Satıgül Yüksek
@Satıgül Yüksek

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sen Gittiğinden Beri (Fall Away #1)

Kitap tam bir çeviri faciasıydı ,Aspendos çevirememe olayında çığır açmış durumda, her kitabında var bu problem ama bu kitapta nirvanaya ulaşmışlar, Kitaba gelirsek, Birbirlerini çocukluklarından tanıyan Jared ve Tate yan yana evlerde oturuyor ve aynı liseye gidiyorlar,eskiden çok iyi anlaşan çiftimiz günün her saatini neredeyse birlikte geçiriyormuş o zamanlar çocuklar tabi ama aralarında çok güçlü bir bağ var, fakat ne oluyorsa bizim kumru çiftimize nazar değiyor ve bir anda Jared'ın nedensiz bir şekilde araya mesafe koymasıyla birbirlerinden uzaklaşıyorlar, Jared kıza çok kötü davranıyor,okulda yaptığı aptalca şakaların yanı sıra, kız hakkında sürekli kötü dedikodular yayarak insanların onunla alay edip eğlenmesine neden oluyor ve özellikle erkeklerin ondan uzak durması için elinden geleni yapıyor, tabi bu arada Jared in okuldaki ünü görülmeye değer, kızlar peşinden koşuyor, erkekler korkudan yoluna çıkmaya cesaret edemiyor yani bayağı popüler biri : ) Tate tüm bunlardan sonra biraz nefes almak için babasıyla birlikte bir yıllığına Fransa'ya gidiyor, kitapta zaten kızın geri dönüşüyle başlıyor.. Tate geri döndüğünde eskisine göre daha kararlı ve daha sivri dilli biri oluyor artık Jared'in üzerinde kurduğu baskıya dur diyecek ve bir yandan da ona yaptıklarının arkasındaki gerçeği öğrenmeye çalışacak, Tate'in yakın bir kız arkadaşı var adı K.C , Tate karakteri ne kadar gereksizse kız arkadaşı da bir o kadar gereksiz :) Kitabın büyük kısmı oldukça sıkıcı, karakterlere ısınamadım , son sayfalara doğru olaylar biraz hareketleniyor, başlarına gelen kötü ve rezil bir durum yaşanıyor, Jared ile ilgili gerçekler ortaya çıkıyor, fakat açığa çıkan gerçekler, çok saçma ve çocukça geldi bana,koca kitabı bunu öğrenmek için mi okuduk diyor insan, yani tamam az biraz hak verdim, yaşadığı inanılmaz kötü tecrübeler var insanın içini acıtan, ama bunlar için kızı cezalandırması kendinden uzak tutması gerçekten saçmaydı hadi o zamanlar çocuktun ve çocukça düşündün ama sonrasında niye devam ettin işte ona akıl sır ermiyor :) Goodreads'de 4 kitaplık bir seri olarak görünüyor, ilk iki kitap Jared ve Tate'in, ikinci kitapta olayları Jared'in ağzından okuyacağız , diğer kitaplar yan karakterlere ayrılmış http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/03/sen-gittiginden-beri-yorum.html#more

Baskı: Bu Adam (This Man, #1)

Açıkçası daha iyi bir kitap bekliyordum ama resmen Gri ve Crossfire çakması bir şey olmuş, sadece finali beğendiğimi söylemeliyim :) Kadın karakterimiz Ava bir iç mimar ve yeni başladığı işinde, patronu Jesse'ile yaşadığı erotik zamanlar kitabımızın ana konusu,kızımız ilk sayfadan itibaren antipatimi kazanmış durumda, sanki yıllarca amazon ormanlarında yaşamış da erkek ırkını ilk kez görüyormuş gibi abaza mı abaza bir kadındı, ilk sayfalardan itibaren iticiliğini korudu ve en sevmediğim kadın karakterler arasında zirveye yerleşti, üstelikte ağzı biraz bozuk, zaten kitapta fuck ve türevlerinden fenalık geldi türkçe yazmayayım dedim :)) içerisinde küfür barındıran kitaplar daha öncede okudum ama bu kitapta fazla ve gereksiz kullanılmıştı rahatsız etti beni , özellikle de bir kadından sürekli duymak iticiydi.. Erkek karakterimiz Jese Ward, kendisinin büyük bir arazi üzerine kurulu malikanesi var, otel olarak kullanıyor görünüşte,ama geçmişi hakkında pek fazla bir bilgi yok, amcasından miras kalan işleri devraldığını ve ailesiyle konuşmadığını biliyoruz, fakat kendisi de en az Ava kadar abaza çıktı düz duvara tırmanan cinsinden :)) İkili arasında dengesiz bir ilişki var, birbirlerini doğru dürüst tanımadan bu yoğunlukta bir ilişkiye başlamaları çok saçmaydı, güya Ava adamın malikanesindeki odaların mimarisi için çalışacaktı, ama ben çalıştığı günü pek göremedim, daha çok yatağında çalıştı desek yeridir :) bu arada kadının bir adım ileri iki adım geri halleri sıkıcıydı, ne istediğini bilmeyen biri , ayrıca bir sayfa önce düz duvara tırmanırken bir sayfa sonra masum bir kadın imajı çizmesi de yazarın enteresan bir psikolojisi olduğunu gösteriyor :)) Kitap acemice yazılmış gibiydi, dili basitti, her sayfa kendisini tekrarlıyordu sanki, ama son çeyrek için aynı şeyi söyleyemeyeceğim bence final çok iyi olmuştu, Jesse'nin yaptığı işi öğrenince beni bir şok dalgası sardı, aklımın ucundan bile geçmezdi bu adamın böyle bir işi olduğu, ben daha çok yeraltı tarzında, hani mafyacık gibi bir şey düşünmüştüm ama ters köşe oldum :) Ava'nın yerinde olsaydım ne yapardım diye düşünüyorum ama hala cevabı bulamadım :)) Aslında 6 puanı hak ediyor ama final için 7 verdim http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/03/bu-adam-yorum.html#more

Sahra
4/1022.03.2016

Baskı: Sahra

Kitabın ilk satırlarından itibaren, Mirza'nın derinliğinde öyle bir kayboluyorsunuz ki,bir an bu adamın, derin cümlelerinin,yoğun duygularının kısacası beni biraz yoran betimlemelerinin arasından sıyrılıp,hikayenin ana konusuna hiç ulaşamayacağımı ve hatta Sahra ile hiç tanışamayacağımı düşünmeye başlamıştım :) Erkek karakterlerin duygularını okumayı seviyorum kabul, ama bu kadarı biraz fazla geldi, bu kadar fazla betimlemeden hoşlanmıyorum karşılıklı diyaloglara yer kalmıyor gibi geliyor bana :) Kitabın neredeyse tamamı Mirza tarafından anlatılıyor,açıkçası bu olayı pek sevemedim,Sahra diyalog konusunda aksesuar gibi kaldı,yani ikisinin duygularından da eşit derecede yararlansaydık iyi olacaktı.. Sahra çocukken yurt dışına gönderilmiş, aslında güvende olması için uzaklaştırılmış demek daha doğru olur,tuhaf ötesi bir hayatı var,etrafında kimi sevmeye alışmaya başlasa birden bire yok oluyorlar hatta bazılarının sonu ölüm olabiliyor, ve Sahra Mirza'ya çocukluğundan beri aşık... Betimlemede tavan yapmış erkek karakterimiz Mirza,saçma bir intikam duygusuyla,Sahra'ya yaklaşan sonra aşık olan ve aşkıyla beni boğan bir adam :) Hikayenin, öylesine karışık bir kurgusu var ki kitaba yorum yapılmasını imkansız hale getiriyor, sürekli geçmişi gizemli bir Sahra çıkıyor karşımıza,birden bire ortaya El Esved diye Biyolojik silah çalışmaları yapan tehlikeli bir örgüt giriyor, yıllarca saklanan sırlar,Sahra'nın sürekli ortalardan kaybolması, en sonuncusunun üzerinden 6 yıl geçmişti,bir Anka dövmesiyle çıktı karşımıza :) Çok üzgünüm ama hikayede boğuldum,içim sıkıldı,sayfalar bitmedi bir türlü, yazar ne anlatmaya çalışmış,hala anlayabilmiş değilim,olay örgüsü tam bir arap saçı,hikayede kim kimdir kafam karıştı, bölümler bir ileri bir geri atlıyor ama hiçbir sonuca çıkmıyor,,Sahra bir bakıyorum kurban neredeyse üzüleceğim, bir bakıyorum elde silah bir örgütün içinde savaşların ortasında, habire ortadan kaybolup sevdiklerinin hayatı için diye saçmalayıp duruyor, Mirza desen, neyse demeyeyim betimlemeler geliyor aklıma :) Ben Sahra ve Mirza aşkı göremedim, Mirza'nın abartılarını aşktan sayarsak o ayrı tabi,ayrıca Sahra kadar soğuk bir kadına,rastlamak her zaman nasip olmaz :) Hayatımda beni yoran,ender kitaplardan biri oldu :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Frezya
8/1010.03.2016

Baskı: Frezya

Frezya güzel ve farklı kurguya sahip bir kitap, Hacer yetiştirme yurdunda tecavüze uğramış ve ardından başka adamlara satılmış bir kadın, sonrasında birazda olsa kendini bu hayattan soyutlamayı başarmış, biraz diyorum zira artık bir pavyonda şarkıcılık yapıyor,hiç kimse ona dokunmaya cesaret edemiyor,bir yerden sonra kendi hayatının kurallarını kendisi koymuş,tabi bunda dik duruşu,güçlü oluşu ve kendisini daha fazla ezdirmemek için herkesle çatışmayı göze almış olması güçlü bir etken.. Gelelim erkek karakter Timur efendiye, ben bu adamı tam olarak çözemedim, güçlü bir adam, tüm şehir önünde boyun eğiyor desek yerinde olur, mafyamıdır değilmidir belli değil, zira bir konuşmada olmadıkları gibi bir kaç cümle geçiyor, aslında tanınmış bir iş adamı otelleri ve tatil köyü projeleri falan bulunuyor, yaşadığı evde sadece kendisinin girebildiği bir serası var, orada frezya'lar dahil bir sürü çiçek yetiştiriyor hepsinin ayrı bir anlamı var onun için, evinde yaşayan ve aile dediği insanlar, Hikmet Teyze adında yaşlı bir kadın,kardeşten öte gördüğü ve sağ kolu durumunda olan Falaz adında genç bir adam ve Beste adında öz olmasa da kız kardeş konumunda buluna bir kızımız.. Timur'un Hacer'i hayatına dahil etmesindeki en büyük etken onun kimsesiz ve çok güzel bir kadın olması ve dolayısıyla içinde bulunduğu konum, onu düşmanına karşı kulanacak,aslında hesapta düşmanının yatağına sokacak ve karşılığında öğrenmesi gereken çok önemli bilgileri alacak,ama sonrasında ona aşık olmasıyla evdeki hesap çarşıya uymuyor... Hacer'in neden o evde bulunduğu gerçeğini öğrendikten sonra bile adama karşı tereyağı gibi erimesi beni sinirlendirdi,adam senin ne olduğunu bile bile hayatına soktu ama ilk başlarda her hakaretiyle yerini hatırlatmayı da ihmal etmedi, ve sen onca hakarete ilk başta yediğin dayağa ve başka bir adamın yatağına sokma planlarına rağmen Timur karşısında eriyip bittin, gücü gözünü kamaştırdı,oysa ben kendisi ile ilgili planları öğrendiği andan itibaren karşımda daha dişli bir kadın beklerdim sonuçta bu hayatta kaybedecek bir şeyin yok bari daha bir sert olsaydın burnundan getirseydin :) Timur kaba saba bir adam,kendi kuralları ve çiğnenmemesi gereken kanunları var, ayrıca kitapta argo yani küfürlü konuşmalar mevcut, fakat gelin görün ki hikayenin bir yarısından sonra bildiğimiz odun Timur birden aşk böceğine döndü, kızın geçmişinde ona acılar yaşatanlardan intikam almaya başladı,duygusal, romantik ve sürekli benimsin, bana aitsin diyen sahiplenici bir adama evrimleşti :) Frezya yazarın okuduğum üçüncü kitabıydı, kalemini çok seviyorum keza bu kitabı da çok güzel akıcı bir şekilde okunuyor,ama dürüst olmam gerekirse karakterlere pek ısınamadım, yani diğer kitapların karakterlerine bayılmıştım :) birde kitapta eksik olan kısımlar vardı mesela Timur'un hayatıyla ilgili çok fazla detay verilmemiş bir iş adamı ve ülkenin doğu sınırında bir takım işlere bulaşmış ama hepsi o kadar ayrıca Beste ve Falaz'ın büyük bombası da yarım kaldı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/03/frezya-yorum.html#more

Hızlı Kız
5/1004.03.2016

Baskı: Hızlı Kız

Hızlı Kız,gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor, başarılı bir koşucu olan ve ünü olimpiyatlara kadar uzanan bir kadın Suzy Favor Hamilton,ileride hayatını değiştirecek olan olaysa genetik bir hastalık, Bipolar bozukluk yani çift kutuplu rahatsızlık... Suzy,Winsconsin'de büyümüş,babasının asker olması nedeniyle ailede disiplin önemli, Suzy dört kardeşin en küçüğü,abisi Dan'in önemli bir hastalığı var, yukarıda bahsettiğim hastalık,zaten ileri ki yıllarda bu hastalık yüzünden abisi Dan intihar ediyor ... Suzy, her geçen zaman spor hayatında daha da başarılı oluyor,bir süre sonra sürekli birinci olmak gibi bir saplantısı ortaya çıkıyor gerçi bu her konuda böyle, birinci olmak ve tüm ilgiyi üzerinde toplamak onun için öncelikli hale geliyor...  Eşi Mark'la kolejde tanışıyor ilişkileri boyunca Suzy nin tuhaf hareketleri ilişkide gelgitlere neden olsa da onunla evleniyor ve asıl olaylar yirminci evlilik yıl dönümlerinde baş gösteriyor ... Eşiyle birlikte yıldönümlerini kutlamak için Las Vegas'a gidiyorlar,Suzy o zamanlar kırklı yaşlarda, monoton hayatlarına biraz renk katmak için eşiyle anlaşıp eskort bir kadınla birlikte oluyorlar, oldukça marjinal bir çift var karşımızda ve bu daha başlangıç.. Suzy'nin hastalığının belirtileri arasında aşırı sex ihtiyacıda var, Vegas'ta yaşananlar Suzy'e başka bir hayatın kapılarını açıyor ve sonrasında bu işi yapmaya karar veriyor,emlakçı Suzy o geceden sonra oluyor sana eskort Kelly,eşi Mark'ın da iznini alarak bu işe başlıyor, eşi "artık eş demeye bin şahit ister" tek istediği Suzy'nin mutlu olması hastalığının farkında ve aklı sıra onu özgür bırakarak her şeyin daha iyi olacağını düşünüyor.. Suzy hayatı boyunca işinde yani koşuda bir numara olmuş bir kadın ve bu birincilik sevdasını eskortluk işine de taşımaya karar veriyor en iyisi olmak için elinden geleni yapıyor,ve yaptığı işten oldukça zevk alıyor,kısa zamanda müşteriler arasında tanınmaya başlıyor,en gözde ve zengin müşteriler tarafından aranan bir isim haline geliyor,"bu konudaki gayreti gözlerimi yaşarttı desem yeridir" :))  Fakat bir zaman sonra tüm gerçekler ortaya çıkıyor ve aileler başta olmak üzere insanlar onun gerçek kimliğini öğrenmeye başlıyor  Bence Suzy hastalığının arkasına sığınan bir kadın, sex ihtiyacını ve fantezilerini uçlarda yaşamak için eşini ve çocuğunu umursamayan "gerçi o eşi umursasa ne olur umursamasa ne olur"  kendine uydurma ikinci bir karakter yaratan biri, yani her bipolar hastası eskort olursa vay dünyanın haline, sonuçta ilaçlarını düzgün kullanan yetişkin hastalarda bu semptomlar tedavi altına alınabiliyor, her bipolar kendini eskort servisinde bulmuyor :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/03/hizli-kiz-yorum.html#more

Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)

Kitap, beklentilerimin biraz altında çıktı diyebilirim , son yüz sayfaya kadar ağır ilerledi, okul ve ev arasında gidip gelen, biri dünyalı diğeri dünya dışı öğrenci bir çiftin günlük rutinlerini okudum, birbirlerini tanımaları, yakınlaşmaları,aşık olmaları, yani sizi aşırı merakta bırakıp heyecanlandıracak bir olay örgüsü yoktu, ama kızın okulda herkese karşı Aelyx'yi savunmasını sevdim, kendi ırkına karşı çocuğu ezdirmedi :) Aelyx bir L'eihrli, yakışıklı, akıllı ve karizmatik bir genç, bu gezegenin sakinleri kısa bir zaman önce Dünya'lılar ile iletişime geçerek belirli teknolojik konularda karşılıklı yardımlaşma örneği sergilemişler, bunların başında, kanser hastalığına çare bulmak var, mesela Cara yani dünyalı güzel öğrenci kızımız, annesinin hastalığının iyileşmesini bu varlıkların teknolojilerine borçlu, sonrasında öğrenci değişim programı girmiş devreye, onlardan bazıları dünya'da eğitim alırken bizlerden bir kaç öğrencide onların gezegeninde eğitim almayagitmiş, ama işin gerçeği L'eihr'lilerin akıllarında farklı bir plan var.. L'eihr halkı eskiden tıpkı bizim gibi, dengesiz, açgözlü, yıkıcı, bencil varlıklarmış...valla kitapta öyle yazıyor halbuki pamuk gibiyizdir : )) şartlar böyle olunca Yazgı olaylarını kontrolünü ele almış ve klonlama yöntemiyle çoğalmaya başlamışlar yani seçici üreme programı, sadece zeki ve duygusal anlamda olanların çoğalmasına izin verilmiş, ama zamanla bir çok duygu yok olmuş, sevgi, aşk, dokunmak hissetmek gibi .. işte dünya'lılar burada devreye giriyor, bu varlıklar L'eihr halkı ile Dünya halkının çiftleşmesini istiyorlar, yani dünya'lı ve uzaylı'lardan oluşan bir melez kolonisi oluşturmak, kaybettikleri duyguları bu şekilde geri kazanmayı amaçlıyorlar.. Zamanla okulda ve sivil halk arasında L'eihr'lilere karşı ayaklanma başlıyor, sonrasında bu ayaklanma bir L'eihr'li öğrencinin hayatını kaybetmesiyle şiddetleniyor, Aelyx' nin hayatı tehlikede olduğu için gezegenine dönmek zorunda kalıyor ama yanında Cara ile birlikte zira kız tüm Dünya'ya karşı Aelyx'nin yanında yer alıyor, ama Aelyx'nin dünya'lıların geleceği ile ilgili kızdan sakladığı önemli bir gerçek var... Kitap her ne kadar yavaş ilerlese de güzeldi, bu türü sevenler beğenecektir :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/yabanci-yorum.html#more

Baskı: İşgalci (Yabancı, #2)

Serinin ikinci kitabı ilkine göre hareketlilik açısından bir tık daha yukarıdaydı : ) ilk kitabın finalinde, Cara L'eihr gezegeninde kalırken Aelyx Dünya'ya dönüp, yaptığı hatayı düzeltmesi açısından Yazgı'nın ittifak müzakerelerine devam etmek zorunda bırakılır.. Cara'nın gezegendeki hayatı hiçte kolay geçmeyecek gibi görünüyor, gezegende Aelyx'in l'ihan nı, yani eşi olarak bulunacak, ama halkın pekte cana yakın olduğunu söyleyemeyeceğim, zira sevgi duyguları gerçekten körelmiş, çoğu klonlanmış yada yapay rahimde doğmuş varlıklar, gezegende her şey bir nizam içerisinde geçiyor tıpkı askeriye gibi, deri altına yerleştirdikleri bir çiple yaptıkları her şey kayıt altında, hepsinin tüm gün katılmak zorunda olduğu dersler yada uygulamalar mevcut, yalnız kardeşi Troy gezegene daha öncden gittiği için Cara yine de şanslı.. ben pek sevemedim bu gezegeni ... Diğer yanda Aelyx dünya'da çok zor günler geçiriyor, L'eihr'lileri istemeyen dünyalı sayısı iyice artıyor,iki gezegen arasında bir ittifak istemiyorlar,bu nedenle Aelyx' e düzenlenen suikstlerin ardı arkası kesilmiyor, bu suikast lerin birinde David adlı bir asker hayatını kurtardığında, Aelyx ve Syrine'in koruması olarak atanıyor.. en büyük hayal kırıklığını David' de yaşadım resmen, ayrıca yazar Syrine karakterine iki kitapta da bayağı acımasız davranmış kızı her ne kadar sevmesem de üzüldüm .. Aelyx ve Cara arasındaki özlem her geçen gün artıyor ikiside üstlerine düşen görevi yapmak zorundalar , ellerinde bulunan küçük küreyle görüntülü olarak iletişim kurabiliyorlar ama zaman pek yeterli olmuyor, ikilinin bir araya gelmeleri için bir süre geçmesi gerek, bu arada Cara, Aelyx'in l'ihanı yani eşi olarak ittifak sonucunda gezegende Koloni olan yeni yerleşim yerinde yaşayacak ,ama öncesinde onlardan biri olduğunu kanıtlamak için Sh'ovah törenine katılıyor Yazgı'nın ve diğerlerinin karşısında çıplak bir şekilde duracak ve onların üzerine çamur sürmelerini bekleyecek... tuhaf bir çamurla sıvanma töreni :) Bu arada önemli bir gelişmede L'eihr' lilerin içlerindeki gizli bir düşman, hem gezegenin hem dünya'nın hemde Aelyx ve Cara'nın hayatını tehlikeye atıyor özellikle Jaxen' denen kıl kuyruğa dikkat :) http://gulunkitapligi.blogspot.com/2015/11/isgalci-yorum.html?spref=fb

Baskı: Aşk Her Şeyi Affeder Mi?

Bir aşkın gücü çekilen acının büyüklüğüyle sınanırmış ve bir adam ne kadar güçlü severse ateşe her daim daha yakın olurmuş,bu kitapta bir adamın kendi ateşinde nasıl yandığını okuyoruz :( Aşkın,tutkunun,öfkenin ve kıskançlığın çok yoğun yaşandığı güzel bir kitaptı,insan bu kadar çok sevince hata yapması kaçınılmaz oluyor sanırım, sevdiğinin sadece sana ait olması duygusunu bazen abartabiliyor ön yargılarımıza yenik düşebiliyoruz, tıpkı Demir'in Burcu'ya yaptığı ve her şeyi mahvetmenin kıyısına getirdiği gibi .. Demir, Burcu'yu ilk kez Cannes'da iş adamlarının katıldığı bir davette görüyor, üzerindeki kırmızı elbisesi, mavi gözleri ve her güldüğünde beliren gamzelerinin derinliğinde kayboluyor,ama kızın kim olduğu hakkında en ufak bir fikri yok,tanışmaya fırsatları da olmuyor,fakat ülkesine döndüğünde bile aklı hala kızda kalıyor .... Ve bir süre sonra Paris'e bir iş seyahatine gittiğinde bu gamzeli güzelle tekrar karşılaşıyor bir mucize gibi :) Paris'te aşkın şehrinde tanıştıkları andan itibaren birbirleri için yaratılmış bir çift var karşımızda,tutkuları ve aşkları çok güçlü, aralarındaki ilişki de her şey çok çabuk gibi gelişiyor gibi geliyor insana ama onların ki tamamen ruh uyumu :) Burcu ailesiyle yaşadığı bir takım sorunlar yüzünden istanbul'dan kaçarcasına uzaklaşmış ve kız arkadaşı Denise' le birlikte Paris'te yaşamaya başlamış,aslında baskıcı bir ailesi var yani abileri bildiğiniz odun erkeği ama kardeşlerine güvenleri tam olduğu ve yaşadığı talihsiz olayı atlatabilmesi için seslerini çıkarmamışlar. Demir, başarılı ve karizmatik bir iş adamı,sert karakterli,abartı derecesinde kıskanç ve çok fazla sahiplenici, masaya servis yapan garsonu bile dövecek o derece yani :) aslında Burcu'nun abisi Murat'la eskiden bir dostlukları olmuş aileler birbirini tanıyor diyebiliriz iş ilişkilerinden dolayı ama Demir kızın kim olduğunu bilmiyor.. Paris' te başlayan aşk aynı hızla istanbul'a taşınıyor,daha güçlü ve kopmaz bir bağla,fakat kim demiş kusursuz aşk vardır diye,onların aşkının kusuru da Burcu'nun eski nişanlısı Çağlar, adam kötülüğün beden bulmuş hali, aslında bilindik bir nişanlılık değil onlarınki, ailenin tamamen yanlış anlaması sonucu nişanlamışlar kızı, fakat işin içinde şantaj ve tehdit de var... Bence ilişkilerindeki en büyük yanlış, Burcu'nun bazı konularda Demir'e karşı açık davranmamasıydı ve bunu en son yaptığında hayatlarında her şey değişti,sakladığı bir olayı Demir öğrendiğinde,hayatlarındaki en güzel günü bir kabusa çevirdi, adam adeta çıldırdı ve hayatı boyunca unutamayacağı o hatayı yaptı... Başlarda çok kızdım Demir'e ama zamanla affediyorsunuz, fakat Burcu bu affetme sürecini çok uzattı, o kadar belirsiz davrandı ki, beni bile çıldırttı :) Kitabın içeriğinde bolca yetişkin sahneleri vardı ama hiç rahatsız olmadım, yazar,aşkı,tutkuyu,öfkeyi,cinselliği yani bir kitapta olması gereken ne varsa hepsini çok güzel yansıtmış, ayrıca Demir'in Burcu'ya küçüğüm demesini çok sevdim :) Serinin diğer kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/ask-her-seyi-affeder-mi-yorum.html#more

Baskı: Milyonluk Kirli Sır (Million Dollar Duet #1)

Doğru dürüst bir konu üzerine odaklanmadan sırf yazarın fantezileri için yazdığı bir kitap diye düşünüyorum : )) Delaine, annesi kalp hastası olan yirmi dört yaşında genç bir kız, babası da işsiz kalınca hastane masraflarının altından kalkamayacağının farkında, son çare olarak arkadaşı Dez’in yaptığı iş yapmaya karar veriyor. Kendisini,alıcılarının kimliklerinin gizli olduğu bir açık arttırmada, iki yıllık bir kontratla ve tam iki milyon dolara, sex kölesi olarak satışa çıkarıyor, üstelik daha önce hiçbir cinsel deneyimi olmamış.. Lane’yi satın alan zengin ve yakışıklı iş adamı, Noah Crowford, eski nişanlısının ihanetine uğrayınca,içerisinde aşkın olmadığı sadece sex e dayalı bir ilişki peşinde bu nedenle böyle bir açık arttırmaya katılıyor.. ( Böyle bir adam sex arkadaşı bulmak için neden açık arttırmaya katılır anlamış değilim,konumuna bakacak olursak çok saçma geliyor bana) Söylemek zorundayım ki Laine’in masumiyeti Noah’ın evinden içeri girdiği andan itibaren bitiyor, kadın birden bire evrim geçiriyor,tam bir sex delisi hatta bağımlısı haline geliyor Noah bazen kendisini geri çekmek zorunda kaldı, o derece yani tabi yazarın masum kız imajı da inandırıcılığını yitiriyor :) Noah zaten kitap boyunca eli şeyinde dolaşan bir adam, nerede, ne zaman pantolonunu indireceğini kestiremiyorsunuz, zira ilk sayfadan itibaren “yok artık” kelimesi okuyucu için bir alışkanlık halini alıyor :) Kitapta duygular çok eksikti,karşılıklı diyaloglar neredeyse yok derecesinde, yemek yemeye zor vakit buldular, varsa yoksa sex, Laine, annesini ve hastalığını unuttu neredeyse zira kitap boyunca ailesini bir kez aradı, garibim fırsat bulamadı : )) Yazar kitabı bu kadar sex e boğmasaydı, aşka biraz daha odaklansaydı iyi olurdu zira hangi ara aşık olduklarını anlamadım bile, Kısacası Noah , Laine aşkı yerine, Casus Şeftali ve Süper Kamış aşkına hazır olun ( okuyanlar ne demek istediğimi anladı : )) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/milyonluk-kirli-sir-yorum.html#more

Baskı: Ruhumdaki Canavar (Monster in His Eyes, #2)

Naz size ne cenneti,nede cehennemi vaat ediyor,onun size sunduğu tek şey Araf,çünkü onunla olmak tıpkı Araf'ta olmak gibi .... Gerçek Naz'a ulaşmak için çok derinlere bakmak gerekiyor,bir yanınız onun derinliğinde kaybolmak isterken,diğer yanınız son hızla kaçmanız gerektiğini fısıldıyor :) ilk kitabın finali tam bir kırılma noktasıydı,ve bu bize ikinci kitapta gerçek Naz'ı tanıma fırsatı verdi,yaşananları onun ağzından okumak güzeldi,soğukkanlı acımasız bir katilin kendisiyle yaptığı iç hesaplaşması Naz'a farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor... Naz gerçekten soğukkanlı bir katil,öldürdüğü insanların gözlerine bakarken kılı kıpırdamıyor,son yirmi yılını iki şeye adamıştı,ölen eşi ve doğmamış bebeğinin intikamını almanın yanı sıra Ray'e hizmet etmek, Ray ölen eşinin babası ve onu genç bir adamken yanına alıp katile dönüştüren kişi.. Naz ilk kitapta Karissa'ya aşık olduktan sonra ki olmasa ne güzel olurdu :) geçmişini sorgulamaya başlıyor,yıllardır görüşmediği ailesiyle bağlantı kuruyor yada kurmaya çalışıyor diyelim,yalnız bu arada işlediği cinayetlere yenilerini eklemekten de geri kalmıyor.... Karissa ilk kitaptaki kadar soğuk ve sevimsiz,yaşı gereği olsa gerek çocukça hareketleri çoktu, yetişkin gibi konuşmaktan aciz, kitabın yarısı boyunca triplerinden fenalık geldi :), kız ne aşkını ne tutkusunu yansıtamıyor, o sıcaklığı hiç bir satırda hissedemedim.. Naz bu kitapta da can almaya devam ediyor demiştim ama kendisi de ölüme yakın bir deneyim yaşıyor,ve bunun karşılığında aldığı canlardan birinin ucu Karissa'ya dokunuyor.. ilk kitaptan daha çok sevdim ikinci kitabı,ital'ya seyahatleri güzeldi,özellikle bu tatilde yaşanan yetişkin içerikli sahnelerin Naz'ın sert ve acımasız karakterini tam anlamıyla yansıttığını düşünüyorum :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/ruhumdaki-canavar-yorum.html#more

Baskı: Bekir (Bir Türk Masalı, #3)

Serinin bu son kitabında,bir diğer devemiz Bekir'in hayatına konuk oluyoruz,Sedat'la tanışmadan önceki hayatını,öksüzlüğünü,teyze kızı Selma ile tanışmasını ona olan aşkını,eline silah verip onu yer altının karanlık tünellerine çeken akrabalarını ve daha bir çok bilinmeyeni öğreniyoruz... Bekir,cesaretiyle,zekasıyla, karakteriyle bulunduğu ortamda dosttan çok düşmana sahip olan biri,düşmanı bile olsa kimseye ihanet edip sırtından vurmuyor, Bekir'in Sedat'la ilk tanışması askerliğini yaptığı yıllarda oluyor zaten kitabın ilk çeyreği Bekir'in askerllik yıllarına ayrılmış durumda ve eğlenceli bölümler vardı : ) Ama Bekir'in Sedat'ın tehlikeli dünyasına asıl dahil olması, Sedat'a kurulacak bir tuzağı haber vermesiyle oluyor,daha önceden tanıdığı bu gözü pek,onurlu adamın pis bir oyuna getirilmesine razı gelmiyor zira bu iki deve aynı pis çarkın içinde ama henüz biribirlerinin ne iş yaptıklarından tam olarak haberdar değiller :) Diğer kitaplarda açıkta kalan bazı olaylar bu kitapta çözülüyor,Bekir'in iki kez ölümden dönmesi, ki bunlardan biri Ali'm in hayatını kurtarırken oluyor, Selma ile ilk karşılaşmalarını ve aşklarının nasıl ilerlediğini öğreniyoruz,ayrıca Sedat'ın Bekir'i kendi ailesine sağ kolu olarak dahil etme çabası görülmeye değerdi,vurdulu kırdılı eğlenceli bölümlerdi Sedat bildiğimiz Sedat yani muhteşem :)) Güzel bir kitaptı fakat sevmediğim kısımlarda vardı mesela Selma'nın gereksiz ve saçma inadı,sonra yine Selma yüzünden boşa geçen onca yıl,kısacası kitabın en sevmediğim karakteri Selma oldu :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/bekir-yorum.html#more

Kuzey Masalı
9/1002.12.2015

Baskı: Kuzey Masalı

Çok güzel, çok eğlenceli,bol aşklı, birazda ütopik bir roman okudum desem sanırım özetlemiş olurum, ütopikler yorumun sonunda :) Masal yirmi altı yaşında ,ömrü teknoloji doktoralarıyla geçmiş, bir bilişim uzmanı,kendisi sekiz dil biliyor, ve arabalar hakkında bilmediği yok aynı zamanda çok güzel ve çok eğlenceli bir kız ayrıca bana biraz hiper aktif gibi geldi : ) Kuzey' in kendi teknoloji şirketi var ama aynı zamanda BiS'de yani Bilişim istihbarat Servisinde Ajan olarak çalışıyor, Masal ile aynı uçakta istanbul'a döndükleri sırada tanışıyorlar, Masal okuldan eve bir haftalık izni için dönerken Kuzey BiSS'in istanbul şubesine geri dönüyor, zira bir veri alışverişi için birileriyle buluşması gerekiyor.. Zaten olaylar bundan sonra başlıyor, bu ikilinin aynı anda aynı yerde olmaları için görünürde hiç bir sebep yok, ama bu Masal'ın Kuzey'in de içinde bulunduğu ve silahların konuştuğu bir alışverişin ortasında olduğu gerçeğini, değiştirmiyor :) Aslında karşılaşmaları ve aynı işe dahil olmaları başta tuhaf gelse de yazar sonlara doğru olayları öyle bir toparlıyor ki bu insanların geçmişten gelen, birbirleriyle olan bağlantılarını okudukça taşlar yerine oturuyor... Yazarın Kalemini çok sevdim, kalın bir kitap olmasına rağmen satırlar su gibi akıyor, Kuzey ve Masal'ın aşklarını, aralarındaki diyalogları zevkle okuyorsunuz, hatta bir süre sonra Kuzey'in homurtularına ve bağırtılarına alışmaya başlıyorsunuz :)) Kitap çok güzeldi güzel olmasına ama gelelim bana ütopik gelen eğlenceli kısımlara :)) Öncelikle, kitaptaki yabancı karakterler fazlaca türk vari olmuş, hatta ajanların içinde bir kontumuz bile var adı Alex oda neredeyse bizden biri gibi, ayrıca kendisi ikinci kitabın kahramanı.. Acaba diyorum Masal'ın özellikleri fazla mı abartılmış, yani bir insan tüm arabaların özelliklerini nefes almadan sıralayıp, latince dahil sekiz dil bilip, ve havaalanında x-ray cihazının içine girebilecek kadar nasıl sakar olabilir, tüm bunların üstüne, uçakta o bavulun nasıl olup da açıldığını ve o pembe külotun Kuzey'in başına nasıl düştüğünü söylemiyorum bile, üstüne birde adama pembe size çok yakıştı demez mi :)...son olarak Cemre'nin olayını çok gerçek dışı buldum, ve hala o örgütü nasıl kurduğunu mantığıma oturtamadım :)) Bu arada Ortaköy' de gizli yolla mı var yahu,bu Biss Sarıyer'de tam olarak nerede acaba, hayır oraya yakınımda http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/kuzey-masali-yorum.html?spref=fb

Sonuna Kadar
6/1024.11.2015

Baskı: Sonuna Kadar

Klasik bir aşk hikayesi daha :)) Gavin Luciano'nun geçmişinde kaybettiklerini aklı başına geldikten sonra geri kazanma çabasını okuyoruz, sırf kendisini sevdiğini söylediği için terk ettiği bir kız arkadaşı var adı Miranda,bağlanmaktan korktuğu için kızı öylece bırakıp gitmiş, hem kızı hem kendi ailesini ve ailesine ait italyan restoranının işlerini her şeyi yarıda bırakıp kaçmış.. Gavin her şeyi geride bıraktıktan sonra dünya yı dolaşmış en son Hindistan'a gitmiş orada karma felsefesini öğrenip oradaki hayatları görünce geçmişiyle yüzleşmeye, kendi karmalarını temizlemeye karar vermiş, tabi bu arada Miranda yı ne kadar çok sevdiğini aklından bir an bile çıkmadığını öğreniyoruz, Gavin en sonunda ülkesine geri dönmeye karar veriyor ama tam üç yıl sonra .. Öncelikle batmakta olan aile restoranının başına geçiyor ama bu iş göründüğü kadar kolay değil, restoranın kurtulması için neredeyse üç ayları var fakat sürekli işi savsaklayan bir erkek kardeşi, boş vermiş bir barmeni,her yemeğin tuzunu kaçırıp müşterilerin sürekli su sipariş vermelerini sağlayan bir de restoran şefi var :)) Bu arada Miranda'yı sürekli göz hapsinde tutuyor ama henüz cesaretini toplayıp karşısına çıkabilmiş değil, fakat Miranda o gece restorana gelince karma devreye giriyor, kız oranın Gavin'in ailesine ait olduğunu bilmiyor,zira onlarla hiç tanışmamış,ve Gavin'in geri döndüğünden de haberi yok... Fakat Asıl karma şu ki Miranda son yılların en beğenilen restoran eleştirmeni, ve o gece piyango Gavin'in ailesine ait restorana vuruyor, malum restoranın durumu içler acısı ve kızımız köşesinde bunu belirtmek zorunda, tabi Gavin'le göz göze geldiklerinde geçmiş yeniden canlanıyor terk edilmenin acısı, unutamadığı aşkı ve alınması gereken bir intikam olayın seyrini değiştiriyor : )) Klasik bir aşk kitabından öteye gidememiş, akılda kalıcı hiç bir sahne yada olay örgüsü yok, uzatmak için eklenen gereksiz diyaloglar kafa yoruyor, yazar aralarındaki aşkı aktarabilmeyi başarmış ama yinede kızımızın bir iki hayır dan sonra hemen affetmesini çok gerçekçi bulmadım, bırak aylarca sürünsün üç yılın acısını çıkar değil mi, ama nerdeee :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/sonuna-kadar-yorum.html?spref=fb

Gözde Bekar
6/1022.11.2015

Baskı: Gözde Bekar

Maalesef çerezlik kitaplardan biri daha :) Her zaman ki gibi, zengin ve yakışıklı bir iş adamımız var,adı Brit Bencher, kendisi Excorp şirketlerinin Ceo'su ailesine düşkün biri , kardeşleri ve yeğenleri için yapamayacağı şey yok,bu uğurda kullanmakta sakınca görmeyeceği insanda ve güzel avukatımız Tori de bunlardan biri.. Brit'in kız kardeşi Melissa özel hayatında yaşadığı bir travmadan sonra kendi kabuğuna çekilir,Brit in onu iyileştirmek için aklına gelen plansa kardeşinin çalışmayı çok istediği ünlü Solen Laboratuvarının sahibi Garth Solen e ulaşmak, Britt kendince kardeşinin iş hayatına yoğunlaşırsa hayatına yeniden devam etmeye başlayacağını düşünüyor .. Tori Anderson oldukça akıllı ve işiyle yatıp kalkan bir kadın, alzheimer hastası bir annesi onu terk eden bir nişanlısı ve bir de kedisi var , en azından vardı :) hem arkadaşı hemde müvekkili Jerry nin Excorp şirketleriyle yapacağı ortaklık için, sözleşme şartlarını konuşmak üzere New York a şirketin sahibi Brit Bencher ile görüşmeye gidiyor.. Ve Brit in aradığı fırsatı bizzat ayağına götürüyor zira Brit in yaptığı araştırmalar sonucu Garth Solen e ulaşabilen sınırlı sayıda insanlardan biri de Tori ve Brit bu fırsatı değerlendirmek için zaman kaybetmiyor şirket sözleşmesinin yapılacağı gün Tori ye kur yapmaya başlıyor ve çekiciliğini kullanarak onu kendisine aşık etmeyi deniyor, aklınca Solen in telefon numarasını eline geçirecek ve bir kaç güzelde gece... Hikayenin gerisi standart, önce bir gecelik başlayan ilişki, bir aylık bir süreye uzuyor, sonra aşık oluyorlar falan filan , ikili arasındaki diyalogları pek beğenmedim, gereksiz sohbetler ve uzatmalarla sıkıldığım bir kitap oldu, karakterleri pek sevemedim, aşkları da beni hiç etkilemedi desem yalan olmaz :)) Bencher Family, Britt - Melissa ve Ross kardeşlerin hikayelerini anlatan 3 Kitaplık bir seri 1- Gözde Bekar ( Britt and Tori) 2- The Boss Fake Fiancee ( Melissa and Garth) 3- Falling for Mr. Wrong ( Ross and Kelsey ) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/gozde-bekar-yorum.html#more

Baskı: Dikkat! Aşk Çıkabilir

Kitaba bayıldım, çok eğlenceli , romantik bir komediydi, eleştirdiğim bir iki yer var tabi ama geneline bakınca harikaydı. İlkim, kafasını kitaplarından ve makalelerinden kaldırmayan derslerinden başka hiç bir şey düşünmeyen ve Stanford'da okuma hayali kuran bir Bilim kadını adayı. Böyle bir kızın karşısına, sürekli öfkeli, her olayda eli belindeki silaha giden, vurmaya kırmaya meraklı bir Mağara ( pardon mafya) adamı çıkarsa ne olur , işte Asude neler olduğunu muhteşem kalemiyle yazmış, Kitabı o kurken bir ayağınız Türkiye'de diğer Amerika'da iki ülkede de olaylar hiç hızını azaltmıyor bu ikilinin didişmelerini, birbirlerine aşık olmalarını, yanlış anlaşılmaları ve bundan doğan çılgınlıkları keyifle okuyacaksınız :) Aslında bu kitapta İlkim ve Martin dışında harika bir çift daha var, Martin'in kız kardeşi Maryson ve boşandığı eşi Seth, eski eşi diyecektim vazgeçtim, zira ikisi de birbirleri için hiçte eskimiş değiller, üstelik onları birbirine bağlayan zeki ve tatlımı tatlı kızları janet var .. Maryson ve Seth hala birbirlerine aşık ve tutkuyla bağlılar, onların tanışmaları çocukluklarına dayanıyor, Maryson'ın sevdiği ve birlikte olduğu ilk ve tek adam Seth, her ne kadar yıllar önce boşanmış olsalar da dediğim gibi hala birbirlerine deli gibi aşık bir çift. Maryson inatçı, güzel ve çetin ceviz bir avukat Seth ise en az genç kadın kadar gururlu ve mağrur asla ilk adımı atmamaya kesin kararlı , bir araba tamirhanesi var daha başka şeyleri de var, asilik yakışıklılık ve karizma... Onların anlatıldığı satırları çok seveceksiniz ,bence bu ikiliden bir kitap harika olurdu keşke olsaydı : ( Dikkat Aşk Çıkabilir yazarın okuduğum ikinci kitabı , daha önce Gül ve Avcı kitabını okumuştum ona da bayılmıştım :) Not: Tekin Soyönder'in kitabını sabırsızlıkla bekliyorum :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Huysuz ve Ruhsuz
8/1014.11.2015

Baskı: Huysuz ve Ruhsuz

Kitabın kilit bölümleri, zorlama olmasaydı ve mantığıma ters düşmeseydi, tadından yenmezdi, ama yinede çok eğlenceli ve güzel bir kitaptı haksızlık etmeyeyim :)) Doğa kızımız bir iç mimar, aile işinde çalışmak yerine kendini göstereceğini düşündüğü ünlü Korkut Kardeşlerin şirketinde çalışmak istiyor, ilk gün Yağız Korkut ile olan tanışması ve akabinde yaşanan tatsızlık bana biraz zorlama gibi geldi, yani iş başvurusu yaptığın gün patronun odasını dinleyip, son hız içeri dalıp, adama ağzına geleni saydırıp, elini tehdit eder gibi göğsüne dürtüp, üstüne birde adamı kendine aşık etmek, zorlamaların ilkiydi :) Yağız,aile şirketinde kardeşi ile birlikte çalışıyor, bir tatil köyü projesi var ve doğa'nın çizimleri tamda adamın hayalini kurduğu türden, ilk gün kızın deneyimsizliğinden dem vurup bir iki laf sokunca ki doğa o sırada kapıda kulak misafiri , aralarında yaşanan tatsızlık ve kızın ona haddini bildirmesinden sonra ne hikmetse ışık hızıyla kıza tutuluyor, ertesi gün kızın kapısında alıyor soluğu, tanıdık geldi mi bu sahne :) Kitabın ilk yarısını okudukça inadına aşk dizisi canlandı gözümde, Doğa bildiğin Defne, kızın erkek kardeşlerini oludukca Çınar ve Toprak geliyor insanın gözlerinin önüne, bazı cümleler neredeyse aynı kullanılmış, zaten kapak fotoğrafı da aynı Yalın :) Bu kısımda spoiler vereceğim ona göre : )) Kitabın diğer zorlama kısımları ise , Doğa ve Yağız arasında başlayan aşkın, tamamen saçma sapan bir olay yüzünden bitmesi, hiçbir mantığı yok, sırf yazılmış olmak için yazılmış bir kötü kadın karakteri var ortada , akabinde kızın ortadan kaybolması, hamile olduğunu öğrenmesi ve kimseye haber vermeden doğurması ile üzerinden geçen üç koca yıl, yani kızın ailesi bildiğin taş fırın ailesi, bunca gizliliği nasıl başardın,böyle önemli bir olayı söylememek ne cesaret, bu arada Yağız her yerde kızı arıyor ve hala deliler gibi aşık... Yukarıdaki saçma kısımları görmezden gelirsek, girişte söylediğim gibi güzel ve eğlenceli bir kitaptı :)) ikilinin birlikteyken geçirdiği zamanları sevdim, aralarındaki aşk güzeldi, Yağız'ın küfürbaz ağzı bile sorun teşkil etmedi, hatta kitabın en eğlenceli kısımlarıydı diyebilirim , aslında Yağız karakterini Doğa'dan daha çok sevdim, adam geçen üç yılın acısını biraz daha çıkarabilirdi bence, zira kız bunu fazlasıyla hak etti. Bu arada kitabın en güzel taraflarından biride çok çabuk okunması, cümleler sizi boğmuyor :))

Baskı: Jacob (Gece Gezginleri #1)

Onlara Gece Gezginleri diyorlar, iblisler,kurt adamlar, vampirler aralarında bir çok türü var .. Jacob, dört yüz yaşında bir iblis, ve o bir infazcı, her bir iblis doğadaki bir elementi temsil ediyor, mesela Jacob bir toprak iblisi , o doğanın ta kendisi : ) iblislerin senede iki dolunay zamanları var,onlar için hem kutsal hem de lanetli bir zaman, lanetin nedeni ise , bu zamanlarda İblisler en güçlüsünden en zayıfına, en kadiminden en ergenine kadar, engel olamadıkları bir şehvetin büyüsü altına giriyor, insanlara karşı koyamadıkları bir arzuyla, cinsel birleşme amaçlı saldırıyorlar , bu o kadar şiddetli oluyor ki bu ilişki sırasında iblisler tüm iyi ve doğru yanlarının kapılarını kapatabiliyor, kendilerini o anın büyüsüne kaptırabiliyorlar ve bu da çoğu zaman insan olan tarafın ölümü ile sonuçlanıyor .. Jacob, insan ırkını bu tehlikeli dolunay zamanlarında kendi ırkından korumakla görevli, kim olursa olsun şiddetle cezalandırıyor bu nedenle çok yakın arkadaşları dışında infazcının neredeyse hiç seveni yok.. Aslında bu lanetlerinin çözümünü zamanında yaptıkları bir katliamla kendi elleriyle yok etmişler, tabi farkında olmadan, zira katlettikleri ırk Druid ırkı, yani onların bu lanetlerinin tek çözümü Druid ler le ya da onların soyundan gelenlerle birlikte olmalarında,.. Fakat gerçek şu ki, İblisler onları tamamen yok ettiklerini düşünseler de hayatta kalan Druid ler ,insanlarla çiftleşip bir şekilde soylarını devam ettirmişler, yani dünya da kadın ve erkek, yarı insan yarı druid kanından olan ölümsüzler dolaşıyor fakat insanlar bunu kendileri de bilmiyor … İsabella ve kız kardeşi Druid soyundan geliyor, fakat bundan haberleri yok zira normal bir hayat yaşamışlar, Bella ve Jacob un tesadüfi karşılaşmaları ki oda oldukça enteresandı,tüm bilinen gerçekler değişiyor ve her iblisin aslında bir Druid eşi olduğu ortaya çıkıyor.. Aslında bu biraz tehlikeli bir durum çünkü, bir iblis farkında olmadan bir şekilde Druid eşine tesadüfen rastlamış ve sırf şehvet zannederek ona kısa bir şekilde dokunmuş da olsa ayrıldıklarında , bu iki tarafından ölümü ile sonuçlanıyor, zira enerjileri ile birbirlerini besliyorlar, çünkü dokunuşları ile dna larını aktive etmiş oluyorlar, o andan itibaren ya birbirleriyle eşleşecekler yada ölümü göze alacaklar.. Kitabı çok beğendiğim , sevdiğim fantastik kitaplarımın arasında yerini aldı, aşk, erotizm, aksiyon derken okunması gayet keyifli, gerçi bazı okuyucular sıkılmış , yazar olaylar ve geçmiş kehanetler daha iyi anlaşılsın diye biraz fazla detaya girmiş o kısımlar belki sıkabilir :) Yayınevi mutlaka diğer kitapları da çıkarmalı, zira diğer kitapların karakterlerinden bazılarını bu kitapta tanıdım ve çok sevdim hepsi birbirinden tatlı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/jacob-gece-gezginleri-yorum.html#more

Baskı: Milyonluk Günahkâr Düet (Million Dollar Duet, #2)

Serinin ikinci ve son kitabıydı, bu kitapta da kamış ve şeftalinin aşkı son hızla devam ediyor yani çiftimizin azgınlıkları tam gaz : )) Noah ilk kitabın sonunda Laini’ nin neden bu işi yaptığını öğrenince pişmanlık duymuş ve onu azad etmişti, fakat Laini’nin gitmeye niyeti yok, ama annesinin durumu ağırlaşınca zahmet edip gidiyor, bir ailesi olduğunu hatırladı sonunda :)aslında ailesi ile arası çok iyi, ama nedense Noah’ı görünce aile ikinci planda kalmıştı, yazar bu konuda açığı kapatmaya çalışmış bu kitapta,bu arada kızın özellikle annesi ile yaptığı sohbetlere tanık olunca rahatlığını nereden aldığını anlıyoruz : ) Noah bu ayrılığa çok dayanamıyor tabi, kızın peşinden ailenin yanına gidiyor, annesinin hastalığı için nüfusu ve parası da devreye girince ailenin kahramanı oluyor, tabi bu arada hastane dahil birlikte olmadıkları yer kalmıyor, Noah için yer ve mekan sorunu yok, adama her yer mübah :)) İlk kitapta Noah’ın eski arkadaşı ve şu anki iş ortağı David adında rezil bir adam vardı, bu kitapta onun yeni rezilliklerine tanık oluyoruz, uyuşturucu , kadın ticareti, şantaj, mübarek de yok yok bu kitapta çiftin başına iyice bela oluyor.. Yazar ilk kitaba göre daha hareketli ve romantik sahneler yazmış, özellikle Laine'nin pencereden atlamak için ağaç dallarında dolaştığı kısmı sevdim :) Kitabın finalini okuyunca gözümde Grinin Elli Tonu serisinin finali canlandı :) ama sevdim sonunu, yarım puan fazlayı hak etti : )) Puanım 3,5 http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2015/11/milyonluk-gunahkar-duet-yorum.html#more

ÖncekiSayfa 7 / 16Sonraki