
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Balayı
Balayı Susan Elizebth Philips Orjinal adı Honey Moon Goodreads puanı 5/3,66 Benim puanım 5/4 Samimi olarak söylemek gerekirse beni bu kadar ters köşeye yatıran kitap okumamıştım..Daha önceki kitapları gibi yumuşak bir romans okuyacağımı tahmin ediyordum.Ama karşıma ufak tefek güçlü bir kız çocuğunun hikayesi çıktı.Onun başlarda çocuk halini kitap ilerledikçe de genç kızlığa geçişini izledim..Kesinlikle sıra dışı bir hikaye idi..Başlarda sıkıldığımı itiraf etmeliyim..Ama bazen okumanın o muhteşem hazzını hissetmek için sabretmek gerekir.İyi ki sabretmişim... Honey Moon kendisi yetim bir genç kız idi sevgiye o kadar açtı ki..Annesini kaybettikten sonra aradığı sevgiyi bulmak çok zor olsa da kendi küçücük kalbi çok büyük bir genç kızdı..Kuzeni için düşündüğü oyunculuk küçücük yaşta ona nasip oldu.Küçük yaştan beri omuzlarında olan aileyi bir araya getirme yükü oyunculuğa başiladıktan sonra daha da arttı..Aile olabilmek ve sevilmek için her şeye katlandı..Sevdiklerini şımarttı..Bazen dayanılmaz biri oldu..Ama çok yalnızdı sevmek sevilmek istiyordu..Onu seven insana canını bile verebilirdi..Ve karşısına çıkan iki erkeği de çok etkiledi..İkisi ile çok zorlu ilişkisi oldu..İkisini de çok sevdi ve sevildi..Kurgunun bütünlüğü çok güzeldi..Derinliği olan bir hikayedi.. Kitabın ismi Balayı'nın hikaye ile yakından uzaktan alakası yoktu..Honey hikayenin kadın kahramanını ismi idi..Yine de başarılı bir kitaptı bana göre.Susan Elizabeth Philips bu yazarı sakın es geçmeyin derim..Romans kitaplarının en güçlü kalemlerinden...Keşke eserlerini daha sık okuyabilsem..Tavsiyemdir...
Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)
İki kitaplık bir seri sanıyordum ama araştırmalarıma göre üçüncüsü de yoldamış..Goodreads Puanı 5/4,09 Benim puanım 5/4 Bu kitaptaki aşka ba-yıl-dım.... Başarılı kitaptı bana göre..Unutulmaz Dante Aligheri'den esinlenen alıntılarla taçlandırılmış bir eserdi..Çünkü romanımızın baş kahramanı bir Dante profesörü idi.. Gabriel Emerson küçük yaşta Richard ve Gracie tarafından evlat edinilmiştir..Çünkü o annesinin evli bir adamdan olan çocuğudur..Aile olarak ise Gracie ve Richard'ı görmüştür..Daha sonra gerçek babası ölünce ona çok yüklü bir miras bırakmış o ise geçmişten yaptığı hatalardan dolayı ailesine yardımcı olabilmek adına bu mirası kabul etmiştir.. Kitaptaki Dante Aligheri ise 13 yüzyıl ve on dördüncü yüzyıl başlarında yaşamış İtalyan Ozan,politikacı.. Diğer kahraman ise Dante ile ilgili öğrenim görmesi gereken bir öğrenci Dante ile ilgili yüksek lisans yapması gereken Julie Mitchell..İlk tercihi Harward Üniversitesi ama terslik ve imkansızlıklar Toronto Üniversitesine gitmek zorunda kalıyor..Yani Beatrice .. Yazar Gabriel Emerson'u Dante Ögrenci Julia Mitchell'i ise Dante'nin unutulmaz aşkı Beatrice ile özdeşleştirmişti.. Romanda Gabrel şeytanı Julia ise meleği temsil ediyor..Erkek kahramanımız geceleri sınırsız zevkler peşinde koşarken gündüzleri bir Kanada Torronto'da Dante profesörü...Çok yakışıklı ve karizmatik bir erkek..Julia ise bir melek kadar masum güzellikte bir genç kız..İkili birbirini adeta mıknatıs gibi çekiyor... İkilinin ilk karşılaşmaları Julia on yedi yaşında iken oluyor...Julia ve Gabriel'i yetiştirilmesine katkıda bulunan karı koca gerçek ana baba gibi benimsemişlerdir..Çünkü özellikle Gabriel'in geçmişte yaşadığı problemleri aşmasında gerçek bir anne ve baba gibi bir tutum göstermiş onlara sevgilerini vermişlerdir.. Gerçekte ikisinin de iki çocuğu daha vardır Scooth ve Rachel .... Rachel ile Julia çok iyi arkadaştırlar..Scooth ise geçmişte Gabrielle ile çok büyük çatışmaları olmuştur..Gabriel'in hatalarını onun davranışları yüzünden ailenin çektiği sıkıntıları hoş görememektedir.. Julia'nın çok mutsuz geçen çocukluğu neticesinde rachel sayesinde ona annelik yapan Gracie'yi tanıması büyük bir şanstır..Fakat Gabrelle ve Julia O elma ağacının altında geçen unutulmaz zamana kadar hiç karşılaşmamışlardır.. O unutulmaz karşılaşmada ikisi de . O yakınlığı ve sohbeti yıllar geçtikten sonra unutamamıştır..Julia ilk öpücüğünü o gece almış Gabriel'in kollarında uyuyakalmıştır..Ve O gecede Julia Gabriel'e umutsuzca aşık olur.Yıllarca onu bekler hatta bir gönül ilişkisi olur ama sonucu hüsran olmuştur... Aradan yıllar geçer ve ikinci karşılaşmaları ise çok çetin olur..Julia'nın öğrencilik kaderi Profesör Gabriele Emerson'un elinde dir..Julia çok kısıtlı bir olan maddi imkansızlıkları nedeni ile bir yılını nerdeyse kaybetme tehlikesi altında olur..Ayrıca Gabriel onu hatırlamamışsa da..Julia'dan etkilenir..Onunla karşılaşaya kadar hissetmediği bilmediği duyguları tadacaktır...Aşklarının her evresini okumak müthiş güzeldi.. Başlarda Gabrel'in tavırları beni çileden çıkarsa da sonradan Julia'nın kimliğini öğrenip ondan gittikçe daha fazla etkilenmeye başladıkça olan tavırları çok güzeldi..Ama bu yakınlaşmadan önce unutulmaz kavga sahnesine tutkunun catırtıları bariz şekilde hissediliyordu... Yazarın kalemini çok ama çok beğendim..Alın okuyun,yoğun duygular ile harmanlanmış bu kitabın kalınlığı gözünüzde incecik gelecek..Bundan eminim... Yine de çeviride bir takım problemler hissediliyordu.. Yine de bence okunmaya değer bir kitap tavsiye ederim...Okuyun ve bu güzel aşkı hissedin...Aşkın nasıl da yüceleştiğini görün...Evrelerini hissedin..
Baskı: Savaşçı
Orjinal adı Once A Warrior olan Karyn MOnk'in Savaşçı kitabının Goodreads Puanı :5/3,71 Benim puanım 5/4 Güzel ve dokunaklı bir hikaye idi. Baştan sona kadar severek okudum. Karşımızda yaralı bir erkek karakter vardı..Malcolm Macfane diğer adı ile Kara Kurt bir zamanlar binlerce kişiden oluşan orduyu yöneten efsanevi klan reisi.. Ama eski günlerini tabiri caiz ise mum ile aramaktadır.. Klanındakı kadın ve cocukların ölümünden sorumlu Malcolm Macfane vücudundaki savaştan kalma yaralar yüzünden cok aci cekiyordu. İste bu acilarinı alkolle boğmaya calismasi yuzunden klan reisliğinden kovulan bir savasci idi. Ondan yardim isteyen Arielle caresiz durumda tutunacak dal arıyordu... Babasından kalan efsanevi kılıca sahip olan hem onunla evlenme hakkına hem de klanın resi olacaktı..Daha önce Kara Kurt lakaplı Malcolm'dan yardım ve onunla evlenmesini istemiş olan Ariella için red edildikten sonra tekrar yardım istemek kolay değildi..Ama babasının ölümünden sonra kendi arzu ve çıkarlarını geriye atmak zorundaydı.. Babasını öldüren Roderick'ten kurtulmak ve kılıcı vermememk için kendini öldü diye göstererek onüç yaşındaki oğlan çocuğu kılığına girmişti..İşte tam da bu kılıkla Malcolm Macfane'den yardım istemeye tekrar gitti.. Malcolm'u reislikten atan ve klandan kovan Harold MacFane'den öğrendi nerede olduğunu..Efsanevi Kara Kurt izbe bir kulube de buldu onu..Malcolm eski savaş yaraları yüzünden acı içindeydi..Bu acılara katlanması pek de kolay değildi..İşte o yüzden alkol ile acısını boğmaya çalışıyordu..Ama bu alkol ile tedavi ona klanındaki kadın ve çocukların öldürülmesine sebep olmuş ve bu yüzden de klanından kovularak reislikten atılmıştı..Bu gözden düşmüş adamı klanına savaşmayı öğretmesi ve savaşçı getirmesi için ikna edemedi... Ariella bunun üzerine Malcolm'u üç ay karşılığında 100 altına klanına savaşmayı öğretmesini ve koruması karşılığında ikna etmeyi başardı... Klan halkının onu bir kahraman gibi karşılaması çok duygusal idi..Hele Ariella'nın kız kardeşi Catherine ile Malcolm'un diyalogları çok güzeldi.. Eski Gözden düşmüş bir lider olan Malcolm ve Klanini kurtarmaya calisan bir genc kadin ve onurunu yitirmis bir eski savascinin hikayesi...Gizemli ve duygusaldı.. Tavsiye ederim. Üç kitaplık bu serinin diğer kitaplarını da okumak için umarım fazla beklemeyiz.. Warriors Serisi: 1. Once a Warrior (1997) Savaşçı 2. The Witch and the Warrior (1998) 3. The Rose and the Warrior (2000)
Baskı: Kara Melek
Kara Melek-Kat Martin Orjinal adı Bold Angel Goodreads Puanı 5/3,80 Benim puanım 5/5 çok güzel su gibi akan bir romandı..Elime alıp bırakamadım.. Romanımız 1069 yılında başlıyor savaşlı yıllar..Savaş henüz bitse de halk feodalite sefalet cahillik pençesinde..Malum bu yıllar zor yıllar..Kadının hiç bir hakkı yok..Alınıp satılabiliyor.O devirdeki yüksek mevkideki erkeklerin hem karıları hem metresleri var...Evet maalesef ..Bu romanı bugünkü feminist duygularınız ile okursanız tat almanız pek mümkün değil.. Bu roman diğer orta çağ romanlarından daha gerçekçi buldum..Bu dönemde hayat zor ..Romantik ilişkilere pek müsait değil savaşın hemen ertesi günler.. Romandaki kadın karakter Caryn, bir Sakson’dur. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, kız kardeşi at’dan düşüp başından aldığı darbe ile konuşamaz bir durumda dır..Ayrıca başka dünyalarda yaşayan bir hali var gibidir... Babaları ise onlar ile ilgilenmeyince iş Caryn'e düşmüş başının çaresine bakmayı öğrenmek zorunda kalmıştır....Savaşta köyü yok olmuştur....Manastıra dönmeye çalışırken Normandiyalı Şövalye Ral yani Raolge de Gere Namı diğer savaşlardaki acımasızlığı ile tanınan Kara Şövalye ile kim olduğunu bilmeden karşılaşır.. Ral bu iki gençkıza yardım teklif etse de Caryn tarafından bu ret edilir...Bir Norman'dan yardım almak Caryn'e göre değildir..Ama çok geçmeden Ral isyancıların peşinden giderken bu iki kıza tekrar rastlar Caryn'ina ablasına tecavüz edilmiş Caryn ise dövülmüştür...Son anda kızların hayatını kurtarır..Bu durumda onların evlerinde bile güvende olamayacağını anlayarak kızları manastıra teslim eder... Daha sonra üç sene geçmiştir..Caryn ve ablası hala manastırda kalmaktadır..Bir gün manastırdan ayrılmayı kendi hayatının efendisi olma hayali içindedir..Ablasının durumunda yine gelişme yoktur..Yine başka diyarlarda yaşamaktadır..Her şey bu rutinde ilerlerken Malvern beyi Stephen tarafında 6 kızla birlikte Caryn manastırdan kaçırılır..Amaç kızları adamlara kullandırtmaktır.. Kızlar ve Caryn Krala son yaptığı hizmetlerle İvensham ile ödüllendirilen Ral'ın inşa ettiği kaleye getirilir..Kızlar gibi tecavüze edilmek üzere iken Ral Caryn'in kendisi ile nişanlı olduğu söylenerek kurtarılır...Stephen kaleye düğünlerine geleceğini Krala bildireceğini söyleyerek ayrılır..Bu durumda Ral Ve Caryn evlenmesi zorunlu hale gelmişse de Caryn bu evliliği istemez.. Ama mevcut durumun ve evliliğin tamamlanmayacağı sözünü veren Ral'a güvenerek bu evliliğe ikna olmak zorunda kalır... Ral'ın planlamadığı bu evlilikten başlarda pek beklentidi de yoktu..Caryn kendi odasında Ral metresi ile birlikteydi..Ama Ral zaman geçtikçe Caryn'den etkilenip onunla olan evliliğini gerçek evliliğe dönüştürmeye karar verir..Caryn ise başlarda mevcut olan durumdan mutlu olsa da zamanla Ral'in metresi ile olan ilişkisinden rahatsız olmaya kendi durumunu sorgulamaya başlar.. İkilinin ilişkisi çok romantik değil ,Ama aşk güzel aktarılmış..İki tarafın da korkularını bakış açılarını çok güzel anlatılmış..Aynı kalede metresi olan adama kızıyorsunuz ama durumunu anlayabiliyorsunuz. Caryn yönünden de kalbinin nasıl kırıldığını hissediyor yaşıyorsunuz..Başını dik tutup Ral'e tavrınıda koyabilyor..Savaşa devam edip Ral'ı yola getirmesi çok güzeldi.. Çok etkileyici bir hikaye idi..Kat Martin'in kalemini beğendim..Yazarı takip etmeyi çok isterim.. Orta çağ romanlarını okumayı seviyorsanız;bu roman tam size göre..Tavsiye ederim...
Baskı: İçinde Aşk Saklı (Westmoreland, #2)
Unutulmaz Romanım bana kitap okuma sevgimi tekrar kazandıran İçinde Aşk Saklı orjinal adı: Whitney My Love tekrar okudum..Ne kadar özlemişim..Sanki ilk defa okuyormuşum gibi oldum..Her sahneyi okurken kendim yaşamış gibi hissettim..Elime alıp bırakamadım romanı... Goodreads Puanı 5/4,17 Benim puanım 5/5 Keşke daha yüksek puanlar olabilseydi.. Beni etkileyen o kadar sahne var ki..Birde Küçüğüm kelimesi bu kadar mı güzel yakışır bir erkeğe..İlk karşılaştıkları sahne..Aşkı ve tutkuyu bu kadar derinden hissettirebilen nadir kitaplardan İçinde Aşk Saklı..Yazar bu kitabı ilk 1979 yılında yazmış,kitabın sonunda tekrar yazma güdüsünü anlatıyordu.. Whitbey Stone özgür ruhlu bir genç kadındı annesini küçük yaşta kaybetmişti.Babası ile ilişkisi pek de iyi değildi..Annesi öldükten sonra genç kız bir türlü babası ile arasını düzeltememişti.. Sevgiye açtı Whitney babasına ,arkadaşlarına,öğretmenlerine kendisini sevdirip kabul ettirmek için yanıp tutuşurken kafasına koyduğunu yapacak kadar da gözü kara idi.. Çocukluğundan beri bir sevdiği vardı Paul Savarin,tüm rüyası onunla evlenmekti.Ama genç adam onun ilgisinden çok rahatsızdı..O başka bir genç kız ile evlenmeyi planlamıştı.. Kızının haşarılıklarından rahatsız olan babası onu Fransa'ya teyzesinin yanına göndermesi ile Whitney'in olağanüstü bir genç kadın olmasının yollar açılır..Orada neredeyse üç sene kalır babası tarafından tekrar çağrılana kadar.. Bu yıllar içinde Baba Stone'ın işleri bozulmuş iflasın eşiğine kadar gelmiştir..Whitney ise Paul'den ümidini asla kesmemiş ondan vazgeçmemiştir...Eninde sonunda onunla evlenmeyi kafasına koymuştur ki bununla ilgili yemin bile eder... Ama onunla ilgili başka planlar vardır..Bu düşündüğü kadar kolay olmayacaktır.İlk önce Claymore Dükü Clayton Westmoreland'ı ezip geçmesi gerekecektir..Çünkü genç adam ona sormadan babası ile anlaşıp görücü usulüyle gizlice nişan işini gerçekleştirmiştir..O Paul Savarin ile evlenme hayalleri kurarken Clayton'da onunla ilgili planlar kurup uygulamaya sokmuştur bile.. Kendine güveni o kadar üst sınıra ulaşmıştır ki. Genç bir kız tarafından oldukça zorlanacağını aklının bile ucundan geçirmemektedir.. Ama Whitney'e gerçek kimliğini göstermeyecek kadar da zekidir..İlk karşılaşmalarından itibaren savaş baltaları çıkar..İki tarafın da güçlü ve tutkulu kişiliği bu mücadeleyi çok değişik boyutlara taşıyacaktır.. Kitapta gönlüme kazınan öyle sahneler var ki..Tekrar tekrar okumuşumdur..Birebir yaşamış kadar etkilendim tekrar okuduğum halde.. En başta Whitney'in Clayton'ı Düke benzetemedği sahne..Kumar oynadıkları unutulmaz sahne..Kavga sahneleri ve Klisedeki sahne..Taciz sahnesi..Çok etkilendim.. Bundan sonra tüm okuduğum kitaplarda hep Claymore Dük ve Düşesinin aşkını aradım..Bazen buldum bazen bulamadım..Ama bu roman beni kitaplara tekrar döndüren bir roman..Özellikle bizim yazarlarımızın mahvettiği okuma isteğimi canlandıran roman..Historical türünün kilometre taşlarından İçinde Aşk Saklı.. Hala daha okumadıysanız özellikle historical türünü seviyorsanız kendinizi historical okumuş olarak sakın görmeyin..Judith McNaught'un İçinde Aşk Saklı romanını okumadan historical okumuş sayılmazsınız..Bence...TAVSİYEMDİR...
Baskı: Masumiyetin İçin Savaş
Masumiyetin İçin Savaş Orjinal Adı: Presumed Guilty Goodreads Puanı5/3,60 Benim puanım 5/5 Çok beğendim..Yazarın 1993 Yıllarında yazdığı bir kitap idi.Korktuğum gibi kanlı bir hikaye değildi..Baştan sona kadar çok severek okudum..Yazarındaha önce Bıçak Sırtı romanının okuyup sevmiştim...Yazar hikayede çözülmesi gereken bir cinayeti kurguladığı gibi tutku dolu bir aşkı da unutmamıştı..Okuduğum ikinci kitabı bu yazara hayeranlığım daha da arttı..Kitabın çevirisi beni rahatsız etmedi.. Yazarın diğer eserlerini de bir an önce okumak istiyorum.. Konusuna Gelince: Miranda Wood yaklaşık bir yıldır birlikte olduğu evli sevgilisi Richard Tremain'den yeni ayrılmıştır.Sevgilisinin yeniden birleşme çağrılarını kabul etmemektedir..Richard'ın ikna çabalarının sonu yoktur.Tekrar görüşmek istediği akşam onunla görüşmemek için evine geleceğini bildiği halde evinde kaçar..Tekrar geri döndüğünde ise Richard'ı kendi yatağında ölü olarak bulur.. Doğal olarak bir numaralı şüpheli kendisidir..Suçsuzluğunu da ispat etmek zorundadır.. Ağabeyinin ölümü üzerine gelen Chase Tremain ailenin kötü çocuğudur.Yıllar önce babası ile yaptığı bir tartışma sonucunda aileden uzaklaşmış babasının ölümünden sonra da aile ile olan ilişkisini kesmiştir.. Hikayede aile içi sırlar iki kardeşin birbirinden büyük farklılığı..Miranda'nın yaşadığı travma..Chase'in ağabeyinin katiline duyduğu çekim...Çok çok güzeldi..Elimden bırakamadım..Tavsiye ederim...
Baskı: Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir
Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir Cindy Gerar Orjinal Adı Show No Mercy Goodreads Puanı 5/4,08 Benim puanım ise 5/4 Yedi kitaplık Black Ops Serisinin İlk kitabı..Yazarın daha önce Harlequin Romanlarından kitabını okumuştum anlatımını çok beğenmiştim.Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir ilk başlarda bana oldukça durağan hep bir şeyler eksikmiş gibi geldi..Fakat bu kitap beni tam anlamı ile ters köşeye yatırdı diyebilirim..Sayfalar geçtikçe hikaye beni sarmaladı özellikle sonlara yaklaşırken şaha kalktı..Sonu çok duygusaldı..Bu yazarı daha sık okumak istyorum..Serinin ilk kitabı hikayeler birbirne bağlantılımı bilmiyorum ama takip edeceğim bir seri olacak ..
Baskı: Kaçak Gelin (Warenne Dynasty, #6)
Orjinal Adı The Stolen Bride De Warren Dynasty Serisinin 8.Kitabı Goodreads Puanı 5/3,70 Beninim puanım 5/5 daha yüksek bir puan olsa onu verecektim... Her yönden mükemmel bir kitapdı..Elimden bırakamadım müthiş idi...Çeviriden kesinlikle rahatsız olmadım su gibi aktı gitti. kitap..Burada Müge Kocaman Özçelik'e teşekkür ediyorum..Pegasus Yayınlarına da .. Serinin bu kitabını da bitirdikten sonra O'Neil erkeklerinin tam bir baş belası konusunda benimle hem fikir olanlar çok olacaktır diyorum..Çünkü Devlin O'Neil beni nasıl deli etti ise Sean O'Neil'inde hiç farkı yoktu bana göre..Her ne kadar amacı daha soylu da olsa.. Bazen mutluluk yanı başımızdadır.Yapmamız gereken başımızı yukarılardan aşağıya indirmektir..Sean O'Neil için de durum tam da böyle idi.Elanor DE Warren ile üvey kardeştiler ama hiç bir kan bağları yoktu..Bazen aile olmak için kan bağı gerekmez bile..Çocuklukları birlikte geçmişti..Ailenin tüm erkekleri tarafından çok sevilen Elanor ile Sean'in arasında o özel bağ hep vardı..Çocukken çok iyi bir arkadaş dost,ağabey kardeş ilişkisi sonradan değişime uğramıştı..Ama bu öyle hemen olmamıştı.. Bu bağı hep inkar eden Sean idi..Elanor'un ona olan aşkını hiç sakınmamış ,saklamamıştı..Sean onu hep korumuş kollamıştı..Ama en büyük acıları Elle'ye yine kendisi çektirmişti..Onu yıllarca beklemişti..Öyle ki Sean'in evden ayrılışının üzerinden 4 koca yıl geçtiği halde kendisinden tek bir haber bile alamamışlardı.. Çok acı çeken Elanor'un aklı başına geldiğinde başka bir erkek ile nişanlanmaya karar verse ,o erkek ne kadar mükemmel olursa olsun gönül ferman dinlemez sözü tam da bu durum içindi..Yine de nişanlandı...Evlenmesini bir kaç. gün kala Sean O'neil geri döndü..Bir kanun kaçağı neredeyse evrim geçirmiş olarak.. Geçen dört yıl onun için hiç de kolay geçmemiş iki yılını neredeyse bir çukurda tıkılı olarak geçirmişti..Ailesinden ayrı kaldığı dönem içinde başına gelmeyen neredeyse kalmamıştı..Hapisten kaçtıktan sonra tam Amerika'ya gidecekken Elanor'un evleneceğini duyduktan sonra onu sarmalayan özleme daha fazla direnemeyerek aile ocağına dönüp ailesini özellikle Elanor'u uzaktan görmek istemişti..Ama bu özlem onu yakıyordu..Gizlice görüp de geri dönmek o kadar da kolay değildi.. Çok güzeldi daha sayfalarca yazarım bu romanın güzelim hikayesini..Bana hissettirdiği en güzel şey ise aile olmanın güzelliğini kötü günlerde hep birlikte tek yürek olmanın anlamını bu hikaye çok güzel yansıtıyordu..Bir de O'Neil erkeklerinin inanılmaz inatçılığı..Devlin O'Neil'i aratmadı diyebilirim Sean O'Neil ..Bu sıra dışı aileyi okumayı çok özlemişim..Serinin sonraki kitabı Cliff De Warren'in..Karizmatik De Warren erkeğinin..Tyrell şu an favorim..O'Neil erkeklerinin gazabı beni sinir etse de..Okuyun...Tavsiyemdir..
Baskı: Düşler Krallığı (Westmoreland, #1)
Nasıl bir büyü var ki bu romanda? her okuduğumda ilk defa okumuş gibi bir duygu uyandırıyor içimde..; Düşler Krallığını her okuduğumda yüreğime dokunmasına hala alışabilmiş değilim.Her okuyuşumda bambaşka bir tat bırakıyor..Historical Romanlarının belki en klasiği bence en güzellerinden biri...Bir historical okuyucusu Judith Mcnaught'un bu romanını okumamışsa bence kendisini historical okudum olarak görmesin.. Çünkü bu romanda bambaşka bir büyü,masalımsı bir tat var..Yazarın kitaplarına başka bir Westmoreland'ın hikayesi İçinde Aşk Saklı ile başladım..O kitabın sonunda Westmoreland Atası Royce ve Jennifer'in hikayesini daha çok merak ettim..Sonunda Düşler Krallığını okuduğumda olayları birebir yaşamış kadar hissettim..Kahkahalarla okudum kah çok duygulandım..Hani yüreğin kraliçesi lakabını almış ya yazar bence sonuna kadar hak etmiş... Kitabın başında düşman tarafta olmaları,olayların akışı okurken nefesimi kesti..Jennifer'in direnci,cesareti,azmi..Royce'in bu direnci kırmadaki kararlılığı...Onu takdir edişi ve hayranlığı,Ne kadar kızarsa kızsın Jennifer'in cesareti şaşmaz iradesi ve güzelliğ Royce'in aklını başından alması.. Savaş meydanlarında geçen ömre rağmen insancıllığını kaybetmeyen karakterdeki bir erkek ve ne kadar acı çekerse çeksin karakteri bozulmayan bir kadın..İki karakterde müthiş güzeldi..İkisine de bazen çok kızıp çoğunlukla hayran kaldım..Okuyun...Benim gibi tekrar tekrar okuyun... Üstüne kesinlikle başka bir yazarı koyamadığım kraliçemi benim kadar sevmeseniz de takdir edin..lütfen.. *********************************************************** En sevdiğim sahneden bir alıntı..Royce'in unutulmaz dövüş sahnesinden ,Jennifer'i üzmememk için ona meydan okuyan ailesine karşılık vermeden dövüşüp yaralandığı sahne: Jennifer onun kırık kolunun yanında sallandığını görecek kadar yaklaşınca ağzından çıkacak çığlığı zorla bastırdı.Royce'un önünde durdu ve babasının öfkeyle yükselen sesini duyunca Royce'un ayaklarının dibindeki mızrağa baktı. ''Al onu!'' diye gürledi babası ..''Mızrağı kullan Jennifer.'' O zaman onun neden geldiğini anladı Royce.Akrabalarının işini bitirmeye,Royce'un William'a yaptığını o da Royce'a yapmağa gelmişti.Kımıldamadan Jennifer'i seyretti;Jennifer yavaşça yere eğilirken güzel yüzünden akan yaşları fark etti.Ama Jennifer Royce'un mızrağını veya kendi hançerini almak yerine,Royce'un elini ellerinin arasına aldı,dudaklarına bastırdı.Acıdan ve şaşkınlıktan bilincini kaybeden Royce,nihayet Jennifer'in önünde diz çöktüğünü anladı..Boğazından bir inilti koptu:''Sevgilim,'' dedi acı içinde,elini sıkıp kaldırmaya çalışırken,''yapma...'' Ama karısı onu dinlemiyordu.Rockbourn Kontesi Jennifer Merrick Westmoreland,yedi bin kişinin gözleri önünde,uysal bir itaatkarlık içinde kocasının önünde diz çökmüş,onun elini yüzüne bastırmış,omuzları şiddetli hıçkırıklarla sarsılarak ağlıyordu.
Baskı: Yalancı Sevda (The Brides of Fortune, #2)
Yalancı Sevda Nicole Cornick Yazarın Fortune Brides Serisinin İkinin Kitabı Goodreads Puanı 5/3,46 Benim puanım 5/4 İlk kitap kadar iyi bir kurgusu vardı..Hikayede biraz durağanlık varsa da karakterlerin ve hikayenin derinliğini sevdim.. Serinin ilk kitabındaki Laura ve Dexter bu hikayede de vardı..Laura beş aylık hamile idi.. Romandaki kadın kahramanımız bir düşes değil bu sefer..Bir hizmetçi olan Alice Lister'e işvereni yüklü bir miras bırakırnca bir anda kısmeti açılır..Şehirdeki tüm servet avcıları peşine düşer..BU kişiler arasında Lord Miles Vickery'ide vardır..Ama Miles işi abartarak Alice'e şantaj yaparak evlenmeye ikna etmeğe çalışır..Alice ise bu acımasız adama güvenmediği kadar kalp kırıklığı da vardır.. Çünkü bir yıl önce Alice'e kur yaparken onu zengin ve ünvanlı bir kadın için bırakmış ama o da daha ünvanlı bir kişi için yüz üstü bırakılmıştır.... Fakat babasından kalan borçlar devraldığı ünvanın önceki temsilcisinin borçları da eklenmesi ile kötü olan maddi durumunu çıkmaza sokmuştur..Öyleki bu borçlar yüzünde her na hapise girmesi söz konusudur.. Miles babası ile bilinmeyen bir sebep ile yaptığı bir kavga sonucunda ailesi ile tüm bağlarını koparmıştır..Olayı takiben orduya yazılmış yıllarca dönmemiş..Bencil, duyarsız ,ahlaksız bir adama dönüşmüştür.. Alice'i baştan çıkarmada kararlıdır..Alice ile aralarındaki mevcut çekime güvenerek daha da ileri gitmeye hiç tereddüt bile etmeden başlar..Bu çabaları sonuç vererek başarılı olsa da Alice'in bir şartı vardır..Miles üç ay içinde dürüst olacak hiç yalan söylemeyecektir...Miles'in bunu pek başaramayacağını düşünde de..Sonuçları çok şaşırtıcı olacaktır.. Bu arada Alice'in arkadaşları Lydia ve Lizzie'ninde ayrı hikayeleri vardı ki etkileyici idi.. Lydia sevgilisi tarafından baştan çıkarılıp hamile bırakıldıktan bir cinayet yüzünden sevgilisi ortadan kaybolmuştur.Bu olaydan sonra ailesi tarafından red edilmiştir..Gidecek yeri olmadığı için de Miles'in kuzeni olan Laura'nın yanında kalmaktadır... Lizzie ise bu Kelle vergisi yüzünden evlenmeğe tövbe etmiştir..Ama Dexter ve Miles'in çalışma arkadaşı Nathaniel maddi durumunu iyileştirmek amacı ile zengin ama pek de özelliği olmayan bir kız ile evlilik planları yapmakta ve bu Lizzie'nin epeyce de canını sıkmaktadır.. Genel olarak sevdim ama durağanlık vardı romanda..Bu arada çeviri başarılıydı bana göre..Sonuna doğru hikaye şaha kalktı bence..Sonuda yoğun duygusallık vardı.. Üçüncü hikaye ise Lizzie ile Nathaniel'in hikayesi ki onların macerasını daha çok merak ediyorum....Nathaniel o kızla evlenecek mi? Lizzie'yimi baştan çıkarmaya kalkacak...Değişik bir historicaldi...Keyifli okumalar dilerim...
Baskı: Düşesin Zaferi
Düşesin Zaferi Elzabeth Loupas İlk defa okuduğum bir yazardı.Düşesin Zaferi Goodreads puanı 5/3,91 Benim puanım 5/4 Başlarda biraz sıkıldım itiraf edeyim..Ama sayfalar ilerleyip ben hikayeye ısınınca benim nazarımda kitap açıldı.. Roman daha çok Tarihsel Kurgu ve polisiye üzerine kurgulanmıştı..Gerçekçi bir uslupla yazılmıştı..Rönesans İtalya'sında geçiyordu..Geçtiği dönemi de pek sevmesem de hikaye içine çekiverdi beni...Buda çevirinin de büyük bir payı vardı..Çeviri de problem hissetmedim..^ Hikaye Ferrara Dükü Alfonsa d'Este ile evlenen Avusturya Prensesi Barbara ve öldürülen ilk eşi ama ruhu Arafta olan ilk eşi Lucrezia de'Medici'nin tarafından anlatılıyor... Çok çarpıcı bir anlatımı da vardı.. Barbara ve Alfonso'nun evliliği protokoller ile düzenlenmiş bir evlilikti..Öyle aşk vs.yoktu..Sözleşmeler ile düzenlenmişti..Hikaye bu iki insanın düğün gününden başlıyor.. Barbara Alfonso'nun ilk ölen eşi gibi çok güzel bri kadın değildir..Ama akıllı ve politik anlamda başarılı bilgili bir kişi idi....İnsan ilişkilerinde çok başarılı idi.. Lucrezia yani Alfonsonun ilk eşi çok güzel şımarık ve çok genç bir kadındı..Ölümünün üzerindeki esrar perdesi hala daha çözülememişti...Ruhu hala bir yerlerde dolanıp olayları izliyor ve o da olayları kendi penceresinden anlatıyordu... Barbara'nın ise kulağına kadar gelen dedikodular nedeniyle ilk eşin ölümündeki sırrı merak ediyordu..Çünkü kocası karısının ölümünden sorumlu tutuluyor..Kimine göre de o öldürmüştü... Kocası ile arasının bozulması hatta evliliğinin iptal edilmesi uğruna bu araştırmayı yaptı..Başta kendisine karşı olan hatta ,iki günlük gelin iken döven kocasını araştırmaya ikna etti.. Birlikte araştırmaya başladılar...Bu birliktelik olumlu olarak evliliklerine de yansımaya başlar...Araştıma devam ettikçe ilk düşesin kocasını önünle gelen ile aldatan şımarık karakterli bir kadın olduğunu anlar...Güzeldi...Ben beğendim..Okumak isteyen arkadaşlara keyifli okumalar...
Baskı: Gece Sesleri
Gece Sesleri-Heather Lynne Graham Yıllarca önce bu yazarı okuduğumu hatırlıyorum..Çok iyi ve sevdiğim bir yazar..Bundan böyle umarım bu yazarın kitaplarını daha sık okumak nasip olur... Orjinal Adı Night Moves Goodreads puanı 5/3,95 benim puanım 4..Baştan itibaren çok severek okudum... Fotoğrafçı ve aynı zamanda dansçı olan Bryn Keller ölen ağabeyinin üç çocuğunun sorumluluğunu üzerine almıştı..Çünkü bu dünya tatlısı çocukların kendisinden başka yakını yoktu.Çocukları büyük mücadele veriyor gerekirse de fedakarlık etmekten kaçınmıyordu..Bu ona sevdiği adamdan ayrılmayı bile gerektirmişti..Bundan pişman olmasa da büyük acı vermiş ve erkeklerden özellikle karizmatik ve yakışıklı olanlardan uzak durmaya karar vermişti. Bİr yandan da kariyeri için de büyük mücadele veriyordu.Sonunda ayağına çok büyük bir fırsat gelir..Ama bu fırsat ile birlikte ayrıldığı nişanlısından bile çekici ve tehlikeli bir erkek ile tanışır..Lee Condor hem ünlü hem çekici olan bu adamla onunla çalışmak zorunda dır..Bu işe ihtiyacı vardır ve kabul eder..Fakat birden hem kendisi hem de yeğenlerini hiç ummadığı bir tehlikenin içinde bulur...Bunu tek başına çözmeye kalkar fakat yardıma ihtiyacı vardır..Ne yazık ki Lee Condor'un yardımına muhtaçtı.. Hem gerilim,hem aşkı çok güzel işlenmiş olan bu kitabı tavsiye ederim....
Baskı: Büyülü Lord DeBurgh (The DeBurghs, #4)
Büyülü Lord DeBurgh-Deborah Simmons Büyülü De Burgh Serinin dördüncü kitabı idi..Benim favorı hikayem Essex Kurdu olan en çok o hikayeyi sevdim ama bu hikayede güzeldi...Goodreads puanı 5/3,46 Benim puanım 5/3 severek okudum Bu sefer en küçük kardeş Stephen'in hikayesi idi..Stephen De Burgh ailenin en küçük ve sorumsuz bireyi idi..Çarpıcı yakışıklılığı ve sevimliliği ile kadınlar ile arası her zaman iyi bir genç adamdı.. Kendine öz güveni oldukça yüksekti taa ki Bridghid L'Estrange ile tanışıncaya kadar.. Çünkü Brighid için tembel,ayyaş bir adam idi..İkisinin de birbirleri için hoş olmayan düşünceleri vardı ama Brighid'in yardıma ihtiyacı vardı..Ona babasından kalan miras için topraklarına gitmesi gerekiyordu..Campion Kontu yani Stephen'in babasından kendisine refakatçi vermesi için yardım istemişri..Campion Kontu'da oğlu Stephen'i önerdi..Stephen bu görevden ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın,babasını ikna edemedi..Sonunda ikisi için de zorlu ve maceralı bu yolculuğa çıktılar.. Brighid ve Stephen birbirleri hakkında dış görünüşe bakarak karar vermemeyi,Stephen bir işe yaramayı..Brighid ise işe yaramaz dediği adam hakkında çok yanıldığını çok geçmeden anlayacaktı..Birbirlerinde aşkı ve tutkuyu da keşfedeceklerdi...Sevdim..Bu serinin diğer kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum....
Baskı: Aşk Sarmalı
Aşk Sarmalı Liz Carlyle Orjinal adı: Wicked All Day Goodreads puanı 3,79 Benim puanım 5/3 Tam iki buçuk yıl sonra Liz Carlyle sanırım yayın evi unuttu bu yazarı sonra tekrar gündemine aldı.. Çok özlemişim..İlk kitabı Yalnız Benim Ol daha çok polisiye ağırlıklı idi..İkinci kitabı Aşk Sarmalı daha duygusal bir hikaye idi... Bazı yerlerinde sinir olduğum zamanlarda oldu..Özellikle Zoe'nun iki erkek hem de kardeş olan şkş erkek arasında kalmasına sinir oldum benim anlayışıma biraz da ters geldi...Bir de kızın gayri meşru olması sanki onun suçumuş gibi devamlı hatırlatılması beni sinir etti.. Ama bence Yalnız Benim Ol bence daha güzeldi...Bu yazarı ne kadar özlesem de kitaplarının karmaşık bir şekilde yayınlanması da yazarın şansızlığı sanırım...Ülkemizde çıkan kitapları farklı serilerden... Zoe Armstrong Lady Peadre 'nin hikayesi olan Yalmız Benim Ol kitabından da hatırlayacağımız gibi vebalı gibi evlilikten kaçan ama salında gerçekten sevebileceği bir kişi ile evlenmek isteyen bir genç kızdır..Fakat çoğunlukla fevri davranışları yüzünden da çok zor durumlarda kalmaktadır..Çocukluğundan beri kendisi gibi bu tip haylazlıkları olan kuzeni Robert ilebirlikte başı sık sık belaya girse de bu gibi durumlarda onun kurtarıcısı diğer kuzen aynı zamanda Mercer Markisi olan Stuart Rowland'dır.. Fakat Zoe'nin aşırılıkları dinmek bilmese de Bir akşam kuzeni ile birlikte çok uygunsuz bir şekilde Mercer ve Sevgilisi Claire tarafından görülerek evlenmelerine karar verilir..Bu iki deli fişek genç aslında birbirlerini aşk anlamında sevmese de yaptıkları o zamanda evlenmelerini gerektirmektedir...Bu yüzden nişanlandırılırlar..Ama iki tarafta bu olası evliliği istemese de bu düşünmeden yaptıkları şey onlara pahalıya ve büyük olaylara sebep olacaktır.. Severek okudum...Yazarın bundan sonraki kitabını merakla bekliyorum.....
Baskı: Kalbinde Bir Yer Aç (Chicago Stars, #2)
Kalbinde Bir Yer Aç..Susan Elizabeth Philips Chicago Stars-Bonner Brothers serisinin ikinci kitabı Heaven, Texas. Goodreads Puanı 5/4,05 Benim puanım 5/5 Ne diyebilirim harika idi kesinlikle baştan sona kadar elimden bırakamadan okudum...Aşkta İlk Çeyrek kadar güzeldi bence hatta bazı yerleri daha duygusaldı...Bence ondan da daha güzeldi.. Bu kitaptan daha da çok tat aldığımı itiraf etmeliyim..İki farklı hikayeyi yazar çok güzel birleştirerek büyülü bir şekilde hikayeye hayat vermişti.. En başlarda okurken hikaye sıradan gibi geldi ama sayfalar ilerledikçe çok yanıldığımı anladım.. Sayfaları çevirdikçe Grace'in sıradanlığı içindeki güzelliği.Bobby Tom'ın şımarıklık ve şöhret altında karşı cinse çocukluğunda babası ile arasındaki geçen olay yüzünden set çekmesi..Olağan üstü idi.. Basit sıradan bir hikaye yazarın kalemi büyülü olunca bambaşka bir aleme götürebiliyor sizi..Aşkı,tutkuyu,mizahı çok iyi harmanlamış ve karşımızda bence çok usta bir kalem var..Bu yazara şapka çıkarıyorum... Romanın konusu kısaca: Gracie otuz yaşlarında çok da albenisi olmayan şimdiye kadar kendi doğrularında yaşamış tuttuğunu koparan genç bir kadın..Çok sıcak bir karakteri var..Birazda güzel olmadığını sağ olsun annesi sayesinde kabullenmiş..Ne anneler var dedirtebiliyor insana...Ama Gracie'deki güzellik içinde aslında..İşte bu beni çok etkiledi..Mutluluğu ve güzelliği sonuna kadar hak eden kişilerden.. Sonradan kabuk değiştirip güzelleşiyor da..Orası da çok güzeldi o sahne de Bobby Tom'un şaşkınlığı... Aslında beni en çok etkileyen Gracie'nin Bobby Tom'ın tüm hücrelerine sızması onu heyecanlandırması,hayata döndürmesi idi...Bu kadar pozitif bir kişilğe sahip olmak herkese nasip olmaz bence.. Bobby Tom ise sakatlığı yüzünden futbol hayatı birmiş 33 yaşında emekli olmak zorunda kalmış..Özellikle yakışıklılığı ve sporcu kişiliği sayesinde karşı cins ile ilişkisinde hiç zorlanmamış mücadele etmemiş..Bir şeyler ona hazır gelmiş yakışıklılığı yüzünden şımarık kibirli bir karakter..Tam da kontrol hastası da...Özellikle kadınlara istediklerini vererek aslında vermeyerek onları kendinden başarı ile uzaklaştırabilen bir karakter...Romanın bazı yerlerinde çok kızdım kendisine..Bazı yerlerinde de çok sevimli buldum..özünde iyi bir kişiliğe sahip aslında...Ama Bobby Tom efsanesi onun kişiliğine iyilik kadar kötülükte etmiş... Şundan emin olabilirsiniz ki Gracie hakkından güzel geliyor bu karizmatik erkeğin..Kendi stillerine göre... Bir de Bobby Tom'un annesinin hikayesi de vardı bu romanda o hikayeyi de çok sevdim..Suzy Denton.. Kasabanın sevilmeyen adamı ama eski sakinlerinden sonradan zengin Way Sawyer ile olan ilişkisi...Okul dönemlerindeki ilişkileri...Way Sawyer'in annesinin dramı...Hiç ummadıkları anda gelen yeni bir aşk...Suzy ile Way'in hiç ummadıkları anda buldukları aşkları..İçimi titretti.. Yazara olan hayranlığım bu kitap ile zirveye çıktı diyebilirim..Kaçırmayın bu kitabı....Tavsiye ederim...Şimdiden okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar...
Baskı: Miras
Çok keskin kitap yorumlanmasını hiç sevemem ama bu kitap olmamış..Tracia petersonun Sana İhtiyacım var isimli romanı çok güzeldi..Bu roman beni şaşırttı...
Baskı: Kollarımdaki Yabancı (Tuzak Üçlemesi, #1)
Okuduğum en güzel romanlardandı. İkiz kız kardeşleriz biribirine hem çok benzemesi,hem de hiç benzememesi.İnanın elimden bırakamadım.Karakter bakımından birbirlerine hiç benzeneyen bu kızkardeşler ikizlerden birinnin tam evlenmek üzere iken balayını Avrupada geçiremeyeceğini öğrendikten sonra evlenmekten vazgeçmesi.ikizininde hem aile onuru hemde kardeşinin nişanlısına uzun zamandan beri aşık olduğu için bunu kabul etmesi ve başlayan olaylar.Eşinin değiştiğini anlamadan onunla evlenen bir asilzade.. Evlendikten sonra karısının olumlu huy değişimi ile evliliği cennete dönen bir erkek bu değişimi farketmedi çünkü mutluydu ama bu ne kadar sürecekti? Yıllarca kardeşinin gölgesinde kalan diğer kardeş aşık olduğu erkeği ne pahasına olursa olsun mutlu etmek istiyordu. Mutlu etti de ama bu yalan mutluluk ne kadat sürecekti..Harika bir roman..Yazarın Tuzak Serisinin ilk romanı tavsiye ederim..
Baskı: O Gecenin Ardından
Muhteşem bir Linda Howard romanı..Baştan sona kadar büyük bir zevk ile okumuştum...
Baskı: Gitmene Asla İzin Vermeyeceğim
Hope Tarr'ın ılk kıtabı Sana Yürek Dayanmaz kadar konu akıcı olmasada Gıtmene Asla İzin vermeyecegım de konu ıtıbarı ıle en az onun kadar güzeldı. Romanın baslayıs ve ışleyişi benı hayal kırıklıgına ugratsada hıkaye ortalarda saha kalktı. Özellıkle sonlara dogru cok güzellestı. Yazar baslarda ne yazacagına karar verememıs gıbıydı. Konunun sonradan farkına varıp acmış gıbıydı. Ama yınede genel anlamda zevk ıle okudum. Antony ve Chelsea belkı unutulmaz karakterlerıme gırmedı ama sevdıgım karakterler arasındakı yerını aldı.
Baskı: Gizemli Aşık (Rogues of Regent Street, #4)
Gizemli Aşık-Julia London Orjinal Adı The Secret Lover Regent Street Rogues Serisinin 4.romanı Goodreads Puanı 5/3,73 Benim puanım 5/3 Sophie Dane Zalim Cazibede yaptığı şanssız evlilik ile gündemdi kadınlardan biriydi..Öyleki Jullian ile Cludia'nın arasının açılmasına da sebep olmuştu..Kadınlara sığınma evi açma fikrinin sebeplerinden biriydi beni çok etkilemişti..Ama bu kitabı okumaya başladıktan biteseye kadar bir şeylerin eksik hissinden bir türlü kurtulamadım.. Çevirimi kötüydü hayır,kapak mı hayır..Bence yazar bu hikayede değişik bir şeyler denemeye karar vermişti ama olmamıştı.. Özellikle çok büyük bir zevk ile okuduğum Serseri Kalbim'den sonra büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için.. Fakat son zamanlarda da okuduğum bazı vasat romanlarla karşılaştırdığımda çok da iyidi benim için..En azından okuduğuma pişman olmadım.Bu durumda bir hikaye okuyacağım bile bile yine de alıp okurum...Hikaye bende eksiklik hissi de yaratsa severek okudum...Ama başlarda ki duraganlık beni sıktı biraz...Julia London severleri hayal kırıklığına uğratabilecek bir kitap..Umarım yazarın bu seriye geçiş kitapları olan. The Devil's Love (1998) . Wicked Angel (1999) kitaplarını okuruz... Sophie Dane daha önce başından çok talihsiz bir evlilik geçmiş o dönemde toplumun kaldıramayacağı bir şekilde evliliğini boşanma ile sonuçlandırmış bir genç bir kadındı..Cludia Sophie'ye bu skandalın etkilerinden kurtulabilmesi için Avrupa'ya kaçmasın da yardımcı olmuştu da.. Aradan 8 yıl geçmiştir Sophie skandal yüzünden kaçtığı Avrupa'dan ülkesine hiç dönmemiştir..Fransız bir dula refakatçılık yapmaktadır...Bu kadın oldukça çarpıcı sıra dışı ve oldukça da renkli bir kadındır.. Ama sıla özlemine dayanamayan Sophie Honoria ile birlikte Londra'ya dönerler..Bu arada da Trewor Hamilton'un ilgisini çeker..Ailesi olası bir evliliği büyük arzu ile desteklemektedir..Ama Trewor'da Sophie'yi rahatsız eden bir şeyler vardır..Bu ara da gizemli bir bir erkek Calep ile tanışır ondan çok etkilenmiştir..Calep de ondan..Zamanla aralarında çok güzel bir arakadaşlık oluşsa da bir yandan Trewor'ın ziyaretleri ve kur yapmasına da katlanmaktadır.. Ve bir gün bu iki erkeğin kardeş olduklarını öğrenir..Calep TreWor'un gayri meşru kardeşidir... Bir tarafta skandal yüzünden toplumdan dışlanmış bir kadın ile Gayri meşruluğu yüzünden de topluma kabul edilmeyen bir erkek..Çok etkileyici bir hikayedi..Bazı yerleri yazar yüzeysel geçmiş bazı yerler de gereksiz ayrıntılar ile işlemişti.Özellikle başları..Hikaye bence direkt başlamalıydı..Çok güzel bir fırsat kaçmış bana göre.. Sophie'nin yaşadığı aşk ile adeta çiçek açıp kanatlanmasını çok daha iyi işlemeliydi..Ama yinede beğendim..Sevdim...Bir şans tanıyın derim...
Baskı: Baştan Çıkaran Ölüm (Eve Dallas, #13)
Baştan çıkaran Ölüm Nora Roberts Eve Dallas serisinin 13.kitabı çok sevdim bu ikiliyi okumayı çok özlemişim..Peabody ve McNab bambaşka tadı var bu serinin..Kitabın çevirisinde bir problem hissetmedim onu belirtmeliyim.. Elinize aldınız mı bırakamıyorsunuz.. Bu sefer ki hikaye de Eve ve Roarke kadınları baştan çıkararak öldüren iki şımarık zengin gencin peşine düşüyordu.. Bu iki genç çocuklukları bir arada geçmiş birlikte büyümüş çocuklardı ve ikiside aileden problemliydi..İnternetten avladıkları genç kadınları baştan çıkarıp tecavüz ediyor sonrada öldürüyorlardı.. Eve'in geçmişinden gelen yarasını da kurcalamış oluyorlardı..O kurbanların acılarını bu inanılmaz sert teğmenimiz birebir yaşıyordu ama yalnız yaşamıyordu elbet sevgilisi,dostu,diğer yarısı kocası Roarke ile..Bu ikilinin arasındaki aşkın güzelliğini okumayı çok seviyorum..Bir takım olmalarını birbirleri için ne demek olduklarını yazar çok güzel hissetiriyor bana.Ama bu büyülü çiftimiz gibi bir çift daha var sırada Peabody ve McNab onlarda ilişkilerinin ciddi olamyan devresini sancılı bir şekilde ciddiyete doğru adım atarken biri Eve'den diğeri Roarke'dan taktik alıyor..; İkisi de çok değişik yol izliyorlar!!..Çok sevdim..Bu serinin bence de filmi çekilmeli...Ama hakkını vererek...İkinci sınıf bir Tv dizisi olarak çekilmemeli...Tavsiyemdir!!..
Baskı: Söz Dinlemez Kalbim (Matchmakers #2)
Söz Dinlemez Kalbim-Candace Camp Yazarın Matchmakers Serisinin 2.Kitabı idi Goodreads Puanı 5/,3,84 Benim puanım 5/4 Seri Şu Şekilde; Matchmakers (Çöpçatan Serisi) 1. The Marriage Wager (2007) Aşk Engel Tanımaz 2. The Bridal Quest (2008) Söz Dinlemez Kalbim aka The Bridal Conquest 3. The Wedding Challenge (2008) 4. The Courtship Dance (2009) Serinin ilk kitabı Aşk engel Tanımaz'ı çeviren Ceren Kurtoğulları'nın çevirmesi yayın evi adına isabetli bir karar bence..Kitabı yine çok rahat okudum..Candace Camp'in kalemini seviyorum çok akıcı bir uslüp ile yazıyor.Erkeklerin iç seslerine romanda pek yer vermiyor..Bu da sanırım yazarın sitili..Ama beni çok fazla da rahatsız etmiyor.. Serinin ilk kitabından tanıdığımız Lady Francesca Haughston'ın Rochostor Dük'ü ile tutuştuğu iddiadan hatırlıyoruz..Bu ikili benim kalbimi fethetmişti..Oğlan kardeşini evlendirme de başarısı ile Dük ile olan iddiayı kazanmıştı..Ama maddi durumu henüz düzelememişti.. Serinin 3.Kitabında Dük'ün kız kardeşi Carla 4.Kitabında bu çok merak ettiğim ikilinin kitabını okuyacağız..Tabii ki en çok Françesca ve Kusursuzluk timsali Dük'ün hikayesini merak ediyorum.. Serinin 4.Kitabı Söz Dinlemez Kalbim'e gelince kurgusu çok güzeldi..Hiç sıkılmadan okudum. Evlilikten ödü patlayab Lady İrene Wyngate ile Radbourne Kontu'nun varisi Gideon'un hikayesi idi..İrene'nin korkusunun en büyük sebebi zalim ve bencil babasının davranışları yüzünden di aslında..Bu yzüden evlinerek erkeğin hükmü altına girmeyi ret ediyordu.. Gideon ile İrene'nin yolları da genç kızın babası yüzünden bir gece yarısı kesişmiş idi aslında..Babasını emrinde çalışan bir kadına musallat olduğu için uyarmaya gelen Gideon İrene'yi kendisine çevirdiği silahı ile ilk kez görmüştü..Genç kızı da unutmamıştı.. Bu olaydan tam 10 yıl sonra bu iki gencin yolları tekrar kesişir..Gideon'un gizemli ve aykırı geçmişi çok çarpıcı ve sırlar ile doludur..Küçük yaşta terkedilip büyük zorluklar ile yaşaması babasının o kaybolduktan sonra bulmak için beklediği çabayı göstermemiş olması Gideon'un cevaplarını aradığı sorulardır.. Yıllar sonra kavuştuğu ailesinden beklediği sıcaklığı görmemesi ünvanın her şeyden çok önemli olması onun canının acıtmıştır.. Öte yandan İrene babasını kaybetmiş olup babasının bıraktığı borçlarla boğuşan ağabeyi evlendikten sonra annesi ile birlikte onu evlendirmek için fırsat kollayan sevmeyen yengesi ile birlikte yaşamaktadır..Zaman zaman yaşanan tartışmalar canını acıtsa da evlenmemeğe kesin kararlı olup sert ve açık sözlü bir genç kız olup erkekleri yanına yanaştırmamaktadır.. Ama yeniden bulduğu ailesi Gideon'un aileden yapılan baskıları sonucunda İrene'yi oldukça hareketli ve heyecanlı günler beklemekteydi..Çünkü Gideon tanışacağı bekar genç kızlar için düzenlenecek davette çöpçatanlık yapan Francesca'ya özellikle İrene'in isimin vererek davet edilmesini sağlıyacaktır.. Büyük bir keyifle okudum..Francesca ve Dük'ün olduğu sahneler çok fazla olmasada kitabın sonundaki sahne gelecek iki kitabın daha da haraketli ve heyecanlı olacağının göstergesi idi... Umarım bu sefer Candace Camp'i okumak için çok fazla ara verilmez..Tavsiye ederim..
Baskı: Seni Kalbime Yazdım (Legend of the Four Soldiers, #3)
Seni Kalbime Yazdım-Elizabeth Hoyt Bu nasıl bir kitaptı böyle.Masal gibiydi..Bayıldım..Bu ara üst üste çok güzel kitaplar okudum ki; İki Ateş Arasında-Monica Mccarty Beni Uzaklarda Arama -Kieran Kramer'den sonra ; Seni Kalbime Yazdım orjinal adı To Beguile a Beast Legend of the Four Soldiers Serisinin 3.kitabı.Bence serinin en güzel kitabı idi..Bu kadar güzel bir kitap olabileceğini tahmin etmemiştim..Bir de yayın evi serinin iki kitabını da arka arkaya yayınlayınca,muhteşem bir ziyafet oldu benim için...Bu uygulamayı lütfen Brenda Joyce içinde yapmalılar.. Bu romanda Elizbeth Hoyt'un büyülü kalemi daha bir güzel hissediliyordu..Bunda yine Seden Gürel'e teşekkür etmek gerekir diye düşünüyorum.. Goodreads puanı 5/4,07 Benin puanım bu ara bollaştı biliyorum ama elimde değil 5/5 veriyorum. Elime aldım ve bırakamadım..O yaralı erkek karakteri muhteşemdi münzevi erkeğimiz Sir Allister Munroe Kadın karakter ise diller destan güzel Helen Fitzwilliam..Tam bir Güzel ve Çirkin romanı idi. Bu güzeli bir önceki kitap olan Lord Vale'nin hikayesinden tanıyoruz aslında..Lady Vale yani Melisande Fleeming ona yardım eli uzatmıştı..LOrd Vale ile bir gece kaldıkları Allister'in evinde onun durumunu görüp Helen'i kahyalık yapması için taa İskoçya'ya yönlendirmişti ki ne kadar da pratik bir kadın olduğu görülüyordu.. Helen yıllarca metresliğini yaptığı sonradan çocukları ile bir kenarda unutulduğu için küskün ve onurunu yitirmiş bir kadındı.Ailesi tarafından da terk edilip unutulmuştu. Liester Dükü onu arayıp sormasa da bir ev açarak rahatça yaşıyorlardı Ama bir sabah çocuklarını yanında görememe korkusu onu yiyip bitiriyordu. Lady Melisande Vale'in yönlendirmesi ile herşeyi göze alarak onu terk etmeye karar verdi..Spinner Falls'tan yüzünde yaralarla, tek gözünü kaybetmiş, ruhuna da en az yüzü kadar hasar almış bir halde kurtulan Sir Allister Munroe'nun İskoçya'sındaki kaleye gider.. Sir Allister Munroe bu kalede kendisini toplumdan izole ederek yaşamakta ve kalesinden dışarı adım atmaz. Helen ise Londra'dan ve geçmişinden kaçtığında çocuklarını da alıp gözden uzakta olan bu şatoya sığınıp Alistair'in kahyası olarak işe başladıktan sonra yaralı adamın yüzünün altındakileri keşfeder.. Aslında ikisi de sevgiye ilgiye açtır.Çok geçmeden kendilerinin birbirlerinin kollarında bulacaklardır. .Allister Helen'in çocuklarına onların babası gibi şefkatle yaklaşır.Onlara gerçek babalarının vermediği ilgi ve sevgiyi verir. Balığa götürür, gezilere çıkartır hatta onlar için hastalanmayı göze alarak köpek bile alır. Aynı sofrada oturur onlarla gerçek bir aile gibi..Helen'in kalbi bu adam tarafından ne kadar büyük bir tehlikede ise Allister'inki de o kadar büyük bir tehlikededir... Kesinlikle bitmesini istemedim..Çok sevdim..Tavsiyemdir..
Baskı: Beni Uzaklarda Arama
Beni Uzaklarda Arama-Kieran Kramer Impossible Bachelors Serisinin 1.Kitabı idi Goodreads Puanı 5/3,73 Benim puanım 5/5 Son zamanlarda okuduğum kurgusu en güzel kitaplardan idi..Başlama biçimi olayların gelişimi harika idi...Çok iyi bir yazar ile tanıştım.Çeviride beni rahatsız eden herhangi bir şey yoktu yani çevirmen yazar ile arama girmemişti..Kii bu benim için çok önemli idi..Ona buradan teşekkür ederim.Beni Uzaklarda Arama historical türünde ince bir mizahi olan romantik komedi idi ama duygusal sahneleri de çok doyurucu idi..Çiftin birbirlerine aşık olduklarını anladıkları sahneleri yazar bana bire bir hissettirdi..Hele sonlarına doğru çok duygulandım.. Çocukluklarından beri birbirlerinden nefret eden iki insanın gelişen olaylar ile birbirlerine katlanmak zorunda kalması,alışması,arkadaşlık ve dostlukları sonunda da birbirlerine aşık olmaları..Bir amaç için kader birliği yapmaları her ne kadar o amaç çok da iyi bir amaç uğruna olmasa da.. Harry ve Molly diğer ahlaksız asilzadeler ve metresler okumak müthiş idi..Molly Harry'nin metresi değildi sahte metres idi..Yarışma da rakipleri olan diğer kadınlarla çok güzel ilişkiler ve arkadaşlıklar kurdu..Dost oldu onlarla sonunda hepsi birimiz hepimiz hepimiz birimiz için diyecek kadar kaynaştılar sevdiler birbirlerini..Çok güzel mesajlar vardı bu hikayede.....Çok sevdim..Tavsiye ederim...