inci
@inci

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Ünlü Aşk
7/1029.11.2015

Baskı: Ünlü Aşk

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/burcu-bahtiyar-unlu-ask.html Ve bir Türk yazar daha keşfetmenin hazzı paha biçilemez :D Uzun zamandır rafımda okunmayı bekleyen kitap Ünlü Aşk, yazarın ikinci kitabının da çıkmasıyla okundu. Tabi peşinden ikincisi de okunacak ;) Burcu Bahtiyar, içerisine polisiye harmanlanmış aşk romanı yazarı, kitabında soluksuz film tadında bir kurguyu ele almış. Aşk kısımları biraz geride kalsa da polisiye kısmı fazlasıyla doyurucuydu! Heyecan hep vardı bu da kitaptaki hareketin bitmesini engelliyor. Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; Can Taker, ünlü Hollywood film yıldızı Türkiye'ye yeni filminin sahnelerini çekmek için gelir, ancak aldığı tehditler için Türkiye'de kendine bir koruma tutmak zorunda kalır. Bodyguard Ajansında çalışan Karen Yağız ise, ülkesine gelen film yıldızının yeni koruması olur. Hiçbir şeyden haberi olmadan girdiği bu işte aslında hiç de sıradan saldırılara maruz kalmadığını fark etmesiyle işler sarpa sararken, Can ile arasındaki çekime de karşı koyamaz. Ateşlenen silahlar, kurulan tuzakların arasında yeşeren bir aşk diyebiliriz aslında. Ekşın devam ederken aralarda aşk ile de renklendirilmişti kurgu. Kitapta şahsen eksikliğini duyduğum kısımlar vardı. İçerisinde aşk katılmamış olsa ve biraz daha polisiye kısıma ağırlık verilse, kitap tam anlamıyla polisiye olabilirdi, ancak aşk katılmıştı ve sanki aşk kısmı polisiye kısmın biraz gerisinde kalmıştı. Ben öyle hissettim. Okurken Can ve Karen'in aşkı nasıl olacak nasıl sonlanacaktan çok bu olayların ucu nereye bağlanacak, suçlu kim modundaydım. Can ve Karen aşkını daha derinlemesine okumayı isterdim, daha hissederek... bu kısımda bir eksiklik hissettim ne yazık ki. Aşk kısmının eksikliğini saymazsak beğendiğimi söyleyebilirim ki zaten yazarın diğer kitap Ölümsüz Aşk'a da bu yüzden şans verip onun nasıl olduğuna da bakacağım. Gelecek vaat ettiğini düşündüğüm bir yazar, kalemini geliştirirse bence güzel eserlere imza atar. Ülkemizde polisiyeyi aşkla harmanlamayı başarılı bir şekilde yazan çok nadir yazarlar var. Bence Burcu Hanım'da kalemini geliştirirse onlardan biri olabilir. Bir deneyin, başlarda sıkıcı gelse de, sonradan beğeneceksinizdir. Toprak'ın mızmızlığını es geçersek Can'ın egosu yüksek aktör havalarını beğeneceksinizdir.

Baskı: Ruhumdaki Canavar (Monster in His Eyes, #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/j-m-darhower-ruhumdaki-canavar-monster.html Yoksa siz hala Ignazia Vitale ile tanışmadınız mı? Ne büyük eksiklik! Gözlerindeki Canavar'dan sonra kelimenin tam anlamıyla deli gibi merak ettiğim Vitale'in iç dünyasını okuma fırsatını asla kaçırmayan ben... yorumumla karşınızdayım! Gözlerindeki Canavar kitabıyla tanıdığımız Ignazio Vitale ve Karissa Rita'nın hikayesi bu kitapta da soluksuz devam ediyor. Tabi tek bir farkla, bu sefer kitabı anlatan Vitale'in ta kendisi. Zaten kitabı ilk kitaptan ayıran, nefes kesici yapan, duyguları karman çorman hale getiren de bu. Vitale'in karanlık iç dünyası... pişman olmadan yaptıkları.. aşkı... intikamı... bütün bunların yanında kendi iç savaşı... İşte bu noktada ilk kitaptan sıyrılıp bambaşka bir şey haline geliyor. Daha çarpıcı, daha yoğun, daha nefes kesici... kelimelerin yetersiz kaldığı bir çok şey daha... Fazlasıyla gizemliydi Vitale benim için ilk kitapta, yaptıkları amacı, duyguları... her şey bir sır perdesinin ardındaydı bu kitapta onu bütün çıplaklığı ile okumak... tereddütleri, korkuları ile okumak paha biçilemez hale geldi. Kitabı bitirdiğim gibi yazıyorum yorumu ve o kadar karmaşık duygular içerisindeyim ki... çevirdiğim her sayfada bitmesini istemediğimi fark ettim hele ki son 50 sayfayı... okumamak için kaç gün kitabın kapağını açtım kapattım anlatamam. Ama bitti :( ne yazık ki... lk kitabın bitiş yerinden sonra Karissa'nın Naz'ı nasıl affedeceğini merak etmiştim, gerçi Naz'ın da Karissa'dan vazgeçmeyeceğini alttan alttan biliyordum. Ama... itiraf etmek gerekirse, Naz'ın Karissa'ya gitmesini söylediği yer... ona sebep olan olay... -okuyan bilir- ben affedip geri döner miydim bilmiyorum ama Karissa'nın döndüğünde Naz'a söylediği o iki kelime "seni özledim," Naz'ın kazandığı, mutluluğu yakaladığının göstergesiydi. Evet, aralarındaki yaş farkı göz önüne alındığında garip gelebilir ama bazen yaş farkından önemli şeyler vardır. Duygular... kalp... ne istediğin... gibi. Karissa, Naz'ı istedi tıpkı Naz'ın Karissa'yı istediği gibi... her şeye rağmen Karissa'nın Naz'la kalması... Bütün eleştirel yerleri noktaladı! Aşk... tek kelimeyle her şeyi affedilir hale getirdi. Ne diyorum ben ya... koptum iyice... Neyse... Kitabı okuduğunuzda özellikle Naz'ın Peter Pan hakkında söylediği yeri, dikkatli okuyun. Naz size farklı bir bakış açısı kazandıracak ;) Bu kitap dediğim gibi bambaşkaydı. İlk kitaptan çok daha iyiydi. Bir yazarın bir seriyi hem kadın hem erkek tarafından anlatması neyse de anlatırken bambaşka bir dil kullanabilmesi, duyguları mükemmel bir şekilde kelimelere dökebilmesi, kötü adam olan bir karakteri bu kadar mükemmel anlatması... takdir edilecek bir yetenek. Ne demek istediğimi kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız. Sizleri bilmem, ama J. M. Darhower benim favori yazarlarımdan biri artık! Yazarın bütün kitapları okumayı istiyorum. Ki sanırım yazarın yeni kitabı çeviriye verilmiş ve bu yazarın dilini çözmüş olan bir çevirmenin ellerinde kitap! Yani emin ellerde ;) Ne diyelim beklemedeyiz onu da =) Ben sizlere bu seriyi şiddetle tavsiye ediyorum. Ben bayıldım, sizde bayılırsınız bence! Monster in His Eyes serisinin kitapları: Gözlerindeki Canavar Ruhumdaki Canavar

Baskı: Tess'in Gözyaşları (Monsters in the Dark, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/pepper-winters-tessin-gozyaslar.html Uzun zamandır çıkmasını beklediğim bir kitaptı ve haklarının aldığını duyduğum zaman nasıl heyecanlandığımı anlatamam. Okuduğum hiçbir yorumda kitap hakkında tek kötü bir şey duymamıştım ve okuyunca fark ettim ki gerçekten de... eleştirilecek hiçbir yanı yok kitabın! Pepper Winters'ın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı Tess'in Gözyaşları, aynı zamanda Karanlık Serisi'nin (Monsters in the Dark) ilk kitabıdır. Çeviri mükemmel, kurgu kusursuz, olay döngüsü sürükleyici, akıcı ve elinizden bırakamayacak kadar merak uyandırıcı. Hani bazı şeyler vardır ya anlatılmaz yaşanır dersiniz... bu kitap kelimelerle ifade edilemez ama okunarak hissedilir, yaşanılır... işte o zaman bu kitabın hakkı verilir. Ne kadar iddialı konuştuğumun farkındayım ama her övgüyü hak eden ve hit olabilecek bir kitap! Zaman zaman tüylerinizi ürpertecek, sinirlerini bozacak, ama sonra yaşanan olaylar, duygu yoğunluğu, fiziksel ve ruhsal çekimlerin sonunda oluşan duygu karmaşalarıyla da kalbinizin pır pır etmesine aynı zamanda hayal kırıklığı yaşamanıza sebep olacak bir kitap... sonunda yüzleşmek zorunda kalacağınız gerçeklerle ağzınız açık kalacak ve şaşkınlığınız doruklara çıkacak. Kötü görünen Q. Mercer'ın kalbinizi feth etmesine sebep olacak detaylar kitabın içerisinde gizli... işte o detayları öğrendiğinizde... aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark edeceksiniz! Görünenin altındakini arama isteğiniz artacak ve serinin ikinci kitabını büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceksiniz... Kitabın konusunu anlatmayacağım zaten arka kapak yazısında yeterince anlatılıyor ve bu kitabın içeriğine dair yapılan her yorum spoiler olacağı için size ne Tess'den ne de Q.Mercer'dan bahsedeceğim... Sadece size okuyun diyeceğim! Bu kitaba dair herhangi bir şey daha söylemeyeceğim, aslında söylemek istediğim çok şey var ama kitap içeriği korkusundan susuyorum. Size sadece şunu söylüyorum: Okuyun! Seveceğinizin garantisini veriyorum! 5 üzerinden 5'lik bir kitap!!

Baskı: Aranan Aşk Bulundu (Searching For #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/jennifer-probst-aranan-ask-bulundu.html Bir Jennifer Probst kitabı daha bitiren okurum ben... yazarın kitaplarını nasılda çok sevdiğimin farkındasınızdır diye düşünüyorum. Neredeyse çıkan her kitabını okumak için alıyorum. Son çıkan kitabı da dahil buna :) Yazarın akıcı, romantik ve eğlenceli kurguları bana hep romantik komedi filmlerini anımsatıyor. Anında bitiyor ve tadı damağınızda kalıyor. Kısacık, sıcacık, romantizm ve aşk dolu hikayelerinde okuru sıkmadan, gereksiz detaylara girmeden, bazen eğlendirerek bazen sinirlendirerek kurgusunu kaleme alan yazar, bu kitabında da okurlarını şaşırtmadı. "Aranan Aşk Bulundu" kitabı yazarın, Searcing For serisinin ilk kitabı, seri 5 kitaptan oluşuyor ve son kitap yani beşinci henüz yayınlanmadı yurt dışında. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, çöpçatanlık ajansı olan Kate, iki arkadaşıyla beraber karşılarına hayatlarının aşkını bulmak için gelen bekarlara yardımcı olup onlar için uygun buldukları eşlerle tanıştırmayı amaçlayarak,sonsuz aşk ve mutluluk vaat ediyorlardı. Ancak bir gün boşanma avukatı olan Slade'in kız kardeşi bu ajansa üye olunca kardeşini korumak için ajansa gider ve olayların akışının sonunda ajansa üye olup kendisi için uygun kadınlarla tanışmak için görüşmelere başlar. Ancak hiç de tahmin etmediği anda karşısındaki kadından etkileneceğini düşünmemişti. Slade aşka inancını kaybetmiş, sonsuza kadar mutluluk inancını yitirmiş bir adam olarak Kate'i sadece cinsel anlamda arzuladığını düşünse de aralarındaki enerji bunun tam aksini gösteriyordu. Slade ve Kate arasındaki çekim romantik ve eğlenceli bir şekilde ortaya konulurken aralarındaki inkarlar, inatlaşmalar, kıskançlıklar ikisinin çekime yenilmesine neden olacak. Ama yine de her şeyi birbirleri için karmaşık hale getirmenin bir yolunu bulacaklar...Böyle kısacık kitapları anlatmak veya yorumlamak benim için her zaman çok zor olmuştu, çünkü anlattığım şey kitap içeriğine girecek, heyecanını yitirecek ve okuma hevesinizi kıracak endişesi içerisine giriyorum. Bu yüzden kısa keserek kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Romantik bir şeyler arıyor ve okurken kıkırdamak istiyorsanız bu yazarın kitaplarına el atmalısınız :) Ahh bir de bu kitapta da "Marriage to a Billionaire" serisinde adı geçen sihir kitabının olması da ayrı bir olaydı. :) Doğru bildiniz Kate'de inanmasa da bu sihre başvuranlardan... hayır yani sonunda ben de o büyüden yapacağım :)

Baskı: Tutkunun Sırrı ( Sır Serisi # 2 )

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/oyku-odabas-tutkunun-srr-sr-serisi-2.html İntikamın Sırrı kitabını okuyup birkaç gün sonra Tutkunun Sırrı'na başladım ve oradaki karakterler hafızamda tazeyken bunu okumak çok daha eğlenceli oldu benim için. Bir yazarın iki kitabını okuyunca ister istemez bir kıyaslama moduna giriyorsun. Bende de öyle oldu. İntikamın Sırrı'ndan sonra bu kitap bence çok daha iyiydi dedirtti bana. Neden mi? Öncelikle anlatım geçişlerinde kimin tarafından anlatıldığı isimlerle belirtilmişti.Geçen yorumumu okuyan bilir ben çok tahlihsiz bir başlangıç yaparak İntikamın Sırrı kitabının düzenlenmemiş halini okudum, dolayısıyla anlatım geçişlerinde fazlasıyla karışıklıklar yaşadım ancak bunda o durum ortadan kalktı. Bunun yanı sırada yazarın kalemi bir tık daha iyiydi. Kurgu diğerine göre bir tık daha heyecanlı gibiydi ve olay bütünleri birbirine güzel bağlanmıştı. İlk kitapta mesela Zafer Ekin belasıyla uğraşırlarken bu kitapta birkaç bela vardı ve hepsi arasındaki geçişler güzel oturtulmuştu. İntikamın Sırrı'nda Duru'nun işkence sahnelerinden sonra bu kitapta Şule'nin başına gelenler, Batı'nın verdiği tepkiler falan düşünüldüğünde... sanırım bende biraz sadistlik var ama o kısımları çok sevdiğimi söylemeliyim sadece yazar belki biraz daha cüretkar davranıp daha fazla detay verseydi o kısımlar daha eşsiz olurdu sanki. İlla eleştirmek gerekirse bu kısmı eleştireyim :) Demir'in dengini bulması, Rüzgar'ın aşkı ve Poyraz'ın tutulması ve duygularının daha o farkına varmadan sevdiği kadın tarafından yüzüne vurulması süperdi! :) Sonunda bu küçüklüğü elinden alınmış beş genç adamın mutluluğa ulaşma yolculuklarına başlamaları çok hoş oldu :) Ayrıca Toprak'ı ev erkeği yani karısının sözüne bakan bir adam olması... hahah :D çok eğlendim ben onlarla ya :D bu herkesin korktuğu beş adam nasılda sevdiği kadınlar için kukla moduna girip yumuşuyorlar :) yerim ki ben onları. Bir de bu kitapta şöyle bir durum vardı... bu bende 3. kitap gelecek hissi uyandırdı. Kitapta Rüzgar ve İpek arasında cereyan eden olayların henüz sonlanmadığı düşünülürse, bence bir 3. kitabı hak ediyor. Kitabın kurgusunu beğendim, olay döngüsünü de beğendim, mafyavari olaylarını bile sevdim ancak şu kitap tek bir kişi tarafından anlatılsaydı ya da sadece yazar tarafından bir anlatıma sahip olsaydı benim için 5 üzerinden 5 lik bir kitap olurdu.

Baskı: Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/nalini-singh-meleklerin-kan-guild.html Normalde melekli şeytanlı kitaplar okumam biliyorsunuz, okuduklarım da zaten sayılıdır. Ancak Meleklerin Kanı, ilk basımından sonra çok söz ettirmiş ilk çıkan yayınevi dolayısıyla almaya cesaret edememiştim. Seri bitmeden okumam diyordum ki imdadıma Yabancı Yayınları yetişti. Serinin devamını kısa sürece getireceklerinin güvencesiyle okudum kitabı ve her bir satırından ayrı bir haz aldım kitabın. Süperdi! Ve şimdi heyecanla 2. kitabı bekliyorum. Nalini Singh'in Kara Zırh kitabını okumuştum, gerçi o kısa bir şekilde kurgulanmıştı ama yine de kalemini sevmiştim. Kurgusal gücünü de... Ondan sonra Meleklerin Kanı'nı okumak, tatmin edici uzunluk, heyecan verici bir kurguda kitap oldu benim için. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekise; vampir avcısı olan Elena bir gün baş melek Raphael tarafından bir iş teklifi alır ve geri çevirme şansı yoktur. Bundan daha önemlisi de... bu sefer bir vampir avlamayacak olması ve kaybetme gibi bir şansının olmamasıdır. Bu av peşinde koştururken neyin içine düştüğünü öğrenmeye başlayan Elena hem kendi hayatını hem meleklerin hem insanların hayatının nasıl bir tehlikede olduğunun da farkına varır. Her gecikme bir şeyleri kaybettiklerini gözler önüne sererken bu kovalamacanın içinde baş melek Raphael ile aralarındaki kıvılcım onların inkar edemeyeceği ve ret edemeyeceği boyuta kadar çıkmaya başlamaktadır. Kitap, avcı Elena'nın son aldığı işi tamamlama, çekimine kapıldığı baş melek Raphael ile baş etme ve düşmanıyla olan savaşlarını konu alıyor. Nefes kesici bir heyecan içinde sürüklenirken, Elena ve Raphael'in arasındaki çekime kapılıyorsunuz. Ben kitabı çok beğendim, bütün beklentilerimi karşılamanın yanında o kadar övgüden sonra sevemeyecek bir yer olacak mı diye düşünmedim değil ama her satırından ayrı bir keyif aldım. Son kitabına kadar merakla alıp okuyacağım bir seri :) Şiddetle tavsiye ediyorum, kesinlikle okuyun. Üstelik ikinci kitap Başmeleğin Öpücüğü çıkmışken. Hatta ikisini beraber alıp peş peşe okumanın hazzına varın =) Şahsen ben aldım ve heyecanla kısa zamanda okumayı planlıyorum =)

Bataklık Meleği
10/1004.11.2015

Baskı: Bataklık Meleği

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/laura-landon-bataklk-melegi.html "O, diğer kadınlar gibi bir erkeğe aşık olma hakkının olmadığını düşünerek yıllar önce kapattığın kalbinin kapılarını yeniden açtı." Yine Laura Landon ve yine muhteşem bir kurgu! Klişe konular,klişe historical romance karakterleri yerine o dönemin aykırı karakterlerini konularını kurgulayan Laura Landon bu kitabında da yine bambaşka bir şey yapmış. Klişelikten uzak olması benim nazarımda mükemmel bir şeyken bunu bir de kalemine kusursuz yansıtması ve kurguyu da bir o kadar güçlü kurması takdirimi alıyor. Kitabın konusu; genelev patroniçesi olan Hannah arkadaşlarının düzenlediği partiye katılmak için gittiği evde bir papazla karşılaşır. Londra'da Lord ünvanını alan Rafe kendini insanlara yardım etmeyi amaçlayarak papaz olmaya karar vermiş ve yıllarını bu kararla geçirmişti. Yengesinin düzenlediği partide tanıştığı Bayan Hannah Bartlett dikkatini çekmiş olmakla kalmayıp kalbini de çalmıştı. Ancak Hannah hakkındaki gerçeği öğrendiğinde ilişkileri hiç kolay olmayacak ve daha da kötüsü Hannah'ın sır gibi saklanan geçmişi Hannah'ın Rafe'den uzak durmasının nedeni olmaktadır. Bu iki gencin önünde bir de Hannah'ın düşmanları vardır.. Heyecanlı bir kitaptı. Hannah ve Rafe arasındaki gelişmelerin yanında Hannah'ın genelevdeki olayları da soluksuz okunacak cinstendi. İşte bu kadının kalemini bu yüzden seviyorum. Bir genelev patroniçesi, fahişesi Hannah ile bir papaz olan Rafe... Eğer tarihi aşk romanı okumak ve değişik bir şeyler istiyorsanız bu kitabı kaçırmayın. Daha da önemlisi... bu yazarın hiçbir kitabı es geçmeyin! Aşk romanı okularına tavsiye edeceğim bir kitap daha... benim severek takip ettiğim bir yazar ve dediğim gibi değişik kurgularıyla kalbimi çoktan fethetti. Sizlere de tavsiye ediyorum okuyun bu kitabı ve bu yazarın diğer kitaplarını.

Baskı: Karanlığın Külleri

4,5 stars, http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/11/ilknur-birdal-karanlgn-kulleri.htm ~~~*~~~ "Seninle ben olmayacak Devrim biz olacağız. Bir bütün olacağız. Hem de öyle güzel olacağız ki, bakan hayran duyan aşık olacak." ~~~*~~~ Satılık kitabını okuduktan sonra Devrim hayatını deli gibi merak eden bir okur olarak Karanlığın Külleri'ni okumazsam olmazdı diyerek başlıyorum yorumuma. Satılık kitabı ile tanıdığımız İlknur Birdal'ın heyecanlı kalemi Karanlığın Külleri ile devam ediyor. Açıkçası ilk kitaptan daha iyi olduğunu düşündüm diyebilirim. İlk kitapta olan heyecanlı atraksiyon kurgusu bu kitapta karakterlerin iç savaşları ve birbirleri ile savaşmalarında vardı. Köküne kadar aşk kokuyordu kitap resmen! Sevdim ben :D Detaylı yoruma ve alıntılara girmeden önce kitabın konusuna değinmek istiyorum; Karanlığın Külleri, Satılık kitabından tanıdığımız Devran'ın ağabeyi Devrim'e yıllardır aşık olan Afra'nın Devrim'in kalbine girme çabasını konu alıyor. Önce Devrim'e yakın olmak için iş ortaklığı kurmaya çalışıyor bu sırada da kalbine sıza bileceği ortamı yaratmaya çabalıyor. Ancak hesaba katmadığı şey ise Devrim'in Selin'e karşı olan duyguları, onunla yaşadığı tecrübe ve Selin'in geride bıraktığı enkaz... Her şeyle baş edebileceğine inanan Afra, aslında hiçbir şeyin sandığı gibi olmadığını anlıyor... Çok acı bir şekilde en savunmasız anında kalbi Devrim tarafından öyle bir kırılıyor ki... işte o an pes ediyor... ne yazık ki bazı insanların değeri kaybedilince anlaşılır hesabına Devrim, Afra'nın yokluğunda ona karşı olan duygularının farkına varıyor, ama iş işten çoktan geçmiş oluyor... Afra'nın sonsuz aşkı... Devrim'in yaptığı eşekliğe rağmen Afra'ya geç kalmama çabası...ve birbirlerine karşı verdikleri savaşın acı tatlı sonuçlarını bize sunan kitabın sonunda mutlu son vaadi ise pahabiçilemez! Tamam farkındayım baya kitap içeriğine girercesine yaptım kitabın tanıtımını ama ne yapayım o an kendime hakim olamadım ve şuan da o kısımları düzenlemek istemiyorum :) çünkü o kadar güzel yazmışım ki kitabın konusunu ;) diyerek kendimi öveyim :D Özellikle demek istediğim bir kısım var. Afra bir konuşma sırasında Devrim'e, "Umarım bana geç kalmazsın Devrim," diyor. Anlatılanların sonunda öyle bir yer var ki... Devrim.. Afra'ya geç kaldın be! diyesim geldi. Ki o acıyı da hak ettin Devrim diyerek de sinirimi kusma isteği uyandırdı bende. Kitapta ilk kitabın karakterlerinin de yer almasını oldukça sevdim, seri kitaplarda bu durumu çok seviyorum. İlk kitapta okuduğunuz karakterlerin ikinci kitapta evli mutlu çocuklu olması onların o aşk enerjisi kitaba ayrı bir hava katıyor. Burada da Hüzün ve Devran ile Umut ve Aysel'i okumak çok güzeldi. Daha fazla Emir ve Asi isterdim ama onların hikayesinin ayrı bir kitabı hak edecek kadar olaylı olduğunu düşünüyorum ki bunu ben Satılık kitabını okurken de düşünmüştüm. Afra isminin anlamını okurken merak etmiş hatta ilk sayfalardan sonra bakmıştım da ve bunun kitaptaki konuya ince bir şekilde işlenmesi süperdi. Bu konuda İlknur Hanım'ı özellikle tebrik ediyorum. Kitaba dair söylemek istediğim çok şey var... Devrim yaptıklarına kızmak, Afra'ya hak vermek gibi... detaylandırmak isterdim bu hislerimi ama kitap içeriğine girmek istemiyorum. Dolayısıyla yorumumu bitirmek en doğrusu sanırsam. e kadar çok konuştum. Şu an bu yorumu yazıyorum ya diğer yandan da İlknur beni sıkıştırıyor hadı yorumunu merak ediyorum diye :D böyle baskı altında yorum yazıyorum sevgili takipçiler :P Onu biraz daha çatlatmak adına oyalanıyorum ama sanırım artık bitireceğim yorumumu :) ne de olsa alıntıları da yazdım geriye pek bir şey kalmadı. Ahh, unutmadan. Satılık'tan çok daha güzeldi bu kitap. Kurgu ve duygusal açıdan daha doyurucuydu ve İlknur Birdal'ın bu kitabıyla fark ettim ki kalemini daha iyiye götürmüş. Yazarın sıradaki kitabı yanılmıyorsam Tadımlık Aşk olacak, o bu iki kitabına nazaran romantik komedi türünde. Hikayesi şimdilik watpadde devam ediyor bir el atabilirsiniz bence ;) Yorumumu artık bitiriyorum ancak şunu da söylemek istiyorum. Sakın bu kitabı okuyarak başlamayın yazarın kitaplarına. İlk kitap Satılık ikinci kitap Karanlığın Külleri. Sıralı okumak kurguyu anlamanız açısından daha önemli.

Baskı: İntikamın Sırrı ( Sır Serisi # 1 )

7 yıldız (oda anlatımdaki geçişlerden yoksa 8 verirdim :) http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/oyku-odabas-kanneci-intikamn-srr-sr.html ~~~*~~~ "Bana zarar vermeyeceksiniz, öyle mi? Beni çoktan öldürdünüz, haberiniz yok sizin. Artık tetiği siz mi çekeceksiniz Zafer mi? Tek soru bu." ~~~*~~~ Bu kitabı bana şiddetle öneren bir kuaföre sahibim :) ciddiyim bakın :) bir gün kızcağızın elinde bu kitabı gördüm anlata anlata bitiremedim ve içimdeki merak meydana çıktı ve okudum bir çırpıda. Güzeldi... eksileri vardı elbette ki benim özellikle hoşlanmadığım bir şey daha vardı ama kurgu olarak... çok güzeldi. Detaylı bir şekilde açıklayacağım her sözümü :D Öykü Odabaş Kanneci, oldukça merak uyandırıcı bir kurgu yeteneği var yazarın, karakterlerin tarifi, olayların gidişatı ve kurgu bütünlüğü çok iyiydi. Anlatım da fena değildi sadece tek bir kişi tarafından anlatım yoktu. Yani demek istediğim anlatım bir Toprak bir Duru bazen diğer karakterler tarafından anlatılıyordu ve bu bir uyarı yapılmaksızın değişiyordu. Hadi onu da geçtim sayfalarca anlatım sonra değişim de olmuyordu zaman zaman bu durum açıkçası okurken beni rahatsız eden tek şeydi. Beni bilirsiniz, takip eden az çok neden hoşlanıp neden hoşlanmadığımı çözmüştür. Anlatım arasındaki geçişler, çok sık geçişler özellikle beni çok rahatsız eder kitabı okurken. Şu kitap... şu kurgu ya sadece Toprak ya da sadece Duru tarafından anlatılsaydı nasıl olurdu diye düşünüyorum da... daha etkileyici olurdu kesinlikle. Ya da sadece yazar tarafından anlatım... işte o kitabı doruk noktasına taşırdı! Çünkü kurguyu beğendim ben... güzeldi. Tek takıldığım anlatımdaki geçişler oldu. Kitabı eleştirebileceğim tek şeyi de söyledikten sonra gelelim beğendiğim kısımlara... belki bir çok yazarın es geçeceği işkence kısımları ve bundan haz alınması ya da rahatsız olunması kısımlarını yazar çok güzel anlatmıştı. Açıkçası okurken gözümün önünde çok rahat canlandırabildim ve detaylarla ve duygularla bir okur olarak beni tatmin etti. Karakterleri sevdim... hemde çok sevdim. Özellikle ortak bir acının bir araya getirdi bu genç adamların hayata karşı duruşları, karakterleri ve kendilerini yetiştirmiş olmaları... süperdi.! Hayranlık uyandırdı bende! Sanırım ilk defa bir yorumun sonuna kitabın konusunu yazacağım ama kaptırdım gitti işte :D Kitap; küçük yaşlarda aynı sebepten ailesini kaybeden beş genç adam ailesinin intikamını almak için katilin kızını kaçırırlar. Kıza kendilerince işkence yapıp videoyaya kaydedecek ve babasına göndereceklerdi ancak işler tahmin ettikleri gibi gitmedi. Vicdanlarına yenik düşerken Toprak kalbine de yenik düştü. Duru'nun masumluğu, yalnızlığı ve güzelliğine kapılan Toprak kalbine söz geçirmeye çalışsa da duygularına karşılık alacağını bilmenin verdiği düşüncelerle savaşmayı bırakır ancak... ne yazık ki Duru'nun babası onların peşini bırakmamaya karar vermiş ve her şeyi gözden çıkarmıştır. Aşklarını yaşamaya hevesli olan Toprak ve Duru, yanlarında olan ve kardeşleri haline gelen diğer dört adamla geçmişin intikamını almaya ve mutlu olmaya çalışmalarının hikayesi... Kurgu ve karakterleri beğenmenin verdiği duygularla yazarın ikinci kitabını da okuyacağım. Ancak dediğim gibi anlatımda biraz sorun yaşadım ancak idmanlı olduğumdan ikinci kitap Tutkunun Sırrı'nda aynı bocalamayı yaşamam diye düşünüyorum.

Gerçek Aşk Hikayesi
2/1027.10.2015

Baskı: Gerçek Aşk Hikayesi

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/willow-aster-gercek-ask-hikayesi.html Imm... çok kararsız kaldığım kitaplardan biri.. açıkçası beklentilerim yüksek başlamıştım kitaba ve ne yazık ki beklentilerimi karşılayacak bir kitap olmadı. Kitapta bir şeyler eksikti sanki... fazla mı duygusuz geldi anlamadım. Bir şeyler olmamış gibiydi... Direk yoruma başladığım nadir kitaplardan biri oldu "Gerçek Aşk Hikayesi". Aslında kitabın konusunu okuduğumda seveceğimi düşünmüş öyle başlamıştım. Fena da başlamamıştı hani kitap... Ama kitapta bir şeyler bana yetersiz geldi... Ian'ın duyarsız tavırlarına karşı Sparrow'un yüce gönüllü davranıp bağışlayıcı olması mı yoksa duyguların yetersizliği mi çözemedim. İnkar edemeyeceğim bir şey vardı ki o da kitabın akıcılığıydı. Sevemesem de yarım bırakmak istemedim ama kitapta akıcı olunca çabuk bitti Allah'tan. Okurken sıkıldım diyemem, konu saçmaydı, o hata vardı böyle yapılmıştı falandı filandı diyemem. Kitabı kötüleyemem sadece benim beklentilerimi karşılamayan ve açıkçası duygu konusunda yetersiz bulduğum bir kitap oldu, ama yine de bazı diyaloglardan keyif aldığımı söylemeliyim... Tavsiye eder miyim? Bilemiyorum... size kalmış diyerek tercihi size bırakıyorum.

Beni Sev Diye
10/1024.10.2015

Baskı: Beni Sev Diye

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/asude-beni-sev-diye.html ~~~*~~~ William Bradley Barlow, hayatına giren en yanlış kadına "Benim ol!" demişti. Ve o kadın sadece bir saniye durup "Seninim," diye karşılık vermişti. Bu, delilikti... ~~~*~~~ Asude'nin yeni kitabı ayrıca son çıkan kitabı Beni Sev Diye okundu... eeeee bir tarihi aşk romanı olacak da ben okumayacak mıyım? Nerede görünmüş :) Asude'nin artık kaleminin nasıl olduğunu bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Türkiye'deki sayılı güzel romans yazarlarından biri benim için. Belki çok iddialı oldu ama altını çiziyorum benim için öyle =) Bu kitabında da yine güzel bir kurguyu işlemiş işlemesine ama kardeşlik ilişkisine değinmesiyle gönlümü fethetti. Dave ve Bradley arasındaki o ilişki o kadar güzeldi ki... Neyse,size kitabın kısaca konusunu anlatayım; yedi yıl önce Kristy ve Bradley evlenirler ama Bradley'in odunluğu, kütüklüğü ve pisliği yüzünden Kristy'i evden kovar ve evlilikleri o an o dakika bitmiş olur. İskoç güzeli olan Kristy o topraklarda yedi yılını geçirdikten sonra İngilitere'de çalışmaya karar verir. Kader işte o an ağlarını örmeye başlar. Kristy, kocasının yani Walsham Kontu Bradley'nin evinde çalışmaya başlar. Kocasının kendisini tanımaması ve daha da önemlisi kendisine karşı tavırları Kristy'nin kalbini kırsa da genç kadın bunun altında kalmaz ve o nokta da bomba gibi olaylar gelişmeye başlar. Asıl konu Kristy ve Bradley üzerinde ilerliyor gibi görünse de Bradley'in ağabeyi Dave'in de hayatını anlatıyor. Onun da fırtınalı aşkını, kalbini kaptırdığı kadınla imkansız bir yola girişlerini anlatıyor. Asude'nin kaleminde sevdiğim bir şey bu. Yan karakter gibi görünseler de hepsi neredeyse baş karakter gibi boy gösteriyor kitapta. Beni Sev Diye aslında Bradley ve Kristy'nin değil Dave ve Lilybeth'in de hikayesi. İki kardeşin hikayesi kısaca :) Kitaptaki bir diğer güzel şey de Gül ve Avcı'nın karakterleri Julian ve Evelyn Rosa'yı görmekti :) Ahh bir de sanırım bu kitaplar Tyrell ve Elnora için yeni bir kitap eklenir gibime geliyor :) umarım gelir çünkü Asude'nin kaleminden daha çok historical romance okumak isterim :) Ahhh bir de Ewan ile Charlotte hikayesi de bir kitabı hak ediyor gibi bir izlenime kapıldım. Bu bloggerdan yazar Asude'ye duyrulur ;) Kitabı aşırı derecede çok fena beğendiğimi söyleme gereği duymuyor sizlere hemen alıp okuyun diyorum :) Zaten bir historical romance okuru iseniz hiç kaçırmayın bu kitabı :)

Aşk Mutfağı
8/1020.10.2015

Baskı: Aşk Mutfağı

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/tugce-sargn-ask-mutfag.html Hani bazen bir şeyi okumaya başlarsınız da sanki film izliyormuş gibi hissedersiniz ya... işte öyle hissedeceğiniz bir kitap. Sadece şaşırtıcı bir sonu var devamını isteyeceğiniz bir serüven diyebilirim. Tuğçe Sargın, eğlenceli, romantik, güldüren zaman zaman hüzünlendiren ama çoğunlukla eğlendiren bir kalemle yazdığı kitabının her bir sayfasını büyük bir zevk alarak okuduğum yazarlardan biri oldu. Romantik komedileri zaten severim bunu kitaplarına aktaran yazarları da severim ;) Kitabın kısaca konusundan bahsetmek gerekirse; Menekşe İtalyan mutfağının inceliklerini ve yeni tatlarını öğrenmek isteyen başarılı bir aşçıdır. Bir gün İtalya'daki eğitimi başlamadan önce keşfe çıkar ve o sırada yolda kalmış bir genç adam yardım edeyim derken bu adam ile aralarındaki elektrik ikisini de farkında olmadan kuvvetli bir çekime döner. Ama asıl önemli nokta bu adamın kimliğidir. Adam yani Ricardo, Menekşe'nin çalıştığı oteller zincirinin büyük patronu olmakla beraber gözde bekarlardandır. Kitap, Ricardo ve Menekşe'yi bekleyen aşk, macera, kültür farklılıkları ve değişik yaşam tarzlarıyla eğlenceli, romantik bir dünyanın kapısını açıyor okurlarına.. Ben oldukça beğendim ve keyif alarak okudum kitabı. Şöyle bir bakıyordum da kitaba, nereyi eleştirebilirim diye sanırım hiçbir yeri... çünkü eleştirilecek hiçbir noktası yok kitabın. Ahh buldum var! :D Kitap biraz daha kalın olup da o şekilde bitmez ve devamını beklemek zorunda kalmayabilirdik ama kitabın yarım kalmasını eleştiriyorum, tadı damağımda kaldı sonunda dumur oldum resmen! "eeee devamı nerede şimdi bunun?" diye düşündüm! Kitabı çok beğendim ve keyifle okudum devamını bekliyorum ki bu kitap bu şekilde bitmemeli. Devamı gelmeli diyorum Tuğçe Sargın :) Ahh bir de İndigo Kitap sizi tebrik ederim kitabın içerisindeki küçük vespa simgelerini çok beğendim :)

Baskı: Sen Gittiğinden Beri (Fall Away #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/penelope-douglas-sen-gittiginden-beri.html Çıktığından beri aklımda olan ve beğenerek okuyup zevk aldığım bir genç yetişkin romanı "Sen Gittiğinden Beri". İsminin hakkını veriyor hani... :) Penelope Douglas'ın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı kurgusunu ve olay döngüsünü çok severek okudum. 4 kitap 1 novelladan oluşan Fall Away serisinin ilk kitabıydı Zaten novellası da çevrildi yayınlandı onda da erkek karakter tarafından okuyacağız kitabı :) Kitabın konusuna değinmek gerekirse; Tate çocukluk arkadaşı Jared'in bir yazı evden kendinden uzak geçirmesinin ardından döndüğünde bambaşka biri haline dönüşmüş olmasından sonra aralarının açılmasına ve Jared'ın kendisine kötü davranmasına anlam veremese de hayatına bir yön çizmeye çalışmaktadır. Tate bir seneliğine başka bir okulda okuyup geri geldiğinde her şey bıraktığı gibidir... değişen şey ise duygular... duyguların sebep açtığı olaylar... Tate, Jared'a ne olduğunu öğrenme peşindeyken aralarına giren engelleri aşabilecek mi? Jared'la arasını düzeltebilecek mi? Konu genel anlamda hoşuma gitti ama Jared'in Tate'den uzak durma sebepleri bence daha geçerli şeyler olabilirdi.O kadar büyütülecek bir şey gibi gelmedi bana... Ahh bir de Jared çıkmaması gereken bir kızla çıktı ve Tate bunu doğal karşılama moduna sinir oldum ne oluyoruz be moduna geçiş yaptım. Keşke öyle olmasaydı. O kıza ve Jared'a bir tepki gösterse fena olmazdı hani. Çeviri hakkında yorum yapmayacağım çünkü orijinal dilden okumadım kötüydü iyiydi diyemem çeviri için ama editör özenle elden geçirmeliydi kitabı çünkü cümle anlatımlarında zaman zaman hatalar vardı ve birkaç yerde imla hatası vardı bu beni rahatsız etti onlar da iyi olaydı kitap genel anlamda süper olurdu. Şimdi elimde "Seni Bulana Kadar" kitabı var. Bu kitapta olayların Jared tarafından anlatılmış hali... belki onun tarafından hikayeyi dinlediğimde haklı bulurum bilmiyorum ama merak ediyorum geçerli sebepleri kendince ne kadar önemliymiş.

Tutkulu Aşk
7/1014.10.2015

Baskı: Tutkulu Aşk

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/ozge-gul-tutkulu-ask.html Türk yazarlara şans veren bir blogger olarak tanındım gitti. :) Evet, yazarlarımızın iyi şeyler başardığını görmek güzel bir şey, gerçi son zamanlarda iyi yazar bulmak zor ama iyiler de yok değil. Bence Özge Gül de o iyiler kategorisine girebilecek bir kaleme sahip. Öncelikle Özge Gül'ün kaleminden bahsetmek istiyorum. Akıcı ve merak uyandırıcı bir kurgu yeteneği olmasının yanında okuru sıkmayan bir kalemi var. Çok kalın bir kitap olmasına rağmen başlangıçtaki tempo düşmüyor ve çizgisini bozmuyor bu güzel bir şey. Karakterlerin sinir bozucu davranışlarını ve zaman zaman karakterlerden sıkılsam da araya giren diyaloglar ya da olaylarla kitaba tekrar okuru çekiyor. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Serkan altı yıldır aynı yerde çalıştığı iş arkadaşı Melisa'ya aşıktır. Duyguları karşılıklı olsa da geçmişinden yaralı olan Melisa kendi elleri ile Serkan'ı başka kadına itmektedir. Kıskançlık, tutku ve aşk her karşılaştıklarında kendini gösterse de bu çift birbirinden uzak durmaya kararlıdır.Ta ki artık dayanılmayacak noktaya gelene kadar... Ancak bazen bazı şeyler için geç kalınmış olabiliyor. Kitapta, Serkan ve Melisa'nın birbirlerini hırpalayan, ama yine de kalplerinin nasıl bir attığının hikayesi. Tabi sadece bununla da kalmıyor yan karakterlerle hikayeyi hareketlendirmekten geri kalmıyor yazar. Ancak açık yüreklilikle söyleyebilirim ki ne Melisa'nın dengesiz, tutarsız ve güvensiz hallerini sevdim ne de Sedat'ın seni istiyorum ama onun da kalbini kıramam tavırlarını... Sanırım ilk defa bir kitapta baş karakterlerden haz etmedim. Tercihim benim yan karakterler oldu :) Bazen okurken Sedat ve Melisa arasındaki bu çelişkiler sıkılmama neden oldu, ben normalde ne istediğini bilen karakterleri severim. Evet, Sedat ne istediğini biliyordu ama yine de pes etmesi, geri çekilmesi ya da başka kollara yönelmesi bu istediği şeyle ilgili kararsızlığını demekti benim için. Melisa ise... tamam kızım senin psikolojik tedaviye ihtiyacın var. De get Allah aşkına ne dengesiz insansın sen! Vallaha Serkan'ın ya da Selin'in yerinde ben olsaydım Melisa'yı bir kaşık suyu bırakın bir damla suda bile boğabilirdim. Selin demişken... Selin Melisa'nın ev arkadaşı ve kesinlikle cesur, ne istediğini bilen ve sevgisini göstermekten çekinmeyen bir kız. Selin benim bu kitaptaki favori karakterim ;) Ayyy susuyorum yoksa çok konuşacağım :) Kitabı beğendim, dediğim gibi karakterlerin davranışlarından ve aptallıklarından sıkıldığım zamanlar oldu, keşke bu kadar tripcanlarda olmasalardı da tatlıya bağlansaydı dediğim oldu. Yine de kurgunun bütününü ele alırsak güzeldi. Sadece... Eksik bulduğum noktada spoiler falan dinlemeyeceğim söyleyeceğim. Serkan ve Eda'nın otel odasında aralarından geçenler... kitabın sonunda... o kısım bana biraz fazla mı basit kaldı ya da çok mu kolay bitti emin olamadım. Yani Eda'nın son karıştırdığı haltlardan sonra... ilişkilerindeki bu tür bitiş biraz olmadı gibi... daha başka olmalıydı bence, o kısım ne yazık ki beni tatmin etmedi. Ancak mutlu sonları severim, kitabın Serkan ve Melisa için mutlu son olmasına memnun oldum keşke Selin içinde aynısı olsaydı... Selin'in kitabını bu kitaptan daha bir hevesle okuyacağımı hissediyorum. Offf... tamam sustum ve yorumumu bitiriyorum. :)

Aşk Büyüsü
9/1008.10.2015

Baskı: Aşk Büyüsü

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/tuba-atc-cosar-ask-buyusu-aska-dair.html ~~*~~~ Bu, bu bambaşkaydı. Hiç bilmediğim, yaşamadığım bir duyguydu. Güneşin tadını almak gibi... En güzel çiçeğin özünü tatmak gibi... Esip giden rüzgara dokunmak gibiydi. ~~~*~~~ Uzun zamandır, daha doğrusu duyduğumdan beri çıkmasını beklediğim kitap Aşk Büyüsü çıktı... çıkmakla kalmadı aynı zamanda okundu ve bitti. ımmm.... sanırım Baran'a aşık oldum ve hain planlarım var onunla ilgili. Baran ile Ela'yı ayırmayı planlıyorum benimle olan var mı? ;) Onun gibi ne istediğini bilen ve sevdiği kadına sahip çıkıp, onu bekleyen adamlar lazım bizi değil mi kızlar ;) Neyse, önce Tuba Atıcı Coşar diyeyim... bir çocuk annesi olan yazarımızın akıcı bir dili, hissettirircesine duyguları yazması, merak uyandırıcı anlatımı ve sürükleyici konu kurgulandırmasını sevdim. Ha evet, zaman zaman sinir bozucuydu karakterler ama karakterlerin uyuzluklarını çok güzel hissettirdi yani Tuba tebrikler tatlım :) Kitabın konusunu kısaca anlatmak gerekirse, kalbi erkek arkadaşı tarafından kırılmış olan Ela havaalanında Baran'la tanışıyor derken Baran'ın, arkadaşı Kemal'in çok yakın arkadaşı olduğunu öğreniyor. Üstelik zamanında kalbi kırılmış olan Baran'da aşkı Ela ile tadarken Ela'da kalbindeki çarpıntılara engel olamıyor. Ela'da Baran'da geçmişlerindeki aşktan kalpleri yaralı olarak çıksalar da birbirlerinde tattıkları duyguların eşi benzerinin olmaması denemeye karar vermelerine neden olurken birbirlerine iyice kapılıyorlar. Ancak... bazen hayat adil olmuyor ve genç çiftin aşklarını büyük bir denemeye sokuyor. Kitabı okurken, beni en şaşırtan karakter Berk oldu. Adam tam anlamıyla beklediğimin aksi hareketler yaptı. Kara kedi olacağını düşünürken en yakın dostları oldu resmen... Didem ve Kemal ise... bambaşka bir olaydı. Hele ki Didem.. bayıldım ben bu karaktere :) Ela'yı hiç sevmedim, ama Baran'a tapınabilirim ;) Ahhh bir de Baran'ın kız kardeşi... o da tam benim seveceğim türden bir kız... onun da hikayesini merak ediyorum ve sevgili yazarım... Tubam onların hikayesini elime alıp okumak istiyorum bilmem anlatabiliyor muyum :) Kitap hakkında daha fazla konuşursam kitap içeriğine gireceğim o yüzden susayım, uslu uslu konudan ve karakterlerden bahsetmiş olayım :) Söylemezsem içimde kalacak şeyler var onları söylemek istiyorum :) Öncelikle Ela'nın bazı tavırları, davranışlarını çok salakça buldum ve sinir oldum. Tamam Baran'ın hatalı olduğu kısımlarda vardı yoktu değil ama Ela'nın bu kadar güvensiz olması, sinir bozucu. yaralı olduğun konular olabilirdi ama yine de eğer seviyorsan güveneceksin, güveniyorsan da onun sözlerine inanacaksın. Ela'ya bu konuda sinir olduğumu inkar edemem ama tabi Baran'da yanlış yaptı tarafsız olacağım. Tuba Atıcı Coşar... tatlım tebrikler, güçlü bir kalemin var sıradaki kitabını bekliyorum. Sakın yazmayı bırakma :) Size de kitabı tavsiye ediyorum ben çok beğendim bence bir okuyun ;)

Bir Günah Gibi
9/1005.10.2015

Baskı: Bir Günah Gibi

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/10/burcu-buyukyldz-bir-gunah-gibi-askn.html ~~~*~~~ "Yaşadıkların eskisi gibi tat vermiyorsa aradığın eksikliğini çektiğin aşktır belki de..." ~~~*~~~ Aşkın Renkleri Serisi'nin 2. kitabı Bir Günah Gibi de okunan kitaplar arasına girdi. Bu kitabı ilk kitap Çilek Mevsimi'nden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Ahh, evet Yağız ve Mira'nın hikayesi biraz acıklı ama güzeldi ancak... Sarp ve Ela... bambaşkaydı! Bir yazarın 2. kitabını okuyorsam bu yazarın kalemini sevdiğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Özellikle de ilk kitabından daha güzel bir kurguysa... Gözüm kapalı Burcu Büyükyıldız'ın diğer kitaplarını da alabilirim. Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse, Sarp Aras 30 yaşında bir iş adamı ve artık hızlı hayatının kendisine zevk vermediğini içinde bir yerlerde bir şeylerin eksikliğini hissetmeye başladığı sırada Ela'yı görür. Ona karşı hissettiği çekime başta karşı gelmeye çalışsa da zamanla bu çekime yenildiğini fark eder. Ela ise bir kreşte öğretmenlik yapan ailesi tarafından hor görülen bir kız... Ela'nın hiç istemediği bir şeylere zorlanması ve Sarp'ın bunu öğrenmesi sonucunda olaylar patlak verir. Sarp kuzenlerinin yardımıyla Ela'yı kaçırır ve hem genç kızı başındaki beladan kurtarmaya çalışır hemde genç kızın kalbini kazanmaya... çünkü Ela çoktan Sarp'ın kalbini çalmıştır. Adrenalin, aşk, tutku ve aile ilişkisiyle harmanlanmış kalınlığına rağmen kısaymış gibi gelen akıcı, sürükleyici ve elinizden bırakamayacağınız bir kitap olmuş! Tebrikler Burcu Büyükyıldız! Bana bir kez de siz Türk Yazarlar'ın şaheserler yaratabileceğini gösterdiniz! Çilek Mevsimi'nde değil ama bu kitabınızda... hem kurgu hem de anlatım olarak ayakta alkışladım sizi resmen! Kaleminiz her kitabınızla sanki daha da profesyenelleşiyor bence. Türk yazarların iyi bir şeyler başardığını, en az yabancı yazarlar kadar iyi olduklarını kabullenmek için Burcu Büyükyıldız kitaplarını deneyebilirsiniz. Kendisi favori yazarlarımdan biri olma yolunda ilerliyordu bu kitapla oldu! Zaman zaman Ela'nın tavırlarına sinir olsam da Sarp'ın aşkının büyüklüğü hayran bıraktırdı. Baran, Hazar ve Kuzey üçlüsünün hatta Sarp'ı da dahil edersek bu dört kuzenin birbirleriyle ilişkisi süperdi. Bana kendi kuzenlerimle olan ilişkimi hatırlattı :) kardeş gibilerdi cidden. Demir ve Burcu'yu okumak çok güzeldi hele ki henüz onların hikayesi wattpad'de devam ediyorken :) Ben bu seriyi sizlere tavsiye ediyorum bence bir deneyin :)

Baskı: Tatlı Hesaplaşma (The Sweet Trilogy, #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/wendy-higgisn-tatl-hesaplasma-sweet.html "Cehennem Dükleri tarafından bir zayıflık olarak görülen, hayatın özü olan sevgi... Sevginin perçinleyici gücünden Düklerin haberi bile yoktu." Veee The Sweet Üçlemesinin son kitabı Tatlı Hesaplaşma ile kitap okurları sevindirecek şekilde bitiyor. Goodreads'ten falan baktığınızda seriye ait bir kitap daha görünüyor, "Sweet Temptation" adında.Bu kitap Kaidan Rowe'un Ana ile tanışmadan öncesini konu alıyor diye biliyorum dolayısıyla seriden bağımsız olarak da düşünülebilinir. Yani bu kitabın devamı değil :) Seri bu kitapla bitiyor =) Pek okumadığım bir tür olmasına rağmen bunun gibi birkaç seriyle Paranormal Romans türüne inanılmaz merak saldım. Hepsi de bunun gibi güzel bitiyor ve aksiyon, hareket, heyecan ve aşk içerikli olunca insan okumadan da edemiyor. 2. Kitap Tatlı Tehlike'de ortalık hareketlenmişti okuyanlar bilir. Bu kitapta hareket doruk noktasını çıkıyor ve kapılıp gidiyorsunuz. Ahhh bir de bunun yanında Anna ve Kaidan arasında sürpriz gelişmeler oluyor, diğer Nefillerin hayatlarında ise şaşırtıcı detaylarla süsleniyor olması kitabı iyice merak uyandıcı hale getiriyor. Adından da anlaşılacağı üzere kitap artık Nefillerle Düklerin hesaplaşmasını gösteriyor. Hesaplaşma kısmını aslında okurken daha hareketli olmasını beklemiştim ama şimdi düşünüyorum da bir iblisi en güzel yenme şekliydi Anna'nınki. başka türlüsü yakışmazdı. Ben çok beğendim bu seriyi ve bu kitabı. Serinin her kitabında olaylar daha da içerikli ve heyecanlı hale geldi. Kitapta en güzel tarafta genelde yazarlar hani iyiler savaşa girdiler ve kayıp vermeden çıktılar kısmının tersini yapmasıydı. Bir savaş vardı iyiler ve kötüler arasında ve her zamanki gibi iyiler kazandı ama bu demek değildi iyilerde de ölenler olmadı... kayıplar hep oluyor... Kitapta anlatmak istediğim birkaç şey var ama kitap içeriğine girmekten korktuğum için susmak zorunda kalıyorum ama demezsem içimde kalır. Anna'nın seçilmiş olduğunu Dükler öğrendiğinde olayların kopma noktasına gelmesinde ve karşılaşmalarında.. .heyecanla okumamın yanında orada öyle incelikle işlenmiş bir savaş vardı ki... beni hayran bıraktı. Yukarıda dediğim gibi ben daha atraksiyonları bir savaş beklemiştim ama... o kısım çok ince düşünülmüştü bence... bir iblisi yenebilecek en iyi şekilde yendiler... Seriyi beğenerek ve keyifle okudum. Bana bu türü sevdiren seriden biriydi bence okuyun. Hoşunuza gidecek, seveceksiniz! :)

Belalı Korumam
7/1021.09.2015

Baskı: Belalı Korumam

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/carleonis-canan-duzgan-belal-korumam.html Beni kendine çeken bir kitaptı Belalı Korumam. İtiraf ediyorum kapağının da bunda oldukça payı var hani ;) Canan A Düzgan, wattpad yazarlarından biri. Akıcı ve ilgi çekici bir kalemi olduğu bir gerçek. Kitabın konusu ve kurgunun olay döngüsünü de çok güzel ele almış. Tabi ki eksikleri vardı bence ama yine de birçok yazardan bir tık daha iyi olduğunu düşünüyorum. Belalı Korumam, asi güzel Selin'in büyükbabasının isteğini yerine getirmeyip koruma teklifini reddedince her şeyi bırakıp yurt dışına çıkıyor. Amacı orada yeni bir hayat kurmaktır ama hayatın Selin'e daha büyük sürprizleri vardır. Ansızın kaçırılıp bir eve tıkılmak gibi... hem de oldukça yakışıklı ve seksi bir adam tarafından... Deniz, -neden kaçırdığını kitabı okuyanlar öğrenebilir- Selin'i onun bu kadar asi, yırtıcı olacağını özellikle de seksi ve güzel olacağını tahmin etmiyordu. İki genç aralarındaki çekime karşı koyamaz ve akışına bıraktıklarında önlerine çok büyük bir engel çıkar... Deniz'in Selin'i kaçırma sebebi... ve Selin'in büyükbabası... ~~~*~~~ "Kafamı karıştırıyorsun! Öpüyorsun, hiç kimsenin olmadığı kadar ilgili davranıyorsun sonra da kötü şeyler yapıp kendini benden uzaklaştırıyorsun ve tün bunları bana tekrar ve tekrar yaşatıyorsun! Beş dakika önce beni istiyorsun ama ardından gözümün önünde başka kadınlara dokunuyorsun! Bunlara ne kadar dayanabilirim ha! Neyim ben söyler misin? Oyuncağın mıyım? Tutsağın mıyım? Yoksa hoşlandığın kız mıyım? Ve en kötüsü de... senden nefret etmek istememe rağmen tüm bu yaptıklarına rağmen hala senden hoşlanıyor olmam!" ~~~*~~~ Bu birbiri için atan iki kalbin sonunu merak ediyorsanız kitabı okumalısınız. ;) Kitaptaki kurgu akışını, olay döngüsünü sevdim. Tam bir film tadındaydı... Sevmediğim kısım ise... hep söylediğim şey olayların anlatış açılarının değişmesi... Deniz'den anlatılırken birden Selin'e geçmesi... En azından bölüm olsa bölüm başında kim tarafından anlatıldığı yazsa yine güzel olur ama bu şekilde yorucu oluyor. Adapte olana kadar kitabı yarılamış oluyorsun... Dilerim yazar bu anlatımı diğer kitabı da yapmamıştır diye umarak başlarım Bir Deniz Kızı Hikayesi'ne. Anlatım şeklindeki geçiş haricinde kitaba dair eleştiri yapabileceğim bir yer yok. Zaman zaman eğlenerek zaman zaman da kaşlarımı çatarak okuduğum bir kitap oldu. Güzel bir aşk hikayesiydi. Bence bir deneyin derim ben :)

Baskı: Aç Gözlerini (Blackstone, #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/raine-miller-ac-gozlerini-blackstone.html ~~~*~~~ Gittiği her yerde kalbimi de beraberinde götürüyordu. Kalbim onun ellerindeydi. ~~~*~~~ Blockstone Serisinin 3. kitabında da olaylar durdurak bilmeden devam ediyor. 2. kitapta bıraktığımız yerden başlıyor olaylar ve Ethan & Brynne'ın aşkı da soluksuz, tutkulu devam ediyor. Brynne'ın hayatını tehdit edenlerin bu kitapta kim olduğu açığa çıkıyor ama işte o ama... oldukça şaşırtıcı diyebilirim. Direk yoruma daldım gidiyorum. Kısa bir bilgi vereyim size ben ondan sonra kaldığım yerden devam edeyim. Blackstone Serisi, 4 kitaptan oluşan aşk romanı serisi. Tabi içerisinde erotizm de var bunu söyleyeyim sonra uyarmadınız demeyin. İlk kitap Çırılçıplak, 2.kitap Senin İçin ve Aç Gözlerini de serinin 3. kitabı. Okumak isteyenler sırasıyla okumalı çünkü kitaplar birbirinin devamı niteliğinde. Aşk, tutku, heyecan ve biraz adrenalin içeriği var. Seri, Brynne'ın babası kızının geçmişte yaşadığı olayın ortaya çıkması ve suçlularının tekrardan kızına bela olmalarından korkması sonucunda güvenlik şirketi sahibi Ethan Blackstone'dan kızını korumasını ister. Tanıştıklarında aralarındaki çekime yenik düşerek bir ilişki içerisine giren Ethan ve Brynne çiftine hayat hiç de kolaylık sağlamaz. İkisinin geçmişi, birbirlerinden saklanan sırlar sonucunda hem ilişkileri sınanır hem de geçmişlerinin izleri peşlerini bırakmaz. 2. kitapta Brynne'ı takip eden adam kitabın sonlarında okuyanların tanık olduğu olay sonucunda kendini tekrar hatırlattığında bitmişti kitap. Aç Gözlerini de oradan kaldığı yerden devam ediyor. Kitaptaki aşk hızla devam ederken evrenin bu çifte bir sürprizi var... bir bocalama süresine girip de yeni hayatlarını kabul edip yollarına bakma çabasına girdiklerinde Brynne'ın takipçisi kim ortaya çıkıyor... Susuyorum... aldım hızımı gittim ve kitabı anlattım resmen :) hatta seriyi anlattım neredeyse. :) Serinin 3. kitabını okuyup yorum yazıyorsam seriyi sevdiğimi anlışılır, bu yüzden kitabı beğendim falan filan demeyeceğim. Ama Ethan'ın aile ilişkisini, ailesi ile olan ilişkisini çok sevdim :) Hele küçük Zara'yı çok sevdim ;) İlk iki kitaptan sonra bu kitabı kapatırken yüzümde bir gülümseme oldu. Çünkü çok güzel sonlandı :) Dördüncü kitabı bekliyorum :D Seriyi erotizmden rahatsız olmayan her aşk romanı okuruna tavsiye ediyorum ;)

Baskı: Tutku Oyunları (Tutku Oyunları Serisi, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/aleatha-romig-tutku-oyunlar.html ~~~*~~~ Kişiyi başarılı kılan koşullar değildir. Kişinin o koşullara nasıl teki verdiğidir. ~~~*~~~ Yok artık! Yuh yani... nasıl yaaa.... Nee??? Cidden mi??? Eee devamı nerede? Son mu? Sıradaki kitap hani... Tarzında tepkilere sebep olan bir sonu var kitabı... yoruma kitabın sonuyla başladımsa düşünün artık nasıl şaşırtıcı bir sonu olduğunu. Aleatha Romig'in Consequences Serisinin ilk kitabı aynı zamanda yazarın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı Tutku Oyunları, her ne kadar aşk romanı -romance- kategorisinde yer alsa da türle pek alakası olmadığını söyleyebilirim. Daha çok gizem biraz gerilim, şiddet içerdiği bir gerçek. Kategorilendirilmesinde cinselliğinde olduğu gözlemleniyor ama o kısım yok denecek kadar az çünkü cinsellik kitapta önemli bir nokta değil. Önemli ve üstünde durulan kısım anlatılanın altındakiler... ve sonundaki gerçekler... ~~~*~~~ Bay Rawlings kimsenin kendisi üzerinde hakimiyet kurmasına izin vermez. Bu nedenle eğer size karşı duyguları olduğunu itiraf ederse kontrolü elden bırakmış olur ve bağışlayın ama bu onu korkutuyor. ~~~*~~~ Akıcı, merak uyandırıcı, sinir bozucu, nefret ettirici, zaman zaman bazı detaylarla belki sıkıcı ama fazlasıyla şaşırtıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Sanırım ilk defa bir kitapta erkek karaktere ölüp bitmeyecek, kadın karakterin yerinde olmak istemeyeceğim. Anthony'den nefret ettim ama Claire'i de sevdim diyemem. Tamam Anthony psikopattı peki Claire sen neydin? Bir psikopata katlanmak ne be! Size tavsiyem kitabı oturup tümünü okumayın, sinirlerinize zarar verebilir! Ama sonunu sessiz sedasız, tamamen odaklanarak okuyun, çünkü sizi fazlasıyla şaşırtacak! Bu kitaba nasıl yorum yapabilirim bilmiyorum, çünkü söyleyeceğim her bir kelime kitap içeriğine girecek diye endişeleniyorum. Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim, Claire... be gerizekalı... Anthony gibi bir adama evet dedin, hadi dedin... itaat ettin hadi iyi ettin! Kadın... gördün mü boyunun posunu... adam sana borcun ödendi dediğinde yapacağın tek şey arkana bakmadan kaçmaktı! Şimdi gördün belanı! Anthony, adamım... sustum! Bu adama söylenecek her kelime yetersiz! Kitap cidden şaşırtıcıydı! Hele son bölümler bütün kitaptaki olayların sebebini açıklıyordu ve henüz oyunun bitmediğini gösteriyordu! Seriyi takip edeceğim, merakımdan... Anthony'nin nasıl durdurulacağını merak ettiğim takip edeceğim. Vay canına... uzun zamandır beni bu kadar şaşırtan ve yok artık dedirten bir kitap okumamıştım! Kitabın kurgusundan değil ama Anthony yüzünden kitaba 5 üzerinden 3 verirdim ama o son yok mu? O sona ben 4 veririm arkadaş... yaklaşık olarak son 100 sayfa... bombaydı! Serinin sonunu merak ediyorum. Claire nasıl temize çıkacak? Anthony ne zaman duracak? Daha da önemlisi bu ikilinin sonu ne olacak? Seriyi okuma sebebi... ikinci kitap lütfen? =) Ahh, bir de bu notum yazara... bölüm başlarındaki sözler... alıntı olan sözler... süperdi! :)

Huysuz ve Ruhsuz
9/1012.09.2015

Baskı: Huysuz ve Ruhsuz

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/nehir-erdem-huysuz-ve-ruhsuz.html Bu kitap, kendi kendimi "neden şimdiye kadar Nehir Erdem okumadım" diye sorgulamama neden oldu. İnadına Aşk'tan birkaç bölüm izledikten sonra senaryoyu bu kadar eğlenceli yazan birinin kitabı da okuru tatmin edici olur diye düşünerek başladım kitaba. Tam olarak beklediğimi buldum! Nehir Erdem'in ilk okuduğum kitabıydı ve diğer kitaplarını da alıp okuma isteği ile doldurdu beni! Kitabın konusunu kısaca anlatmak gerekirse; Doğa mezun olduktan sonra iş görüşmesi için Korkut Kardeşler İnşaat A.Ş. (doğru yazdım sanırım :)) gidiyor ancak işler beklediği gibi gitmiyor. Tesadüfi olarak büyük patronun yani Yağız'ın kapısının önünden geçerken onun iş arkadaşı ile konuşmaları sırasında kendisi ile ilgili olduğunu anlayan Doğa hakkında söylenenleri yediremeyerek bir anlık sinirle içeri dalıyor. İşte o anda... BOM! İlk çekim kıvılcımı ortada çakılmaya başlansa da Yağız karşısında ne bu kadar çekici bir kadın bulacağını umuyordu ne de bu kadar huysuz ve geveze... Neyse... tartışmalar, hakaretler falanlar filanlar ortada uçuştu falan derken bir şekilde Doğa o şirkette işe gitmeyi başarıyor. Yağız ve Doğa aralarındaki çekime karşı gelemedikleri gibi kalplerindeki sarsıntıya da karşı gelemeyip aşka kapılıp gidiyorlar. Keşke bu kadar kolay olsa her şey... Ama ne yazık ki değil! Hele ki aşk gibi hassas bir duygu... Doğa, Yağız'a gözü kapalı güvenirken aynısını da Yağız'dan bekleyen Doğa'nın, genç adamın bir anlık tereddütte düşmesiyle kalbi kırılır ve çeker gider...aşkları çok büyük bir sınavdan geçerken, diğer yarılarının yokluğuyla yaşamaya çalışan iki genç aşığın hikayesini okuyoruz. Eğlenceli sohbetler, kalbi pır pır ettiren bir aşk, yüzünüzde her daim gülümseme oluşturan bir kurgu! Daha ne olsun! Yeme de yanında yat yani... yatma kalk kitabı oku ;) Yağız'ın her ne kadar odunlukları bazı okurlar için sinir bozucu olsa da ben çok eğlendim :) Doğa ise bambaşka olaydı ama kitapta hoşuma giden bir başka şey de... Yiğit ve Yeliz'di. Yağız'ın kardeşleri... Hangi birinden, hangi olaydan bahsedeyim size bilemedim ki... Çok güzeldi bu kitap. Yazarın elimde Deli Divane kitabı var ona da kısa zamanda başlayacağım ama siz henüz Nehir Erdem kalemi ile tanışmadıysanız bu kitapla tanışın! Ben beğendim... kitabı okurken gerçekten çok eğlendiğim yerler oldu. Ayrıca Doğa'nın güçlü karakterine de hayran oldum. Yağız'ın aşık kalbine de... Tavsiye ederim okuyun!

Sis (Refaim, #2)
9/1005.09.2015

Baskı: Sis (Refaim, #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/09/paula-weston-sis-refaim-2.html Bu seriye bayılıyorum.... fantastik olup da kurgusuna, olay döngüsüne bu kadar beni hayran bırakan serileri çok azdır ve bu seri o kategoride yer alıyor. Paula Weston'un The Refaim Serisinin 2. kitabı Sis yayınlandı. İlk kitabı Gölgeler'de yarım kalan hikaye bu kitapta durdurak bilmeden devam ediyor. İlk kitabın sonlarına doğru, Gaby kardeşi Jude'un yaşadığını düşünüyor ve onu bulmayı amaçlıyordu. Bu kitapta da amacı yine Jude'u bulmak, yaşayıp yaşamadığını bilmiyor ama bir umuda sarılıp onu bulmayı istiyor. Her daim yanında olan Rafa ile ilk kitabın adrenalin yüklü sayfalarından geriye kalanları toparlamayı bu kitapta tamamlayıp yeni olaylara dalıyorlar. Daha da kötüsü onları zayıf düşürecek bir şeyin İblislerin eline geçtiklerini öğreniyorlar. Yeni planlar yapmak, yeni ittifaklar kurmak zorundalar... ve belki iblislere karşı büyük bir savaşa girmek zorunda... üstelik hatırlamadığı geçmişindeki güçlü yenilmez Gaby değilken... İlk kitaptakinden daha soluksuz akan bir hikayeydi. Gabe'inin Jude'u aramasındaki sonuçları hep bir beklentiyle okudum, Rafa ile aralarındaki karmaşıklığın ardındakileri merakla bekledim... yine beni şaşırtan adrenalinlere dalış yaptılar. En çok merak ettiğim karakter Mya ile tanışmak paha biçilemezdi demek istiyorum ama kadının tavırlarına nedense sinir oldum dolayısıyla... tanışmasam da olurmuş dedim. Bu konuda Gaby ile aynı fikri paylaşıyorum :) Nasıl başladığımı hatırladığım ama nasıl bittiğini anlamadığım bir kitap oldu. Hele ki sonu... hemen 3. kitabı istememe neden oldu. Henüz birinci kitabı okumadıysanız ikinci kitabı da alın ve üçüncü kitabın çıkmasını bekleyin. Sonra kitabın sonunda benim gibi dumur olup kalırsınız, ama mutlaka bu seriyi okuyun! Normalde hiç ilgimi çekmez melekler, iblisler refaimler falanlar filanlar... ama bu seriden sonra ne kadar melekli iblisli kitap var okuyasım var o kadar bağımlısı oldum yani paranormal dünyanın. Seriyi şiddetle tavsiye ediyorum. İlk kitaptan daha soluksuz ve heyecanlı okunacak bir kitaptı. Seriye bayılacaksınız!

Baskı: Yağmur Yağarken (Rains #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/lisa-de-jong-yagmur-yagarken-rains-1.html Şu kitabı kelimelerle ifade etmek imkansız derecesinde zor! Kitaba başlarken kesinlikle böyle bir kurgu beklemiyordum ve beni hem şaşırttı hem de beklentilerimin çok fazla üstünde çıktı! Lisa De Jong... yazarın ülkemizde yayınlanan ilk eseri Yağmur Yağarken aynı zamanda "Rains" serisinin ilk kitabıdır. Aşk, dram, arkadaşlık ilişkilerine değinen kitap zaman zaman yüzünüzde gülümseme oluştursa da çoğunlukla kalbinizde bir burukluk bırakan özellikle son sayfalarında gözlerinizi kıpkırmızı yapan bir kitap! Muhteşem bir kurgu, harika bir çeviri, akıcı bir kitap! Tehlikeli üçlü bir kitapta toplandığında bir okurun yapması gereken tek şey okumaktır. O yüzden bu kitabı mutlaka okuyun! Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Kate bir gece arkadaşlarıyla eğlenceli bir partide asla yalnız kalmaması gereken bir anda yalnız kalıp masumca kabul ettiği bir teklifin ağır bedelini ödedi. Bu bedel onun en büyük sırrı olmasının yanında hayatının da gidişatını değiştiren bir sır oldu! Artık sadece nefes alıyor, uyuyor, çalışıyor, yemek yiyordu. Ta ki bir gün çalıştığı kafeden içeriye Asher girene kadar... Asher, Kate'in içine gömdüğü yaşama sevincini yeniden ortaya çıkarıp umutlarını filizlendirmeye başladı. Her şey yolunda gidecekken bazı olmaması gereken olaylar olunca her şey Kate için yine tepetaklak oldu. Şuan o kadar kamaşık duygular içerisinde yazıyorum ki yorumu... Asher ile ilgili olan detaylar aklıma geldikçe içim buruluyor resmen. Kate'in Asher'a olan duygularıyla da aynı şekilde... Cidden imrenilecek bir aşk hikayesiydi... olaylar için değil... sadece Asher ve Kate arasındaki hissedilen aşk... Beau'nun hisler... Kate'in yanında olarak destek olma çabaları... imrenilecek boyuttaydı. Ama... göz yaşlarıyla dolu sonu olmadı! Mutlu son vardı kitapta... sanmayın ki mutsuz sonlu bir kitap! Ancak bu mutlu son hangi açıdan baktığınıza göre değişir! Benim için buruk bir mutlu sondu! Uzun zamandır, neredeyse hıçkıra hıçkıra ağladığım ve buna rağmen elimden bırakamadığım bir kitap okumamıştım. Bu onca aydan sonra bir ilk oldu! Kıpkırmızı gözler, çekilen bir burun ve sabah kalktığımda yanan gözlere rağmen bu kitabı tekrar okuma isteği dolu içimde. ~~~*~~~ Yağmur yağarken, Kate. Beni hatırla.." ~~~*~~~ Şu yukarıdaki satır var ya... hani iki cümle beş kelime... işte bu kitabı okuyanların bu iki cümleyle gözleri dolacak! Bu beş kelimenin altında yatanları bilenlerin yaşlar akacak yanaklarından! Beğenmeme olasılığınızın olmadığı bir kitap diyecek kadar iddialıyım bu kitapla ilgili!

Baskı: Aşkın Ritmi (Stage Dive #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/kylie-scott-askn-ritmi-stage-dive-2.html ~~ Mal'le buradaki yaşantım bir lunapark treni gibiydi. Korkutucuydu, heyecan vericiydi. Koşullar ne olursa olsun, bu zamanın tadını çıkaracaktım. ~~~ Aşkın Müziği'nden tanıştığımız Stage Dive grubunun davulcusu Malcolm'u bu kitapta daha enine boyuna inceliyoruz.Tamam incelemiyoruz adam kendini zaten yeterince sunuyor bize ;) İlk kitapta Evelyn ile arkadaşlığı ile özellikle ilgimi çeken Mal -ahh bu arada Malcolm'a kısaca Mal diyorlar- bu kitapta daha bir detaylı ve doyasıya okumak müthiş bir zevk verdi bana. Adam bildiğiniz büyümüş ama içindeki çocuk olgunlaşmamış yaramaz yerinde duramayan istediği olsun isteyen bir velet sanki... Öyle bir izlenim bırakıyor ve oldukça eğlenceli olduğunu araya sokuşturmak istiyorum. Neyse, yoruma geri dönelim :) Mal, David ve Evelyn'in partisinde Anne Rollins ile tanışır. Anne'de partide tam da yalnız kalmak istediği bir anda Mal ile karşılaşıp ve araları geçen ilginç sohbetin sonrasında ilişkileri boyut değiştireceğini hiç tahmin etmiyordu. Birbirlerine yardım etme amacı arkadaşlığa başlayan ikili aslında farkına varmadan gerçek aşkın kapısını çalmış ve birbirlerine kalplerine davet etmişlerdi. Bu kitapta benim en çok hoşuma giden şey Mal'ın içindeki o çocuksu ruhtu. Artık aşkı, müziği bir kenara bıraktım bu adamın içindeki çocuğun şımarıklığı, agresifliği ile eğlenmeye başlamıştım. Bir kitap kadar Malcolm'dan bahsedebilirim kendisi benim gruptaki favori adamım oldu :D Ahh... bir de bu grup üyelerinin ilişkileri... ilk kitapta pek anlamadık ama bu kitapta fark ettim ki hepsi aslında birbirleri için çok değerliler. Hele David ve Malcolm arasındaki ilişki iki kardeşin ilişkisinden daha da ileride... Heyecanla 4. kitabı bekliyorum. Şimdi neden 4,daha sırada 3 var diyebilirsiniz ama 4. kitap Ben'in kitabı ve havada aşk kokusu var... Gerçi bu koku Jimmy'nin tarafından da geldi ama Ben'in ki de oldukça iyi olacak gibi geliyor :) Severek takip ettiğim bir seri ve sizlere de tavsiye ediyorum. Aşk, arkadaşlık ve müzik! Daha ne olsun! :)

ÖncekiSayfa 26 / 39Sonraki