sacredblame
@sacredblame

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Güvercin Gerdanlığı

Öncelikle kitap aşk üzerine. Hem beşere duyulan aşk hem Allah aşkı. Yalnız iyi tasniflendirilmiş. Örneğin kitap önce insana duyulan aşkı, çeşitlerini ve aşk yolculuğu esnasında insanların başına neler gelebileceğini mesellerle anlatıyor ve neredeyse her akıbetin peşine bir şiiri var İbn-i Hazm'ın. (şiirler Türkçeye çevrildiğinden olsa gerek düz yazı gibi hissettiriyor). İnsani aşk kısmı benim açımdan çok sıkıcıydı ne zaman ki Allah aşkı kısmına geldi o kısımda kitabın akışı yerine geldi. İspanya'da doğup büyüyen ilahiyatçı Zahiri mezhebindendir. Nedeni de İslam'ın anlaşılmasının önündeki engellerin kaldırılmasını istemesindendir. Hatta Sufiliği bu yüzden tedirgin edici bulur. Kitabına güvercin gerdanlığı demesinin sebebi ise "aşk, güvercinin halka şeklindeki tüyleri gibi boyna geçer ve ölene kadar bitmez." demesinden dolayıdır.

İnsan Olmak
10/1022.08.2022

Baskı: İnsan Olmak

Engin Geçtan benim tez sürecimde dahi kaynakça olarak gösterdiğim yazarlardandır. Kitabın adı veya kapağı kişisel gelişim imajı da çizse bana göre muhteşem bir kitaptır. Çocuk gelişimi okurken 'keşke daha önce okusaydım' dediğim Freudyen temelli analizlerine hayran kaldığım kitabı sadece psikiyatr veya çocuk gelişimciler değil her anne baba da okumalı diye düşünüyorum. Kesinlikle diğer kitaplarını da almalıyım.

Kardeşimin Hikayesi
8/1021.08.2022

Baskı: Kardeşimin Hikayesi

Livaneli'nin kitaplarında beni hayal kırıklığına uğratan bir kitaba henüz rastlamadım ancak bu kitabı birkaç kelime ile anlatsam şoke edici ve sürükleyici olurdu. Diğer kitaplarından da farkı bu olsa gerek. Edebi bir yanı yok kitabın. Sürekli düğüm çözmeye çalışıyoruz ki kimi zaman tahmin edilesi boşluklar da bırakmış. Yine de ortalamanın üzerinde bir eser benim için.

Baskı: Başkalarının Tanrısı

“Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz." Anlatımı garip hikayesi vurucu. Okuduğum ilk Mine Söğüt kitabı değil lakin diğer vurucu kitapları henüz okumamış olmamdan kaynaklı iz bıraktı.

Ahitler
10/1003.08.2021

Baskı: Ahitler

Damızlık Kızın Öyküsü kitabının devamı niteliğinde olan kitap yine bir distopya şöleni sunuyor bize. Konuyu üç koldan ele alıyor. Birincisi Lydia Teyze'nin anlattığı bölümler, diğeri Gilead'dan kaçırılan bebek ağzından, diğeri içeride yetişen Agnes isimli bir genç kız ağzından. Sona doğru tüm hikaye birleşiyor. Tüm kahramanların kaderi birleşiyor desem yeridir. Her bir bölümü 'bir sonraki sayfada ne olacak' diyerek okudum. Gilead yıkılacak mı? Yoksa birinci kitabın sonu gibi muallakta mı kalacak diyerek düşündüm ve neredeyse bir oturuşta okudum. Okumadım yaşadım kitaplarından biriydi.

Deli Kadın Hikayeleri
10/1028.07.2021

Baskı: Deli Kadın Hikayeleri

Öncelikle kitap içerisindeki resimlere hayran kalmamak elde değil. Nasıl bir ruh hali bu resimleri çizdirebilir ki? Ardından kısacık ama içine dünyaların sığdığı hikayelere ne demeli? Bir kadın çocuklarının öldüğünü, tecavüze uğradığını, gördüğü şiddeti dümdüz de anlatabilir ama bu tarifsiz anlatım bambaşka. Filmlerin metaforu olur da kitabın olmaz mı? Valla yoksa da ben kendimce metaforlar uydurdum. Hem üzülüp hem hayran kaldım ve bir oturuşta bitirdim. Bir sonraki hikayenin dehşeti neydi acaba diyerek.

Bir Kuzey Macerası
9/1027.07.2021

Baskı: Bir Kuzey Macerası

Landon'ın bu yol hikayelerini hep sevmişimdir. Bu sefer işin içinde aşk, fedakarlık, zor şartlar da var. Zaten kitap yarım saatte bitiyor. İnce bir kitap. Belki bir otobüs, tramvay seferinde hemen bitirebileceğiniz türden. Konusu: Kan davalı iki ailenin kalan son kız ve erkek çocuklarının hayat hikayesi. Ne yapacaklar? Bir an önce birileri ile evlenip çocuk yapıp bu davayı devam mı ettirsinler? Ana karakter daha iyi bir yol bulduğunu düşünüp kadınla evleniyor ancak düğün akşamı kaçırılıyor. Karakterimiz de peşlerine düşüp eşini almak onu yeniden yuvasına getirmek için peşlerine düşüyor. Buluyor mu? Buluyorsa kadını alıp getiriyor mu? Onu bu kısacık hikayede bulabilirsiniz. Bu kısa hikayede hala merak ettiğim şeyler var. Sevgi birlikte iyi zaman geçirmek midir? Yoksa her şeyden vazgeçmek, fedakarlık yapmak mıdır?

Malorie
9/1027.07.2021

Baskı: Malorie

Kafesi ilgi alanıma girmemesine rağmen büyük bir merakla okudum ve aynısını Malorie'den de bekledim.Her ne kadar 'ya bunu filmin devamı çıksın da parama para katayım diye düşünmüştür şimdi yazar' diye düşünerek çok önyargılı davransam da (hatta kitabın ortasına kadar) sonra o tiyatral anlatımı ile sardı yine. Tüm olaylar gözümde canlandı ve mantıklı bir olay örgüsü ile sürükledi. Konusu: Kafes'teki olayların bir devamı niteliğinde. Aradan yıllar yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş ve özgür bir birey olmanın derdindeler. Oysa anne daima bir annedir ve çocukları hala ona göre büyümemiştir. Aslında tüm olay bu kurgunun üzerine inşa edilmiştir. Yani evlatlar ve anne arası çekişme. Tüm olayların çıkış kaynağı budur. Ancak hikayenin sonlarına doğru 'hadi canım, yuh' gibi iç seslerle kitabı bitirdim. Bu sefer yaratıklar hakkında daha çok bilgi verilmiş ve her bilgi kırıntısı bana değerli geldi. Sanki işin içine biraz da felsefe girmiş gibi. Bazı yerlerde tekrara düşmüş yazar. Bu da mektepli değil alaylı olmasından kaynaklanıyor sanırım. A bu arada yaratıklara bakmanın da bir yolunun bulunmuş olası da cezbedici.

Baskı: Sivil İtaatsizlik - Yürümek

Bu kitabı bilhassa okumamın sebebi birçok düşünür ve aktiviste ilham kaynağı olmasıdır. Gandi, Martin Luther, John Lennon, Malcolm X... Thoreau'ya göre çoğunluğun evet ve hayırlarından ziyade sade ve sadece vicdanların kararları bir yönetim biçimi olmalıdır. (Gerçi kitapta bu şekilde karar verebilen 1 kişiyi dahi bulabilmenin lütuf olduğuna da değinmiş.) Kitabında da yer verdiği üzere bir vergiyi ödemediği için hapis cezası almıştır ve sormaktadır: Neden papazlar için vergi toplanırken öğretmenler için toplanmamaktadır? Ya da köleliğe gerçekten neden karşı çıkılmamaktadır? Köleliğe karşı çıkanlar ise neden sadece lafta kalmaktadır? Köleliğin kaldırılması hakkında sade ve sadece konuşmak vazifenin yerine getirilmesi anlamına neden gelmektedir? Bu sadece bir başkaldırı kitabı olarak algılanmamalıdır da. Aynı zamanda bir felsefedir. Kendimize dair sorgulamaları da içermektedir.

İbrani Masalları
9/1022.07.2021

Baskı: İbrani Masalları

Serinin diğer masallarından farklı olarak konuyu daima dini olaylar ile ilişkilendirerek anlatmış. Evet, iyilik, doğruluk, ahlak gibi değerler fazlaca var kitapta ancak sadece Kral Davut, Hz İbrahim ve bilinen din adamları çerçevesinden sunulmuş bu değerler. Daima ezilen, sürgün edilen ve her bir üyesi muazzam bir karaktere sahip masallarının kahramanları da bu topluluğun bakış açısının neye benzediğini gözler önüne seriyor. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi kısa kısa masallara yer vermiş olan kitapta sanırım 24 masal bulunmakta. Fransız masalları ne kadar prensesler ve onları kurtaran şövalyelere özgünlüğü ile beni sıkmışsa bu kitap da sürekli dini değerlerinden başka sunacak başka bir şeyinin olmamasından ötürü sıktı.

Ensest
1/1020.07.2021

Baskı: Ensest

Bu Fransız abimiz yıllarca hapishanede ve bir o kadar da akıl hastanesinde yatmıştır. Soyadı olan "Sade"den sadizmin türediği bilinmektedir. Tam bir hedonisttir. En azından ben daha iyisini okumadım. Garip bir felsefi anlayışı vardır. Asla kural tanımaz ve kitabından da anlaşılacağı üzere dini düşünceler sadece ahmaklar için vardır. Sapkın kitaplarındaki sapkın fikirler sadece kitaplarında kalmadı. Öyle ki kendi yaşamında da sapkın davranışlara yer verdi. Zaten hapishane ve tımarhane arası mekik dokuması bundan mütevellit. Fahişelerle birliktelik ve akabinde birlikte oldukları ya da hizmetinde bulunduğu tüm insanlara uyguladığı şiddet kendisinin sonunu getirmiştir. Ensest kitabında ana karakterin eşini alıp farklı bir ülkeye, kayınvalidesinden kaçması da kendi yaşamından bir kesittir aslında. Konusu: Ana karakter bir evlilik yapar ve bu evlilikten bir kızı olur. Kızı dini ve ahlaki değerlerden ve üstelik annesinden uzakta 7 yıl boyunca yetiştirir. Kendisine ruhen bağımlı hale getirdikten sonra sözde ondan seçim yapmasını ister. Kızı da babasını seçer ve aralarında çirkin bir bağ oluşur. Durumdan şüphelenen anne ve kayınvalide durumu değiştirmek adına pederden yardım ister ve olaylar gelişir. Her ne kadar sapkınca yetiştirilmiş olursa olsun ya da doğaya aykırı düşüncelerle donatılmış olursa olsun insanın ruhu ahlak ve doğaya uyumludur mesajı vererek bitirmiştir yazar eserini. (Ki böyle bir son beklemiyordum.)

Ömer'in Çocukluğu
10/1020.07.2021

Baskı: Ömer’in Çocukluğu

Muallim Naci'nin bir diğer adı da Ömer'dir aslında. Bu kitap da kendisinin 8 yaşına kadar olan anılarını içermektedir. 1890 yılında yazılmış ama sonuçta çocuk çocuktur ve hemen her çocuk benzer hatıralara sahiptir. Yaşı ne olursa olsun. Dil açısından fevkalade bulduğum ancak yer yer sözlüğe bakma ihtiyacı duyduğum bu eserde dönemin eğitim şeklini, insan ilişkilerini, aile dinamiklerini, bir çocuğun iç dünyasını bulabilirsiniz. Kimi zaman tebessüm oluşturan eser içeriğinde kimi zaman hüzünlenebilirsiniz. Babası üzerinden eseri anlatması ve yine babası ile son bulması da ayrı bir detay. Kendisi de bir Tanzimat yazarıdır. Hatta yeni edebiyata da şiddetle karşı çıkar. Bu sebeple de Recaizade Mahmut Ekrem ile de kavgalıdır. Aslında yeniliğe karşı değildir ancak anladığım kadarı ile milli olmayan ve bir anda peyda olan edebiyata karşı çıkıyor. (Haklı olarak)

Daisy Miller
10/1018.07.2021

Baskı: Daisy Miller

Öncelikle Daisy Miller bir Amerikalıdır ve Hanry James'in kitaplarında da bu Amerikalılık geniş bir yer kaplar. Konusu: Daisy Miller göze batan güzelliği ile annesi ve erkek kardeşi ile bir çok ülke gezmektedir ve çok da zengindirler. Tabi dönem, kadınların bir erkekle (ya da birden fazla erkekle) uluorta muhabbet etmesinin ayıplandığı bir dönem. (Esasen pek de değişikliğe uğradığını düşünmüyorum bu durumun.) Bir vakit yolları Winterbourne isimli Amerikalı ile kesişir. Winterbourne -bana göre korkak- sınıf çatışmasına takılı kalmış ve teyzesi ile toplumun etkisi altında kalan sözde erkektir. Tüm bu gezinti sürecinde Roma'da tekrar karşılaşırlar ve birbirlerine aşklarını ifade edemeyen çiftin arasına İtalyan bir yakışıklı girer. Aslında Daisy Winterbourne'ü kıskandırmak için böyle bir yol izler. Amaaan her neyse sonunda (Kolezyum içinde vebaya da nasıl yakalanmışsa...) Daisy kısa süre içinde vefat eder. Aslında romanda anlatılmayan ve hikaye sonunda patlamamış bir silah vardır. Uşaklar ile samimiyete bu kadar değinilip işin iç yüzüne değinilmemesi veya babalarının sürekli para kazanıp ailesinin sürekli gezmesi için para harcarken hiç ortada görünmemesi garip geldi.(Kesin metaforiktir bu şimdi.) Bana göre romanda asıl anlatılan şey kadın erkek eşitsizliği, sınıf ve çıkar çatışması idi. Uslu uslu oturması gerek değil mi kızlarımızın? Sanırsın bu kızlar kendi cinsleri ile muhabbette. Yahu biri de çıkıp kadınlar masum değilse erkekler bu günahın neresinde diye sormaz mı? Varsa yoksa kadın falan kadın filan... Sanırsam kitap bir dönem Amerika'da dahi yasaklanmış. Sebebi yine bu bakış açısı. Yani, Amerikan kadınlarını bu kadar "hafif" gösterdiği için kitap bir süre yasaklanmış. Hanry James de bir garip. Kendisi Amerikalıdır ancak ölmeden önce İngiliz vatandaşlığına geçer. Ah, bu arada hani psikolojide pragmatizmin öncüsü William James var ya; onun da kardeşidir.

Genç Kız Kalbi
10/1013.07.2021

Baskı: Genç Kız Kalbi

Genç Kız Kalbi Bu kadar akıcı bir üslup bu kadar tiyatrâl bir anlatım bu kadar ruh halini ortaya koyan başka eser okudum mu acaba? İlk kez Mehmet Rauf okudum ve hayran kaldım. Bundan evveli yok kesinlikle daha fazla Mehmet Rauf okumalıyım. Konusu: Başkahraman Pervin İzmir’de yaşayan ancak İstanbul hayali kuran genç bir kızdır. İstanbul’da yaşayan amcasının yanına gider ancak umutları suya düşmüştür. Öyle ki ne İstanbul onun hayâl ettiği gibidir ne de İstanbul eşrafı. İnsanlar cahil ve cahil olduğunun farkında da değildir. Kadınlar yegâne eğlencesi dedikodu yapmaktır. Oysa Pervin iyi huylu, derin düşünen, sanat ve edebiyattan anlayan (sanki biraz narsist) bir bireydir. Kendisini daha da korkutan bunca donanıma rağmen kendi değerini anlamayacak olan biri ile evlenmektir. Tüm bu korkular içerisinde bir gün yolu Behiç Bey ile kesişir. Kendisi bir yazardır ve karakteristik açıdan da Pervin ile uyuşmaktadır ancak gel gör ki tüm bu sayfalarca aşk ve anlatıma rağmen Behiç Bey paraya sevgiden daha çok değer veren biridir. (Hatta sevgi değil de para da yetermiş sanırım kendisine çünkü "yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil" der.) Roman 1912 yılında yazılmış. Evet sonunda bir aksilik olacak belli ama ne diye hunharca okudum romanı. İçerisinde kadın hakları, erkek anlayışı, İstanbul ve batılılaşmadan ne anladıkları, Tanzimat adına pek çok şey barındırmakta. Üstelik yazar -umarım yanlış hatırlamıyorum- Servet-i Fûnun akımı etkisi altındadır. Her nasılsa Servet-i Fûnun “sanat, sanat içindir” anlayışına sahip olsa da bu sefer, içerisinde toplumsal konuları da barındırması ile gönlümü kazanmıştır.

Baskı: Uzaktan Kumandalı Kız

Bu kitap için söylenebilecek çok fazla ilginç detay var. Yazarının erkek isminde bir isim kullanması ancak gerçekte bir kadın olması (Erkek sanıldığı için de o dönemde ciddi övgüler almış. Halbuki kadın işte, al da gözüne sok bu gerçeği şimdi. KADIN..) ...Ressam, yazar, psikoloji çalışmaları olan CIA çalışanı, intihar etmiş olması (72 yaş)... Feminist, antikapitalist, siberpunk bir hikaye barındırması... Tüm bunlara rağmen aşk ve dram özelliğine de sahip olması gibi. Konu sıradan robot bilim kurgu kitaplarına göre çok farklı. Bir kere bu dünyada reklam yapmak kanunen yasak. Peki ruhumuzdaki tüketim açlığı bunu nasıl bastırıyor. Zavallı insanları kablolarla yarı tanrılaştırdıkları robotik bedenlere bağlayıp ürünler kullanmalarını sağlarsanız reklama (reklam kelimesi dahi yasak) gerek kalmayacaktır mantığı ile devam ediyorlar ancak bu robotik kölelerden biri süreci değiştiriyor. Gayet ince bir kitap zaten. Bir minibüs yolculuğunda bile hemen ve keyifle bitirebileceğiniz kesinlikle filmi muhteşem olurdu dediğim bir kitap.

Baskı: Sözcükleri Olmayan Çocuk

Otizmin genel özelliklerini kulaktan dolma da olsa az çok biliyoruz. Ağırlık derecesine göre değişmekle birlikte göz teması kurmamak, tepkisizlik, konuşmada gecikme, çevre ile ilgilenmeme vs. Bu kitapta da bu özeliklere sahip Leo isimli bir çocuk ve defalarca değiştirilen okullar. En sonunda sizin dilinizden anlayan bir öğretmene rastlayorsunuz ve harika bir ilerleme kaydediyorsunuz. Süreç içinde okudukça otizme daha çok aşina oluyorsunuz. Üstelik bu öğretmen tüm bürokratik engellere,mobinge rağmen ilerlemeye çalışıyor. Emin olun öğretmenlik sadece sevilerek yapılan bir meslektir hele ki özel gereksinimli çocuklara eğitim veriyorsanız. Kitabı dili çeviriden kaynaklı bazı kopukluklara sahip olsa da gerçekten çok anlaşılır ve akıcı. Kitabın içinde kaybolabilirsiniz. Ayrıca ölüm konusunu bir çocuğa nasıl anlattığı konusuna da hayran kaldım. Kısaca eğitimciyseniz veya otizmle ilgili bir şeyler öğrenmek istiyorsanız bu kitabı şiddetle tavsiye ederim.

Endişe Ağacı
9/1006.01.2021

Baskı: Endişe Ağacı

Aslında sadece çocuklara yönelik değil yetişkinlerin de okuması gereken bir kitap. Özellikle çocuğu olan ebeveynlere tavsiye ederim. Bazı çocuklarımızın endişeleri olabiliyor, aslında hepimizin endişeleri var ancak biz yetişkinler bunlarla bir şekilde baş edebiliyorken çocuklarımızın henüz baş etme becerileri gelişmemiş olabiliyor. Bu kitap bir nebze olsun yardımcı olabilecek bir kitap. Ancak okul öncesi için olduğunu söyleyemem. 9 yaş ve üzeri çocuklar içindir. Ana karakter Juliette stres altındayken tırnaklarını yiyen ve sinirlendiğinde kaşıntı yaşayan bir çocuktur. Kardeşi Ophelia'da bu duruma katkı sağlamaktadır. Aslında anneleri bir psikologdur ancak çözüm anneden değil bir endişe ağacından gelmektedir. Ağaçta her birinin baş etmesi gereken bazı sorunlar olan bazı hayvanlar var. Neyse fazla detay verdim. Keyifli bir kitaptır. Kaçırmayın.

Bebek Annem
9/1021.12.2020

Baskı: Bebek Annem

Bizim zamanımızda bu denli güzel yazılmış kitaplar bulamazdık. Behiç Ak alanında en başarılı yazarlardan biridir. Bu kitapları mesleki ilgimden dolayı okuyorum ama 6-12 yaş arası bir çocuğun cinsiyet fark etmeksizin kesinlikle okumasını tavsiye ederim.

Baskı: Psikiyatrinin Kara Kitabı & Beyninizi Yakmaya Hazır mısınız?

Açıkçası içindeki bilgilerin çoğunu ileride kullanabilir miyim mesleki yaşamımda diyerek işaretledim. Bir kaynak kitap olarak kullanılabilir. Yalnız keşke daha az yazım yanlışına yer verilseydi dedim içimden. Kaynakça kısmında kendi çalışmalarından yer verdiğini belirtiyor Oytun Hocam ama bazıları da bana acaba bunu da mı kendisi çalıştı diye sormadan edemedim. Genel anlamda okurken "hadi canım" dediğim bilgilerle dolu ilginç-şaşırtıcı bir kitaptı.

Baskı: Olağanüstü Bir Gece

Başta Albert Camus'nun Yabancı kitabı geldi aklıma. Aynı kendine yabancılaşma orada da anlatılıyordu kelime farklarıyla, ama Zweig'de farklı olan bir şey daha var. Akıcılık. Evet kitap 69 sayfa, hemen biter zaten diyerek elime aldığım ve bıraktığım kitaplara nazaran bu kitap gerçekten sürükleyici ve siz farkında olmadan kısacık olay örgüsüyle içinizde bir şeyler değiştiren bir kitap. Herkes muhakkak kendinden bir parça bulacaktır. İşin ilginç yanı hissizliği, tabulara bağlanmayı ve kendini, özünü kaybetmeyi ele alıp kurallara karşı gelmenin hazzını aldıktan sonra kendinden geçerek başkaları için bir şeyler yapmanın sevincine varabilmiş bir adamın bir günlük öyküsünü anlatması.

Kardeşini Doğurmak
10/1029.09.2018

Baskı: Kardeşini Doğurmak

Bir çocuk gelişimci olarak okudum. Cidden çok iyi hazırlanmış bir kitap olmuş. Mağdurların anlattıkları o kadar sarsıcı ki yer yer gözleri doluyor insanın. Bir şey yapmalı diyorsunuz. Sadece mağdurların hikayeleri yok kitapta aslında bir yol gösterici de aynı zamanda. Önlemek adına veya tanık olduğunızda ne yapmanız gerektiğine kadar bir çok bilgi mevcut. Sadece konunun uzmanları değil anneler babalar eğitimciler de okumalı.

Bitmeyecek Öykü
9/1022.02.2018

Baskı: Bitmeyecek Öykü

Herkes MOMO ile tanır yazarı. Düşünüyordum ki Momo kadar güzel değildir ama daha güzel mi desem daha lezzetli mi desem? Alfabetik bir sırayla ilerleyen ara bölümlerinde acaba daha ne kadar yaratıcı olunabilir ki diyerek sınırları zorlayan yazarın muhteşem kitabıdır. Çocuk kitabı da denir,yetişkinlerinde kesinlikle okuması gereken kitaptır da denebilir. bastian balthasar bux akranlarıyla sorun yaşayan iyi yürekli bir çocuktur. Birgün kitapçıdan çaldığı bir kitap ile hayatı değişir. Sonrası serüvenler serüvenler...

Sessizliğin Müziği
6/1014.02.2018

Baskı: Sessizliğin Müziği

Tamamlanmamış bir seri de olsa tüm kitapları okumuş biri olarak sessiziğin müziği biraz farklı bir kitap. Kralkatili güncesi tamamen bir olay hikayesi iken sessiziğin müziği durum hikayesi denebilir. Yazar bunu inkar etmiyor zaten ki kendisi de kitabı basma konusunda tereddütte kalmış. Sadece sabun yapma kısmı 8 sayfa sürüyor kitap zaten 200 sayfa yok. Kötü değil ama beklendiği gibi değil. Auri, serideki bir karakter. Evrenin sırlarına vakıf olmuş bir kız ve kendi kuytusında geçirdiği zamanı anlatıyor. Bu arada seriye okumak için Sessizliğin Müziği'nden başlanmamalı.

ÖncekiSayfa 2 / 8Sonraki