çok eğlenceli bir romandı.Çok beğenerek okudum.Karakterler çok canlıydı gerçekten.Çok hareketli bir romandı diyebilirim :) Rock yıldızının yaptıkları beni çok güldürdü özellikle.Baş belası olsada çok da sevimliydi :)) Gabe de unutmamak lazım.Sakin ama sıradan olmayan bir karakterdi.Baş karakterimiz Emma ve Poppy'i de atlamamak lazım tabii.Bana Pariste arkadaşlara özel bir tur yaşattılar kitabı okurken.Ben sevdim.İçinde aşkla macerayı harmanlayan bir masal gibiydi.Ee Arka planda Paris manzarası olunca o hikaye artık masal değilde nedir değil mi ? :)
Baskı: Hayat Kurtaran Kelime
İlk olarak kitabın konusundan dolayı çok etkilendiğimi belirtmeliyim.Lösemiye yakalanmış bir çocuğun hikayesi anlatılıyor kitapta.Lösemi öncesi,lösemi sırasında yaşananlar ve sonrası olarak bölünmüş.Ki böyle olması insanı dahada hikayeye bağlıyor açıkçası.Yapıcı olduğunu umduğum eleştirilerimle başlıyorum yorumuma.Öncelikle Hikayeyi başında okumakta ve anlamakta zorlanadığımı söyleyebilirim.Kitapta neredeyse hiç dialog yoktu bu nedenle alışmış olduğumdan farklı bir deneyimdi benim için.Kitap baş karakterimizin düşünceleriyle anlatıyordu kendini adeta.Bu özelliğni bir yönden sevdim bir yönden sevemedim.Şöyle ki Düşünceleri okumak beni karaktere daha da yakınlaştırır kitaplarda her zaman ama neredeyse hiç konuşma olmaması da yer yer sıkıyor okuyucuyu.Kendini sürekli kendi kendine konuşan biriyle yanlız bir odada gibi hissediyorsun ve boğuluyorsun.. Bir diğer eleştirimse Ana karakterin erkek olmasıdır.Çocuğun duyguları,olaylara verdiği tepkiler yada ailesine olan bağlılığı (sevgisi) çok kızsaldı bence.En azından benim tanıdığım yada karşılaştığım hiçbir erkeğe benzemiyordu.Bilemiyorum ama o duygular çok yoğun bir şekilde anlatılmıştı kitapta.Ki böyle olması nedeniyle beni ana karakteri kız olarak hayal etmeye itti.Kız değilde erkek olduğunu her hatırladığımda yepyeni bir kitaba başlıyormuşum gibi hayallerimi baştan yaratmaya çalışıyordu beynim.Bu da beni yordu malesef.Ancak sonlara doğru kitap o kadar güzelleşti ki nasıl bittiğini anlamadım.Yaşanılan şeyler çok özeldi.Hastalığın insana neler yapabileceğini,neleri yapmasını engelleyebileceğini o kadar iyi anlatmıştı ki bayıldım.Özellikle yeni bir yazar olarak ilk kitapta bu kadar küçük bir sorun görmezden gelinebilir bence.Nisanın cümlelerini çok sevdiğimi itiraf ediyorum.Duyguları çok mantıklı ve zeki bir şekilde cümlelere dökmüş.Lösemileri anlatsada aileyle ilgili de birçok olay geçiyor kitapta.Ve bunlar bizim günlük başıma gelenlerden farksız değil.O duyguları ana karakterimiz yaşadıkça bende tekrar yaşadım.Yani insanlar bu kitabı okurken kendilerinden bulacakları çok şeyde var.Sadece lösemiyi anlatan bir kitap olarak geçmemeli.Hayatın içinden bir kitap.Başımıza her an ne geleceğinin garantisinin olmadığını anlatan bir kitap.Ben beğendim açıkçası.Özellikle genç bir yazarın ilk kitabı olarak çok da başarılı bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.Nisa'nın yeni kitabıda çok kısa zamanda bizlerle olacakmış zaten.Eminim her kitabında daha da iyi olacak.Yazarlığı devam etmesi temenni edilecek bir genç yazar kendisi.Umarım başarılarının devamını da göreceğiz :)
Baskı: Vazgeçmem Senden (The Hathaways, #2)
ahhhh bu kitapp bu kitap favori historicalım oldu !! <3 bugüne dek okuduğum en iyisi (bana göre tabi ki) .. Historical romanlarının büyük hayranı olduğumu söyleyemeyeceğim.Fantastik her zaman için ilk sırada yer almıştır bende ancak bu kitaba aşık oldum ve sanırım bir daha okuyacağım :D Historicalları sevmememin nedeni kontların düklerin havalarda uçuşması.. bu kitaptabı da böyle birşeyle karşılaşacağım diye erteleyip duruyordum ancak daha okumaya başladığım anda beni etkiledi.Bu kitapta kontlar var ancak diğerleri gibi göze betmıyor ve çoook daha akıcı.Biraz gizem,baş karakter fazlalığı ve özellikle hikayedeki ailenin komedisi ve farklılığı bu kitaba bayılmama yetti .. Özellikle leoya bayıldım :) o abi ne mükemmel bir abi öyle .Ona gülmekten neredeyse kitabı okuyamadım.Onun her kelimesi ayrı bil komik.Çok mükemmel bir karakterdi.. eğer baş kahramanımız kevde onun kadar mükemmel olmasaydı kev yerine leoyada talip olabilirdim açıkçası :D Cam ise apayrı bir erkek zaten.Ailenin içinde asla sırıtmıyor ayrıca Keve sataşmalarıda harikaydı.Kızların komedisi bambaşka.Hele beatrixin hayvanları! :D .. İnanılmaz eğlendim okurken.Bazen sesli güldüm,kahkaha attım .. Gece yarısı saat 5'e dek uyutmadı bu kitap beni.Okumadan uyuyamadım ama değdi..Çoook şiddetli tavsiyemdir :)) Alıntı:(burada kahkahalara boğulmuştum gece gece :D) "Neden mi?" Leonun dukdakları büzüldü."Sıralanacak çok şey var ve hangisinden başlayacağımı bulmakta zorlanıyorum.Bu sabah olanları bir kenara bırakırsak ona hiç yazmamış olmana ne demeli?" "Yazdım!" dedi Kev öfkeyle. "Tek bir mektup,"dedi Leo."Bir çiftlik raporu.Bana gösterdi.İnsan doğu kapısına yakın araziye konulan gübreler hakkında yazılmış o güzel sözleri nasıl unutabilir?Özellikle koyun bokları hakkındaki bölüm gözlerimden yaş gelmesine sebep oldu,son derece duygu yüklü.." "Koyun bokları hakkında yazmadım,"diye homurdandı Kev."O başka çeşit bir gübre.!" Alıntı 2:(bunu yazmadan duramadım :D) Bütün iyi niyeti süitin toplanma odasına girip Win(baş kız karakterimiz)'i yerde iç çamaşırlarıyla gördüğü an sona erdi.Genç kız perişan bir halde yüzüstü yere uzanmış,kendini yukarı çekmeye çabalıyordu ve üzerine eğilmiş olan bir adam vardı.Ona dokunuyordu ! Bu görüntü Kevin patlamasına sebep oldu.Kana susamış bir kükremeyle Wine uzandı ve onu hızla koruyucu kollarının arasına çekti.Aklında tek birşey vardı adamın işini bir an önce en kısa yoldan bitirmek,tüm uzuvlarını teker teker bedeninden ayırmak. "O benim doktorum!" diye bağırdı Win. Leo koşarak yanlarına geldi."Aile toplantılarımıza bayılıyorum.Merripen (Kev) senin sorunun ne?!" "Win iç çamaşırlarıyla ve o adam da.." "Bunlar iç çamaşırları değil.Egzersiz giysilerim!" Kev kıvrılarak ona baktı "İç çamaşırı görünce tanıyabilirim!" "Bu bir Türk pantolonu üzerimdeki de gayet saygın bir bluz!" "Sana dokunuyordu!!" "hareketi doğru yapıp yapmadığımı kontrol ediyordu!" Onun bütün ailesinin önünde böyle uygunsuz giysiler giymesine izin verdikleri için bütün aile delirmiş olmalıydı.Türk pantolonuymuş..Bu da iç çamaşırına verilen son isimdi heralde ..! :D
Baskı: Seviyor Sevmiyor
Kördüğümü okudum ve bayıldım .. Daha iyisi olamaz dedim ama bu kitap bana daha iyisininde yapılabileceğini gösterdi resmen ! O kadar eğlenceliydi ki elime alıp hiç bırakmadan 4-5 saat içerisinde okudum bitirdim =) ama uykusuz kalmam değdiğini düşünüyorum.. jennanın benimle hemen hemen hiçbir benzer yanı olmamasına rağmen karakterle o kadar bütünleştim ki .. İnanılmaz bir deneyimdi benim için. Çoook eğlenceli bir kitap. Serinin devamı için gün sayıyor haldeyim .. Ayrıca aşk çıkrığından bende istiyorum yahu ! =D
Baskı: Kördüğüm
Ahh herkesin dediği kadar varmış dedim bitirir bitirmez =D Aşklarının karmaşıklığı vede tutkusu o kadar komik ve güzeldi ki gülümseyerek başladım gülümseyerek bitrdim bu kitabı. =) İki asabi gazetecinin çekişmesi iddaları o kadar eğlenceliydi ki .. Özellikle yaşlı teyzenin sihirli çıkrığı harikaydı =D gülümseten,yer yerde kahkaha attıran bir kitap.. Bu güne dek okuyan herkesin yorumlarında bahsettiği kadar harika bir kitap ! <3