
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Anlatımı birinci kişiden olduğundan karakterle özdeşleşme yaşamak zor (karakter kadın, ben erkeğim). Olaylar çok hızlı, adeta özet geçilmiş. Betimlemeler basit düzeyde, sanatsal bir hava yok. Fakat bunlara rağmen sürükleyici. Bunun sebebi bir disütopya olması olsa gerek. Disütopik bir dünya ilgi çekici. Ucundan biraz da steampunk havası var. Eh, bilim-kurgu olsun da çamurdan olsun nesli olduğumuzdan kitabın okunurluğu yükseliyor. Yarım bırakma sebebi (içerik hakkında bilgi vardır!): Aynı mıntıka haraçlarının beraberce kazanması kuralı mı? Bir çocuk kitabında bile daha zekice bir çözüm üretilirdi Peeta'yı sağ bırakmak için. Yaratıcılık yoksunu bir başka yazar(!) daha.
Baskı: Savaş ve Barış
Çok karakter var, sıkıcıydı be, hiç mi sürükleyici olmaz bir kitap.
Baskı: Asi
Karakter sayısındaki abartı yüzünden her bölümü ayrı bir hikayeymişçesine okumak zorunda kaldım. Karakterler sadece bir bölümlük olmasalar dahi o kadar çoklar ki sıra kendilerine geldiğinde unutulmuş oluyorlar, en azından bende böyle oldu. Fakat bu karışıklığa rağmen sonuna kadar okuttu kendisini. Çünkü özgün bir dünyası, doğu mistizmiyle kaynaştırılmış bir kurgusu var. Fantastik-kurguda kendi dünyamıza ait dini motiflerin kullanımını ben ilk kez bu kitapta görmüştüm, bu fikir bana kitabı sevdirdi. Ne yazık ki devamı çıkmadı. Yani okuyacak olanlar yarım kalacağını bilsinler.
Baskı: Kayıp Sembol (Robert Langdon, #3)
Her ne kadar tek başına bakıldığına güzel bir macera olsa da yazarın "İhanet Noktası"nda ulaştığı yerden bakıldığında vasat bir roman olarak kalıyor. Eğer "İhanet Noktası"nı henüz okumadıysanız ilk 3 kitaptan sonra buna geçin ve "İhanet Noktası"nı en son okuyun derim. Ya da boş verin, bunu okumasınız da olur aslında, çok bir şey kaybetmezsiniz.
Baskı: Artemis Fowl (Artemis Fowl #1)
Klasik fantastikten sıkılan ve farklı bir şeyler arayan bünyeye ilaç gibi gelen, zeki kurgusuyla ağzı açık bırakan ve karakterleri böyle absürt bir macera içerisinde dahi gerçekçi duran, her yönüyle farklı bir deneyim. Bazı yerleri kahkaha attıracak kadar da komik.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Okuduğum ilk romandı ve beni roman türüne aşık eden yapıttır. Karakterle aynı yaştayken okuduğumdan mı yoksa gerçekten çok çok iyi olduğundan mı bilmem okurken ağladığım ilk ve şimdilik tek kitaptır.
Baskı: Ejderha Dövmeli Kız (Millenium, #1)
Yarım bırakmış olduğumdan değerlendirmem pek geçerli sayılamaz, farkındayım. Ben kitabın, nereden estiğini bilmediğim ani bir dürtüyle, İngilizce versiyonunu aldım. Hesapta İngilizce'm gelişecekti. Fakat vasat İngilizce'm ile dahi anladım ki kitabın çevirisi çok kötü. Çeviri kitapla İngilizce geliştirmeyi düşünmek de ayır saçmalık elbette ama o an almış bulundum ve bir süre sabrederek konunun açıldığı yere kadar okumaya devam ettim. Ne var ki baydı ve bıraktım, devam etmeyi de düşünmüyorum. Kitap çok yavaş ilerlemekte. Karakterler birkaç cümleyle anlatılacak bir olayı sayfalarca anlatmaktalar. Betimlemeleri çok basit düzeyde, çok nesnel, düz. Eğer yazar bu kadar somut betimlemelerle okurun gözünde film sahneleri yaratmak istemişse becerememiş. Tabii bunda kötü çevirinin de etkisi olabilir. Karakterlerin hiçbirine bir ısınma, bir benimseme ya da gıcık kapma durumu olmadı bende okuduğum yere kadar. Sürükleyicilik desen o da yok. Konunun açıldığı yerde bıraktığımı söylemiştim. Bu tarz bir kitap konu açılmışken dahi sonunu merak ettirmiyorsa ben o kitaba başarısız derim. Katilin kim olduğunu zerre kadar merak etmiyorum.
Baskı: Zaman Çarkı, 01. Kitap: Dünyanın Gözü
Bu seriyi "fantastik-kurgu" diyerek kısıtlamayı uygun bulmuyorum ben. Çok daha fazlasını içeren, karakter odaklı bir macera bu. Okuduğum en iyi macera ayrıca. Tek sıkıntılı tarafı çok kalın olması ve fiyatının da buna bağlı olarak yüksek olması. Bir de 14 cilt olduğu düşünülürse... Yine de bir yerden başlamak lazım, kalınlığına ters bir hızla bitiyor kitap. Bir fantastik romanın istenirse ne kadar gerçekçi yazılabilineceğinin de kanıtı ayrıca. Karakterler kahraman olmak için doğmuş özel kişiler değiller. Sıradanlar, vasatlar ve kendi saçma sapan idealleri ya da uçuk hayalleri yüzünden değil olayların onları iteklemesi yüzünden maceraya bulaşıyorlar. Bu ilk kitap da ağırlıklı olarak sıradan insanların büyüklerin ligindeki umutsuz koşuşturmasını anlatıyor. Bir bakıma etrafımızdaki o "büyük" adamların da geçmişte basit insanlar olduklarını söylüyor.
Baskı: Anayurt (Drizzt Efsanesi #1)
Tamamen farklı bir dünyada, tamamen farklı bir halk ve ahlak anlayışı içinden yazılmış bir roman. Birkaç dövüş sahnesi dışında bütün sayfalar drow toplumunu ve genç Drizzt'in dışlanışını anlatıyor. Fantastik-psikolojik mi desem, bilemedim ama sakin, derin, karakterin kafasını didiklemeyi seven okurlar için hazine sayılabilir.
Baskı: Güz Alacakaranlığı Ejderhaları (Ejderha Mızrağı Destanı,#1)
Tam bir başlangıç kitabı. Fantastik-kurguya başlamak isteyen fakat deneyimi olmayanlar için biçilmiş kaftan. Bol aksiyonlu, mümkün olduğunca az terimli. Fakat satır aralarındaki zar atışlarını hissetmek de mümkün, ben hissetmiştim. Bu yönüyle bir masaüstü oyunun romanlaşmış hali gibi durmakta. Eh, zaten öyle de :)
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (7. Kitap): Yedinci Kapı
Çok çok iyi bir fantastik seriye vasat bir son. Yine de Wies ve Hikcman'ın zekasını duyduğum saygıyı azlatmadı.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (6. Kitap): Labirentte
Açıkçası bu bir geçiş kitabı gibi. Özellikle beşinci ciltten sonra beklediğimi verememişti bana. Tabii binlerce sayfadan sonra insan bırakmıyor ve devam ediyor, edilmeli de zaten. Kötü bir kitap değil, sadece yeterince iyi değil.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (5. Kitap): Kaosun Eli
İşte serinin açık ara en güzel cildi. Önceki dört cilt boyunca bir türlü birbiriyle ilişkilenmeyen bir sürü olay bu ciltte sonunda bağlanıyor ve sonunda ana konu açığa çıkıyor.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (3. Kitap): Ateş Denizi
Benim fikrimce serinin aksiyon dozu en yüksek cildi. Yine başları sıkıcı, sonradan saran bir kitap.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (2. Kitap): Elf Yıldızı
İlkinden biraz daha sıkıcı başlayan ikinci cilt yarısından sonra ilk kitabın çok üzerinde bir sürükleyiciliğe sapıyor. Arkasında yine pek çok not ve açıklama bulunuyor yaratılan evren ve büyü ile ilgili.
Baskı: Ölüm Kapısı Serisi (1. Kitap): Ejder Kanadı
Fantastik-kurguya başlamak için pek de uygun bir kitap olmadığını fantastik-kurguya bu kitapla başladıktan sonra fark ettim. Aşina olmadığım terimleri, kavramları, mantıkları ile kafa karıştırıcı bir deneyimdi. Fakat kurgusu o kadar derin ve kurnazca hazırlanmıştı ki daha ilk kitaptan bile belli oluyordu kurulan evrenin özgünlüğü. Sonuçta tüm seriyi bir ayda bitirdim. Bu ilk cilde gelince. En sonlara kadar pek sürükleyici değil açıkçası, başlarda sıkılıp bıraktırabilir kendisini. Fakat sabreder ve devam ederseniz insanoğlunun bildiğimiz evrene alternatif bir var oluşu ne kadar güzel hayal edebileceğinin ip uçlarını almaya başlıyorsunuz. Serinin devamında da bu kazanım katlanarak artıyor zaten. Kitabın en ilgi çekici yanı son kısımdaki notlar. Yazarlar kurdukları evrenin mekaniğini ve özellikle büyünün matematiksel açıklamalarını eklemişler ve okuması gerçekten müthiş zevkli, fantastik hissini doruğa çıkarıyor.