Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İstanbul Hatırası
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve bu sayede son kitabı olmayacağı da kesin. Resmen insan mest oluyor. İstanbul'da yaşıyorum ama İstanbul hakkında bu kadar geniş yelpaze de hiçbir bilgim yoktu. Konu apayrı güzel , arka plan ondan da güzel. Yaşadığım şehrin tarihini ve hikayesini hiç bilmiyormuşum meğer. Bitirir bitirmez bir hevesle araştırdım , taradım İstanbul hakkında derin araştırmalara girdim. İlk başta güzel gidiyordum da sonra yine havam söndü. Bir gün alacağım elime bu kitabı çıkacağım sokaklara :)
Baskı: Katya'nın Yazı
Durdum ve düşündüm , ne anlatıyordu Trevanian bu eserinde diye. Sonra kare kare geldi aklıma. Montjean'ı , aşık oluşunu, aşık olduğu kişinin etrafındaki esrarengiz perdeyi, zavallı Paul Treville'yi ve romanın içerisindeki karakterleri gerçekmiş gibi, onları "hatırladığımı" hatırlıyorum. Ne tuhaf.. Tıpkı sonunun tuhaflığı gibi. Trevanian ters köşe yapmasını kesinlikle bilen bir yazar. Altüst olduğumu ve aptal gibi "bu ne şimdi ki ne ?" diye söylendiğimi hatırlıyorum. Montjean'dan bir sözle sonlandırmak istiyorum , ki herkes anımsayacak ve gülecektir buna ; "Onu hem bırakmak hem de öpmek istiyordum, hangisini yapacağıma da karar veremiyordum. Çok gençtim. Öptüm onu." Vay canına içim titredi yine :)
Baskı: Parfümün Dansı
Tom Robbins , sana şapka çıkarıp önünde saygıyla eğilirim. Böyle bir eser okumayalı çok uzun bir süre olmuştu. Düşündürttü , güldürdü , geçmişten günümüze , günümüzden geçmişimize bir yolculuk yaptırdı. Zaman aktı dünya dönmeye devam etti, insanlar yaşlanıp toprakta iz bıraktı ama Alobar ve Kudra havadaki titreşimlerine devam etti. Kitap aslında 4 ana mantıktan oluşuyor. İlki pancar , sonrası parfüm ,ardından Pan ve nihali olan ölümsüzlük. O 4 maddenin altında da sınırsız bir hayal gücü uzanıyor.
Baskı: Kar
Okurken siyasi kısmını tamamen bir kenara attım. İlk Pamuk kitabım olduğundan ötürü tadını çıkararak okuma niyetindeydim ve öyle de oldu. Başarılı bir yazarın başarılı bir eserini okuyarak diğerlerine kapı araladım.
Baskı: Neva
Aradan geçen bayağı bir zaman var ama yine de hafif bir tınısı mevcut bu kitabın bende. Baştaki oğlanın hödükleşmesi sinirlerimi bozmuştu. Sonuna geldiğimde ise buhrana girecektim neredeyse. Dönem dönem insanların kırılgan olduğu zamanlar vardır , işte tam o vakitte okumuştum bende bu kitabı. O yüzden verdiği his ayrıdır bu kitabın bende. Edebi bir yan yok belki ama piyasadaki eşdeğerlerinden daha iyi diyebilirim.
Baskı: Günahın Rengi
Diğer eserlerine nazaran biraz sönük kaldığını söyleyebilirim. Zaten Günbay'dan 3 kitap okuduktan sonra tüm konular aynı şekilde işlemeye devam ediyor. Gerisi zaman geçirmeye veya içimizdeki kilit duygulara seslenmeye yarıyor. Ne olursa olsun Günbay'ın kitaplarını seviyorum.
Baskı: Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
Peyami Safa'ya başladığım ilk kitaptır kendisi. Kitaba başladığımda ilk bölümde ki olayların kitabın ismiyle ne alakası olduğunu anlayamamıştım. İkinci bölüme geldiğimde tüylerimin diken diken olmasını engelleyemedim. Gerçekten çok beğendiğim kitaplarından biridir Peyami Safa'nın bu eseri. Yalnızız'dan hemen önce okunup Peyami Safa'nın üslubu ile tanışmak gerek bu kitapla. Ve söylemeden edemeyeceğim , Ferit'in bir gece vakti uykusunda karabasan gibi boğazını tutan el beni gerçekten ürpertmişti.
Baskı: Yalnızız
Matmazel Noraliya'dan hemen sonra okuduğum Peyami Safa kitabıdır. Samim'e hayran olmamak mümkün değildir gerçekten. Psikolojik yönden de ağır basan bu kitabın "sizde yanık kokusu alıyor musunuz?" kısmını hatırladığımda tüylerimin diken diken olmasına engel olamıyorum maalesef. Ne kadar da doğru ; "Simeranya" İnsan yalnız doğar ,yalnız yaşar ve yalnız ölür... -İçimizdeki sıkıntıları paylaşmadıkça , içimize attıkça olan yine bize olur .. Ve asıl yalnızlık bizim kendimize olan yalnızlığımızdır .... Feriha'nın günlüğündeki son cümle ; -Biz , hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız..
Baskı: Kırmızı Pazartesi
Kitabı nasıl okudum , nasıl bitti bilmiyorum. Yazarın üslubu hikayeyi bana göre daha kısa hale getirmiş. Kitabın bana hissettirdiği durum da var ortada. Olayların şuan önümde gerçekleştiğini , yavaş yavaş nihai sona doğru ilerleyişini görüyorum ama ben o olaya müdahale edemiyorum. İnsanı çaresiz hissettiren bir kitap olmuş. Takdir edilesi bir eser.
Baskı: Maraz
Basit bir dille yazılmış olup tahmin edilebilir kurgusuyla aslında pek bir şey anlatmayan ama ismi gibi Maraza bulanmış bir ruhun pek psikolojik kısmına girmese de dışardan bir portresini çiziyor. Kısacası okunsada olur okunmasada.
Baskı: Bir Gün
Bundan kat be kat iyi romanlar mevcut. Okuduğuma değmeyen , vaktimi çalan bir kitap olarak değerlendiriyorum. Kitapları da yarım bırakamadığım için tamamını okumak zorunda kaldım. Tamamen reklam ile ortaya çıkarılmış bir roman.
Baskı: Bikini
james pattersonu takdir ettim. Başarılı bir kitap , sonlara doğru işi bozsa da zaman zaman o heyecanı tattırdı bana. Yada polisiye türü bir kitaba bu aralar açlık çekiyorum. Her halükarda iyiydi.
Baskı: İnce Memed 3
Artık İnce Memed'lik bir durum kalmamış kitapta , Memed başka hikayelerin içerisinde tohumlanmış sadece. 1 ve 2'ye göre daha bir olgun olmuş Memed ayrıca. Ağzı laf yapan birisine dönmeye başlamış. Eh tabi bunuda 400-500 sayfa sonra görebiliyoruz. İlk 3'ü okuyan bir insan için sanırım 4'ü okumak biraz sıkıcı yada yorucu olabilir. Fazla zorlamayın biraz ara verin sonrasında da bir ara devam edersiniz :)
Baskı: İnce Memed 2
İkinci kitap birincisini aratmadı ve güzel bir şekilde sonuçlandı. Anlaşılan olaylar hep aynı neden-sonuç ilişkisi içerisinde devam edecek. Varsın olsun böyle devam etsin , uzun süredir bu tatta bir kitap-seri okumamıştım. Dünya klasiği tadında , onları aratmayan bir kitap. Afiyetle oturup afiyetle kalkıyorum. Çoğu kitap açlık hissimi bastırmazken İnce Memed tam oturmuş , her sayfa çevirişimde her kitabı kapatışımda midemde bir tokluk hissediyorum. Bizde de böyle eserler varmış demek ki! Bariciğime yorumumu Memed'in iç dünyasındaki düşünceleriyle bitireyim. ''Onu ne sanıyorlardı acaba? Birkaç yıl dağda gezmiş, zorla dağa itilmiş, başına olmadık işler açılmış, yıkılmış, köy köy, dağ dağ dolaşmış, başını sokacak bir delik bulamamış da gelmiş buraya sığınmış birisiydi. Herkesin güvendiği İnce Memed! Bir tek adam. ''
Baskı: İnce Memed 1
Öyle güzel yazılmış , öyle bir betimlenmiş ki. 4 yıldır okuyacağım okuyacağım deyipte en sonunda okumaya fırsat bulduğum , okuduktan sonra harika bir tat ve haz aldığım ama ipin ucunu kaçırıp da bir anlık dalgınlığımla bir gecede bitirdiğim , bitirdikten sonra '' acep devamında ne ola ki '' dediğim ve işe uykusuz gittiğim tatlı mı tatlı bir eserdir kendileri benim için. İkinci kitabın birinci kitap kadar iyi olacağını umut ederek seriye devam ediyorum :)
Baskı: Aylak Adam
Açıkçası ne aradığını bilmeyen ,tüm değerlerini yitirmiş ama yine de tek bir değere inandığını kendine kanıtlamaya çalışan (daha çok küçüklüğünde hasretini çektiği bulunması imkansız bir şeyi arıyor) ve bunu başaramayan ,her aradığında istediğini bulduğunu sanan ama bulamayan çaresiz bir insanın hayatına şahit oldum. Beğendiğim ,beğeneceğim ve vazgeçemeyeceğim başucu kitaplarımdan biridir. Bir aşığın , bir sevgilinin 3 perdelik oyunu ; Kadın sorar erkeğe : '' Neden bu kadar karamsarsın? '' Erkek: ''Sen neden değilsin ?'' ''Çevrene bakmıyor musun hiç?'' ''En mutlu görünenlere bile ? Bütün bunlar üç oda , bir mutfak , iki çocuk düşü ile başlıyor'' ''Sonra ? Sonra ise üç perdelik bir dram başlar. '' 1.perde : Dağlar dümdüz (at gözlü kör sevgilim,hadi aç gözlerini) 2.perde : ne çok tepe! (Gözlüklerinin birinin camı kırılır ,gerçeği görür yada görmeye yakın, eh söylemiştim sana ) , 3.perde : ova batak.(En sonunda çıkardın o gözlüklerini eh hoşgeldin yavrucuğum , artık iş işten geçti dayanacağız ya sabır) * En başında neden şikayet etmiyordun ? Her şeyi kabullenmiştin oysa ki :) ** ( Yanlış anlaşılmasın erkek veya kadın her iki kesime dayalıdır bu yorum ) Bir kesit ; *Kimi erken , kimi geç gelir ; onun hiç ummadığı anda gitmeye kalkardı. Konuşurlarken susuverdikleri oluyordu. Eskiden , aralarındaki suskunluk uzadıkça , bir şeyler bulup söylemek gereğinin verdiği tedirginliği duymazdı.İki haftadır, bir şey yitirmekten korkarmış gibi , sık sık sarılıyorlardı. Biraz fazla dürüst olacak ama ; Erkek köpekler gibiyiz. Onlar koklaya koklaya, biz sürtüne sürtüne.
Baskı: Boyalı Kuş
Okunulanlar abartı gibi gözükebilir belki ama yaşanmış hikayelerin de bundan farklı bir yanı yok anlatılanlardan yola çıkıldığında. Belki bir kesimi kötüleyebiliyor bu yazılanlar hatta ve hatta bir tane bile iyi bir insana rast gelinmez mi denilebilir belki ama o zamanın koşulları ve ufak tefek köylerin basit düşünceleri tüm medeniyeti yok etmeye bile yeterlidir doğru düşünüldüğünde. Okurken elbet yüzümü buruşturduğum ve yok artık dediğim yerler oldu ama en indirgenmiş halinde sonuçta bu bir romandır diyerekten kitabı sonlandırıp rafına geri koyabildim. O zamanın koşullarına göre böyle açık bir dille yazılan esere ancak ve ancak saygı duyarım. Boyalı kuş(insan,medeniyet) , ne büyük bir zalimlik, ne büyük bir cahillik, ne büyük bir canilik ...
Baskı: Yabancı
Düşüncelerimi allak bullak eden ve düşünmemi engelleyen cicili bicili bir kitaptır Yabancı. Ölümü ve diğer şeyleri umursamaması mı dikkatimi çekmeli yoksa ahlak kurallarının töre cinayeti gibi işlenişi mi ? Yada ağır basan varoluş sıkıntısı mı ? Kısacası bana göre bunalımın ilk köklü adımlarını veriyor kitap , toplum psikolojisinin yanında tabiki. (Dünyada var olan hiçbir şeyden zevk almamayı başarmak büyük bir güçtür kanımca) Peh.. Günümüzde her şeye ''anlamsız'' gözüyle bakan insanların sayısı gittikçe artmakta. Hayatta hiçbir amacının olmadığını söyleyip ,lakin nefes almayı amaç edinenler gibi. Bakalım ne olacak sonumuz.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Budur ya... Sonunda elime geçti de okuyabildim. O kadar samimi , o kadar içten ki. Benimde '' Ah Raif! '' diyesim geldi cidden. Harika ötesiydi , tatmin etmek ne demek , hazzın en harikasını aldım bu kitaptan. Sıcacık, dopdolu bir aşk hikayesi , güzel çözümlenmiş bir aşk psikolojisi. Bazı kesimler kitabın dilinden rahatsız olabiliyor ,üzgünüm ama biraz daha kelime çalışıp bu kitabı öyle okumalarını tavsiye ediyorum kendilerine.
Baskı: Bir Çift Yürek
İsmini unuttuğum ama konusunu unutmadığım Aborjin halkı ve mucizelerinin yer aldığı kitaptı sanırım. İlk okuduğum kitaplar arasındaydı. Bayağı da etkilenmiştim hatta etkisinde kaldığım günler olmuştu. Hikayesinin yalanlanmış olduğu söylense de herkesin içinde (yada birtakım insanların içinde) böyle bir maceraya , böyle bir hayata adım atma arzusu yatıyordur muhakkak. En azından bende mevcut bu duygular. Düşününce çok da güzel bir deneyim olurdu diyebiliyoruz. Nede olsa yaşamadan düşünmek daha kolaydır bizler için :)
Baskı: Zaman Yolcusunun Karısı
Beğenerek okuduğum , kurgusunuda çok sevdiğim tatlı bir romandı benim için. Filmi kitabıyla bayağı benzerlik gösteriyor ama sonunda oynama yapmışlar. Kitaptaki son çok daha güzeldi. Aşk, fantastik türünde güzel bir örnek kanımca.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (7. Kitap): Yedinci Kapı
İlk fantastik seri deneyimim olduğu için kendisinin yeri her zaman bende ayrıdır. Hatırlarım ; son sayfayı okuduktan sonra kitabı kapattım ve arkama yaslandım. Gözlerimi kısarak hafif sırıttım ve sonunu hazmettim. 7 güne sığdırdığım bu 7 kitabın sonuncusunu da kenara koyduktan sonra göz ucuyla onlara göz attım. Ve ardından derin bir tatmin duygusu yaşadım. Saygıyla anıyorum :)
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (6. Kitap): Labirentte
Labirentin sırrı ve keşfi beni tatmin etmişti serinin bu kitabında. Aklıma Labirentte edilen yemin geldi ; hayatım hayatın için. ölümüm hayatın için. hayatım ölümün için. ölümüm ölümün için. Etkileyici değil mi ?
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (5. Kitap): Kaosun Eli
Olayların çözülmeye başlandığı ve bundan sonrakilerin de akıllarda kalan sorulara tek tek yanıt verdiği beşinci kitap. Burada bir tatmin duygusu yaşayıp olayların artık sadece tek bir yönde ilerleyişine tanık olabiliyorsunuz.