
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Beyaz Yalanlar
Bu yayınevinden çıkmış olan okuduğum diğer kitaplara kıyasla daha iyi olduğu kesin.
Baskı: Akıl ve Tutku
(Kitabı bitirdiğimde verdiğim ilk tepki: o.O) Jane Austen ve yazım tarzı üzerine çok bir şey söylemeye gerek olmasa da kitap boyunca süren davetler arasından böyle bir olay örgüsünün nasıl çıktığına şaşırmamak elde değil. Yine aynı şekilde kitap boyunca okuyucunun kendine kız kardeşlerden biriyle özdeşleştirme çabası, en azından kendi adıma belirtmeliyim ki, pek sonuç vermiyor. Bana kalırsa Elinor ve Marianne sadece kitapta değil insanın benliğinde de olan ve birbirinden ayrılmayan iki kız kardeş. Akıl mı Tutku mu? Yazarın tüm telkinlerine rağmen ben karar veremedim. Bunların dışında ironisi ve buna bağlı olarak mizahi yönü yüksek bir romandı Akıl ve Tutku. Austen, söylenecek şeyleri 'nezaket sınırları' gereği açıkça söylememiş olmasına rağmen satır aralarına sıkıştırdığı nüktelerle bize dönemin hoş bir tablosunu çiziyor. Jane Austen'ı bu romanıyla daha bir sevdim. ^^ Kitaba dair tek eleştirim, yazarın okuduğum önceki kitaplarına göre Akıl ve Tutku'nun biraz daha yavaş tempoyla ilerlemesinden dolayı oluşan 'yoruculuk'. Fakat bu, kitabın geneli ve içeriği bakımından gözardı edilemeyecek bir problem değil. Velhasılı okunmaya değer bir Austen romanıydı. Not: Yalnız Lucy, herkesi sevebilirim ama seni asla. u_u Notiki: Nasıl böyle uzun cümleler kurabildiğimi ben de anlamıyorum.
Baskı: Elantris
Tek bir şey diyeceğim: Bu kitabı okumamı sağlayan dostlarım sağ olsun!
Baskı: Afacan 5'ler Define Adasında
Kendi paramla ilk kitabımı aldığımda 8 yaşımdaydım, ve rastgele yaptığım seçim beni Enid Blyton'ın kitaplarına götürmüştü. O gün bugündür kitap almaya devam ediyorum ama Enid Blyton'ın yeri hep ayrı oldu bende. Halen daha aldığım ilk kitaplarını ara ara çıkartıp incelerim. Ve geçtiğimiz yazın sıcak ve boğucu günlerinde, sıkıntıdan patlarken, kitap okuma hayatımda çok önemli bir yer tutan yazarın Afacan 5'ler Serisi'nin bazı kitaplarını, yine bir tesadüf eseri okuma fırsatı buldum. İşin güzel yanı Enid Blyton aynı benim bıraktığım gibiydi ve kitapları eskiden olduğu gibi beni eğlendirmeyi başardı. ^^ Yine olsa yine okurum. u_u
Baskı: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Kitabın konusuna diyeceğim hiçbir şey yok, kesinlikle çok güzeldi. Yazar insanın kendisini bulma sevdasını işlenirken aynı zamanda ince ince bir alay ve serzenişte bulunmuş düzene karşı. Fakat o kitap nasıl çevrilmiş, niye azami sayıda nokta kullanılmış, hiçbir dil bilgisi kuralına uyulmamış asla anlam veremeyeceğim. O güzel konuyu özenle baltalamışlar resmen. Nobel edebiyat ödülü kazanmış bir yazarın yazım tarzının bu olduğuna inanmadığım için geriye sadece gözlerimi İş Bankası Yayınları'na çevirmek kalıyor. Verdiğim 8 puan tamamen kurguya, kitabın basımına 1 puan bile vermem.
Baskı: Biz
Biz romanı hakkındaki düşüncelerimi bir benzetmeyle açıklayabilirim sanırım. Upuzun zinciriyle bağlanmış bir köpeğin kendini özgür zannetmesi gibi bu kitap. Son sayfalarına kadar siz de zinciri unutuyor ve gerçekten özgür olunabileceğine inanıyorsunuz. Fakat Yevgeni Zamyatin zincirin sınırlarını hepimize hatırlatmakta kararlı. Özgürlüklerimizin, boynumuza bağlı olan zincirin uzunluğu kadar olduğunu yüzümüze çarparak bitiriyor kitabı. Sanırım kitabı güzel yapan şey de bu oluyor.
Baskı: Madam Bovary
Her ne kadar okuduğum en iyi eser olmamış olsa da yine de güçlü bir anlatımı vardı. Hoş belki seçilen tema herkesçe takdir edilebilecek bir tema değil ancak kullanılan üslup takdire şayan.
Baskı: Haritada Kaybolmak
Gerçekten bir dersi sevdirebilmek için yazar, oldukça ilginç bir yol seçmiş kendine. Kendisini bu açıdan oldukça takdir ediyorum. Hem ilgilendirici hemde eğlendirici olan bu kitabı boş bir zamanınızda kesinlikle okumalısınız.
Baskı: Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas
Her zamanki gibi Michael Ende'nin oldukça zengin hayal dünyası, okuyucuyu şaşkınlığa uğratıyor. Birbirinden farklı fantastik ögelerin kullanıldığı bu kitap, arka kapak yazasında dendiği gibi "Hem çocuklara, hemde çocuk kalmaya çalışan büyüklere" hitap etmekte. Okunmasında yarar var.
Baskı: Nadas Kadınları
Nadas Kadınları benim için çok özel bir kitap oldu. Yaşamın nedenleri ''Neden?'' diyerek sorguladım. Sorgulamalar yapmak isteyenlere tavsiyemdir...
Baskı: Ana
Benim düşünceme göre kitabın oldukça etkili bir dili var. Kitap daha çok sosyalist kesime hitap ediyor gibi görünüyor olsa da aslında herkesin kendine pay çıkartabileceği bir eser. Zamanın Ruysa'nın içinde bulunduğu kaotik ortamı oldukça iyi anlatmakta. Ki bu anlatımda yazarın kendine baş kahraman olarak yaşlı bir "Ana'yı" seçmesinin rolü oldukça fazla. Ana yaşını başını almış bir kadın. Buna rağmen kendini geliştiremeye ve çalışmaya asla ara vermiyor. Sevgi dolu, sadece kendi yandaşlarına karşı değil, bütün insanlara karşı hem de. İnançlı... İnancından asla taviz vermiyor, onu yıkmaya çalışanlara karşı daima ayakta; ki ayakları da sağlam basmakta yere. Kendinden genç nice kızların nice delikanlıların kalkışamayacağı işleri üstlenecek kadar cesur da. Azimli, çalışkan, sevgi dolu. Uzun lafın kısası: O gerçek bir Ana. Kitabı tam zevk alarak okumak isteyenlere bir tavsiyem olacak; elinizden geldiğince tarafsız olun. Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da asıl olan ana fikre ulaşmak; yan fikirler önemli değil. Bu mevzu gerçekten okumaya kolaylaştırmakta
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Geçmişin geleceği yani bizim zamanımız hakkında oldukça net fikirler var bu kitapta. George Orwell'ın distopik kaleminden bu gidişle varacağımız noktayı görebilirsiniz.
Baskı: Yaprak Dökümü
Her ne kadar televizyon piyasasının eline düşüp ziyan olmuş olsa da kesinlikle dizisinden oldukça farklı. KIsa ve öz anlatımıyla sizlere dönemin muhafazakar bir babasının yıkılışını anlatıyor.
Baskı: Asteriks Sezar'ın Hediyesi
Her zamanki gibi komedisi tadında olan oldukça güzel bir çizgi roman.
Baskı: Ejderha Dövmeli Kız (Millenium, #1)
Benim için hayalkırıklığı olan bir kitap Ejderha Dövmeli Kız. Zoraki ilerleyen kurgusu ve karışık olaylarıyla okumakta zorlandığım bir kitap olarak listeme yerleşti.
Baskı: Reis Bey
Necip Fazıl en beğendiğim tiyatro eseridir Reis Bey. Merhametten maraz doğar sözünü sorgularken bir yandan da insanlığı irdelemekte. Okuması kadar izlemesi de ayrı bir zevk.
Baskı: Asteriks ve Normanlar
Oldukça güzel olan çizimleriyle beni çok eğlendiren bir çizgi-roman oldu bu. Korku bilmeyen Normanlar sizi korkutmaya yetebilir. Şunu da eklemem gerek ki Asteriks'in her macerası birbirinden neşeli ve ilgi çekici zaten ^^
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Lanetli bir gelecek var Açlık Oyunları'nda. İnsanlığın alçalıp fıçının dibine vurduğu zaman. Hiçbir suçları olmadığı halde yine cezalandırılan çocuklar. Bununla başa çıkabilmek için de bir kahramana gerek var, bir önder... Katniss mazlumların aradığı lider olabilir mi diye düşünürken bir yandan da Suzanne Collins'in kalemininin büyüsünü izleyeceksiniz.
Baskı: Altın Beyinli Adam / Seçme Hikayeler
Birbirinden farklı yazarların birbirinden muhteşem hikayelerinin derlemsi olan bu kitap sizi ünlü yazarlarından dünyasına sürüklüyor. Her hikayeden kendinize bir ders çıkarabileceksiniz.
Baskı: Adem'le Havva'nın Güncesi
Mark Twain'in zengin hayal gücü, bu denli güldürüsü yüksek bir kitap yazasını sağlamış olmalı. İçinde birçok hikayeyi bandıran bu kitabı okurken her birinde ayrı eğleneceksiniz.
Baskı: Yürüyen Şato (Howl's Moving Castle, #1)
Diana Wynne Jones müthiş bir yazar. Az kelimeyle öz bir anlatıma kavuşturduğu kitabı okuyucuyu bambaşka dünyalara sürüklüyor. Artık yürüyen bir şato mu istersiniz yoksa büyücelere ve cadıların kağışmasını izlmeyi umarsınız bilmemem ama sizin bütün isteklerinize cevap verebilecek bir kitap. Aman okurken dikkat edin de ateş cinleri aklınızı çelmesin. Bunların yanı sıra verdiği mesaj ise bambaşka: Yürüyen Şato boş bir kitap değil. Aslında size sevmenin ve insanlığın ne olduğunu anlatıyor. İşte her şeyden çok bu, kitabı okunmaya değer kılıyor. Hiçbir sahnesi sizi hayal kırıklığına uğratmadığı şunu eklemm gerek: Sevgili yazarımız şahane bir kurguyu en az onun kadar iyi bir sona bağlamış. Sonunu kendini yakıştırdığım az sayıda ki kitaptan biri oldu Yürüyen Şato.
Baskı: Uğultulu Tepeler
Uğultulu tepeler bir aşk romanı değil. Önce bu konuda bir yanlış anlaşılma olmasını engellemek gerek. Uğultulu Tepeler bir nefret romanı. Emily Bronte'un ne kadar şahane bir yazar olduğunun kanıtı. Bir nefreti bu kadar akıcı ve sıkmadan anlatabilmek öz olan. Tutkularımızın bizlere ve çevremizdekilere nasıl zarar verdiğin "klasiklerden" bir kanıtı. Okunmaya ve okutulmaya değer...
Baskı: Ölümsüz Aile
"Her şey dönen bir çarkın parçasıdır. Ölmek ve doğmak da. Bir parçayı alıp geri kalanım görmezden gelemezsin. Bütünün bir parçası olmak Tanrı’nın bir lütfudur. Fakat biz Tuck’lar bundan faydalanamıyoruz. Hayatta kalmak zorlu bir iş, fakat bizim gibi olursan aynı zamanda yararsız da. Hiçbir manası yoktur. Şayet yeniden çarkın bir parçası olmanın yolunu bulsaydım, bir dakika bile beklemezdim. Eğer Ölüm yoksa hayatın ne anlamı var ki? O zaman yaşam olarak adlandıramazsın bile. Biz sadece varız, buradayız, yol kenarındaki taşlar gibi…. Eğer insanlar, pınarın varlığını bilselerdi, sinek gibi koşa koşa gelip başına üşüşür, biraz içebilmek için birbirlerini çiğnerlerdi…Ve her şey değişecek, sadece insanlar değişmeyeceklerdi." Sadece bu paragrafı dahi kitabı anlatmaya yeterdir. Ölümsüzlüğü arayan insanoğluna elindekiyle yetinmesi gerektiğini öğreten bir kitap Ölümsüz Aile.
Baskı: On Küçük Zenci
Agatha Christie'nin okuduğum ilk eseridir On Küçük Zenci. Şunu da söyleyebilirim ki en beğendiğim kitabı da budur. Klasik cinayet planlarından farklı olarak On Küçük Zenci bir şairanedir. Bir şiirle bağlantılı giden ölümler, katile göre haklı nedenlerden ötürüdür. "Bir katili öldürmek günah mıdır?" sorusunun arayışı On Küçük Zenci.