nâbohemsizlik
@nâbohemsizlik

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Suskunlar
9/1006.02.2017

Baskı: Suskunlar

Puslu Kıtalar Atlası
10/1016.10.2016

Baskı: Puslu Kıtalar Atlası

Kitabı bitirdiğinizde neyin düş neyin gerçek olduğu hakkında kesin olan o yargınıza temas ediyor, o zaman kesin olan o yargınızın sarsılmaya başladığına tanık oluyorsunuz.

Dava
8/1018.06.2016

Baskı: Dava

Konstantiniyye Oteli
4/1020.10.2015

Baskı: Konstantiniyye Oteli

Öncelikle kurgunun cılızlığı beni bir süre sonra yorduğunu sylemem gerek. Çok fazla insan anlatılıyor, tipler çok fazla. Karakterler sıfatındaki kahramanlar iyi bir şekilde takdim edilmiş diyebilirim ancak kaliteli bir romanda olması gereken karakterler arasındaki ilişki çok zayıf düzeyde kalmış diye düşünüyorum. Fakat bunların hiç biri kitabı bırakmış olmamın asıl sebebi değil. Beni asıl çileden çıkaran şey, kitapta bariz bir Türk ırkçılığı yapılıyor. Anti-Türkçülük kitapta buram buram kokuyor, her bölümde bunu görüyorsunuz. Batı medeniyeti ve Kürtlük neredeyse idealize edilmişken Türk yaşayışı, düşüncesi, tarihiyle yerin dibine sokulmuş. Post-modern bir romanın önemli bir özelliği olan ironi sadece ve sadece Türkler üzerine kurgulanmış. Bu zıtlık karakterlerin roman içerisindeki konumundan anlaşılabileceği gibi, bizzat yazarın ağzından çıkan kelimelerle de açıkça vuku buluyor. İşte bu haksızlık benim kitabı bırakmama sebep oldu. Halbuki yazarın bir iki romanı hariç tüm romanlarını okumuştum, yazara bu kitaba dek büyük bir hayranlık duyuyorum . Ama bu sayfalar beni ondan soğutmaya yetti. Gözümde insan sevgisi taşıyan bir insanken, pis bir ırkçıya dönüştü.Kısacası bu kitap benim için tamamen bir hayal kırıklığı oldu.

Üçüncü Kız
8/1030.07.2014

Baskı: Üçüncü Kız

Beklenildiği gibi Agatha Christie'den beklenmedik şekilde biten bir roman. Ayrıca oldukça sürükleyici.

Son Ada
10/1025.01.2014

Baskı: Son Ada

"Son Ada"yı okuyun; bürokrasiden nefret edeceksiniz, tanıdık insanlarla karşılaşacaksınız. Martılara başka bir gözle bakacaksınız.

Baskı: Kayıp Gül (Kayıp Gül, #1)

Serdar Özkan bu kitaptan önce tanımadığım bir yazardı.Kitabı okurken bu yazarı tanımamakla nasıl bir gaflet içine düşmüş olduğumu düşündüm. Romanın başkahramanı Diana, Paulo Coelho'nun Simyacı'sının başkarakteri Santiago gibi "piramid"ini arıyor. Bu arayış esnasında onu "piramid"ine götürecek olan kişilerle tanışıyor. Hayatın gizemini kavrıyor, kendisi, Tanrı ve insan hakkında daha önce merak bile etmediği şeyleri öğreniyor. Değişim ve dönüşüm bu yolculuğun ana prensibi. Kitapta evrensel değerlerle, Türk kültürünün ve bu değerlerin bir parçası haline gelmiş unsurlarını görüyorsunuz. Bu değerler tabii ki Diana'nın dönüşümünün merkezi gücünü teşkil ediyor. Serdar Özkan dili hiç zorlamıyor, girift tasvirlerde de bulunmuyor, Diana ve "piramid"i arasında kurulmuş bağı, o çileli yolu, Diana'nın bu yolda kat ettiği evreleri akıcı bir uslupla, sizi yormadan ve romana dahil ederek veriyor. Kayıp Gül yer yer bir romandan, şiire yükseliyor; daha sonra olay silsilesi size, bunun bir roman olduğunu tekrar hatırlatıyor.

Serenad
10/1013.01.2014

Baskı: Serenad

Kitap son sayfasına kadar olabildiğince akıcı, heyecanlı ve anlamlı. Anlamı şundan ileri geliyor; devletlerdeki iktidar hırsının mahvettiği üç kadının hesabı soruluyor bu romanda. Ülke denilen sınırlarda yaşayan insanların birbirine karşı duyduğu kin ve önyargılar ustaca işleniyor. Livaneli romanını , belki eserine varoluşsal bir tat katmak amacıyla ilginç bir sahneyle sonlandırıyor. Bana sorarsanız son sayfasına kadar tadı damağımda kalan eserin en yapay kısmı bu bölümdü. Ancak bu tabii ki kişinin görüşüne göre değişebilir. Ben bu tek pürüz dışında romanı kusursuz buluyorum. Harika bir kurgu ve daha sade olamayacak bir dil! Romanın kahramanı Maya sanki bir kafede bir parmağı çay bardağında başından geçenleri tüm ayrıntısıyla anlatıyor. Kısaca kurgu ve uslup bakımından çok çok sağlam bir eser. Mutlaka tavsiye ediyorum.

Küçük Ağa
10/1027.11.2013

Baskı: Küçük Ağa

İstiklal Savaşı ve kahramanlarını; ölen ve dirilen iki ülkenin temsilcisi olan karakterin başından geçenlerle daha iyi tanıyor, onları hayalinizde daha ayrıntılı biçimde canlandırma olanağı buluyorsunuz.

Sevdalım Hayat
8/1023.10.2013

Baskı: Sevdalım Hayat

Zülfü Livaneli her kitabında olduğu gibi yalın ve akıcı bir uslüp eşliğinde kendi yaşantısını, kendini ve okuyucuyu bir iç yolculuğa çıkararak veriyor. Belki de onun bu kitabı yazmasındaki en büyük sebep, en çok şikayetçi olduğu şeydir: kategorize edilmek. O bu kitapla en başta kendisinin sonra herkesin, her yönüyle ve haliyle birer insan" olduğunu ispat etmek istiyor. Livaneli'nin yaşamını okuduğunuzda bu isteğin ne kadar yerli olduğunu gerçek anlamda anlıyorsunuz.