
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: 1984
Bu kadar geç okuduğum için çok pişmanım.Çok etkilendim.Herkesin okuması gereken bir kitap.Okunduktan sonra insana çok farklı bir bakış açısı katıyor.Felsefe,sosyoloji,psikoloji,din,ahlak..pek çok konuda insanı düşünmeye yönlendiriyor.Bu yüzden dediğim gibi herkes okumalı bu kitabı. Ve şunu söylemeliyim. George Orwell'ın zekasına,hayal gücüne ve öngörüsüne hayran kaldım.Yalnızca çok özel bi insan böyle bi eser ortaya koyabilir.Ben öyle düşünüyorum. Benim gibi geç kaldığını düşünen henüz okumayanlar varsa acele etmelerini tavsiye ederim. 10/10
Baskı: Adem'le Havva'nın Güncesi
Adem ve Havva'nın hayat hikayeleri çok güzeldi.Ama sonrasındaki bölümlerde çok sıkıldım açıkçası o bölümler bana gereksiz geldi
Baskı: Katya'nın Yazı
Kitap aslında sonuna kadar gayet güzeldi. Ama o saçmasapan sonu hiç sevmedim.
Baskı: Deli Kızın Türküsü
"Ah kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya" Gülten akın'ın şiirlerini sevdim,tavsiye ederim.
Baskı: Gölgesizler
Gölgesizler,Hasan Ali Toptaş ile tanışma kitabım oldu.İyi ki de tanımışım dedim.Kitabın başlarında biraz tedirgindim ama bırakmayıp devam ettiğim için çok memnunum.Kesinlikle tavsiye ederim.
Baskı: Ben Sana Mecburum
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun ...
Baskı: Kuzuların Sessizliği
Kitap mükemmeldi.Kitabın yanında filmini de izlemenizi tavsiye ederim.Hannibal Lecter bu kadar iyi canlandırılabilirdi.
Baskı: Koku
Farklı bir roman,çok ilgimi çekti.Filmi de varmış kitabı okuduktan sonra filmini de izledim.Onu da çok beğendim. Acaba koku gerçekten insanlar üzerinde bu kadar etki yapabilir mi merak ediyorum.Sadece bir damla parfüm insanı aşık etme gücüne sahip olabilir mi? Bilmiyorum ama bu kitabı okuyun kesinlikle
Baskı: Küçük Prens
''Kişinin kendi kendini yargılaması,başkalarını yargılamasından çok daha güçtür. Kendi kendini yargılamayı beceriyorsan,hakikaten bilge bir kişisin demektir.'' ...
Baskı: On Küçük Zenci
Bu kitabı seneler önce okumuştum ve çok beğenmiştim.Bana polisiyeyi ve Agatha Christie'yi sevdiren kitap oldu.Hikayenin başından sonuna kadar her şeyi mükemmeldi bence.Kitabı elinizden bırakamıyor ve tüm düğümlerin çözüldüğü noktada yazarın zekasına hayran kalıyorsunuz.Herkesin okuması gereken bir kitap.Şiddetle tavsiye ederim.
Baskı: Çizgili Pijamalı Çocuk
Savaşın asıl mağdurlarının çocuklar olduğunu çok iyi anlatan bir roman.Okurken ağladığım nadir kitaplardan.Okuyun,okutun
Baskı: Sherlock Holmes - Kızıl Dosya
Müthiş bir olay örgüsü.Çok sürükleyiciydi.Daha önce okumadıysanız Sherlock Holmes'u dizinin yanında bir de kitaptan tanıyın derim.
Baskı: Asma Pansiyon
Yaz aylarında sahil kenarında okunacak bir kitap.Fena değildi.
Baskı: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Şizofreni hastası bir kızın gözünden dünya.Onun iyileşme süreci.Çektiği acılar.Güzel bir anlatım ve güzel bir roman.Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Uyuyan Ölüm
Bu kitabı çok sevemedim çünkü beni önceki Agatha Christie kitapları kadar heyecanlandırmadı.Kitabın yarısına gelmeden katilin kim olduğunu anlayabildim.O yüzden sona doğru biraz sıkılmış olabilrim. Miss Marple'ı ilk defa bu kitapta tanıdım ve çok sevdim İngilizlerin çay saatleri,birbirlerine karşı nazik tavırları,hikayenin geçtiği kasaba ve evler..kitaptaki ayrıntılar da çok hoşuma gitti Fena değildi ama benim bir On Küçük Zenci de değildi tabi ki.
Baskı: Başucumda Müzik
Yazarın bir kadının gözünden bir aşkı böylesine güzel anlatabilmesi çok hoşuma gitti.Okuyacak olursanız size tavsiyem,okurken kaleminiz yanınızda olsun çünkü altını çizmek isteyeceğiniz aşka dair söylenmiş çok güzel cümleler bulacaksınız.
Baskı: Doğu Ekspresinde Cinayet
Agatha Christie'nin en güzel eserlerinden biri.Yine şaşırtıcı yine heyecan verici.Kitabın neredeyse tamamı tek mekanda geçmesine rağmen hiç sıkılmadan okuyorsunuz.Sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmiyor.Bu da yazarın ustalığından kaynaklanıyor tabi ki.Kitabın başka bir ilgi çekici özelliği de Agatha Christie'nin bu romanı İstanbul'da kaldığı sırada Pera Palas'ın 411 numaralı odasında yazmış olması.Kitabı okurken bu ayrıntı aklıma geldikçe daha da heyceanlanıyordum nedense. Kısacası okuyun,okutun..
Baskı: Kırmızı Zaman
Deli Kadın Hikayeleri'nden sonra Mine Söğüt'e hayran olduğum için yazarın diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumaya karar verdim ve Kırmızı Zaman'la başladım.Yazarın bu kitabını da çok beğendim.İstanbul'un eski dehlizlerini,cellatları,Haliç'teki balıkçıları ve mezarlıkları masalsı bir dille anlatırken tüm bunları ortak noktada buluşturan harika gibi bir kitaptı..Kitapta kasvetli bir hava ve ölüm teması hakim.Bunların da masal gibi anlatılması kitabı daha da ilgi çekici yapıyor.Ülkemizde bu kadar özgün ve başarılı eserler ortaya koyan bir kadın yazarın olması gurur verici.Mine Söğüt okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Romeo ve Juliet
utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı, gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı. öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte, gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı. ... naif,hüzünlü,yanlış anlaşılmış,imkansız ve sonsuz bir aşkın hikayesi.çok bir şey söylemeye gerek yok.keşke orjinal dilinde okuma şansım olsaydı. okumayan varsa en kısa zamanda okusun.bu klasiği okumadan olmaz.
Baskı: Eylül
Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı olan Eylül'ü liseden beri okumak istiyordum.Okuduğum için pişman değilim.Ancak çok beğendiğimi de söyleyemeyeceğim.Şöyle anlatayım: kitap kısaca yasak bir aşkı; Süreyya ile evli olan Suat ve Süreyya'nın kuzeni Necip Bey'in gün geçtikçe birbirlerine aşık olmasını anlatıyor.Hikaye çok güzeldi.Tasvirler de güzeldi ama biraz fazlaydı.psikolojik tasvirler doğal olarak vardı ama biraz aşırı geldi bana.Bu eleştirileri yapmak haddime değil belki ama bir yerden sonra sıkılmaya ve hikayeden kopmaya başlamıştım.Belki de psikolojik bir roman olduğundan bunlar normal.Bilmiyorum yanlış yorum yapmak istemem. Son olarak kitabın sonu hakkında kafamda soru işretleri kaldı.Aceleyle yazılmış bir sonmuş gibi geldi.Sondan pek tatmin olamadım. Her ne kadar sondan memnun kalmasam ve tasvirleri fazla bulsam da bir aşk nasıl anlatılır,o duygu okuyucuya nasıl geçirilir bunları öğretmek için yazar olmak isteyen herkese bu kitap ders niteliğinde okutulmalı.Ki zaten okutuluyordur da. Ne olursa olsun dünya klasiklerinin yanında Eylül gibi türk klasiklerini de okuyun derim.
Baskı: Deli Kadın Hikayeleri
Mine Söğüt'ün sarsıcı hikayelerine ve bu hikayeleri şiirsel biçimde anlatışına hayran kaldım.En sevdiğim kitaplardan biridir.Kitabın çok karanlık ve depresif bir havası olmasına rağmen asla sıkılmıyorsunuz okurken.Hikayelerdeki kadınların deliliklerine ve acı dolu yaşamlarına üzülürken bir yandan da onları bu noktaya getiren toplumu ve diğer etkenleri sorguluyorsunuz.Hatta bazı noktalarda öfkeleniyorsunuz bile diyebilirim.Hikayelerin yanı sıra hikaye sonlarına konan yazarın eşi tarafından çizilmiş (kitap kapağı dahil) çizimler çok ilgimi çekti.İster istemez çizimlerdeki kadınlarla hikayelerdeki kadınları bağdaştırdım.Kısacası bu kitap beni çok etkiledi,bir çok yönden.Ben çok beğendim siz de okuyun,okutun.