
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Prensin Kılıcı
Altın Muhafızlar serisinin ikinci kitabını ilk kitabından daha çok sevdim. İlk kitabı okurken biraz sıkılmıştım. İkinci kitap daha iyiydi. Ayrıca gizemli Raylynn’i sevdim. Prens Baldair ile kaderin devreye girerek yollarını kesiştirdiği Raylynn’in yeni bir maceraya doğru yol almasını ve geçmişteki sır perdesinin aralanmaya başlamasını okuyoruz. --------- “Büyükanne mi?” Baldair sesli düşünmekten kendini alamadı. “Burada ailen olduğunu bana söylememiştin.” “Söylemem mi gerekiyordu?” diye sordu Raylynn o kendine has tavrıyla. “Ben de ağaç kovuğundan çıkmadım ya. Tabii ki ailem var.”
Baskı: Belki Bir Gün
Yazarın çevrilen tüm kitaplarını okudum ve içlerinde karakterlerini benimseyemediğim tek kitap olma başarısına erişti. Kitapla ilgili yazacak bir şey yok maalesef. Sadece şunu diyebilirim ana karakterlerin duygu ve davranışlarını okurken her sayfada daha ne kadar çirkinleşebilir, dedim. Açıkçası kitabın ikincisi varmış, ama okuyup daha da çıldırmayı düşünmüyorum. Bu doz bana yeter de artar bile..
Baskı: Anka 5. Kitap
Çok ama çok özlemişim.. Ah Derim ahh.. Yazar, yaşananları öyle güzel okuyucuya hissettiriyor ki; sözün bittiği yerde olduğumuzu çok güzel anlatıyor.. Sanki ne desem, nasıl anlatsam kelimeler eksik kalacak gibi.. Özellikle de kitapta Derim’in ağzından okunan bölümler vardı ki, Derim’in pusulası Aşil’den beş yıl uzakta neler yaşadığını okuyoruz. Yazarın kitaplarının her birinin yeri ayrı olsa da Derim’in yeri bir başka bende.. Derim’in kendi içindeki benlik savaşını okurken çok etkilendim. Anka’nın “cehennem çocuğum” demesine sebep olan iblis Derim’i de çok sevdim ben, her ne yapmış olursa olsun.. -------- “Belki de artık bırakmalıyız,” diyor içimdeki sesi. “Bugüne kadar yorulmadınız mı? Ben çok yoruldum artık.” “Bırakamayız!” diye, kükrüyor iblis. “O pisliğin bizi yenmesine izin mi vereceğiz?” “O pislik çoktan öldü,” diyor ufaklık kederle. “Kime neyi ispatlayacağız ki? Hem annem bizi bekliyordur.” “Ya o?” diyor iblis, adını ağzına almadan. “Ya o mavi gözlü kadın? Ya bebeğimiz?” Adeta dile getirmeye korktuğu bir gerçeği itiraf eder gibi “Bizi sevmeyecekler ki,” diyor ufaklık kederle. “Senin yüzünden bizi sevmeyecekler ki. Savaşmamız neye yarar? Canımın yanmasından bıktım artık.”
Baskı: İspanyol Aşk Aldatmacası
Uzun zamandır bu türde okuduğum tüm kitaplar birbirinin kopyasıymış gibi geliyordu, ama bu kitap her ne kadar konusunu okuyunca öyleymiş gibi gelse de okurken tamamen farklı ve eğlenceli hissettirdi. Açıkçası kitaba başlarken beklentimi düşük tutmuştum, ama beni çok şaşırttı. Kitabı elimden bırakamadım. Catalina, ablasının düğününe birlikte gideceği sahte bir sevgili ayarlamak için düşüncelere dalarken; sahte sevgili bir anda Catalina’nın karşısında beliriyor.. Ben bu ikiliyi çok ama çok sevdim.. Catalina ile Aaron’u okurken çok keyif aldım. Kesinlikle kafa dağıtmalık, keyifli bir yolculuktu.
Baskı: Ötanazi Okulu 1 (Ciltli)
Yaralasar serisiyle kalemini tanıdığım yazarın tüm kurgularını wattpadde okuma şansına sahip oldum. Ötenazi Okulu da bu kurguların arasında en sevdiklerimdendi. Ötenazi Okulu diğer bir deyişle Ölüm Okulu.. Okula gidenlerin hepsi suçlu, işledikleri suçlara göre sınıflandırılmış öldürülecekleri günleri bekliyorlar.. Hepsi işledikleri suçlara karşı idam mahkumları.. Tek bir kişi dışında.. Yeşil, masumluğuna rağmen ölmeye mahkum.. Herkesin peşinde olduğu bir organa sahip.. Babası tarafından gönderilen gizemli suikastçı ile Yeşil’in hayatı karışmaya başlıyor. Kitabı önceden okuduğum halde ikinci sefer kitap olarak da aynı heyecanla okudum. Elimden bırakamadım, bir günde bitirdim. Umarım devam kitabı için fazla beklemeyiz. -------- “Ne yapabilirim? Sadece iyi olduğundan emin olmak istedim.” Kendini savunuyordu ama üzerimden kalkmayı hala akıl edememişti. Erich gözlerini kısarak onu inceledi. “Yani onu taciz etmiyordun, öyle mi?” dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. Tabi ya, onu erkek sanıyordu. Gözlerini irice açan kız, kaşlarını çattı. “Oradan bakınca bir kızı taciz edecek birine mi benziyorum?” Öfkeli ses tüm odayı inletmişti. Neyse ki ses tonunu kalınlaştırmayı unutmamıştı. Doktorum düşünüyormuş gibi elini çenesine koydu. “Sen ve birini taciz etmek mi? Ah, aptallık bende. Neden dört kıza tecavüz eden biri hakkında böyle yanlış bir fikre kapıldım, bilmiyorum.” Büyük bir ima taşıyan bu sözlere kahkaha attım. ****** “Belki de prensesi öldüren zehirli bir elma değildi,” dedim ona bakmaya devam ederek. “Elmayı ondan almak için geç kalan prenstir asil katil.”
Baskı: Evlilik Anlaşması (Girl Meets Duke #1)
Kitap bana Güzel ve Çirkin’ i anımsattı. Savaştan yüzünün yarısı tanınmaz halde dönen Ashbury Dükü, korkunç görüntüsü sebebiyle kendini malikanesine hapsediyor. Ta ki varise ihtiyacı olana kadar.. Dükün görüntüsünü umursamayacak ve evlenmeye mecbur kalacak biri dükün tüm ihtiyaçlarını karşılamış olacak. Eğlenceli, tadımlık bir historical romandı. Okurken çok keyif aldım. ****** Gelini sevimsiz hayvanı iki eliyle çiçek buketiymiş gibi önünde tutuyordu. Mükemmel. Adet neydi? Eski bir şey, yeni bir şey, ödünç bir şey, miyavlayan bir şey. Ash bu şeye kaşlarını çattı. Karşılığında yaratık tısladı. Birbirlerinden hoşlanmama karşılıklıydı. “Bir ismi var mı?” diye sordu. Emma soruya şaşırmış gibi baktı. “Ne*” “İsim. Kedinin bir ismi var mı?” “Ah. Evet. Pantolon. İsmi Pantolon.”
Baskı: Bin Bela Bir Karanfil
Çakma Sherlock Holmes iş başında.. Bu kitabı okurken bu kadar eğleneceğimi biri söyleseydi, inanmazdım. Ece Nehar Arslan, ne yapsam da ailemi kalpten götürsem, diye uğraşsa bu kadar olur. Nehar nam-ı değer Karanfil başına açtığı büyük beladan tek başına kurtulmak isterken; kendini bir anda dört kişilik bir ekibin içinde buluyor. Bu dörtlüyü okurken çok eğlendim. Kesinlikle moral bozukluğuna ilaç gibi gelen bir kitap oldu. Kesinlikle tavsiye ederim. ------ “Bunu nasıl yaptığını çözmemiz lazım.” dedim Feza’yı kast ederek. “Her seferinde nasıl oluyor da kimseye anlatmadığımız şeyleri bilebiliyor?” Azra gözlerini kısarak başını iki yana salladı. “Sanırım gizli güçleri var.” “Tek gizli gücü sinir bozmak.” diye araya girdi Ateş. “Onun dışında muhtemelen kapılarınızı falan dinliyordur.” “Azra’yla aynı anda hıhladık. “Bizi amatör mü zannediyorsun Ateşciğim?” dedi Azra. “Kapıları olan yerlerde konuşmayız gizli işlerimizi.” diye araya girdim. “Mesajlaşmayız, günlük tutmayız, hakkında konuştuğumuz insanların gerçek isimlerini kullanmayız…” ****** Birini bana uzatıp, “Azra ile odanızın anahtarı.” Dedi. “Bizim odanın hemen yanındasınız.” Ben anahtarı alırken Feza dehşete düşmüş bir sesle, “Bizim odanın derken?” diye sordu. “Oda tekil mi Ateş? Bizim odalarımız demek istemedin mi?” Ateş cevap vermedi ve asansöre doğru yürümeye başladı.
Baskı: Skandallar Kraliçesi (Hell's Belles, #1)
Temmuz ayına historical roman ile giriş yaptım. Uzun bir süredir historical okumamıştım. Bu kitap ilaç gibi geldi. Dört kitaplık bir serinin ilk kitabını okurken çok eğlendim. Skandallar Kraliçesi Sesily’nin, yeni ve hep bir öncekinden daha da ses getiren bir skandala imza atmak için her an hazırda beklemesini, tüm kısıtlamalara karşı olağanca gücüyle karşı koymasını okurken Sesily’e hayran kaldım. Bu kitapta az çok fikir sahibi olduğumuz Sesily’nin de içinde bulunduğu grupta yer alan gizemli kadınların hikayelerini de merakla bekliyorum. ****** “Bekleseydim içeri girmeme izin verir miydin?” “Tabii ki vermezdim.” “Siz erkekler çok komiksiniz.” “Güvende olmanı istediğimiz için mi?” “Asıl tehlikenin siz olmadığınıza inandığınız için.”