inci
@inci

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Yaralı (Damaged #1)
7/1030.07.2014

Baskı: Yaralı (Damaged #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/h-m-ward-yaral-damaged-1.html Zevk alarak ve daha uzun olmasını dileyerek okudum. Her şey tadında bırakılmış ve konu sıkmadan akıcı bir şekilde işlenmişti. Entrikanın aldatmanın işin içine girmediği kitapları seviyorum tamam o tür kitapları da severim ama bu tür kitapları daha çok severim ve sizlere de tavsiye ediyorum bence okuyun seveceksiniz.

Anlaşma
8/1020.07.2014

Baskı: Anlaşma

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/fatih-murat-arsal-anlasma-zoraki-koca-4.html Bir FMArsal kitabı daha bitti ve bir FMArsal boy ile tanıştım :)) Aslında Yavuz ile daha önceden tanışmıştım. e-book halinde yayınlandığında okumuştum bu kitabı şimdi bir daha okumak oldukça zevkliydi. Hani genelde ne olacağını bildiğimiz kitapları tekrardan okumak insan biraz sıkıcı gelebilir ama bu kitap bana hiç öyle gelmedi. Mesela "Yemin" kitabını basılı olarak 2. okuyuşumdu ve Karahan artık illallah dedirttiği için ilk defa okuduğumda aldığım zevki alamadım ama bunda o zevki aldım. Öncelikle değinmek istediğim bir nokta var. Kapak tasarımında kıllanılan kadın figürü ilk okuyuşumda da ikinci okuyuşumda da aklımdaki Merve karakterine tam anlamıyla uyan bir kadın. Yayınevi bu konuda tam 12'den vurmuşlar! Ayrıca kadının saçlarını da kıskandım öyle saçlarım olsun isterdim :iççekenifade: Neyse konumuz bu değil :) Bir şeye tam olarak kanaat getirdim ki bir çok kitap okuyan kızların neden evde kaldığını buldum. Hep bir mükemmel erkek arayışındayız ama ne yazık ki bu erkekler sadece kitaplarda oluyor. Bakınız: FMArsal Erkekleri. Biz bunları okumaya devam ederek onlar gibi erkek arayışına girersek işimiz yaş! Demedi demeyin! =) Yavuz, çapkın, ipe sapa gelmez, kadınları sadece bedensel zevkleri için kullanan bir iş adamı. Merve ise kendi geleceğini garanti altına alma çabasında üniversitesiyi bitirmeyi amaçlamış ekonomik olarak zor durumda olduğundan garsonluk yapan bir kız! Tipik bir öğrenci modu ve süper zengin bir adam! Bu tabloda eksik olan tek şey aşk ve onu da yavaş yavaş gelişmesini okuyoruz! Geçri Merve pek çabuk aşık oldu ama düşünüyorum da eğer onun yerinde bende olaydım bende aynı moda girerdim! ;) Kitapta en çok hoşuma giden taraf -gerçi bu bütün FMArsal kitaplarında var- diğer karakterleri de görebilmekti. Mesela bu kitapta Selim ve Ebru'yu da görüyoruz. Okumayan bilmeyebilir ama Selim ve Ebru'nun da kitabı çıka rmuhtemelen e-book olarak yayınlanan kitaplardan biri. Dodo'nun bile adı geçti. Doğan <3 <3 Tabi Yavuz benim için bir Selim, bir Doğan, bir Tahir ya da bir Tamer olamaz ama tabi kendi çapında fena da sayılmazdı. Sanırım ben biraz tehlike kokan erkekleri tercih ediyorum Doğan, Tamer ve Tahir gibi ama Yavuz onların yanında biraz daha usluydu! Gerçi iyi yumruk attığını okuduk ama olsun ;) Çok konuştum susuyorum :) Sanırım ilk defa bir FMArsal kitabını alıntısız yorumlayacağım ama okurken yanımda post-it yoktu ve dolayısıyla da hoşuma giden yerlere işaretlemedim şuanda da o kısımları bulmaya aşırı derecede üşendiğimi itiraf etmeliyim. Bu seferlik alıntısız olsun yorum diyerek yorumumu sonlandırıyorum ama ondan önce ben, FMArsal kitaplarını sever bir okur olarak bu kitabını da sevdim ve bence okuyun, hoşunuza gidecek ve okumaktan zevk alacaksınız.

Baskı: Ateşli Bilet (Sinners on Tour #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/olivia-cunning-atesli-bilet-gunahkarlar.html Vay canına Jace'in hikayesinin bu kadar... ımm... romantik... sıcak... ateşli... yakıp kavuracak bir hikaye olacağını tahmin etmemiştim. Jace, Günahkarlar'daki en merak ettiğim karakterlerden biriydi ve açıkçası merakımı açıkça gideren ve okurken beni kurgu ve anlatımla memnun eden bir kitap oldu! İlk iki kitapta hep Jace'in utangaç, güvensiz ve gruba karşı olan çekimserliğini okuyorduk. Kendini gruptan biri gibi hissetmediğini... Bu kitapta detayları ile öğrenmek Jace'i tanımama neden oldu ki bende diğer iki kitaba nazaran grup üyelerinin birbirlerine olan bağlılıklarını daha net bir şekilde aktarılmıştı. Hepsi sadece arkadaş değil kardeş gibiler... birbirleri için her şeyi yapabilirler... Ahh tabi sadece bununla kalmıyor. Bunun yanında bir de Jace'in aşık olmasını, hapsettiği duyguları, duavrlar ördüğü acılarını okuyor ve yavaş yavaş çözülmesini duvarlarını yıkmasını da okuyoruz. Evet... şehvetliydi... arzu doluydu... tutkuluydu bu kitap ama bunun yanında romantik, duygusal... dostluk kavramını göz önüne seren de bir kurguya sahipti. Sadece erotizm kısmında kalmamız diğer duygulara da yer verilmişti. Tutkulu Notalar ve Sert Rock'ı okuduktan sonra Sed'in hikayesi her zaman favori kitabım olacağını düşünüyordum ama şuanda Ateşli Bilet o kısmı baya zorluyor :)) Kitabı çok beğendim ama şikayetçi olacağım kısımlar vardı. Aynı bahsi sanırım Tutkulu Notalar'da da söylemiştim. Bence bir adam bir kadın ile beraberse onu paylaşmamalı... Onu kıskanıyorsa onu sevme moduna geçmişse paylaşmamalı! Nokta! Bitti! Bu kadar! Brain Myrna'yı Trey'le paylaşmıştı sinir olmuştum bunda da Jace Aggie'yi Eric ile paylaşıyor! Yok böyle bir şey arkadaş! Sen ne kadar yakın arkadaş olursan ol bu paylaşma modu ne ya! Neden Sed hiç biriyle Jessica'yı paylaşmadı! Çünkü adam kadınına sahip çıkıyor! Nokta! Jace... benim tatlı rockçım seni bu konuda çok kınadım! Kitabı bir tek bu konuda eleştiririm onun haricinde kitap çok güzeldi :) Aslında kitap içeriğine giren bir yorum yapmayı planlamıyordum ama biliyorsunuz ki ben kendini tutamayan bir okurum ;) Bu yüzden bu paragrafı kitap içeriği paragrafı ilan ediyorum ;) Bütün grup üyelerini okumak ve eğlenmek müthişti. Jon'a sinir oldum ve kitabın başından beri Eric'in Jon'dan yana olması beni sinir etti ama sonunda Eric'in Sed'e söyledikleri fikrimi değiştirdi. Jace ve Eric'in Brain ve Trey'e yaptırdıkları dövme kahkaha atma sebebi. Bir rockçı için müthiş bir modeldi bence ;) hehehe :) Jace'i grup üyeleri ile arasındaki duygusal bağı ve aslında grubun gerçek bas gitaristi olduğunu anlaması bana o kadar duygusal geldi ki... Aslında bence aralarındaki en duygusal adamdı Jace ancak bunu duvarlarının arkasına saklıyor ve göstermiyordu. İnsanın içindeki Rock Tutkusunu dışarıya çıkarıyor bu seri! Resmen şuan bu bu yorumu yazarken Metallica, Evanescence, Nirvana, Pink Floyd, GunsN'Roses, Rolling Stone falan dinliyorum :) Normalde dinlemem ama işte içimde bir şeyleri harekete geçirdi bu kitap! Hazır bu kadar moda girmişken serinin 4. kitabı Ahlaksız Ritim'e başlamalı değil mi ;)) Zaman zaman duygusal çoğunlukla tutkulu ve şehvetli bir kitap. Okurken konserleri gözünüde canlandırıp o an orada olup dinlemek isteyeceğiniz, dinlemeden de okurken orada hissedeceğiniz bir dille anlatılmış tutku dolu bir kitap! Eğer +18 yaş sınırını geçiyorsanız ve erotik roman okumaktan rahatsız olmayacaksanız okuyun! Rockçı olup çıkmanın haricinde bir de Rockçı sevgiliniz olmasını isteyeceksiniz :) Sizi bilmem ama bir Sed'e ya da Jace'e olmadı Eric'e hayır demem ben ;)

Baskı: Adım Adım Mutluluk (Marriage to a Billionaire #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/jennifer-probst-adm-adm-mutluluk.html kalemini sevdiğim bir yazar, keyifle okudum. Hani böyle bütün stresten yorgunluktan yoğunluktan uzaklaşmak isterseniz bende bu seriyi okuyabilirsiniz. Sizi dinlendirecek, gülümsetecek ve rahatlatacak romantik bir kitaptı. Platonik bir aşık olan Carina, aşk büyüsünü ağabeyinin arkadaşı Max için yapar. Zaten Carina'nın Max'a olan aşkını ikinci kitapta okumuştuk şimdi burada o aşkın filizlenmesini ve evlilikle sonuçlanmasını okuyoruz ve sonunda her zamanki gibi aşk kazanıyor. Aşk her zaman kazanır =) Bu tür kitapları seviyorum, uzatmadan dramatize etmeden entrika katmadan ayrılıkları kısa sürdürerek biten tadı damağında kalan yüzünde gülümseme oluşturan sıcacık romantizm dolu tutkulu hikayeleri sevmemek mümkün değil. Her aşk romanı okuru sever böyle kitapları bence sizlerde okumalısınız. Kitap kısacık olunca yorumda biraz öyle oldu ama olsun, kitabı çok beğendim aslında ben seriyi çok beğendim. Bu yüzden bence sizde okuyun beğeneceksiniz :))

Baskı: Daima Aşk (Forever Trilogy, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/sandi-lynn-daima-ask-forever-1.html Veeee bende Connor Black rüzgarına kapılıp gidenlerden oldum! Adamım sen muhteşemsin.... Sandi Lynn, ülkemizde yeni tanınan yazarlardan biri ve güzel bir çeviri ile kitabı okurlara sunan Elf Yayınları, özellikle aşk kitaplarını sevenlere su gibi akacak nasıl bittiğinin anlaşılmadığı bir kitap sunuyor. Hatta bu bir seri.. Dilerim ikinci kitabı kısa sürede okuruz. Kitabın çevirisi güzel, kapak tasarımı güzel, konusu güzel ve geriye keyifle okumak kalıyor! Dolayısıyla size daha en baştan kitabı tavsiye ediyorum okuyun! Uyarı! Kitap içeriğine gireceğim :) Ellery'nin Connor ile tanışması... Allah biliyor ya böyle bir tanışma sahnesi beklemiyordum ya da Connor'ın tanıştıkları gece sızıp kalacağını... bir şeyler olabilir diye düşünmüştüm ama olmadı ve Ellery gittikten sonra Connor'ın onun peşini bırakmaması çok sevimliydi! Adam çok fena aşık oldu ve çok fena vurgun yedi, ama sonu çok güzeldi. Connor'ın her an Ellery'nin yanında olma çabası çok romantik ve seven bir adamın yapacağı şeydi. Aşkı tatmamış, kadınları ihtiyaçları doğrultusunda kullanan, zamanında kalbi kırılmış ve hala onun izlerini taşıyan Connor'ın Elle ile tanışması hayatında bir dönüm noktası oldu! Başta iki arkadaş sonra iki sevgili olarak okumak onları çok güzeldi. Hele ki Elle'in hastalığı... onları tam ayırdı derken Connor'ın Elle'e destek olması... Sanırım Connor'a aşık oldum! Elle'in yerinde ben olmalıydım! 2. Kitabı şuanda öyle bir okumak istiyorum ki... resmen kitabı yiyip bitiresim var! Kitabın sonunu yüzümde bir gülümseme ama aynı zamanda hüzünle okudum bitmemeliydi... biraz daha kalın olmalıydı... biraz daha okuyabilmeliydik bu aşkı dedim. Kitap beni çoğunlukla gülümsetti, aşkı okurken fazlasıyla hissettim ama sadece bununla kalmadı... Ellery'nin hastalığı da beni bir o kadar etkiledi. Bu hastalıktan çok sevdiğim bir insanı kaybettim ve okurken tüylerim diken diken oldu ve hep içimde "Elle başarmalı, Connor ile üstesinden gelmeliler" diyerek okudum! Etkileyici, aşk dolu, romantik, duygusal bir kitap! Bir kadın ve erkeğin arkadaşlığını, aşkının büyümesini, bu aşkın sadece fiziksel değil duygusal olarak da aktaran, duygulandıran hüzünlendiren içini kıpır kıpır yapan bir kitap! Bence böyle bir kitabı kaçırmamalısınız!

Baskı: Dikkat! Aşk Çıkabilir

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/asude-dikkat-ask-ckabilir.html Allah'ımmmm sana geliyorummmmmmm :)) Hani diyorlar ya bu "Türk Erkeklerinin nesi eksik onlardan" diye, bu kitabı okuduktan sonra bir kez daha anladım ki "neleri tammış ki" bir Martin ya da bir Seth gibi olamıyorlarsa atsınların kendilerini FSM'den aşağıya! Nokta bitti! :)) Arkadaş, o Seth neydi öyle yav! Adam tek kelimeyle "KİNG" yav! Martin'de kimmiş Setih'in yanında :P Ben Seth'çiyim arkadaş baştan söylüyorum! Asude bende Seth istiyorum. Artık sokaklarda bir adet Seth arayacağım o kadar yani... gerisini siz düşünün! :)) <3 <3 Sanırım ilk defa böyle damdan düşer gibi yoruma daldım ama duygularımı şuan içimde tutamıyorum ve bu satırlara akıtma ihtiyacı ile yanıp tutuşuyorum :) Asude kalemini sevdiğim Türk yazarlardan biri ve özellikle Papucumun Ajanı inanılmaz derecede hoşuma gitmiş ve şimdi bu kitapta çok hoşuma gitti :) Güldüm eğlendim kızdım sinirlendim Seth'e aşık oldum onu okumak için yanıp tutuştum ve onun sayfalarını iki üç kez okudum buna rağmen kitap bitti. Aslında daha ilk satırlardan kitap içeriğine giren bir yorum yapacağımı görmüşsünüzdür ve uyarıyorum bundan sonra bolca kitap içeriği olacak :) Martin ile İlkim'in tanışmaları çok eğlenceliydi, özellikle onu işkence yapmak için kaçırması... kıyamadım yine de İlkim'e. garibimin kimseye zararı yoktu sonucunda! Ama gel gör ki bazen paparaziye yakalanmanın iyi sonuçlar doğurduğunu görmüş olduk İlkim ve Martin'i okurken. Ne anlamsız bir cümle kurmuşum yalnız bir kez daha okuyunca fark ettim.Neyse :)) Martin'e otel odasına İlkim not bırakıyor ya hatta parada... sonra havaalanına gidiyor... o kısımlar süperdi :) hehehe Martin hak etti ama sonucu kötü bitti! İlkim o kısımda biraz haddini aştı bence tadında bırakamadı ve hak etti terk edilmeyi! Evet iyi başladı ama fazla uzattı. Sonucunda fazla naz aşık usandırır diye boşuna dememiş atalarımız. O değil de... havaalanında son anda seven erkeğin sadece filmlerde geldiğini de gördük. Kitaplarda bile gitmiyorlarsa bu biz kadınların aklının bir kenarında bulunsun ki yarın öbür gün başımıza gelirse gelmelerini beklemeyelim! Seth... adam... aşkım... hayatım... erkek'im... Nasıl da asi, sert, istediğini alan, ne istediğini bilen bir erkek! Bebeğim seni hak etmeyen o Mary cadısını bırak bana gel dedim hep okurken! Aramızda kalsın Mary'nin yerinde olmayı o an çok istediğim. Adam tam benlik yav! Şeytan diyor ki al eline bıçağı... git o Mary'nin önce derisini yüz sonra tek tek saçlarını yol sonra Seth diyen dilini kes sonra ona bakan gözlerini oy ve en sonunda da öldür gitsin! Ama tabi Ramazan Ramanzan günaha girmemek için şeytanı Ramazan sonrasına kadar susturuyorum ;) ---------------------- Alıntılar için: http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/07/asude-dikkat-ask-ckabilir.html ----------------------- Aşk... Aşk... Ve daha çok aşk... :)) Bir okur başka ne ister ki :) Kitabı beğendim ve sizlere de tavsiye ederim. Favori Asude kitabım "Papucumun Ajanı" olmasına rağmen bunu da sevdim :) Kapak tasarımı da İlkim ve Martin ile çok uyumlu onun için de yayınevini tebrik ediyorum :) ve yorumumu sevdiğim bir alıntıyla bitiriyorum :) "Aşk sahiden fazla zararlı bir duyguydu. Eğitim karşıtı, anarşik, kaotik ve tehlikeli bir histi. Kanunlarca yasak ilan edilmeliydi."

Baskı: Aylardan Aşk (Sancaktarlar Serisi #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/meral-kr-aylardan-ask.html Ve bende Aylardan Aşk diyelerden oldum çıktım. Ne desem bilemedim şimdi :) Reklamları yapılıp alınıtlarla merak uyandırılan kitap Aylardan Aşk'ı, hayran olup bütün kadınların aşık olduğu doktor Yağız'ı, herkesin yere göğe sığdıramadığı kadın olan baş karakterimiz Tanem'i ya da yakışıklı sempatik aşık olunası adam olan Doruk'u okudum mu demeliyim yoksa kitap bitti diye üzüldüm mü demeliyim bilemedim şimdi. Meral Kır... Kendisi, CNR Kitap Fuarı'nda tanıştığım çok cana yakın güler yüzlü ve çook tatlı bir bayan. Onu tanıyıp da kitabını okumak ayrı bir zevk oldu benim için. Neyse... konuya geri dönelim, kendisi gibi kalemi de çok iyiydi. Akıcı, sıkmayan, hiçbir konu havada kalmadan, duyguları hissettirerek ve sonunda ne olacağının merakı ile okutan bir kalemi sahip. Kitabın her satırında bir emek verildiği belli oluyor, o kadar tıbbi terimi, hastalıkları çareleri vs. belli ki araştırılarak yazılmış ve bir emek hatta çok fazla emek harcanmış! Tebrikler! İtiraf etmek gerekirse bu kadarını beklemiyordum. :)) Kitap, beklentilerim üstünde, hem duygusal hem de merak uyandırıcı hem yatarıcı bir aşk hikayesini barındırıyor içinde. Zaman zaman hüzünlendiren zaman zaman aile bağlarıyla insanın içindeki aile sevgisini dışa vurana zaman zaman aşkı iliklerine kadar hissettirerek kalbine dokunan zaman zaman kızdırıp sinirlendiren 'ne yapıyorsun sen ya' dedirten ama her şeye rağmen yüzünde tebessüm ile okutan ve kitabı kapattığında içinde müthiş bir kurgu okumanın verdiği tatmin duygusuyla biraz daha okuma isteği ile dolduran bir kitap! Bunca sözden sonra bana bir de tavsiye ederim okuyun dememi beklemeyin! Belli ki kitaba bayıldım tabi ki okumanızı isterim :) "Bazen kulağımızla işitmek isteriz sevildiğimizi. Fakat onun yerine adamın sevgisini sana dokunduğunda hissedip bakışlarında görebiliyorsan, dudaklarının söylediğinin ne önemi var ki! Önemli olan kalbinin söylediklerini duyabilmektir."

Gizemli Ceset
7/1025.06.2014

Baskı: Gizemli Ceset

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/varg-gyllander-gizemli-ceset.html Orkinos Yayınları’ndan çıkan yeni bir polisiye, cinayet kategorisinde yer alan bir kitap Gizemli Ceset! Yanılmıyorsam yazarında ülkemizde yayınlanan ilk kitabıydı. Imm… Yazarın dili aslında oldukça sade, anlaşılır ve zaman zaman sürükleyici… Zaman zaman diyorum çünkü kitap ara ara sıkıcı olup akıcılığını kaybetti gibi hissettim ama sonra iyi toparladı ve akıcı bir şekilde devam etti. Her şeye rağmen ilgi çekici ve okura merak uyandırıcı bir konusu vardı! :) Kitap, arkeolojik bir araştırmada bulunan kemiklerin çok da eski olmadığını fark eden arkeologlar polisten yardım alıp araştırmaya başlaması üzerine kurulu bir anlatımı var. Bu kemikler kime ait? Aslında konuya bu şekilde bakıldığında basit bir polisiye gibi görünüyor ve zaman zaman sıkıcı zaman zaman merak uyandırıcı bir konu olarak görünebilir teknik olarak öyle olsa da bence kitabın en çok merak uyandırıcı konusuydu! Severim bu tür konuları :) Öncelikle kitapta çok fazla karakter vardı ve bir süre kim kimdi onu oturmaya çalıştım bu biraz beni zorladı. Yani tamam bir kemik bulunur bu kemikler polisin arkadaşları, ekibi bunu araştırır ama o ekibinde kendi hayatlarında yaptıkları genelde anlatılmaz mesela ama burada anlatılıyordu. Burada bazen gereksiz gelen detaylar vardı açıkçası okurken o kısımlarda sıkıldım, ben daha çok kemikler, arkeolojik araştırmaya yönelik şeyleri okumayı tercih ederdim. Yoğun bir iş programı içerisindeyken okumuş kitabı ve gereken değeri veremediğimi hissettiğim kitaplardan biri oldu. Sanırım tekrardan okuyacağım bu kitabı kısa zamanda. İlgi çekici başlayıp, aralardaki bazı detaylar bana sıkıcı gelse de konusu merak uyandırıcı anlatımı da güzeldi. Genelde okumadığım bir tür olduğundan sanırım sıkıcı gelen yanlar oldu, ama yine de polisiye severlerin keyifle okuyacağını düşündüğüm bir kitap! Tavsiye ederim, bir deneyin bence :)

Sürgün
8/1019.06.2014

Baskı: Sürgün

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/rashelle-workman-surgun-immortal.html Yazarın okuduğum ilk romanı olmasının yanında bu kitap benim için birkaç ilke daha imza attı diyebilirim. Birincisi Elf Yayınları'nın okuduğum ilk kitabıydı aynı zamanda distopya türünde de okuduğum ilk kitaptı! İlk olarak Elf'i tebrik etmek istiyorum, güzel bir çeviri, güzel bir kapak tasarımı vardı ve sayfa düzenini de sevdim :) Kapak tam kitabın baş karakteri Venüs'e uygun bir kapaktı =)) Yazarın kalemini sevdim, akıcı ve sürükleyici yazıyor. Durgun bir kitaptı, her an bir adrenalin okuyacağız modu olmuyordu kitabı okurken ama konu o kadar akıcı bir üslupla yazılmıştı ki kitabı okumak hem dinlendiriyor, hem merak uyandırıyor ne olacağına hem de keyifli bir fantastik dünyanın kapılarını aralıyordu. Konusunu okuduğumda üç aşağı beş yukarı beni nelerin beklediğini biliyordum, ama şaşırtıcı bir son ve yarım kalıp da devamını merakla bekleyeceğimi hiç tahmin etmemiştim. Takip edeceğim bir seri daha önüme koydu Elf sağ olsun :)) *** "Bana sevdiğin rengi söyle." "Heyecan verici mavi... Senin gözlerini gördüğüm ana kadar favori rengim yoktu.." ****

Sana Aşık Değilim
9/1010.06.2014

Baskı: Sana Aşık Değilim

"Seni aldattığı için mi ona kızıyorsun, yoksa seni aldattığını anlamadığın için kendine mi? Ya da her şeye rağmen ondan nefret etmeyi beceremeyen kalbine mi?" http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/vefa-enver-sana-ask-degilim.html Yorum : Veeee bir Vefa Enver kitabını daha kitaplığıma eklemenin zevkini yaşıyorum :) bu seferki pembe değil kırmızı seriydi. Romantik komedi değil, aşkın ve intikamın doruklarda olduğu bir kitaptı! Görüntünün yanıltıcı olduğunu görünenin altındakine bakılması gerektiğini en güzel anlatan kitaplardan... Vefa Enver kalemini hep romantik komedilerde okuyup sevmiştim ve şimdi bu kitapta bambaşka bir dünya ve daha aşk ve intikam, yalan dolan olan bir kitap... ve şunu anlıyorum kadın elini attığı her şeyi başarıyor! Vefa Ever, cidden başarılı bir kalemi olan, her duyguyu okura hissettiren ve her kitabı okunan nadir yazarlardan biri... "Sana Aşık Değilim" kitabı öncelerden Vefa Enver'in forumunda Güzel ve Çirkin adıyla yayınlanmış ve o zamanlar okumuştum şimdi elime kitap halinde alıp okumak ve her sayfayı keyifle çevirmek paha biçilemezdi. 2.kez okumuş olmama rağmen keyifle okudum, ne olacağını bilmeme rağmen heyecanla çevirdim sayfaları :)) O zaman okurkende şimdi okurken de Kenan'ı çok sevdim. Bunun ne yanlış anlaşılan biri ne de intikam alınan biri olmasının bir nedeni var... Karakteri, davranışları ve sevdiklerine karşı sahiplenici davranışları ona bağlanmama neden oldu :) Tabi bir Yiğit, Cihangir, Baran ya da Kadir değildi ama Kenan'da kendi hikayesinde 'number one'dı :)) Lal ise... kendi kazdığı kuyuya düştü :) Hehe :))) buna memnun olanlardanım bende! eee sen adamın arkasından iş çevir sonra adama körkütük aşık olu ve sonunda adamın düşmanı seni elde etmeye çalışsın! Kenan... Kenan... yine adamlığını gösterdi ve Lal'i zor durumdan kurtardı! Adamımsın! :)) Aslında alıntıların hepsini resimli yapasım vardı ama hep aynı model resim biraz sıkıcı olur diye düşündüm, başka resim yapmak konusunda da ne yazık ki çook yeteneksizim :)) Neyse ben kitabı çook beğendim. Güzel, keyifle okunacak bir aşk hikayesiydi! Tavsiye ederim mutlaka okuyun. Yorumumu çok sevdiğim bir alıntıyı paylaşarak bitirmek istiyorum. "Bir aşk bu kadar çabuk terk edebilir miydi sevenler kalbini?"

Baskı: Ella ve Micha'nın Geleceği (The Secret #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/jessica-sorensen-ella-ve-michann.html Pena Yayınları'nın çok güzel kitaplar çıkardıklarını düşünüyorum. Önce Ella ve Micha'nın Sırrı ile başladı bu macera ve şimdi Ella ve Micha'nın Geleceği ile devam etti. Soluksuz, keyifle okunmasının yanında sıcacık, aşk dolu bir kitap. Kapak tasarımından başlayacağım ilk olarak :D ilk kitapla olan uyumu çok hoşuma gitti ve arkasındaki yetişkin okurlar için ibaresi de güzel ama bence gerek yoktu. Sonucunda erotik bir kitap değildi. Her aşk romanında iki sevişme üç öpüşme sahnesi oluyor sonucunda ;) Bu kitapta yine hem Micha hem de Ella bakış açısıyla yazılmıştı normalde sevmem bu tür yazım şeklini ama sanırım ilk kitaptan alıştım ki okurken hiç rahatsız olmadım. Sonucunda beni nasıl bir anlatımın beklediğini biliyordum. Bu kitapta da Ella ve Micha kendi gelecekleri için adımlar atarlarken birbirlerinden uzaklar ve bu uzaklık onların aşklarını nasıl etkiliyor onu okuyoruz. Güçlü bir aşk ve her şeye rağmen ayakta durmayı bilen bir aşk onların ki!

Baskı: Neyse Ki Çocuk Yaptım

"Aşk onun yokluğunda kendini eksik hissetmekse şüphesiz ona aşığım." *** "Sen kaçtıkça ben kovalamaya devam edeceğim. Seni yakalayana kadar. Söylediğin her 'hayır'ı 'evet' kabul edeceğim. Seni ne kadar sevdiğim, istediğimi ve senden asla vazgeçmeyeceğimi anlayana kadar. Seninde bensiz olamayacağını anlayana kadar. Ya da senin benden gerçekten nefret ettiğine beni ikna edene kadar. Şimdi gözlerimin içine bakarak beni sevmediğini ve beni istemediğini söyleyebilir misin?" http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/06/vefa-enver-neyse-ki-cocuk-yaptm-cocuk.html

Baskı: Kader Ağları (Graham Clan #1)

"Seni çekici buluyordum ama seninle evlenirken iki ucu keskin bir kılıçla evlendiğimi düşünüyordum. Her türlü deşecektin beni. Ama bütün bu düşünceler, senden gerçekten hoşlanana kadardı. Ve tabii senin de beni düşündüğün kadar itici bulmamaya başladığın zamana kadar..." http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/shannon-drake-kader-aglar.html

Baskı: Cennet (Providence Üçlemesi, #3)

"Jared, bugünden itibaren yalnız olmayacaksın. Kalbim senin sığınağın ve kollarım evin olacak." ***** Veee Jamie McGuire'nin bir serisini daha bitirdik. En azından ben bitirdim yoksa siz hala okumadınız mı? Çok büyük kayıp. Muhteşem ötesinde soluksuz okunacak aşkı hissettirecek zaman zaman gerilecek zaman zaman içinizi ısıtacak on numara beş yıldız bir fantastik aşk romanı! http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/jamie-mcguire-cennet-providence.html

Baskı: Kara Zırh - Royal House of Shadows #4

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/nalini-singh-kara-zrh-royal-house-of.html Ve seri bitti çok mutluyum! :D Sonunda Kan Büyücüsü öldü - gerçi zaten ölecekti iyiler hep kazanır ;) - kardeşler buluştu hepsi aşık hepsi evli mutlu ve hepsi muhteşem :D Ama... İşte o amalar yok mu? Benim için hep var :( Kitabı çok beğendim, başlangıcı, Micah'ın konumu laneti, gücü, Lilliana'ya davranışları çok güzeldi. Kitap müthiş başladı ama beklediğim gibi müthiş bitmedi. Kan Büyücüsü'nün ölümünü daha farklı hayal etmiştim. Adama ulaşmak kadar çetrefilli, zor ve imkansız olmalıydı onun ölümü...ama beklediğim gibi olmadı. Ve neden Micah? Ya bütün seri boyunca kardeşlerin geçmişini hatırlamaya çalışmasını, bir araya gelme çabasını okuduk ve bence Kan Büyücüsü'nün ölümü 4 kardeşin elinden olmalıydı! Micah'ın elinden ve bu kadar basit olmamalıydı! Evet, kitabı beğendim! İçindeki aşkı, aşkın filizlenmesini, Lilliana'nın yaşadıklarını ve buna karşı direncini, Elden'e yolculuğu her şeyi beğendim hatta Lilliana'nın ölümle burun burunayken dört kardeşin onu yaşatmak adına birlik olmalarına bayıldım ama bir beğenmediğim Kan Büyücüsü'nün ölümüydü. O kısım beni tatmin etmedi. Bütün seriyi hevesle okudum ama bu son olmadı be... Sırf bu son yüzünden benden 5 üzerinden 3 alır bu kitap... aksi taktirde 5 üzerinden 5 lik bir kitap ve seriydi! Bir de... hep dedim bir daha diyorum... Kapaklar muhteşem arkadaş!

S.ktirgitli Aşklar
3/1023.05.2014

Baskı: S.ktirgitli Aşklar

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/funda-mentaloglu-sktirgitli-asklar.html Hmm... nasıl bir yorum yapsam bilemedim... ama beklediğim gibi değildi ne yazık ki! Yazarın diline dair bir şey diyemeyeceğim çok da anlamadım dilini zaten... öyle duyguları hissedeceğimiz bir kurgu yoktu... okuduğum kitapta bir şeyler hissedebilmeyi isterim ben ama ne yazık ki bunda bir duygu hissedemedim. Şimdi Türk yazar, dolayısıyla eleştirmek istemiyorum ama çok fazla argo çok fazla günlük tarzdı! Benim okumayı isteyeceğim ya da tercih edeceğim bir tür değil! Zevk meselesi... Nasıl bazı okurlar erotik aşk romanları okumaktan rahatsız oluyor bende aynı şekilde argo kullanılan kitapları okumaktan pek hoşlanmıyorum ne yazıkki :( Ama Pucca'nın da dilinin bu şekilde olduğunu duydum ne kadar doğru bilemeyeceğim ve görünen o ki baya bir seveni var muhtemelen onu sevenler bu kitabı sevecektir. Şahsen benim okumayı tercih edeceğim bir tür değil. Gerçi adından belliydi argo, küfür içerikli olacağı ama yine de... Rahatsız oldum işte...Kısaltmalar, lanlar, s*ktirler falanlar filanlar... ya bir kitap... adı üzerinde bu bir eser ve bence bir eser bu kadar basite indirgenmemeli... ne anlatılmak isteniyorsa daha düzgün bir üslupla, daha küfürsüz anlatılmalı, bir duygu katılmalı bence... Okuduğumda öfkeyi, aşkı, hüznü, sevinci hissedebilmeyi isterim ben bu kitap ne yazık ki bana istediğimi vermedi :( Ama... ama bunları atlarsanız ve takılmazsanız eğlenebilirsiniz bu kitabı okurken... Sohbetlerden, anlatılan olaylardan keyif alabilirsiniz. Ve... ve... ve... kitabın kapağını çok beğendim! Olimpos'u bu konuda tebrik ederim kapak tasarımı çok başarılı olmuş! Hani beni al diyecek türden bir kapak bayıldım! Tavsiye eder miyim? bilmiyorum... benim tarzım değil açıkçası ama yazılıyor ve basılıyorsa belli ki bu tarz okuyan okurlar var eğer onlardansanız okuyun ama benim gibi düşünenlerdenseniz, okumayın... tercih sizin diyerek sıyrılıyorum :)) sonucunda zevkler tartışılmaz değil mi ;) ama kapak için alınabilinir bence :P

Baskı: Kötü Çocuklar - Soluk Soluğa

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/m-leighton-kotu-cocuklar-soluk-soluga.html Yine seksi karakterler yine baştan çıkarıcı kötü çocuklar yine iç çektirten aşklar... :)) yeme de yanında yat ama değil mi? :)) M. Leighton, ülkemizde ilk defa kitabı yayınlanan, akıcı ve sürükleyici bir kalemi olan, soluksuz kitabını okutan bir yazar :) Arkadaşlar cidden soluk soluğa okuyorsunuz kitabı =) şahsen bizzat kendim öyle okudum :) "Kötü Çocuklar Soluk Soluğa" The Bad Boys serisinin ilk kitabı, seri 3 kitaptan oluşuyor ve erotik aşk romanı kategorisinde yer alıyor dedikten sonra yorumuma geri dönelim :D Cash mi Nash mi derken daha en başlarda Cash'e çekilen ben Olivia'nın kararsızlıklarına çıldırdım. Hacı ya, git başkasının sevgilisini artacağına boş da duran ateşli kötü çocuğu ayart dedim hep! Cash varken Nash'e bakmam şahsen :) biraz kötü çocuk eğilimim var sanırım benimde Olivia gibi ;) Kitabın nasıl bittiğini anlamadım aslında bir o kadar daha rahatlıkla okurdum, gerçi Cash'in olduğu her şeyi okurdum ya neyse ;) Ancak... İşte ben eleştirecek bir yan buldum =) normalde geçişli kitapları yani bir o kişiden bir bu kişiden anlatılan kitapları sevmem bütünlüğü bozduğunu düşünüyorum ama sayfalarca anlatılıp başka karakter tarafına geçiliyorsa sorun olmuyor bunda bir sayfa Olivia bir sayfa Cash sonra bir sayfa Nash yazılmış bu biraz can sıkıcı olabiliyor okurken açıkçası... Bir de başlarda kitabın çevirmeninin acemi mi diye düşünmedim değil. Cümleler pek devrik, kısa ve acemice göründü nedense gözüme. Bazı cümleler yüklem olmadan kesilmiş falan... Kitabın genelini beğendim, konuya bayıldığım Cash'e aşık olduğum için çevirinin üzerinde pek durmayacağım :) Kitabın sonu beni en çok şaşırtan kısımdı. Bunu söylemezsem vallaha içimde kalır! Öyle bir son beklemiyordum. Nash ve Cash... ikilisi hakkındaki gerçekler beni hem şaşırttı hem de şoke oldum. Ama çok da hoşuma gitti hani :) Kitabı yukarı da söylediğim gibi beğendim. Devamını bekleyeceğim... eeee ne de olsa devamı daha fazla Cash demek ;) Ahh bir de kızlar siz Nash ile ilgilenin daha çok hoşunuza gidecektir bu durumda Cash de bana kalır :P Kitabı beğendim sevdim ve tavsiye ederim okuyun eğer erotik aşk romanı okuyorsanız. Gerçi aman aman da bir erotizm yoktu normal bir aşk romanı boyutlarındaydı. Bu yüzden okuyun! :)) Yorumumu son alıntımı da paylaşıp bitiriyorum :)) Cash'in düşündüğü tek şeyin ben olduğumu, aklında olan tek şeyin ben olduğumu söylemesine gerek yok. Bunu onun yüzünde görüyorum, öpücüklerinde hissediyorum. Şu an için tümüyle bana ait. Ve ben de ona aittim.

Baskı: İstanbul'un Gizli Büyücüleri

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/aylin-unal-istanbulun-gizli-buyuculeri.html Bir Türk yazar ve beni oldukça şaşırtan, içine çeken ilginç bir kurguya sahip bir kitap. "İstanbul'un Gizli Büyücüleri" Eğer İstanbul'da oturuyor, İstiklal - Beyoğlu semalarında gezmişliğiniz tozmuşluğunuz varsa kesinlikle okuyun. Hem etkilenecek hem aşırı derecede ilginizi çekecek hem de bu yerlere bundan sonra gittiğinizde daha farklı gözle bakacaksınız. Aylin Ünal...daha önce adını duymadığım bir yazar. Aslında yeni Türk yazar tanımaya pek hevesli değildim ama okuduğum her yeni yazarla Türk yazarlarımıza güvenim arttı ve dolayısıyla ön yargı olmadan okuyunca kitabı daha ayrı bir zevk aldım. Ayy konudan uzaklaşmaya başladım en iyisi yazarın diline değinip kitaba dair yorumuma devam edeyim :D Yazarın dili sade, akıcı, konu gereği merak uyandırıcı ve bu türdeki bir konunun altından başarıyla kalkacak kadar da iyi! Okurken sıkılmadım ve okumaktan keyif aldım. Hatta zaman zaman kitabı okurken kafamı kaldırıp etrafıma bakma gereği duyacak kadar da etkisi altına aldı kitap beni. Sizlere ne kitaba dair bir alıntı ne de detaylı bir konu açıklaması yapacağım. Bu kitap anlatılamaz, alıntılanamaz sadece okuyup kurgunun içine dahil olunabilinir. Neden mi? Çünkü gizli büyücüleri tanıtıyor, yaptıklarını anlatıyor ve sonunda da en büyük vurgunu yapıyor ve asıl baş karakter büyücüyü tanıtıyor! Imm... beklediğimden daha farklı bir kitap çıktığını itiraf edeyim. Normal sıradan bir fantastik kurgu bekliyordum ve çok daha fazlasını bulmak beni hem şaşırttı hem de fazlasıyla hoşuma gitti! Kitabı tavsiye eder miyim? Şaka mı? Tabi ki ediyorum... okuyun mutlaka! Cidden çevrenizdeki herkese çok farklı gözle bakabilirsiniz bu kitap sayesinde!

Son Kamelya
7/1013.05.2014

Baskı: Son Kamelya

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/05/sarah-jio-son-kamelya.html Ve bir Sarah Jio kitabı daha bitti :)) bu kadının kalemini çoook seviyorum. Okurken sıkmıyor ve bir çırpıda bitiyor kitapları :)) Hep aynı tarz... geçmişte yaşanan olaylar, günümüze yansıyan izleri ve birbirini çok seven bir çiftin kendisini bu olay örgüsünde bulması :)) kitaplarındaki en çok hoşuma giden kısımda bu günümüz çiftleri arasındaki ilişkiler :)) bayılıyorum :D Geçmiş kurgusunda beni oldukça şaşırtdan detaylar vardı ama günümüz çifti... çok sevdim bayıldım hatta ama en çok hoşuma giden kısım ise kitabın son iki-üç bölümüydü... O üç küçük çocuğu tekrardan görmek :)) Sarah Jio'nın her kitabını okuyan okurların bir tane favori kitabı vardı benim ki Böğürtlen Kışı'ydı ve şimdi 2. sırada Son Kamelya geliyor. Şimdi size kitabı anlatsam bilemiyorum. Aklıma gelen yerleri söyleyesim var ama fazlasıyla kitap içeriği olacak o yüzden susmayı tercih ediyorum :)) Ama söylemeliyim ki Flora ve Desmond ile Rex ve Addison çiflerini çok sevdim :) hemde çooook :) ama Bayan Dilloway'e de çok üzüldüm. Onca zaman aşkını kalbinde tutmak zorundasın... kendini açamazsın, çekip gidemezsin... gözünün önünde aşık olduğun adamın başka bir kadına aşkını izlemek zorundasın, onun mutsuz olduğu zamanları, üzüldüğü zamanları izlemek zorundasın... Çok zor... Her neyse... çok fazla konuşamayacağım dediğim gibi yoksa kitap içeriğine gireceğim :) Ama... Ama... İki yerde çok sevdiğim iki söz var onları sizlerle paylaşacağım :)) "Fark ettim ki insan çoğu şeyle mücadele edebilir, ama seveceği kişiye asla karar veremez. Kalbin seçtiği kişiyi, istese de değiştiremez. Korkarım, bu hayatımda yaşadığım en büyük felaket olacak." *** "Bunu çok düşündüm ve insanların da gökyüzündeki yıldızlara benzediğine kanaat getirdim. Bazıları milyonlarca yıl, belli belirsiz parlar.Onlar hep orada olmasına rağmen bunu fark etmezsin bile. Tuvaldeki bir nokta misali birleşirler. Ama diğerleri öyle bir parlar ki gökyüzünü aydınlatırlar. Onları fark etmeden, hayranlık duymadan edemezsin. Bunların ömrü uzun sürmez. Süremez.Enerjilerini çabuk tüketirler. Annem de onlarda biriydi." Bir evlat annesini ancak bu kadar güzel ifade edebilir. Aslında anne hasreti çeken bir evlat anca bu kadar iyi ifade edebilir... Çok uzatmadan yorumumu bitiriyorum. Püsküllü ayracı konuya son derece uygun kapak tasarımıyla Arkadya Yayınları yine dört dörtlük bir iş çıkarmış. Dilerim Sarah Jio kitaplarını bizlerle buluşturmaya devam ederler, heyecanla bekleyeceğiz sıradaki kitabı ve... Sizlere bu kitabı tavsiye edeceğim. Okuyun, okutun sonra tekrar okuyun arkadaş =)

Sınırları Zorlamak
9/1002.05.2014

Baskı: Sınırları Zorlamak

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/03/katie-mcgarry-snrlar-zorlamak-pushing.html Aspendos Yayınları'dan çıkan okuduğum ilk kitap "Sınırları Zorlamak". Aşk romanı olduğunu gerek konusunu okuduğunuzda gerekse kapağını görünce de anlarsınız ama sadece aşk değil bu aynı zamanda çok duygusal bir kitap. Öncelikle yazarın kalemine değinmek istiyorum.Cidden akıcı ve merak uyandırıcı yazmış. Okurken sıkılmıyor kitabın akışına kapılıp gidiyorsunuz. Ayrıca kusursuz bir çeviri olmasının da etkisi var bunda. Cidden çevirmenimizi Tuğçe Nida'yı tebrik ediyorum :) Ve küçük bir itirafta bulunayım normalde o kadar almak istediğim kitap varken bunu biraz sallardım ama kitabın çevirmeninin Tuğçe olması hemen alma sebebim oldu! Çevirisine güveneceğim bir çevirmen ve dilerim serinin diğer kitapları da onun çevirisi ile okuruz :) Çünkü yazarın dili kadar çevirmenin de dili önemlidir şahsen onun çeviri dilini çok sevdim akıcılığı bozmadan belki daha da akıcı yaparak kitabı bizim önümüze sundu ve diğerlerinde de aynısı bekliyorum :) Aspendos Yayınları'nı güzel bir yazar ve güzel bir seri seçtikleri için tebrik ediyorum ama keşke orijinal kapak kullansalardı şahsen ben onu daha çok sevmiştim ve bu kapaktansa o kapak tasarımı daha uyuyordu kitabın konusuna :) Bunu demeseydim içimde kalırdı ;) Kadın ve erkek figürü hayalimdekine göre biraz fazla 'kart' kalmışlar :) Kitapta, sorunları olan bir genç kızı, aile sevgisi yaşayamamış, annesine ihtiyacı olduğu zamanlarda annesi ile olamamış, babasını üvey anne ile paylaşmak zorunda kalmış, tek desteği ağabeyini kaybetmiş yaralı bir genç kız... ailesini kaybeden, kardeşlerinden ayrı düşmüş tek amacı kardeşleriyle beraber olmak olan dışlanmış koruyu aileler içinde büyümüş, hayata umutla bakamayan, kendi önceliklerini önemsemeyip kardeşlerini düşünen yaralı bir genç adam...ve ikisinin tanışmaları, arkadaş olmaları, aile ilişkileri, sorunları ve daha fazlasını okuyoruz bu kitapta. Sıradan bir aşk romanı değil! Ha sorunlu bir badboy, popüler bir genç kız ve aralarındaki aşk... tarzında basite indirgeyebileceğimiz bir kitaptan çok daha fazlası var bunda! Zaman zaman gülümsetirken zaman zaman sinirlendiren ve bazen hiç beklemediğin bir anda olan olaylarla gözlerini dolduran bir kitap! Kitaba başlamadan önce alıntılarla dolu bir yorum yapmak istiyordum vazgeçtim yapmayacağım aslında yapamayacağım çünkü biraz bir şeyler gizli kalsın ve sizde gidip hemen bir tane edinin bu kitaptan! :) Ama... Bu kitap içeriğine giremeyeceğim demek olmuyor :)) Dikkat! Kitap içeriği =) *** Bu uyarımı verdikten sonra rahatlıkla konuşabilirim:) aslında çok fazla girmeyeceğim kitap içeriğine ama yine de demek istediğim bir iki şey var :) Noah cidden aşık olunası bir karakter ve Echo için yaptıkları ama en çok da erkek kardeşleri için yaptıkları çok güzeldi. Erkek kardeşlerinin yaşadıkları hayatları onlara sunamayacağını anlayıp vazgeçtiği o zaman Joe ile yapılan konuşmalar o evdeki davranışlar gözlerimi yaşarttı.Cidden bambaşka bir karakter çıktı bu Noah! Badboy desek değil ama sanki bu görüşün ardına saklanmaya çalışan yumuşacık saf bir yüreği olan bir delikanlı! Echo'ya da üzüldüm annesi cidden hasta! Ya o son karşılaştıkları sırada hiç tahmin etmemiştim böyle olacağını ya sen annesin! Nasıl bu kadar soğuk ve bencilce konuşabiliyorsun! Owen'ın Echo'ya kitabın sonundaki davranışları varya... işte baba ya.... :) Benim gibi babasına düşkün biri o satırları okuyunca fazla duygusallaştı dolayısıyla ;) Beth ve Isaiah en sevdiğim bir diğer karakterlerdi çok eğlendim onları okurken. Onlarında kitapları varmış ama beraber oluşlarının değil de başkaları ile oluşlarının... meraklardayım Tuğçe umarım senin çevirinle kısa zamanda okuruz onları da :) *** Bilmeyenler için kısa bir bilgi vereyim. "Sınırları Zorlamak" kitabı şuanda 4 kitaptan oluşan bir serinin ilk kitabıydı. Hepsi genç yetişkin, günümüz aşk romanı türünde yer alıyorlar. Pushing the Limits Serisinin Kitapları: Sınırları Zorlamak Dare You To Crash into You Take Me On Ben kitaba bayıldım. Cidden güzel bir kurgu ve kusursuz çeviri birleşince ortaya çıkan lezzet paha biçilemez! Şiddetle tavsiye ederim okuyun okutun sonra tekrardan okuyun :)

Kara Kış Beyaz Düş
10/1002.05.2014

Baskı: Kara Kış Beyaz Düş

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/03/fatma-erdek-kara-ks-beyaz-dus.html Bir kitaba ilk defa yorum yapmak istemiyorum çünkü insana okurken o kadar çok duygu yaşatıyor ki bu kitap ne desem bilemiyorum şu anda! Beğendim hatta bayıldım! ama... işte amalar... okurun içinde, yüreğinde burukluk bırakan bir kitap. Melekler Zamanı'ndan etkilenen okurlar bu kitabın daha etkileyici olacağını söyleyebilirim. Hatta ben çok daha fazla sevdim bu kitabı! Fatma Erdek kalemine taptığım Türk yazarlardan biri... Güçlü kurgusu, kelimeler üzerindeki kusursuz gücü ile birleşince ortaya çıkan, insanı etkileyen yürek burkan, buruk tebessümle her şeye rağmen mutlu dedirten ama çaresizliği, umutsuzluğu, savaşmayı, karanlığın içindeki minicik bir kıvılcım yakalama hissiyatını ustaca aktaran bir kalemi var yazarın. Sevdiğim her kitabını keyifle ve zevkle okuyacağım bir yazar. "Kara Kış Beyaz Düş"... adı gibi karanlığın içinde beyaz bir sayfa açma çabası ve başarı ile sonuçlanan bir hikayeydi. Zeynep'in geçmişinde hapsolması, hiçbir zaman yeniden başlayamaması ve bir gün annesinden başkakalbinde yer ayırabileceği bir erkek bulması ve geçmişinin karanlık tarafını o adamdan saklama çabası... 16 yaşında, henüz hayatının başında ama o yaşına rağmen omzunda çok ağır bir yük olan Akgül'ün Zeynep ile aynı olan kaderi... Yollarının kesişmesi, birbirlerini etkilemeleri ve ortak olan geçmişlerine birbirlerinden güç almaları... Ustaca kelimelerle dokunmuş okurken gülümseyen ama aynı zamanda göz doldurtan bir kitap. Mutlu sonu bile yüreği uçsuz bucaksız bir coşkuyla dolduramadan burukluğuyla mutluluğu yaşatan bir son! Kitabı ancak bu kadar özet geçebilir ve ancak bu kadar kitap içeriğine girebilirim. Aslında kitap hakkında söylemek istediğim çok şey var... Zeynep'in durumu, Selim'in şerefsizliği, adiliği ve Güven'in güçlü duruşu, karakteri hakkında söylenecek o kadar çok şey varken bir şey söyleyemiyorum! Çünkü o zaman kitabı anlatmak durumunda kalırım. :( Öncelikle kapak tasarımı çok fena güzel olmuştu. Özellikle konuya kurguya o kadar uygundu ki... hele ki kulak kısmında -aşağıdaki resimdeki- karlar içindeki kadın figürü cuk diye oturmuş kitaba. Ve Fatma Hanım, sizi ayakta alkışlıyorum. Aşk romanı seven, okuyan biri olarak daha önce okuduğum hiçbir kitapta aşkı bu kadar güzel tarif eden ve farklı açılardan baktıran bir yazar tanımamıştım. Özellikle yasak aşkın tarifi... benzetmeler... muhteşemdi! Türk yazarlar rafımda yer alacak olmasının yanında favori kitaplarım, ve en etkileyici bulduğum kitaplardan biri de olacak

Evin Hanımı
7/1002.05.2014

Baskı: Evin Hanımı

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/03/alice-taylor-evin-hanm.html Ve ve ve... bu ilgi çekici, sevimli kapaklı kitabı... Evin Hanımı'nı okudum ve cidden çok sevdim :) Gerçekten güzel bir kitaptı, film izler gibi akıp gitti... Okuru sıkmayacak, kolay okunan, dili akıcı ve konusu ilgi çekici bir kitaptı. Ki yazarın dili kadar çevirmenin de bunda katkısı olduğunu düşünüyorum, kusursuz bir çeviri sunmuş bize çevirmen. Hatırlar mısınız bilmem ama okurken bana hep küçükken severek izlediğim "Küçük Ev" dizisini hatırlattı. Komşuluklar, yardım severlikler, diyaloglar, okul, eğitim... Bu yüzden şahsen kitabı çok daha keyif alarak okudum diyebilirim. Hatta zaman zaman o diziye gidip geldim :) Şu zamanda olmasa da ve bizim ülkemizde yaşanmamış olsa da eski zamanlarda diğer ülkelerde böyle hayatlar vardı bunları hep duyduk ya da okuduk ve bu durum kitaba gerçeklik hissi katıyor ve bir okur olarak kitaba ayrı bir sempati duymamı ve ayrı bir değer vermemi sağladı. Martha'nın ve Cornway'lerin davranışlarını sinir bozucu, çocukların davranışlarını sevimli ve Ned'in ölümünü üzücü ve Nellie&Jack'in Mossgrove'u yaşatmak için verdikleri emekleri ve Kate'in Kitty için yaptıkları ise hayranlık uyandırıcydı... Kitapta kısaca Ned Phelan öldükten sonra Mossgrove'daki hayatı konu alıyor ama bununla kalmıyor oradaki diğer insanları da anlatıyor. Kate Phelan'ın çevresindeki insanları, küçük Nora ve Peter Phelan'ı... Çiftlik hayatlarını, insanların günümüzde neredeyse hiç tanık olmadığımız komşuluklarını okuyoruz. Babası ölen iki küçük çocuğun bir çiftliği ayakta tutmak için çalışması, annelerine çiftliği satmamasrı için karşı çıkmaları bunun yanında Kate'in bir ortaokul yapılması için çabası, çiftliği isteyen Cornway'leri ve bir çiftlikte hayat nasıl onu okuyoruz. Okurken aynı anda birçok duyguyu hissettiren nadir kitaplardandı. Kendimi elime çekirdiğimi almışım karşıma Küçük Ev'i açmışım ve onu izliyormuşum gibi hissederek keyifle okudum. Bu türdeki kitapları severim, şimdi bilmeyenler türünü sorabilir diye diyorum çağdaş kadın edebiyatında kategori edilebilecek bir kitap.

Pabucumun Ajanı -1
9/1002.05.2014

Baskı: Pabucumun Ajanı -1

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/03/asude-papucumun-ajan.html Immm.... hmmm.... ummm.... nasıl bir kitaptı bu ya çok eğlendim okurken. Hele Deniz'in yaratıcılıkları çok iyiydi. Hazır cevaplığı, yaratıcı cevapları, düşünceleri, insanlarla sohbetleri muhteşemdi. Hiç sinmeyip devamlı karşılık veren tavrıda öyle diyerek konuya Deniz'den girdim Yoruma da biraz balıklama dalmış oldum Asude bu kitapta "Gül ve Avcı"nın yanı sıra daha esprili daha romantik bir kurgu yaratmış. Aslında biraz daha duygu yüklü olabilirdi, duygular biraz esprilerin ve komedinin altında sıkışmış gibiydi ancak öfke hiddet kendini çok belirgin şekilde belli ediyordu ne yalan söyleyeyim (tamam kendini belli eden Tuna'ydı) ama kendisi bunu uygun görmüş böyle dememe bakmayın oldukça eğlendim keyif aldım kitabı okurken :) Uranüslü bir Tuna Üstüner!!! Cidden bu konuda Deniz'e hak veriyorum adam dünyalı olamayacak kadar mükemmel yani düşünsenize yakışıklı, zengin, uzun boylu, yeşil gözlü biraz fazla sinirli, sahiplenen, kadınını kıskanan, koruyan bir uzaylı! ahhh bende bir Tuna Üstüner istiyorum ama ne yazık ki bulamıyorum Deniz ise... Deniz işte. senin, benim, onun gibi sıradan bir kız tek fark fazla çenebaz, hazır cevap ve felaket derecede yaratıcı! Cidden söyledii çoğu şeyi kırk yıl düşünsem aklıma gelmez diyeceğim şeyler. Hele taktığı lakaplar muhteşem Kitabı sır Deniz'in Tuna'nın şirketine bıraktığı CV'i okumak için bile almalısınız! Tam anlamıyla yeni mezun, tecrübesiz bütün işsiz, iş arayan arkadaşların duygularına tercüman oluyordu! Çaktırmayın çoğu zaman o CV'de yazanları bende düşündüm Deniz'in ev arkadaşı Yasemin'i çok sevdim tam bir arkadaş ve Deniz'i fazlasıyla tanıyan bir kızdı ve Deniz'in onu Mert'le yakıştırması ise... hmmm.... kitabın devamında onları daha fazla okumayı isterim şahsen. Tuna'nın sinir krizi geçirdiği kısımlar benim en eğlendiğim kısımlardı neden bilmiyorum ama o satırlar gözümde Tuna'yı fena seksi yaptı Bir de Tuna'nın nikaha geldiği hali ve Abant'taki hali ve ve işte her zamanki hali adam seksiydi gözümde hem de fazlasıyla Ahh bir de şey vardı... kitabı çok beğenmiş olmam rağmen bir iki detay var eleştireceğim. Birincisi bazı yerlerde imla hataları vardı ama üzerinde durmaya değmez nazar boncuğu gözüyle bakıyorum ben ona diğer eleştireceğim yer ise keşke bir üçüncü ağız bir Deniz tarafından yazılmasaydı tek bir bakış açısıyla daha iyi olabilirdi ama yine de şikayetçi olamıyorum çünkü bu sayede Tuna'nın tarafını da okuyoruz kendi eleştirdiğim şeylere kendim cevap verdim Kıssadan hisse. Kitabı beğendim ve kitabın sonundaki "DEVAM EDECEK" yazısı gözlerimi pörtletti. Bu daha fazla Tuna daha fazla Deniz demek ve daha fazla eğlence kim hayır diyebilir ki :)) Sanırım devam kitabında da o olaylar çözümlenir diye düşünüyorum Tam anlamıyla romantik komediydi. Hani şu Jennifer Aniston'ın oynadıklarından olan Ben beğendim ve tavsiye ederim okuyun kesinlikle eğleneceksiniz ve seveceksiniz. Ayrıca Ephesus'u tebrik ediyorum tam anlamıyla konuyu yansıtan bir kapak olmuş çok uyumlu konuyla diyerek yorumumu bitirip sizlere iyi geceler diliyorum

Baskı: Aşk Gelince (American Heiresses, #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/02/julieanne-maclean-ask-geline-amerikan.html Historical Romance (Tarihi aşk romanı) seriyorum arkadaş!!! Dükler, leydiler... ımmm muhteşem bir zamana ve çok güzel aşklara yelken açmama neden oluyor! Yazarı ilk Ephesus Yayınları ile tanıdım. Amerikan Varisleri serisinin ilk kitabını çıkararak yeni bir yazar keşfetmemi sağladılar ve hep heyecanla yeni kitabını bekleyeceğim bir yazar da oldu J.MacLean. Hatta Epsilon'dan da yeni kitabı çıktı MacLean'in her ne kadar bir yazarı bir yayın evi çıkarmalı kitaplarını diye düşünsem de yine de okuyacağım o kitabı da. Her neyse ben bu kitabı çok beğendim! nokta bitti söze gerek yok falan dememi beklemeyin demeyceğim. Baya uzun kitap içeriğine giren bir yorum yapacağım :) şaka şaka yapmayacağım sadece bol alıntılı bir yorum olacak :) Öncelikle yazarın dilini sevdiğimi fark etmişsinizdir yoksa yazarın 3. kitabını almazdım. Bece bu türde gerçekten iyi yazan yazarlardan biri kendisi her ne kadar McNaught ve Garwood kalemi ile kıyaslanamasa da :) Onlar benim 'number one'larım :)) onlardan sonra bu türde gözüm kapalı önerebileceğim bir yazar J.MacLean! Kitap ise çok güzeldi. Kurgusu diğerlerinin yanında daha çok hoşuma gitti. Daha sempatik sevimli ve daha aşk dolu geldi. İmkansıza aşık olmak... müstakbel kocanın kuzenine aşık olmak... ımmm bu aşkın filizlenmesi, karakterlerin birbirinden ayrı kalma çabaları ve bütün iftiralara rağmen Adele'in Damien'a inanması... işte bu ya dedirtti. Hani normalde kitaplarda kadın karaktere sevdiği adam hakkında atılıp tutulur sonra kadın adamı terk eder adam gelip doğrusunu söylese de inanmaz... çoğu kitaplarda hatta filmde durum böyledir ama Adele'in inanması... Damien'a inanması çok güzeldi. Tamam belki biraz inanmasında James'in payı olabilir ama olsun! :)) Damien'ın Adele'in ruhundan anlaması onun içindeki gerçek Adele dokunması hoşuma giden kısımlardı ama en çok beğendiğim kısım ise Damien'ın büyük annesi için ağlamasıydı! Düşünsenize, ulaşılmaz yakışıklı bir kahraman ağlasın, bir kadının tesellisine ihtiyaç duysun! çok güzeldi.... Serinin bu kitabı cidden diğer ikisinden daha iyiydi bence ben daha çok sevdim!

ÖncekiSayfa 31 / 42Sonraki