Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Ateş (Nefes Nefese Üçlemesi, #2)
Üç arkadaştan muhteşem ikili Jace ve Ash kalmıştı. Bu ikili daha yakınlar çünkü ortak zevkleri var ve Bethany ile de böyle tanışıp yakınlaşırlar ve bence bu kitapta en nefret ettiğim olay oldu. Gabe, Mia için bir parti düzenler. Bethany ise partide çalışan garsondur. Jace ise Bethany'i beğenir bu Ash'in gözünden kaçmaz ve kızı ayarlamaya karar verir. İkili hep aynı kızlarla birlikte takılmıştır. Bu durumlar şimdiye kadar Jace'i rahatsız etmemiştir ama bu kez durum farklıdır. Kızı paylaşmak istemese de kabul eder. Bethany ise zor durumda olduğundan kabul eder ama asıl etkilendiği Jace'dir. Üçlü geceyi birlikte geçirir sabah ise Bethany gitmiştir. Jace Beathany'den çok etkilendiğinden peşini bırakmaz. Ne çabuk vuruldu doğrusu şaşırdım ben bu kadar çabuk seveceğini düşünmemiştim çok çok çabuk oldu. Jace çok çok korumacıydı sanırım bunda kardeşini büyütmüş olmasının etkisi büyük ayrıca güven problemi var ve bu çok sıktı yeter artık dedirtiyor. İlk kitabı beğenememiştim daha iyi bir hikaye bekledim ama olmadı. İlk kitapta duyguyu bir türlü görememiştim en azından bu kitapta bu vardı.
Baskı: Sıcak (Nefes Nefese Üçlemesi, #1)
Üniversiteden arkadaş olan Jace, Ash ve Gabe'nin bir şirketleri vardır. Mia Jace'nin kız kardeşidir ve küçüklüğünden beri Gabe'e aşıktır. Gabe için durumun farklı olduğunu duygusal bir yakınlık hissetmediği düşünür. Aslında durum öyle değildir ve Gabe Mia ile birlikte olamaya nihayet karar verir bir anlaşma ile. Mia ise tabi ki kabul eder nihayet aşık olduğu adamı elde edebilme fırsatını bulur. Kitap resmen ah ben bunu biliyorum demekle geçti. Evet bilinen bir durum vardı nasıl ilerleyeceği ve ne olacağı çok çok belliydi. Genelde bu tarz kitaplarda çok büyük bir duygu yoğunluğu olurdu bu hissedilirdi fakat bu kitapta hiçbir şey yok. Gabe sevemediğim bir erkek karakter oldu sonunda ah evet ben aşıkmışım dedi ama bu kadar mı? Mia'nın ise her şeye rağmen olaya tepkisiz kalması bir dur bile dememesi çok saçmaydı. Genelde kadınlar aşık olur deli gibi sever ve erkekten aynı karşılığı alamayınca tepkisiz kalmazdı ama burada oda yoktu ilginç.
Baskı: Davetsiz Misafir (Cehennem Kulübü #2)
Kitap Cehennem Kulübü üyelerinden Warrington Dükü Rohan Kilburn'un hikayesi. Rohan'da teşkilatın diğer üyeleri gibi kulübe hizmet eder ve bunun için eğitilmiştir. Kendini kulübe adamış sert,güçlü,otoriter,zengin,kudretli,ahlaksızlığın dibine vurmuş bir adamdır. Teşkilatın baş ajanlarından biri olarak Londra'ya geri dönüp özgürlükçü Dresden Bloodwell'i yakalamak için yanıp tutuşur. Ayrıca teşkilatın en önemli ajanlarından Drake ele geçirilmiştir. Drake düşmanların elinde olduğu sürece bütün ajanların kimliklerini ortaya çıkarma riski vardı. Ama öncesinde son dönemde dikkat çeken gemi kazası onun kıyı şehrinde yaşayan ona bağlı olan adamlar yüzünden gerçekleşmiştir. Oradaki kaçakçıların işini yıllardır makul ölçüde görmezden gelmişlerdir. Kaçakçılar ile aralarında yıllardır gizli bir ilişki sürmüşlerdir. Karşılığında da çetenin lideri teşkilatın gizli mesajlarını limanlara ulaştırmıştır. Kaçakçılar sınırı aştığı için gelmiş ve adamları güvende olana kadar Londra'ya geri dönmeyecektir. Birde nesillerdir ailesini bırakmayan bir lanet olduğuna inanır ve bu yüzden de evlilikten uzak durur. Hiçbir kadına aşık olmaz tabi bu Kate Madsen'den öncesine kadar. Kate yıllar önce babasını kaybetmiştir. Babasından kalan hizmetkar da öldükten sonra kimsesi kalmamıştır.Yalnız kaldıktan sonra sosyal hayatı pek olmamıştır.Babasından kalan miras sayesinde kitaplarıyla sakin bir hayat süren,kimseye zarar vermeyen kendi halinde biridir. Bir akşam yine kitap okurken tanımadığı adamlar tarafından kaçırılır. Bir ay kaçırıldığı yerde zorla tutulur. Kate Fox olduğunu iddia ederler. Warrington Dükünün öfkesini dindirmek adına ona sunulacaktır. Güçlü,korkutucu bir yabancıya hediye edilecektir. Vahşi adamın kadınlara karşı doymak bilmez bir iştahı olduğu bilinir. Hem bu özelliği hem de her türlü şiddeti uygulama konusunda bir uzman olduğundan bölgede ki yerliler ona canavar der. Kate'i süsleyerek düke sunarlar. Kaçmak için sürekli mücadele ettiğinden ona afyon ruhu verirler bu yüzden yarı sarhoş haldedir. Bir türlü aklını toparlayamadığından ne yapacağını bilemez ve kaçmaya çalışır.Kaçamaz ve Rohan sayesinde ölümden kurtulur. Rohan Kate'i beğenip etkilense de Kate 'in uyuşmuş halinden faydalanmak istemez. Kate'nin casus olduğundan şüphelendiğinden gerçek kimliğini öğrenene kadarda kendisi ile kalmasını ister. Her geçen gün güzel kitap kurdunun yanında olmasına daha çok alışır.Kate sayesinde lanetin gerçek olmadığını anlar, hislerine karşı koyamaz ve büyük aşk başlar. Kate'de daha önce hissetmediği duyguları hisseder. Birde Çete adamları Kate'nin Özgürlükçülerin kaptanı ve simyacılıkla olan büyüler ile ilgili bir aileden gelen Leydi Gabriel'in kızı olduğu konusunda ısrarcıdır. Bolca aksiyon ve gizem sonunda nihayet mutlu son gelir. Bu kitapta güzeldi ama ilk kitap kadar değil. Genel olarak güzel ve akıcı bir kitaptı. Max ve Daphne ikilisini tekrar görmek güzeldi sonraki kitapları merakla bekliyorum.
Baskı: Cennetin Ateşi (Knight Miscellany #1)
Dokuzuncu Hawkscliffe Dükü Robert Knight otuz beş yaşındadır. Dört erkek üç kız kardeşi vardır. Annesi babasına sadık kalmamış sadece kendisi ve kız kardeşi babasındandır. Diğer erkek kardeşlerinin hepsinin babası farklıdır. Robert Lordlar Kamarası'nda herkesi etkileyen konuşmalar yapar, politika alanında ki kariyerine odaklanmış,dürüst,onurlu tek kelimeyle mükemmel biridir. Fakat bir kontun karısına aşık olmuştur. Ona hiç dokunmamış olsa da ölümüne üzülmüş ve göle düşerek öldüğüne inanmamıştır. Konttan şüphelendiği kişinin ismini alır. Kont ise kendisini ve engelli kızını kurtarmak için kendisi adına savaşması için Robert'e yeğeni olan varisinin Dolph Breckinridge'nin ismini verir. Belinda Hamilton gündüzleri portakal satar geceleri ise temizlik, dikiş yapar. Bu işleri yaparken güzelliği ile erkeklerin ilgisini fazlasıyla çeker. Buna aldırmayıp işini yapar ama insanların tepkisinden kaçamaz. Üstelik sekiz ay boyunca peşinde olan Dolph Breckinridge'de vardır. Bilim adamı babasını borçlandırıp hapishaneye kapattırmış, okuldan işinden atılmasını ve evlerini kaybetmesini sağlamıştır. Onu hep reddetmiştir ama inatla peşindedir. Evlenmek için hayal kurduğu ama haber alamadığı bir sevgilisi vardır. Her gün babasını görmeye gittiği hapishanede müdür ile görüşür. Babasının mahkeme masrafları için biriktirdiği parayı ayakkabısı olmayan kimsesiz çocuklar için harcamıştır. Müdürden ek süre ister müdür düşüneceğini söyleyip onu eve bıraktırır ve böylece evini öğrenir. Gece Bel'in karşısına çıkarak ona tecavüz eder. Artık umudu kalmadığından koruyucu bulmak için geneleve gider. Herkesin beğenisini kazanır. Burada kendince Dolph'dan intikam alır ama karşısına intikam için çıkan Robert ile de anlaşır. Onu koruyucusu olarak kabul edecek ve yanına taşınacaktır. İki aylık bir süre için para verip, lüks içinde yaşamasını sağlayacak, yatağında da istemeyecektir. Böylece ikili anlaşmış olur. Zaten ilk görüşte birbirinden etkilenen ikili zamanla daha çok yakınlaşır. Tabi ki sorunlar eksik olmaz insanlar hatta çalışanlar bile Bel'in hakkında konuşup istemez. Bel eski sevgilisi ile karşılaşır, Dolph rahat durmaz, Robert sevdiğini düşündüğü kadının aslında hiç masum olmadığını unvanının peşinde olduğunu öğrenir, Robert Bel'in intikamını alır yaralarını sarar, Bel Robert'in annesi ile olan sorunlarını aşmasını sağlar, kont Robert'in kızı ile evlenmesi için ikna etmeyi başarır. Araya ayrılık girer Bel ile imkansız olan ilişkileri olaylardan sonra neyse ki güzel bir son ile biter. Kitap önce yavaş başladı ama sonra toparladı. Yazarı seviyorum ve bu kitabı da çok sevdim. Toplumun acı gerçeklerini yansıtan güzel bir aşk hikayesi.
Baskı: Ya Hep Ya Hiç
Kenric of Montague Galler Kasabı cesur korkulan bir savaşçıdır. Turnuvalarda yenilmez bir şövalye olduğunu göstermiş daha sonra Haçlı Seferlerinde korkusuz bir savaşçı olarak öne çıkıp ün kazanmıştır. Galler'e karşı yapılan savaştan sonra adı efsaneye dönüşmüştür. Kahramanlık hikayelerini kanla yazmıştır.Yüreğinde ölüm korkusu taşımaz.Hayatının son üç yılında her gün Azraille karşı karşıya gelmiş,ölümle defalarca yüzleşmiştir. Mükemmel bir savaşçıda olması gereken her özelliğe sahiptir.Ayrıca taşlaşmış bir kalbi de vardır.Babası bile onun soysuz ve şeytanın evladı olduğunu düşünür. Bu yüzden baron unvanını, mirasını küçük oğluna bırakıp onu öldürmeye çalışmıştır. Sevgisiz büyüyen biridir. Kral Tess Remington ile evlenmesini istediğinden bu emri kabul eder. Tess Remington üvey babasından kaçmıştır. Bu soğuk kanlı katil babasının şüpheli ölümünden bir hafta sonra annesiyle evlenmiştir.Babasının ölümünden bir ay sonrada annesi kalenin merdivenlerinden düşerek ölmüştür. Bu olaydan önce herkes barones olan annesinin kilise ve kraldan evliliğinin iptali için talepte bulunacağını biliyordu.Üvey babası ve kardeşi ile zor bir hayatı olmuştur. Remmington Kalesinin gerçek varisidir. Varis olarak uzak bir sığınakta beş yıldır kilitliyken üvey babası kalenin lordu olmuştur.Varis olduğu için mirasa sahip olabilsinler diye işkencelere maruz kalmıştır. Hatta üvey babası kaleye sahip olabilmek için onu oğlu ile evlendirmek ister. Rahibe olmak için kaçıp amcası ile kiliseye gider fakat evlenmek için getirildiğini öğrenir. Kral evleneceği kişiyi seçmiştir. Üvey babası gibi birini devre dışı bırakabilecek tek savaşçıyı seçmiştir. Montague Baronunu Galler Kasabını seçmiştir. Tess önce evliliği istemez böyle bir kaderi hak etmek için ne yapmış olabileceğini düşünür. Fakat iblise benzettiği kasap elinde ki en iyi seçenektir. Ayrıca üvey babasından kaçtığı gibi ondanda kaçabileceğini,krala ulaşıp manastıra kapanma fikrini söylerse evliliği bozdurabileceğini düşünür ve evlenir. Böylece hayatı tamamen değişir. Kenric'in şişman sandığı gelininin pelerininin altında içleri giysiyle doldurulmuş çuvallar vardır. Yüzünü görünce de dizlerinin bağı çözülür.Yalnızca kör bir adam Tess'e güzel diyebilirdi hayallerininde ötesinde güzeldi. Bu yüzden manastıra yemin etmek isteyen Tess'in edeceği tek yeminin evlilik yemini olduğunu söyler ve evlenirler. Tess'in ömrü boyunca aradığı tek şey güvende olmaktır. Tüm İngiltere'de zulmüyle tanınan adam ona ihtiyacı olan güveni verir. Kitabı okumaya başlamadan önce yorumları okudum beğenenin de beğenmeyenin de çok olduğunu görünce en iyisinin yoruma aldanmayıp okumak olduğuna karar verip okudum en iyisini yaptığımı düşünüyorum. Güzeldi çok beğendim kitabı. Güldüğüm çok yer oldu.Kitapta kadın karakter Tess'in yeteneği vardı daha önce yeteneği olan bir karakter olmamıştı ben okumamıştım buda kitaba daha da bağlanmamı sağladı,merakım arttı. Tess' in sürekli kaçmaya çalışması beni deli etti.Sonun da Galler Kasabının deli gibi aşık olmasını da okumak ayrı bir güzeldi. İkiliyi okumak zevkliydi tavsiye edilir.
Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)
Lena Morrisson gündüzleri bir işi varken geceleri ünlü ve başarılı erkeklere eskortluk yapmaktadır. Büyükbabası bir tarafını felçli bırakan ağır bir ivme geçirmiştir.Lena'da büyükbabasını Chicago'nun en iyi ve pahalı yaşam destek evine yatırır. Bakımı için paraya ihtiyacı olduğundan eskortluğu geceleri ikinci bir iş olarak yapmaya başlamıştır. Böyle bir yerin parasını karşılayabilmesinin tek yoludur. Bu amaçla başlamıştır ve şirketin en çok aranılan eskortlarından biri olmuştur Müşterilerine sadece davetlerde,iş yemeklerinde,partilerde eşlik eder. Daha fazlasını isteyenler her zaman olmuştur ama Lena'nın müşteriler ile hiçbir şekilde ilişkisi olmamak zorundadır. Bir kez kalbi kırıldıktan sonra bu kurala daha çok uymaya başlamıştır. Çalıştığı yerin sahibi arkadaşının bir davet için Lena'ı gönderir. Yeni müşterisi Chicago'nun en gözde bekarlarından biridir ve ona yatında verdiği partide eşlik edecektir. Fakat şimdiye kadar gördüğü en mükemmel erkek ile karşılaşınca kurallara bir kez daha uyulmaz. Roderick Brand zengin,yakışıklı bir iş adamıdır. Çok uluslu bir enerji şirketinin genel müdürü ve CEO'sudur. Yakın zamanda Forbes dergisi tarafından yılın iş adamı ilan edilmiştir. Bir davet için yanında biri olması gerekince arkadaşından birini ayarlamasını ister. Lena güzelliği,zekası ile Roderick'i etkileyince aynı şekilde Lena'da etkilenince ikilinin birlikteliği kaçınılmaz olur. Lena bundan pişman olsa da Roderick yine görüşmek ister. Bir şeyi ne kadar çok isterse o kadar acımasızca peşine düşerdi ve Lena'ı istediğinden peşine düşer. Lena'ı düşünmeden yapamaz. O geceden beri yirmi dört saat aklındadır. Hiçbir kadını onu istediği kadar çok istememiştir yeniden sahip olabilmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Bu yüzden Lena için bir sanat vakfı satın alır ve bağış teklifi yapar. Lena bağış teklifleri hazırlar,teklifleri uygun yerlere sunar ve yeni bağışçısı Roderick çıkar. Üstelik teklifi tek bir şartla kabul edecektir önlerinde ki üç haftayı birlikte geçireceklerdir. Lena önce kabul etmez anca cehennem buz tutarsa kabul edecektir fakat iş için başka kimseyi bulamayınca kabul eder ve ilişkileri başlamış olur. Arada büyük bir çekim olunca aşık olmak tabi ki kaçınılmaz. İkili harikaydı. Yine her kitapta ki gibi aşık olup, aşık olduğunu anlayana kadar uğraştıran bir ikili olsa da ben sevdim. Akıcı,eğlenceli keyifle okunan bir kitap.
Baskı: Geceyarısı Tutkusu (Tuzak Üçlemesi, #3)
Eliza'nın beşinci sezonudur. Ölen teyzesinden büyük bir miras kalınca gözde bir gelin adayı olur. Servet avcıları peşine düşmeye başlamıştır. Fakat Eliza bir servet avcısıyla değilde sevebileceği bir adamla evlenmek ister. İstediği tek şey bir ailedir bu yüzden bir koca bulup evlenmek ister. Yardıma ihtiyacı olduğundan en yakın arkadaşı Violet bu duruma el atar. Violet ile taliplerini değerlendirirler fakat hepsi bir şekilde uygun değildir. Ya servetinin peşindedirler ya münasip bir evlilikle saklamaya çalıştıkları korkunç bir sırları vardır. Violet ise arkadaşının bir akıl hocasına ihtiyacı olduğunu düşünür. Sosyeteyi tanıyan,Eliza'nın önünü açacak, biriyle nasıl kolay iletişim kurabileceğini, daha fazla öz güvenli olmasını öğretecek birine ihtiyacı vardır.Bir zamanlar kendisi de çok utangaçtı. Kardeşi ile yer değiştirip Adrian ile evlenince kendisini değiştirmiştir. Tabi kayın biraderi Kit sayesinde. Yine aklına Kit gelir. Eliza'nın koca bulmasına yardım etmesini ister. Akıl hocalığı yapacaktır. Taliplerini incelemelerine yardımcı olacak,nasıl daha rahat olacağını,sosyeteyle nasıl iletişime geçeceğine dair taktikler verecektir. Sosyetede herkesi tanır,tüm dedikodulardan da haberi vardır bu yüzden Eliza'ı Kit'in ellerine bırakır tabi Eliza'nın Kit'e aık olduğundan haberi yoktur. Kit'in gözünde Eliza odaya girdikten iki dakika sonra unutulan,sade,muhafazakar kadınlardandır.Pasifliğin en büyük örneğiydi. Tabi şimdi zengin,entelektüel bir pasifti. Violet ise Kit'ten onu görkemli bir kuğuya dönüştürmesini bekler. Onu rüküş bir kadından moda ikonuna çevirmek tarihe geçecek bir başarı olurdu. Önce bunun imkansız olduğunu düşünür fakat sonra işe başlar. Eliza'ı sezonun en gözde istenilen kızlarından biri haline getirir. Bu dersler gittikçe dahada samimileşmeye başlar ve ikili kendilerini öpücüklerin yakınlaşmanın arttığı bir durumda bulur. Karşı koymak imkansızlaşır ve Eliza'nın aşkı nihayet karşılık bulur. Önceki kitaplarını beğenerek okuduğumdan bu kitabı da merak ederek hevesle elime aldım ama beklentilerimi karşılamadı. Kitap daha güzel olabilirdi. Gelişmeleri ve sonunu tahmin ettiğim bir kitaptı buda hevesle okumama engeldi zevk almadım okurken. Beğendiğim yerlerde oldu tabi. Dört çocuklu Violet ve Adrian çiftinin olması güzeldi. Yazarın yeni kitapları için beklemedeyim.
Baskı: Yükselen Ateş
Scout Ritland Amerikalı bir inşaat mühendisidir. Scout Parrish Adalarında ki otel için çalışır. Parrish Adası, Güney Pasifik haritasındaki noktalar zincirinde bir nokta olmaktan ileriye gitmeyen bu yer aslında sarhoş edicidir. Güzel kokulu çiçekler ve ağaçlarla doludur.Aylar önce gelmiştir ama sadece birkaç saat önce sonunda adanın çekiciliğine teslim olmuştur. El değmemiş adanın ve sevecen insanların tadını çıkarmaya fırsatı yeni olur.İşini bitirip eve dönme hayalleri kurar ama eve dönmeden bir tatil yapmak ister. Fakat beyaz elbiseli bir kadın dikkatini çeker. Göz kamaştırıcı güzellikte ki kadın ilgisiz ve soğuk görünür Scout'u görmemezlikten gelir bu yüzden daha çok merak eder. Kim olduğunu bilmek ister. İlgisini çeken kadını ve evine gitmeyi düşünürken Chantal tarafından kaçırılır. Köyleri için köprü yaptırmak istediklerinden köyüne yardım edebilecek tek adam Scout'tur. Scout yardım için orada kalır ve ikili tahmin etmedikleri duygular ile karşı karşıya kalır. Yazarın güzel bir anlatımı var. Kitap öyle büyük olayların olduğu bir kitap değil. Sıcak, akıcı, yormayan keyifli bir aşk hikayesi. Sevdim.
Baskı: Kollarımdaki Yabancı (Tuzak Üçlemesi, #1)
İngiltere'nin en gözde bekarı Raeburn Dükü Adrian Winter evlenir.Herkes eşsiz güzellikteki gelini Jeannette'e kitlenmiştir. Fakat işin kötü tarafı gelin Jeannette değil ona tıpatıp benzeyen ikizi Violet'tir. Jeannette ve Violet ikiz kardeşlerdir. Fiziksel olarak aynı olsalar da karakterleri tamamen farklıdır. Jeanette bencil,istediğini almaya alışmış,dikkat çekici iken Violet utangaç,sessiz,merhametlidir. Aileleri hep Jeannette'nin üstüne düşmüş favorileri olmuştur. Violet ise öteki kızları olmuştur. Adrian evlenmeden önce ailelerine para vermiştir. Babasının ve serseri erkek kardeşlerinin borçlarını bu sayede kapatmışlardır.Ailelerinin istediği bir evliliktir. Fakat düğüne iki saat kala Jeannette zengin,yakışıklı,saygıdeğer nişanlısı ile evlenmekten vazgeçer. Adrian ona göre umursamaz zorbanın biridir ve ömrünü onunla geçirmek istememiştir.Ailesinin çıkarları içinde evlenecek değildir. Eğer kendini feda etmek istiyorsa Violet'in evlenmesini ister. Violet korkunç bir skandal olacağını ailesinin bu utancın altından asla kalkamayacağını bilir. Ayrıca Adrian ile evlenmekten daha çok istediği bir şey yoktur. İki sezon önce Adrian'ı ilk kez katıldığı bir baloda görmüş ve görür görmez aşık olmuştur.Karşılıksız aşkı acı verse de sevmeye devam etmiştir. Böyle bir şeyin mümkün olabileceğini Adrian'ın kendisine ait olabileceğini hiç düşünmemiştir. Acımasız bir oyun olduğunu,yanlış olduğunu bilmesine rağmen teklife karşı koyamaz. Taptığı adam ile birlikte olma şansını kaçıramaz. Onunla olduğu sürece kendisini kardeşi sanmasının önemi olmayacağını düşünür ve bir anda kendini hayatının en büyük yalanının içinde bulur. Adrian'ı düğünde karısı şaşırtır. Daha sessiz,sakin ve sabırlıdır. Nişanlarının son birkaç ayında seçtiği eş konusunda kafasında şüpheler uyanmaya başlamıştır. Nişanlısının bazı davranışlarını çocukça bulmaya başlamıştır. Ayrıca partilere ve eğlencelere aşırı düşkündür. Hatta nişanlısının başka biri ile görüştüğünü bile düşünmüştür ama kanıt bulamamıştır. Düğünü iptal eder diye düşünmüştür. Bir parçası ise bunu yapmasını istemiş ve beklemiştir. Kardeşi utangaç olduğu için onunla evlenmek istememiştir. Kendine güvenen,korkusuz,öz güvenli,kontrolü eline almayı bilen bir kadına ihtiyacı vardır. Ona göre Violet düşes olabilecek biri değildir. Eşinden tek beklediği görev ve sağduyudur. Aşk ona göre saçma bir şeydir. Bir varis ve yedek varisi olduktan sonra karısı ne isterse yapabilir. Bu düşünceler ile evliliğine başlayan Adrian evlendiği kadının aslında hiçte göründüğü gibi olmadığı anladıkça daha çok bağlanır. Violet ise sevdiği adam ile evliliği mutlu giderken ona kardeşinin ismi ile seslenmesine üzülse de sırrını saklar. Her şey güzel gider, gerçekler ortaya çıkana kadar. Violet'i çok sevdim masum aşkı çok güzeldi. Jeannette'i sevmesem de iyi ki yer değiştirdi sayesinde Violet aşkına kavuştu.Ve son bölümlere bayıldım güzeldi.
Baskı: Gurur (Scotland #1)
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Catherina Ashbrooke soylu bir İngiliz kızıdır. Güzel,şımarık bir kızdır. Tüm erkeklerin ilgisinin üzerinde olmasına alışkındır. Londra sezonunda üç ay geçirdikten sonra artık evinde Derby'dedir. Orda olmaktan mutludur. Bitmek bilmeyen balolardan sonra bölgenin sakinliği iyi gelmiştir.Çok fazla talibi vardır ve artık taliplerinin yüzlerini unutmaya başlamıştır. Taliplerinin çabaları gereksizdir çünkü Catherine çoktan seçimini yapmıştır. Evlenmeye karar verdiği Derby'de görevli teğmen Hamilton ile kendisini nişanlı olarak görür. Gezerken sırtı çıplak bir adam görür. Önce onun kaçak bir avcı olduğunu düşünür. Arkadan sessizce yaklaşıp ses çıkarınca da adamın çektiği tabanca ile ilk kez karşılaşmış olurlar. Hayatına yeni giren etkilense de atışmadan duramadığı Alexander Cameron'ı Hamilton'u kıskandırmak için kullanır. Ama olay hiç istemediği bir şekilde sonlanır, öpüşürken yakalanınca ikili düelloya kadar gider. Düelloyu Alexander kazanınca da kendisini onunla evli bulur. Alexander Cameron cesur, başarılı bir İskoç savaşçısıdır. On beş yıldır sürgündedir ve başına ödül konmuştur. Cinayet suçuyla asıldığını görmek isteyenler vardır. İngiltere'ye kimliğini gizleyerek girmiştir. Arkadaşı Damien'in yeni tanıştığı kardeşi ile yakınlaşması İskoçya'ya eşi ile dönmesine neden olur. Catherina'nın kocası söylediği kişi değildir. Londra'lı bir tüccar değil,İngiliz bile değildir. Bir İskoç Jakobittir. Önce öğrendiklerini kabullenemez ne kadar kaçmaya,uzak durmaya çalışsa da kocasını tanıdıkça,gerçekleri öğrendikçe ondan uzak kalamaz hale gelir. Hayatının en korkunç günlerini İskoçya'da geçirir ama aynı zamanda mutluluğu ve hayatın anlamını aşkı da bulur. Alexander ise on beş yılı bağlılıktan kaçarak geçirmiştir. Bunca zaman kendini hiç aile hayatında düşünmemiştir. Başka bir hayatın sorumlusu olmak istememiştir. Ama artık düelloda kazandığı karısına aşık bir adamdır. Tam yeni elde ettikleri mutlulukları ile her şey yolundadır ki Alexander karısının güvende olmasını istediğinden ikilinin ayrılması gerekir. O dönemde o koşullar da ikilinin birbirine aşık olması çok güzeldi. Kitabı da ikiliyi de çok sevdim.
Baskı: Benim Ebedi Aşkım
Ciaran Tamberlane yirmi bir yaşında şövalye ilan edilmiştir. Bir sonraki günün akşamında ise savaş rahipleri kürsüsü önünde eğilip kılıcını ve hayatını Toprak Şövalyesi Tarikatına adayacağına yemin etmiştir. Bütün mali maddi mülkler,bütün dünyevi arzular ve hırslardan tövbe ederek tanrıya hizmet edeceğine dair söz vermiştir.Gönül rızası ile hayatı boyunca papazlık kurumunun hizmetkarı ve kölesi olacağına söz vermiştir. Kutsal Kudüs şehrini fethetmeye yardım edeceğine yemin etmiştir. İki ay sonrada Kıbrıs'a gitmiştir. Geride kalan dört yıl boyunca sarsılmaz inancı şüphe ve kaygıyla aşınmıştır. Sorgusuz itaati zavallı durumda ki Müslümanlar öldürülüp,başları asılırken iyice sarsılmıştır. Çoğu kadın ve çocuk idam edilince de kopma noktasına gelmiştir. Kan gölüne bakamaz hale gelir. Bir kadını korumak isteyince de hayatı tamamen değişir.Nedeni ne olursa olsun başka bir kardeşe kılıç kaldırmak papazlıktan kovulma bedelinde bir suçtur.Bunun nedeni bir kafiri savunmaksa bedeli aforoz ve büyük bir utançtır. Bu yüzden Ejder avcısı olarak bilinen Ciaran afaroz edilir. Şövalyelerin köye saldırdığına şahit olan Tamberlane yanındakiler ile yardıma gider ve ağır bir şekilde yaralanmış olan Amie'i kurtarır. Yarası ağırdır ama ölmesine izin vermemeye kararlı olduğundan iyileşmesini sağlar. Amie'nin amcası onu kocasına satmıştır. Bir günden az bir süre evli kalmış ve kocasının nasıl bir alçak ve vahşi bir hayvan olduğunu anlamıştır.Daha ilk günden kendisine vahşi bir şekilde saldıran kötü davranan kocasının kafasına şamdan ile vurmuş öldürdüğünü düşünerek kaçmıştır. Köye kocası onu bulabilmek için saldırmıştır. Onu yakalayıp mezara koyabilmek için koca bir köyü gözünü kırpmadan öldürme emri verebilecek bir adamdan kaçar. Kocasından kaçan ve ona yardım eden Tamberlane'nin hikayesini çok sevdim. Uzun süre kitaplıkta beklettiğim bir kitaptı keşke daha erken okusaydım. Amarath'a çok üzülsem de sonunda aşkını bulduğu için sevindim.İkili harikaydı ama biraz daha evli mutlu çocuklu bölümler okumak isterdim.
Baskı: Aşk - Esaret
Gianna hayatı boyunca iki şeyi çok istemiştir. Budalaca aşık olduğu adamı ve elde etmek için mülakata katılacağı yönetici asistanlığı pozisyonunu.İş hayatını büyüleyici bir şekilde değiştirebilirdi. Zorda olsa işi alır ve bir yıl boyunca birçok başarıları olur. Son işleri ise en özelidir. Fakat beklenmedik bir şekilde Jack ortaya çıkar. Jackson Rutledge başarılı ,zengin ve yakışıklı bir iş adamıdır. Hem yakışıklılığı hem de aile adı yüzünden kadınlar hep üzerine düşmüştür. Gia ile bir barda tanışmışlardır. Jackson Washington D.C'de yaşar Gia ise Vegas'ta. Beş hafta boyunca her hafta sonu ve ara sıra hafta içi günlerde Gia'ı görebilmek için yanına uçmuştur.Beş hafta geçirdikten sonra Gia'ı açıklama yapmadan terk etmiştir. İki yıl sonra tam Gia hayatını yoluna koymuş, iyi bir işte çalışırken geri döner. Jackson aniden restoran sektörüne ilgi duymaya başlamıştır. Gia onu aştığını düşünse de görür görmez etkilenir.Bu kez çok kısa bir süreliğine de olsa kaçan Gia olur ve Jackson kovalar. Daha karşılaştıkları ilk anda kaldıkları yerden devam etmek istediğini bu kez tapınacağını söyler. Önce ki yaptıklarından çok pişmandır. Jackson kararlı olunca Gia ne kadar karşı koyabilir ki? Jackson ne saçma işler yapıyor öyle o ne saçma bir terk etme nedeni. Jackson bana hiç mantıklı biri gibi gelmedi. Okurken çok sıkıldım kısa olmasına rağmen uzun bir süre oyaladı beni, zaten kitap uzun değil neden yan karakterler bu kadar çok anlatılır ki kitabın tamamı neredeyse yan karakterler ile geçti. Okumam gereken bir kitap mı hayır okumasam olurmuş.
Baskı: Sende Kendimi Buldum (Crossfire, #2)
Gideon Cross Holdingin sahibidir ve yirmi sekiz yaşında dünyanın en zengin yirmi beş insanı arasındadır. Lobide karşılaşmadan önce Eva'ı görmüştür.Bir toplantıya gitmek için çıkıp arabaya yeni bindiğinde köşeyi dönen Eva'ı görmüştür.Gördüğü an çarpılmış gözlerini Eva'dan alamamıştır. Hemen kendisinin olmasını istediğinden peşinden gitmiştir. O günden beride iflah olmamıştır.Şimdi Eva'dan ayrı kalma düşüncesine bile katlanamaz. Eva'ı görene kadar bir şey aradığının bile farkında değildir.Uyandığında yanımda olmazsa diye her gece korkarak uyur hale gelmiştir. Kapılmıştır ve Eva için her şeyden vazgeçer,adam bile öldürebilirdi. Çalıştığı her yerde Eva'nın fotoğrafları vardır.Birbirlerine bakmaya bayılır,birbirleri için yanıp tutuşurlar. Eva eskiden sevgililerinin yakışıklılığına övgüler düzen arkadaşlarına sinir olurken şimdi oda Gideon için aynısını yapar. Her gün biraz daha aşık olur. Gideon'dan uzak olmaktan nefret eder onu düşünmeden birkaç saatten fazla geçirebildiği pek olmaz. Bir aydan daha kısa bir süredir birliktelerdir ve ikisi de ciddi şekilde arızalı olduğu için ilişkiyi nasıl yürüteceklerinden emin değillerdir. İkisininde takıntıları,zaafları vardır. Gideon Eva'nın üvey abisi Nathan'ın yeniden belirmesinden korktuğu için Eva'ı yalnız bırakmak istemez. Eva onun güvenli bölgesidir. İlişkileri tüm hızıyla yolunda giderken ortaya çıkan Gideon'un eski nişanlısı ve Gideon ile görüşmesi Eva'ı kıskançlık krizlerine sokar. Gideon'un kabus dolu uykuları başlar ve bu uykularında Eva'a zarar verir hale gelir. Eva ise Gideon'a yardım etmek için geçmişini öğrenmeye çalışır. Gideon ise Eva'dan uzaklaşır. Eva'nın zor zamanlar yaşamasına neden olan üvey abisi Nathan ise ölür. Yani yoğun bir kitap. Sevdim ben kitabı. İlk kitaptan daha güzeldi. İkiliyi zaten sevmiştim bu kitaptan sonra daha çok sevdim. Gideon nasıl bir erkeksin sen nasıl bu kadar seven bir erkek oldun. Onun o aşkı Eva için her şeyi yapması çok güzeldi. Bu kitapta duygusallık biraz daha fazlaydı güzeldi. Nihayet bir şeyler yerine oturmaya başladı ve mükemmel bir son oldu beğendim.
Baskı: Sana Soyundum (Crossfire, #1)
Eva Manhattan'a yeni taşınmıştır. Zengin,finans devi üvey babasının yardımlarını kabul etmemiştir.Kendi becerileri ile hayatını kazanmak ister. Amerika'nın en iyi reklam ajanslarından birinde asistan olarak işe başlayacaktır. İş için Crossfire binasına gider gitmez çantası takılıp bozuklukları dağılan bir kadına eğilip toplaması için yardım ederken bir çift ayakkabı ile karşılaşır. İlk görüşte iki tarafta da büyük bir çekim olur.Sonra ki gün asansörde karşılaştıklarında da adını ve ilk iş günü olduğunu biliyordur. Eva iş için gittiği yerde de karşısında çok etkilendiği Gideon Cross'u bulur. Aralarında ki çekimde azalma olmamış artmış bir haldedir. Bir de Gideon hemen Eva'a görüştüğü bir olup olmadığını sorup,birlikte olmak istediğini söyler. Eva ile birlikte olmak istiyordur. Gideon'un flört etmeye ne vakti ne isteği vardır. Repertuvarında romantizm yoktur. Eva önce ilgilenmediğini söylese de vazgeçmez. Eva'ı istiyordur değse de değmezse de kendini tutamaz. İkili birbirinden uzak durmakta zorlanınca birliktelik kaçınılmaz olur. Güzel bir ilk kitaptı beğendim.Aslında alışık olduğumuz bir hikayeydi ama yinede kendini sevdirdiğini düşünüyorum. İki karakteri de sevdim. Gideon'a bayıldım tabi ki Eva için değişmesi bir çok şeyden ödün vermesi çok güzeldi. Kızların o aşık olmayan her istediğini elde eden erkekleri kendilerine deli gibi aşık etmesi olayına bayılıyorum. Burada da aynen öyle oldu ve bence aşık,korumacı,kıskanç bir Gideon okumakta çok güzel oldu. Bu tarz kitaplarda hep ikilinin başından geçmiş bir şeyler oluyor geçmişlerinde hep bir acı var tabi bu kitapta da vardı. Eva'nın hikayesini öğrendik ama Gideon'un hikayesini öğrenemeden kitap bitti. Merak ediyorum onun başından geçenleri ve ikiliyi daha mutlu görmek için de sabırsızlanıyorum.
Baskı: Sana Bağlandım (Crossfire, #3)
Gideon'un adını aklından geçirmek bile Eva'nın bedeninin her yanını özlem ateşiyle kavurmaya yetiyordu.Daha Gideon'u ilk gördüğü an o çarpıcı ve inanılmaz derecede muhteşem dış görünüşünün içindeki gizemli ve tehlikeli adamın diğer yarısı olduğunu hissetmiştir. Yüreğinin çarpmasına nasıl ihtiyacı varsa Gideon'ada öyle ihtiyaç duyar. Önce ki kitapta Gideon Eva için kimsenin yapamayacağı bir şey yapmıştı. Bunun için Eva'ı uzaklaştırır. İkisi birbirini asla bırakmak istemez. Gideon Eva'nın kendisinden korkup kaçacağını düşünmüştür. Eva ise Gideon'un kendisine asla zarar vermeyeceğini bilir. Ona karşı hep dikkatli olmuştur. Eva Gideon'un yaptığı şey ile yaşayabileceğini bilir. Gideon ise Eva yanında olduktan sonra her şeyi atlatabilirdi. Bu yüzden Gideon ve Eva ayrılıklarından sonra herkesten gizli görüşmeye başlar. Gideon'un Eva için yaptığı şey, ortaya çıkan eski sevgililer, Gideon'un kabusları ile geçti kitap. Asıl olay ise ikilinin evlenmesi ve kimsenin haberinin olmaması. Kitap çok güzel gidiyorken tam her şey güzelken öyle birden bitti resmen hevesim kursağımda kaldı. Kitabın öyle biteceğini devamının geleceğini düşünmemiştim ama devamı için sabırsızlanıyorum. Eva'a sinirlenmemek elde değil başka erkeklere algısının bu kadar açık olması hiç hoşuma gitmiyor üstelik Gideon'un yaptıklarından sonra. Gideon'a bayılıyorum ben nasıl bir sevgidir senin ki öyle. Bu kitapta duygu daha fazlaydı ve o kadar ilerleme gösterdiler ki bu kadarını beklemiyordum. Artık ilişkilerinde daha fazla konuşup olayları halletmeye çalışıyorlar. Daha dolu bir kitaptı.Sonraki kitabı merakla bekliyorum.
Baskı: Tutku Oyunları (Georgian #2)
Teşkilat önce ki kitaptan tanıdığım ve hikayesini merakla beklediğim korsan Christopher St.John'un peşindedir aynı zamanda Ölüm meleği olarak tanınan Maria'nın da peşindedir. Maria namı değer Leydi Winter kara dul diye anılır. Daha önce iki evlilik yapmıştır ve iki kocasını da gömdüğü için arkasının geleceğine dair söylentiler vardır.Bu evlilikler üvey babasının seçtiği kişiler ile olmuştur. İki kocası da erken ölünce sorumlusu olarak Maria tutulmuştur. İki kocası da kraliyet ajanıdır ve ölümleri üvey babasına büyük fayda sağlamıştır. Ölümleriyle kalan miras üvey babasının yönetimine geçmiştir. Maria üvey babasına hep hizmet etmiş,tüm istediklerini yapmıştır. Tek istediği ise üvey babasının sakladığı kardeşine kavuşabilmektir. Üvey babası önce ki kocasının mirasını daha tüketmemiştir bu yüzden bu kez Christoper St. John ile ilgili bilgi toplamasını ister. Onu gizli bir iş için kullandıklarını düşünür. Ondan ne tür bir menfaat sağladıklarını ve onu hapisten kurtaran kişinin kim olduğunu öğrenmesini ister. Bunca yıl onun vatan haini olduğunu kanıtlamaya çalışmışlar şimdi kanıt elde ettikleri halde onunla işbirliği yapıyorlardır. Sebebini öğrenmek ister. Christoper az rastlanan bir yakışıklılığa sahiptir en az Maria kadarda tehlikeli biridir.Kahramanlıkları dilden dile dolaşır. Hakkında hararetli tartışmalar yapılır. Darağacından ne zamana dek kaçabileceği konusunda pek çok bahis oynanmıştır. Christoper'ın özgürlüğüne kavuşabilmesi için yapması gereken kocalarının ölümünden sorumlu tutulan Maria ile yakınlaşıp bunu kanıtlamaktır. Maria ise üvey babasının verdiği yeni bir görev ile Christoper'a yakınlaşır. İkili birbirine bir amaç ile yaklaşır ama karşı koyamadıkları bir çekim vardır. Birbirlerine duydukları ilgi amaçlarına ulaşmalarına engel olabilecek mi bunu okurken güzel bir şekilde görebiliyoruz. İkiliyi çok sevdim. Okurken hiç sıkılmadım keşke daha uzun bir kitap olsaydı bu kadar kısa olmasaydı. Bu ikili daha fazla okunurdu. Ayrıca sonu bir sonra ki kitap için meraklanmamı sağladı.
Baskı: Kışkırtıcı Cazibe (Georgian #4)
Önce ki kitaplardan bayıldığım Simon'un hikayesini okumak için sabırsızlanarak kitaba başladım ama Simon dışında ne aşklar okudum resmen kitapta yok yok. Birbirinden güzel üç aşk hikayesi vardı. Kitap kadın karakter Lynette'nin annesi ve uğruna ailesini,arkadaşlarını her şeyini bırakarak geldiği sevgilisinin hikayesi ile başladı. Önce yanlış kitabı mı okuyorum Simon'ı görmem gerekiyordu diye düşündüm ama hikaye öyle güzeldi ki unuttum birden Simon'u, kendimi kitaba kaptırdım ve Lynette'nin annesi Marguerite ile sevgilisi Saint Martin'in acı verici ayrılığı ile kitapta bir dönem bitti resmen başka bir dönem başladı. Simon önce ki kitapta suikastçı olarak tanıdığımız Lysette'i verip karşılığında adamlarını kurtarmak için Fransa'ya getirecekti onu. Planını uygulayıp adamlarını kurtarır. Lysette ile bir daha karşılaşmayacağını düşünerek hayatına devam etmeye kararlıdır ama hiç de düşündüğü gibi olmaz Lysette hatta birebir aynısı Lynette tamamen hayatına girer. Marguerite yıllarca ayrıldığı sevgilisini unutamamış hayatını kızlarına adamıştır. Kızı Lysette ölünce hem kendisi hem Lynette buna alışamamıştır. Uzun zamandır uzak kaldıkları Fransa'ya dönünce ise işler tamamen değişir. Bir tarafta İngiliz casusu Simon, Lysette sanarak yakınlaştığı ve ona hiç duymadığı çekimi hissettiği Lynette. Diğer tarafta kendisine kardeşinin adı ile seslenen, ilk gördüğü anda ilgisini çeken ve kardeşini nereden tanıdığını Simon'dan öğrenmeye çalışırken ona duyduğu çekimden de uzak duramayan Lynette. Aynı zaman da hafızasını kaybeden ve son aldığı görevde yaralanan Lysette ve son görevi olan onun yaralarını sarmasını sağlayan hem fiziksel hem de ruhsal olarak onu iyileştiren Edward James. Casus üstüne casus, bol entrika dolu bir kitaptı. Aslında tüm bu olayların sorumlusunu tahmin etmiştim ama sebebinin böyle bir durum olması komik geldi. Neyse ki her şey düzeldi ve üç çift oldu. Normalde iki çiftin olduğu durumlar hoşuma gitmezdi bu kitapta daha fazlası vardı ama sıkılmadan keyifle okudum. Keşke daha uzun olsaydı.
Baskı: Arzulanan Kadın (Georgian #1)
Marcus yedinci Westfield kontudur. Tek amaçları herkesçe tanınan korsan ve kaçakçıları yakalayıp sorguya çekmek olan son derece seçkin bir ajan grubundadır. Yıllarca kraliyete hizmet etmiştir.Bu süreçte iki kere vurulmuş,üç gemisini kaybetmiş,yarım düzine gemiyi batırmış, sayısız kılıç düellosuna katılmıştır.Şimdi yeni bir görev vardır ve bu görevi geçmişte bugün hala devam eden onu bir skandala sürükleyen kadın ile ilgilidir. Elizabeth ile Marcus dört yıl önce bir nişanlılık dönemi geçirmişlerdir. Bir gece Elizabeth, Marcus'un evine gidip onu bir kadınla bulmuş ve aldatılmış olduğunu düşünmüştür. Bu sinirle şehri terk etmiş üstelikte evlenmiştir. Marcus ise ülkeyi terk etmiş ve babası ölene kadar dönmemiştir. Marcus Kraliyet için çalışan bir ajan. Elizabeth'in ise ajan olan kocası öldürülmüştür. Görevli olduğu dönemlerde tuttuğu günlük ise Elızabeth'in eline geçer oda yardım için teşkilata başvurur. Kocası öldüğünde peşinde olduğu meşhur korsan suçlular arasında Marcus'un ele geçirmeyi en çok istediği adamdır. Ona olan düşmanlığı tamamen kişiseldir. Elizabeth'in kocasının görevleri yazdığı günlük korsanın eline geçmemelidir.Bu olayda görevli olan ajan ise Marcus olur. Elizabeth'n matemden çıkması Marcus'un bitmek bilmeyen bekleyişinin nihayet sona erdiği anlamına gelir. Günlük olayından dolayı Elizabeth'in kaçması mümkün olmayacaktır. Elizabeth'in kendisine vermeyi vadedip de vermediği her şeye sahip olmaya kararlıdır. İkisi de geçmişlerinden dolayı birbirlerine kızgındır. Marcus geçmişin hesabını sormak intikam almak ister, Elizabeth ise hala öfkelidir yeni bir yakınlık istemez. Ne kadar karşı koymaya çalışsalar da aralarında büyük bir çekim vardır. Karşı koyma,günlüğü ele geçirme olayları,saldırılar derken kitap bitti. Bu olaylar kitap durağan bir şekilde devam ediyorken olmaya başlıyor son sayfalarda hareketlenen bir kitap oluyor. Nedense kadınların önce ki evliliklerinde yolunda gitmeyen ilişkileri oluyor hep yalnız kalıyorlar yine aynı durumda olan bir kadın. Elizabeth'in ne istediğini bilen,korkusuz,cesaretli biri olup sevdikleri için yapamayacağı şeyin olmayışı güzeldi. Aynı şekilde Marcus'unda Elizabeth için yaptıkları çok güzeldi. Sonunun yetmemesi dışında güzeldi.
Baskı: Günaha Davet (Historical #1)
Jessica balo döneminin en güzel ve gözde kızıdır. Tarley vikontu ile nişanlıdır ve düğünü dört gözle bekler. En önemli nedeni de babasının ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen ve herhangi bir sebebe de dayanmayan öfke nöbetlerinden nihayet kurtulacak olmasıdır. Jessica Evlenir altı yıl mutlu bir evlilik geçirdikten sonra kocası ölür ve dul kalır. Kocası öleli neredeyse bir yıl olmuştur ve kocası ölmeden önceki üç ayıda ağır hasta olarak geçirmiştir. Kocasının ölümüne alışmaya çalışır. Bu yüzden kocasının kimseye bağlı kalmadan kendi kendine yetebilmesi için kendisine bıraktığı çiftliğe gitmek için gemi yolculuğuna başlar. Yolda emanet edildiği kişi geminin sahibi Alistair Caulfield'dir. İkili yıllar önce Jessica nişanlı iken tanışmışlardır. Jessica kayın biraderinin en yakın arkadaşı Alastair'i ormanda bir kadın ile görmüştür. Aralarında bir çekim olsa da ikili yolculuğa başlayana kadar yıllarca birbirini görmemiştir. Allistair soylu bir ailenin dördüncü çocuğudur. Babası doğumu ile ilgili gerçekleri bildiği için çocukluğu güzel geçmemiştir. Yıllarca kendini sürekli tehlikeye attığı bahis ve düellolardan kaçmadığı için kötü bir üne sahip olmuştur.Gemi acentası vardır.Yurt dışında ki işlerini başkalarına devretmek yerine hep kendisi gitmiştir.İngiltere'de kaldığı taktirde yolunun babası ve Jessica ile kesişeceğini bilir. Bir zamanlar amaçsızca ortalarda dolaşmasını eleştiren babası şimdi tüccar olarak elde ettiği başarıları eleştirir. Annesi içinde huzursuzluk sıkıntı kaynağı olunca çözümü evden uzak kalmakta bulmuştur. Jessica'dan ise iki yaş küçüktür ama ondan etkilenmiştir. Ayrı kaldıkları dönemde bu süreyi işlerine ve çapkınlığa ağırlık vererek geçirse de yıllardır Jessica'ı unutamamıştır. Jessica'nın yolculuğunu öğrenince hemen ayarlamalara başlar. Gemide mürettebat dışında sadece kendisi,Jesscica ve hizmetçisi olacaktır. Yolculuk onun için boşa harcanmaması gerek bir fırsattır. Böylece bu yolculukta yakınlaşan ikili geçmişte yaşayamadıklarını yaşamaya başlar. Alistair ve Jessica arasında büyük bir aşk,tutku vardı. Konu çok farklı olmasa da güzeldi. Kitapta bir de Hester ile Michael aşkı vardı bu ikiliyi hiç sevmedim keşke sadece Alistair ve Jessica ikilisi olsaydı.
Baskı: Yatağımdaki Yabancı (Historical #2)
Gray, yirmi iki yaşında,yakışıklı,zampara bir markidir. Aynı anda birkaç kadını idare edebilecek kadar çapkın biridir.Özellikle başka erkeklerin kadınlarına ilgi duyar. Emily, çocukluk aşkı olan evli sevgilisidir. Avrupa turunda iken sevgilisini umursamamış,ilgilenmemiş sevgilisi de evlenmiştir. Gerard aslında sevgilisinin böyle düşünmesine annesinin sebep olduğunu düşünür. Annesi alışık olduğumuz kızın oğluna layık olmadığını düşünen oğlunun iyiliği için en iyisini isteyen annelerden. Sevgilisi hamiledir üstelik kocası bu durumu kabullenmiştir. Gerard kaçmak istese de düşünceli sevgilisi kocasını zaten yeterince utandırdığı için daha fazla utandırmayacağını söyler ve kocası ile Londra dışına gider. Gerard'ın ise bambaşka bir planı vardır. Yirmi altı yaşında sosyete de erkekler tarafından oldukça ilgi çeken, kötü bir üne sahip Isabel ile evlenmek. Böylece Emily'i istemeyen annesini çileden çıkaracaktır. Isabel yirmi altı yaşında başından kötü bir evlilik geçmiştir. Çok sevdiği kocası onu aldatmış hatta sevgililerinden biri için girdiği düelloda ölmüştür. İhanetin aşağılanmanın acısını hala içinde yaşayan Isabel tekrar evlenmeyi asla istemez. Sadece bekar erkekler ile sevgili olur. Gerard ise kocası ile olan benzerliğinden dolayı kaçtığı bir erkektir. Ama Gerard baba olacağını öğrendiği gece Isabel'in kapısına dayanıp evlenmek istediğini söyleyince işler değişir. Her ikisi içinde kazançlı bir evliliktir. Isabel'in sevgilileri kendisine aşık olup evlenmek istedikleri için bir süre sonra onlardan ayrılmak zorunda kalır evli olunca böyle bir sorunu kalmayacaktır. Gerard ise evlilik için peşinde olan kızlardan kurtulacak en önemlisi ise annesidir. Böylece ikili İskoçya'ya gider ve evlenirler. Evlendikten sonra ikisi de kendi hayatlarını yaşamaya devam eder. Yapılan dedikodulara aldırmazlar.İyi bir arkadaşlıkları vardır, o kötü haber gelene kadar. Gerard sevgilisi ile çocuğunun doğum sırasında öldüğünü öğrenince yıkılır buna dayanamaz ve Londra'yı terk eder. Dört yıl sonra Gerard döner ama her şey farklıdır. Kendisi değişmiştir daha yakışıklı ve olgundur ve nedendir bilinmez evliliğini gerçek bir evlilik yapmaya kararlıdır. Karısına yoğun bir ilgisi vardır karısının da öyle ama Isabel kaçar. Isabel'in güven problemleri var. İlk evliliğinde yaşadığı sıkıntılardan dolayı korkar. Isabel'in kaçma olayları biraz sıktı. ikili arasında yoğun bir sevgi yok Gray belki biraz ama Isabel onun duygularını hissedemedim. İkili arasında ki yaş farkını sorun etmedim ama Isabel'ın sevgilileri bu durum hoşuma gitmedi. Duygu yüklü bir kitap değil, kitapta olayda yok nasıl bu kadar sayfa var ve nasıl güzel bilmiyorum ama sanırım bunda ikinci çiftin etkisi var. Kısa bir hikayeleri olsa da asıl çiftimizden daha duygu yüklü olduklarını düşünüyorum. Ayrıca yazar son bölümde evli,mutlu,çocuklu durumu yazan bir yazar değil bu kitapta beni şaşırttı.
Baskı: Aşkta İlk Çeyrek (Chicago Stars, #1)
Phoebe Somerville'nin şov kızı olan annesi ölmüştür. Hep annesinin yaşayıp babasının esirgediği sevgiyi vermesini istemiştir.Kuzeninin acımasız zorbalıkları ve babasının hor görmeleri ile büyümüştür.On sekiz yaşında bir futbol oyuncusu kendisine tecavüz etmiş babası ise ona inanmamıştır. Phoebe'de ertesi gün evden kaçmıştır. Kendisinden kırk yaş büyük İspanyol bir ressam ile ilişkisi başlamıştır. Sevgilisi düzünelerce soyut nü tablosunu yapmıştır. Tablolar dünyanın dört bir yanındaki müzelerin duvarlarını süsler. Tam bir sarışın bomba vücudu vardır. Dış görünüşü dışında herhangi bir şeyle nadiren değerlendirilen kadınlardandır. Babası yıllarca tehdit ve eve dönüş emirleri vermiştir. İlk çıplak pozunda da mirastan men edilmiştir. Babası yıllarca yaptığı hiçbir şeyi onaylamamıştır.Tek başarısızlığının kendisi olduğunu söylemiştir. Phoebe babasının sevgisini kazanmayı bir türlü becerememiş ve çabalamaktan vazgeçmiştir. Hep işe yaramaz olduğunu söyleyen babası şimdi ölmüştür. Evden kaçtıktan sonra Şikago'ya ilk kez babasının cenazesi için döner. Cenazeye de Fransız kanişi ve Macar sevgilisi ile gelir. Bir an önce gitmek istese de gidemez babası kendisine Cgicago Stars takımını miras bırakmıştır. Bu tecrübenin ona sorumluluk ve disiplin hakkında bir şeyler öğreteceğini düşünerek bırakmıştır. Mirası alabilmesi içinde takımı şampiyon yapmak zorundadır. Phoebe futboldan hiç anlamadığı gibi mirası da umursamaz. Dan Calebow çıkana kadar. Dan Calebow Chicago Stars Amerikan Futbol Takımının baş koçudur. Beş yıl önce emekliliğe ayrılıp koçluğa geçene kadar Ulusal Futbol Liginin en şatafatlı ve tartışmalı oyun kurucularından biri olmuştur.Buz lakabı ile anılır. Mutsuz bir evlilikten sonra tek istediği bir aile kurabilmektir. Koçluğunun en parlak olduğu dönemde takımın yeni patronu sorumluluğu almayınca onu ikna etmek kendisine düşer. Sonunda Phoebe işin başına geçtiğinde birbirlerinden etkilenecekleri hesaba katmadıkları tek şeydir. Phoebe dışarıdan bakıldığında güzel,şık giyinen,özgür bir kadın gibi görünse de aslında korkuları olan,sevmeye sevilmeye aç biridir. Futbol hakkında hiçbir bilgisi yokken, insanlar onu küçümserken o elinden geleni yapıp takımın başına geçer. Başarılı olduğu gibi aşkını da bulur. Kitabı çok sevdim o kadar güzel,akıcı bir kitap ki nasıl bitti anlamadım. Eğlenerek,severek okuduğum bir kitap oldu.
Baskı: Aşk Çok Yakında (Chicago Stars, #6)
Annabelle önce ki kitaplardan tanıdığımız Molly'nin arkadaşıdır. Tüm ailesi başarılı ve hayatları yolundadır. Annabelle ailenin başarısız olan tek bireyidir. Ailesi kendisini hep ezip geçmiştir.Annesi başarısızlığını sürekli kendisine hatırlatır ama o başarılı olmaya kararlıdır. Küçümsenmekten,pek çok insanın kendisini ezmesinden ve kendini bir başarısızlık örneği gibi hissetmekten bıkmıştır. Büyükannesinin ölümüyle çöpçatanlık işinin başına geçmiştir ve burayı kurtarmak zorundadır. Şirketi modernleştirmeye çalışır. Çöpçatanlık şirketine Molly'nin kocası Kevin'ın menajeri Heath'i eklemeye kararlıdır. Şirketi için bu büyük bir olaydır. Heath ekonomik geleceğinin anahtarıdır. Başarı elde etmek istiyorsa Heath için bir eş bulmak zorundaydı.Bunu başardığı zaman haber hızla yayılacak ve şirketi Şikago'nun en rağbet gören çöpçatanlık firması olacaktı. Heath başarılı ve hırslı bir adamdır. Zorlu bir çocukluk geçirmiştir ve evlilik için ince eleme yapar. Çok fazla zamanı olmadığı için adayları bulma işini çöpçatanlık şirketine bırakmıştır. Aslında çalıştığı bir çöpçatanlık şirketi vardır ama Annabelle büyük uğraşı sonunda çöpçatan şirketine Heath'i de dahil etmeyi başarır. Eğer seçtiği kadını beğenmezse Annabelle onu bir daha rahatsız etmeyecektir. Heath'ın ise bir isteği vardır tanışma toplantılarına Annabelle'in de gelmesini ister. Annabelle hem kendi adayları hem de rakip çöpçatan şirketinin adayları ile görüşmelere katılır. Böylece ikili sürekli bir araya gelmeye başlar. Kitapta birbirini kullanma,kıskandırma,sürekli bir araya gelme derken aşk kaçınılmaz oluyor. Önce Annabelle aşık oluyor tabi Heath kendi duygularından habersiz ama bu süreç nedense yavaş ilerliyor. İkili kitap boyunca sürekli yan yana olsa da duygusal anlamda bir şeyler olmuyor sonlara doğru baya hareketleniyor. Yazara bayıldığımı bir kez daha belirtmek istedim. Yazarın her kitabında öyle güzel,farklı hikayelerle karşılaşıyorum ki hayran olmamak elde değil. Önce ki kitapların karakterleri de kitap boyunca vardı ve onları yıllar sonra evli,mutlu,çocuklu görmek harikaydı. Yine bu kitapta da iki hikaye var. Nedense ikinci hikayeler ilgi çekici oluyor sevdim onları. Yazarın önce ki kitaplarından farklı gelse de kendileri için en mükemmeli bulan çift ve diğerleri okumaya değerdi.
Baskı: Doğuştan Çapkın (Chicago Stars, #7)
Dean yeni aldığı çiftliğe giderken kunduz kıyafeti giyen Blue ile karşılaşır ilgisini çektiği için arabasına alır. Blue kereste deposunun tanıtımı için bu kıyafeti giymiştir. Annesi kaçırılan genç kızları kurtarmak için tüm parasını alıp gitmiştir Sevgilisinin kaldığı pansiyona gelince de sevgilisinin bir mektup bırakıp başka bir kadın ile gittiğini öğrenmiştir üstelik son kalan parasını da sevgilisine kaptırmıştır. Hiç parası yoktur kalacak yeride. Olayları ilginç bulan Dean ise Blue ile anlaşır ve onu yanında çiftliğine götürür olaylar böylece başlar. İkilinin çocukluğu yalnız geçmiştir bu konuda benzerler. Blue çocukluğunu başkalarının yanında geçirmiştir. Tam alıştığı zamanlarda onlar gitmiş,yine birilerinin yanında kalmış her alıştığı gitmiş döngü böyle devam etmiştir. Bir süre sonra kendisini alıştırmamaya çalışmış birlikte kaldığı insanlarla arasına mesafe koymuştur. Hayatı böyle devam etmiştir. Dean ise ünlü bir babaya sahiptir ama arası hiç iyi değildir. Hiçbir zaman baba oğul olamamışlar annesi ile ilişkileri de öyle olduğundan çocukluğu yalnız geçmiştir. Aldığı çiftliğe gittiklerinde kahyası annesi çıkar. Yıllar sonra oğlu için bir şeyler yapmaya karar veren bir anne var. Dean daha annesinin varlığına alışamadan üvey kız kardeşi ortaya çıkar, daha sonrada babası. Dean bu karmaşada Blue'i yanında tutar yol arkadaşlığı ile başlayan maceraları nişanlı bir çift gibi davranmaları ile devam eder, sahte nişanlılıkta aşka dönüşür. Kitap boyunca Dean yavaş yavaş ailesi ile kaynaşmaya başlıyor tabi ki Blue yardımı ile. Aynı acıları yaşayan Blue bu fırsatı bulamadı. Madem geçmişi düzeltmeye çalışan ailelerin olduğu bir kitap okuduk onun annesi de aynı mücadeleye girişseydi çok daha güzel olurdu. İkiliyi çok sevdim geçmişlerine üzüldüm ama kitap boyunca eğlendiğim çok yer oldu. Yazara bayıldığımı bir kez daha belirtip seriyi bitiriyorum.Bir seri daha bitti ve ben tüm kitaplara bayıldığım bir seri daha okumamıştım. Normalde bir kitap bile olsa beğenmediğim olurdu ama bu seride tüm kitaplara bayıldım.
Baskı: Taş Bebek
Kitap Taş Bebek Fleur Savagar'ın altı yıl sonra geri dönüşü ile başlıyor. Ve daha sonra var oluş sürecine geçiyor. Belinda Britton liseyi bitirdikten sonra evinden ayrılmıştır. Film yıldızı olma hayalleri ile Hollwood'a gelmiştir. James Dean'a aşıktır ve ona ulaşma hayalleri kurarken onun öldüğünü öğrenir. O gece ise Errol Flynn ile tanışır. Flynn kırk altı yaşında, alkolik,evli, genç kadınları seven bir yıldızdır. İlişkileri başlar bambaşka bir hayata girer ve onun sayesinde zengin iş adamı Alexi Savagar ile tanışır. Flynn onu terk ettiğinde Alexi destek olur ve zorla Belinda ile birlikte olur. Aynı şekilde Alexi'de kendisini terk edince Belinda eski hayatına döner. Fakat Flynn'nin bebeğine hamiledir. Çare olarak Alexi'ye ulaşır borç para ister ama Alexi onunla evlenir. Bebeğini gizler, zamanla bu evliliğe alışır ve her şey yolunda iken Alexi hamileliğini anlar ve bebeği rahibelerin baktığı bir okula göndermeye karar verir. Belinda'nın bebeği manastıra verilir. Kızı Fleur'u yılda sadece iki kez görebilir. Daha sonra bir oğlu olmuştur fakat kızına yaptıklarından dolayı Alexi'nin oğluna hiç bakmamış oğlunu büyükannesi büyütmüştür. Onun tek ilgilendiği çocuğu kızı Fleur. Fleur on altı yaşına kadar babasını, annesi dışında hiçbir yakınını görmez. Hayatı boyunca erkek çocuğu gibi cesur, güçlü, hızlı olmaya çalışmış bu sayede babasının evine dönmesine izin vereceğini düşünmüştür. Babasının hep gelip kendisini alacağı günü beklemiştir fakat bu gerçekleşmez. Alexi annesi ölünce dedikodular çıkmaya başladığı için mecburen Fleur'u eve çağırır. Belinda Alexi'i kızını öperken görünce kızını çalmaması için bir karar verir. Kızının resmini çeken tanıdığı, model olması için ısrar eder ve bu onların kaçış bileti olur. Fleur'u alıp gider fakat Alexi onları bulur. Artık Fleur ile ilgilenmeye başlar ona yardımcı olur finans meselelerini halleder. Fleur da artık Alexi'i sevmeye başlar. Reklam filmleri,moda çekimleri sonrası kendisi istemezken annesi istediği için Taş Bebek olur. İlk filmi ise on dokuz yaşında iken Jake Koranda'nın filmi ile olur. Jake aktör ve senaristtir. Fleur ile çalışmak istemediğinden önce aralarında bir mesafe olur. Daha sonra ise araları düzelir ve Fleur artık onun için çiçek gücüdür. O Fleur'a kardeşi gibi yaklaşsa da Fleur ona aşık olur. Çıplak çekim için tedirgin olduğundan annesi duruma el atar ve olanlardan sonra ikili birlikte olurken yaşananlar aynı zamanda Fleur'un gitmesine de neden olur. Babasının gerçek babası olmadığını öğrenir üstelik onunda planları vardır. Onun çocuğunu doğurmasını ister. Tüm sevdiklerinden darbe alınca Fleur onlardan kaçar. Bulabildiği tüm işlerde çalışır, üniversite de derslere girer, kilo alıp saçlarını keserek kendisini çirkinleştirmeye çalışır ve altı yıl sonra eski halinden daha güzel bir şekilde yeniden döner. Ne annesinden ne babasından sevgi göremeyen eş cinsel kardeşi Michel ile arası düzelir,kardeşi ona kıyafet tasarlar kariyeri düzelir ve bu süreçte Alexi baş belası olmaya devam eder. Jake ile ilişkisi ise bu kez tamamen farklıdır artık duyguları daha derindir. Kitap resmen dönem dönem ayrılıyor. Önce bir taş bebek girişi, taş bebeğin doğum hikayesi yani annesinin hayatı, taş bebeğin doğumu, taş bebek oluşu . Yani uzun bir hikaye bir aşk hikayesi değil bu umutla başlayanlar için hayal kırıklığı olacaktır. Büyük bir merakla başladım hikaye nereye gidiyor diye sabırla okudum okudum fakat bir süre sonra gereksiz uzatılmasından sıkıldım. Fleur'un toparlanma süreci çok uzadı beni yordu ama her şeye rağmen Belinda ve Fleur'un hayatı verdikleri mücadele,hissettikleri, Jake hepsi okunmaya değer.