Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Ali'm (Bir Türk Masalı, #2)
Bu çok büyük umutla beklediğim bir kitaptı ancak beni tam anlamıyla tatmin ettiğini söyleyemem. Evet asla bir hayal kırıklığı yorumunu yapamam. Özellikle bazı kısımlarını çok sevdim ve bazı yerlerinde çok güldüm; ama 1,5 ay içerisinde "DUYGU"yu 3 kere okumuş ve 4 gözle "ALİ'M"in çıkmasını bekleyen bir insan olarak ya benim çok büyük beklentilerim vardı ya da kitap tam olarak beklentilerimi karşılayacak kadar iyi değildi. Yani 3 kere daha Duygu'yu okurum ama Alim'i bir daha okurmuyum bilemedim. Bu arada Duygu ile ilgili yaptığım yorumda dile getirdiğim iki eleştirimin de Ali'm ile ortadan kalktığını söyleyeyim. Çok güzel süprizler vardı okumak istediklerime dair. Belki de Işıl hanım'ın yazdığı kitap değil değil Ali'm hayalkırıklığı oldu bende. Tam olarak hayalimde yaşattığım gibi çıkmadı. Hakikaten öküzdü bir çok yerde. O da bende biraz sinir yaptı sanırım. Sedat'la Duygu'nun aşkını bin kere tercih ederim. Ama yine de Duygu'yu sevenler mutlaka okuyun demeden de duramayacağım.
Baskı: Kimliksiz - (Kayıp Şehir, #1)
Çok güldüm, çok mutlu oldum, çok kızdım ve göz yaşları eşliğinde bitirdim kitabı. Öylesi bir ikilemdeyim ki yazılacak çok şey var ama cümleleri toplayamıyor ve hatta yazmak istediğime emin olamıyorum. Uykumdan fedakarlık ederek çok kısa bir zaman diliminde okuduğum için duygularımdaki değişim çok hızlı oldu ve ben kitap bittiğinde yorgun düşmüş hissediyordum kendimi. Bu nedenle kitabı güzel veya akıcı veya başka bir sıfatla sınıflandıramıyorum. Sadece okursanız çok değişken bir ruh hâliniz olacağını söyleyebilirim. Kitabın sayfa sayısı ve yazı puntosunun küçüklüğü göz korkutucu biliyorum ve bazen mevzunun çok uzadığını, gizemli olması planlanan bazı kısımların doğru tahmin etmenize rağmen bir türlü yazıya dökülmemesi sebebiyle sıkıcı olduğunu düşünebilirsiniz; ama sabredin ve okuyun demekten başkası gelmiyor elimden. Kitabı hem çok sevecek hem de sinir olacaksınız.
Baskı: Küçük Bir Aşk Hikayesi (Kowalski Family, #1)
Hızlıca pek bir şeye kafa yormadan okunan ve bir kitap. Yazı puntosu neredeyse çocuk kitaplarıyla aynı olduğundan 350 sayfalık değil olsun olsun 250 sayfalık bir kitap olarak kabul etmek lazım. Bazı diyaloglar güzel ama anlatım daha çocuksu. Özellikle cinsellik içeren bölümlerin çok acemice ve soğuk geldiğini söylemeden geçemeyeceğim. Sadece durum tespiti yapılıyormuş gibi duygusallık yoksunu satırlardı bana göre. Bu kadar eleştirsem de genel olarak yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınızı düşünüyorum.
Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)
Yazarın ilk okuduğum kitabı bu oldu. Kitabın ismine tav olup almıştım, iyi ki de almışım. Gerçekten bir solukta okuduğum, okurken çok keyif aldığım bir kitaptı. 662 sayfa gözünüzü korkutmasın elinizden bırakamıyorsunuz. Ben 15 saat gibi kısa bir zaman dilimde iki yemek molasıyla birlikte okudum bitirdim. Öylesine bu hayatların içerisine dahil olmuştum ki ertesi gün başka bir kitabı elime almak istemediğimden keyifli yerlerini tekrar okuyayım bari diyerek tekrar kitabı elime aldım ve baktım ki tekrar baştan başlamışım okumaya. İki akşam boyunca sanki hiç okumamışçasına ikinci kez okudum ve bitirdim kitabı. Bazen sesli gülerek, genelde sırıtarak bazen de göz yaşları eşliğinde okudum ve kitaplığımda en sevdiklerim bölümüne kaldırdım. Bence ben durur durur okurum bu kitabı. Çünkü ben Ben Sedat'a değil, Sedat ile Duygu'nun aşkına aşık oldum. Sedat ile Duygu bitirdi beni. :) Kitap hakkında biraz daha detaya girmem gerekirse evet bence de "Bekir candı, Ali kandı, Sedar aşktı." Ama Işıl Hanım'ın anlatımıyla sanki hepsi sizin canınızdı. Gereksiz betimlemeler, tanıtımlar yok. Sanki Duygu sizin sırdaşınız da size tüm olayları ilk ağızdan anlatıyor gibi içten, yalın, güzel. Diyaloglar samimi ve abartılı üsluplar yok. Kafasından geçenlerle bizden biri. Bundan sonrası kitap hakkında spoiler içeriyor, ona göre. Böylesi sevdiğim bir kitap özellikle bir konuda beni hayal kırıklığına uğrattı; bir yönüyle eksik kaldı. Bir diyorum, esasında ikiydi ama "Ali'm"in Kasım ayında kitap olarak çıkacağını ve bu kitapta eksikliğini hissettiğim Ali ile Aslı'nın aşkının derinliklerini okuyabileceğimizi öğrendiğim için bire düşürdüm. Keşke kitap 662 değil de 700 sayfa olaydı da Sedat ile Duygu'nun evliliğine de şahit olsaydık. Bekir'di Ali'ydi derken esas kızla esas oğlanın düğünü oldu mu olmadı mı habersiziz. Nasıl evlendiler, Sedat nasıl teklif etti hiç bilmiyoruz. Hatta Defne'nin doğuşu falan tam muamma. Hadi Selim'in doğumunu kaçırdık bari Defne'ninkini göreydik. Hatta o doğumda Sedat'ı ve ne hale geldiğini, herkesi ne kadar bezdirdiğini göreydik. Birden evli, mutlu, çocuklu moduna geçildi bizim de boynumunuz bükük kaldı. Ben şahsen sanırım erkeklerin dile getirmeleri daha zor olduğu için erkek gözünden anlatılan aşk hikayelerini daha çok seviyorum. O yüzden bir an önce Kasım gelse de "Ali'm"i elime alıp okusam diye gözünün içine bakıyorum. Bu arada acaba bu hikayeyi Sedat'ın ağzından da okur muyuz; hatta okumadığımız eksik kalan kısımları da onda okur muyuz diye aklımdan geçmiyor değil. Biri Işıl Hanım'ın kulağına suyu kaçırsa ya :))