Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşk Engel Tanımaz (Rival Rouges, #1)
Ellis Kontu Anthony Keaton Gabby'nin çocukluk aşkıdır. Abisi Drew'in arkadaşı olduğu için sürekli onlarda kalırdı. Hatta çocukken Anthony'e açılmıştır. Gabby'nin yaşı küçük olduğu için ve arkadaşının kardeşi olduğu için Anthony başka biri ile evlenmiştir. Ama karısının başka bir sevdiği vardır. Uşak sevgilisinden hamile kalınca doğuma haftalar kala sevgilisi ile kaçmıştır. Anthony'nin tuttuğu dedektif bir yıl sonra izlerini bulmuştur ama karısı doğumda ölmüş sevgilisi de bebeği kız kardeşine bırakıp kaçmıştır. Anthony ise kızı kabullendiğinden anne dediği halası ile kızını evine getirmiştir. Kızını aradığı bu süreçte arasını düzelttiği evlenmek istediği Gabby'e dönmek için sabırsızdır. Gabby ise dört ay Anthony'den haber alamayınca aşık olmasına rağmen aynı hatayı bir daha yapmak istemez. Düzgün bir adamla mantık evliliği yapmaya karar verir. Peşinde olan Baron Sebastian Thorne aradığı tüm özelliklere sahip olduğundan onunla görüşmeye başlar. Anthony gelip evlenmek için ikna etmeye çalışıncaya kadar. Artık rekabet halinde iki talibi vardır. Kitapta önce ki kitaplara göre daha çok olay vardı. Olaylar eksik olmuyor ama yoğun, yorucu bir kitap değil. Kitapta bol bol Drew Lana, Luke Vivian çiftleride var. İkiliyi sevdim ama bazı olaylar hemen olup bitti çok yüzeyseldi. Hemen biten kitaplardan.
Baskı: Son Bir Şans Daha (Beau Monde, #2)
Leydi Audley'in ilk kitapta ki Andrew ile bir zamanlar ilişkisi olmuştur. Aslında bundan pişman çünkü aşık olduğunu sanmış ama aslında Jake Hıllary şehri terk ettiğinde kalbini avutmak için bir ilişkiye ihtiyaç duymuştur. Jake ve Amelia birbirlerini ilk gördükleri anda aşık olmuşlar ama Jake daha bir adım atamadan en iyi arkadaşı Amelia ile evlenmiştir. Amelia evlenmeye niyeti yokken kocasının Jake'nin başka biri ile evleneceğini söylemesi üzerine kabul etmiştir. Bu yalan ikilinin yollarını ayırmıştır. Amelia mutsuz bir evlilik geçirmiştir. Kocası evlenmeden önce çok ilgili iken evlendikten sonra tam tersi bir hale gelmiştir. Üstelik Amelia'ı terk etmiştir. Amelia bir süre sonra öldüğü haberini almıştır. Kocası yeni öldüğü dönemde Jake yeniden Amelia'nın hayatına girmiş ilgilenmiştir. Birlikte vakit geçirdikçe yakınlaşmışlardır. Aralarında bir öpüşme olduktan sonra Jake arayacağını söyleyip gitmiştir. Amelia bir daha haber alamamıştır. Jake'nin kendisini istemediğini düşündüğü kötü günler geçirmiştir. Jake ise hasta annesine taşrada eşlik etmek zorunda kalmıştır. Amelia'ya mektuplar yazmıştır fakat hiç cevap alamamıştır. Mektupların Mia'nın eline geçmediğini bilmediğinden istenmediğini düşünmüştür. Bu olaydan sonra ikilinin yolları yine ayrılır. Amelia kimsesiz çocuklar merkezinin yenilenmesi projesi ile uğraşır. Hayırseverlerin desteğini almaya çalışmaktadır. Bağış için gittiği Jake'nin annesinin düzenlediği partide Jake yeniden hayatına girer. Jake Amelia'dan bir şans daha ister ve bu kez vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. Bir de Jake'nin kaptan abisi Daniel bende Amelia'nın peşindeyim der ve Jake daha çok hızlanır. Bu kez Amelia'ı bırakmaya hiç niyeti yoktur. Kitapta bir çift daha vardı. İlk kitabın çifti de azda olsa var ve Lana hamile. Kitap normal sıradan bir aşk kitabı gibi ilerlerken sonlara doğru yaşanan küçük bir olay ile azda olsa hareketleniyor. Bunun dışında kitap durağan bir kitap. İlk kitaba göre daha iyi.Kitapta benim en çok ilgimi çeken kaptan Daniel oldu. Onun kitabı için sabırsızlanıyorum.
Baskı: Aşka Karşı Koyma (Beau Monde, #4)
Leydi Vivian Worth yedi yaşında iken ailesini kaybetmiş ve abisi ile kalmıştır. Bir leydi nasıl davranır çok iyi bilir ama etrafta etkileyecek kimse yoksa kurallara uymayı aptalca bulur. Foxhaven on ikinci dükü Luke Forest ile nişanlıdır. Nişanlısı kendisini araştırması için birini gönderecektir. Hiçbir eksik bulmaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Fakat yarı çıplak bir şekilde yüzerken nişanlısına yakalanınca işler karışır. Karşısındakini nişanlısının gönderdiği kişi sanan Vivian o durumdan kurtulabilmek için fırtına da yanlış yola saptırır eve gidip tanınmayacak bir hale getirir kendini. Luke ne kadar yanlış yola saptırılsa da evi bulur ve nişanlısının karşısına çıkar. Önce gördüğü su perisinin orada çalışan biri olduğunu sanır ama Vivian'ı görür görmez tanır. Vivian tanınmadığını sanır. Hatta Luke'nin gördüğünün sütçü kız olduğunu söyleyerek sütçü kız kılığına bile girer ama sonuç değişmez Luke daha ilk görüşte tanımıştır. Luke oraya babası ve Vivian'ın abisi arasında yapılan evlilik anlaşmasını feshetmek için gitmiştir. Vivian evlenmezse manastıra gideceğinden Luke'i ikna etmeye çalışır. Fakat Luke evlenmemeye kararlıdır. Macera peşinde olmak istediğinden Vivian'a bir eş adayı bulmaya karar verir. Tabi ki hiçbirini beğenmez ve bir süre sonra pişman olur. Nişanlısını kimseye bırakmamaya kararlıdır. Luke önce ki kitaplarda ki Drew'in abisi bu yüzden kitapta bol bol Drew ve Lana çifti var iki kızları ile. Ayrıca diğer bir erkek kardeş Richard'da ortaya çıktı. Kitap yormadan ilerliyor. Akıcı ama ilk sayfalarda ki hareketlilik daha sonra azalıyor. Başlarken sevdim ama daha sonra bazı bölümlerde sıkıldım. Nişanlanma sürecine çok hızlı bir geçiş oldu. Olaylar genel olarak hızla geçildi. Kitap zaten kısa yormadan ilerlediğinden hemen bitiyor.
Baskı: Alçak Adam (Beau Monde, #1)
Lana Hillary evlenmek zorundadır çünkü annesi bu konuda ısrarlıdır. Lana ise istemesede yapması gerektiğinin farkındadır. Bir partide peşinde olan talibinden kaçabilmek için ikinci katın penceresinden kaçmaya karar verir. Dengesini kaybedince eteği takılır ve iç çamaşırları ortaya çıkmış vaziyette ağaçta asılı kalır. Yardımına ise Foxhaven Dükünün en küçük oğlu Andrew Forest koşar. Bu yardımından sonra bir öpücük alır ve ikili birbirinden çok etkilenir. Lana Drew'in yengesinin yakın arkadaşı bu yüzden uzak durması konusunda sık sık uyarılır. Lana'da çapkın adamlardan uzak durup dürüst bir koca bulmaya kararlıdır. Annesinin isteği bu yönde bu yüzden çapkın Drew'den uzak durması gerekmektedir. Ne kadar uyarılırlarsa uyarılsınlar ikili birbirinden uzak duramaz ve yakınlaşırlar. Drew sorumluluğu alıp evlenmek ister ama Lana veda etmeden gidince Drew'de peşinden gider. Evlenmeye kararlıdır. Böylece ikilinin evlenme mücadelesi başlamış olur. Araya birde kaçırılma olayları girince işler karışır. Lana'ı sevemedim güvensizliği sürekli bir neden bulup Drew'in sevgisine inanmaması soğuttu beni. Kitap bir kovalama içinde geçti. Son bölümlere kadar olay yoktu. Küçük bir aksiyon katıldı da birazda olsa hareketlendi kitap. Bunun dışında bir şey yoktu.
Baskı: Seninle Tamamlandım (Crossfire #5)
Kitap yine kaldığı yerden devam ediyor.Gideon Eva için kusurlarıyla mükemmeldir dünyasının merkezidir. Pek çok benzer noktaları olsa da çocukluklarında yaşadıkları istismar onları hem yakınlaştırıp hem uzaklaştıran ortak bir travmadır. İstismarcıları onlardan zaten yeterince şey almıştı bu yüzden Gideon için ilişkileri için daha çok mücadele eder. Yaşadıkları ayrılık ikisini de hırpalamıştır. Eva için yalnız kalacağı bir alan bırakmak Gideon için hiç kolay olmamıştır. Gideon istediğini almaya alışık bir adamdır ve sevdiği kadına ulaşmasına engel olunmasına katlanamaz. Sevgiden de öte bir şeydir hisleri.Birbirlerine muhtaçlardır. Eva ve Gideon nihayet herkesten sakladıkları evliliklerini yakınlarına açıklamaya başlar. Eva işinden ayrılır ve Gideon'un doğum gününde yapacakları düğünleri için hazırlıklara başlar. Gideon'un eski sevgilileri yine sorun olmaya devam eder. Gideon'un kabusları da devam eder ve bunu azaltmak için ikili çabalamaya devam eder. İki istismar kurbanı çift terapiye devam eder ve bu kez terapiler uzun uzun anlatılıyor. Eva'nın annesinin sakladığı kimliği,geçmişi, zengin adamlar ile yaptığı evliliklerin nedeni de ortaya çıkar. Aslında seri boyunca annesini sevmemiştim ve bu son sürprizden sonra ona da ısındım. Aileden korkan Gideon'u aile babası olarak göremedik. Onların sonu diğer kitapların aksine sorunlarını tamamen çözmüş halde bitmedi. Yavaş yavaş çözer halde bitti. Aslında bu fark önce hoşuma gitti ama bazı durumları öğrenmek isterdim, açık kaldı devamı gelecek gibi bitti. Üzgünüm yetmedi bu son. Yazmak için yazılmıştı son sayfalarda yazarın yaptığı sürprize ne gerek vardı anlam veremedim. Bu kitabı ve seriyi neden bu kadar uzattığına anlam veremediğim gibi.
Baskı: Sende Tutuklu Kaldım (Crossfire, #4)
Gideon kendisi yerinde başka biri olsa Eva'ı görünce ondan uzaklaşacağını düşünür.Kendisi ise evlenmiştir.Evliliklerinin ise sır olarak saklanmasını değil her yerde yayılmasını ister. Eva'ı ilk gördüğünde kendisini mahvedeceğini zaten anlamıştır.Yitirmeyi düşünmeye katlanamadığı tek şey Eva'dır. Bundan daha fazla sevemezdi. Eva için yapamayacağı yoktur ona dünyayı verebilirdi. Aklı fikri Eva'dadır. Soluk alıyorsa sebebi Eva'dır. Severek ve beğenerek okuduğum bir seriydi Gideon ve Eva ikilisini seviyorum özellikle Gideon ama son kitap çok çok güzeldi bayıldım diyebileceğim bir kitap değildi. Gideon onu özlemişim onu okumak çok keyifli ama kitap diğer kitaplar gibi hemen akıp ilerleyen bir kitap değildi. Olay neredeyse hiç yok. Eski sevgililerin,geçmişin çıkardığı sorunlar ile ilgilenmek ile geçip durdu kitap. Gideon'ın iyileşme çabaları sürerken durmadan araya girenlerle ilgilendiği için mi nedir bir türlü aşamadığı sorunları kitap biterken hala aşılamamıştı. Kitap boyunca merak ederek bir sonra ki sayfaya hızla geçilecek bir durum hiç olmadı. Hala yoğun ve bitmek bilmez bir çekim,tutku var. Kitapta ki tek değişiklik kitabın bu kez bir Gideon bir Eva'nın ağzından anlatılmış olması. Gideon'un zaten deli gibi sınır tanımayan aşkını biliyoruz ama kendi ağzından anlatışı beni daha çok etkiledi. Nasıl seviyorsun sen öyle resmen hayatı Eva ne şanslı kadınsın Eva. İkili için özellikle Gideon için ne olursa olsun okurum.
Baskı: Beni Baştan Çıkar (Georgian #3)
Amelia hayatının ilk on altı yılını koruma altında her hareketi dikkatle izlenerek geçirmiştir. Annesiz geçen çocukluluğunun tamamı bir yerden diğerine kaçırılarak, hiçbir duygusal bağlılığın oluşmaması için sürekli dadı değiştirerek geçmiştir. Kardeşinden ve kendisine değer verebilecek insanlardan uzaklaştırılmıştır. Amelia tam kurtarılmış ablası Maria'ya kavuşmuş olduğu sıralarda çocukluk aşkı Colin ölmüştür. Colin onun en yakın dostuydu ve zamanla hayatının aşkına dönüşmüştür. Arabacısının yeğeni ve bir çingeneydi. Bir soylunun kızı ile bir seyisin asla birlikte olamayacaklarını bildiğinden Amelia'ı uzaklaştırmıştır. Babasının adamları ile tahtın ajanları arasında kapana kısıldığında Colin onu kaçırıp götürmese Amelia ölmüş olacaktı. Bu kurtarma girişimi Colin'in hayatına mal olmuştur. Amelia ise bu durumu atlatamamış ve yıllarca bunun acısını yaşamıştır. Maskeli bir baloda gizemli bir adamın kendisini izlediğini fark eder. Böyle çekici bir adam tarafından bu kadar yakından izlenmemiştir. Neden izlendiğini merak eder. Çünkü romantik bir ilişki peşinde koşanların kendisi ile ilgilenmeyeceğini bilir. Ware Kontu ile devam eden arkadaşlığının evlilikle noktalanacağını herkes tahmin ediyordur. Bu maskeli adam ile tanışır büyük bir ilgi duyar ve adamın peşine düşer. Resmen kovaladı denilebilir. Sonunda da elde etti çünkü aynı şekilde gizemli maskeli adamda Amelia'ya büyük bir ilgi duyar aslında Amelia'ı çok da iyi tanır. Bir süre gizemli bir şekilde devam eden ilişki gerçekler ortaya çıktıktan sonra bir aksama yaşasa da her şey yolunu girer aksi mümkün mü? Önce ki kitaptan tanınan iki karakterin kitabı Amelia ve çocukluk aşkı Colin'in. Önce ki kitapta ikiliye baya bir yer verilmişti ve sonu şaşırtarak bitmişti. Amelia'nın nişanlısı olduğu halde kalbi hala ilk aşkına ait üstelik nişanlısı da bunu kabullenmiş durumda bence bu durum kitaplarda artık çok sıkmaya başladı. Colin'in sevdiği kız için kendini yetersiz görmesi yıllar sonra zengin ama başı belada olarak dönmesi önce neden diye düşündürdü ama o sevgisini gördükten sonra ikna etti beni. Colin'in sevgisini tamamen hissettim o ne sevgidir öyle. Amelia evet o da seviyordu ama bence Colin kadar değil, üstelik maşallah ne kadarda masum dedirtti kitap boyunca. Kitapta ki aksiyon kısmı Maria ve meşhur korsan kocası Simon bunları okumakta güzeldi. Kitap yetmedi bana. Üstelik önce ki kitapta Amelia'nın yaşadığı her şeyin verilmesine ne gerek vardı.
Baskı: Geçmişten Gelen Mutluluk (The Rules of Scoundrels, #2)
Sıra ilk kitapta Düşmüş Melek isimli olan ama bu kitapta Düşkün Melek isimli kumarhanenin ortaklarından Cross'da. Jasper yani Cross bir kontun ikinci oğludur. Abisi mükemmel evlat,iyi varisken Cross ahlaksızlığa düşkün,sorumluluk almayan,ailesi ve arkadaşları ile ilgilenmeyen ikinci çocuktur. Kız kardeşlerinin sosyeteye ilk takdiminde Cross eşlik edecekken gitmekten vazgeçer. Abisinin bir kadınla planları olmasına rağmen sözünü tutmadığı için Cross'a kızsa da gider. Cross ise önce kumarhaneye daha sonra abisinin buluşacağı sevgilisinin yanına gider. O sıralarda abisi ve kız kardeşinin tekerleği çıkan arabası kazaya neden olur. Abisi ölür kardeşi ise topal kalır. Böylece Harlow Kontu olan Cross'a ailesi sen olmalıydın diyerek konuşmayınca evi terk eder. Hep gittiği kulübe Knight'in kulübüne gider sadece kumar oynar. Günahlarını hatırlamak için Cross adını alır. O gece kardeşi ile gitmemesinin suçluluğunu hep hissetmiş, geçen altı yıl boyunca hiçbir kadınla birlikte olmamıştır. Gayet iyi idare ederken karşısına çıkan Pippa işleri değiştirir. Pippa ilk kitabın kahramanı Penelope'nin bekar kalan iki kardeşinden biridir. Olivia istediği nişanlıyı bulmuştur ama Pippa için durum aynı değildir. Beş kız kardeş içinde ise en garip olanıdır. Hayvan kadavrası inceleyip, vücutta ki tüm kemikleri ezbere sayabilecek kadar bilgili, gözlüklü bir bilimcidir. İlk kitabın sonunda Cross'un odasında belirmiş kasa defterinde hata yaptığını söylemiştir. Oraya geliş nedeni ise on dört gün sonra bir kontla evlenecektir. Evlendiği gece olacaklar hakkında kendisini hazırlıksız hisseder. Ne beklemesi gerektiğini bilmek, denemek ister. Bilgisi olmadan uygun bir eş olamayacağını düşünür. Bu konuda ki araştırmasında Cross'dan yardım ister. Neye uğradığını şaşıran Cross ise bu isteği kabul etmez ama başka birini bulmasına da müsade etmez. Pippa inat ettikçe bir süre sonra Cross'da sen daha iyilerine layıksın durumu ortaya çıkar ve kovalamaca başlar. Ayrıca rakip kumarhane sahibi Knight'de ortaya çıkar. Eniştesi ona borçlanmıştır, ablası zor durumdadır. Knight ödemeyi tek bir şekilde kabul eder Cross'un kızı ile evlenip kontes yapması şartı ile. Hem ablasını hem de Pippa'ı kurtarmak için kabul etmek zorunda kalır. Artık ikisi de nişanlıdır. Aslında ikili kitabın başında tanışıyor ama bir şeyler geç olduğundan ve araya başka karakterler girdiğinden çok geç tanışmışlar gibi geldi. Bu kez bölüm başlarında Pippa'nın bilimsel günlüğünden yazılar var ayrıca düğününden kaç gün önce olduğu son bölümde ise düğününden kaç gün sonra olduğu yazıyor. Bu bölüm başlarında ki yazılar hoşuma gidiyor. Yazarı seviyorum bu okuduğum beşinci kitabı ama diğer kitaplar kadar beğenemedim kitabı. Sevemedim Pippa'ı sevemedim. Olayları, gidişi beğenmedim sonlara kadar sıkıldım. Neyse ki sonlara doğru daha iyi oldu da bitirebildim.
Baskı: Esir Yürek
Fahid sekiz yaşındayken anne ve babasının öldürüldüğünü görür. Kendisi de İngitere'den gönderilir. Uzun bir süre korsan gemisinde esir tutulur. Daha sonra da Mısır'da köle olarak satılır. Boyun eğmez,gururlu ifadesinden etkilenen Lord Remington'da çocuklarına göz kulak olup,onları eğitmesi için satın alır. Gittiği evin küçük kızı sekiz yaşında ki Ayrin ona şefkatle dokunan ilk kişi olur. Yıllarca kırbaçlanmış,dövülmüştür. Kızın bu dokunuşu yüreğinde unuttuğu duyguları yeniden ortaya çıkarır. Ayrin'in annesi doğumundan iki yıl sonra ölmüştür. Babası bir danışmandır. İngiliz hükümeti onu Mısır'a gönderince iki oğlu ve kızı ile oraya yerleşmişlerdir. Ayrin köle olarak evlerine gelen Fahid ile cevap alamasa bile hep konuşur,ona bakan kızlara o benim der ve sahiplenir çok bağlanır. On yaşındayken de dadısı ve Fahid ile pazarda iken kaçırılır. Babası oradan giderse teslim edilecektir. Haber gelmeden ayrılırsa vatan haini ilan edileceğinden,çocukları ülkeye giremeyeceğinden önce çocuklarını gönderir. Vicdan azabını hafifletmek için Fahid'i suçlar. Fahid'i ise suçluluk duygusu zaten yer bitirir. Ne kadar arasa da bulamaz. Sagirah'ını bulamadığı,azap dolu dört yıldan sonra yeni efendisi ile gittiği konağa cariye olarak satılan Ayrin'i görür. Yıllarca ezilen,dövülen Ayrin tam umudunu kaybetmişken Fahid onu bulur. Kaçırmaya çalıştıkça Fahid kırbaçlanır,kendisi hücreye kapatılır,dayak yerler. En sonunda da köle tüccarına satılır ve Fahid üç kese altın vererek onu kurtarıp babasına götürür. Fahid'in yeni efendisi bir asilzade Fahid'in de bir asil olduğunu öğrenir.Oğlu yerine koyduğu için onu özgür bırakıp varisi yapar. Artık unvanı,malları Fahid'in olur. Ayrin on sekiz yaşına geldiğinde bir maskeli baloda Fahid ile karşılaşırlar. İkili İngiltere'de yeniden bir araya gelir. Fahid'in Sagirah'ı büyüyüp,erkeklerin başını döndüren bir güzelliğe bürünmüştür. Ondan uzak duramaz ve yeniden bir araya gelen ikili bu kez aşkla bağlanır. Ayrin'i beğenen bir kont onunla evlenebilmek için babasını geçmişi ve abilerini ölümle tehdit eder. Onun açtığı sıkıntılar ile uğraşırlar. Fahid korsan avına çıkıp köleleri kurtarmaya çalışır,bir yandan da ailesinin katilini arar. Bir de aşklarının araya girdiği uzun bir mücadele var kitapta. Küçük bir kızın büyüyüp kadın oluşunu okuduğumuz uzun bir hikaye var. Aslında konu farklı yazarın eline güzel bir malzeme geçmiş fakat betimlemeleri olsun,anlatımı,diyalogları olsun hiç beğenmedim. Çok ağır ilerledi. Araya kaç kitap koydum hatırlamıyorum. Yazar ne bulursa toplamış gibi oradan oraya,her konu her kişi var. Karakterler çok yapmacık özellikle Ayrin hiç ama hiç sevemedim. Tavırlarının dönem ile alakası yok. Özgür değilim diye düşünüp erkek kulüplerine giren bir karakter. Başına buyruk halleri, tüm yaptıkları çok saçma geldi. Sadece konusu ve çektiklerine verdiğim bir puan.
Baskı: Zorba Aşık
Leydi Sheena'nın babası yaşlı ve hasta bir adamdır. Lord Fergus gelip kalelerini korumaya yardımcı olma sözü vermiştir. Fakat lord yavaş yavaş babasını saf dışı bırakmış askerleri ile halkı yağmalamıştır. Babasını odasına kapatmış, tedavisine izin vermemiştir. İzin vermek için gizli geçidin planlarını ister. Sheena ile evlenerek kaleye sahip olmakta ister. Plana ulaşarak kaleyi ele geçirip ülkenin en güçlü ve zengin lordu olmayı planlar. Sheena'ı dövüp kitler babasını görmesini yasaklar. Sheena babasından planın olduğu bir kağıt alır ve seyisin yardımı ile kaçar. Hawkslot'a şahin yuvasına gider. Kale güvenliği ve ketumluğu ile ünlüdür. Bir tarafı tamamen uçurum olan kalenin dört bir tarafı surlarla çevrilidir. Küçük, sağlam, güçlü bir devlet halindedir. Kimsenin saldırmaya cesaret edemeyeceği etse bile yıllarca uğraşmak zorunda olduğu bir kaledir. Büyük bir güce ve otoriteye sahip olan lordu yöredeki en güçlü beyliğin sahibi olduğu için kraliçeden bile saygı görmüştür. Klandaki herkesin kolunda şahin dövmesi vardır. Sheena dövmesi ve yabancılar için olan geceleme izin belgesi olmadığından hemen yakalanır. Gawyn Troy Hawkslot lordudur. Gizli geçidi kullanarak kalesine giren Sheena'nın güzelliğinden, etkilenir. Dik başlılığı, cesareti hayranlık uyandırır, büyülenir. Sheena kalenin lordunun yaşlı olduğunu düşünürken genç, kaslı, yakışıklı bir lord ile karşılaşır. Fergus nişanlısının kalede tutulduğunu teslim edilmesini söyleyerek kraliçeye ulaştığından Troy kraliçe ile görüşmeye gider. Troy Fergus'a kalesinin anahtarlarını teslim edemeyecektir. Sheena'ı vermezse Fergus saldıracak karışıklık itibarını sarsacaktır. Kraliçe olay çıkmadan halledilmesi için evlenmesini emreder. Troy dönünce kilitli odasından kaçmayı başaran Sheena'ı bulur ve daha birbirlerinin ismini bile bilmeyen ikili evlenir. Troy bir anda hayatına girip tüm düzenini altüst eden Sheena'ya önce güvenmez. Kendisini öfkelendiren, güldüren, aklını başından alan Sheena'ya kapılması uzun sürmez. Onu görmediği, sesini duymadığı her an bir yarısını kaybetmiş gibi hisseder. Sözünü esirgemeyen, kendisine tokat bile atan dikenli gelinciğinin dikenlerine bile katlanır. Sheena'dan başkasını istemez. Sheena içinde aynısı geçerlidir. Evini, nefes alma sebebini bulmuştur. Troy herkesin korktuğu ama aşık olunca şaire dönüşen bir adamdı. Çok klasik, farklı bir olayın olmadığı, türünün karması bir kitaptı.
Baskı: İntikamla Gelen (Gypsy Serisi 1)
Kayla FiltzWalter’in annesi çingene babası barondur. Başına buruk, dik başlı, asi, patavatsız nerede nasıl davranacağını bilmeyen biridir. Babası bir leydi gibi yetişmesini istemiştir. Fakat çingene kanı kısıtlayıcı, kurallarla dolu hayata hep isyan etmiştir. Kabilesindeki kiracılar ödenmeyen borçları yüzünden topraklarını kaybetmek üzeredir. Kabilesinin her yıl gelip konakladığı arazide bu borçlarla gidecektir. Acil çözüm ararken kasabada mola veren Sutherand dükü Falcon hayatına girip kur yapmaya başlamıştır. Aşkın sadece kitaplarda olduğunu ya da çok zor bulunduğunu düşünür. Kendisini olduğu gibi isteyecek, kısıtlamayacak, özgürlüğünü elinden almayacak bir adamla evlenmek isterken bir anda kendisini dükün teklifini kabul etmiş halde bulmuştur. Dükün kendisinde ne bulduğunu anlayamadığından evlenmek için endişeleri vardır. Dük söz verip topraklarını geri alacakları anlaşmayı imzalamıştır. Ailesi için yapmak zorunda olduğunu düşünerek evlenmiştir. Düğünden hemen sonra dük anlaşma kağırtlarını alarak gitmek zorunda kalmıştır. Bir ay sonra Kayla ortadan kaybolan kocasını bulmaya kararlıdır. İstenmemek zaten zorken arazilerini ister. Bunun hesabını düke sorup kendisinden çalınanı alacaktır. Bu yüzden dükün kapısına dayanır. Sutherland dükü Falcon'dan erkekler korkar kadınlar ise dizlerine kapanır. Çalışanları, düşmanları adını duyanlar titreyerek çekinir ondan. Hayatı yolundayken karısının kendisini ziyarete geldiği haberini alır. Evlenmediğinden emin olduğundan kapısına gelen kadını evine almaz. Kayla kocasının evine giremeyince başka çaresi kalmadığından kuzeni ile dükü gittiği davetten kaçırır. Falcon kendisini bir yatakta çıplak, bağlanmış halde bulur. Karşısındaki büyüleyici kadın karısı olduğunu söyler. Önce bir çetenin kendisini dolandırmaya çalıştığını düşünür. Kayla'nın istediği kağırtları imzalamayınca Kayla kuzeni ile Falcon'u bayıltıp yüzüğünden mührü alarak gider. Evliliğini iptal edip gidecektir. Kim olduğunu bilmeyen kocasının kendisini bulamayacağından emindir. Evlilikleri yasal olarak kayda geçince düzinelerce kadından kurtulmayı başaran Falcon sonunda bir eş sahibi olmuş olur. Ödeşmek istediği için Kayla'nın karşısına çıkar ve evliliği iptal edebilmeleri için yanında olması gerektiğini söyleyerek Kayla ile Londra'ya döner. Böylece ikili bir araya gelmiş olur. Falcon'u evliliğe ikna edebilmek için çok sayıda kadın uğraşırken Kayla evliliği istemez. Kimsenin kendisiyle konuşmaya cüret edemediği şekilde konuşur. Falcon aşka inanmaz. Aşık olma yeteneğinin olmadığını düşünürken evliliği sürdürmek, gerçek hale dönüştürmek ister. Kayla'nın çenesinden, asiliğinden, öfkesinden hoşlanmadığı halde ondan vazgeçemez. Onu ister bu intikam isteğinin önüne bile geçer. Kayla içinde durum aynıdır. Kayla çok inatçı inadı bıktıran cinsten. İnatçı, kendi bildiğini okuyan, güçlü bir karakter yaratılmaya çalışılırken bıktıran kitaptan soğutan bir karakter olmuş.
Baskı: İskoçyalı'nın Gelini
Lord Conor McTiernay İskoçyalıdır. Kadınlar unvan için kendisi ile birlikte olmak ister. Anne babasının evliliği gibi bir aşk evliliğine sahip olamayacağını düşündüğünden evlenmemeye kararlıdır. Ormanda adamlarının bulduğu kir içinde ki hırpalanmış Laurel Cordell karşısına çıkana kadar. Uzaklaşabilmek için Laurel kendisinden yardım isteyince onu koruyacağına şerefi üzerine yemin eder ve yanına alır. Laurel yarı İngiliz yarı İskoç'tur. Annesi İskoç'tur ve babasına aşık olup evlenmiştir. Babasının ilk evliliğinden bir oğlu olmasına rağmen Laurel'inde erkek olmasını istemiş olmayınca da hayal kırıklığına uğramıştır. Annesi öldükten sonra babası tekrar evlenmiştir fakat bir varisi olmamıştır. Babası annesi öldükten sonra yazın İskoçya'daki büyükbabasını ziyaret etmesine izin vermiştir. Bu görüşmeler büyüdükçe azalmış sonrada kesilmiştir. Babası öldükten sonra sorumluluğu baron olan abisine kalmıştır ve abisini İskoçya'ya gidebilmek için ikna etmiştir. Artık ne ailesi ne de İngiltere ile bir bağı kalmıştır. İşler Lauren'in umduğu gibi gitmez ve Keith Douglas evlenmek için kendisini kaçırır. Eğer büyükbabasının yanına giderse bütün klanını öldüreceklerdir. Lauren tabi ki evlenmek istemez. Keith döverek ikna etmeye çalışınca da Lauren kurtulmak için onu öldürmek zorunda kalır. Bu olaydan sonra kaçarken Connor ile karşılaşır. Büyükbabasına ulaşıp Lord Douglas'ın tehditleri ile ilgili uyarmak istediğinden ulaşacak bir yol bulana kadar Connor ile kalmaya karar verir. Ama Connor'un Laurel'i bırakmaya niyeti yoktur. Üstelik daha ilk andan ikili arasında oluşan çekim büyüdükçe planlar değişir. Sonra ki olaylar hiç yabancı değil. Aslında genel olarak hikaye hiç yabancı değil. Şimdiye kadar okuduğum İskoç romanlarının hepsinden bir bölüm var. Karakterleri ve hikayeyi bilerek okuduğum bir kitap oldu.
Baskı: Hep Seni Bekledim
Yarbay Phineas gençken abisinin sakatlanmasına sebep olunca evinden ayrılmıştır. Orduya katılmıştır. İspanya'da Fransızlarla savaşarak on yıl geçirmiştir. Kardeşi Elizabeth bir mektup yollayınca kraliyet süvari alayından hemen ayrılıp evine geri döner. Abisi Quence Vikontu çok hastadır. Geç olmadan yetişmek için acele etmesi gerekir. Bu yüzden yaşlı bir atın çektiği,saman dolu bir araba ile gelir. Fakat eve dönünce kardeşinin yalan söylediğini anlar. Abisi kanlı,canlı iyi haldedir. Topraklarını isteyen düşmanları vardır. Bir de yakın dostu Alyse ile yeniden karşılaşınca olaylar iyice değişir. Alyse hem çocukluk arkadaşı hem de aşkıdır. Anne babası ölünce halasına bakmaya başlamış,hizmetçi haline gelmiştir.Daha on beş yaşındayken bile geleceği hakkında fikir sahibiyken yaşadıklarından sonra tüm hayallerinden olur. Yıllar önce yaşadığı olaydan sonra sosyete tarafından dışlanmıştır.Beş yıl boyunca hep aşağılanmış,zor zamanlar geçirmiştir. Tek bir dostu bile olmadığından Phin'in gelmesine çok sevinir. Yıllar sonra bir araya gelince eski duygular yeniden ortaya çıkar. Her şey yolundadır Phin'ın gündüz ve gece yaptığı farklı işler yüzünden sakladığı sır dışında. Kitap genel olarak durağan bir kitaptı. Sullivan ve Bram da romanın sonlarına doğru görünür. Çok sevemedim.
Baskı: Aşk Sarmalı
Zoe bir markinin gayrimeşru kızıdır. Küçükken bile herkesten farklı olduğunu anlamıştır. Soylular,diğerleri ve çok alt tabakadakiler olarak ayrılan dünyada ne alt ne üst tabakada yer alır. Fısıltılar ve yan bakışlarla dolu bir dünyada yaşar. Babası hiç evde olmadığından şirret dadısının gözetimi altında sıcaklıktan yoksun bir evde yaşamıştır. Beşinci balo dönemindedir. Beş sezonu flörtlerle geçmiştir.Serserilerden,yaşlı zamparalardan,dul erkeklerden,para için evlenmek isteyen adamlardan birçok teklif almıştır. Gayrimeşru olduğu içinde sosyetenin en iyi ailelerinin çocukları güzelliğine vurulsalar da onunla evlenemezlerdi. Zoe'de hep erkeklerin kalbini kırmıştır. Gerçek biri ya da bir şeylerin yerine anlamsız şeyleri tercih etmiştir. Ama artık eğlenceden bıkmıştır hayatta bundan daha fazlası olduğunu düşünür.Babası da artık evlenmesini ister.Küçüklüğünden beri başını belaya sokmada üstüne yoktur. O zamanlar sürekli onu uzak bir kuzeni olan Mercer Markisi Stuart kurtarmıştır. Yaramazlıklarını yakın arkadaşı olan ve Mercer'in kardeşi Robert ile yapmışlardır. Bu ikili başlarını yine belaya sokar. Üstelik bu kez kolayca kurtulacakları bir durum değildir. Mercer ve yeni ayrıldığı sevgilisine uygunsuz bir durumda yakalanmışlardır. Bu durumda yapılacak tek bir şey vardır evlenmek. İkili istemese de nişanlanırlar ama aslında sevdikleri başkasıdır. Zoe skandaldan,meraklı gözlerden kaçabilmek için Mercer'in evine gider ve bir araya gelen ikili birbirinden uzak duramaz. Uzun süredir beklettiğim bir kitaptı. Yazarın ilk kitabını okuyalı çok olmuştu beğendiğim bir kitaptı bu kitabı da aynı beklentiyle okudum ama çok beğenemedim. Zoe'nin duygularında böyle kararsız kalması beni sinir etti. Bazı yerlerde çok sıkıldım. Hiç olay olmadı bu kadar uzatılmasına gerek yoktu.
Baskı: Aşka Son Bir Şans (The McCarthys of Gansett Island #3)
Luke ile Sdney'in ilişkisi varken Sdney üniversiteye gitmek için onu bırakmış bir süre sonrada başkası ile evlenmiştir. Luke annesi hastalandığı için üniversiteye gidememiş adada kalmıştır. Kararından pişman olmamıştır ama deniz biyoloğu olmasını sağlayacak bursu kabul etseydi Sdney ile hayatlarında nelerin değişeceğini hep merak etmiştir. Şimdi Mac ile ortaktır ve birlikte marinayı işletirler. Hayatına alışmışken bir yıl önce Sdney'in banker kocası ve çocukları geçirdikleri trafik kazasında ölmüştür. Sdney'in adaya döndüğünü öğrenen Luke geçen yazdan beri Sdney'i izler iyi olduğunu bilmek ister. Sdney izlediğini biliyordur ve on yedi yıl sonra Luke hayatının aşkıyla tekrar konuşmaya başlar. Sdney ailesini kaybettiğinden beri çok zor günler geçirmiştir. İşine geri dönüp öğretmenliğe başlamıştır fakat umduğu gibi olmamış başka çocukları görmek kaybettiği çocuklarını hatırlatmıştır. İşini bırakıp huzur bulduğu adaya dönmüştür. Böylece Luke ile yeniden bir araya gelirler. Sdney yıllar önce yaptığının vicdansızlık olduğunu bilse de ne söyleyeceğini bilmediğinden arayamamıştır. Çocuklarının doğumu dışında hayatının en büyülü yılları Luke ile geçirdiği yıllar olmuştur. Hayatının, kocasının nasıl olması gerektiği, geçimini nasıl sağlayacağı, nerede yaşamaları gerektiğine dair hep inancı olmuştur ve ailesi de Luke ile birlikte olmasını istemediğinden ayrılmıştır. Yıllar önce olanları değiştirmek için yapabileceği bir şey olmasa da davranış biçiminden hep pişman olmuştur. Başına gelenlerin bir bedel olduğundan bile düşünmüştür. Kocası iyi bir adam, harika bir baba, sadık bir eş olmuştur. Kocasını sevmiştir ama ona karşı hissettikleri Luke için hissettiklerinden farklı olmuştur. Sdney'in kendisini unutmadığını, düşündüğünü, özlediğini, pişman olduğunu öğrenen Luke uzun zamandır hissetmediği bir duyguyu hisseder ve umutlanır. Geçmişi ait olduğu yerde bırakması gerektiğini düşünse de kendisine engel olamaz. Hiçbir şey değişmemiştir çektiği tüm acılara rağmen onu hala seviyordur. Kadınları etkilemek konusunda hiç sıkıntısı olmamıştır fakat tanıştığı kadınların hiçbiri Sdney'in yerini tutamamıştır. Yıllarca diğer kadınlarla bağ kurabilmek için çaba harcamış bir türlü olmamıştır. Bir süre sonra kaderinde sadece bir kadına aşık olmanın yazılı olduğunu kabullenmiştir. Yeniden başlamak için Sdney'in hazır olduğundan emin olmasını ister. Eğer tekrar başlarlarsa ve Sdney kaçarsa artık yetişkin bir adam olduğundan gitmesine kolayca izin vermeyecektir. Sdney ne zaman isterse fark etmez onu bekleyecektir. Zaten hep onu beklemiştir ondan iyisini bulamamış, sonra aramaktan vazgeçmiştir. Sdney ise kazadan sonra yeniden denemek için hazır olacağı bir noktaya geleceğini hiç düşünmezken hislerine karşı koyamaz. Hiçbir erkek Luke gibi iradesini kırmamıştır. Böylece ikili ikinci bir şans yakalar ve yeniden başlar. Sdney bir daha mutlu olacağı sanmazken Luke önünde yas ve kedersiz yaşayabileceği uzun bir hayat olduğunu görmesini sağlar. Yaşadığı facia ve büyük acının ardından artık ait olduğu yere dönmüştür. Luke ise sevginin ne olduğunu öğrendiğinden beri sevdiği kadına kavuşur. Yine kolay okunan bir kitaptı ama yan karakterlere çok yer verilmişti. İlk iki kitabın karakterleri bol bol var Maddie hamiledir ve Joe ile Janey evlenir. Ned ve Maddie'nin annesi Francine'nin de ikinci şans hikayesi vardı. Diğer kardeş Grant'da vardı. Yok yok yani.
Baskı: Aşka Tutunan Kalpler (The McCarthys of Gansett Island #4)
Grant abisi Mac'in düğünü için adaya geldiğinde tekrar Los Angeles'a dönerse uzun süreli sevgilisi Abby aralarındaki her şeyin sona ereceğini söylemiştir. O kadar uzun süredir beraberlerdir ki Grant Abby'nin olmadığı bir hayatı düşünemez. Ünlü bir yapımcı için senaryo anlaşması yapmak üzere olduğundan Abby'ye anlatmaya çalışmıştır. Aynı şeyi yüzlerce kez dinlediğinden adada başarılı bir iş kurmuş olan Abby onu son kez uyarmış her yerde yazabileceğini söylemiştir. Grant Abby ile adada kalmamıştır. Orjinal senaryo dalında Oscar ödülünü aldığından beri olduğu gibi hem işi hem Abby'yi kaybetmiştir. Ayrı geçirdikleri yıl boyunca Abby'ye sadık olmuş onunda kendisi gibi yaptığını düşünmüştür. Annesinden Abby'nin bir doktor ile nişanlandığını öğrenince onu geri kazanmak için adaya dönmüştür. Mücadele etmeden bırakmaya niyeti yoktur. Kardeşi Janey'in düğününde Abby ve nişanlısını görünce marinada çalışan Stephanie'yle dans ederek Abby'yi kıskandırmaya çalışmıştır ve bu olay geceyi birlikte geçirmeleri ile sonuçlanmıştır. Abby bunu duyarsa ona asla dönmezdi onu geri getirmenin bir yolunu bulmak zorundadır. Bu yüzden bu yakınlaşmanın tekrar olmasına izin veremezdi. Babası başına aldığı darbe yüzünden iyileşme sürecindedir. Abisi Mac hamile karısı Maddie ile ilgilenir ve Luke'un ayağı sakattır. Bu yüzden marinadaki işlerin sorumluluğu ona kalmıştır. Stephanie'de marinadaki restoranı işlettiğinden sık sık karşılaşacaklardır. Bu planlarına uymaz çünkü Stephanie'yi düşünmeden yapamaz hala gelir. Stephanie'nin annesi uyuşturucu bağımlısıdır. Annesi ile çok zor günler geçirmiştir. On dört yaşındayken yine annesinin dövdüğü bir gün üvey babası yetişmiş onu kaçırmıştır. Hayatı boyunca kendisine iyi davranan, seven, umursayan tek insan olan üvey babası bu olaydan sonra çocuk kaçırma ve taciz suçundan hapse girmiştir ömür boyu yatacaktır. Tüm hayatını davanın yeniden açılmasına adamış kazandığı her kuruş avukatlara gitmiştir. Grant'ı ödül aldığı törende izlemiş ve konuşması onu büyülemiştir. Ebeveynleri Providence'de çalıştığı restoranda karşısına çıkmış ve marinada iş teklif etmişlerdir. İyi para ödedikleri için Stephanie işini kısa süreliğine bırakmıştır. Bu değişiklik ona iyi gelmiştir Grant ortaya çıkan kadar. Stephanie Grant'in Abby'yi kıskandırmak için kendisini kullandığını bilse de yıllardır kendisini cezbetmeyi başarabilen ilk erkek ile birlikte olma isteğine karşı koyamaz. Aralarında bir şeyler başlayabileceği yanılgısına düşecek değildir. Başkasını isteyen bir adam peşine düşecek değildir. En son ihtiyacı olan şey hayatında yeni bir karmaşadır. Sapmayı düşünmediği planları vardır yazı adada geçirdikten sonra Providenca'a geri dönecek ve hayatındaki en önemli şey olan üvey babasını kurtarma işi üzerine çalışmaya başlayacaktır. Grant saçları kirpi gibi, zayıf, dili piercingli Stephanie'den hoşlanmadığı halde ilgisini çeker, hep ister, daha önce kimsenin yapamadığı şekilde onu etkiler. Atışmalarına rağmen onunla beraber olmaktan hoşlanır. Garant Abby ile on yıl geçirmiştir beş yıl boyunca evlenme teklif etmemiştir. Bu yüzden Stephanie Grant'ın hayatının aşkıyla henüz karşılaşmamış olabileceğini düşünür. Yine de onu geri kazanmak konusunda kararlıysa yardım edecektir. Grant ile birlikte olmaktan hoşlanır ama daha fazlası olmayacaktır. Yeterince sorunu vardır ve yakında eve dönecektir. İkili tüm düşüncelerine rağmen birbirinden kopamaz. Grant yazarlık konusunda tıkanmışken Stephanie'nin hikayesini duyunca heyecanlanır ve ona yardım etmek için işe koyulur. Çok geçmeden Abby için mutlu olduğunu, onu tamamen bitirdiğini anlar. Stephanie ile yaşadığı her şey farklıdır. Abby'yi ne kadar severse sevsin hiç aşık olmadığını fark eder. Stephanie'yle olduğu gibi değildir. Onu sever ve birlikte geçirdikleri bir haftada Abby ile geçirdiği yıllardan daha fazlasını vermiştir ona. Yıllardır ilk kez içini titreten hikayeyi Stephanie'nin hikayesini yazmak ister. Başkasının bir şans vermesini bekleyeceğine kendi senaryolarının yapımcısı olmaya karar vermiştir ve telif hakları için Stephanie ve üvey babasının alacağı para ikisininde hayatını düzene koymayasına yetecektir. Stephane yıllarca aşık olmanın nasıl bir duygu olduğu merak ederken benzersiz bir duygu olduğunu öğrenir. Grant onunla evlenmek, kendi senaryolarını yazmak ister. Mutlu sonun kendisine değil sadece başkalarına olacağına inanan Stephanie kendi mutlu sonuna ulaşır. Eski ve yeni karakterlerin yine bol bol aktif olduğu bir kitaptı. Maddie ve Mac ikilisi erken doğum ile uğraşırken, Janey- Joe, Luke - Syndey, Ned - Francine çiftleri ilişkilerine kaldığı yerden devam eder. McCarthy'lerin kuzeni Laura ve Owen ise yeni karakterlerdir. Laura yeni evlendiği kocasının evlendikten sonrada başkaları ile çıkmaya devam ettiğini öğrenmiştir. Adaya yerleşip hep sevdiği Owen'in ailesine ait olan oteli yeniden hayata döndürecektir. Yazar gittikçe yan karakterlere daha fazla yer vermeye başlıyor ve artık asıl karakterler geri planda kalıyor. Bunun dışında yine kolay okunan bir kitaptı.
Baskı: Aşk Geliyorum Demez (The McCarthys of Gansett Island #6)
Owen'in Gansett Adası'nda bu sezonluk yapacakları bitmiştir. Son beş yıldır yaptığı gibi iyi para verdikleri, sahipleriyle arkadaş olduğu Boston'daki barda sezonluk çalmayı planlamıştır. Fakat sorumluluktan tamamen yoksun yaşam tarzına dönmez hala başka bir adamla evli ve o adamın çocuğuna hamile bir kadına saplanmıştır. Otuz üç yıllık hayatı boyunca ilk kez istediği şeylerin hepsi için uzunca bir süre uygun olmadığını açıkça belirtmiş bir kadının gölgesi gibi peşinde dolanır. Laura McCarthy'yle tanışmadan önce yaşadığı hayattan oldukça mutluydu. Hep başka yerlerde dolaşarak geçirdiği tatmin edici bir hayatı varken arafta sıkışıp kalmıştır. Tutkulu bir adanmışlıkla sürdürdüğü bekar hayatı ile kendisini hiç içinde hayal etmediği birine bağımlı hayat arasındadır. Her boş anını birlikte geçirmişler, sabah bulantıları süresince Laura'yı her sabah banyo fayansları üzerinden toplamıştır. Her geçen gün ise Laura'yı daha fazla istemiştir. Laura kocasının evlendikten sonra bile başkalarıyla çıkmaya başladığını ve hamile olduğunu öğrenmiştir. Harap haldeyken iyileşmiş, çok sevdiği oteli restore etmek ve yönetmek için adaya taşınmıştır. Owen ile aralarında olan şey ise her geçen gün derinleşmiştir. Owen'ın güven verici varlığı, ilgisi, endişesi kalbinde kocası Justin'in açtığı yaralara merhem olmuştur. Önce bu kadar ayrı yollardayken ilişki kuramayacaklarını düşünür. Owen başıboş yaşamayı sever ve sahip olduğu her şeyi karavanının arkasına sığdırır. Büyükanne ve babasının sahip olduğu elli yıl boyunca işlettiği otel hariç belirli bir adresi olmamıştır. Hayatları birbirinden çok farklıdır. Fakat Owen'dan bugüne kadar hiçbir adamdan hoşlanmadığı kadar hoşlanır. Hayata karşı tutumları birbirinden farklı olsa da aralarında ki çekim çok güçlüdür. Oteli restore etme projesi ikisinin projesine dönüşür. Laura için paylaşmak için etrafta Owen varken her şey daha eğlencelidir ama ona bağlanmaktan korkar. Owen'in tek bir yere tek bir kişiye bağlı kalmaktan yorularak gitmek istemesinden, her şeyi zorunluluktan yapar hale gelmesinden korkar. Fakat Owen yavaş ama emin adımlarla hayatındaki en önemli insanlardan birine dönüşmüştür. O hayat amacı Laura'nın ihtiyaçlarını korumakmış gibi didinirken ona aşık olur. Owen Laura'nın içinde olmadığı bir gün bile hayal edemez. Laura diğer kadınları gözünden silmiştir. Sonsuza dek onunla olmak ister. İleri gitmeden Laura'nın kocası ile meselesini çözmesini, bebekten bahsetmesini ister. Laura'da bunu ister fakat kocasının zaten her şeyden haberi vardır ve boşanmaya hemen razı olmaya niyeti yoktur. İkili bazı aksaklıklarla karşılaşsa da ilişkilerini yoluna koymanın bir yolunu bulur. Laura hayatının en kötü zamanlarında bulduğu Owen ile tanıştıkları gün ikisinin de en şanslı anı olur. Yine diğer karakterlerde bol bol var. Stephanie ve Grant ikilisi nişanlanır. Stehanie'nin üvey babası on dört yıl haksız yere yattıktan sonra hapisten çıkar ve peşini bırakmayan basın mensuplarından kaçarak adaya sığınır. Janey ve Joe çifti bebek bekler. Syd ve Luke ikilisini sonunda evlenir. Joe'un annesi Carolina ve Joe yokken yerine baksın diye işe aldığı Carolina'dan on sekiz yaş küçük Seamus ikilisi yakınlaşır. Adanın zenginlerinden Ned adada kendi stüdyolarını kurmalarını ister. Evan ve Owen'den yetenekli insanları toplayıp kendi kayıtlarını yapmasını ister. Evan'ın sahne korkusunu bildiğinden sahneye çıkmasına gerek olmayacağını da düşünmüştür. Owen eski mekanları yenilemenin kendisini mutlu ettiğini fark etmiş ve oteli işletmede Laura'ya yardım etmeye karar vermiştir. Bu yüzden Grace ile ilişkisine tüm hızıyla devam eden Evan tek başına işe girişecektir. Maddie ve Mac çifti aşklarını dolu dizgin yaşamaya devam eder. Yeni karakterler girer. Deniz fenerinde işe başlayan Jenny'nin nişanlısının çalıştığı binaya saldırı olmuş ve ölmüştür. Çok zor günler geçiren Jenny yeni bir yerde yeni bir başlangıç için fener bekçiliği işine başlamıştır. Adanın kadınları yalnız kalmasına izin vermez ve alışmasına yardımcı olurlar. Kara'nın ailesi bot üretimi yapar. Daha büyük limanlarda yolcu gemileri işletirler. Piknik teknelerinin daha küçüklerini kullanarak yolcuları limanlardan alıp sahile bırakırlar böyle bir şeyi adada kullanmayı ister ve McCarthy'lerle işe başlar. Ünlülerin avukat olan Stephanie'nin üvey babasını hapisten çıkaran Grant'ın arkadaşı Dan'ın tipi olmamasına rağmen sade biri olan Kara ilgisini çeker. Karma herkesin bol bol olduğu, kolay okunan bir kitap daha.
Baskı: Aşk Nedensiz de Güzel (The McCarthys of Gansett Island #5)
Grace tüm ortaokul ve lise hayatı boyunca hayran olduğu Trey'e aşık olmuştur. O sahaların ve kortların yıldızıyken Grace kilolu olduğundan balina olarak tanınmıştır. Midesine kelepçe taktırarak elli sekiz kilo vermiştir yıllardır aşık olduğu Trey ile ilk kez birlikte olabilmek için teknelerini McCarhty'lerin Gansett Adası yat limanına bağlamışlardır. Son dakika Grace Trey'in telefonunda bir mesaj görür ve arkadaşı ile bekareti için iddiaya girmiştir. Bunu duyunca yıkılır. İşler daha fazla ileri gitmeden Trey'in aşağılık olduğunu anlamıştır. Tekneden ayrılır. Son feribot kalkmıştır ve işçi bayramı olduğu için her yer doludur. Tüm adada boş oda yoktur. Teknede kalabileceğini düşünerek döndüğünde ise teknenin olmadığını görür. Çantası ve kıyafetleri de tekne ile gitmiştir. Adada kalacak yeri ve parası olmadan mahsur kalmıştır. O gecenin hayatının en muhteşem gecelerinden biri olabileceğini düşünürken felakete dönüşmüştür. Evan müzisyendir. Kadınları sevse de bağlanmaktan ya da kendisini hapsolmuş gibi hissettiren şeylerden hoşlanmaz. Bu yüzden adada yaşamakla ilgili sorunları vardır. Kardeşi Janey'in düğünü için adaya gelmiş sonrasında çıkan fırtına boyunca ailesi ile vakit geçirmiştir. Albümü yeni yıla kadar çıkmış olacaktı ve bu süreçte adadayken kariyeri boyunca kendisini rahatsız eden sahne korkusu olmadan yakın arkadaşı Owen ile çalar. Yine çaldıkları bir gün diğer kadınların aksine onlara dikkat etmeyen yalnız bir kadın dikkatini çeker. Başına gelenleri öğrenince ailesinin evinde kalmasını önerir. Ertesi günde evine gidebilmesi için feribota götürecektir. İkili vakit geçirdikçe birbirinden etkilenir. Sabah Evan feribota götürürken eczacı olduğundan adadaki tek eczane Grace'nin dikkatini çeker. Eczane satılacaktır ve kendi eczanesine sahip olma fikri onu heyecanlandırır. Bir şeyleri değiştirmeyi kafasına koyar. Yıllardır içinde olduğu tekdüzelikten çıkıp yeni bir hayata başlamak ister. Adadaki eczaneyi alıp Evan'a olan borcunu ödemek için tekrar adaya döner. Grace her şeyin üstesinden birlikte gelebileceği, delice seveceği birini ister. Evan bugüne kadar gördüğü en muhteşem, en nefes kesici adamdır. Trey'i isteyerek geçirdiği tüm yıllar Evan için hissettikleri ile kıyaslandığında solup gider. İkisi de tüm hafta boyunca birbirini düşünmüştür. Evan Grace'e diğer kadınlardan daha fazla ilgi duyar. Yıllarca kadınlarla anlamsız bağlar kurmuş, tutmadığı sözler vermiştir. Grace gibi etik, ahlak ve istikrar gibi şeyleri temsil eden birinden hoşlanmak için yeterince iyi olmadığını düşünür. Onunla bir şeylere başlamak için doğru zaman değildir. Dönmek zorundadır, turneye çıkacaktır ve bir kız arkadaşı bunun neresine koyabileceğini bilmez. Evan kendini üstesinden gelemeyeceği şeylerin içine atmak istemezken, Grace'nin daha iyisini hak ettiğini düşünürken onu kıskanmaya başlar. İkili birbirinden ayrılamaz hala gelir ve denemeye karar verir. Yine diğer karakterlerde bol bol var. Koca Mac kazadan sonra bir tuhaftır ve nihayet toparlar. Maddie'nin kardeşi Tiffany sorunlu evliliğini bitirme kararı alır. Kocası evden taşınmış, yatakları ve kızlarının oyuncakları dışında evdeki her şeyi götürmüştür. İki işte çalışarak kocasını hukuk bölümünde okumasına yardım etmiştir ve kocası para kazanmaya başladığında onu bir kenara itmiştir. Üstelik Tiffany'nin bir ilişkisi olduğuna inanır. Hasta annesine bakmak için gitmek zorunda kalan nişanlısı ile gidecek olan Abby'nin dükkanını kiralayıp kendi dükkanını açacaktır. Son kez evliliğini kurtarmaya çalışması rezil olması ile sonuçlanır ve polis şefi Blaine ile aralarında büyük bir kıvılcım vardır. Birde babaları yıllar sonra ortaya çıkar anneleri ile Ned'in ilişkisi ise yoluna girer. Sydney ve Luke ikilisinin ilişkisi tüm hızıyla devam eder. Sydney'in ailesine çarpan adam yirmi yıl hapis cezası almıştır ve Luke ayağından ameliyat olur. Laura hamiledir. Otelde çalışıp adada yeni bir hayata başlar. Hiçbir şeye, hiç kimseye bağlanmadan dolaşan müzisyen Owen ise Laura için hayatını değiştirmeye başlar. Grant Stephanie ikilisi ise aynı evde yaşamaya başlar. Grant senaryoya başlamıştır ve ikilinin arasında tartışmalara sebep olsa da ilişkileri tüm hızıyla devam eder. Yazar yan karakterlere fazla yer vermeye başlamıştı ama bu kitapla zirve yapmış ana karakterler neredeyse hiç yok. Seri artık tüm adadakilerin hayatında neler olduğunu öğrenip araya yeni aşkları eklendiği kitaplara dönüştü. İkilide kitapta seride en az sevdiğim oldu.
Baskı: Beni Baştan Çıkarma (Fallen Women, #2)
Lord Lucien de Grey'in on yaşındayken anne ve babası ölmüştür. Ondan sonra dük olan abisi ile her şey hakkında kavga etmişlerdir.Günleri böyle geçerken bir gün babalarının en yakın arkadaşı Lord Lexham gelmiştir. Babalarının çocuklarının velayetini bırakmak istediği üç kişiden biridir ve vasileri olur. Zaten iki aile yazları hep birlikte geçirmişlerdir. Yine yazı geçirmek için onları evine götürmüştür. Üç erkek beş kızı vardır ve kızların küçüğü Zoe tam bir baş belasıdır. Kurallardan Lucien'den daha çok nefret eder. Ondan fazla karşı gelirdi. Evden ilk kez kaçtığında dört yaşındaymış ve bulduğu her fırsatta buna devam etmiştir. Gitmemesi gereken yerlerde ata biner, arkadaşlık etmemesi gereken çocuklarla oynar, soylu bir adamın kızı olarak yapmaması gereken şeyleri yapardı. Çatının en yüksek tepesinden onu indiren, balık havuzundan çıkaran, bekçinin kulübesinden, demirciden onu bulan hep Lucien olmuştur. On iki yaşındayken babası onu ve annesini Doğu Akdeniz turuna çıkarmıştır. Savaş yıllarıdır ve deniz güvenli değildir. Zoe'de Mısır'a yaklaşmışken kaçmış onu bulamamışlardır. Babası çok aramış, ajanlar bile tutmuştur fakat bulamamıştır. Lordun kapısına birçok kız kızı olduğunu iddia ederek gelmiştir. O kimseyi almamıştır ama bu kez bir harem kızını içeri almıştır. Bir bahis ortaya atılmıştır lord kafayı mı yedi yoksa en başından beri haklı mıydı diye. Zoe on iki yıl evden uzakta Yusri paşanın sarayında esir tutulmuştur. Haremde, başka yerlerde yaşadıktan sonra eve dönünce büyük bir şaşkınlığa neden olur. Lucien Marchmont dükü olmuştur. Yirmi dokuz yaşındadır. Derin düşüncelerden hep sakınmıştır. Hiçbir şeyi ciddiye almaz. Bunun içine giyim, kuşam, kadınlar, politika, arkadaşlar ve hatta kendisi de dahildir. Hiçbir kadının aklını çelmesi ise söz konusu bile değildir. Birden ortalığı karışmış halde bulur. Bir bahis vardır. Vasisi önemsediği az sayıda kişiden biri olduğundan bahse girer. Gelen kızın Zoe olmadığından emindir. Gün bitmeden bunu kanıtlayacaktır. Fakat eve gider gitmez gördüğü kızın Zoe olduğunu anlar. Ailesi skandala engel olmak için Zoe'i zengin biri ile evlendirmeye karar verir. Zoe unvan sahibi güçlü bir erkeğin olması gerektiği duyunca gelen Lucien'den kendisi ile evlenmesini ister. Kendi yurdunda yaşamak, on iki yıl boyunca hayalini kurduğu hayata sahip olmak ister. Bir erkeği memnun etmenin her yolunu bilir, Şarkı söyler, dans eder, şiir yazar, bir evi nasıl çekip çevirebileceğini bilir, uşakları hatta harem ağalarını bile yönetmeyi bilir. Birçok mücevheri vardır. Bu yüzden Lucien'den kendisi ile evlenmesini ister. Fakat Lucien onunla evlenmek zorunda olmadan da yardım edebileceğini söyler. Kendisini hazır hissedince evlenmelidir. Bu yüzden Lucien onu sosyeteye takdim edecektir. Bunun için sürekli bir araya gelmeye başlayan ikili birbirine büyük bir çekim duymaya başlayınca uzak kalmak imkansız bir hal alır. İkili bir anda kendilerini evli bulur. Yazarın en az beğendiğim kitabı. Farklı hiçbir şey yoktu. Ne olacağını tamamen bildiğimiz hiç şaşırtmayan kitaplardan.
Baskı: Ben Sana tutsak (Highlander #1)
Amelia Templeton'un ölen babası İngiliz ordusunda bir albaydır. Ayrıca beşinci Winslowe Düküdür. Bir savaşta babasının hayatını kurtaran yarbay Richard Bennett ile nişanlıdır. Evlenmek için sevdiği nişanlısının yanına gider ve bir gece yatağında uyurken vahşi bir İskoç savaşçı yanından ayırmadığı baltası ile başında belirir. Moncrieffe Kontu İskoç kasabı Duncan MacLean, Richard'ı öldürmeye gelmiştir ama onun yerine nişanlısını bulur. O gece düşmanının hızlı ölümünden çok daha çekici gelen bir şeyle karşılaşır. Bunun düşmanına daha çok acı vereceğini düşünerek Amelia'ı yanında götürmeye karar verir. Gitmeme konusunda direnen Amelia'ı giydirir ve omzuna atarak kaçırır. İkili yolculuğa başlar. Amelia kaçmaya çalışır, mücadele eder. Nişanlısı ile ilgili gerçekleri kabul etmez onu savunur. Öldürüleceğini sandığı için kaçmayı başarır, Duncan'ı yararlar,tecavüzden kurtulur,yaraladığı Duncan'ı kurtarmak için elinden geleni yapar. Yine yollara koyulurlar. Kaçma yolculuk derken ikili iyice yakınlaşır. Yolculuk daha sonra başka bir boyut alır mekanlar değişir saklı kimlikler ortaya çıkar. Duncan hem çok istediği Amelia ile evlenip hem de Richard'ı öldürerek intikamını almak isterken Amelia onun içinde ki merhameti ortaya çıkarmaya çalıştığı için ikilemde kalır. İkiliyi intikam,değişim,aşk dolu bir mücadele bekler. Sonunda kazanan aşk olsa da bu o kadar kolay olmaz. Bir de Duncan'ın arkadaşı Angus MacDonald var. Babası Richard'ın Amelia'nn babasını kurtardığı savaşta onu neredeyse öldürecek kişidir. Richard Angus'un kardeşi ve Duncan'ın sevdiği evleneceği kadına tecavüz edip kafasını kesmiş öldürmüştür. Bu yüzden ikili Richard'ı öldürüp intikam almaya karar vermiştir fakat Amelia ortaya çıkınca işler değişir. Angus Amelia'dan nefret eder öldürülmesini ister ama Duncan tabi ki kabul etmez. Bu durumlar bir süre ikilinin arasını da açar ve Angus'un ihanet edip Duncan'ın yerini İngilizlere söylemesine neden olur. Aslında kitap güzel başladı hem de çok güzel başladı. Karakterler de önce çok iyiydi ama sonra kitapta karakterler de değişti. Tutarsızlık vardı hepsinde. Duncan sevdiği kadın için bu intikam olayına girişmişti ama Amelia istedi diye hemen yakın arkadaşını sevdiği kadını intikamını bir kenara bırakıp adalete teslim etmeyi kabul ediyorum olayına bağlaması bu kadar kısa bir sürede olması çok saçma geldi.Nerede senin kasaplığın. Ayrıca nişanlısına sevgisi vardı göremedim onu. Laf olsun diye öyle bir detayda eklenmişti sanki. Yolculuk kısımları olması güzeldi bu detaylara bayılıyorum. Keşke başladığı gibi devam etseydi.
Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)
Sophia Wilson büyük çeyizi olan Amerika'lı bir varistir. Londra'ya ailesinin yüksek sosyeteye kabul edilmesini hayatlarının değişmesini sağlamak için İngiliz bir lord bulup evlenmeye gelmiştir. İngiltere'de onlara unvan peşinde koşan, fırsatçı sonradan görme denilir. Annesinin istediği unvan sahibi bir erkekle evlenmesi iken Sophia'nın istediği sevebileceği bir adamla aşk evliliği yapmaktır. Dikkatini çeken ise herkesin dikkatini çeken, tehlikeli dük diye anılan,kapkara bir kalbi olduğu, ailesinin lanetli olduğu söylenen Wentworth Dükü olur. Onu bir kabusun ortasına düşmek istemiyorsan dükten uzak dur diye uyarmalarına rağmen düke her baktığında bir sanat eserine baktığını düşünür,nefesi kesilir. James Nicholas Langdon dokuzuncu Wentworth Dükü davette gördüğü Sophia'dan etkilenir ama önce onun soylu avlamaya gelen bir Amerikalı olduğunu düşünür. Annesinin her gün evlenmesi konusunda ki ısrarına rağmen kendisine bir eş aramaz. Evlenirse de duvar kağırtlarına karışıp gidecek evli olduğunu unutturacak bir kadın seçeceği düşüncesindedir. Ama Sophia hem kendisini etkileyince hem de maddi durumu kötü olduğundan varisle evlenmenin çözüm olduğuna karar verip Sophia ile ilgilenmeye başlar. Fazla geçmeden Sophia'nın hiçbir duvar kağırdına karışıp gitmeyeceğinden emin olur. Arkadaşı Whitby Kontu'da Sophia ile ilgilense de Sophia ile evlenmeyi başaran James olur. Sophia evlenirken birbirlerini sevdiklerini sonsuza dek mutlu yaşayacaklarını düşünür ama o kadar kolay olmaz. James'în kendisini sevmediğini parası için kendisi ile evlendiğini öğrenir. Bu önce sorun olsa da Sophia ailesin de ki erkeklerden dolayı sevmekten korkan James'i iyileştirmeye karar verir. Başka sorunlarda işin içine girince mutlu son kolay olmaz. Sophia'nın James'i kabuğundan çıkarması,ailesi ile arasını düzeltmesini ve sevmeyi öğrenmesini sağlaması güzeldi. Bu yaptıklarından dolayı aşka inanmayan adamı aşka inandırdığı için kitap ismi çok iyi olmuştu. Tek iyi olan zaten bunlardı. Gizem, skandal, şantaj, sır olmasına rağmen kitap hemen akıp gitmedi. Ne gizem gizemdi ne sır sırdı hiç heyecanlandırmadı, şaşırtmadı. Zaten bildiğim bir durumu tekrar okudum gibi oldu. Sophia ne kadar istekli bir kadındı maşallahı vardı.
Baskı: Aşkın Kollarında (American Heiresses, #2)
Clara Wilson Amerika'lı kardeşlerden iki numara olandır. Amerika'da anne babasının onaylamadığı uygunsuz bir adamla evlenme planları ile bindiği gemide babasının son dakika yetişmesiyle evlilikten kurtulur. Bu olayları arkasında bırakır ve ablası Sophia'nın yanına gelir. İngiliz toplumuna kabul edilmek,hoş karşılanmak için ilk balosuna gidip veliaht prensin onayını alması gerekir. Refakatçisi balonun adresini hatırlayamayıp davetiyelere bakarken yanlış adrese bakar ve gittikleri balo Cakras Balosu çıkar. Maske takmak zorunda kaldığı bu balo evli kadınların gittiği özel bir balodur. Gider gitmez oraya gelen bir adam dikkatini çeker,bakışlarını ondan ayıramaz aynı şekilde oda dikkati çeker. İkili dans eder,konuşur biraz da yakınlaşırlar ama gizemli yakışıklısı Clara'nın evli olmadığını öğrenince gitmesi gerektiğini söyleyerek onu uzaklaştırır. Clara gittiği balolarda gizemli yabancısını görmek ister onunla ilgili hayaller kurar,onu düşünmekten vazgeçemez,başka erkekler ilgisini çekmez. Onu kafasından çıkarabilmek için bir şey yapması gerektiğine karar verir ve bir Cakras Balosuna daha gitmek için ablasını ikna eder. Adamın kim olduğunu öğrenmek ister. Kaderinde onunla evlenmek olabilir düşüncesi ile gider. Onu yeniden görür vakit geçirir ama bir sonuç alamaz. Seger Wolfe Rawdon Markisidir. Sekiz yıl önce başından geçen aşk acısını hala atlatamamıştır. Ondan sonra hep yüzeysel,kaçamak, anlamsız ilişkiler yaşamıştır. Cakras Balosun da tanıştığı önce eski sevgilisine benzettiği kadından çok etkilenir. Clara'nın gerçek kimliğini elbisesi dahil her şeyinin ince ayrıntısına kadar anlatıldığı gazeteden öğrenir. Skandal bir boşanma davasına dahil olmuş ve senelerdir üst tabakanın arasına davet edilmemiştir. Yeniden bir davete katılması ise uykularını kaçıran kadını yeniden görmek için onun ablasının verdiği davete katılarak olur. İkili mektuplaşmaya başlar yakınlaşırlar. Clara bir dükten evlilik teklifi alınca ve bir skandaldan kurtulunca Seger kendisinden başka bir adamın Clara'ya dokunmasına katlanamayacağını anlar ve evlenme teklifi ile gider. Evlendikten sonrası ise Seger'in üvey annesi ve onunla evlendirmek istediği yeğeninin ikilinin aralarını bozmak için yaptıkları,eski sevgililer, Clara'nın sürekli Seger'in geçmişini düşünmesi, güven sorunları,beni de sevsin, sevecek, sevdireceğim ve sonunda sevdirdiği süreç ile geçer. İlk kitabın ikilisi ve iki oğullarını da görüyoruz. Kız kardeşler çok istekli maşallahları var. İkiliyi de kitabı da pek sevemedim. İlk kitabı kötü bulmuştum ama bu daha kötüydü. Güzel başlayan ama devamında sıkıcı ilerleyen bir kitap.
Baskı: Aşk Gelince (American Heiresses, #3)
Amerikalı kardeşlerden üç numara Adele Wilson ablalarından farklıdır. Onlar gibi maceracı değildir. Ağırbaşlı,uysal, iyi huyludur. Ablaları evlenmeden önce Londra'da ki sosyete toplantılarının tadını çıkarmasını söylese de kabul etmez ve çok fazla tanımadığı vikont Harold Osulton ile nişanlanır. Nişanlısının yanına geldiği sırada kamarasında fidye için kaçırılır. Onu kurtarmaya nişanlısının kuzeni Damien gelir. Adele vurulur ve Damien yarası ile ilgilendikten sonra yola çıkarlar. Damien'in görevi Adele'nin sessiz sedasız annesi ve ablası ile buluşmasını sağlayıp eve götürmektir. Alcester baronu Damien Renshaw gırtlağına kadar borca batmıştır. Londra'da ki evini bir aileye kiralayarak kuzeninin yanına yerleşmiştir. Annesi babasını aldatmıştır ve bu olaylar babası ve annesinin o dokuz yaşındayken ölmesine neden olmuştur. O da kuzeninin ailesi ile yaşamaya başlamıştır ve yıllarca anne ve babasının ölümünden kendisini suçlamıştır. Yolculuğa başlayan ikili yakınlaşmaya başlar. Damien kuzeninin ne kadar şanslı bir adam olduğunu düşünmeye başlar. Adele'nin ise kafası iyice karışır. Bir de nişanlısı kendisi ile ilgilenmeyince ve onlar kaçtıkça kuzeni ile onları bir araya getirince ikili daha fazla yakınlaşır. Damien sevdiği biri ile ailesinin evliliğinden farklı düzgün bir evlilik isterken maddi durumu kötü olduğundan gelin arayışına girişir. Fakat düşündüğü kadın tabi ki Adele. İkili ne kadar kaçsa da yasak olsa da duygularına engel olamaz ve kaçınılmaz son tabi ki gelir. Önceki kitapların kahramanları da var kitapta onları da sık sık görüyoruz ve katkıları büyük. Harold nasıl bir nişanlıdır bir nişanlı ancak bu kadar vurdum duymaz olur. Kuzeni de olsa çok güvense de nişanlısını kurtarmak için başka bir adamı göndermesi,eşlik dahi etmemesi ne kadar iyi olsa da kendisini silmeye yetiyor. Başını deneylerinden kaldırıp nişanlısı ile ilgilenmiyor bile bir de öyle bir kız kardeşi var ki büyük problem. Kitap ilk iki kitaba göre çok daha iyi ama normal bir kitap. Fazla bir olayı olmayan, heyecanı az, sıkmayan bir kitap.
Baskı: Çöl Çiçeği (Sedikhan, 7)
Pandora Madchen rock yıldızıdır. Popüler bir grubun üyesidir. Altı yıl önce Sendikhan'dan kaçmıştır. Son sekiz yıldır boynunda olan kolyesini hiç çıkarmamıştır. Kolyeyi Philip vermiştir. Philip sahip olma duygusu yüksek bir erkektir ve kolyeyi vermesi onu vesayeti altına aldığının göstergesidir. Philip ile geçmişten gelen güçlü bir bağı vardır. Philip ona aittir ve artık aralarında ki uzaklığa bir son vermek ister ve bulunmasını sağlar. Philip El Kabbar şeyhtir. Çok ortaklı krallığı vardır. Annesi yarı Sendikhanlı yarı İngilizdir. Güç elde etmek istediği için babasından hamile kalmayı başarmıştır. Babasının bir erkek çocuk istediğini bilir. Bu yüzden para ve evlenmek istemiştir. Babasıda annesi ile evlenmiş kendisine şantaj yapmasına izin vermemiştir. Annesine göz açtırmamış Philip doğana kadar gözünü üzerinden ayırmamıştır. Annesi ise hapis hayatından dolayı çok öfkelenmiş ve Philip doğduktan birkaç hafta sonra onunla kaçmıştır. Şeyh sekiz yıl sonra onları bulmuştur. Annesini boşamış, Philip'i ise Sendikhan'a getirmiştir. Hassas, keyfine düşkün, kibirli, kendi yolunda gitmekten asla taviz vermeyen, zeki, mizah anlayışı olan, Sendikhan'daki insanların yararı söz konusu olduğunda işkolik bir adamdır. Pandora küçükken tehlikelerden korunması için ona kolye vermiştir. Etraftaki herkes kolyedeki gül ve kılıcın onun hükümdarlığının simgesi olduğunu bilirdi. Kolyedeki simgeyi görünce Pandora'nın kendisinin himayesi altında olduğunu anlayacaklarını bilir. Fakat buna rağmen sürekli peşinde olan Pandora on beş yaşındayken kaçmıştır. İlk kaybolduğunda hemen Londra'ya uçmuş neredeyse bir yıl onu kendisi aramıştır. Altı yıldan uzun bir zaman boyunca Pandora'yı aradıktan sonra verdiği kolyeyi kendisine gönderen Pandora'yı nihayet bulur. Pandora'nın konserinden sonra üç aylık bir boşluğu vardır ve kalıcı ilişkilerin kendisine de göre olmadığını söyleyerek bu zamanı aralarında duygusal bağ olmadan birlikte geçirmeyi önerir. Philip görür görmez Pandora'yı kıskanmaya başlar. Bir şeyi istediği zaman sabırlı olan biri değildir ve Pandora'yı ister. Bu yüzden hemen onu alıp Sendikhan'a götürür. Her zaman kontrollü olan Philip hiçbir kadını Pandora kadar istememiştir. Pandora ise Philip hakkında her şeyi bilir. Onu hep sevmiş ve sevecektir. Philip'in hayatının bir parçası olmak ister. Ondan almak değil vermek ister. Gözü parada bir kadın gibi davranırsa bir kadını sevmek için kendisine asla izin vermeyen Philip'in kendisini hayatına alacağını düşünür. İşler düşündüğü kadar kolay olmaz Philip önce onu Sendikhan'dan göndermek için uğraşır, uzak durur. Neyse ki akıllanması uzun sürmez. Pandora'dan önce çöl gibi olan Philip Pandora ile nihayet çiçek açar. Yazarın konuları güzel oluyor ama hep bir şeyler eksik.