TheVoice
@TheVoice

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Darshiva Büyücüsü (Malloryon #4)

Durnik Efendi de efendiler arasında yerini alıyor bu kitapta. Sona yaklaşırken , kahramanlarımızdan ayrılacağım için bir matem havasına bürünmeye başlıyorum bende. Eddings Usta öyle karakterler ve akıl almaz diyaloglar koymuş ki ; insanın onları bırakası gelmiyor.

Baskı: Karanda'nın İfrit Beyi (Malloryon #3)

Temponun zirveye ulaştığı bir kitap olmuş. Okudukça heyecanlanıp , heyecanlandıkça da sanki olayların içerisindeymişim gibi bir durum yaşattı. İfritler bir taraftan insanları birer karınca misali sağa sola savururken ; bir yandan da Zakath'ın başını yakan veba salgını , insanın elinden gerçekten de hiç bir şey gelemeyeceğini hissettiriyor. Zakath'ın yalnız olan kalbine bir dost sokması, kitapta en çok beğendiğim noktalardan biri olmuştu :)

Baskı: Murgoların Kralı (Malloryon #2)

Bu kitapta da malum kehanet adı altında olan bir takım olaylar devam ederken ; kitabın isminden de anlaşılacağı gibi bir Murgo Kralı çıkıyor ki ortaya aman aman :) İptek'ten aşağı kalır yanı yok ; yada henüz tam İpek'leşmemiş :)

Baskı: Batının Muhafızları (Malloryon #1)

İlk kitapta hiçbir şey olmamasına rağmen , özlediğim o karakterlerin; İpek,Barak,Durnik,Polgara,Belgarath,Beldin ve diğerlerini görmek sanki uzaktaki sevgiliyle hasret gidermek gibi bir şey oldu. Çok özlemişim bu karakterleri ,diyaloglarını ve birbirlerini iğneli-ağdalı sevmelerini :)

Baskı: Efsuncunun Son Oyunu (Belgariad #5)

Ah! Bitince eksikliğini hissetmiştim hemen ardından aldım Malloryon Serisini. Tabiki hemen başlamadım , biraz zaman geçti ve karakterleri ( Barak,Mandorallen,İpek,Belgarath,Polgara,Durnik Efendi) özlediğimi farkedince hemen başlamıştım diğer seriye. İpek ve Barak sizi unutmayacağım , çok güldürmüştünüz beni :)

Baskı: Büyülü Şato (Belgariad #4)

Son kitaptan önceki bu kitapta Torak ile Garion'un karşılaşması yaklaşırken Ce'Nedra'nın orduları toplaması ve herkesi tek yürek olarak birleştirmesi heyecanı son noktaya kadar çıkarıyor.

Baskı: Sihirbazın Tuzağı (Belgariad #3)

Sonlara doğru artık heyecanın doruğunu da yakalıyorlar bu kitapta da. Garion'un tayı diriltmesi ve tayın ıslak burnunu devamlı Garion'a dayaması ; aynı zamanda masum gözlerle sürekli onu takip etmesi ; benim de tay istememi sağlamıştı :)

Baskı: Büyücüler Kraliçesi (Belgariad #2)

Garion'un kendi güçler keşfetmesi daha da heyecanlı kılıyor seriyi ve Mandarellon , ah o ne güzel bir konuşmadır öyle :) Bayılıyorum üslubuna.

Baskı: Kehanetin Oyuncağı (Belgariad #1)

İlk başta ağır başlayan ama diyalogları ile kendisine bağlayan harika bir kitaptır Belgariad Serisi. İpek ile Barak'ı , Mandarollen ile Lelldorin'i ve bir de Hettar'ı ile çok samimi ve sıcak muhabbetlerin içerisinde buluyorsunuz kendinizi. İlerleyen her bir kitapla kendinizi onlardan biriymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Açıkçası 5. kitap bittiğinde bir eksiklik hissetmiştim , o esprili üsluplarını özlemeye başlamıştım ki Malloryon serisi imdadıma koşmuştu :)

Baskı: Kurtuluş (Metal Fırtına, #2)

Hatırlıyorum da ilk kitabı bitirdikten sonra hemen gidip serinin geri kalan tüm kitaplarını satın almıştım :) Genç beyinler için kesinlikle etki altına alabiliyor.

Baskı: İblisin Havarisi (İblis Savaşları Serisi #3)

Başlarda her şey güzel başladı , amaçlar ve uğrunda verilen savaşlarla beraber kötülüğü omuzlarında taşıyan Markwart bence çok güzel resmedilmiş. Karaktere bakıldığında her türlü kötülüğü görebiliyorsunuz. Francis karakteri ise tamamen ortada kalmış , ne yöne çekilirse o yönde top oynayan bir çocuk gibiydi. Pony sonlara doğru insanı gerse de , Elbyran efsanesi ile kitabı bitirdim. Sonuç itibari ile bana göre en iyisi 2.kitaptı. Bu kitap da biraz zorlama olmuş ; o kadar olay olgusundan sonra her şey bir çırpıda bitiyor. Ama yine de merak duygusuna yenik düşerek okumaya devam ettim. Başlayacaklar için ; iyi okumalar.

Baskı: Vampir Akademisi (Vampir Akademisi, #1)

Kardeşim aracılığı ile elimde kitap kalmaması bu seriye yönlendirdi beni. Bayanların daha fazla tercih edeceği bir seri olsa da vampir konusuna kesinlikle çok yaratıcı bir nokta getirmiş Richelle Mead ve kesinlikle bağladı beni. Okurken takdir ettim açıkçası. Ve işin tuhaf yanı 1 günde bitirdim kitabı. Kendisine çeken tuhaf bir atmosferi var kitabın. Okuduğum diğer kitaplara benzemeyen bir bağ yaratılmış burada ve o bağ beni okumaya daha çok teşvik etti. Sonraki serilerinin daha çok nefes kesici olduğu söyleniyor ; sanırım ben de o rüzgara kapılmaya niyetliyim.

Küçük Prens
9/1003.12.2013

Baskı: Küçük Prens

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git ' e başlayacaktım ve bu kitabın ismini gördüm. Tilki , gül ilk paragraflarda çocuğun sevdikleri olurken ; pilot , yılan , gezegenlerdeki büyükler sevmedikleri olmuştu. Bende o zaman ilk bunu okurum ve ne demek istediğini anlayıp ondan sonra o kitaba başlarım dedim. Sonra ilk cümlelerde boa yılanına ait resmini ve büyüklere her şeyi izah etmen gerektiğini anlatan cümlelere rastladım. İşte o an kesinlikle sadece bir çocuk kitabı olmadığını anladım. Keyifle okudum ve sonunda duygulandım. İnsan hayatı bu kadar umarsızca yaşadığında ister istemez sorası geliyor ; Yıldızlar her zaman orada mıydı gerçekten ? :)

Bir Yerde
10/1029.11.2013

Baskı: Bir Yerde

Alıntılarla başlayacağım ki bu yoruma her baktığımda tam tazeliğiyle hatırlayayım :) "Sık sık tv ye çıktınız mı ?" diye sordu makyajcı. "Hayır" dedi Chance "Ama devamlı seyrederim." Franklin (ilk sayfalarda eve gelen noter ) : "Gardener'in dış görünüşünü ,başarısını,kendine güvenini kıskanıyorum." E.E.'ye göre : "Gardener'in davranışları sadece toplum hayatında bir kendine güven ve para yönünden rahatlık ortaya koyuyordu." Rus büyükelçisinin Rusça alıntı yaptığı sırada Chance düşünür ; Kimse Chance'le yabancı bir dilde konuşmamıştı, kaşlarını kaldırdı ve güldü, büyükelçi şaşırmış gibiydi. "Hele şuna bakın! Demek yanılmamışım? Krylov'u hem de Rusça aslından biliyorsunuz öyle mi ? Kültürlü bir adamı gözünden anlarım." Dürüstlükle Chance : "Yazmayı bilmem" dedi. Editör : "Tabii , ama günümüzde kim biliyor yazı yazmayı?" diye yanıtladı. Chance : "Okumayı bile bilmiyorum ben" dedi Editör : "Tabii bilmiyorsunuz! Kimin okuyacak zamanı var ? " Derin bir nefes alıyorum ve olayların analitik bir şekilde nasıl ilerlediğini nasıl bu kadar çıkmaza girdiğini gülümseyerek düşünüyorum :) Ve ABD Başkan ile Rusya Büyükelçisi'nin Chance hakkında derin araştırma yapıp edindiği sonuç ile yorumumu bitiriyorum. "Bomboş bir kağıt. Her türlü bilgiden yoksunluk" Düşünelim şimdi... Gerçekten geçmişinden mi bahsediyoruz yoksa kendisinden mi yada kendimizden mi ? :)

Serenad
9/1028.11.2013

Baskı: Serenad

Livaneli ile müziğin,serenadın, o güzel sesini Wagner Hoca ile duydum bende o tepenin doruğunda. Okurken tüylerim diken diken oldu. Düşünebiliyor musunuz ? 700-800 insan , ülkelerin batası politikaları yüzünden ölüme sürükleniyor. İki sevdalı gönlün, birbirlerinin uzaktaki silüetlerine bakarak elveda demeleri beni derinden etkiledi. Struma'yı merak edenler için Halit Kakınç'ın - Struma'sını da tavsiye ederim.

Baskı: İblis Ruhu (İblis Savaşları Serisi #2)

İlk kitabından sonra bu kitabı daha bir iştahla okudum. Dactyl'in düşüşünden sonra dünya üzerinde uyanan kötülük tüm etkisini artık insanlar üzerinde göstermeye çalışıyor. Kötülük yenilse de , Dactyl bir kere ortaya çıktığından ötürü tüm insanların kalplerinde yatan en karanlık kısmı harekete geçiriyor. Ve insanlara yardım etmesi gereken kilise potansiyel en büyük düşman oluyor. Durum böyle olunca bunlardan yarayı en büyük şekilde alan Pony oluyor. Aynı şekilde powrieler,goblinler ve devlerin de yer aldığı bu diyarda kötülüğün kralının birleştirici gücü olmadığından ötürü birbirleriyle eski çekişmeli hallerine geri dönmeye başlayan bu yaratıklar ,yavaş yavaş insanlar tarafından dağıtılırken daha akıllı olan kısımları evlerine geri dönüyorlar. Ama yine de topraklar da birçok tehdit devam ediyor. Bir yandan Pony-Elbryan ve Juraviel'in kilise ile verdiği mücadele devam ederken diğer tarafta yollarına çıkan kötücül düşmanlarla da savaşmaları gerekiyor. Nefes kesici bu seriden sonra 3.kitap merak unsuru oluşturuyor ve dolayısı ile gelsin diğer kitap :)

Fahrenheit 451
9/1027.11.2013

Baskı: Fahrenheit 451

Kitapsız bir dünya düşünmemiz istenmiş. Zaten kitap okumaktan uzaklaşan bir topluma ithafen yazmış kitabını da yazar burası anlaşılmayacak bir nokta değil. Düşününce kitapsız bir dünya nasıl olurdu ? sorusuna yanıt veremiyorum. Kitap olmayan bir dünyada bilgi de olmazdı. Bilginin olmadığı yerde insanı insan yapan paylaşma ve anlaşabilme yeteneği de mevcut olmazdı. Zaten gerisi herkesin hayal gücüyle hemfikir ,sonrasında da biz olmazdık. Bazen bir değerlendirmesini yapıyorum yaşadığım çevrenin. En azından kitapta bir teknoloji ve çoban başları var herkesi yönlendiren ,yöneten. Bazı zamanlar bize de böyle bir baş gerekiyor diye düşünemeden edemiyorum. Gerçekten o kadar mı kötü durumdayız ? Yaratıcı ve inanılmaz bir distopyaydı. Okudum ve memnun oldum , etrafıma biraz daha farklı gözlerle bakabildiğimi hissettim,hissettirdi.

İnci
8/1027.11.2013

Baskı: İnci

Ne oldu şimdi ? diyesim geldi. Mutlu bir aileydik biz , her gün denize açılır balık tutar bazen de inci peşinde koşardık. Ama hiç incimiz olmamıştı sadece incimizin olacağının hayaliyle mutlu olurduk. Oysa hayaller pek hayallerdeki gibi olmuyormuş. Para var huzur var derler oysa huzur olmadığı sürece paranın hiç bir anlamı yoktur. Cehaletin köklerine sarınmış bir toplumun daha doğrusu içlerinden birinin kıymetli bir hazine ile olan yolculuğunun hazin hikayesidir bu kitapta geçenler. Okunmalı ve okutulmalı. Gözleri para ve hırs bürünmüş insanların paralel olanı bu da. Nasıl mı ? Buradaki biraz daha masum ama sonuçlar aynı.

Piraye
8/1027.11.2013

Baskı: Piraye

Canan Tan'ı takdir ettim bu kitabıyla. Çok sıkıldığım bir gün duygulandırdı bu kitap beni. İlk başta çocukluğundan izler gördük sonra Nazım Hikmet ve Piraye'sine atıfta bulunularak okurun Nazım Hikmet'in hayatını bilmeyenler için içlerinde bir merak tohumu yerleştirdi. Saygıyla eğildim bu noktada. Ardından Piraye ve Diyarbakır'ı sanki oradaymışım gibi görür oldum. Adetleri , yaşantıları ,örf ve adetleri. Çok güzel yazmış ve aktarmış. Doğu'nun kadınlara olan vurdumduymazlığı bilinmeyen bir şey değildir. Bu kitapta da kadının bir kadın olarak değil de "üretici" faktörünü taşıyan simgesel hikayesi aktarılmış doğunun gözünden. Sonlarında ; intikamın ne kadar da yerinde ve o anın heyecanıyla bize anlatılamaz bir rahatlama verdiğini düşünsek de ,aslında daha sonrası için boynumuza asılmiş bir ilmek gibi bizi rahatsız ettiğini ve bununla yaşamamız gerektiğini öğreten bir nokta olmuş. Zamanı olanlar için okunası bir kitaptır.

Cimri
9/1026.11.2013

Baskı: Cimri

Sırıtarak okudum gerçekten çok başarılıydı :) Oyunu olsa da keşke izlesem dedim kendime şuan. Kaliteli tiyatro oyuncuları ile bu oyun ne de güzel izlenir. Bir insanın cimri olmasını anlarım da Moliere'nin Cimri'si gibi olmasına da pes yani :))

Bit Palas
7/1024.11.2013

Baskı: Bit Palas

Tanımadığım insanların hayatlarını gözlemliyormuşum , mahremlerine giriyormuşum gibi bir duygu verdi bana okurken. Tabi biraz ağır ilerlediğinden ötürü yarısında ara verip nerede kaldığımı unuttuğum bir dönem de yaşamadım değil. Ama sonuç itibarı ile severek okumuştum. Hurafe yaratıp bunlara ıstavroz çıkaran insanlarımız azımsanamayacak kadar fazladır o yüzden o sahnelere geldiğimde gülümseyemeden edemedim. Ve kuaförde geçen sahneler de beni yıprattı :)

Aşk
8/1024.11.2013

Baskı: Aşk

Mevlana'nın diğer yarısı Şems Tebrizi ile tanışmasına dayalı olan hayali ve ruhani yolculuğu keyifle okudum. Altı çizilesi çok cümle vardı o yüzden bir noktadan sonra altını çizmekten vazgeçtim ve kitabı olduğu gibi kabul ettim :) 40 kuralını hazırlarken Elif Şafak'ın hayal gücüne de hayran oldum. Temelinde yatan 15 yıllık tasavvuf merakı harika bir eser sunmasına olanak sağlamış. Bazı yerlerinde duygulandım , bazı yerlerinde de düşünmeye başladım ama çoğunlukla da hayal gücüme bıraktım. Arka plandan da Ella ve Aziz hikayesi çok güzel işlenmiş. Hem ilahi hem dünyevi aşk. Bu iki konuyu iç içe işleyip okuyucuya sunmak kolay bir iş değildir. Okurken kesinlikle tatmin oldum , iyi ki okumuşum.

Derin Uçurum
8/1024.11.2013

Baskı: Derin Uçurum

Hiç iyi olacağını ummuyordum ama okurken zamanın su gibi geçtiği kitaplardan biri çıktı kendisi. Dünyaca ünlü büyük bir şirketin alt kuruluşlarından birinin yasadışı işçi kullanmasını keşfeden bir üniversite öğrencisinin, başına gelebileceklerini tahmin edip arkasında yazmalar bırakması ve eskiden çok başarılı olup sonra bir trajedi üzerine avukatlık mesleğinden ayrılan Marcus'a olayın intikal etmesi anlatılıyor. Kitapta daha çok ilgi çeken kısım ise dosyanın mahkemeye gidişi ve inanılmaz bir mücadelenin mahkeme salonlarında verilmesi aktarılıyor. Zaten olay bu noktaya gelince de insan nefesini tutarak olayların akışına bırakıyor kendisini.

Sarı Yağmur
5/1024.11.2013

Baskı: Sarı Yağmur

Beni açan bir eser olmadığını söylemek isterim. Muhakkak tasvirler ve iç bunaltıcı havası olan kitaplardan hoşlananlar vardır ama bir duvarın ve bir köyün kendisinin 100 sayfa ile tasvir edilmesi içimi baydı bir noktadan sonra. Arta kalan sayfalarda da hava koşulları ve ulaşım yollarının olmaması sebebi ile herkesin terkettiği köyde tek başına kalan bir bireyin yaşlanıp, zamanın kendisini ölüm olarak nitelendirdiği sarı yağmurlarla alıp götürmesini bekliyor. Hikayede zamanın bir kayayı (ev olarak geçiyor) bile bir süre sonra çökerttiğini güzelce tasvir etmiş. Zamanın soyut olduğunu ve bizim de gelip geçici olduğumuzu vurgulayan güzel bir kitap olsa da dili beni açmadı. Kısacası yalnızlığın tasviri yapılmaya çalışılmış.

ÖncekiSayfa 7 / 15Sonraki