gezenti
@gezenti

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Feleğin Pembe Çemberleri

gayet kötü bir yazım diliyle yazılmış, kitap bile denemeyecek düzeyde bir çalışma. daldan dala atlayan çeşitli hikayelerden oluşan bir günlük şeklinde.

Sonat
2/1009.02.2018

Baskı: Sonat

İkinci bir Karanlık Aşk vakası daha.. Lise ortamı ile hiç ilgisi olmayan ilişkiler, tavırlar, olaylar silsilesi. Gerçeklikten çok uzak böylesi bir hikayenin neden lise çağındaki geçler arasında geçtiğini anlamanın imkanı yok. Haaa üniversitede geçiyor olsa kitap güzel mi olacaktı derseniz yine hayır. Bir kere çok uzun. Gereksiz bir sürü konu olay var. İkincisi olay örgüsünde bir sürü boşluk ve hatalı kurgu var. Yerler, kişiler durmaksızın değişiyor ama değişmeyen tek şey aksiyon. Duygusal aktarım ise çok yetersiz. Nasıl oluyor da eline flütten başka bir şey almamış ve yaşı 18'i bulmayan kız sonradan sonraya silahla haşır neşir olabiliyor, ya da kızın annesinin olayı tam olarak ne; amacı ne? Bunlar hiç belli değil. Tanımadığım bir yazar olmasına rağmen kapağını çok beğendiğim için bir şans vermiştim ama zoraki bitirdim kitabı.

Kusursuzlar
3/1010.04.2017

Baskı: Kusursuzlar

Kitap konu olarak değişik olmakla birlikte içerik olarak çok zayıf kalmış. Her şeyden önce ilk sayfaları büyük bir merakla okumaya başlıyorsunuz. Okudukça kafanızda delicesine sorular oluşuyor ve neden diye sorduğunuz hiçbir sorunun cevabını alamıyorsunuz. Tasvirler uzadıkça uzuyor, her biri detaylıca anlatılmış birbirinin aynı günler geçip gidiyor. İşte o noktada kitabı okumaya devam etmemin tek sebebi o neden sorularının cevaplarını gerçekten merak etmiş olmam. Ama soruların hiçbiri cevaplanmadı. Çok daha güzel olabilecekken, altı doldurulabilecekken boşa harcanmış bir kitap benim gözümde.

Kördüğüm
6/1020.02.2017

Baskı: Kördüğüm

Bir çok insanın söylediğinin aksine Çok çok erken olayı çözdüğüm için kalan 250 sayfa benim için pek keyifli geçmedi. Yazar anlamanıza müsade edene kadar anlayamıyorsunuz diye o kadar net söyleniyordu ki ben yanlış anladım, çok erken daha yanılıyorum, farklı bir şey çıkacak herhalde demiştim. Ama çıkmadı. Yine de sürükleyici ve rahatsız edici bir hikaye. Tavsiye ederim.

Kusursuz Hayatlar
8/1001.08.2016

Baskı: Kusursuz Hayatlar

Dili son dönemlerde okuduğum en iyilerden birisi. Kitap değil de tam bir film tadında. Kitaptaki zaman geçişleri süper. Hiç sıkmadan, detayda boğmadan, hakikaten bir film izliyormuşcasına tek solukta okuyup bitiriyorsunuz kitabı. 15-16 yaşındaki çocukların yazdığı kitaplarda bile bolca sevişme sahnesi olmasına rağmen bu kitapta bir tane bile olmaması nasıl güzel geldi. Seks öyle ya da böyle satar düşüncesiyle olur olmaz bölüm aralarına yerleştirilen onlarca kitaptan sonra resmen nefes aldırdı. Esasında yazım dili, zaman ve bölüm geçişleri, kurgusu çok tanıdık olsa da keyifli anlatımıyla 9 yıldız vereceğim bir kitap olurdu ancak ana karakterlerden birisine aşırı sinir olduğum için 8 yıldız verdim. Daha da azını vermeye elim gitmedi.

Baskı: Yüzleşme (Tutku Oyunları Serisi, #2)

İlk kitabı ve kurgusunu çok beğenen birisi olarak bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Bir kere neredeyse hiç olay yok. Ciddiyim. 400 küsur sayfa bir şeyler olacak diye bekliyorsunuz ama olmuyor. Önceki kitapta da böyle olan kısımlar vardı ama sonu öyle güzel bağlanmıştı ki affettirmişti. Bunda öyle bir şey olmadığı gibi sonu da resmen orta yerden kesilmiş gibi kaldı. Seri kitaplarının genel sorunu yarım kalmışlık duygusu; ama bu kitap resmen arkasından 3-5 sayfası koparılmış gibi yarım kaldı. Bari gece sonlansaydı :(( ilk kitaptan aklınıza takılan soruların cevaplanacağını düşünerek okuma niyetiniz varsa hiç yeltenmeyin; benim gibi daha da fazla soru ekleyerek 3. Kitabı beklemeye başlarsınız.

Julia'nın Şarkısı
9/1015.01.2016

Baskı: Julia'nın Şarkısı

Kitap fuarında stand görevlisinin tavsiyesi üzerine aldığım ve gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu. Julia'nın ve Crank'in iç dünyalarını derinlemesine görmek, kafa karışıklıklarını yaşamak ve çekincelerini hissetmek çok hoştu. Son dönemde moda olan ve kitabın arasına yerli yersiz serpiştirilmiş çok da anlamlı onlarca sevişme sayfasının aksine bu kitabın çok daha duygusal ve dokunaklı bir kurgusu var. Devamı olan bir seriymiş; umarım en kısa zamanda diğer kitaplar da çevrilip raflardaki yerini alır.

Baskı: Karanlık Aşk 2 - Her Şeye Rağmen

Esasında ilk kitabı beğenen biri olarak bu kitabı merakla beklemiş ve çıkar çıkmaz almıştım; ancak beklentimi boşa çıkardı. İlk kitaba getirdiğim en büyük eleştirimi bunda da devam ettiriyorum ve lise sıraları için yaşananların çok fazla olduğunu bir kere daha dile getiriyorum. Ayrıca bu kitabı okurken sayfa sayısını biraz daha uzatmak için olay üstüne olay yaratılmış hissi verdi. Dediğim gibi bu olayların baş kahramanlarının halen lise sıralarında oturan insanlar olması da inanılırlığını fazlasıyla azaltıyor. Tamam kitapların büyük kısmı kurgudan ibaret olsa da insan okurken kaptırıyor kendini ve yaşananları gerçek kabul ediyor. İşte o noktada iyide bu çocuklar daha lisede diye aklına gelince tüm o gerçeklik hissi pufff yok oluyor. Haaa yine de keyifli diyaloglar var. Okunası bölümler var. Ama diğer kitabın yanında bu hayal kırıklığı oldu.

Baskı: Gıcık Üvey Kardeş Zengin Züppe

Hiçbir kitap hakkında bu kadar acımasız yorum yapmaktan haz etmem. Neticede bir emek vardır arkasında. Ama ilk kez bir istisna yapacağım. Çünkü en ufak bir emek kırıntısı hissetmedim. Tam tersine çok fazla kandırılmışlık duygusu var içimde. Kitap demeye bile dilimin varmadığı bu ne olduğu belirsiz şeyi yazan arkadaşımız muhtemel yaşça küçük. O yüzden kendisini fazlaca rencide etmek istemem. Ancak yazmaya devam etmeyi düşünüyorsa gerçekten çooook fazla fırın ekmek yemesi lazım. Lakin bunu okuyup yayımlamaya değer bulan, bu kitap için onlarca ağaç heba eden, benim paramı ve zamanımı harcamama sebep olan yayıncı ve bilimum emeği geçenlere içimden fazlasıyla sövdüm. Ben kitap yarım bırakmaktan hiç haz etmem. Bu nedenle zorla da olsa verilen emeğin kıymetini bilmek için sonuna kadar okurum. Ama kitabın sonuna vardığımda harcadığım zamana cidden üzüldüm. Haaa çok zamanınızı almıyor. Çünkü çocuk kitabı puntosu ve marjinleriyle yazılmış. Kurgu diye bir şey olmadığı gibi dialoglar da iki üç kelimelik cümlelerden oluştuğundan birkaç saat içinde okuyup bitiriyorsunuz, ama keyifle değil. Konular arasındaki geçişler bizim doldurmamız için epeyce boş bırakılmış. Araya roman yazsanız sığar, o kadar... Karakterler deseniz ne istediğini, dediğini, konuştuğunu bilmeyen sığ, özentilik yapmayı bile beceremeyen, altı boş tipler. Öyle ki benim 11 yaşındaki erkek yeğenim bile bundan iyisini yazar. Hani okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz denen kitaplar vardır ya; hah işte bu kitap için söyleyebileceğim en doğru şey okursanız çok şey KAYBEDERSİNİZ..

Yorgun Hayaller
5/1019.10.2015

Baskı: Yorgun Hayaller

Havada serisini seven ve yazarın anlatımını beğenen birisi olarak bu kitap beni hiç tatmin etmedi. Serinin diğer kitaplarından tanıdığımız Danika ile Tristan'ın hikayesi kitabın başlangıcında güzel olsa da sonrasındaki gelişmeler saçmalıklarla dolu. Özellikler kitabın son sayfalarındaki olaylar fazla zorlama olmuş. Ancak kitaptaki en büyük problem çeviri hatalarındaydı. Çevirideki yanlışlıklar muazzam boyutlarda. Çift anlamlı kelimelerin çoğu yanlış anlamlarıyla çevrilmiş. Bazı cümleler o kadar saçma olmuş ki sizi kitaptan soğutuyor. Anlamak için cümleyi önce İngilizceye, sonra diğer anlamıyla Türkçeye çevirmem gereken durumlar oldu. Çeviri böyleyken yazım hatalarından bahsetmiyorum bile. Öyle sıradan bir kitaptı ki elimde günlerce süründü. Merak edenler yine okusun ama çok büyük beklentileriniz olmasın.

Karanlık Aşk 1
7/1019.10.2015

Baskı: Karanlık Aşk 1

Tecavüz olgusunu basitleştirdiği yönündeki eleştiriler benim kitabı alıp okumama vesile olmuştur. Bu nedenle ilk olarak bu eleştirinin doğruluk payının olmadığını söylemeliyim. Bu eleştiriyi getirenler ya kitabı okumayanlar ya da okudukları haricinde biraz da kafalarında yarattıkları kurgudan etkilenenler. Benim kitapla ilgili en büyük eleştirim kitabın lise sıralarında geçiyor oluşuna. Keşke üniversite falan olsaymış da inandırıcılığı artsaymış. Bundan sonrası spoiler içerir demedi demeyin!! Kitabın ana karakteri Elif tecavüze uğrayan ve hayatını değiştirmek zorunda kalan bir lise öğrencisi. Yeni hayatı ve yeni okuluna alışmaya çalışması, yaşadığı ikilemler çok güzel anlatılmış. Bazı sitelerde okuduğum yorumlarda Demir'in kendisinin tecavüzcüsü olduğu ya da Demir'in çetesiyle kanka olduğu ya da kız arkadaşına çeteden birilerini ayarladığı ifade edilmiş ki alakası yok. Ya onlar farklı bir versiyonunu okudu ya da okumadan yazar itham ediliyor. Devamı olan bir hikayeymiş; wattpad'de yayımlamış; devamında neler oluyor bilmiyorum. Belki anlatılanlar devamına ilişkindir; onu da bilemem. Ben sadece okuduğum bu tek kitaptan yola çıkarak söyleyebilirim ki her ne kadar bazı kurgu hataları olsa da kesinlikle güzel bir hikaye. Yani mesela Elif hastanede günlerce komada kalıyor ve ailenin bundan haberi yok gibi görünüyor. Yok haberi var diyorsanız; Biricik kızlarına bu kadar düşkün olan anne babanın hastanede yatıp kalkması lazım. Öyle Demir geldiğinde başıboş yatıyor olamaz Elif. Dediğim gibi bazı hatalarına rağmen kesinlikle devamı çıktığında okuyacağım ve size de kötü eleştirilere kulak asmadan okumanızı tavsiye ederim.

Baskı: Bekir (Bir Türk Masalı, #3)

Ali'm ile yaşadığım beklenti tatminsizliğinden korkuma Bekir'i elime aldığımda 8 gün boyunca bir türlü cesaret edip başlamadım. Bir yanım okumak için yanıp tutuşurken diğer yanım bahaneler üretip geciktiriyordu. Duygu ile her karakteri ayrı ayrı sevdiğimden ve Ali'm ile Ali'ye sinir olduğumdan ya o çok sevdiğim Bekir de gözümden düşerse diye Bekir'i okumaktan da korktum. Ehhh sekiz günün sonunda merak korkuyu yendi ve ben iki solukta okudum bitirdim Bekir'i :) Yeri geldi gözyaşlarımı, yeri geldi kahkahalarımı durduramadım. Ve tek kelimeyle bayıldım.. Duygu ile birlikte okunsa yeridir. İki kitap birbirini çok güzel bütünlemiş. Hiç gereksiz tekrara düşmeden, birinin uzun uzadıya anlattığını diğeri kısaca bahsedip geçmiş. Ya da Askerlik dönemleri gibi Duygu'nun olmadığı yepyeni olayları okuma imkanı elde etmiş olduk bu kitapla. Ayrıca bazı konularda özellikle iş konularında Duygu dışarıda bırakıldığından Duygu'da bunları okuyamamış ya da tam olarak neden öyle olduğuna anlam verememiştim. Bekir ile tüm bunlar netlik kazandı. Hatta Bekir sayesinde tam olarak ifade edemediğim Alim'deki eksikliğin de adını koymuş oldum. Ama Sedat yazılmadan asla seri tamam olmayacak. Sedat çıkana kadar Duygu ile Bekir'i dönüşümlü olarak okumaya devam. :))

Sen
8/1006.06.2015

Baskı: Sen

Nispeten düşük yıldız vermemin tek sebebi yazara olan kızgınlığımdandır. Bu kadar güzel bir hikaye, kurgu neden böylesi kısa kesilir ki?? Şöyle 600-700 sayfa olsaydı keşke. Okumaktan çok keyif alıyordum; bitince oyuncağı elinden alınmış çocuklara döndüm..

Baskı: Ali'm (Bir Türk Masalı, #2)

Bu çok büyük umutla beklediğim bir kitaptı ancak beni tam anlamıyla tatmin ettiğini söyleyemem. Evet asla bir hayal kırıklığı yorumunu yapamam. Özellikle bazı kısımlarını çok sevdim ve bazı yerlerinde çok güldüm; ama 1,5 ay içerisinde "DUYGU"yu 3 kere okumuş ve 4 gözle "ALİ'M"in çıkmasını bekleyen bir insan olarak ya benim çok büyük beklentilerim vardı ya da kitap tam olarak beklentilerimi karşılayacak kadar iyi değildi. Yani 3 kere daha Duygu'yu okurum ama Alim'i bir daha okurmuyum bilemedim. Bu arada Duygu ile ilgili yaptığım yorumda dile getirdiğim iki eleştirimin de Ali'm ile ortadan kalktığını söyleyeyim. Çok güzel süprizler vardı okumak istediklerime dair. Belki de Işıl hanım'ın yazdığı kitap değil değil Ali'm hayalkırıklığı oldu bende. Tam olarak hayalimde yaşattığım gibi çıkmadı. Hakikaten öküzdü bir çok yerde. O da bende biraz sinir yaptı sanırım. Sedat'la Duygu'nun aşkını bin kere tercih ederim. Ama yine de Duygu'yu sevenler mutlaka okuyun demeden de duramayacağım.

Baskı: Kimliksiz - (Kayıp Şehir, #1)

Çok güldüm, çok mutlu oldum, çok kızdım ve göz yaşları eşliğinde bitirdim kitabı. Öylesi bir ikilemdeyim ki yazılacak çok şey var ama cümleleri toplayamıyor ve hatta yazmak istediğime emin olamıyorum. Uykumdan fedakarlık ederek çok kısa bir zaman diliminde okuduğum için duygularımdaki değişim çok hızlı oldu ve ben kitap bittiğinde yorgun düşmüş hissediyordum kendimi. Bu nedenle kitabı güzel veya akıcı veya başka bir sıfatla sınıflandıramıyorum. Sadece okursanız çok değişken bir ruh hâliniz olacağını söyleyebilirim. Kitabın sayfa sayısı ve yazı puntosunun küçüklüğü göz korkutucu biliyorum ve bazen mevzunun çok uzadığını, gizemli olması planlanan bazı kısımların doğru tahmin etmenize rağmen bir türlü yazıya dökülmemesi sebebiyle sıkıcı olduğunu düşünebilirsiniz; ama sabredin ve okuyun demekten başkası gelmiyor elimden. Kitabı hem çok sevecek hem de sinir olacaksınız.

Baskı: Küçük Bir Aşk Hikayesi (Kowalski Family, #1)

Hızlıca pek bir şeye kafa yormadan okunan ve bir kitap. Yazı puntosu neredeyse çocuk kitaplarıyla aynı olduğundan 350 sayfalık değil olsun olsun 250 sayfalık bir kitap olarak kabul etmek lazım. Bazı diyaloglar güzel ama anlatım daha çocuksu. Özellikle cinsellik içeren bölümlerin çok acemice ve soğuk geldiğini söylemeden geçemeyeceğim. Sadece durum tespiti yapılıyormuş gibi duygusallık yoksunu satırlardı bana göre. Bu kadar eleştirsem de genel olarak yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınızı düşünüyorum.

Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)

Yazarın ilk okuduğum kitabı bu oldu. Kitabın ismine tav olup almıştım, iyi ki de almışım. Gerçekten bir solukta okuduğum, okurken çok keyif aldığım bir kitaptı. 662 sayfa gözünüzü korkutmasın elinizden bırakamıyorsunuz. Ben 15 saat gibi kısa bir zaman dilimde iki yemek molasıyla birlikte okudum bitirdim. Öylesine bu hayatların içerisine dahil olmuştum ki ertesi gün başka bir kitabı elime almak istemediğimden keyifli yerlerini tekrar okuyayım bari diyerek tekrar kitabı elime aldım ve baktım ki tekrar baştan başlamışım okumaya. İki akşam boyunca sanki hiç okumamışçasına ikinci kez okudum ve bitirdim kitabı. Bazen sesli gülerek, genelde sırıtarak bazen de göz yaşları eşliğinde okudum ve kitaplığımda en sevdiklerim bölümüne kaldırdım. Bence ben durur durur okurum bu kitabı. Çünkü ben Ben Sedat'a değil, Sedat ile Duygu'nun aşkına aşık oldum. Sedat ile Duygu bitirdi beni. :) Kitap hakkında biraz daha detaya girmem gerekirse evet bence de "Bekir candı, Ali kandı, Sedar aşktı." Ama Işıl Hanım'ın anlatımıyla sanki hepsi sizin canınızdı. Gereksiz betimlemeler, tanıtımlar yok. Sanki Duygu sizin sırdaşınız da size tüm olayları ilk ağızdan anlatıyor gibi içten, yalın, güzel. Diyaloglar samimi ve abartılı üsluplar yok. Kafasından geçenlerle bizden biri. Bundan sonrası kitap hakkında spoiler içeriyor, ona göre. Böylesi sevdiğim bir kitap özellikle bir konuda beni hayal kırıklığına uğrattı; bir yönüyle eksik kaldı. Bir diyorum, esasında ikiydi ama "Ali'm"in Kasım ayında kitap olarak çıkacağını ve bu kitapta eksikliğini hissettiğim Ali ile Aslı'nın aşkının derinliklerini okuyabileceğimizi öğrendiğim için bire düşürdüm. Keşke kitap 662 değil de 700 sayfa olaydı da Sedat ile Duygu'nun evliliğine de şahit olsaydık. Bekir'di Ali'ydi derken esas kızla esas oğlanın düğünü oldu mu olmadı mı habersiziz. Nasıl evlendiler, Sedat nasıl teklif etti hiç bilmiyoruz. Hatta Defne'nin doğuşu falan tam muamma. Hadi Selim'in doğumunu kaçırdık bari Defne'ninkini göreydik. Hatta o doğumda Sedat'ı ve ne hale geldiğini, herkesi ne kadar bezdirdiğini göreydik. Birden evli, mutlu, çocuklu moduna geçildi bizim de boynumunuz bükük kaldı. Ben şahsen sanırım erkeklerin dile getirmeleri daha zor olduğu için erkek gözünden anlatılan aşk hikayelerini daha çok seviyorum. O yüzden bir an önce Kasım gelse de "Ali'm"i elime alıp okusam diye gözünün içine bakıyorum. Bu arada acaba bu hikayeyi Sedat'ın ağzından da okur muyuz; hatta okumadığımız eksik kalan kısımları da onda okur muyuz diye aklımdan geçmiyor değil. Biri Işıl Hanım'ın kulağına suyu kaçırsa ya :))