
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Willard ve Onun Bowling Kupaları
Çok eğlenceli bir kitap. Parçalı bir anlatım tercih edildiği için hızla okunuyor. Yazarın ilginç tasvirleri okuma keyfini arttırıyor. Biraz deneysel ve absürt olması nedeniyle geleneksel okuyucunun hoşuna gitmeyebilir ama kesinlikle çok eğlenceli. Çeviri de iyi. Birkaç alıntı: İşemesi biteli çok uzun zaman geçmişti, ama hala klozetin önünde dikilmiş, penisine bakıyordu. Sonra, sanki ölü bir ahtapot kolunu külotunun içine kıvırır gibi, onu pantolonunun içine geri sokup sifonu çekti. (s. 21) Kadın, sanki yıpranmış bir örümcek ağına oturuyormuş gibi dikkatlice yere, yanına oturdu. (s. 21) Bob hayatının tüm aşamalarında çok yetenekliydi, o kadar keskin bir zekası vardı ki bir usturanın üstünde piknik bile yapabilirdi. (s. 31) Telefon, kazılmayı bekleyen bir mezar gibi, masada karanlık bir şekilde duruyordu. (s. 37) Dolabın cam kapıları nefes kesiciydi. Bir dolabın cam kapılarının nefesinizi kesmesi çok ender rastlanan bir olaydır. (s. 47) Hep böyle olurdu: Boşaldıktan sonra penisi kadının içinde yavaşça yumuşar ve otlarla kaplı boş bir alandan birbirine bakan perili evler gibi, bedenleri sessizleşirdi. (s. 52) “BİRİSİ BOWLİNG KUPALARIMIZI ÇALMIŞ!!!” En sonunda, raylarda zıplayıp buzla kaplı bir nehre çarpıp anında görüş alanından çıkarak batan ve ardında dumanları tüten devasa bir delik bırakan bir lokomotif gibi, sessizliği parçaladı. (s. 56) Birisi yemek yerken bir çatalın saatte kaç mil yol aldığını bilemez, ama Bob’ın çatalı normal hızda ilerliyordu ki aniden elindeki frene yüklendi ve Bob’ın ağzına doğru yarı yoldayken çığlıklarla durdu. (s. 107)
Baskı: Şafak Vakti
Büyülü ifadelerle bezeli, harika bir kitap. Savaşın ve onun mübah kıldığı canavarlığın sade ve etkileyici bir anlatımıydı. Çeviri o kadar harikaydı ki sanki Türkçe yazılmış bir eser okudum. İfadelerin tüm zenginliği layıkıyla dilimize aktarılmıştı. Bir çırpıda okunan ama etkisi uzun süre kalacağa benzeyen çok güzel bir eserdi. "- Buralı değilim, diye yanıtladı, konuşmaktan çok dinleyen sesiyle." (s. 8) "Gündüz sarf edilen bir cümle, gece olup da yankısı bize ulaştığında, daha farklı, daha derin, daha ırak bir anlama bürünür. İnsanların trajedisi ne zaman gece, ne zaman gündüz olduğunu bilmemeleridir. Gündüz söylemeleri gereken şeyleri gece söylerler." (s. 10) "Bir insan ne zaman insandır? Evet derken mi, hayır diye haykırırken mi? Acı insanı neye ulaştırır? Saflığa mı canavarlığa mı?" (s. 17) "- İki adam yarın, şafak vakti ölümle karşılaşmaya hazırlanıyor, dedi ilana her gün yeniden yazılan bir Kitab-ı Mukaddes'ten bölüm okuyormuşçasına." (s. 25) "Niçin bir insanın öldürmeye hakkı yoktur? Öldürerek, diye açıklamıştı, insan tanrı olur. Ve bu kadar kolay tanrı olmaya hakkımız yok." (s. 30) "Aptal! Cesur bir aptaldan daha tehlikeli, daha korkunç hiçbir şey yoktur." (s. 35) "- İdam mahkumunun son yemeği, diye bağırdım, son yemeği, yalandır. Çok geçmeden ölecek birine yöneltilen bir alay, bir hakarettir." (s. 45) "Ondan nefret etmiyordum. Ondan nefret etmeyi isterdim. Nefret -tıpkı savaş, aşk ve inanç gibi- her şeyi haklı gösterir, her şeyi açıklar." (s. 92)
Baskı: Kara Kutu
Beş iyi arkadaştan bahseder bu güzel, iç yakıcı kitap: Erdem, Gökhan, Rafet, Yılmaz, Reyhan Her birinin üniversiteden sonraki gerçekçi ve hüzünlü hayatlarını okuruz kitap boyunca. Birbirlerinden çok farklı bu beş dost hayata atılmadan evvel bir karar alırlar: Hepsi az çok kalem oynatabilen insanlardır, okuldan sonra bağlantıyı koparmamak adına, hayata dair yazdıklarını Rafet'e yollayacaklar, o da çoğaltıp diğerlerine yollayacaktır. Böylece her birinin yaşamlarına dair ilerleyen ana anlatının arasına onların birbirlerine yolladıkları şiirleri serpiştirerek farklı bir kurgu oluşturur yazar. Olayları okur, ardından şiirleri okursunuz, bu sizin karakterlerle daha sıkı bir bağ kurmanızı sağlar. Özellikle Yılmaz'dan bahsedilen bölümler çok etkileyicidir ya da ben de öğretmen olduğum için fazla etkilenmiş olabilirim. Ben hayatımda hiç bir kitaba ağlamadım ama Kara Kutu bittiğinde kendimi tutamadım. Keşke bitmeseydi, gitmeseydi o iyi insanlar. Çok özlüyorum hepsini. Ömrümce okuduğum en güzel kitaplardan biri olacak bu güzel eser.
Baskı: Otostopçu 2 Evrenin Sonundaki Restoran
Muhteşem bir kitap, keyifle okudum, çeviri de harika İrem Kutluk'un eline sağlık.
Baskı: Practical English Usage
En iyi ingilizce dilbilgisi kitabı. Sözlüğe benzer bir işleyişi vardır: Konu ve kavramlar alfabetik olarak dizilmiştir ve bkz'larla daha ayrıntılı bilgiye ulaşılır. İstisnai örnekleri bile barındırması baş tacı olması için en büyük nedendir. Muhteşemdir.
Baskı: Köpekbalığı Metinleri
Muhteşem bir kitap ve kusursuz bir çeviri. Çevirmen Aylin Ülçer. Kitabın yazarı Steven Hall istiyor ki aşk romanlarını seven bu kitapta bir aşk romanı bulsun; gerilim isteyen gerilim, macera isteyen macera, bulmaca isteyen bulmaca, bilimkurgu isteyen bilimkurgu bulsun. Öyle de oluyor: Kitap okuyana çok acıklı bir aşk hikayesi, bir adamın bambaşka bir ölüme karşı umutsuz mücadelesini, müthiş bir bilimkurgu öyküsü ve kitabı elinizden bırakmanıza izin vermeyen bir gerilim ve macera harmanı sunuyor. Tüm bu parçaları birbirine öylesine ustaca bağlıyor ki hiçbiri eğreti durmuyor. Söylenecek her söz kitabın gizemine bir balta vuracak olsa da biraz ağzınıza bal çalmazsak olmayacak: Hikaye birinci tekil şahısla Eric Sanderson'ın ağzından anlatılıyor. Eric (sonradan kendi evi olduğunu öğreneceği) bir evin yatak odasında yerde uyandığında orasının neresi olduğunu ve kendisinin kim olduğunu hatırlamıyor. Neden orada olduğunu anlamaya çalışırken telefonun yanında bir zarf buluyor, üzerinde "bu mektup sana hemen şimdi aç" yazıyor. Zarfı açtığında karşısına çıkan mektup şöyle: "Eric, Her şeyden önce, sakin ol. Şu anda bunu okuyorsan ben burada değilim demektir. Ahizeyi kaldır ve 1 tuşuna kayıtlı numarayı ara. Telefona çıkan kadına Eric Sanderson olduğunu söyle. Kadın bir doktordur ve adı da Randle’dır. Doktor Randle durumu hemen anlayacak ve seni derhal kabul edecektir. Anahtarları al ve sarı cipi doktor Randle’ın evine sür. Daha bulmadıysan diye söylüyorum, zarfın içinde bir kroki var. Evi buraya fazla uzak değil ve bulması da oldukça kolay. Doktor Randle bütün sorularını cevaplayacaktır. Yalnız hiç vakit kaybetmeden gitmen gerekir. Başlangıç karesini atlama. Araştırma yapmaya kalkışma. Kasadan 200 £ alma. Evin anahtarlarını basamakların sonunda, tırabzandaki çivide bulacaksın. Yanına almayı unutma. Pişmanlık ve aynı zamanda umutla, ilk Eric Sanderson."
Baskı: Hi Ho
"Bu, yazıp yazacağım en samimi otobiyografi. Ona şakşak diyeceğim. Çünkü abartılı ve gülünç, tıpkı şakşak komedi filmleri özellikle de şu eski Laurel ve Hardy'ninkiler gibi. Yani hayatı duyumsadığım gibi. Sınırlı zekamın ve çevikliğimin bütün numaraları burada var. Sürüp gidiyorlar. Hi ho!" diye başlayan pek bir eğlenceli Vonnegut eseri. Kitap önce sahiden bir biyografi gibi başlıyor: Vonnegut, yaşamına ve akrabalarına dair bazı şeylerden bahsettikten sonra, abisiyle bir akrabasının cenazesine giderken, uçakta zihninde bir hikaye uydurmaya başladığını söylüyor ve biz o andan itibaren o hikayeyi okumaya başlıyoruz kitabın sonuna dek. Vonnegut, "Bunu ona söylemedim ama sürekli onun için yazıyordum. Başardığım sanatsal bir değer varsa, bunun gizi oydu. Tekniğimin giziydi o." diye bahsettiği kız kardeşini ve kendisini, ancak kafalarını yaklaştırırlarsa zekaları yücelen ikiz kardeşler olarak resmetmiş. Yaklaşık 12 sayfa boyunca bahsettiği gerçek yaşamının ardından bu yaşamı çok eğlenceli ve olağanüstü/dışı yansıtan bir roman başlıyor: Otobiyografik bir bilimkurgu romanı. Ve bir politik taşlama tabi. Tam adı: Slapstick, or Lonesome No More!(Şak Şak, veya Artık Yalnız Değilsiniz!) Kesinlikle okunmalı. Hay ho!
Baskı: Koku
Muhteşem bir kitap olmasının yanı sıra harika bir çevirisi vardır. Tevfik Turan mucizeler yaratmıştır kanımca.
Baskı: Felsefenin Öldüğü Gün
Muhteşem bir roman. Kitabın sonuna geldiğimde Casey Maddox, birincisi kitabın ortasında olmak üzere iki kez suratıma sıkı bir tokat çekti: Kitap boyunca üzerinde durduğu batı uygarlığı bağımlılığından ve tahakkümünden kurtulamadığımı, yazdığı satırlardan ziyade yazmadıklarıyla gösterdi. Çok şaşırdım. Çok keyif aldım. Bayıldım.
Baskı: Sinema Kitabı
Çok küçük olmasına rağmen muhteşem bilgiler sunan bir başvuru eseri.