
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Kağıt Daha
Kitabı sırf kapağını beğendiğim için almıştım kütüphaneden. Ne yazar hakkında ne de kitap hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Ve bu merakla okumaya başladım. Başından söyleyeyim; çok beğendim. Kitap aklını bir çantada taşıyan Gustav adlı bir karakterin başından geçen olayları (gerçekten başından mı yoksa aklının içinden mi bilinmez) anlatıyor. Gustav dışında birden fazla karakter de mevcut, fakat hiçbirinin isminin olmaması dikkat çekici. Hepsi belli bir özelliğiyle adlandırılmış; yaşlı adam, tombul polis, telefonla konuşması yarıda kesilen adam gibi... Bunun dışında karakterlerin diyaloglarıyla, ana karakterin iç sesiyle, o kadar güzel noktalara değinilmiş ki; bütün bir sayfanın altını çizesim, tekrar tekrar okuyasım geldi. (Ki çoğu paragrafı defalarca okuduğum oldu, aklımın bir köşesinde hep yer etmesini ister gibi.) Başı ve sonu net olmayan ama aradaki o zamanın çok iyi anlatıldığı bir roman. Son olarak, bu kitap yazarın ilk ve tek kitabı. O kadar araştırmama rağmen tek bir satır bile bulamadım yazar hakkında. Tıpkı kitabındaki karakter gibi; isminden bile şüphe edilen, kim olduğu belirsiz bir kimlik. (Hakkında bir bilgiye sahip olan/olabilen benimle paylaşırsa sevinirim.) Kitaptan bir alıntı; ''Söylediği şeye inanmıyor olsa bile, karşısındaki insanın savunduğu şeyin zıddını savunurdu. Dünyaya daha farklı bir gözle de bakabilmelerini isterdi insanların. 'Eğer bu gözlerle gördüklerimi başkalarıyla paylaşmazsam bu iki göz neye yarar? Bu iki göz, ancak başkaları da onların ardından baktıkça bir şey görmüş sayılır.' diye bitirirdi genelde uzun konuşmalarını ...''
Baskı: Kış Günlüğü
Yazarın 64 yaşında kaleme aldığı/yayımladığı otobiyografik niteliği olan bu kitap, sıradan/basma kalıp bir otobiyografi değil aslında. Tarihlere, kronolojiye bağlı kalmak yerine duyguların izinden gitmiş, şimdiyi anlatırken birden 5 yaşında yaşadığı bir olayı anlatıp, bunu 30 yaşında yaşadığı bir başka olayla devam ettirebildiği; üslubunun akıcılığına, anlatılanların sadeliğine ve gerçekliğine kapılacağınız bir eser. Paul Auster ile kendi yaşamöyküsünde tanışmış olmaktan keyif aldım.
Baskı: Kediler Krallara Bakabilir
Kitap yazarın belli tarihlerde kaleme aldığı denemelerin birleşiminden oluşuyor. Enis Batur'un ''Özel Ansiklopedisi''nin ilk kitabı olarak geçiyor arka kapaktaki açıklamada. Gerçekten de ansiklopedi niteliğinde bir kitap olmuş. Hayatımızın hemen her döneminde yer alan kimi nesnelerin tarihine ufak bir dokunuş yapmış, silinmeye yüz tutmuş değerlere, varlıklarıyla içimizi ısıtan kedilere, sokaklara, kimi eserlere, ressamlara, müzisyenlere, şairlere, burada sıralayamayacağım bir çok önemli şahsiyete yer vermiş yazılarında. Okumak isteyenlere ufak bir tavsiyem ise; yanınızda kağıt ve kalem bulundurmanız gerekiyor. Nitekim öyle çok kişi, makale, tablo, eser, kitap (vb) isimleri veriliyor ki; okurken bir yandan da araştırma yapmak istiyorsunuz.
Baskı: Ruhi Mücerret
Kitabı bunca zaman bekletip okumamamın tek sebebi; herkesin dilinde olması, her yerde kitabın karşıma çıkması, uç yorumlarda bulunulmasıydı. Böyle olunca o kitaptan uzaklaşıyorum nedense, daha doğru bir zamanda okumam gerektiğini düşünüyorum. Ki o da bu günlermiş. Her neyse... Murat Menteş adeta dil ustası. Bir başladım mı kaptırıp gidiyorum kendimi anlatımın akıcılığına. Ruhi Mücerret de su gibiydi. Karakterler o kadar samimiydi ki, sanki hepsini öncesinde de tanıyordum ve yeniden karşılaşmışız gibi hissettim. Hem güldüm, hem gözlerim doldu. Birden fazla duyguyu aynı kelimelere sığdırmayı başarabilen bir yazar.
Baskı: Eroinle Dans
Yazarı işlediği konu açısından takdir ediyorum. Böyle bir kitap yazmak büyük sorumluluk ve emek ister eminim. Fakat beni etkileyen bir kitap olmadı ne yazık ki. Önce okumak için geç kaldığımı düşündüm, 17-18 yaşlarında kitabı ilk aldığım zamanlarda okusam belki kitaba adapte olabilirim demiştim. Ama okumaya devam ettikçe o zamanlarda da okusam fikrimin aynı olacağına karar verdim. Ana karakterle kendimi özdeşleştiremedim bir türlü, hem bu kadar aklı başında bir şeylerin farkında olup hem de bu derece olmaz şeyleri hayatına sokabilen birisini pek hayal edemedim ne yazık ki. Belki dar bir pencereden bakıyorum bilmiyorum ama; üniversite yaşamının, bir başına ayakta kalabilme çabasının tek bir açıdan anlatılması beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitabın beğendiğim bir noktası var tabi ki; o da İzmir ve İstanbul betimlemeleri. İki güzel şehrin bütün pırıltılarını çok güzel yansıtmış yazar.
Baskı: Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu...