
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Hazan Yaprakları
📚 Yazarın basılı tek eseri diye biliyorum, kolay okunabilir bir gençlik romanıydı yalnız gençlik romanı deyince mutlu mesut aşklar gelmesin aklınıza, zira dram yanı ağır basıyordu ... Kitap, Sarp ve Kuzey adlı iki arkadaşın acılarını ve hayatlarındaki eksiklikleri bulmalarını anlatıyordu .. Kuzey yirmi iki yaşında genç bir adam, üvey bir kız kardeşi var, annesini kaybedince yıllardır hiç görmediği babası ve onun yeni ailesi ile tanışmak zorunda kalıyor, aslında babası oğlunun varlığını öğrenince onu buna mecbur bırakıyor diyelim, çünkü artık kendileri ile birlikte yaşamasını istiyor, fakat üvey kardeşleri hiç de babaları gibi düşünmüyor.... Kuzey yeni ailesi ile tanışmak için zorla da olsa eve adımını attığında, kuzenlerinden biriyle Yaprak'la tanışıyor, kardeşlerinin ona duyduğu kine rağmen, Yaprak her zaman Kuzey'in yanında oluyor ve zaman geçtikçe aralarında duygusal bir bağ oluşuyor ... Sarp, küçük yaşta evlatlık verilmiş işinde başarılı genç bir adam, yaptırdığı araştırmalar sonucunda öz ailesinin hayatta olduğunu öğreniyor, her zaman yüksek standartlarda yaşayan bu insanların kendisini neden evlatlık verdiğini öğrenmek için kimliğini değiştirerek ailenin içine giriyor ve öğrendiği gerçeklerle geçmişinin kapılarını aralıyor, bu esnada hayatın sadece tadını çıkarmasını bilen ama içinde bulunduğu sırların farkında bile olmayan Duygu ile tanışıyor... Sarp ve Kuzey yeni tanıştıkları aileleleriyle nasıl bir yol izleyeceklerini düşünürken, açığa çıkan sırlar ve öğrendikleri gerçekler, aşklarını ve geleceklerini derinden etkileyecek, alınan kararlar kimine geç mutluluk getirirken, kimini ise sonsuz bir acıya boğacak ... Bazı aşklar mutlu bitmez, bazıları ise ikinci bir şansı hak eder, yazar farklı bir son yazmayı tercih etmiş ... Bence bu kitabın devamı olmalıydı zira birçok olay geçiştirilmiş gibiydi, biraz daha detay fena olmazdı bence :) Bu arada kitabın kapağı hoşuma gitti lakin beni yanılttığını söylemeliyim,okurken yaşları daha büyük insanlar bekliyordum ama 17 ve 22 arasında değişiyordu yaşlar , sadece Sarp 27 yaşındaydı ama kapaktaki karakterler daha büyük görünüyor :) 📚
Baskı: Çalıntı Kalp
📚 Yazarın severek okuduğum dördüncü kitabı, iki kitabı kaldı onları da okumak kısmet olur umarım :) Yazarın bu kitapta bölüm başlarına ve bölüm içlerine yerleştirdiği sureler çok güzeldi ve gerçeğe giden yolda birer rehber niteliğindeydi, ölümle yaşamın iç içe geçtiği, kimin gerçek kimin hayal olduğunu merak ettiğiniz güzel bir kitaptı... Tarihi eser kaçakçısı olduğu düşünülen bir imam, yasal olmayan bir şekilde gerçekleştirilen kalp nakilleri, gizlenen sırlar ve her şeyin yazılı olduğu kayıp bir defter.... Her adımda gerçeğe biraz daha yaklaşan ve kaderinin bu dosyaya bağlı olduğunun farkında bile olmayan gözü pek bir dedektif Çetin Lur... Birdenbire bu dosyanın kahramanları haline gelen, kalp nakli geçiren genç ve güzel bir kadın Leyla Zarif, ünlü bir kalp doktoru Rauf Hamedi, antikacı Roza Perityan, genç bir imam Şizam ve her şeyin düğüm noktası olan babası imam Rasim... Her şey Süreyya operası'nda ki o gece başladı, sahnede orkestra Sultan Abdülaziz'in Valse Davet bestesini çalarken, kader bu altı insanın hayatını birleştirmek üzereydi... Üsküdar'daki Rumi Paşa Cami'nin mezarlığında kalbini arayan bir kadınla, arafta kalan bir adamın sonsuzlukla buluşmasının hikayesi sizi oldukça etkileyecek 🕊
Baskı: Rüyamsın
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı artılarıyla eksileriyle bunu da bitirdik :) Ailesini kaybeden Rüya, erkek kardeşi ve yakın arkadaşı ile birlikte aynı evi paylaşmaktadır, eski nişanlısı ile yaşadığı kötü bir olaydan dolayı erkeklere karşı bir ön yargısı oluşan genç kadın, işyerinde kimse onu rahatsız etmesin diye zamanında sahte bir nişanlı yalanı uydurmuş .... Rüya bu yalanı daha ne kadar devam ettirebilecek, arkadaşı ile çıktığı tatilde karşısına çıkan Ali Tekin Giritli, Rüya'nın hayatına nasıl dahil olacak, öğrenmek için kitabı okumanız gerekecek :) Dürüst olmam gerekirse ben bu kitaptaki karakterleri pek sevemedim çok fazla dengesiz hareketleri vardı, aralarındaki sürekli yanlış anlaşılmalar yetmezmiş gibi, Rüya'nın bu yanlış anlaşılmalara müsait olacak her şeyi yapıp, sonra da saf ayağına yatmasından hiç hoşlanmadım :) Kitapta sevdiğim tek kısım, finale doğru Rüya'nın geçireceği önemli bir ameliyat öncesi Ali Tekin'le aralarında yaşanan anlardı... Ama her zaman söylediğim gibi, yorumlar sadece size fikir verebilir belki siz benden daha çok seveceksiniz kitabı, o yüzden kurgusunu beğendiğiniz her kitaba bir şans verin derim 😉
Baskı: İpek Böceğim
Yazarın okuduğum ilk kitabı, klasik bir kurgusu vardı ama güzeldi :) Hasta annesi ile zorlu bir hayat mücadelesi veren ve onu kaybettikten sonra hiç kimsesi kalmadığını düşündüğü bir anda, ülkenin sayılı zenginlerinden biri olan dedesinin onu himayesine alması ile İpek'in hayatı bambaşka bir yöne evrilir, ama hayatını asıl değiştirecek olan kişi kuzeni Levent Akçacızade olacaktır ... Levent tam da odun diyeceğimiz türde biri, kibrinden yanına yaklaşılmıyor, emirler vermeye ve bunların yerine getirilmesine alışmış, Mine adında tatlı bir kız kardeşi ve Cahide adında evlerden ırak bir annesi var :) Bu ikili bir araya geldikçe Levent'in asi hallerine karşı, İpek'in naif ve durgun yapıda biri olması işleri daha da zora soktu, yanlış anlaşılmalar sonucunda mecbur kaldıkları evlilik sürecinde Levent'in kıza yaptıklarına ve söylediklerine sinir oldum, ama kızın her seferinde yelkenleri suya indirmesine daha bir sinir oldum :) Kitap güzeldi lakin eksileri de vardı tabi, mesela konu çok uzatılmıştı, ayrıca kızın özellikle üniversite öğrencisi bir kızın aşırı derecede olan saflığı ve her satırdaki dillere destan güzelliğini okumak beni biraz yordu :)) Kitapta Mine ve Meriç'in kendi hikayelerini de okumak isterdim, onlara hiç yer verilmemişti umarım yazar onlara ait bir kitap çıkarır :)
Baskı: Mavi Gece
📚 Yazarın ilk kitabı sanırım, güzel bir kalemi var, umarım başka kurgularıyla da tanışmak kısmet olur :) ....... Hayatında sevdiği tek insan babası olan, onu kaybettikten sonra ise annesinden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan ruhsal açıdan çökmüş genç bir kız Gece ...... Etrafına karşı sert bir zırh kuşanan, içinde kopan fırtınaları karanlık tünellerin sonunda ki yeraltı kafes dövüşlerinde arayarak, dipsiz bir kuyuya doğru hızla düşmekte olan genç bir adam Emir ...... Gece'nin genç adamın hayatına dahil olması o meraklı burnunu her şeye sokması ile başlıyor, onu takip ettiği bir gece garajın altındaki tünelleri fark ediyor, bu tüneller Gece'yi Emir'in hayatının en karanlık kısmına doğru çekerken farkında olmadan hem kendi hem de Emir'in hayatını tehlikeye atıyor ...... Kimsenin bilmediği o dehlizlerde, karanlık ve kötü adamlarla yaşananlar gerçekten ürkütücüydü, fakat yaşadıkları onların sevgilerini daha da sağlamlaştırdı ve ruhlarını birbirine mühürledi ....... Kitapta sevmediğim tek şey kızın sürekli ağlak halleriydi, yaşadığı şeyler kolay değildi ama bu kadar salya sümük olması ve Emir' den uzaklaşması beni delirtti, Allah'tan Emir gibi güçlü bir erkek karakter vardı karşısında da tüm yaşananları toparlayabildi, yani velhasıl Emir sayesinde kızın içimi bayıltan hallerini gözardı ediyorum :) ...... Bu arada yeraltı ile ilgili sahneleri okurken sanki garajın altından paralel bir evrene geçiş yapıyormuşuz hissi uyandı bende, biraz daha detaylı bilgi olsaydı iyi olurdu, oralar neresi ve oraya garajın dışında başka nerelerden geçişler var şahsen bilmek isterdim, ürkütücü ama oldukça merak uyandırıcı yerler :)) Bu arada yazar kitabın son sayfalarında özel bölümler yayınlamış, yani bu iki aşığın geleceklerinden kesitler vardı, güzel ve eğlenceliydi, bu arada Emir'in arkadaşı Tuna karakteri kitaba renk katmıştı belirteyim :) Son olarak böyle bir kitap için kapak seçimi daha iyi olabilirdi yani kurguya daha uygun bir şeyler seçilebilirdi diye düşünüyorum :)
Baskı: Kara Yazım
📚 Yazarın okuduğum dördüncü beğendiğim ikinci kitabı oldu :) ..... Geçmişten gelen sırlar, bu sırların altında ezilen insanlar, öfke ve intikam hırsı ile büyütülen nesiller, canları yanan masumlar, pişman olan can yakanlar ve sırlar açığa çıktıkça yer değiştiren saflar .... Kitabın en kötü ve en iğrenç karakteri bir babaanneydi, açıkçası onun olduğu bölümlerde korku filmi izliyormuş gibi hissettim, kadın resmen delirmiş, torunu Mehmet'i kin ve İntikam duygusu ile büyütmüş, tabi bu duyguların arasına bolca yalanlar serpiştirmeyi de unutmamış.... Hikayenin kurbanı Nilda idi ama Mehmet de en az onun kadar kurbandı bence, bir intikam oyunu ile bir araya gelen bu ikili, birbirlerinin yaralarını sarmaya başladıkça sırlar açığa çıkıyor ve herkesin hayatı kökten değişmeye başlıyor ..... Kitabın sevmediğim tek yanı Nilda'nın fazla ezik olmasıydı, yaşadığı onca hakarete aşağılanmaya rağmen ağzından sayılı cümleler çıktı, polyanna gibi mutluluk dağıtarak ortalarda dolaştı durdu, ki en sevmediğim karakter tipidir :) neyseki sonlara doğru yaşanan çok acı bir olaydan sonra biraz kendine geldi de çok şükür dedim :))
Baskı: Deli Mavi
Klasik zoraki evlilik ile başlayan bir hikaye, yalnız bu kez erkek karakterimiz bir yer değiştirmeyle küçük bir oyun oynuyor gelin adayına, aklınca onu sınayacak kendisine olan sevgisinin derecesini ölçecek .. Kitabın giriş kısmında hoşuma gitmeyen sahneler vardı, kurgu bir süre sonra kendini toparladı ama o ilk sayfalarda yaşanan bir kaç olaydan hiç hoşlanmadım onu belirteyim, akabinde kaybedilen yakınlar, içten pazarlıklı akrabalar, kötülerin iyiye dönüşmesi, iyilerin akıl karışıklığı derken yazar her zamanki gibi bol karakterli, maceralı bir kurgu çıkarmış ortaya... Yazarın okuduğum üçüncü kitabı, şu ana kadar Tamahkar daha iyiydi diyebilirim :)
Baskı: Tamahkar
📚 Yazarın okuduğum ilk kitabına göre daha iyiydi fakat çok fazla olay vardı, resmen üç sezonluk dizi çıkardı bu kitaptan o kadar diyorum, her bölüm sonu başka bir olaya gebeydi :)) Vivienne, intihar eden ablasından ona kalan kimsesiz küçük yeğenine bakmak için her yolu deneyen genç bir kadın, girip çıkmadığı iş kalmamış, fakat ne masraflara ne de yeğeninin hastalığına çare olacak kadar kazanması mümkün değil, en sonunda asla yapmam dediği işi yapmak zorunda kalıyor ve arkadaşının bahsettiği bir ajansa gidiyor, burası kadın ve erkeği buluşturan bir ajans daha doğrusu kadınları erkeklere para karşılığı kiralayan bir şirket ... Bu şirket Vivienne ve Alex' i bir araya getiriyor, aslında Alex'in babası onu oğluna hediye olarak gönderiyor, babası dediğime bakmayın kendisinden iskele babası bile olmaz, tam bir şeref yoksunu ... Alex'in hayatı da çok normal değil, onu çocukken terk eden bir annesi var ona olan öfkesini ve acısını hala içinden atamamış, kadınları ihtiyaç aracı olarak gören biri, annesi onu terk ettiği için gözünde tüm kadınlar değersiz varlıklar, Vivienne'de onlardan biri, sonuçta hayatına para karşılığı girdi ... Kitapta yan karakter çok fazla, hiç kimse göründüğü gibi değil, kitabın en en başından itibaren oyun için de oyun var, cinayetler, sürpriz kardeşler, yalanlarla süslenmiş geçmişler, kaçırılmalar, kazalar, rezillikte sınır tanımayan baba figürü ve sapkınlıkları derken okudukça başım döndü :)) Velhasıl ben kitabı beğendim ve Alex' i pek bir sevdim :))
Baskı: Beni Sevdiğin Kadar
Biri kimsesiz olduğu için sığınacak bir liman ararken, diğeri dedesine verdiği sözü tutmak zorunda olan iki gencin, zoraki bir evlilik ile başlayan hikayesi... Geçmişlerinde yaşadıkları travmalar, onları birbirine bağlayan sırlar ve evliliğe alışma aşamaları derken bilindik klasik bir hikaye şeklinde ilerliyor kitap... Aslında kurgu fena değildi, fakat betimleme eksikliği, hızlı geçişler, derinliği olmayan cümleler, hissedemediğim aşkları ve karakterlerin sıradanlığı kitabı sadece çabuk okunabilirlikten öteye taşıyamamış maalesef....
Baskı: Kusursuz
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, güzel bir kalemi var, diğer kitaplarını da merak ediyorum :) .. Yüzünde bir izle doğan, öz annesi tarafından hor görülüp adeta tecrit hayatı yaşayan, daha sonra yüzünden silinip kalbine kazınan bu iz sayesinde kusursuzluğu saplantı haline getiren ve bu uğurda çok başarılı bir estetik cerrah olan soğuk sert ve disiplinli bir adam Aiden Mccall .. Kusursuz güzelliği her daim başına dert olan, girdiği tüm işlerde uğradığı tacizler sonucu artık her şeyden umudunu kestiği bir anda, arkadaşı Maria sayesinde bu sert, soğuk ve disiplinli doktorun yanında asistan olarak işe başlayan ve onun çelik zırhında bir çatlak açan güzel bir kadın Anna Angel .. Birbirlerinde hem kusursuzluğu hem de kusuru bulan iki âşığın hikayesi ... Not: Yazar Aiden'ın erkek kardeşi Daniel için de bir kitap yazarsa güzel olur 😍
Baskı: Beni Bulun
Her satırında insanın tüylerini ürperten, bir psikopatın gerçekleştirdiği, tecavüzün ve işkencenin baş aktör olduğu, insan ruhunda derin yaralar açan gerçek bir hikaye :( Aslına bakarsanız, Michelle'in kaçırılmadan önceki hayatı da gerçekten berbatmış, rezil bir ailesi var,okudukça bazı insanların kısırlaştırılması gerek diye düşünmeden edemedim, çocuk yaşta ailesi ve akrabalarıyla, pislik ve sefalet içerisinde yaşadığı o evde başına gelen tecavüz ve tacizler akıl alır gibi değil, üstelik ailenin bunlardan haberi yok, gerçi olsa da ne kadar umurlarında olur orası da muamma, zira o pislik yuvasında normal bir hayat süren zihniyetlerden bahsediyoruz. Bir süre sonra Michelle yaşadıklarına dayanamayarak evden kaçıyor, o kaçış sürecinde yaşadıkları ve babasına yakalanarak o ev denen mezbeleye geri dönmek zorunda kalması çok acıydı, yalnız bazen Michelle'e kızdığım zamanlar oldu, yani ilk tecavüz vakasında yaşı on falandı,o zaman bunu söylemekten korkmasını anlarım ama eve geri döndükten sonra akraba denen o pisliğin tecavüzleri on yedi yaşına kadar devam etti, peki o yaşlarda neden sustu anlamadım, bana biraz basiretsiz bir kız gibi geldi kusura bakmasın... Ayrıca kaçırılma vakasının yaşandığı olay anına gelirsek, bu olay anında Michelle beni yine sinirlendirdi,sırf arkadaşının babası diye, daha önce görmediğin, tanımadığın bir adamın peşinden evine gidip, bir köpek yavrusu masalıyla üst katlara kadar çıkmakta neyin nesi, üstelik o zaman 21 yaşındasın ve o yaşa kadar başına gelmeyen felaket kalmamış, senin gibi birisinin bir yabancının evine gitmesini bırak, her saniye gölgesini bile kontrol etmesi lazımdı, başına ne geldiyse saflığından geldi sanırım.. Ne kadar kızsam ve üzülsem de hiç bir şey o iğrenç evde yaşanan olayları değiştirmeyecek, 11 yıl boyunca o kadınların yaşadıkları tecavüzlerin, fiziksel ve psikolojik işkencelerin bıraktığı izler silinmeyecek, umarım bundan sonra onlar için her şey yolunda gider :(
Baskı: Emanet
Sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı, yazarın kalemine sağlık :) Kimsesizler yurdunda büyüyen, sonrasında zorlu bir hayat mücadelesine atılan ve birbirlerinden başka hiç kimsesi olmayan iki genç kadın, ikiz kardeşler Bahar ve Ayşegül .. Anne ve babalarını kaybettikten sonra, üç kardeşine hem anne hem baba olan, genç bir iş adamı Arslan Kahraman ... Arslan yıllar önce sevdiği kadını kaybetmiş, teselliyi küçük kızında ve kardeşlerinde bulan yaralı bir adam, küçük kızı Nehir'in hastalığı onu sert ve soğuk bir adama çevirmiş, her şeyden umudunu kestiği bir anda bir mucize gerçekleşiyor ve Ayşegül'ün kızına can olma ihtimali doğuyor ... Ayşegül kız kardeşi Bahar'ın zorlu ve pahalı ameliyatı ile nasıl başa çıkacağını düşünürken, aynı hastanede kızının tedavisi devam eden Arslan imdadına yetişiyor, ama genç adamın bir şartı var, Ayşegül kendisi ile evlenecek ve ona bir bebek doğuracak, zira bu bebekten alınacak olan ilik Nehir'in hayatını kurtaracak ve akabinde Ayşegül bebeğini Arslan'a bırakıp onun hayatından tamamen çıkacak .. Anlaşmalı başlayan bir evliliğin zorlu bir aşka doğru yelken açması, yan karakterlerin aşk hayatlarının da hikâyeye dahil olması ve dostla düşmanı birbirine yakınlaştıran sürpriz gelişmelerinde eklenmesiyle kurgu çeşitliliğe bürünüyor ... Ben, Arslan'ın yıllar önce sevdiği kadın yüzünden sırtını döndüğü eski dostu Murat'la, kendi kız kardeşi Ecrin'in aşkını daha çok okumak isterdim, zira en imkansız olan onlardı, yıllarca birbirlerini hiç kavuşamayacak olmanın gerçekliği ile sevdiler, fakat bunca karakterin ve aşkın ortasında onlara yeterli ilgi verilmemiş diye düşünüyorum, umarım yazar onlar için bir kitap çıkarır :)
Baskı: Bana Aitsin
Bu kitap, zor bir çocukluk dönemi geçirmiş ve bu nedenle içlerinde biriktirdikleri öfkeyi, psikopatlık derecesinde dışa vuran, bunu da sevdikleri üzerinde kullanmaktan çekinmeyen bir grup gencin hikayesini anlatılıyor, içlerinden birinin hebefrenik şizofreni olduğunu da belirtmeliyim. Kitaptaki karakterlerin hepsi birbirinden tuhaf, sevdiğini söyledikleri kadınlar üzerinde işkence yapmadan duramıyorlar, ama onlara delicesine de aşıklar, başkaları ile göz göze gelmelerine, konuşmalarına, hatta evden çıkmalarına dahi izin vermeyecek derecede kıskançlar . Aslında tek bir erkek karakter yok bu kitapta, yazar 4 erkeğin hikayesini tek bir kitaba sığdırmaya çalışmış, böyle olunca da Ayaz'dan Mert'e Mert'ten Ali'ye Ali'den Jay'e geçiş yapıyoruz, bu da onlara ve hikayelerine yoğunlaşmayı zorlaştırıyor ve pek tabi beraberinde bolca mantık hataları da getiriyor. Mesela bu psikopatların normal insan olma yolunda evrimleşme süreçlerinin çok hızlı geliştiğini düşünüyorum :) bu arada kızların ezikliği de beni delirtti, içlerinde Hera biraz dişli çıktı onun da tek yaptığı ülke ülke kaçmaktı :) Aslında yazar keşke her karaktere ayrı bir kitap yazsaymış, iç dünyalarını ve bu hale nasıl geldiklerini daha iyi anlayabilirdik, hızlı bir tur gibi olmuş ama yine de okunabilir . Velhasıl şiddet barındıran kitaplardan hoşlanmıyorsanız uzak durun, ama bu tarzı okumak sıkıntı yaratmıyorsa bir şans verebilirsiniz :) Wattpad de devam kitabı varmış daha doğrusu Ayaz'ın oğlu Cihangir'e aitmiş, babasının oğlu diyorlar ki bu da manyak olduğu anlamına gelir, eğer kitap olarak basılırsa okuruz :))
Baskı: Öğret Bana
Kitapta bir öğretmenin öğrencisine olan aşkı anlatılıyordu, ama kafanızda öyle 20-30 yaş fark canlanmasın zira yirmili yaşlarda bir öğrenci ile yirmili yaşların sonlarında genç bir öğretmenden bahsediliyor, evliliği yolunda gitmeyen ve eşinden ayrılan aradığı mutluluğu da öğrencisinde bulan genç bir öğretmen Leyla..... Kitap sadece bu ikisi üzerine dönmüyor, bazı öğrencilerin hayatlarını da anlatıyor, kimi kötü işlere bulaşmış, kimi parçalanmış ailelerin çocukları... Bence kitap daha kalın bir kitabın özeti gibiydi, keşke biraz daha derinlemesine yazılabilseydi, zira bu şekilde konudan konuya, kişiden kişiye atlıyorsunuz, bir çok yerde mantık hataları da vardı ve maalesef ikili arasında bahsedilen aşkı hiç bir şekilde hissedemedim, zira konu bir çok kişi için aykırı, bu nedenle keşke o derinliği hissettirebilseydi yazar, ama yine de bir şans verebilirsiniz... 5/10
Baskı: Lacivert'in Büyüsü
Ailesini bir trafik kazasında kaybeden, iki kardeşi ile amcasına sığınmak zorunda kalan ve evde tam anlamıyla sığıntı muamelesi gören, güzel sanatlar öğrencisi ressam adayı Eylül'ün hayatla mücadelesini okuyoruz..... Erkek karakterimiz Melih Şahiner, ölen kız kardeşinin anısına bir sanat galerisi açmak istiyor ve yapılacak yarışmada kazanan kişiye hem yanında çalışma imkanı hem de burs vereceğini vaat ediyor, Eylül ile tanışmaları da bu şekilde oluyor..... Kitap çerezlik türündeydi ve yazarın ilk kitabı diye tahmin ediyorum zira kurgunun satırlarla buluşması oldukça acemiceydi, geçişler arasındaki bağlantı çok kopuktu, yani her an her yerde olabiliyordunuz,mantık hatalarıda oldukça mevcuttu ama yine de okumak isteyenler bir şans verebilir ....
Baskı: Ben Masumum
Güzel bir kitaptı, sonlara doğru biraz uzatılmış gibiydi ama yine de yazarın kalemine sağlık zevkle okudum, son sayfayı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey "Nereden nereye geldiler" oldu :) Genç bir adamın, babasının ölümüne, kardeşinin ise komada olmasına neden olan bir kadını yıllarca araması ve geçen bu zaman zarfında nefretle bilenmesinin hikayesi..... Ahmet Ateş Mirzan yıllarca aradığı kadını nihayet buluyor, ölümün onun için kurtuluş olacağını düşündüğü için yaşarken öldürmeyi uygun buluyor.... Hem kendisi hem de en yakın adamına yaptırdığı işkenceler ve psikolojik şiddet, her şeyden bir haber masum bir kadının hayatını karartıyor, çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil.... İntikam hırsı Ateş' in gözünü öyle bir kör ediyor ki, hayatının en büyük vicdan azabını yaşayacağının farkında bile değil, zaman geçtikçe nefreti ile kadına duyduğu aşk arasında bocalarken öfkesi şiddetini daha da arttırıyor... Fakat gerçekler ortaya çıktığında, Kayra hem Ateş için hem de diğerleri için tam bir vicdan azabına dönüşüyor ve genç adam hayatının en büyük hatasını telafi etmenin yollarını arıyor.... Yazarın başka bir kitabi daha var "Aşka Yakın" fakat kitabının tekrar basımı olmayacakmış dolayısıyla 1. kitabı bulsak bile 2. kitap çıkmayacak, keşke yeni bir yayınevi ile anlaşılsa ve en baştan çıksa tüm kitaplar harika olurdu, zira merak ettiğim bir sürü yan karakter var, özellikle Ateş'in arkadaşlarını bir anlatsam zaman yetmez :)) .... Bu arada kitapla ilgili küçük bir eleştirim olacak, mesela genç bir üniversite öğrencisinin o yaşta aşktan umudunu kesip, sırf iyi anlaşıyorlar diye biriyle nişanlanmasını aklım almadı, aklı başında bir kadının, sırf iyi anlaşıyor diye aşık olmadığı bir adamla gelecek hayal etmesi gerçekten akıllı işi değil, sonra da karşısına çıkan asıl karaktere aşık oluyor, e hani nişanlıydın evlenecektin ne oldu, o yüzden şu kadınları önce nişanlayıp sonra başkasına aşık etmeyin lütfen, daha sonra o aşkları inandırıcılığını yitiriyor, aslında genel olarak birçok kitapta var bu durum, o yüzden genel bir eleştiri diyebiliriz :) @gulunkitapligi
Baskı: Kendi Düşen Ağlamaz
Yazar yaptığı ters köşelerle eğlenceli bir kurgu yaratmış :) ..... Şımarık zengin bir kızın, babasının evliliğine karşı çıkması ve onu bu evlilikten vazgeçirmek için uygulamaya koyduğu bir oyunla başlıyor herşey.... Alize, babasının hiç onaylamayacağı bir damat adayı buluyor, daha doğrusu tesadüfen karşılaşıyorlar, Serkan bir tamirhane sahibi, orta halli bir çevrede yaşıyor ve oldukça yakışıklı bir adam, onunla altı aylığına bir evlilik anlaşması yapıyor, aklı sıra babası bu sansasyona izin vermeyecek ve kendi evliliğinden vazgeçecek.... Fakat işler hiç de Alize'nin umduğu gibi gitmiyor çünkü Serkan'ı fazla hafife alıyor, yalılarda kuş sütüyle beslenen Alize'nin gecekondu mahallesindeki hayatını okumak eğlenceliydi :)) @gulunkitapligi
Baskı: Duru Bir Umut
Konusu bana, Sen Yokken kitabını hatırlatan ve sayfalarını heyecanla çevirmediğim durağan bir kitap okudum diyebilirim, yani karakterlerin aşklarını, aralarındaki tutkuyu çekimi hiç bir şekilde hissedemedim, her şey çok yüzeysel geldi bana.... Duru, en yakın arkadaşı Sima'nın kendisine bırakıp kaçtığı, doğum belgesine de kendi adını yazdırdığı bebeğe sahip çıkmaya çalışan genç bir üniversite öğrencisi, kendisine ait olmayan bu bebeği sevip annelik etmeye çalışırken, bebeği babasına teslim etmesi gerektiğinin de farkında..... Toprak bir zamanlar alkol problemi yaşayan varlıklı bir ailenin üniversite öğrencisi oğlu, alkol problemi zamanlarında özel hayatı çığırından çıkmış, bir bebeği olduğunu bile bilmiyor, Duru karşısına çıkıp bu gerçeği dile getirdiğinde onun da özel hayatı altüst oluyor.... Duru bebeği teslim edip gitmek yerine bebeğin annesi olduğu yalanını söylüyor, Toprak kızı hatırlamıyor bile, alkol birçok şeyi hafızasından sildiği için kızın ona yalan söylediğinin farkında bile değil, doğum belgesinde Duru'nun adı yazdığı için de Toprak bu yalana inanıyor..... Aslında Duru'nun amacı biraz daha bebekle zaman geçirip sonra gerçeği söyleyip gitmek, fakat zaman geçtikçe gerçeği itiraf etmek zorlaşıyor, birlikte yaşadıkları süre zarfında aralarında bir çekim yaşanıyor ve aşka dönüşüyor .... Bence ana karakterlerden çok yan karakterlere yer verilseydi daha iyi olurdu, özellikle Ezgi ve Taner çiftini okumak isterdim, zira ana karakterlere bir türlü ısınamadım :))
Baskı: Doğu Ekspresi
" Cevap, ihtimaller arasında gizlenen sinsi bir tilkidir"... İnanılmaz güzel bir kitap okudum, her satırı ayrı bir duygu seline sürüklüyor insanı, sevgili yazara teşekkür ederim... Genç bir öğretmenin, Erzurum'daki evine gitmek için Doğu Ekspresi'ne aldığı bir biletle başlıyor her şey, kışın muhteşem manzarası ve kitaplarıyla tamamlayacağını düşündüğü sakin bir yolculuk, yirmi beş numaralı kabine adımını attığı anda, aslında bambaşka bir yolculuğun arifesine dönüşüyor ... Kabinde onu bekleyen genç bir adamla karşılaşıyor, yüzyıllar önce ona verilen ismi ile nam-ı diğer "Kunduz"... Kunduz, genç öğretmen Hediye Günışığı için bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor, özel bir ırka mensup olan, yüzlerce yıldır yaşayan, sürekli yer değiştirmek zorunda kalan, ayrıldığı her yerde sevdiklerini bırakan, türlü acılar yaşamış ve onu tanımlamada kelimelerin yetersiz kaldığı bir adamdan bahsediyoruz... Kunduz, Antik Mısır'dan Roma'ya Osmanlı'dan günümüz Türkiyesine kadar yaşadığı yüzyıllar boyunca edindiği tecrübe ve bilgilerle yol boyunca sohbet ortamı yaratırken bazen bu ortama diger yolcularda eşlik ediyordu... Hediye, Kunduzun her kelimesini heyecan ve merakla dinlerken, zaman geçtikçe bu esrarengiz adama yoğun bir şekilde bağlandığını hissediyor, bu görünmez bağın her dakika onları birbirine biraz daha yaklaştırdığını fark ediyordu, yolculuğa Kunduzun geçmişinden gelen sürpriz misafirler de eklenince, Hediye kendisine bahşedilen bu dünyanın gerçekleri, güzelliği ve imkansızlığıyla yüzleşmeye başlamıştı... Kunduz, artık genç kadın için asla kaybedilmemesi gereken biriydi, yolculuk boyunca Hediye Kunduz için bir cevap olurken, diğeri de onun cevabı haline geliyordu... 🍁Peki yolculuk bitince ne mi oluyor, bunun için kitabı okumanız gerekiyor, zira son satıra gelene kadar hüzün, heyecan, merak, bekleyiş hepsini bolca yaşıyorsunuz 🍁 #doğuekspresi
Baskı: Derin Ateş
Yine çerezlik ortalama türde diyeceğim bir kitaptı, bu aralar hep böyle denk geliyor :) Kitabımızda iki çift vardı Derin ve Ateş ile Pınar ve Melih, bence Pınar ve Melih çok gereksiz bir çifti, özellikle Pınar karakterini sevemedim, zira çok sahte ve şıpsevdi birisiydi, açıkçası bu ikilinin aşkları da çok zorlama geldi bana, diğer çift bir nebze daha iyiydi... Derin ve Ateş'in yanlış anlamalarla başlayan tanışmaları, akabinde birbirlerinden etkilenmeleri fakat hislerini bir türlü itiraf edemeyip sürekli kavga etmeleri, diğer yanda Ateşin arkadaşı Melih ile Derin'in arkadaşı Pınar'ın aralarında bir şeylerin başlaması derken çiftlerin aşkları, kavgaları, kıskançlıkları üzerinden giden klasik bir kurguydu...
Baskı: İntikama Bir Kala
📚 Farklı bir sonla biten, çerezlik diyebileceğim türde bir kitaptı.... Yusuf, en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğrayıp cinayetle suçlanan, ardından sevdiklerini kaybeden, kalanların ise ona inanmayıp sırt çevirdiği bir adam..... Kitabın büyük bir kısmı Yusuf'un hapishanede geçirdiği günleri anlatıyor, bir yandan arkadaşı Korhan'dan alacağı intikamın planlarını yaparken, diğer yandan koğuştakilerle olan ilişkileri, sevdiği bir kaç mahkumun hayatı ve Yusuf'un geçmişi de dahil oluyor hikayeye..... Son sayfalara kadar durağan geçen kurgu, sonlara doğru biraz hareketlilik kazanıyor, Yusuf'un hapishaneden kaçışı, alacağı intikama çok yaklaşması ve her şey tam bitti derken kendimizi bambaşka bir sonda buluyoruz..... Normal başlayan bir kitap son sayfada bilim kurguya çevrilmiş desem yeridir, yani kısacası beklemediğiniz bir sonla karşılaşacaksınız, bu hikayede hiçbir şey ve hiç kimse göründüğü gibi değil....📚
Baskı: Işığın Geldiği Yer
📚Görücü usulü evliliği anlatan ortalama bir kitaptı, öncesinde birbirlerini çok fazla tanımaya fırsatı olmayan dik başlı iki insanın, evlendikten sonra yaşadıkları inişli çıkışlı, bazen çalkantılı yaşamlarını sanki bir günlüğü okur gibi okuyorsunuz, yani yazar günleri çok fazla detaylandırmıştı, neredeyse her günü ve olayları bu kadar detaylı okumak insanı biraz sıkıyor, ayrıca yazar kitap boyunca kurguyu uzatayım diye ne olay varsa hepsini yaşatmış karakterlere :) Yusuf gerçekten çok dengesizdi, fazla emrivaki ve sert bir yapısı vardı, gerçi diğerinin de ondan aşağı kalır yanı yoktu Esra her ne kadar sürekli Yusuf'tan şikayet etse de o geri adımı atan her zaman Yusuf oldu, kısacası evlilikleri boyunca birbirlerini tanımaya ve alışmaya çalıştılar, birbirlerinin hayatlarına dokundular ve aile oldular. Tabi olaylar sadece bu ikili arasında geçmedi, kötü adamlar ve ailenin diger bireyleri de yan karakter olarak bolca vardı. Kısacası, aşk, aile, arkadaşlık ilişkilerini anlatan ortalama bir kitaptı diyebilirim 📚
Baskı: Kızgın Tavada Aşk
Sevdiğim kitaplardan biri oldu, eğlenceli bir erkek karakterden olayları okumak oldukça zevkliydi, gerçi ben her ikisinden de okumayı tercih ederdim ama yine de kitapta bir sıkıntı yaratmadı bu durum, aksine Ali harika bir adamdı ve Nehir'in duygularını da bize çok iyi yansıttı.... Hayatla olan tecrübesi sıfıra yakın olan ve akrabaları tarafından büyütülen bir kadın Nehir, onların yanında sığıntı gibi yaşıyor desek çok da yanlış olmaz, ve bir gün karşısına bütün hayatını kökten değiştirecek bir adam çıkıyor Ali Beylioğlu .... Ali kendi aile şirketinin veliahtlığını elinin tersiyle iten, hayallerinin peşinden giderek kendi restoranını açan, oldukça yakışıklı, aşırı çapkın, ama ayakları üzerinde sağlam duran ve mutfağında (daha doğrusu elini attığı her işte) harikalar yaratan, ilişkilerinde tutkulu ama mesafeli bir adam, onun da kendi ailesi ile ilgili geçmişten gelen bir takım sıkıntıları var, zaten şimdiki Ali o yaşananların eseri desek yerinde olur .... İkisinin de aşkla olan imtihanını okumak eğlenceliydi, yalnız doğrusunu söylemek gerekirse Nehir'i pek sevemedim, bazı olaylar karşısında verdiği tepkileri ve bu tepkilerin nedenlerini gerçekten çok saçma buldum, ayrıca kötü kadın karakterler de devreye girince bizim kızın devreleri iyice yanmaya başladı :) ..... Aslında Nehir Ali'den çok kendisine güvenmeyen bir kadın, zaten ilişkide sürekli iki ileri bir geri gitmesi,hem beni hem Ali' yi bayağı bir yordu, her seferinde Ali'den uzaklaşmaya çalışmak istedi ve bunun için gerçekten de aptalca nedenler bulmakta üstüne yoktu :) ..... Bazen bu kadınların kendini kanıtlama isteğini abartılı buluyorum, sanki karşısındaki adam onu kölesi yapmak istiyormuş gibi hareket ediyor, ondan uzaklaşıyor ve bunun için bin türlü bahane buluyorlar.... Velhasıl yazarın kalemini çok beğendim, özellikle Ali'yi çok sevdim, yazara ait iki kitap daha var okunmayı bekleyen, onlardan biri Ken'an Diyarı hatta bu kitapta Kenan'dan bahsedilen bir kaç satır vardı :)
Baskı: Adı Güzelim
Klasik bir kurguya sahip olan ve daha çok gençlere hitap eden bir wattpad kitabıydı, babasının baskısıyla evlenmek zorunda kalacağı adamdan kaçıp, okulu öne sürerek New York'a giden deli bir laz kızının, aynı okulda tanıştığı ve en az kendisi kadar deli olan birine aşık olması kitabın ana konusu, aslında bu ikilinin tanışıklığı eskilere dayanıyor, ama henüz ikisi de bunun farkında değil.... Kitabı şu cümlelerle özetlemek doğru olacak sanırım " Kaderden ne kadar kaçarsan kaç, aslında bir adım dahi öteye gidemediğini fark edersin" Bu arada bir iki sahne bana Bof dizisini hatırlattı onu da söylemeden geçemeyeceğim :)