
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Altın Oğul (Red Rising Saga, #2)
Nasıl?! İlk kitap gibi son 3 sayfasında bombardıman yapılan ikinci kitap Altın Oğul için politikanın daha öne çıktığı bir kurgu olmuş diyebilirim. Bu yüzden de okunması gereken süreden daha uzun zaman zarfında okudum. Fakat o nasıl bir final? Mutlu sonları sevmeyen ben bile böylesine zekice, dahiyanece ve ihanet dolu bir final yazamazdım. Olağanüstü ötesiydi. Spoiler vermeden nasıl düşüncelerimi aktarırım bilmiyorum, bu yüzden yorumu burada kesmem gerek. Çok fazla mükemmeldi.
Baskı: Kızıl Yükseliş (Red Rising Saga, #1)
Hangi kelimeyle başlasam daha muhteşem bir yorum yapabilirim diye beş dakikadır düşünüyorum. Çok fazla beklentiyle uzun süredir okumak istediğim bir seriydi. Bu yüzden hiçbir bilgi ve spoiler da almadan sıfırdan alıp okudum. Hikaye her ne kadar Açlık Oyunları ile kıyaslansa da çok fazla farklılıklar mevcut. Mevcut düzeni yıkmak? Evet, fakat nasıl yıkıldığına bağlı. İlk 20-30 sayfası her ne kadar sıfırdan bir dünyaya alışmak zor gelse de -gerçekten zorlanarak okudum- sonradan su gibi akıp gitti. Darrow'un zekası, 'çakallığı' ve dahiyaneliği karşısında afalladım. Karakter işlenişleri harikaydı. Kitap içeriğinde verilen mesajlar oldukça etkileyiciydi. Harry Potter serisine gönderilen selamlar da hoşuma gitti. Pax'a ve Sevro'ya bayıldım. Son 20 sayfasını dehşet ve şaşkınlık içinde okudum. Fazlasıyla duygu yoğunluğu vardı kitapta ve bu yıl okuduğum en etkileyici kitaptı diyebilirim.
Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Aşkın, özellikle tek taraflı aşkın varlığının en büyük kanıtlarından olan bir eser. Soluksuz biçimde kalbimin erimesini hissederek okudum. Zweig'dan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen, bir kadın bakış açısıyla tamamen her satırın tutku korkması ne kadar büyük bir ustalık olduğunu gözler önüne seriyor. Tüm aşkı, hisleri, tutkuları ve acıları kendim yaşamışım gibi hissettim. Şaheser.
Baskı: Dönüşüm
Bu kitaba nasıl bir yorum yapabileceğimi kestiremiyorum. Ilk kez Franz Kafka okudum ve ilk kez aşırı yoğun ve ağır dilinin yanında olay akışının yavaşlığı ve kurgunun inanılmaz derecede okuyucuya yedirilmesine şahit oldum. Öykünün altında yatan mesaja değinmek istemiyorum, buna rağmen ön planda anlatılan betimlemeler ve karakter analizleri fazla -bazen haddinden fazla- yer kapladı. Standart anlatım tarzlarından sonra böyle bir kitap okuduğum için belki bu denli yorucuydu fakat buna rağmen asla "abartılmış" kelimesini kullanamam. Bir daha Kafka okur muyum? O da tartışılır.
Baskı: Kral Katili (The Witch Hunter, #2)
Serinin devam ve son kitabı olan Kral Katili'nde olayların başlangıcı bana tamamen Harry Potter: Zümdürüanka Yoldaşlığı'nın başı gibi geldi: fırtına öncesi sessizlik. Ardından Ölüm Yadigarları'ndan esintiler de vardı, hatta Şafak Vakti'ni okuyormuş gibi bile hissettim. Olaylar karanlık olarak başladı, tahmin edilebilir derecede ilerledi ve bir anda son bularak bitti. Serinin son kitabı için yeterli miydi tartışılır ancak bana göre kesinlikle değildi. Kitabın ikinci yarısı özellikle tamamen oldu bittiye getirilmiş gibi zorlamaydı. En azından bazı olaylar tekrara düşmedi diye seviniyorum. Genel olarak iyiydi.
Baskı: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları (Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, #1)
Öncelikle bugüne kadar okuduğum en özgün romanlar arasındaydı ve fazlasıyla "tuhaf" ve farklıydı. İki günde okudum ve bir an önce ikinci ve son kitabını da sipariş etmek için acele ediyorum. Çoğu kişi cümlelerin uzunluğunun ve karışıklığının dil akışını yavaşlattığı görüşünde ama kendimce buna asla katılmıyorum ki bana kalsa kitabı başladığım gibi bitirirdim, o kadar beğendim ve gerçekten fevkaladeydi. İlk 100 sayfasında sürekli olayların ne kadar durağan olduğundan çok şikayet etsem de Ransom Riggs'in aslında bize ne kadar geniş bir hikayeyi yedire yedire okuttuğunu düşünüp hak verdim. Karakterler muhteşemdi ve fotoğraflarla olayların bu denli bağlanmasına ağzım açık kaldı. Olağanüstü bir iş başarılmış, ikinci kitap olan Gölge Şehir'i büyük merakla bekliyorum. Umarım siparişim bir an önce gelir de anında okumaya başlarım!
Baskı: Sessizliğin Müziği
Onun adı Auri, belki onu duymuşsunuzdur. Kralkatili Güncesi serisinin belki de en gizemli karakteri olan Auri'nin kendi dünyasını, geçirdiği altı günü ve yaptıklarını anlatan serinin 2.5'uncu kitabı. Sessizliğin Müziği olarak dilimize çevrilmesi gerçekten mükemmel olmuş durumda zira anlatılan hikayeye tam oturmuş. Genç kızımız Auri'nin Kvothe için seçmesi gereken üç özel hediyeyi ne şartlar altında seçtiği, günlerinin nasıl geçtiği ve hayatın olmadığı Şeyaltı'nda deli dolu bir hayat sürmeyi başardığı hikayede sürekli yüzümü gülümseten illüstrasyonlar da olağanüstüydü. Serinin üçüncü kitabı olan Taş Kapılar'ı beklerken bir nebze de Kralkatili Güncesi açlığımı giderdi diyebilirim. Yazarın böyle bir karaktere de ışık tutması fikri gayet hoş.
Baskı: Doğruluk Cadısı
Öncelikle kitabın Türkçe çevirisinden mi yoksa yazarın orijinal dilindeki yazım tekniğinden mi bilmiyorum dili aşırı pürüzlüydü. Gözüme sürekli isimler çarptı, bunun yanında şu ana kadar gördüğüm en çok yazım yanlışı ve imlâ hatası olan kitaptı açıkçası. Bir redaktörün gözünden bu kadar hatanın kaçması da biraz absürd olmuş. Neyse, tam anlamıyla içeriğe gelecek olursam konu gerçekten özgündü. Kısa bir zaman dilimini anlatan, kurgu dünyasının farklı olduğu ve karakterlerin de iyi işlenmiş olduğu çok açıktı. Yazar bu konuda gerçekten uğraşmış. Olay akışında paragraf başı durduran isimler dışında bir sıkıntı da göremedim. Sonu zaten ikinci kitaba kocaman bir kapı açmış. İkinci kitabı satın alma konusunda üzerinde düşünmem gerek, umarım bu kadar göze takılan bir dili olmaz.
Baskı: Bilge Adamın Korkusu (Kralkatili Güncesi: 2. Gün)
Aslında kitaba uzaktan baktığınızda 4 ya da 5 ana olay etrafında şekillenmiş binlerce olay var ve uzunluğu bu yüzden. Bazı bölümler var ki sıkılmaktan kitabı duvara fırlatacaktım ama bazı bölümler de beni bir anda 200 sayfa birden okumaya itti. Tempi ve tatlı cümleleri yüzümü her zaman gülümsetti. Olayların bağlanışı, bitişi ve son 2 gizemli bölüm de serinin son kitabının entrika dolu olacağının da sinyallerini verdi.
Baskı: Rüzgarın Adı (Kralkatili Güncesi: 1. Gün)
Mükemmel bir fantastik kitaptı. Bazı nedenler dolayısıyla çok ara verip okudum ama son 3 günde su gibi akıp gitti kitap. İkincisini satın alıp elimde eskimesini dört gözle bekliyorum.
Baskı: Vahşetin Çağrısı
Bence çok tatlı bir kitaptı, neredeyse bir canlı evrimi anlatılmış. Gayet akıcıydı.
Baskı: Etikra'nın İncisi
Türk fantastik hikaye örgüsüne göre esinlenildiği belli olan -ki esinlenilmesi GAYET doğal- akıcıydı. Betimlemelerin çoğu gereksiz yere uzasa da şaşırtmacalar da güzel yerlere serpilmiş.
Baskı: Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades, #2)
-SPOILER- Heyecanlandıran kısımlar sadece Leila ve Christian'ın doğum günündeki Anastasia - Robinson konuşmaları ve devamıydı. Onun dışında ilk kitaptan farksız dozdaydı. -SPOILER-
Baskı: Grinin Elli Tonu (Fifty Shades, #1)
Bu kadar şeye katlanıp biraz daha zorunu görünce kaçan ve bunun için inandığı şeyleri mahveden biri bana oldukça aptal göründü. Her şeye cesareti varken saçma sapan bir olay bu kadar şeyi bozuyor. İkinci kitaba devam etmeli miyim? sorusunu aklıma sadece sonu getirdi. Biraz sallantıda bir düşünce.
Baskı: Beyaz Geceler
İlk okuduğum Dostoyevski romanıydı. Dilinin daha zorlayıcı olmasını bekliyordum fakat akıcılığı beni memnun etti. Hikayeye dönecek olursak, hoş bir dramdı. Betimlemeler beni olayı yaşıyormuş gibi hissettirdi neredeyse.
Baskı: Elçi
Bazı 'düşüncesel açıklama' kısımları ister istemez sıksa da öykü sürekliliğini asla kaybetmedi. Kitap son çeyreğinde heyecanı doruğa çıkardı. Ve 'mutsuz bir ZEVKLİ son' bu kitaba gayet güzel yakıştı bence.
Baskı: Sisle Gelen Yolcu
Finaller için sonradan giren karakterleri ne kadar haz etmesem de bu yine de başından beri bağlı bir karakterdi aslında. Mükemmel.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
Kendini mutsuz sonla bitirip diğer romanlardan ayıran bir kitap olmuş ve harika betimlemeleriyle tüm olayları ve sahneleri yaşatan eser olman özelliğine kavuşmuş. Sabahattin Ali'ye bu güzel zaman için ayrı teşekkürler.
Baskı: Ejderhaların Dansı (Buz ve Ateşin Şarkısı #5, Kısım 2)
Çok ters köşelerle dolu kitaptı. Kış Rüzgarları'nı nasıl beklerim bilmem..
Baskı: Ejderhaların Dansı (Buz ve Ateşin Şarkısı, #5, Kısım 1)
Baskı: Kargaların Ziyafeti (Buz ve Ateşin Şarkısı, #4, Kısım 2)
Kısım I'e kıyasla daha iyiydi fakat serinin diğer kitaplarına kıyasla da oldukça düşük tempoluydu.