hulyami
@hulyami

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)

Ephesus Yayınlarının yeni yazarı Julianne Maclane 6 kitaplık serinin ilki Goodreads puanı 5/3,71 Benim puanım 5/4 Güzel bir romandı..Ama başlarda kurgu yönünden Daisy Goodwin'in Düşes kitabını andırsa da bu daha bir soft hikayedi..Severek okudum.. Ama başlarda beni biraz sıkıldığımı söylemeliyim...Daha sonra kitap açıldı elimden bırakamadım... Puanı başlarda sıkıldığım ve uygun olmayan kapak için kırdım... Roman 19 yy sonlarında 1881 yılında geçmekte..O dönemde Amerikalı zengin genç kızların arasında ki en moda şey soylu bir asilzade ile evlenmektir..Özelikle maddi durumları kötü olanların içinden seçmek ise daha da ikna edici idi..İşte Sophia'da 1881 Londra sezonuna bu fikirle gelmese de annesinin aklındaki tam da böyle bir şeydi..Maddi durumu kötü,ünvanı büyük bir avı kafalamak... Wenworth Dükü James'in ise başlarda böyle bir evliliğe kesinlikle niyeti yoktu..Sophia'yı ilk gördüğü andan itibaren çok etkilenmişti..Onu merak etmişti..İşte her şey o merak ile başladı ve yakın arkadaşının da gönül koyduğu bu güzel Amerikalı ile ilgilenmekten vazgeçemedi...Ama muhtemel bir evliliği elbette düşünmüyordu..Fakat hiç beklemediği masraflar üzerine Sophia'yı baştan çıkarmakta tereddüt bile etmedi, onu sevdiğine inandırarak evlendi..Evliliklerinin ertesi sabahı Sophia rüyadan uyandı.. Bundan sonra evlilikleri gerçekten de çok ciddi sınavdan geçmeye başladı..Sophia'nın vericiliğini sevdim..Özellikle evlilik sabahı onu bırakıp Londra'ya giden kocasının haddini bildirmesi.. Ne olursa olsun pozitif bir kişiliğe sahip olması sorunlara odaklanarak çözmeye çalışması..Daha doğrusu ailesine ne kadar yabancı olursa olsun sahip çıkmasını çok sevdim..James'in kalbinin üzerindeki buz tabakasını erimesini izlemek çok güzeldi..Tavsiye ederim..

Baskı: Hırçın Aşk (Malory-Anderson Family #2)

Mallory Serisinin ikinci kitabını okumak benim için başlarda işkence oldu..Neden mi? Çeviri katliamı yine...Yine aynı kelimeler bu sefer üstüne cimcime de eklendi:)) Duyumsamak kelimesini konuştuğumuz dilde kullanıyormuyuz? Hayır..Peki bu kelimede ki ısrar niye? Niçin devamlı gözümüze sokuluyor? Bu uyduruk kelimeler ile kitap okumak benim sinirlerimi bozmaya başladı artık.Bu kadar sevdiğim bir yazarı bu kadar başarılı bir seri ancak bu şekilde mahvedilirdi..Bir de kapak faciası vardı ki sormayın..Kapakdaki kadının kitaptaki Roslynn ile yakından uzakdan alakası yoktu.. Mallory Serisinin ilk kitabında Regina'nın en merak ettiğim dayısı Antony idi..Her ne kadar zampara da olsa Roslynn ile karşılaştıktan sonra Antony Mallory aklından bu güzel ama aksi kızı çıkaramaz..Çok sıra dışı bir şekilde tanışırlarsa da..Azılı çapkın Antony onu etkisi altına hemen alır.. Yalmız Roslynn'in çok acil bir şekilde evlenmesi gerekmektedir..Büyük babasının ölümünden sonra kendisine çok yüklü bir miras kalmıştır..Ama kafasını ona takan kuzeni onunla her ne olusa olsun evlenmeye kararlıdır..Roslynne Tam iki kere ipin ucundan döndükten sonra Antony'inin bir takım hileleri ile onunla evlenmek zorunda kalır... Ve olaylrımız başlar..Boy boy Mallory erkekleri ile tekrar karşılaşmak çok güzeldi..Özellikle ne kadar tehlikeli ve amansız olduklarını biraz unutmuşum:)) James Mallory tek başına bir fenomendi zaten.. Bu kadar kötü şartlara rağmen ben yine de bu kitabı okurken zevk aldım ve kahkahalarımı tutamadım..Ama gönlüm daha güzel bir çeviri ile bu favori dayının hikayesini okumak isterdi..Maalesef nasip olmadı..Umarım serinin üçüncü hikayesinde yani dayı James'in hikayesinde bu zevki tadarım..Karar sizin bu kötü çeviriye rağmen zevk alabilirsiniz:)) Benim gibi...

Baskı: İki Ateş Arasında (İskoç Muhafız Alayı, #1)

Orjinal adı The Chief Highland Guard Serisinin 1.Kitabı. Bu romanda Asi romanından tanıdığımız Rory Macleod'un altı kuşka önce ataı olan Thor Macleod'un hikayesi idi.. Serinin ilk kitabı idi ama ummadığım kadar da beğendim... Çeviri mükemmeldi bence kitap aktı gitti..Bir kere karakterle çok güzel yansıtılmıştı.Christina Fraser ve Thor Macleod'un duygu ve korkularını yazar çok güzel işlemişti..Tarihi mekan içinde muhteşem bir aşk hikayesi okudum ki...Son zamanlarda kitaplarda uğradığım hüsranı bu hikaye ile dinderebildim..

Hanımeli Kokusu
8/1005.09.2012

Baskı: Hanımeli Kokusu

Hanımeli Kokusu-Elizabeth Rolls Ana ve babaların suçlarını evlatlar çekermiş ne kadar da doğru bir deyim..Özellikle Hanımeli Kokusu'na cuk diyede uymuştu.. Christina Daventry 'de gayri meşru bir çocuk olmayı seçemezdi ki..Kardeşi Harry Daventry ile bir dükün gayri meşru çocuğu idiler.. Kimse ana ve babasını seçme lüksüne sahip değil di..Ama Chtisty'in oğlan kardeşinin niyeti asilzade bir kız ile evlenip köşeyi dönmekti..Sonu ne olursa olsun..Gözüne Lord Julian Trentam'ın üvey kız kardeşi Alicia'yı gözüne kestirmişti..Kendisini zengin bir asilzade olarak göstermişti..Ama şüphelenen Julian onun evinde bir kadın yaşadığını duymuştu.. O yüzden eve aniden gidip kendi gözleri ile görmeye karar verdi... Evde Harry'nin kız kardeşi Christy ile karşılaştı..Aslında bu iki genç insan ilk gördüklerinde birbirlerinden etkilendiler...Chrsty kardeşinin bu ölçüsüz davranışalarından,bencilliğinden çok rahatsızdı..Amam maddi bakımdan çok kötü durumdaydı..Bulunduğu evi kardeşinin bencilliği yüzünden bir hafta içinde boşaltması gerekiyordu.. Ummadığı yardım eli ve işbirliği Julan'dan geldi onun evinde üvey annesine rfakat edecek ve kardeşlerine mürebbiyelik yapacaktı.. her şey çok iyidi ama Julian bu genç kadından fazlası ile etkileniyordu..Christy ise şahsen yaşadığı acı tecrübelerden bir asilzade ile yakınlaşmanın nelere mal olacağını çok iyi biliyordu... Yaşanan olaylar onları hiç ummadıkları bir şekilde bir birine itecekti... Çok severek okudum..Tavsiye ederim...

Baskı: Yalnız Adam (MacGregor Ailesi, #4)

Ne diyebilirim ki yine bayıldım..Nora Roberts'i her okuduğumda daha çok sevmeye başladım..Özellikle bu Harlequin'den çıkan kitaplar..Ve biz bu kitaplarla tanışmak için çok geç kalmışız.. The MacGeregor Serisinin 4.Kitabı idi Yalnız Adam çok egzotik,çok gizemli ve aile sıcaklığını ise harikulade bir şekilde aktarmış yazar..Benim bir numaralı adamım yine Daniel Macgregor'du..Yine ortalığı karıştırıyordu!!.. Bu sefer ki macerada iki sanatçının aşkı vardı...Önceki maceredaki Shelby Campbell'in agabeyi Grant Campbell vardı bu macerada..Babasının gözlerinin önünde öldürülmesinin izlerini taşıyordu hala yüreğinde..Bir çeşit münzevi hayat yaşıyordu..Kalabalıktan,gürültüden uzak ve işinide buradan yapıyordu..Ama fırtınalı bir gecede kapısı çalındı ünlü ressam Gennie Grandeau hayatına giriverdi..Hiç haber vermeden ansızın.. Onu ne kadar kendinden uzaklaştırmaya çalışırsa çalışşsın başarılı olamadı..Gennie'de kendisi gibi yaralıydı..Kendine bir yıl izin vermişti..Bunu resim yaparak değerlendirecekti..Onun da hesaplarında aşk yoktu.. Tavsiyemdir!!..

Kan Ateşi (Ateş, #2)
10/1001.09.2012

Baskı: Kan Ateşi (Ateş, #2)

Karşınızda bir Ateş Serisi Müptelası durmakta...Şimdiye kadar okuduğum diğer fantastik serilerin hepsini solladı..Serinin çevrilmiş 3.kitabı İntikam Atesini de bitirdim..Öyle bir yerde bitti ki;saçımı başımı yolacağım..Bu serinin devamının uzamasına neden olan her şeye karşı son derece kızgınım..Bu seriyi kesinlikle arka arkaya okumalısnız..Bir kitaptan ötekine atlamalısınız.. Aksi takdirde yeni kitabın çıkması için benim gibi gün sayar hale gelebilirsiniz.. Filminin çekilmesi ise çok güzel olur..Vee eminim o çok sevilen Alaca Karanlık Serisini sollar bence..Bu seriyi Kedicik'ten,Gece Yarısı ve Dark serisinden de çok sevdim..Çok egzotik ve sırlarla dolu.. Çünkü bu seride aksiyon,macera bitmezken,duyguları da ihmal etmemiş..Hikayeye kurguladığı aşk öyle normal bir aşk değil okuduğum ilk üç kitapda bir aşktan dahi bahsedemeyiz..Ama bu ikili arasındaki Jericho Barrons ve MacKayla Lane arasındaki tutkuyu ve cinsel gerilimi o kadar güzel aktarmış ki..Sayfalar dolusu aşk sahnelerine değer bence..Onları okurken nefesiniz de kesiliyor..Birbirleri ile olan iletişimleri görülmeye değer pardon okunmaya değer.. Barrons'un türü ne vampir mi? melun mu? bir fae mi? bir karanlıklar prensi mi? anlayamıyorsunuz ki...Bu serinin 5.kitabı biteseye kadar böyle sürüyormuş. Hikayeden biraz bahsetmek istiyorum : MacKayla Lane sıradan bir güneyli genç kız.O gün telefon kız kardeşinin öldüğü ile ilgili haber gelesiye kadar sorunları ojesinin hangi ton pembe rengi olacağına,saç modelinin nasıl olacağı ile ilgili karar ibaretti... Hayatı o telefondan önce ve sonrası olarak ikiye ayrılmıştı...Kız kardeşi İrlanda Dublin'de hunharca öldürülmüştü,canından çok sevdiği hayattaki tek dostu ablası Alaine yoktu artık..Ablası ve kendisi ile ilgili bilmediği çok şeyler vardı..Önce gerçekte hiç olmayan varlıkları görmeye başladı bu yabancı şehirde araştırma yaptıkça ablasının sandığı gibi kaygısız tasasız bir hayatı olmadığını sıradışı bir hayat sürdüğünü keşfetti.Ablası ölmeden bir mesaj bırakmıştı..O mesaj üzerine ablasının ölümünü araştırmaya ve bunu ona yapanı bulup ödetmeye karar verdi ama nasıl? Yalnızdı yabancı bir ülkedeydi..Ve burada kimseyi tanımıyordu..Yaptığı araştırmalar yüzeysel ve yetersiz kalmıştı ablasının ölümünü inceleyen dedektif dosyayı kapatmıştı hiç bir şekilde onu tekrar açmaya ikna edemiyordu. Ama kararlıydı ne yapıp edip Alaine'in katilini bulacaktı.. ta ki Barrons Kitapevi ne yağmurlu bir günde yolu düşeseye kadar...Ama bu iş yerinin sahibi hiç de tekin bir adama benzemiyordu.. Sonunda onunla birlikte çalışmaya karar verdi..Barrons onun sıra dışı özelliklerini anlamıştı Mac'i uzun yıllardır aradığı tüm bu gizemli olayların sebebi olan Sinsar Dubh'u bulmak için işbirliği yapacaktı..Karşılığında da Mac'ı koruyacaktı.. Barrons olmasaydı Mac ne kadar yaşayabilirdi bilemiyorum neredeyse Fiona'dan koruyamıyordu..Fiona mı kim? Ama buna pek de sıcak bakmayan biri vardı Barrons'un yardımcısı Fiona Mac'ı ölümüne kıskanıyordu..Barrons ile aralarında özel bir şeyler vardı ama sanki o bu her neyse ona fazla anlam yüklüyordu...Barrons pratik adamdı yıılardır yardımcılığını yapan Fiona'yı işten atarken de tereddüt bile etmedi..Mac ile yapması gereken çok işler vardı..Önce Mac'in dış görünüşü değişti..O güzelim sarı saçları gitti yerine daha koyu ilgi çekmeyen saçlar geldi..Kıyafetindeki pembeleri neredeyse kaldırdı..Çünkü Barrons Pembeden nefret ediyordu.....Ama Mac ona doğum gününde güzel bir pembe pastada hediye edivermişti... İkilinin işbirliği bazen çok verimli olabilse de sık sık şüphe ve güven sorunundan dolayı sekteye de uğrayabiliyordu..Çok yerde Mac Barrons tarafında kurtarıldı isede iş sadece onunla bitmiyordu..Hikayeenin başından beri ona tecavüz edip önceleri seks bağımlısı haline getirmeye çalışıp sonra işbirliğine başvuran Vlane vardı..Barrons ve Vlane'i aynı sahnede göremezsiniz..Birbirlerine tahammül edemezler..Bir de şehre geldiği ilk gece ona yardım etmeyen ve Mac'in olagan üstü güçlerini bilen Rowena vardı baştan beri ona yardım etmemişti.. Mafya Rocky Banion,Lord Masters vs..gibi sıradışı kişler hep Mac'in yoluna çıkan kahramanlardı romanda.. Heyecan aksiyon bir an bile azalmadığı gibi bildiğimiz usta ,çırak ilişkisi içindeki Mac-Barrons ikilisinin ilişkileri gün geçtikçe daha ilginç hale geliyordu.. Ben bu seriye ait ne varsa daha sayfalarca yazabilirim..yazarın kalemine,kurgusuna hayran oldum..Ama çok sevdiğimiz şeylere ulaşabilmek için bazen beklememiz gerekebiliyor.. Duyumlarıma göre son iki kitap yani 4-5.Kitaplar Artemis'ten çıkacakmış..Benim unudum yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.. Artemis Yayınlarıda umarım bu seri ile bizi acı çektirmeye üzmeye çalışmaz..Çünkü hislerim bu yayın evinin bizi üzeceği yönünde..İnşallah yanılırım.. Değişik bir fantastik seri ve içinde de tutkulu bir aşk okumak istiyorsanız bu seri tam size göre..Ben çok beğendim...TAVSİYEMDİR...Sakın Es geçmeyin...

Baskı: İntikam Ateşi (Ateş, #3)

Karşınızda bir Ateş Serisi Müptelası durmakta...Şimdiye kadar okuduğum diğer fantastik serilerin hepsini solladı..Serinin çevrilmiş 3.kitabı İntikam Atesini de bitirdim..Öyle bir yerde bitti ki;saçımı başımı yolacağım..Bu serinin devamının uzamasına neden olan her şeye karşı son derece kızgınım..Bu seriyi kesinlikle arka arkaya okumalısnız..Bir kitaptan ötekine atlamalısınız.. Aksi takdirde yeni kitabın çıkması için benim gibi gün sayar hale gelebilirsiniz.. Filminin çekilmesi ise çok güzel olur..Vee eminim o çok sevilen Alaca Karanlık Serisini sollar bence..Bu seriyi Kedicik'ten,Gece Yarısı ve Dark serisinden de çok sevdim..Çok egzotik ve sırlarla dolu.. Çünkü bu seride aksiyon,macera bitmezken,duyguları da ihmal etmemiş..Hikayeye kurguladığı aşk öyle normal bir aşk değil okuduğum ilk üç kitapda bir aşktan dahi bahsedemeyiz..Ama bu ikili arasındaki Jericho Barrons ve MacKayla Lane arasındaki tutkuyu ve cinsel gerilimi o kadar güzel aktarmış ki..Sayfalar dolusu aşk sahnelerine değer bence..Onları okurken nefesiniz de kesiliyor..Birbirleri ile olan iletişimleri görülmeye değer pardon okunmaya değer.. Barrons'un türü ne vampir mi? melun mu? bir fae mi? bir karanlıklar prensi mi? anlayamıyorsunuz ki...Bu serinin 5.kitabı biteseye kadar böyle sürüyormuş. Hikayeden biraz bahsetmek istiyorum : MacKayla Lane sıradan bir güneyli genç kız.O gün telefon kız kardeşinin öldüğü ile ilgili haber gelesiye kadar sorunları ojesinin hangi ton pembe rengi olacağına,saç modelinin nasıl olacağı ile ilgili karar ibaretti... Hayatı o telefondan önce ve sonrası olarak ikiye ayrılmıştı...Kız kardeşi İrlanda Dublin'de hunharca öldürülmüştü,canından çok sevdiği hayattaki tek dostu ablası Alaine yoktu artık..Ablası ve kendisi ile ilgili bilmediği çok şeyler vardı..Önce gerçekte hiç olmayan varlıkları görmeye başladı bu yabancı şehirde araştırma yaptıkça ablasının sandığı gibi kaygısız tasasız bir hayatı olmadığını sıradışı bir hayat sürdüğünü keşfetti.Ablası ölmeden bir mesaj bırakmıştı..O mesaj üzerine ablasının ölümünü araştırmaya ve bunu ona yapanı bulup ödetmeye karar verdi ama nasıl? Yalnızdı yabancı bir ülkedeydi..Ve burada kimseyi tanımıyordu..Yaptığı araştırmalar yüzeysel ve yetersiz kalmıştı ablasının ölümünü inceleyen dedektif dosyayı kapatmıştı hiç bir şekilde onu tekrar açmaya ikna edemiyordu. Ama kararlıydı ne yapıp edip Alaine'in katilini bulacaktı.. ta ki Barrons Kitapevi ne yağmurlu bir günde yolu düşeseye kadar...Ama bu iş yerinin sahibi hiç de tekin bir adama benzemiyordu.. Sonunda onunla birlikte çalışmaya karar verdi..Barrons onun sıra dışı özelliklerini anlamıştı Mac'i uzun yıllardır aradığı tüm bu gizemli olayların sebebi olan Sinsar Dubh'u bulmak için işbirliği yapacaktı..Karşılığında da Mac'ı koruyacaktı.. Barrons olmasaydı Mac ne kadar yaşayabilirdi bilemiyorum neredeyse Fiona'dan koruyamıyordu..Fiona mı kim? Ama buna pek de sıcak bakmayan biri vardı Barrons'un yardımcısı Fiona Mac'ı ölümüne kıskanıyordu..Barrons ile aralarında özel bir şeyler vardı ama sanki o bu her neyse ona fazla anlam yüklüyordu...Barrons pratik adamdı yıılardır yardımcılığını yapan Fiona'yı işten atarken de tereddüt bile etmedi..Mac ile yapması gereken çok işler vardı..Önce Mac'in dış görünüşü değişti..O güzelim sarı saçları gitti yerine daha koyu ilgi çekmeyen saçlar geldi..Kıyafetindeki pembeleri neredeyse kaldırdı..Çünkü Barrons Pembeden nefret ediyordu.....Ama Mac ona doğum gününde güzel bir pembe pastada hediye edivermişti... İkilinin işbirliği bazen çok verimli olabilse de sık sık şüphe ve güven sorunundan dolayı sekteye de uğrayabiliyordu..Çok yerde Mac Barrons tarafında kurtarıldı isede iş sadece onunla bitmiyordu..Hikayeenin başından beri ona tecavüz edip önceleri seks bağımlısı haline getirmeye çalışıp sonra işbirliğine başvuran Vlane vardı..Barrons ve Vlane'i aynı sahnede göremezsiniz..Birbirlerine tahammül edemezler..Bir de şehre geldiği ilk gece ona yardım etmeyen ve Mac'in olagan üstü güçlerini bilen Rowena vardı baştan beri ona yardım etmemişti.. Mafya Rocky Banion,Lord Masters vs..gibi sıradışı kişler hep Mac'in yoluna çıkan kahramanlardı romanda.. Heyecan aksiyon bir an bile azalmadığı gibi bildiğimiz usta ,çırak ilişkisi içindeki Mac-Barrons ikilisinin ilişkileri gün geçtikçe daha ilginç hale geliyordu.. Ben bu seriye ait ne varsa daha sayfalarca yazabilirim..yazarın kalemine,kurgusuna hayran oldum..Ama çok sevdiğimiz şeylere ulaşabilmek için bazen beklememiz gerekebiliyor.. Duyumlarıma göre son iki kitap yani 4-5.Kitaplar Artemis'ten çıkacakmış..Benim unudum yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.. Artemis Yayınlarıda umarım bu seri ile bizi acı çektirmeye üzmeye çalışmaz..Çünkü hislerim bu yayın evinin bizi üzeceği yönünde..İnşallah yanılırım.. Değişik bir fantastik seri ve içinde de tutkulu bir aşk okumak istiyorsanız bu seri tam size göre..Ben çok beğendim...TAVSİYEMDİR...Sakın Es geçmeyin...

Baskı: Karanlık Ateş (Ateş, #1)

Karşınızda bir Ateş Serisi Müptelası durmakta...Şimdiye kadar okuduğum diğer fantastik serilerin hepsini solladı..Serinin çevrilmiş 3.kitabı İntikam Atesini de bitirdim..Öyle bir yerde bitti ki;saçımı başımı yolacağım..Bu serinin devamının uzamasına neden olan her şeye karşı son derece kızgınım..Bu seriyi kesinlikle arka arkaya okumalısnız..Bir kitaptan ötekine atlamalısınız.. Aksi takdirde yeni kitabın çıkması için benim gibi gün sayar hale gelebilirsiniz.. Filminin çekilmesi ise çok güzel olur..Vee eminim o çok sevilen Alaca Karanlık Serisini sollar bence..Bu seriyi Kedicik'ten,Gece Yarısı ve Dark serisinden de çok sevdim..Çok egzotik ve sırlarla dolu.. Çünkü bu seride aksiyon,macera bitmezken,duyguları da ihmal etmemiş..Hikayeye kurguladığı aşk öyle normal bir aşk değil okuduğum ilk üç kitapda bir aşktan dahi bahsedemeyiz..Ama bu ikili arasındaki Jericho Barrons ve MacKayla Lane arasındaki tutkuyu ve cinsel gerilimi o kadar güzel aktarmış ki..Sayfalar dolusu aşk sahnelerine değer bence..Onları okurken nefesiniz de kesiliyor..Birbirleri ile olan iletişimleri görülmeye değer pardon okunmaya değer.. Barrons'un türü ne vampir mi? melun mu? bir fae mi? bir karanlıklar prensi mi? anlayamıyorsunuz ki...Bu serinin 5.kitabı biteseye kadar böyle sürüyormuş. Hikayeden biraz bahsetmek istiyorum : MacKayla Lane sıradan bir güneyli genç kız.O gün telefon kız kardeşinin öldüğü ile ilgili haber gelesiye kadar sorunları ojesinin hangi ton pembe rengi olacağına,saç modelinin nasıl olacağı ile ilgili karar ibaretti... Hayatı o telefondan önce ve sonrası olarak ikiye ayrılmıştı...Kız kardeşi İrlanda Dublin'de hunharca öldürülmüştü,canından çok sevdiği hayattaki tek dostu ablası Alaine yoktu artık..Ablası ve kendisi ile ilgili bilmediği çok şeyler vardı..Önce gerçekte hiç olmayan varlıkları görmeye başladı bu yabancı şehirde araştırma yaptıkça ablasının sandığı gibi kaygısız tasasız bir hayatı olmadığını sıradışı bir hayat sürdüğünü keşfetti.Ablası ölmeden bir mesaj bırakmıştı..O mesaj üzerine ablasının ölümünü araştırmaya ve bunu ona yapanı bulup ödetmeye karar verdi ama nasıl? Yalnızdı yabancı bir ülkedeydi..Ve burada kimseyi tanımıyordu..Yaptığı araştırmalar yüzeysel ve yetersiz kalmıştı ablasının ölümünü inceleyen dedektif dosyayı kapatmıştı hiç bir şekilde onu tekrar açmaya ikna edemiyordu. Ama kararlıydı ne yapıp edip Alaine'in katilini bulacaktı.. ta ki Barrons Kitapevi ne yağmurlu bir günde yolu düşeseye kadar...Ama bu iş yerinin sahibi hiç de tekin bir adama benzemiyordu.. Sonunda onunla birlikte çalışmaya karar verdi..Barrons onun sıra dışı özelliklerini anlamıştı Mac'i uzun yıllardır aradığı tüm bu gizemli olayların sebebi olan Sinsar Dubh'u bulmak için işbirliği yapacaktı..Karşılığında da Mac'ı koruyacaktı.. Barrons olmasaydı Mac ne kadar yaşayabilirdi bilemiyorum neredeyse Fiona'dan koruyamıyordu..Fiona mı kim? Ama buna pek de sıcak bakmayan biri vardı Barrons'un yardımcısı Fiona Mac'ı ölümüne kıskanıyordu..Barrons ile aralarında özel bir şeyler vardı ama sanki o bu her neyse ona fazla anlam yüklüyordu...Barrons pratik adamdı yıılardır yardımcılığını yapan Fiona'yı işten atarken de tereddüt bile etmedi..Mac ile yapması gereken çok işler vardı..Önce Mac'in dış görünüşü değişti..O güzelim sarı saçları gitti yerine daha koyu ilgi çekmeyen saçlar geldi..Kıyafetindeki pembeleri neredeyse kaldırdı..Çünkü Barrons Pembeden nefret ediyordu.....Ama Mac ona doğum gününde güzel bir pembe pastada hediye edivermişti... İkilinin işbirliği bazen çok verimli olabilse de sık sık şüphe ve güven sorunundan dolayı sekteye de uğrayabiliyordu..Çok yerde Mac Barrons tarafında kurtarıldı isede iş sadece onunla bitmiyordu..Hikayeenin başından beri ona tecavüz edip önceleri seks bağımlısı haline getirmeye çalışıp sonra işbirliğine başvuran Vlane vardı..Barrons ve Vlane'i aynı sahnede göremezsiniz..Birbirlerine tahammül edemezler..Bir de şehre geldiği ilk gece ona yardım etmeyen ve Mac'in olagan üstü güçlerini bilen Rowena vardı baştan beri ona yardım etmemişti.. Mafya Rocky Banion,Lord Masters vs..gibi sıradışı kişler hep Mac'in yoluna çıkan kahramanlardı romanda.. Heyecan aksiyon bir an bile azalmadığı gibi bildiğimiz usta ,çırak ilişkisi içindeki Mac-Barrons ikilisinin ilişkileri gün geçtikçe daha ilginç hale geliyordu.. Ben bu seriye ait ne varsa daha sayfalarca yazabilirim..yazarın kalemine,kurgusuna hayran oldum..Ama çok sevdiğimiz şeylere ulaşabilmek için bazen beklememiz gerekebiliyor.. Duyumlarıma göre son iki kitap yani 4-5.Kitaplar Artemis'ten çıkacakmış..Benim unudum yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.. Artemis Yayınlarıda umarım bu seri ile bizi acı çektirmeye üzmeye çalışmaz..Çünkü hislerim bu yayın evinin bizi üzeceği yönünde..İnşallah yanılırım.. Değişik bir fantastik seri ve içinde de tutkulu bir aşk okumak istiyorsanız bu seri tam size göre..Ben çok beğendim...TAVSİYEMDİR...Sakın Es geçmeyin...

Rehine
7/1024.08.2012

Baskı: Rehine

Rehine - Sümeyye Akarçay Genç bir yazar Sümeyye Akarçay ilk kitabı Rehine'yi beğenerek okudum..Eksikleri yok muydu? vardı elbette..Ama zamanla kaleminin gelişeceğine daha iyi olacağına inanıyorum..Polisiye-Aşk-Macera türünde bir kitap idi.. Baştan sona kadar beğenerek okudum..Çok akıcı bir uslüp ile yazılmıştı.. Hikaye oldukça tanıdık bir hikaye idi..Ama genç yazarımızın gözünden okumak çok zevkliydi.. Hikayemizin kahramanlar; Baran Gökdağ ünlü,karizmatik,zengin bir iş adamı..Geçmişinde ona zor zamanında yardım eden bir dostunun ricası geri çeviremezdi..Ama bu adamın da istediği az bir şey değildi..Bir genç kızı kaçırıp evinde bir süre alıkoyacaktı..Buraya kadar iyi her şey.. Kaçıracağı genç kız da sıradan biri değildi ki;:) Esma Hazne isimli sosyete güzeli Hazne imparatorluğunun varislerinden genç ve güzel genç kızı kaçıracaktı..Yakalanırsa başı büyük belada demekti.. Ama rica büyük yerden idi ve kıramazdı.. Bu güzel genç kızı kaçırarak hayatının en büyük macerasına adım atmış oldu..Rehinesi düşündüğü gibi çıkmadı...Tüm planlar alt üst oldu..Nişanlı olduğunu bile unuttu ve rehinesine aşık oldu... Esma ise kendine kaçıran bu adamlara çok kızgındı..Ne yaptısa elinden kurtulamadı..Kaçmak için başlarda çok uğraştı...Başaramadı...Onu kaçıran adam korktuğu gibi bir mafya bozuntusu değildi..Ömründe gördüğü en yakışıklı ve karizmatik bir adam vardı karşısında..Sonun da olanlar oldu..Kendini kaçıran adama deli gibi tutuldu... Ama bu iki sevdalının unuttukları bir kara çalı vardı arada Baran'ın nişanlısı Gülşah..İki gencin de hayatını zehir edecek kadar tehlikeli bir kadındı Gülşah..Özellikle Baran onu çok hafife aldığını çok acı bir şekilde anlayacaktı... Değişik bir kalemle tanışmak istiyorsanız size genç yazarımızın yeni kitabını önerebilirim..Bu vefalı genç arkadaşımızı Hayriye Özaslan'a ayırdığı özel bölüm için de ayrıca çok teşekkür ediyorum..Yolun açık olsun Sümeyye Akarçay!!..

Seviyor Sevmiyor
7/1023.08.2012

Baskı: Seviyor Sevmiyor

Seviyor,Sevmiyor:)) Yorumum:))) İlk kitapdan daha çok beğendiğimi söylemeliyim..İlk kitaptaki argo kelimeler bu kitap da en aza indirilmişti..Kitap su gibi aktı ve hemen de bitti..Çeviride problem görmedim..Kitap beni kendine bağlıyorsa zaten çeviride problem yok demektir:)) Eleştirim kapaktaki çift uzaktan yakından alakası yoktu ama ona da fazla takılmadım.. İlk kitapdaki Charlotte teyzemiz bu kitapda da iş başındaydı büyülü çıkrığı ile Jenna ve Gage'ide bir araya getirmeyi başaracakmıydı:)) Yoksa başlarına çorap mı örecekti.. İlk kitap Kördüğüm'ü okurken en çok ilgimi çeken çift Jenna ve Gage olmuştu..Birbirlerini bu kadar seven bir çiftin ayrılmaları beni üzmüştü..Sebep ne olursa olsun..Gage'in korkuları dışarıdan bakıldığında anlamsız gelse de..Bu tür meslekteki kişilerde bu korkular normal olsa da..Bir evliliğin bitmesine sebep olmamalıydı bence...Sonuçta iki tarafta mutsuzdu birbirlerini yüreklerinden söküp atamamışlardı... İşte bu yüzden İkinci şans romanlarını daha çok severim..Seviyor,Sevmiyor tam da ikinci şans romanıydı..Üç deli-dolu kadının rutin toplantılarından Jenna'nın hala daha eski kocasını içinde söküp atamamasına çok üzülüyorlardı Grace'den bir çözüm geldi:))) Gage'e ilaç içerip etkisiz hale getirdikten sonra tecavüz etmek...Çok yaratıcıydı...Ama olayın aslını öğrendiğinde Gage'in tepkisi büyük oldu.. Bu hikayede beni etkileyen faktör iki tarafında birbirlerini çok sevmeleri ayrıldıktan o kadar zaman geçtikten sonra bile gerçek anlamda kimse ile birlikte olmamaları idi..Bu kısmı çok sevdim..Ve tuttum:)) Diğer taraftan beyzbol yıldızımız Zach'ıda Grace'in yatığı bir sürpriz sonucunda oldukça kötü günler bekliyordu..Yani serimizin üçüncü hikayesi..Onu da okumayı çok istiyorum.... Tam anlamı ile eğlencelik romantik komedi idi...Özellikle Rachel Gibson severler bu yazarıda sever bence..Hala daha bu yazarı okumadıysanız bence bir şans verin ,eminim ki seveceksiniz...

Baskı: Şeytanın Gelini (Cynster, #1)

Şeytanın Gelini(DEvil's Bride)- Stephanie Laurens İlk önce kapaktan bahsetmek istiyorum:)) Normal kitap boyutlarında değil ebatı bayağı bir büyük..Kapağın güzelliğini söylememe gerek yok sanırım:)) Çevirisi bence çok güzeldi akıp gitti kitap..Goodreads Puanı 5/4,10 Benim puanım ise 5/5 ... Daha önce yayınlanan tüm Laurens eserlerini bir kenar Şeytanın Gelini'ni diğer bir yana koyun...Çok başarılı bir hikaye idi..Okumak istediğim bir romanda ne istersem var dı..Aşk,Tutku,Sadakat,Gizem,Mizah..Mükemmel ötesi bir erkek karakter...İnatçı ,Yakışıklı,Krizmatik ve seksi...Yazar tüm bu etkenleri o kadar güzel harmanlamış ki ..Çok büyük bir zevk ile okudum..Devamını sabırsızlıkla bekliyorum....Araştırmalarıma göre tam tamına 18 kitaplık bir seri bu..Epsilon Yayınları bu seriden daha önce üç kitap çıkarmış..Uygun Bir Eş bu seri ile alakalı olduğunu göremedim... Daha önce Masumiyetin Tadı ve Kalbimi Affettim romanlarını yazarın okumuş ve beğenmiştim..Ama bence şu ana kadar okuduklarımdan Şeytan'ın Gelini serinin en güzeli...

Baskı: Aşkın Ateşi (Ateş Serisi-1)

Aşkın Ateşi-Rita Hunter Şu bir gerçek ki yazarın ilk kitabı Kalbimi Çaldın'ı okuduğumdaRita Hunter'i tipik şimdiki Deanene Clark'a benzetmiştim..Judith Mcnaught'tan etkileşim had safhadaydı... Bu yüzden Tatlı Tuzak'ı okumayı çok geçe bırakmıştım..Tatlı Tuzak'da Yazarımızın kaleminin daha da geliştiğini gördüm..Bu iyi yönde bir gelişmeydi...Çok büyük bir zevk ile okumuştum Tatlı Tuzak'ı.. Ama Aşkın Ateşi'nde artık bir historical yazarı kıvamına gelmiş Rita Hunter..İsabel ve Adriane karakterlerini hikayeye çok güzel oturtmuştu..Karakterlerin ayakları sağlam yere basıyordu.Hikaye daha çok bu iki karakter arasında devam ediyorsa da bu hikayeyi yavaşlatmamıştı..Ama benim tercihim yardımcı karakterlerin biraz daha fazla olaya katkısı olabilmesi idi..Bu hikayeyi beğenmediğim anlamına gelmemeli aksine hikayeyi beğenerek okudum..Tam anlamı ile bence özgün olabilecek bir hikaye idi,..Aşk,tutku,mizah çok güzel harmanlanmıştı...Bazı yerlerde okurken gülebilirken,bazı yerlerinde çok da kızgın olabiliyorumdum hem Adrian hem de İsabella'ya..İsabella'nın fevriliği,hesapsızlığı,masumluğu ve cesaretini çok güzel işlemişti.Adrian'ı okurken adamın karizması ve yakışıklılığını pervasızlığı iyi işlenmişti..Karakterler gerçek gibiydi.. Aşkın Ateşi serinin ilk kitabı sonra Ruhun Ateşi ve Kalbim Ateşi gelecek..Serinin devamını okumayı çok isterim...Takip edeceğim:)) Hikayenin Konusu : İsabella Gwen Sulliwan'ın amacı çocukluk arkadaşı Freddie'ye yardım etmek idi..Bu biraz yardım sözü yanında hafif kalırdı ..Freddy'nin aşık olduğu kadın ilişkileri iyi giderken Henfield Kontu Adrian Eaglestone ile aniden nişanlanınca hem olayın iç yüzünü anlamak,hem de iyi bir ders vermek için iki kafadar karı-koca kılığında Henfield Yaz Balosu'na giderler.. Başta her şey sakin geçer Adrian ile isabella arasında ilk andan itibaren uçuşan kıvılcımlar birbirlerinden etkilenmeleri ve derkennn Fredy'nin sevgilisi Vivian'ı ikna edip kaçması..Ve bunun için bedel ödeyecek tek kişi vardı elinde İsabella:))..Adrian'ın nişanlısı filan umurunda değildi aslında..Bu karşısındaki genç kız onu gereğinden fazla etkilemese,karşı çıkmasa,çileden çıkarmasa belki de bu kadar olaylar büyümetecekti de..Birde genç kızı anormal derecede arzuluyordu..Onun o gözlerini eski karısı Elanor'un gözlerine de benzetmesi işin cabasıydı....Ben beğenerek okudum:))) Gelecek hikayeleride merakla bekliyorum...

Kalpsiz
10/1019.08.2012

Baskı: Kalpsiz

Kaplsiz(Ruthless)-Anne Stuart Bu nasıl bir kitap dı şok edici ve çarpıcı..En başından itibaren beni öyle bir etkisine aldı ki nasıl okuduğumu anlamadım...Bayıldım romanın,kurgusuna,karakterlerine ve dönemi çok çarpıcı bir biçimde yansıtmasına kesinlikle takip edeceğim bir yazar olacak..Anne Stuart'ı Beyaz Dizi romanlarından hatırlarım..O yüzden alırken tereddüt etmedim..Birde benim gönlümdeki çeviri ve editör işbirliği ile Goodreads'te 3,83 almış bir kitap bence tam tamına 10 üzerinden 10 puanı hak ediyordu doğrusu...Yayın evine buradan teşekkürlerimi sunarım keşke Kara Büyü'de bu özeni görebilseydim... Romandaki karakterler diğer historical karakterlerine pek benzemiyor..Daha doğrusu hikaye normal bir hikaye değil zaten..Burada saf bir genç kız ahlaklı dürüst bir asilzade bulmak isterseniz tavsiyem bu kitaptan uzak durun!!!.. Hikaye Fransa'da Paris'de geçiyor..1768 kışı..Çok çetin bir kış..Romanımızın erkek karakteri Francis Rohan; Culloden savaşında ailesini kaybetmiş,İngiltere'den ayrılmış,Paris'te sürgün hayatı yaşayan bir Kontdur..Paris'de sefahat içinde de sürgün hayatı yaşıyor.Çok zengin,ahlaksız,günah gibi de yakışıklı..Tüm kurallara isyan eden,evinde her türlü ahlaksızlığı yaşayan ve yaşatan hiç bir kuralı olmayan bir adam..Bunda geçmişte yaşadığı ailesinin gözünün önünde katledilmesinin çok büyük etkisi var..Gözlerini kapadığında gözünün önüne aile kaybının gelmemesi için sayısını sayamayacağı çılgınlık yaşıyor..Yaşatıyor.. Elinor Harriman gösterişsiz pek de güzel olmayan bir genç kadın üvey kız kardeşi,annesi,dadısı ile birlikte annesinin hesapsız ahlaksız tavırları yüzünden çok zor durumlara düşmüş bir genç kadın..Tüm amacı kötülüklerden kendisinden çok daha güzel bir genç kız olduğuna inandığı kız kardeşini korumak..Annesınden özellikle..Bir anne düşünün ki kızının bekaretini satılığa çıkartabiliyor... Annesinin bu hesapsız bencil tavırları yüzünde Francis Ve Elinor'un yolları Rohan evinde tam da bir çılgın partide kesişir:))..Elinor'un tüm amacı annesinin son kalan parayı kaybetmemesi,Francis'in ise belli bir amacı yoktur bu genç kadın çok ilgisini çekmiştir..Tüm ilgisi ona yönlenir...Veee olaylar başlar... Daha fazla anlatıp kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum:)).. Tam anlamı ile doludizgin bir hikayedi..Durmak yok:)) Yavaşlamıyor hiç...Sıkılmayı aklınıza bile getirmeyin...TavsiyemDiR

Baskı: Kara Büyü (Dark, #4)

Kara Büyü-Christine Feehan Dark Serisinin 4.Kitabı idi..Goodreads puanı 4,16 Gregory'i serinin ilk kitabından beri merak ediyordum..Okumak için sabırsızlanıyordum..Ama öyle bir çeviri ile karşımıza geldi ki...Bunu çok eleştirdiğim Ödül'de bile görmedim..Tam anlamı ile bir felaket idi.. Başlarda okumak tam bir işkence oldu benim için..Bu kadar ağdalı kelimeler,yarım kalmış cümleler..Goodreads'e baktığımda kitap Dark Serisinin en beğenilen kitabı ama sağ olsun çevirmen ve editör işbirliği ile Türkiye'de şu ana kadar çeviri ile katledilen ilk kitap..Yayın evine çok kötü bir prestij kazandırdı... Çeviri ile güzel bir kitabın ne hale gelebileceğinin en güzel örneği olmalı..Örnek budur yaniii... Kitap ortalarından sonra biraz daha okunur hale gelince bende biraz daha rahat okuyabildim..Artık o hissetmek yerine duyumsamak,farkındalık devamlı tekrarlayan Gregori ismini bir yana attım..Atmasaydım kesinlikle okuyamazdım..okurken gerekli kelimeleri kendimce ekleyerek okudum..Okumaya başlayabildim..Bazen çok da zevk alarak okuyabildim bu kelimeleri ve tekrarlamaları zihnimden sildikten sonra.. Orjinalden okuyabilseydim bu kitabı kesin Fantastik Serilerinin en güzel kitaplarından biri olarak sevecektim..Çünkü okurken o hava bazen esiyordu..Kararı siz verin okumak istiyor musunuz? Tavsiye ederim tüm çeviri hatalarına kitabı,hikayeyi yavaşlatmasına ragmen okumak isterseniz...Duyumsamaktan hissetmeyebilirsiniz... Kara Prens Mikhael ve Raven'in kızı Savannah ve Karpatların şifacısı Gregorynin hikayesi idi..Savannah yüzyıllardır yaşadığı koyu karanlıktan ancak bir ruh eşi ile çıkabilecekti..Ama Karpatlarda kadınlar çok azdı..Raven hamile iken ona sahip çıkar ve ruh eşi olacağını ilan eder..Raven doğduğu andan itibaren sahiplenir onun gizli kurt arkadaşı olur.. Raven ailesi tarafından Amerika'ya gönderildiğin de tüm benliği ile onu aramıştır..Ülkenin en ünlü sihirbazlarından biri haline gelmiştir..Gregori bu beş yıl boyunca onu beklerken bir vampire dönüşmemek için oldukça güç zamanlar geçirmiş ve hızla kontrolünü kaybetmeye başlamıştır.Raven ise asla başka bir erkek ile yakınlaşamamış bunu denemek istese bile Gregori tarafından engelleniyordu..Aralarındaki iletişim sayesinde ondan kopmamasını da sağlıyordu..Sonunda Gregori daha fazla beklememeye karar verdi..Savannah'ı ikna edecekti.:))

Baskı: Bazıları Hırçın Sever (Kincaid Hihgland #2)

Bazıları Hırçın Sever Teresa Medeiros İki serilik Kincaid Highland Seisinin ikinci kitabı idi Kincaid Highland Serisi: 1. Some like It Wicked (2008) Bazıları Ateşli Sever 2. Some like It Wild (2009) Bazıları Hırçın Sever İlk romanda kız kardeş Cationa Kincaid'in macerasını okumuştuk ikinci romanda tahmin ettiğiniz gibi ağabeyi Connor Kincaid'in hikayesi vardı bu romanda..Ben bu ikinci romanı da çok sevdim..En başta çeviri harika idi ilk kitabı da çeviren Aydan Şanlısoy Özbek ikinci kitabında çevirmeni idi.. Bu çok yerinde bir karardı yayın evi içinde..Çok rahat okudum kitabı hatta bayıldım diyebilirim..Teresa Medeiros'u okumak büyük bir keyif..Yazarın ilerde daha ağır romanlarını da okumak isterim doğrusu..Çünkü bu yazar duygu derinliğini de çok iyi veriyor.. Pamela Darby oyuncu olan annesini esrarengiz bir yangında kaybeder.Acısı büyüktür üvey kız kardeşi Sophie ile birlikte beş parasız ortada kalmışlardır..Annesinden kalan bir mektup ile hayatının fırsatı ayağına kadar gelmiştir..Ama bunu değerlendirmek için İskoç'yalı bir erkeğe ihtiyacı vardır.. Bunun için yolda yolunu kesen Connor Kincaid'i kullanmaya karar verir..Genç adamı kullandıktan sonra başından atacaktır..Connor'u kayıp oğlunu arayan bir Dükün kayıp oğlu yerine geçirmeyi böylece ödülü kaptıktan sonra bu genç adamı başından atmayı annesinin katilini aramayı planlamaktadır.Yani bir taş ile iki kuş vurmaktır niyeti..Zira annesinin Düşes'ten kalan mektup yüzünden öldürüldüğünü tahmin etmektedir.. Bu iş için adam bulmayı planlarken yolunu kesen haydut ve arana adam Connor Kincaid ile anlaşmaya varır..Ama planlar her zaman planladığı gibi gitmeyebilir..Aralarında beklenmedik yakınlaşma meydana gelir.Romanın sonuna doğru da sürpriz bir durumda söz konusudur..Tahmin edileceği gibi Simon ve Catrione hikayemizde evli iki çocuklu olarak karşımız çıkarlar..Connor ile Catrione'nin yıllar sonraki kavuşması oldukça dokunaklı idi..Connor kendi ailesi ile ilgili oldukça önemli sırlarda keşfedecek ve bu hayatını kökünden değiştirecektir.. Çok severek okudum..Belki yazarın best seller kitaplarından değildi ama hoşça sıkılmadan eğlenerek yeri geldiğinde duygusallaşarak okuduğum bir kitap oldu..Hoşça vakit geçirmek isteyenlere tavsiye ederim...

Melekler Zamanı
10/1011.08.2012

Baskı: Melekler Zamanı

Melekler Zamanı- Fatma Erdek Uzaun zaman oldu böyle gönlüme dokunan bir hikayeyi okumamıştım..her satırında çaresiz sevgiye,sevilmeye aç bir oğlan çocuğunun çığlıkları vardı.. Bir peri masalı okudum mucizelerle dolu bir hikaye...O ne anlatım ne ifade gücü..Elimden bırakamadım satırlar aktı aktı gitti...Okurken çoğunlukla gözyaşlarım gözlerimden farkında olmadan aktı..Başından sonuna kadar mucize bir sevda ile bezenmiş bir hikaye düşünün.. Sevgisizliğe hastalıklı düşüncelere feda edilmiş iki güzel çocuk.Kendini bilmez bir baba o babanın önüne çıkmaktan bir anne..İki çocuklarını da sözde bir hastalıklı bir davaya kurban etmeleri... Yusuf,Yesra,Nesil,Ekin,Lal,Yavuz Kaptan ,Nevris,Hepsinin ayrı bir hikayeleri vardı..Hepsi dertliydi..Yazar bu karakterleri o kadar sağlam oturtmuş ki hiç biri sırıtmıyor..Bizlerden birisi hepsi.. Roman iki zamanlı olarak anlatılıyor. Bir erkeğin bugün yaşadığı mucizeler ve o erkeğin çocukluğundan bu güne yaşadıkları, ayrı zamanlar olarak işleniyor. Özellikle esas karakter olan Barlas'ın geçmişi, çocukluğu, insanın içine işliyor. Hayattan,yaşamaktan vazgeçmiş bir erkek Barlas dünün Yusuf'un yolları Nesil Olcay ile amansız bir şekilde kesiyor..İlk aşka inanır mısınız? İnanmıyorsanız bu romanı okuduktan sonra hem ilk aşka hem de hayatın mucizelerine inanacaksınız bence... Gördüğü andan itibaren Nesil bir kelebeğin ışığa çekilmesi gibi ona çekiliyor Nesil elinde değil bırakamıyor unutamıyor..O zamana kadar bir iki acı yaşamış kalbi hayatının en çetin savaşına hazır mıdır işte tam da bunu öğrenme zamanı.. Nesil karşısına çıktığında Yusuf'un kalbi atmıyordu,yaşıyordu bir an önce bu hayattaki sırasını bir an önce savmak için..Çocukluğunda,yaşadıkları hastalıklı bir dava için red edilişi,Daha sonra yaşadıkları..O çoktan her şeyden umudunu kesmişti..Meleklerden bile..Nesil'in işi hiç kolay değildi..Bu gizemli sıra dışı adamı ilk önce sevgisine inandırması gerekirken kendisinin de büyük sınavlardan geçmesi gerekiyordu..Okuyun ve bence başucunuzda bulundurun..Niçin mi? Meleklere inanmadığınız da,hayattan umudunuzu kestiğinizde bu mucizeye çok ihtiyacınız olacak...TavsiyemdiR Hulya YILMAZ

Kasırga Sessizliği
8/1011.08.2012

Baskı: Kasırga Sessizliği

Kasırga Sessizliği-Linda Howard Bu ayki Harlequin Stars Of Romance serisinde okudugum Linda Howard'ın Kasirga Sessizliğine bayıldim bu yazarı seviyorum bence onu okumak bir ayrıcalik. Her zamanki gibi kalemini konusturmus.Harlequin umarim yazarimizın kitaplarıni daha sık yayınlar. Hikayemiz ise aile içi çekişme,hırslari,ask ve tutkuyu icinde barındıran cok güzel bir hikaye idi. Cord Blackstone ailenin kötü çocugu idi. Yillar once neden oldugu bir skandaldan sonra ilk defa kasabaya geliyordu. Döndügü akşam ölen kuzeninin esi Susan ile tanistı. Susan dansettigi bu gizemli adamdan cok etkilendi. Ama bu dönüsten memnun olmayan kayınvalidesi ve esinin agabeyi vardı.Cord'un intikam almak icin dönmesinden endişeleniyorlardi.Aslında endişelrinde haklılardı da.. Cord'un cazibesinden cok etkilenen Susan ona aşık olacak bir anda kendini iki tarafın savasinin tam ortasında bularak bu savaştan en fazla zarar gören olacaktir. Cord ise kaybettigi karısından sonra uzun sûreli ilıskilerden hep kacınmış kimseye de güvenmemis hayati cok zor şartlarda devam ettirmistir. Tekrar birilerine güvenmek onun icin zor olacaktir.Tavsiye ediyorum...ve HARLEQUIN - BEYAZ DİZİ'nden ricam bu yazara daha sık yer vermeleri...ÇIk seviyorum bu yazarı..Eminim ki benim gibi çok seven olacaktır...Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar...

Genç Kızlar
10/1007.08.2012

Baskı: Genç Kızlar

Yazıldığı dönemde oldukça cüretkar bulunmuş bir eser..Nihal yeğinobalı keşke daha yazmaya devam edebilseydi..Senaryosunun Türk senaryosuna benzediğine kesinlikle katılmıyorum..Yazılalı neredeyse 35 yılı geçmiş bir eser.. Tepkiden çekindiği ve Türl olduğu genç olduğu için Wincett Ewing takma adı ile yazmış oldukçada beğenilmişti.. Miss Bee ve Gabriel Sampson'un aşkını çok sevmiştim..Okurken bir Türk'ün yazdığını kesinlikler anlamadım..Oldukçada o zamana göre cüretkar sevişme sahneleri vardı..Entrika tutku,aşk,arkadaşlık,sadakat,yazar ççok da güzel işlemişti.. Ben okuduğumda yeni yetme bir genç kızdım okuduğum halde bu kitabı özel olarak bulup kütüphaneme kattım..Tavsiyemdir..

Baskı: Sana Değer (The Anetakis Tycoons, #2)

Maya Banks Sana Değer.. Anetakis Tycoon's Serisinin ikinci kitabı idi..İlk kitapta ağabeyleri Cyrasender'in etkiliyeci hikayesinden sonra bu hikaye sönük kalır diye düşünmüştüm ama yanılmışım..Bu ikinci hikayeyide beğenerek okudum..Bu sefer ortanca kardeş Theron Anetakis'in hikayesi vardı..Theron ağabeyinin iş ve özel hayatındaki çalkantılar yüzünden ilgilenemediği vasisi olduğu İsabel Caplan ile dertteydi.. İsabel ile ilgilenmenin başına ne dertler açacağını bilemezdi tabii ki..Çünkü İsabel bu gelişinde çok şeyler planlıyarak geliyordu..Theron'u çocukluğundan beri seviyordu bu sefer onu baştan çıkarmaya kararlıydı..Onun nişanlanmak üzere olması bile onu durduramayacaktı.. Beş adımda Aşk-Katie Carlisle Aşk ve özel hayatı birbirne karıştırmak çoğunlukla kaosa neden olur.. Duke Kardeşlerden tanıdığımız Brandon Duke'n hayatında ciddi bir ilişkiye yer yoktu..Dört yıldır asistanlığını yapan Kelly Meredith ise mutlu sonlara inanan bir genç kadındı..Dört yıl önce onu acımasızca terkeden sevgilisinden intikam almak için kolları sıvar..İlk önce görünüşünü tepeden tırnağa değiştirir..Sonrada Brandon'dan yardım istemeğe karar verir..Ama bu resmen ateşle oynamağa davettir.. Çok güzeldi bu ayki Desire serisini tavsiye ederim...

Baskı: Paranın Peşinde - Aynadaki Kadın

Paranın Peşinde-Lynne Graham Bu yazarı çokkk seviyorum çok çarpıcı kalemi var..Okuduğum romanların içinde beğenmediğim olmamamıştır.. Bu ayki Harlequin Classic serisindeki ilk hikaye Lynne Grahama aitti. Bankacı Roel Sabatino iş hayatında hırslı,gözü kara,acımasız bir admadı..Özel hayatında da kadınları seviyordu ama sadece yatağında.Onlarla duygusal bir bağı yoktu olamazdı..Bir gece bir araba kazası geçirir hafızasını kaybeder..Kendine geldiğinde çarpıcı minyon bir sarışın kadının karısı olduğu söylenir..Ama bir sorun vardır Roel karısı olduğu söylenen Hilary'i hiç hatırlamıyordur..Anladığı kadarı ile evliliğinde bir takım tuhaf durumlar bulunmaktadır.Bu kadar güzel bir kadın onun karısı olduğu halde nasıl bakiredir? gibi..Gardrobunda niçin iki elbisesinin olması gibi.. Çok sevdim..Beyaz Dizinin en iyi yazarlarından kendisi kaçırmayın... Aynadaki Kadın Michelle Reid Michelle reid'de çok sevdiğim yazarlardan gün geçtikçe kalemini daha çok sevmekteyim..Bu ay ki Classic serisinin ikinci hikayesi ona aitti..Çok gizemli,egzotik bir hikaye idi.. Marco Bellini İtalyan Cemiyetinin en ünlü ailelerinden birinin bir feri ile bir yıldır birlikte olduğu sevgilisine çok düşkündü..Onunla her bakımdan tamamlandığını hissediyordu..Ama iş evliliğe gelince bu durum biraz karışıktı..Çünkü Antoinia'nın geçmişi evliliğe izin vermeyecek cinstendi.. İkiside böyle yaşayarak idare edebilceklerini düşünüyorlarsa da..Gelişen olaylar ikisinin de karar verme zamanı geldiğini gösteriyordu.. olaylar geliştikçe birbirlerini aslında çok da tanımadıklarını keşfedeceklerdi..Antonia'nın sır dolu geçmişi Marco'yu çok zorlayacaktı..Ama sevdiği için alınan riskler her şeye değerdi....

Baskı: Kalp Hırsızı (The DeBurghs, #3)

Wessex Kurdu'nda Dunstan ,Kralın Buyruğu' Goeffrey'nden sonra Kalp Hırsızı ve Bu macerada Simon De Burgh'un hikayesi vardı.. Bir gün aniden bir çete tarafından yolu kesileip altedilen Simon'u kaçıran bir erkek değil bir kadında elbette..Simon DE Burgh kardeşlerinin içinde belkide en sert acımasızı değildi yada en bilegesi ama en tedbirsizi ve akılsızı olduğu da kesindi:)) Şimdiye kadar kadınlarla sınırlı ilişkisi ile Bethia Burnel ile baş edebileceği şüpheliydi..Bethia Burnel varolma savaşı içindeydi..Babasını etkisiz hale getirerek topraklarına el koyan Brice Scirvayne ile görülecek bir hesabı vardı..Onunla tam evlendirilmek üzere iken evden kaçıp ormanda kaçak hayatı yaşamaya başlamıştır..Çocukluğunda onun erkek gibi yetiştiren babası sayesinde de hiç zorluk çekmemiş hem Brice ile hesaplaşacağı hemde topraklarını ele geçirip babasını kurtaracağı gün için yaşamaktadır..Planlarında ise bir erkeğe asla yer yoktur... Simon De Burgh'unda planlarında bir kadına yer olmadığı gibi..Bu kadının onu oyuna getirip esir alması üzerine Simon'ı çileden çıkarmaya yetmiştir..Kıllarına bile zarar görmeden serbest bıraklıdıktan sonra bu esrarengiz kadın ve çetesi hakkında soruşturmaya başlar..Hen hesaplaşmak hem de onu tekrar görmek istemektedir.. Bethia ile karşılaştıktan sonra tüm huzuru kaçacaktır..Çünkü aralarındaki çekim çok net şekilde hissedilmektedir

Baskı: The Tycoon's Pregnant Mistress (The Anetakis Tycoons Series, #1)

Hatırla Sevgili Maya Banks Bu ay geciktiripde okumaya fırsat bulamadıgim kitaplardan biri idi. Bu hikayeyi cok cok sevdim. Yazarin bence ülkemizde yayınlanan en güzel romani. Sonlara dogru ise okurken gözyaslarimi tutamadim. Simdiye kadar Desire serisindeki en güzel roman di. Marley Jameson altı aydir eski patronu Chrysander Anetakis ile birlikte idi. Cok iyi giden ilışkileri vardı. O gün Marley o kadar dikkat etmelerine ragmen hamile kaldıgini farketmisti.sevgilisinin tepkisinden cekiniyordu. Gelecege ait planlar yapmamışlardi. Ama sevgilisinin asistaninin tuzagina düstü. Ve Chrysander onu evinden,hayatından kovalar şekilde atti.Daha ne oldugunu anlamadan bilinmeyen kişiler tarafından kacırıldi. Onun ihanetine inanan Chrysander istenen fidyeyi ödemedi. Bunun acısina dayanamayan Marley hafizasini yitirdi. Kim oldugunu,ne oldugunu unuttu Tavsiyemdir. Bu kitap bir seri 3 kitaptan oluşuyor..Ağustos ayında çıkacak olan Sana Değer de bu seriden ortanca kardeş Theron Anedakis'in hikayesi bu..

Yazgı
9/1028.07.2012

Baskı: Yazgı

Bir puanını Deneyimleme Kelimesi için kırıyorum... Yazgı Julie Garwood Goodreads Puanı 5/4,13 Benim puanım ise 5/5 olabilirdi..Ama başlardaki durağanlık ve çeviride hissedilen aksama yüzünden 5/4,5 Kapağa da deyinmek istiyorum bence orjinal olmadığı halde çok uygun ve güzel bir kapaktı.. Kitabı bitirdikten sonra da dedim ki:)) Sonunda harika bir Julie Garwood romanı okuyabildim..Çeviri genelde idare ederdi..Bir kelime daha kelime dağarcığımıza girmiş oldu ( Deneyimleme ) çevirmen böyle tercüme ettiyse editör ne yaptı?..Onu merak ettim..O kelimeyi normal kullandığımız kelime ile değiştirip okudum.. Romanı başlarda biraz durağan gitse de sonradan açıldı ve Garwood'un o büyüleyici dünyasına tekrar adım atabilmiş oldum... Roman 100'lü sayfalardan sonra çok güzelleşti inanın elimden bırakamadım...Böylesi güzel bir roman beklemiyordum..Okurken çok büyük keyif aldım..Tavsiye ederim... Romanın konusu oldukça da güzeldi..Aşk,Mizah,Tutku Garwood o büyülü kalemi ile şiirleştirmiş sanki..Romanın başında erkek karakterimizin ayaklarını göğsünde ısıtarak donmaktan kurtaran Kadın kahramanımız Madelyne bir anlamda kendi kurtuluşuna da ön ayak olmuş olur... Onurlu savaşçı Baron Duncan 'ın kızkardeşine Madelyne'in üvey ağabeyi tecavüz etmiştir orası da ayrı bir hikaye bunu romandan okuyun bence..Bunun intikamı için düşman topraklarına tek başına gidecek kadar gözü karadır erkek kahramanın..Kadın kahramanımız Madelyne ağabeyinin nasıl bir insan olduğunu bildiği için Baron Duncan'a yardım eder..Ayaklarının donmaktan kurtarır ve iplerini çözer.Duncan ise onu kaçırarak teşekkür eder:)) Şaka bir yana Madelyne onurlu merhametli,dürüst,bilge bir kadın karakter gerçekten de bu kadın her türlü güzelliği hakediyor..Sevdiği tarafından da boşuna Melek konumuna yükseltilmemiş..Sanırım Garwood kadınlarının da ortak özelliği bu.. Baron Duncan ise gözü kara,adil,yakışıklı,atak..Bu iki karakter tam anlamı ile karşılaştıklarında birbirlerini bulmuş oldular.. Kader bir anlamda onları birleştirmiş..Yazar bunu çok da güzel hissettiriyor... Arada kan davası da olsa,Kral da olsa onların birbirlerine inançlarını çok sevdim..Yer yer Madelyne'in sakarlıkları,özellikler o talim yaptığı ok sahnesi çok sevdim...Ayaklarına nişan aldığı düşmanın kalbinden vurmasını sevdim.. Bıraksanız daha sayfalarca yazabilirim..Gelin'i sevdiseniz Yazgı'yı da seveceksiniz..Keşke bu kitabın çevirmeni Seden Gürel olsaydı..Onun çevirisini de okumak isterdim..Tavsiyemdir!!! Okuyun beğeneceksiniz!!!...

ÖncekiSayfa 15 / 31Sonraki