sLn
@sLn

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Love İn The Afternoon (The Hathaways, #5)

Kısaca,(daha hiç kısa yazdığım görülmedi) Phelan ve Beatrix'in aşkı serinin diğer kitaplarına oranla çok çabuk gelişti.Christopher'ın kendisiyle yaşadığı sorunlar çok uzun sürdü. (benim zevkime göre elbette.) Arada mektubu yazanın Prudence olduğu sanılması da işi iyice sarpa sardırdı elbette.Kısacık bir romanda çok uzun uzadıya anlatmış her şeyi ve doğal olarak en güzel kısımları sona denk gelmiş,alelacele olmuş.Keşke sorunları fazla uzatmasaydı da güzel kısıma geçseydi hemen.Çünkü kitapta bizim bildiğimiz Beatrix neredeyse yok oluyor.O sevimli,komik kız gidiyor yerine dertlerin içinde yüzen yanlız bir genç kadın geliyor.Açıkçası bunu sevmedim.Bea'nin değişmesine gerek yoktu bence.Onu öyle seviyorduk biz.Keşke onun karalterine göre neşeli bir aşk yaşasaydı.Çok ağır olmuş bence.Beatrix için yazılan bir romandan çok Amelia için yazılmış gibiydi.Yani keşke ya sayfa sayısını arttırsaymış ya da meseleyi bu kadar uzatıp içimizi karartmasaymış.Elveda kitabı olarak okurken biraz sıkıldım ve en uzun sürede okuduğum Hathaway kitabı oldu.Bizim pırıl pırıl hayvan dostu Beatrix'imize bu kadar acı çektirmeyecektin Lisa! Devamı blogumda http://rewiev-queen-1.weebly.com/

Baskı: A Hathaway Wedding (The Hathaways, #2.5)

Konusuna ve içindeki olaylara kısaca değinecek olursam, Merripen Win ile evleneceği için heyecanlıdır ve bir sorun çıkacağından endişelenir.Bir tür uğursuzluğun gelmekte olduğunu düşünüyordur ama evlenmek için kararlıdır.Beatrix ise yaralı bir baykuş bulmuş onu iyileştirmek için ahırda otururken kasabaya bir sirk geldiğini duyar.Ve sirkteki fillerden birinin öldüğünü,ölen filin yavrusunun da kımıldamadan yattığının haberini alır.Sirk sahibi hunharca küçük file dans etmesi için vururken Beatrix buna karşı bir şeyler planlar.Düğün günü geldiğinde Kev'in beklediği gibi uğursuzluklar başlar ve evlenmeleri neredeyse imkansız hale gelir.Ancak Kev kararlıdır.Leo ve Cam'in yardımlarıyla evlilik gerçekleştirilecek hale gelir ancak olaylar burada bitmez. Kesinlikle okuyun.Çok eğlenceli,çok keyifli bir kısa hikaye. Alıntı ve yorumun devamı için sitemi ziyaret edebilirsiniz http://rewiev-queen-1.weebly.com/9812books--music/a-hathaway-wedding-the-hathaways-25

Baskı: İçinde Aşk Saklı (Westmoreland, #2)

Bu benim ilk Judith kitabımdı.Çok uzun olmasına rağmen hemencecik bitirdim.Yazar kitabı bizim alışık olduğumuzdan daha uzun tutmuş.Bugüne dek okuduğum en maceralı ve olaylı aşk kitabıydı içinde aşk saklı. Hız hiç bitmiyor diyebilirim.Diyorum 'hah! şimdi tamam.Artık mutluyuz.' bir bakıyorum hooop bir olay daha olmuş işler karışmış. Olayları uzatmış olmasına rağmen okurken sıkılmadım,işin tuhafı.Erkek karakter bana biraz FMArsal'ı anımsattı.Claytondan çok güzel bir türk erkeği olurmuş :D Bugüne dek okuduğum en kaba erkekti diyebilirim :D Ama çok sevdim.10 değilde 9 yıldız vermemin sebebi ise Whitney'nin kitabın sonuna doğru karakterinin uğradığı değişim yüzündendir. İlk başlarda pantolon giyip ata binen kız sonlara doğru hanım hanımcık oluveriyor.Açıkçası ben vahşi halini daha çok sevmiştim.Ama her şekilde güzel bir kitaptı.Tavsiyemdir.

Ölüm Oyunu
9/1016.05.2014

Baskı: Ölüm Oyunu

21 kız 21 erkeğin kapana kısıldığı o yerde kendimi onlardan biri gibi hissettim.Bunu çok iyi başarmış Takami.İnsanı anlatımıyla tamamen başka bir dünyaya taşıyor.42 adet öğrencinin her birini iyi işlemiş yazar.Bunu yapabilmek her yiğidin harcı değildir yani.Türü Young Adult olarak geçiyor ama bence bu türden çok daha ötede bir roman Battle Royale.Tüm a 'Teenage Drama'sından uzakta,korkusuz bir roman olmuş.Karakterlerin hepsinin genç olmasına aldırış etmeden her yaştan okuyucuya açık bir hikaye yararmış Takami.Hakkını vererek yazmış açıkçası.Okuduğum her sayfada The Hunger Games'ten uzaklaştı gözümde.Çünkü Battle Royale kanın korkusuzca aktığı,vahşetin tadını damağınızda hissedebildiğiniz dehşet dolu bir roman.Ancak bunu aptal bir kan romanı ile karıştırmayın kesinlikle.Konuyu bu vahşetle birleştirmek bir ustalık.Ve vahşeti insana yedirmeyi bilmiş,tabiri caizse. Olayların gidişatı kadar konunun odaklandığı noktalar ve o şaşkınlık veren dönüşler,şaşırtmacalar insanı 'Bu kitap dahiyane değil de nedir?' diyerek bırakıyor.Midesi kaldıranlara bir başyapıt sunuyor Takami.Bu romanın kült olmasına şaşmamalı. Yazara ait okuduğum ilk roman ancak son olmayacak kesinlikle.Sanırım Battle Royal serisi olarak 15'e yakın romanı var.Elimden geldiğince hepsini okumaya çalışacağım.En kısa zamanda da filmini izlemem gerek diye düşünüyorum. Yorumun tamamı için sitemi ziyaret ediniz... http://rewiev-queen-1.weebly.com

Baskı: Araf (Providence Üçlemesi, #1)

*Yorumum Spoiler içerir.Buna hazırlanarak okumaya başlayın ;)* Bu kadın nasıl aşık erkek yazacağını biliyor arkadaş! Önce Travis şimdi de Jared ! Ahh ahh! Zaten beyaz atlı prensinin hayalini bir kız olarak bu yazar kesinlikle hayallerimin çıtasını yükseltti. "Seni durmadan izleyip,hayatı boyunca neredeyse sana aşık olan bir yarı koruyucu meleğin varsa insan daha ne istesin hayattan be!" diye diye ağladım kitabı okurken.Derdime yandım...Arada sırada gerçek olmasını ümit edip sağıma soluma bakınmadım da değil hani Çığlıklarıma başlamadan önce kitabın kapağı ve ayracı hakkında bir kaç şey söyleyeyim istiyorum.Öncelikle kapak aslen kitabın kendisiyle pek uyumlu olmasa da,çok güzel görünüyor bence.Bu kesin.Ama ayraç muhteşem tatlı! Benim ayracım gelmedi ancak ne yapıp edip elime bir tanesini geçirmeye bakıyorum. Devamı: http://all-about-books-n-books.blogspot.com/2014/01/araf-yorumu.html

Baskı: Baba, Dışarıda Bir Melek Var!

Fikret Topallı'yı ilk okuyuşumdu bu.Aslen pek de Türk yazar okumam ben.Nedense yabancıların anlatım şekli beni daha çok içine çeker. Ancak bu kitabın konusu daha okumadan beni meraklandırmıştı açıkçası.Zaten 'URBAN LEGENDS' yani 'Şehir Efsaneleri'ne oldukça büyük bir ilgim vardır. Kapağın üzerinde 'Türkiye Ve Dünyadan Şehir Efsaneleri' yazdığını gördüğümde açıkçası çok meraklandım ve hemen kitabı açıp okumaya koyuldum. Kitap küçük küçük efsane hikayelerden oluşuyor beklediğiniz üzere elbette.Kitapta bildiğim ve bilmediğim bir dolu şehir efsanesi haline gelmiş hikaye vardı.Açıkçası benim için cennet gibiydi.Okurken de hem çok eğlendim,hem de bazen ürktüm.En çok da Türk Şehir Efsanelerinden biri olan cinli bir hamam hikayesi vardı ki beni benden aldı. Zaten hamam falan pek sevmem,gitmem de ama hele de bundan sonra tövbeler olsun. :D Dünyadan anlatılan şehir efsanelerinde bildiğim bir kaç tane vardı ancak böyle gerçeğe dayalı ve neden şehir efsanesine dönüştüğüyle ilgili bilgi verilerek yazılan okuduğum ilk kitaptı bu kitap.Öyle "Zaten bilindik üç beş hikayeyi yazmış,kitap olarak satmış." şeklinde sakın ha düşünmeyin. "Ben çoğunu biliyorum zaten." diye de.Bildiklerinizin kökünün nereden geldiğini öğrenebiliyorsunuz bu kitapta.Olayın yaşandığı mekanların yahut olayın kendisinin neden böylesine herkesin bildiği bir olaya dönüştüğünü de güzelce açıklıyor yazar.O nedenle ciddi anlamda beğendiğim bir kitap oldu.Açıkçası okuması da bir hayli zevkli. Bir gecede yalayıp yutuveriyor insan.Değerli bir arkadaşım olan Şefika bana "Bak bunu gece okuma,korkarsın sonra." demişti.Ben de salak gibi "Yok ya be öyle şeylerden korkmam." demiştim.Oysa cidden ürkütücü olabilen bir kitap.O nedenle ben de size buradan aynı tavsiyeyi veriyorum şimdi.Gece okumayın :D Devamı Blogumdan okuyabilirsiniz. http://all-about-books-n-books.blogspot.com/2013/12/gece-okumayn-baba-dsarda-bir-melek-var.html

Baskı: Yalnız Gözlerin İçin

http://all-about-books-n-books.blogspot.com/

Yemin
10/1018.09.2013

Baskı: Zoraki Koca Şahane Gelin 2

Zoraki koca şahane gelin sersi içinde enn çok sevdiğim hikaye budur.Bence bunda yazar kendini epeyce geliştirmiş.O nedenle okuması daha keyifliydi.Hikayenin derinliği de öyle.

Ismarlama Bebek
10/1018.09.2013

Baskı: Ismarlama Bebek

Bugüne kadar ki en iyi başlangıçlardan biri var bu kitappta.Atamanı kandırmaya çalışma sahnesi süperdi :) Kesinlikle okunmalı.

Anlaşma
10/1018.09.2013

Baskı: Anlaşma

Ah Yavuz ! :) FMArsal karakterlerinin hepsini çok sevsem de o ayrı sanki :D

Baskı: Kemikler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar, #1)

Kesinlikle ama kesinlikle okunmalı.İkinci kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum.Hikaye sürükleyici,karakterler harika.Yazar favorilerim arasındaki yerini aldı,tabii bu seri de öyle.

Baskı: Benimle Kal (The Hathaways, #1)

Cam kesinlikle bir Merripen etmez ama çok sevdim ya :) Çook güzeldi...

Ölüm Şarkısı
9/1001.08.2013

Baskı: Ölüm Şarkısı

Kitap güzeldi.Mükemmeldi,Bayıldım! diyemem belki ama zevk alarak okuduğum kesin. Katil yüzünden sinirden uykularım kaçtı aslında zaman zaman ama değdi bence. Yalnızca Ölüm Şarkısı başlığının kitaba uygun olduğunu düşünmüyorum.Yazarlar neden bunu seçmiş bilmem.Evet şarkılar cinayetlere yol gösteren büyük ipuçlarıydı ama ben olsam isim olarak seçmezdim.'o henüz çalınmamaış birnotaydı' yazınca insan kendi yaptığı bir besteyle insanları öldürmesinde bir bağlantı olacak falan diye bekliyor.Ama adam yalnızca öldürdüğü kızların yanına bir önceki cinayetiyle ilgili bilindik grupların şarkılarını yazıyor falan.O abartılı söze göre oldukça basit kalmış yani. Neyse.Konuya dönecek olursak,çok sürükleyici bir kitaptı aslında.Katilin profilini öyle iyi çıkartmıştı ki,bayıldım. Kesinlikle okunmalı diyemem ama okursanız eğer pişman da olmazsınız bence.Zevkliydi.

Can Dostum
10/1027.07.2013

Baskı: Can Dostum

Can Dostlarımızın Hikayesi... İncelememe kitabın kapağını överek başlamak istiyorum.Orjinalinin bir başka çeşidi gibi olan kapak göze hoş geliyor.Ben çok sevdim.Hatta orjinalinden bile daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Çünkü golden cinsi köpeklere,labrador cinsi köpeklere ayrı bir sevgim vardır.Belki biraz kişisel nedenlerden ötürü beğendim ama beğendim işte :D Hele o ayraçlar!!!! Ahh ah.Bir Harikalar!!! Çevirisi başarılı,o nedenle çevirmeni Seda Çıngay hanıma da tebriklerimi sunuyorum. İç kapaktaki kırmızılığı da çok sevdiğimi eklemeliyim ve yayınevine başarılarının devamını dilediğimi ayrıca belirtiyorum.... NOT: Yorumumda birkaç spoiler varsa eğer affola...Şimdiden söylemesi ;) Kitabı bir köpeğin hayatı şeklinde değerlendirmiş,ön yargıyla yaklaşmıştım.Bu denli hayat değiştiren bir kitap çıkacağını nereden bilebilirdim ki? İlk sayfaları okumaya başladığımda bir köpeğin doğuşuna şahit olunca şaştım kaldım.Ben ikinci ağızdan hikayenin anlatılmasını beklerken gözlerimizi biz de yavru köpeğimizle birlikte açtık.Bir sokak köpeğinin annesi ve 2 kardeşiyle geçirdiği ilk ayların tadını çıkardık.İnanın köpeğin anlattığı bir hikaye ancak bu denli güzel yazılabilinirdi! Reenkarnasyon kitapta olması beklenmedik olduğu kadar mantıklıydı da.Zaten kitapta ilerlerlemeden önce,bir köpeğin 370 sayfalık hikayesini okuduğumu sandığım sıralarda, 'Bir çocuk kitabıyla mı karşı karşıyayım acaba?' korkusu olmamıştı değil.Ancak reenkarnasyon sayesinde hikaye hep taze kaldı,hiç heyecanını yitirmedi.Bu reenkarnasyon olayına hiç inanmasam da kitabın böyle işlenmesinden dolayı memnunum. Sayfalar ilerledikçe bu yeniden doğuş olayı beni gerdi biraz ama.Köpekçiğin sürekli gözlerimin önünde ölmesine kalbim dayanamadı bir süre sonra.Hatta ölümünü ilk okuduğumda şok olmuştum.Yok canım olamaz diye.O zamanlar yeniden doğacağını bilmiyordum tabii =D Yalnızca ölmesi değil,yeniden doğduğu hayatlarının şekilleri,insanların ona davranışları beni hem üzdü hem de kızdırdı.Gerçeklerle yüzleşmek gibiydi gerçi ama duygusalım,dayanamıyorum işte ne yapayım? Ancak sayfalarla birlikte onun hayatıda değişip,ilerledikçe ben de kendi hayatımda arayışa çıkmış gibi oldum ne yalan söyleyeyim.Tam da arayış içerisinde olduğum bu dönemde inanılmaz iyi geldi,inanılmaz yeniledi beni.Köpeklere aşırı düşkün bir hayvan sever olmasam da,her hayvanı severim.Bu kitaptan sonra her gördüğüm köpeğe bir başka bakacağım o ayrı işte... Yorumumun devam ve bunun gibi bir çok eleştiri için blog'uma bakabilirsiniz... http://all-about-books-n-books.blogspot.com/2013/06/can-dostum-dogs-purpose-incelemesi.html

Gizemli Ev
7/1023.06.2013

Baskı: Gizemli Ev

Değerlendirmemi bu kitabın blog turunu yaptığımızda okuyabilirsiniz ;) http://all-about-books-n-books.blogspot.com/

Baskı: Beyaz Helsinki (Dedektif Kari Vaara, #3)

Öncelikle Wow! Kari Vaara serisine bayılıyorum.İkinci kitabını kar melekleri kadar beğenmesem de beyaz helsinkiyle hayranlığımı geri kazanmış oldu seri.Geçen kitapta Kari'nin beyninde tümör olduğunu öğrenmiştik.Ve bir iş teklifi almıştı.Bu kitaptaysa bu olayların gelişimini okuyoruz.Seri önceki kitapta olşturduğu soruları bir diğerinde cevaplamak konusunda çok iyi bence.Beyaz helsinki şokların kitaı olmuş resmen.Kari'nin ameliyat öncesi ile sonrası şok etkisi yaratabilecek şekilde farklıydı.O kadar değişmişti ki bir ara sinir oldum.Seride daha doğrusu Kari'de en çok sevdiğim ruhu,romantikliğiydi.Ama o romantik bir adamdan helsinki soğukluğunda bir adama dönüştü! eşi Kate'e ve kızları Anu'ya karşı ilgisizliği,başka kadınlara bakmasına über sinir oldum.Kitap favori karakterime düşman ediyordu beni.Ama düşman olamayacak kadar seviyorum onu o başka konu :D Örgüt tam bir derin devlet timsaliydi.Yaptığı işler,başlarına gelenler falan epey komplo içeriyordu.Ama böyle bir şey bekliyordum zaten ben.Şeytanın Gözyaşlarında bu tip bir imaj verilmişti zaten diye düşünüyorum.Ama Kari çok akıllıca davrandı ve işin sonunu başından gördü.Kahramanımı sevme nedenlerimden biri daha :D Diğer aptal karakterlere benzemez o.O Kari Vaara! Zaten bu kitap polisiye açıdan pek tatmin edici başlamıştı.Beklentilerini başlarda kar melekleri kitabını baz alarak yüksek tutmayın.Çünkü başlarda ve hemen hemen ortaların sonlarına kadar polisiye pek bir olay geçmiyor.Ama sonra olaylar karışıyor tabi.Özellikle en sonu ok iyiydi.Katili sonlara doğru çözmüştüm.Ama katilin soğukkanlılığı şok ediciydi. Sonuç olarak 8 yıldız.Çok beğendim.2 yıldız düşürmemin nedeni de yazarın neden Kari'yi bu hale dönüştürme gereği duyduğunu anlamamamdan dolayı kırıyorum... İnceleme için Bloguma bakabilirsiniz.. http://all-about-books-n-books.blogspot.com/2013/05/kari-vaara-3-beyaz-helsinki-incelemesi.html

Pamuk İpliği
9/1001.03.2013

Baskı: Pamuk İpliği

akın zamanda okuyup bitirdiğim ve yoğunluktan yorumunu yazamadığım bir kitap daha ! Geç olsun güç olmasın diyerek incelemeye başlıyorum ... :) Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı olduğunu belirteyim.Ancak yazarın diline çok çabuk alıştım.Takip edeceğim yazarlar sırasına yükselmesi için 50 sayfa yetti. Normalde ilk 50 sayfada pek bir olay gelişmez ve karakterleri tanımaya başlarız.Bunda da tabii ki öyleydi.Ancak tek farkı,bu kitap 'aşık olma' devresini geçmiş bir yerden başlıyor.Ana karakterlerimiz zaten aşık olmuşlar,sevgili olmuşlar,hatta ve hatta evlenmeye bile karar vermişler ! Bizde evlenmelerine çok kısa bir zaman kala hayatlarına dahil oluyoruz. Çiftimizin aşkları diğer tüm aşk kitaplarında olduğu gibi destansı ! Yani okurken normal hayatta bulamayacağınız tadı damağınızda bırakıyor elbette... İki zenci genç aşık[ancak kitapta 3 çift anlatılıyor.Ben Spoiler vermemek için o konuya azıcık ucundan uzun açıklamada değineceğim ;)],kötü-kalpsiz bir anne,soyadı-aile baskısı,zenginlikle gelen sorumluluklar vs vs..Konumuz kısaca bu.Ama uzunca anlatmak gerekirse ki amacımız bu :D Şöyle ki; Kızımız Erica ünlü zenci bir ailenin kızıdır.İlk direnişçi zenci ailelerinden.Bu aileler özgür zenci kasabasının kurucu aileleri,öncüleridir.Bu her ne kadar kulağa iyi geliyorsa da,belirli sosyal sınırlar,farklar oluşturmuştur aslında.Kurucu aileler zengin ve neredeyse kasabanın (dükkan vb.) para kaynaklarının tümüne sahip iken,halk işçi kısmı olarak geçmekte ve yoksul kalmaktadır.Bu üstünlük halleri Ericanın ve onun ailesinde en sevdiği kişinin yani babasının hoşlanmadığı bir gerçektir.Ericanın annesi ise bundan çok memnundur.Anne babasının evliliği bir aşk evliliği değildir ve annesi de tıpkı kendi evliliği gibi (Bizde görücü usulü denilir ya hani ) ana-babaların uygun gördüğü biri ile evlendirme niyetindedir Ericayı.Tıpkı kendileri gibi varlıklı bir ailenin oğlu ile.Buraları çok klasik gibi geliyor ama unutmayın biz kitabı okumaya başladığımızda bu olayla çoktan olup bitmiş oluyor.Bunu sadece ana konuyu anlamak için yazıyorum. ;) Ama ailenin çocukları birbirlerini sevmiyorlar.Sadece arkadaşlar.Ve bu durum ailelerini çok kızdırıyor.Bir gün yine böyle bir şekilde Erica en yakın arkadaşı(kitapta geçen bir diğer çiftin ana kahramanlarından) April'in evine gidiyor.Ve orada aşkı Brian ile tanışıyor.Ki emin olu mükemmel bir erkek.Gerçek dışı ! ♥ Onunla evlenmeye karar veriyor ve annesi elbette hoşlanmıyor ama elden ne gelir :D Kız aşık ve aşkı için direnmeye hazır... Direnmeye değecek nadir aşklardan zaten sahip olduğu erkek. Erica ile Brian'ın aşkları mükemmel ! Tek kelimeyle MÜKEMMEL ! ♥ Büyük bir uyum ve sevgi ile birleşen böyle bir çift çok nadir görülür.Ancak başlarına gelenler beni delirtti ! O annesi olacak şeytanı boğazlamak istedim.Bu ne entrikadır kardeşim ! Soluksuz okudum.Son sayfaları hele jet hızıyla çevirdim diyebilirim.Aşkı tutkuyu bol bulacağınız bir lezzet yaratmış yazar.Bayıldım.♥ İşte biz hikayeye böyle başlıyoruz.Bundan sonra Spoiler içerikli detaylar geliyor.Haberiniz olsun.. :) İşte can alıcı,oyun bozan noktalar ! En yakın arkadaşı aslında kendini bildi bileli Ericayı evlendirmek istedikleri Griffin'e aşıktır.Ve şansa bakın Griffin de ona.Ancak April fakir kısımdan olduğu için ve ortada Erica olduğu için böyle bir seçenek imkansıza yakın görünmektedir.Onların aşkları beni çok üzmüştü kitapta.Kıyamam yıllardır birbirlerine baka baka mutsuz olmuşlar.Çok içliydi .. Bir diğer oyun bozan ve en büyüklerinden olan nokta ise dünürlerdi!!!! Brian;'ın babası çok iyi bir baba,koca ve avukattır.Ancak genç yaşta vefat eder.Annesi de oğlu ile beraber okulunu tamamlar ve meslek edinir.Oğlu babası gibi avukatlık yaparken annesi de peyzajcılık yapmaya,böylece dünyanın çeşitli yerlerine seyehate çıkmaya başlar.Ve kimseyle evlenmez.Kızımız Erica'nın babası ise ailelerinin ona uygun gördüğü dişi bir şeytan ile evlidir tabiri caizse :) Ve aşkı hiç tatmamıştır.Yıllardır mutsuzluk içinde kendini işe ve kızına adamış,ancak sadaketle eşine bağlı kalmış bir adamdır William.Kızının nişan töreninde damadının annesi ile tanışana kadar ! Bu çiftin aşkı ise beni huzula doldurdu diyebilirim.Aşkı bulup kaybetmiş ve hiç bulmamış iki kişinin mutluluğu tatmasına şahit olmak okuyucu olarak sizi de mutlu etmekten başka çare bırakmıyor. ♥ Kitap için +18 denildiğini duydum hep ama inanın bundan kat kat daha fazla cinsellik olan kitaplar okumuşsunuzdur eminim.Zaten okuduğunuzda da bana hak vereceksiniz.Gayet dozajındaydı.Ne bir fazlalık ne de bir eksiklik hissettim. Ephesus Yayınlarından çıkan bir kitap. Öncelikle kapak bir HARİKA ♥ Daha elime ilk aldığımda cazibesine kapıldım.O kadar yumuşak bir dokusu var ki tıpkı kapağındaki gül yaprakları gibi.Satenimsi... Çeviri kusursuzdu.Ancak yazım hataları çok vardı.Pek mühim olmayan,cümlenin bütünlüğünü etkilemeyen ufak hatalardı ama gözüme takıldı.Söylemeden edemedim.Bunun dışında tek söylemek istediğim bu yazarın kitaplarını okuyacağımız müjdesini duymak istediğim olacaktır.Kesinlikle okumalısınız.İçinize işleyen,heyecanla harmanlanan bir aşk hikayesi okuyacaksınız..Bir ailenin,bir toplumun hikayesini okuyup,onların gözünden bakacaksınız...

Baskı: Final (Fısıltı, #4)

Uzun zaman önce okuduğum ama yorum yapmaya istek duymayacağım kadar beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap Final. Böyle harika bir serinin bu kitapla son bulmasının tüm hayranlara haksızlık olduğunu düşünüyorum.Yani Patch gibi hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen,serinin neredeyse damgası haline gelen bir karakterin son kitapta HİÇ denilecek kadar az bulunması akıllara durgunluk vericiydi ! Koca kitapta konusu diye özetleyeceğim bir olay olmadı neredeyse.Öyle saçma ve baştan savmaydı ki şok geçirdim.Ha bir şey olacak de bir şey olacak diye beklerken bir baktım kitap ve dolayısıyla seri bitmiş.Bu serinin en sevdiğim yanı kitaplar bitince içinizde bıraktığı o tatlı merak ile birlikte Patch'i anımsayıp gülümsemenizi sağlayan hoşnutluk hissi idi. Ancak son kitaptan bende kalan tek his olsa olsa hayal kırıklığı ile karışmış bir şoktu.Yetersizlik hissini de atlamamalıyım ama.Yazarın bunu yapabileceğini hayal bile etmezdim.Konuları öyle dağıtmış ki kitabın başlarının neredeyse ilk 2 kitapla bağlantısı yok.Olan bağlantı ise olmasa da olur dedirten cinsten.Bir bakıyorsunuz konu bambaşka bir yöne ilerlemiş siz ise seriden bir parça yakalamaya çalılşıyorsunuz.Kafamda kalan sorulara mı yanayım yeni soruların cevaplarını mı düşüneyim bilemez halde okumaya devam ediyorsunuz. Derken derken kitap sona yaklaşınca yazarın aklı başına mı geldi ne oldu ise son 50-60 sayfasına sıkıştırıveriyor bütün olayları.Art arda sıralıyor tüm felaket ve sürpriz sonları sizde o kargaşadaki heyecanın 10 dakikalık tadına varıyorsunuz sadece... Kitap bitince aklımdaki ilk soru "böyle mi bitmeliydi ?!" oldu.Ben yazsam daha iyi yazardım diyorsunuz ardından.Okumasamıydım acaba sorusunu oluşturuyor doğal olarak akıllarda.En azından hayalimdeki son bundan daha iyi olurdu diyorsun :) Seri sonunun bu derece kötü olmasına rağmen bu seriyi okudğum için pişman değilim ama.Patch ile dolu 2 kitap buna değerdi zaten. ♥ Okumayanlardansanız eğer kesinlikle Patch ♥ ile tanışın derim.Hayatımdaki en açık sözlü karakterlerin başını çekti kendisi.Tatlı belanız olacak !♥

Baskı: Paranormal (Paranormal, #1)

Harika ötesi bir kitaptı.Biraz Teen ama olsun... Kurgusuna bayıldım.Yazar favorilerim arasında yerini aldı hemen! DEXten okuduğum ilk kitaptı.Harikaydı.Yayınevinin de abonesiyim artık.! Azıcık geç kalmış olsam da :) Kitaptaki beni ilk bağlayan özellik kurgusundaki karakterlerin orjinalliği.Paranormaller aynı.Yani vampir,peri,kurtadam vs... Ama yazar bir şekilde bunları farklılaştırmayı başarmış.Hikaye bambaşka bir türmüşçesine anlatılmış.Yeni paranormallerde katmamış değil.Bunlarında ilgimde etkisi büyük. Ancak olay döngüsü ve komikliğini de unutmamalı. :) Ana karaktere bayıldım.Çok cıvıl cıvıl bir kız.Dizi izlerken ki hali ise bambaşka :D Serinin devam kitabı için sabırsızım :))

Baskı: Doğaüstü (Paranormal, #2)

İnanılmaz güzel bir seri bence.Bu kitabı serinin başlangıç kitabına oranla daha çok sevdim.Karakterleri çok orjinal. İlk kitaptaki aksiyon bu kitapta daha da artmış.Olaylar karıştı,sorular cevaplandı.Ama öyle bir yerde bitti ki meraktan ölüyorum.Kitabın arkasındaki yazarın teşekkür bölümünde okuduğum kadarıyla üçüncü kitap son kitap olacakmış.Buna üzülmedim dersem yalan olur.Ama tadında biten serileri de sevmiyor değilim.Daha akılda kalıcı oluyor,sevdiğim yanlarını sırf daha fazla kitap çıksın diye bozmak zorunda kalmıyor yazar... Uzun lafın kısası,serinin ilk kitabına yazdığım yorumda da belirttiğim gibi,Teen bir aşk ama karakterler ve yazarın dili mükemmel.. Orjinal fikirleri olan yazarlara hep hayran olmuşumdur.Sizde kaçırmayın,bir şans verin derim :)

Bir Yumak Aşk
9/1017.01.2013

Baskı: Bir Yumak Aşk

Bu serinin bittiğine inanamıyorum.Çok eğlenceli ve aşk dolu bir seriydi.Daha ilk kitap yazarın hayranı olmama yetmişti zaten.Bazı okuyucular cinselliğin fazlalığından yakınıyordu ama bu kitap onları tatmin etmiştir sanırım.Çünkü serinin diğer kitaplarına oranla minimum düzeydeydi... Serinin konusuna hemen hemen hepiniz aşina olduğunuz için kitabın konusuna çok değinmeyeceğim.Zaten diğer kitapları okuyanların nedenini bileceği gibi Zack ile Grace'in ayrılık sonrasını anlatıyor bu kitap... Aşk dolu bir kitaptı diğerleri gibi.Ama sanki bu serinin son kitabı olduğundan belkide çok daha duygu yüklüydü bence.Serinin diğer karakterleriyle ilgili de son gelişmeleri öğrenebiliyoruz kitapta.Buna özellikle çok sevindim.Zackin komikliği ve Grace ile uyumu harikaydı.Zack'in bu kadar sempatik olacağını beklemiyordum açıkçası.Çünkü diğer kitaplarında hep umursamaz görünmüştü.Ama çok duygusal bir kelebek çıkıverdi sonunda :) Bayıldım.Harika bir kitaptı.Çeviriside neredeyse mükemmel.Seri kapaklarına söyleyecek söz bulamıyorum zaten... Harika bir seriyi daha bitirmiş olduk.Umarım yazarı yeni hikayeleriyle görmeye devam ederiz....

Umut Işığım
6/1002.12.2012

Baskı: Umut Işığım

Öncelikle kitabın dili günlük tarzında.Bunu bilerek okumaya başlamanızı öneririm.Sonra benim gibi sürece uyum sağlamakta bocalamazsınız.Kitabın konusu enteresan.Yani en azından benim daha önce okuduklarıma benzemiyor.Bir akıl hastasının zihninden bakıyoruz olaylara.Pat Peoples..Ama akılhastası olduğuna bakmayın aslında Pat sadece aşk acısı çeken ve bunu diğerlerinden farklı bir şekilde atlatmaya çalışan bir erkek aslında.Atlatmak için seçtiği yol kitabı ilginçleştiren bir diğer olgu.Pat hayatı bir film senaryosuna benzetiyor.Hani filmlerde başrol bir sürü olay atlatır ama sonunda çektiği herşeye değer ve mutlu sona ulaşır ya işte oda kendini kendi hayatının başrolü olduğuna ve bu atlattıkları sıkıntının sonunda mutluluğa bağlanacağını düşünüyor.Bunun için çabalıyor.Karısı Nikki ile bir ayrılık dönemi yaşadıklarını ve bunun sona ermesi için kendini değiştirmesi gerektiğini düşünüyor.Aslında olay bundan ibaret değil.Ana fikir bu elbette ama okurken Pat insanın içine dokunuyor.Çünkü Pat acısının altında parçalanmış ve mental olarak çabalamaktan vazgeçmiş biri.Yani hepimizin yenilmiş hali gibi...Küllerinden doğmaya çalışan ama bunu yapmak için kendine güvenli,toz pembeden oluşan yepyeni bir evren yaratan bir erkek.Onun bu sürecinde kendisi gibi değişik bir kadınla Pat'e yakışan bir biçimde değişik bir arkadaşlık kuruşuna da tanıklık ediyoruz kitapta..Tiffany'e de hayat pek iyi davranmamış.Ve bu iki yaralı insanın farkında olmadan ve ilginç bir yolla birbirlerine bağlanmalarını okuyoruz... Açıkçası okurken Pat'e hem kızıyorsunuz hemde sevip,üzülüyorsunuz.Kızıyorsunuz çünkü Nikkiden daha iyilerini hak ettiğini bildiğiniz halde kendine bunu yaptığına inanmak istemiyorsunuz.Üzülüyorsunuz çünkü kendini aşkına adamış,iyi olmaya çalışan bir erkeğin acı çekişine tanıklık ediyorsunuz.Seviyorsunuz da aynı zamanda çünkü ... EE bunu okuyup kendiniz öğrenin derim ben ;) Tavsiye edermiyim ? Kesinlikle..Hayata bulutların arasından süzülen gümüş ışıkları fark ederek bakmanızı sağlayacak bu kitap.Umut ışığınız olacak... :)

Baskı: Güz Alacakaranlığı Ejderhaları (Ejderha Mızrağı Destanı,#1)

Mükemmell !!!! tek kelimeyle mükemmel. Raistlin diyorum başkada birşey demiyorum ya <3

Aşk Kaç Beden
10/1006.11.2012

Baskı: Aşk Kaç Beden

Öncelikle kitabın alışmış olduğum mükemmel adam/mükemmel kadın ana karakterlerine sahip olmadığını söylemem gerek.Bu kitabın kahramanları daha içimizden.Baş karakterimiz Neve obez bir kızken aşık olduğu adam için diyete başlayıp ciddi kilolar vermiş ve hala da vermek için çabalayan bir kız.Diğer karakterimiz Max.Bu adam mükemmele yakın ancak kendine has kusurları da var(mesela burnunun yamuk olması gibi).İlk olarak aşk kitaplarında mükemmel çiftlere alıştığım için bu kitabı okurken alışamayacağımı sandım açıkçası.Çünkü kitaplarda kendimizi buluruz evet ama her zaman bizim daha iyi bir versiyonumuz gibidirler.Her zaman nefret ettiğimiz fiziksel yada ruhsal yanlarımızdan soyutlayarak hayal ederiz.Bu kitap ise tamamiyle gerçek.Hayal kurmamı başta açıkladığım nedenlerden dolayı zorlaştırdı elbette.Çünkü kendimi o kıza bağlayamadım.Bir çok yönden nefret ettiğim yönlerime sahipti.Belki de itiraf edemediğim ya da yüzleşmek istemediğim.(fazla takıntılı oluşu ve hiç olmayacak şeylerin hayalini kuruşu gibi) Kitaplar benim için bir kaçışken bu kitap bir yüzleşme gibi oldu bazı yönlerden.Hele ki kilolu arkadaşlar için hayat değiştiren bir kitap olacağına eminim.Alıştığımız kahramanların olmaması nedeniyle başlarda zorlanmamaın dışında bir eleştirim yok kitaba.Çünkü gerçekten çok gerçek bir öyküydü.Etkilenmeden okuyabilecek pek kişi olduğunu sanmıyorum.Özellikle Max'e hayran kalacaklarından eminim.Mükemmel olmasa da mükemmel bir karakterdi.Yüzeysel bir insan değilim ancak dış görünüşe önem verenlerdenim bir çoğu gibi.Ancak bu kitap Klişe bir şekilde önemli olanın ruh güzelliği olduğunun bir kanıtıdır benim gözümde.Kısacası BAYILDIM ! Çok kalın bir kitap olduğu için daha da sevdim.Ancak uzun olup çok kısa hissettiren,daha fazlasını aratan kitaplardandı.Listenize bu kitabı eklemeden kitapçıya gitmeyin derim :) Alıntı:(En çok güldüğüm yerlerdendir.Max'e hayran olmanıza yeteceğine eminim.Bana yetmişti ;) Neve etrafına 'toz ol' mesajı veren titreşimler yolladığına emindi,ama Max hafiften duyarsız bir adam olduğu için bunu hissedemiyordu. "Bana hala sinir oluyorsun,değil mi?" "Özür diledin ya,niye sana hala sinir olayım ?" "Gün gelecek bugünü hatırlayıp çok güleceğiz.Küçük Tommy nasıl tanıştığımızı sorduğunda ona diyeceğim ki 'Oğlum,annene önce buz firlattım,sonra da kıçını elledim.O gün bugündür beraberiz.' " Neve dudaklarının istemsizce hareket ettiğini hissetti.Sanki gülümsüyor gibiydi.Mac de ona gülümseyince Skirt(Max'in çalıştığı iş yeri) kızlarının onu neden alttan alıp iğrençliklerini görmezden geldiğini anladı. Bu tahrik edici gülümseme Neve'e kendisini seksi ve güzel hissettirdi.O kadar güzel bir gülümsemeydi ki Max'ın büyüsüne karşı koymaya gücü kalmamıştı.

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki