
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Matem Çiçekleri
Yazarın kitaplarını okumaya Siyam ile başladım ve akıcı anlatımı ve kurgularıyla ilgimi çekti. O sebeple Kelebeği Öldürmek serisini aldığım gibi başladım total de iki günde üç kitabı bitirdim. Akıcı anlatımı ve gizem örgüsü sayesinde merak içinde okuyup bitirdim. İlk iki kitabı ne kadar çok beğensem de final kitabı diğerlerine gör pasif kalmış. Her iki çiftimiz için de yarım kalmışlık hissi veriyor. Sanki yazar ben onları bu şekilde bırakıyorum. Siz hayalinizde onlara istediğiniz sonu yazabilirsiniz dercesine bırakmış. Ve ortaya çıkmayan, bilinmeyen şeyler açığa çıkmadan bitti o sebeple son kitap pek tatmin etmedi. Umarım diğer serilerinde böyle bir durum yoktur. Şmdi Siyah Kuğu serisine başlamak istiyorum; finalinin de beni tatmin etmesini umuyorum.
Baskı: Polis Şakaya Gelmez
Fazla bir beklentiye girmeden okumaya başladım ama o kadar eğlendim ki anlatamam. Şu ana kadar okuduğum chik lit kitapları geride bıraktı. Sadece son üç - dört bölüm aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Bir an önce sonuca bağlanmazsa final olmayacakmış hissi bıraktı bende. Ama genele bakarsak okurken çok eğlendiğim bir kitap oldu. **** #alıntı "On sekiz yaşında gözüken bir kız çocuğunun başkomiser olabileceğine inanan üç dört aptalı kandırdın diye, seni mi kıskanacağım?" "Haklısın," dedim anında. "Pek kıskanılacak bir şey değil." İmalı imalı ona baktım ve aynı imayla konuşmama devam ettim. "Ben çok aptal kandırdım." #alıntı2 "Neden geldin? Benimle oynamak hoşuna mı gidiyor?" "Sadece... Arabamı park ettim." Gideceğini düşündüğümü biliyordu, yine de aksini düşündürmek için tek kelime etmemişti. Bile isteye kandırmıştı beni. "Bu," dedim, suratım asıldı. "Benimle oyun oynamadığın anlamına gelmez." "Çok konuşuyorsun, yürü de koluna baksınlar." Hayretle dudaklarımın arasından bir "Ha!" nidası döküldü. Üzgünüm ama bu benim konuşmadığım halimdi.
Baskı: Bitmeyen Gece
Tavsiye üzerine aldım. Ve pişman olmadım bir günde bitirdim. Olay örgüsündeki gizem kitabı merak duygusu içinde okuttu. Umarım serinin devamı için fazla beklemeyiz.
Baskı: Yaldızlı Kemikler Tacı Kan ve Kül-3
Seri gittikçe daha da heyecanlı bir hal almaya başladı. Poppy’nin gizemi bu kitapta tamamen çözülüyor ve o son bana keşke kitabı hemen okumasaydım dedirtiyor. Devamı çıkmadan okuduğum için azıcık bir pişmanlık var. Yazarın tüm kitaplarını sevsem de fantastik türde yazdıklarını tek geçerim. Kurgusu hakkında spoiler vermemek için içeriğine girmedim. Kitapta hemen hemen bütün karakterleri sevdim ( özellikle kurt tayfasını..) ----- “İskeletler!” diye bağırdı Vonetta kılıçlarını çekerek. “Delikte iskeletler gördüğünü söylesen olmaz mıydı?” Kemikten bir el daha belirince Casteel bir küfür savurdu, bu el bir kılıç tutmaktaydı. “Silahlı iskeletler!” diye bağırdı Vonetta. “Delikte silahlı iskeletli gördüğünü söylesen olmaz mıydı?” “Özür dilerim.” Emil kılıçlarını çekti. “Tam fonksiyonel silahlı lanet iskeletleri görünce biraz afalladım da. Kusura bakma.”
Baskı: Küçük Detaylar
Olimpos Yayınları yine güzel bir kitapla yollarımızı kesiştiriyor. Hayaller üreten, okuduğumuz masalları gerçekleştirmek için çalışan bir şirkette çalışmak ister miydiniz?? ( Ben kesinlikle isterdim.) Yazar bizi işte öyle bir ortamda ağırlıyor. Rowan Kane ile Zahra yaratıcılık da ortak çalışmaya başlıyor. Ve işler ondan sonra farklı boyutta ilerlemeye başlıyor.
Baskı: Unutulmuş Kuşlar Göğü 1
Bilinmezliğin ortasında belli kurallar çevresinde yaşayan halk gibi Era da kurallara sadık kalıyor. Ta ki bir gece hedefini şaşıran bir ok kardeşini hayattan koparana kadar.. Artık Era daha karışık, daha acımasız, daha isyankar ve daha kimsesiz.. Yazarın sadece Mavi Gece kitabını okumuştum; ama fantastik türde yazdığı bu kitabı çok beğendim. Özellikle de o final sahnesinden sonra devamının çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. ----- “Eğer tüm dünya ayaklarımızı bastığımız bu topraktan ibaretse, kuşlar her gün nereye uçuyorlar?” Nefesini tuttu. “Baksana, Era. Uzaklara gidiyorlar. Kayboluyorlar.” Kalp ritmim aniden hızlanırken şaşkınca ona baktım. “Zey.. Sen..” “Kuşlar, Era!” dedi bir kez daha. “Kuşları hatırla.” ***** “Kardeşin sana birini değil, binlercesini bıraktı. Gökyüzünü dinle. Bırak, onlar kazanacaklarını sansınlar. Ama anılarını senden alamazlar. Çünkü düştüğün her seferde bunu hatırlayacaksın.”
Baskı: İyi Kız, Kötü Son
Pip, kasabada yıllar önce işlenen cinayeti çözmesiyle etkisinden hala kurtulamamıştır. Bu sebeple de bir daha böyle bir işe asla bulaşmamaya karar veriyor. Ta ki kasabada yaşanan kaybolma vakasına kadar.. Yine sürükleyici bir kitaptı, yalnız ilk kitapta da ikinci kitapta da suçluların serbest bırakılması ya da kaçması serinin son kitabı için hiç iyi şeyler düşündürtmüyor bana.. Umarım en kısa sürede devam kitabı da çıkar.
Baskı: İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi
Açıkçası şu an ne yorum yapacağımı bilmiyorum. Kitaba başlarken bu kadar sürükleyici olacağını hiç tahmin etmemiştim. Dün başladım ve bitirene kadar elimden bırakamadım. Bir sonraki sayfaya sıradaki hamle ne olacak diye merakla geçtim. Tek benim gözümde dezavantaj olan kısım ana karakterimizin yaşının küçük olması.. Lise çağındaki bir kızın, polisin bütün araştırmalarına rağmen bulamadığı, açığa çıkaramadığı sırları (tabi polisin bulmamasının asıl sebebi kitaptan net anlaşılıyor) bulması bana biraz saçma gelse de; kitabı genel olarak çok beğendim. Üç kitaplık seri ve ben vakit kaybetmeden serinin ikinci kitabına başladım bile. Umarım final kitabı için sevgili yayınevi bizi fazla bekletmez.
Baskı: İtiraf
Colleen’in okuduğum kitapları arasında en çok bunu sevdim. Owen’ı çok sevdim. Auburn yirmi bir yaşında yaşadığı yeri tüm düzenini değiştirip Dallas’a taşınıyor. İş bulmak için kendini Dallas stüdyosunun önünde bulunca yolları ressam Owen Gentry ile kesişiyor – tekrar- Bundan sonrası spoiler içerir!! Kitapta en sevdiğim bölümlerden biri de yapılan itirafları kağıda döktüğü kısımlardı. Genelde kitap adı ile konunun alakası olmayan bir çok kitaba karşı bu kitabın kurgusu adını tam anlamıyla vurguluyor. Owen’i çok ama çok sevdim. Özellikle de Auburn’e olan sevgisinin doğallığını.. Ama keşke Auburn, Owen ile ikisinin geçmişteki karşılaşmalarını da öğrensin isterdim. ******* Bu çok kötüydü. Hangi adam sarhoş bir kızın yanına makasla yaklaşmasına izin verirdi? O sarhoş kızı eken ve bu konuda oldukça suçlu hisseden bir adam. Otururken gergin bir nefes aldım. Aynayla yüzleşecek şekilde beni döndürdü. Elleri tarak ve makas koleksiyonunda, beni hangi aletle keseceğine karar vermeye çalışan bir cerrah gibi gezinmişti.
Baskı: Kont
Yılı Kont ile kapatıyorum. Yazarın okuduğum ilk kitabı oluyor bu arada.. Bir anda kendisini İtalyan mafyasının ortasında bulan hemşire Jolene ile Jolene’in hayatını kurtardığı gizemli Giovanni Cardinale arasında yavaş yavaş oluşan duygular ve çevrelerindeki tehlikenin giderek artmasıyla yaşanan olayları okuyoruz. Kurgu ile ilgili spoiler vermemek için detay vermiyorum. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Sergio’yu sevmedim. --------- Giovanni tek koluyla ona sarılıp Jolene’i omzuna yasladı. Araba hareket ederken, “Sen gülümsediğinde içimdeki şeytanlar gülüşüne boyun eğiyor,” dedi. ******* “Aşk çok kısa bir kelime. Söylemesi kolay, tanımlaması zor. Aşk her zaman mükemmel değildir, doğru ya da kusursuz değildir. Aşk engelleri aşmak, zorluklarla yüzleşmek, birlikte olmak için savaşmak, tutunmak ve asla bırakmamaktır.”
Baskı: Leonardo
Mafya liderinin kızı olan Alessandra ailesini geride bırakıp İngiltere’ye kaçarak kendine yeni bir hayat kuruyor; ta ki iki yıl sonra karşısında babasının avukatı Leonardo’yu bulana kadar. Kaçtığı yere geri dönen Alessandra’yı hiç iyi şeyler beklemiyor.. Asıl olaylar bundan sonra başlıyor. Leonardo’nun gizemi, duygularını fazla belli etmemesi; Alessandra’nın da kendisine karşı kaba davranışlarını görmezden gelmesi ve duygularının esiri oluşu ara ara karakterlere karşı bende bir ön yargı oluşturdu. Kitap sürükleyiciydi ama karakterlerin arasından en çok Shepard’ı sevdim . ******* “Beni kontrol etmene izin vermeyeceğim. Tüm kararları birlikte alalım istiyorum. Beni koruduğunu söylerken bile beni kırmaktan başka bir şey yapmıyorsun.” dedim.
Baskı: Gothikana
Kitap çıktığından beri o kadar çok ses getirdi ki merak ettiğim kadar beni bir o kadar da tereddüde düşürdü. Hep acaba çok mu abartılıyor şüphesi vardı. Ama merakım galip geldi; sonunda alıp okudum. Başlarda ilk birkaç bölüm tam durağan geçecek derken kurgunun oturmasıyla kitabı elimden bırakamadım. Corniva Clemm’in esrarengiz bir şekilde kimse tarafından bilinmeyen bir üniversiteden kabul mektubu almasıyla asıl kurgu başlıyor. Corniva’ya yaşadığını hissettiren gizemli adamımız Vad Deverell’i unutmamak gerekir. Kitabın devamı var görülüyor ama umarım fazla beklemeyiz. ******* Adam piyona çalarken siyahla beyaz arasında bir yerdeydi. O anda Corniva da onunla birlikte o yerde olmak; onun gördüğünü görmek, duyduğunu duymak ve hissettiğini hissetmek istiyordu. Onu izlerken içinde bir şey sıkışıyor, çözülüyor… tekrar sıkışıyordu.
Baskı: Seninle Tanışana Dek
Tek kelimeyle Hannah'a bayıldım. Ne istediğini bilmesi ve onun için gösterdiği çaba, der susarım.. Fox'un tereddütlerini, korkularını yenmesinde büyük rol oynadı. Fox ile birbirini çok güzel tamamladılar.
Baskı: Sparta’nın Kızı
Uzun bir süredir Yunan Mitolojisini konu alan bir kitabı bu kadar keyifle okumamıştım. On yedi yaşındaki Daphne, kendini bildi bileli dışlandığı Spartalılar’ın arasında yer edinebilmek için durmadan çaba sarfediyor; halk tarafından kabul görmeyi umuyordu. Ama Tanrıların Daphne için farklı planı olduğunu, Daphne ile birlikte biz de öğreniyoruz.. Benim için Daphne ile Apollon’un dünyasına yolculuk çok keyifliydi. Umarım devam kitabı en kısa sürede çıkar ve Yunan mitolojisini konu alan fantastik türe daha ağırlık verilir..
Baskı: Elf Kralı ile Anlaşma
Elise Kova yeni serisinin ilk kitabı ile bizleri elflerin, perilerin dünyasına davet ediyor. Elflerle insanlar arasında üç bin yıl önce yapılan anlaşma nedeniyle, her yüzyılda insan kraliçenin büyüsüne sahip olan genç kız, Elf Kralı’nın yanında yer almak için Ortadiyar’a götürülüyor. Bitkibiliminde uzman olan Luella kendini, geleceğin ona ne getireceğinden habersiz, sadece insanların diyarında hastalarına şifa olmaya adamıştır. Elf Kralı ile karşılaştıktan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.. Keyifli bir kitaptı. Serinin devam kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. ***** “Hayal kuracak yaşı çoktan geçtim ben.” Boş, soğuk gözleri bu sözlerini destekliyordu. “Belki yeniden başlamayı denemelisin. Çok zor değil; yalnızca hayal kur, Eldas ve sonra o hayallerin peşinden koş.” Koluna hafifçe dokunduğumda gözleri benimkileri buldu.
Baskı: Ötanazi Okulu 2
Yazarın kalemini severek okuyorum. Her kurgusu ayrı güzel.. Ötenazi okulunu okumak ise ayrı bir keyif verici.. Emily, Marcus, Deborah, Stew, Drew.. Bu ekibi okurken çok keyif alıyorum ve Yeşil’e öz ailesinden daha çok destek oldukları içinde seviyorum. Kitap öyle bir yerde bitti ki devamı nerede diye isyan edesim var; umarım devamı için çok beklemeyiz. ---------- “Beni kaybetmekten ölesiye korkuyorsun demek?” Kaşlarımı yukarı kaldırıp ona takıldığımda, “Uydurma,” diyerek beni tersledi. “Öyle bir şey demedim.” “Hayır, dedin.” “Ölesiye demedim!” diye karşı çıktı. Başımı omuzuma doğru eğip tebessüm ettim. “Ölesiye değil mi?” Gözleri dudaklarımdaki tebessümde oyalandı, iç çekti ve “Ölesiye,” diyerek bana karşı olan yenilgisini kendi elleriyle sundu. Evet, aramızdakiler öylesine değil ölesiyeydi. ******* “Güneş…” diyerek gülüşüme baktı. “İyi,” dedi gözlerini dudaklarımdan ayırmadan. “Fazla iyi hissettiriyor,” dedi mest olmuş bir sesle. “İnsanın içini ısıtıyor, kanını kaynatıyor. Işığıyla aklını alacak kadar eşsiz, dokunduğunda küllerini savuracak kadar da tehlikeli.” Düşünceli gözleri gülüşümde oyalanırken sadece bu kelimeler dökülmüştü dudaklarından. ***** O belki onlarca can almış bir seri katil olabilirdi fakat küçük bir kız için kendi hayatından vazgeçmesini de bilirdi.
Baskı: Efsane
The World of the Narrows serisinin iki kitabında ilk kitapta bulamadığım heyecanı, aksiyonu buldum. Fable, bir yandan yakalandığı esaretten kurtulmaya çalışırken bir yandan da çekildiği oyunu çözmeye çalışıyor. Saint’i bu kitapta çok sevdim. Konusuna değinip spoiler vermek istemiyorum. Serinin son kitabını merak ediyorum; çünkü bu kitap ile seri bence tadında bitmiş olurdu.
Baskı: En Parlak Gece
Origin serisinin üçüncü kitabını ancak okuyabildim. Normalde aldığım gibi okuyacağım yazarın bir kitabı.. Ama bu sıralar açıkçası elime kitap alasım gelmediği için bu kadar gecikti. Tabi bu isteksizliğim de kitabın başlarından zevk alamamamın da baş sebebi.. Ama iş adapte olduktan sonra su gibi aktı. Serinin bir önceki kitabında Evelyn ile Luc, diğer luxenlerin yanına ulaşmışlardı. Evelyn ile ilgili her yeni bir gizemin çözülmesiyle paniğin, endişenin daha da arttığına ama buna rağmen birbirlerine destek olmak için ellerinden gelen neyse yapmaya çalışmalarını okuyoruz. Ayrıca ekibin diğer üyelerini, Deamon ile Luc’ın tuhaf dostluklarını okumak da çok güzeldi. Kitaba renk katmışlardı. Seri üç kitapla bitecek diye düşünüyordum. Ama finalinde ters köşe oldum. Devam kitabını merakla beklesem de henüz serinin dördüncü kitabının çıkmamış olması bekleme süresinin uzun olacağının da göstergesi maalesef.. --------- “Muhtemelen seni öldürmediğimden emin olmak için buradadır.” Luc sırıttı. “Beni öldürmeyeceksin Şeftali.” “Peki, ya Grayson’ı öldürürsem?” Durakladım. “Kazara?” Grayson cebine uzanıp ekşi elmalı bir lolipop çıkarırken tek kaşını havaya kaldırdı. “Bu beni üzüyor” diye mırıldandı Luc. “Gray faydalıdır.” Grayson lolipopunun paketini açarken, “Tahta tava kadar faydalı” diye mırıldandım. ******* “Onu hissedemiyor musun?” “Hayır. Luxen’ler de hissedemiyor” diye cevapladı Luc. “İlginç” diye mırıldandı Hunter. “Senin yapamadığın bir şeyi yapabiliyorum.” “Bu harika bir duygu olmalı” diye yanıtladı Luc. “Bunu hiç tatmadım. Tüm hayatımı senin yapamadığın şeyleri yaparak geçirdim.” Ah. Hunter kıkırdadı. “Tam bir pisliksin.” “Benden bu yüzden hoşlanıyorsun.”
Baskı: Prensin Kılıcı
Altın Muhafızlar serisinin ikinci kitabını ilk kitabından daha çok sevdim. İlk kitabı okurken biraz sıkılmıştım. İkinci kitap daha iyiydi. Ayrıca gizemli Raylynn’i sevdim. Prens Baldair ile kaderin devreye girerek yollarını kesiştirdiği Raylynn’in yeni bir maceraya doğru yol almasını ve geçmişteki sır perdesinin aralanmaya başlamasını okuyoruz. --------- “Büyükanne mi?” Baldair sesli düşünmekten kendini alamadı. “Burada ailen olduğunu bana söylememiştin.” “Söylemem mi gerekiyordu?” diye sordu Raylynn o kendine has tavrıyla. “Ben de ağaç kovuğundan çıkmadım ya. Tabii ki ailem var.”
Baskı: Belki Bir Gün
Yazarın çevrilen tüm kitaplarını okudum ve içlerinde karakterlerini benimseyemediğim tek kitap olma başarısına erişti. Kitapla ilgili yazacak bir şey yok maalesef. Sadece şunu diyebilirim ana karakterlerin duygu ve davranışlarını okurken her sayfada daha ne kadar çirkinleşebilir, dedim. Açıkçası kitabın ikincisi varmış, ama okuyup daha da çıldırmayı düşünmüyorum. Bu doz bana yeter de artar bile..
Baskı: Anka 5. Kitap
Çok ama çok özlemişim.. Ah Derim ahh.. Yazar, yaşananları öyle güzel okuyucuya hissettiriyor ki; sözün bittiği yerde olduğumuzu çok güzel anlatıyor.. Sanki ne desem, nasıl anlatsam kelimeler eksik kalacak gibi.. Özellikle de kitapta Derim’in ağzından okunan bölümler vardı ki, Derim’in pusulası Aşil’den beş yıl uzakta neler yaşadığını okuyoruz. Yazarın kitaplarının her birinin yeri ayrı olsa da Derim’in yeri bir başka bende.. Derim’in kendi içindeki benlik savaşını okurken çok etkilendim. Anka’nın “cehennem çocuğum” demesine sebep olan iblis Derim’i de çok sevdim ben, her ne yapmış olursa olsun.. -------- “Belki de artık bırakmalıyız,” diyor içimdeki sesi. “Bugüne kadar yorulmadınız mı? Ben çok yoruldum artık.” “Bırakamayız!” diye, kükrüyor iblis. “O pisliğin bizi yenmesine izin mi vereceğiz?” “O pislik çoktan öldü,” diyor ufaklık kederle. “Kime neyi ispatlayacağız ki? Hem annem bizi bekliyordur.” “Ya o?” diyor iblis, adını ağzına almadan. “Ya o mavi gözlü kadın? Ya bebeğimiz?” Adeta dile getirmeye korktuğu bir gerçeği itiraf eder gibi “Bizi sevmeyecekler ki,” diyor ufaklık kederle. “Senin yüzünden bizi sevmeyecekler ki. Savaşmamız neye yarar? Canımın yanmasından bıktım artık.”
Baskı: İspanyol Aşk Aldatmacası
Uzun zamandır bu türde okuduğum tüm kitaplar birbirinin kopyasıymış gibi geliyordu, ama bu kitap her ne kadar konusunu okuyunca öyleymiş gibi gelse de okurken tamamen farklı ve eğlenceli hissettirdi. Açıkçası kitaba başlarken beklentimi düşük tutmuştum, ama beni çok şaşırttı. Kitabı elimden bırakamadım. Catalina, ablasının düğününe birlikte gideceği sahte bir sevgili ayarlamak için düşüncelere dalarken; sahte sevgili bir anda Catalina’nın karşısında beliriyor.. Ben bu ikiliyi çok ama çok sevdim.. Catalina ile Aaron’u okurken çok keyif aldım. Kesinlikle kafa dağıtmalık, keyifli bir yolculuktu.
Baskı: Ötanazi Okulu 1 (Ciltli)
Yaralasar serisiyle kalemini tanıdığım yazarın tüm kurgularını wattpadde okuma şansına sahip oldum. Ötenazi Okulu da bu kurguların arasında en sevdiklerimdendi. Ötenazi Okulu diğer bir deyişle Ölüm Okulu.. Okula gidenlerin hepsi suçlu, işledikleri suçlara göre sınıflandırılmış öldürülecekleri günleri bekliyorlar.. Hepsi işledikleri suçlara karşı idam mahkumları.. Tek bir kişi dışında.. Yeşil, masumluğuna rağmen ölmeye mahkum.. Herkesin peşinde olduğu bir organa sahip.. Babası tarafından gönderilen gizemli suikastçı ile Yeşil’in hayatı karışmaya başlıyor. Kitabı önceden okuduğum halde ikinci sefer kitap olarak da aynı heyecanla okudum. Elimden bırakamadım, bir günde bitirdim. Umarım devam kitabı için fazla beklemeyiz. -------- “Ne yapabilirim? Sadece iyi olduğundan emin olmak istedim.” Kendini savunuyordu ama üzerimden kalkmayı hala akıl edememişti. Erich gözlerini kısarak onu inceledi. “Yani onu taciz etmiyordun, öyle mi?” dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. Tabi ya, onu erkek sanıyordu. Gözlerini irice açan kız, kaşlarını çattı. “Oradan bakınca bir kızı taciz edecek birine mi benziyorum?” Öfkeli ses tüm odayı inletmişti. Neyse ki ses tonunu kalınlaştırmayı unutmamıştı. Doktorum düşünüyormuş gibi elini çenesine koydu. “Sen ve birini taciz etmek mi? Ah, aptallık bende. Neden dört kıza tecavüz eden biri hakkında böyle yanlış bir fikre kapıldım, bilmiyorum.” Büyük bir ima taşıyan bu sözlere kahkaha attım. ****** “Belki de prensesi öldüren zehirli bir elma değildi,” dedim ona bakmaya devam ederek. “Elmayı ondan almak için geç kalan prenstir asil katil.”
Baskı: Evlilik Anlaşması (Girl Meets Duke #1)
Kitap bana Güzel ve Çirkin’ i anımsattı. Savaştan yüzünün yarısı tanınmaz halde dönen Ashbury Dükü, korkunç görüntüsü sebebiyle kendini malikanesine hapsediyor. Ta ki varise ihtiyacı olana kadar.. Dükün görüntüsünü umursamayacak ve evlenmeye mecbur kalacak biri dükün tüm ihtiyaçlarını karşılamış olacak. Eğlenceli, tadımlık bir historical romandı. Okurken çok keyif aldım. ****** Gelini sevimsiz hayvanı iki eliyle çiçek buketiymiş gibi önünde tutuyordu. Mükemmel. Adet neydi? Eski bir şey, yeni bir şey, ödünç bir şey, miyavlayan bir şey. Ash bu şeye kaşlarını çattı. Karşılığında yaratık tısladı. Birbirlerinden hoşlanmama karşılıklıydı. “Bir ismi var mı?” diye sordu. Emma soruya şaşırmış gibi baktı. “Ne*” “İsim. Kedinin bir ismi var mı?” “Ah. Evet. Pantolon. İsmi Pantolon.”