Satıgül Yüksek
@Satıgül Yüksek

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Düşler Krallığı (Westmoreland, #1)

Düşler Krallığı yazarın okuduğum ilk tarihi aşk kitabı oldu, güzel bir kitaptı, tabi içeriğinde Jennifer gibi bir kadın karakter barındırmasaydı çok daha güzel olabilirdi :) Jennifer'a tahammül etmek gerçekten çok zor, Royce'u tebrik ederim cennette yeri hazır :) Kızın , kaçırıldıktan sonra kurtulmak için yaptıklarını bir yere kadar anlarım, yani kim olsa kaçmanın bir yolunu arar, ama Jenni iyice abarttı, erkeksi tavırları, ukala bilmiş hareketleri, boş çenesi, çok sıktı beni, özellikle kitabın sonlarına doğru, Royce gibi bir adama hiç hak etmediği şekilde davrandı, finalde yapılan turnuvada halkının gözü önünde adamı küçük düşürdü, gerçi sonradan durumu kurtarmaya çalıştı ama neredeyse adamın ölümüne sebep olacaktı ... Benim kitapta hissettiğim aşk tek taraflıydı, sadece Royce çabaladı durdu, Jennifer hala ailem de ailem dedi durdu, üstelikte ailesinin ne mal olduğunu bildiği halde.. Kitabın en eğlenceli karakterleri Elinor hala ve çocuğu gibi sürekli peşinde dolaştığı iri yarı azman görünümlü Arik oldu, Elinor eğlenceli bir kadındı sayesinde biraz güldüm : ) Umarım yazarın diğer kitaplarında sevilesi bir kadın karakterle karşılaşırım :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Baskı: Yalnız Gözlerin İçin

Oldukça uzun, güzel başlayıp, güzel devam eden, ama sonlara doğru kadın karakterin beni delirttiği bir kitaptı :)... Yazardan bir ricam olacak, artık kadın karakterlerini ölümlülerden seçse ne iyi olur, bizde meleklerle yarışacak muhteşemliklerini iki cümlede bir okumasak, valla içime daral geldi, elleri, gözleri, saçları, memişleri, kıvrak hatları, sütun gibi bacakları derken erkek karakterden uzaklaştım :)) Kitapta, bir kadının aşık olduğu adamın ki aynı zamanda patronu oluyor , iki yıl önce kaybettiği kardeşinin ölümünde parmağı olduğunu öğrenmesi, ve ardından , bir yandan intikam almak için kendince planlar yaparken, diğer yandan adama aşık olmasının hikayesi anlatılıyor, Güney'in beni delirttiği sahnelerin başında Tahir'in vurulma sahnesi var, adam onun yüzünden ölümden döndü, neymiş efendim kızımız tetiği çekme demiş, ölen kardeşini hatırlayınca yerdeki adama acımış, iyide Tahir onu vurmazsa o Tahir'i vuracak ki nitekim de öyle oldu, sonra da hastane koridorlarında zırladı durdu yüzsüz :) Kitabın sonlarına doğru Tahir kıza biraz çektirdi yani süründürdü ama benim içim soğudu mu hayır, ben olsam hayatımdan tamamen çıkarırdım :) Bu arada kardeşinin olayı hiç de Güney'in bildiği gibi değil, Tahir'imiz masum, yani masum derken o ve arkadaşları ki başta Tahir olmak üzere hepsi birer ilah :) "Ghost" adlı özel bir birimde, devlet için tehlikeli görevlerde çalışıyorlar ama masum insanlara asla zarar vermiyorlar :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Rehine
9/1031.07.2016

Baskı: Rehine

Yeni keşfettiğim bir yazar ve kitabına bayıldım, aşkın ve nefretin hakkını fazlasıyla veren Baran ve Esma'yı tanımak büyük keyifti :) Yan karakterlerde çok tatlıydı,ikinci kitabın kahramanlarının Betül ve Burak olması hoşuma gitti ama neden kitap olarak basılmadı merak ediyorum , facebook yada Wattpad üzerinden kitap okumayı sevmiyorum :( Kitapla ilgili tek eleştirim sonlara doğru yazarın hikayeyi fazlaca uzatmış olmasıydı, karakterlerle bir süre daha birlikte olmak güzeldi ama keşke dozunda kalsaydı :))

Baskı: Bana Aşkını Söyle (Legend of the Four Soldiers, #2)

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, aslında beğendim, ama ilk yarısı keşke daha sıcak ve samimi olsaydı , anlaşmalı bir evlilik yaptıkları için karakterler arasındaki soğuk nezaketten zatürre olmak üzereydim, ama neyse ki ikinci yarıda bayağı bir ısındım :)) Sevgili lordumuz Vale, başına buyruk yaşayan bir çapkın, tek derdi bir erkek evlat sahibi olmak , bunun için pek gönlü olmasa da Mary adında bir kadınla evlenmek üzere, ama kadın bir başkasına aşık olduğunu söyleyip, adamı kilisede bırakıp kaçıyor, lord hem şaşkın, hem kızgın, tabi birde geceden kalma hallini düşünürsek tam bir çıkmazda, fakat aynı dakikalarda devreye, düğünü izlemeye gelen cesaretli kızımız Melisande giriyor, kızımız uzun zamandır platonik olarak Vale' e aşık, adamın içinde bulunduğu durumu lehine çevirmek için cesurca bir adım atıyor ve ona evlenme teklifi ediyor... Bu evlilikte herkesin kendince alacağı bir pay var, lord bir varise, Melisande' de sevdiği adama kavuşacak, fakat bilmedikleri şeyse ikisinin de geçmişlerinde yaşadıkları acıları, birbirlerinin kollarında dindireceği, sırların ve acıların içinde kaybolmuş bu iki insan, yüzlerindeki maskeleri zamanla indirerek, birbirlerini daha iyi tanımaya ve aşkı birlikte keşfetmeye başlıyorlar... Dört kitaplık " Legend of the Four Soldiers" serisinin ikinci kitabıydı, elimde serinin ikinci ve dördüncü kitapları var, kalan iki kitabı mutlaka bulmam lazım, zira yan karakterlerin hikayelerini merak ediyorum :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Sen Benimsin
7/1023.07.2016

Baskı: Sen Benimsin

Kitabımızda, Mardin'in öfkesiyle dillere destan, Ayaz ağasının, amca kızı Kader'e neredeyse saplantı derecesine varan aşkını okuyoruz, aralarında altı yaş var ve Ayaz, Kader'in doğduğu gün, onu gördüğü anda kıza vurulmuş, yıllarca, Kaderin büyümesini ve reşit olmasını beklemiş, kitaba başladığımızda Kader bir lise öğrencisi , bir olay sonucu evleri yandığı için, bir süreliğine amcasının konağında yaşamak zorunda kalıyorlar ki bu aynı zamanda Ayaz'ın yaşadığı konak oluyor, ayrıca bu yangının arkasında Ayaz var mı yok mu oda bir süre kafalarda soru işareti olarak kalıyor... Ayaz, kız kendisine bu kadar yakın olunca, ona olan aşkını derin sevgi sözcükleriyle,dokunuşlarıyla anlatmaya çalışıyor, adam ağaların romeo'su neredeyse :) ama kızımız çok narin, kafası yerden kalkmayan, beni deli eden saflığın dağ başını aşmış hali, ne bileyim insan biraz sıcaklık duyar, bir iki güzel bakar, ama yok, Ayaz bağırdıkça bu tırsıyor, tamam Ayaz biraz deli hatta bayağı deli, kız da zaten adamın hort zort bağırmalarından tırsıyor, ama adamı kışkırtmaktan da geri kalmıyor, bir Hakan olayı vardı ki orada ortalığı yatıştıracağım diye Ayaz'dan gizli yaptığı şey çok saçmaydı, bende Ayaz'ın yerinde olsam farklı davranmazdım , ille Ayaz'ı haklı çıkaracağım :)) Bizim kız ,yıllarca adamın yüzüne bakmamış, bir bellemiş ben seni abi gibi görüyorum, hay görmez olaydın adamı yedin bitirdin :) gerçi sonradan aklı başına geldi ama şu utangaçlığı suyunu çıkardı.. Aslında güzel bir kitaptı, ama kurguya bakacak olursak kitabın bu kadar kalın olmasına hiç gerek yoktu, hele sonlara eklenen yıllar yıllar sonrası kısmında biraz sıkıldım açıkçası.. Özellikle bu kitap için söylemiyorum ama okuduğum bir çok kitapta şöyle bir sorun var, özellikle konusu doğuda geçen kitaplarda, kadın karakterleri saf ve masum göstereceğim diye aptallık sınırına doğru itekliyorlar, aradaki ince çizgi çoğu zaman geçiliyor maalesef :( http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Ölüm Şarkısı
7/1019.07.2016

Baskı: Ölüm Şarkısı

Miami'de sıradan bir gece, ödüllü gazeteci Matt Owens, kendisini ziyarete gelen kız kardeşiyle güzel bir gece geçiriyor, birlikte gittikleri bir barda bir anlığına gözlerini kardeşinin üzerinden ayırıyor ve bu her şeyin başlangıcı oluyor, çünkü Mandy bir anda ortadan kayboluyor ve ertesi gün kızın cesedi bulunuyor. Matt bunun için kendisini suçluyor ve olayın üzerine daha fazla gidiyor, eski sevgilisi Nora'da bir polis olunca ilk önce onun desteğini alıyor ve bazı ip uçlarına ulaşıyor, elde ettiği ip uçları Matt'i Paris'e, başka cinayetlere kadar götürüyor ve kapanan dosyalar yeniden açılıyor, bu konuda Paris'te bulunan dedektif Eve'nin çok yardımını görüyor zira kadın aslında bu cinayetleri beş yıldır araştırıyormuş ama ip ucu olmadığı için dosyaların hepsi kapanmış ve Eve bunu neredeyse bir saplantı haline getirmiş... Miami'de başlayıp, Paris'in arka sokaklarına, oradan karanlık yer altı tünellerine kadar uzanan bir olay örgüsü sizleri bekliyor, kitapta olaylar Matt'in ağzından aktarılırken, katili yazarın ağzından dinliyoruz.. Güzel bir kitaptı fakat yazarlar yani kız kardeşler, ilk yarısını çok fazla detaylara boğmuş diye düşünüyorum ama kalan yarısı iyiydi kurbanların dosyaları açıldıkça elde edilen ip uçları onları çellocu katilimize doğru yaklaştırmaya başlıyor, kitabın final sahnesi güzeldi ayrıca hikayeye son anda dahil olan Pierre son dakika golünü güzel atıyor :)

Baskı: Gönül Kaçanı Kovalar

Çerezlik eğlenceli kitaplardan biriydi :) Sam Cooper mesleğinde başarılı bir olay yeri muhabiri, tesadüfen bir kuyumcu soygununu fark ettiği ve hırsızın yakalanmasına yardımcı olduğu gün, kuyumcunun ailesi tarafından bir hediye kabul etmesi için zorlanıyor oda sırf kırmamak için pahalı olmadığını düşündüğü eski bir yüzüğü seçiyor , fakat o yüzüğün yıllar önce çalınan bir setin parçalarından biri olduğunu bilmiyor tabi ki :) Lexie Davis, başarılı bir web tasarımcısı, ama kendisine ait bir evi bile yok, zira sürekli seyahat eden, dünyayı gezen özgür ruhlu bir kızımız, bir yerde uzun süre kalmayı düşünmediği için bir eve de ihtiyacı yok, Lexi'nin evlere şenlik bir büyük annesi var, ve bu büyük anne yıllardır boynunda eski bir kolye taşıyor, ve ne tesadüftür ki bu kolyenin , Sam'in elinde ki yüzükle olan bağlantısı olayları hiç ummadıkları bir yere taşıyor... Her şey Lexie'nin tv de Cooper'ı görmesi kolyeye benzediği için,yüzüğü büyük annesi adına ondan satın almak istemesiyle başlıyor... Yıllar önce yapılan bir soygun, şüpheli bir Büyük anne, onun arkadaşı Sylvia ve Kuyumcunun sahibi Ricky, Lexie ve Cooper'ın başını fena ağrıtıyor... Tüm bu olayların çözümlenmesinde birbirlerine yakınlaşan Lexie ve Cooper kendilerini tutkulu bir ilişkinin içerisinde buluyor :) Kitabın sonunda Lexie'nin adama yaptığı teklifi çok bencilce buldum, yani herkes senin gibi özgür olmak kafasına esti mi dünyayı gezmek zorunda mı, gelmişsin otuz yaşına azıcık bir tarafın yer görsün :))

Baskı: Daha Sabaha Çok Var (The Hathaways, #4)

Güzel bir kitaptı, yazarın kitaplarını sırasıyla okumadığım için karakterleri "Benimle Kal" kitabından tanıyorum, o kitabı pek sevmemiştim zira çenebaz kadınları yüzünden başıma ağrıtan bir aile Hathaway'ler,ayrıca yazar o kitapta tüm aile bireylerini tanıtacağım diye ana karakterlere çok az yer vermişti... Bu kitabın erkek karakteri Leo'yu oradan tanıyorum, aslında kendisi pekte sevdiğim bir karakter değildi, fakat bu kitapta farklı bir Leo ile karşılaştım, gerçek bir erkeğe dönüştüğünü gördüm, Catherine ile yaptıkları ağız dalaşlarını sevdim, keskin zekalarıyla birbirlerini kışkırtmayı iyi beceriyorlar :) iki karakter de her ne kadar soğuk ve duyarsız görünseler de içlerinde yatan, sıcaklığı, aşkı ve tutkuyu birlikte keşfetmelerini okumak eğlenceliydi , özellikle arsız ve serseri imajı çizen Leo'nun tutkulu bir aşığa dönüşmesini okumak bana keyif verdi :)

Aurora'nın İncileri
7/1027.06.2016

Baskı: Aurora'nın İncileri

Sır' da yarım kalan hikayeler bu kitapta tamamlanıyor, aslında ben Hüma'nın ilk eşi Nesim'e karşı bu kadar yoğun duygular beslediğini tam anlayamamışım, bu kitapta bunu fark ettim, ama kader onları ayırdıktan sonra Hüma'nın hayatına giren bir başka adamla tanıştım, Ezra, ve onu da gerçekten sevdi, ama o hikayede acı bir şekilde yarım kaldı maalesef... Aslında hayatının son aşkı yani çocuklarının babasıyla olan ilişkisini de okumak isterdim ama iki sayfalık bir mektupla bazı şeyleri öğrenmek zorunda kaldık, babaannenin ömrü detayları yazmaya yetmedi, tüm bunları öğrenmek için torun Hüma'nın Londra ve New York'a yaptığı seyahatler, hem babaannesinin geçmişinde kalan diğer sırları açığa çıkardı, hem de onun bazı dostlarıyla tanışma fırsatı yarattı, diğer yanda bu yolculuk, kendi hayatını ve eşiyle yaşadığı ilişkisini sorgulamasına neden oldu, Hüma, özel yaşamındaki bazı problemleri de düzeltti, zira fark etti ki az daha hayatında var olan o özel insanı kaybetmek üzere... Benim en merak ettiklerimden biri, Şah Nazir Han'dı ve görünen o ki Nazir bana kaldı :) aslında beni en çok etkileyen, ilk kitapta bahsi daha sık geçen Aurora'nın İncilerinin hikayesi oldu, ne kadar dramatik olsa da, ve bu hikayeden doğan Şah Nazir Han benim en favori karakterimdi ama iki kitapta da gizemini korudu :) Hüma çok güçlü bir kadın, hayatı inişli, çıkışlı, aşkla, tutkuyla ve acıyla yoğurulmuş, ama nesillerce anlatılacak, güzel bir hikayenin kahramanı olmayı da başarmış :) Güzel bir kitaptı ama ilk kitap " Sır" ı daha çok beğendiğimi söylemeliyim ve Nermin Bezmen kesinlikle benim en favori yazarlarımdan biri :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/

Baskı: Tutku Oyunları (Tutku Oyunları Serisi, #1)

Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan birisiydi diyebilirim,yazarın kitabın girişinde belirttiği psikolojik ve fiziksel şiddet uyarısını dikkate almak lazım :( Bu kitapta bütün hayatını intikam duygusu üzerine kurmuş,oldukça zeki,başarılı,ve hasta bir adamın masum insanların hayatlarını nasıl alt üst ettiğini okuyoruz... Claire bir meteorolog,çalıştığı kanal satılınca işsiz kalıp barmenlik yapmaya başlıyor,ebeveynlerini bir kazada kaybetmiş yalnız yaşıyor,kızkardeşi ve onun avukat eşi John tek ailesi diyebiliriz.. Bir gün Claire'in çalıştığı bara, kırklı yaşların ortalarında,işinde oldukça başarılı,yakışıklı,karizmatik,ultra zengin baklavalı bir sapık, pardon adam geliyor ve hikaye başlıyor :) tüm detaylara dikkat etmek gerek bu kitapta, zira aklınıza bile gelmeyecek olayların arkasından bu psikomanyağımız çıkıyor :) Anthony Rawlings, namı diyar boyu devrilesice diyorum ben kendisine :) yukarıda saydığım özellikleriyle tüm kadınların rüyalarını süslüyor,tabi sayısız şirketleri,serveti ve sosyetenin bir numaralı ismi olmasının etkiside büyük :) ve bu adam sadece Claire'in hayatını mahfetmekle kalmıyor onun hayatına dahil olmuş olan herkes bu fırtınadan nasibini alıyor... Anthony'nin kızı etkilemesi çokta zor olmuyor ki bu Claire'in yaptığı ilk hata, asıl bomba hatayı sonlara doğru yapıyor,Claire'e kızdığım çok yer oldu, yeni tanıdığı bir adamla yediği ilk yemek sonrası otelinde sabahlamaya kalkması çok saçmaydı, tabi sonrasında gözünü hiç bilmediği bir evde, kilitli bir odada, üstelikte yüzünde ve vücudunda işkence izleriyle açabilme olasılığını hesaba katmamıştı..( böyle bir şey kimin aklına gelir ki ) Yalnız Claire hep o odada mahsur kalmadı zamanla yaşadığı ev ve çevresine,sonrasın da insan içine çıkma şansına sahip oldu tabi Anthony'nin izin verdiği zamanlarda ve sürelerde .... Anthony bir psikomanyak bu adamı sevmek için bir neden aramayın,zira ben bulamadım ama ille de çocukluğuna ineceğim diyorsanız inin ama bırakın o orada kalsın siz geri dönün :)) Kitapta sıkıldığım kısımlar vardı elbette, mesela Claire'in yaptığı pahalı alışverişlerden,dağıttığı bahşişlerden,aldığı pahalı markaların isimlerinden ve çıktıkları tatillerin uzun anlatımından dolayı fenalık geldi ama o kısımları çok dikkatle okuyun zira hepsinin bir nedeni var ve Anthony'nin şu sözünü aklınızdan çıkarmayın.. " Görüntü Her Şeydir" http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/tutku-oyunlari-yorum.html#more

Leo
8/1024.06.2016

Baskı: Leo

Sonu oldukça tahmin edilebilir olmasına rağmen yazarın sıcak üslubuyla çabucak okunası bir kitap:) Evie ve Leo ilk kez koruyucu bir aile evinde tanışıyorlar, Evie 14 Leo 15 yaşında, aşklarının ilk başlangıcı oluyor bu ev, bir süre sonra Leo başka bir aileye veriliyor, ama gitmeden Evie' ye söz veriyor, reşit olduğunda onu bulacak ve sonsuza kadar birlikte olacaklar, aradan sekiz yıl geçiyor, verilen sözler tutulmuyor, en azından Leo cephesinde... Evie hayatına kimseyi sokmuyor,her ne kadar Leo' ya kızsa da onu hala seviyor ve bekliyor, bunun için sade bir hayat yaşıyor, bir otelde kat görevlisi olarak çalışıyor, iki tane çok sevdiği arkadaşı dışında sosyal hayatı sıfır, fakat bir gün, karşısına çıkan Jake adında bir yabancı, ona Leo nun öldüğünü söylüyor, Evie onca yıl kendisini aramayan hayatının aşkı için sinirlensin mi yoksa ölümü için yas mı tutsun bilemiyor.. Jake oldukça yakışıklı bir adam, Evie'ye her bakışı aşkla dolu, ama bir yandan da gizemli bir yanı var, kısa bir süre içinde Evie'nin hayatının merkezinde yerini alıyor, hayatında hiç bir şeyi dolu dolu yaşamayan, her şeyi erteleyen Evie, Jake' le aralarında başlayan çekime karşı koyamıyor, aralarında yoğun ve tutkulu bir ilişki başlıyor .. Ama ne derler bilirsiniz, "hiç bir sır sonsuza kadar saklı kalmaz" bir süre sonra Jake'in sakladığı derin ve acı dolu sırlar gün ışığına çıkıyor ... Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen güzeldi, ama ikinci kitabın yerini tutmuyor desem yalan olmaz zira her satırda gözlerim " Archer" ı aradı :))

Eskort
7/1023.06.2016

Baskı: Eskort

Amber, evlere şenlik teyzesi tarafından karın tokluğuna büyütülen üniv. öğrencisi çok güzel bir kız, annesi sevgilisiyle kaçınca kız çatlak teyzenin başına kalmış , bir gün cafe de ders çalışırken karşısına Audrey adında bir kadın çıkıyor, kadının bir eskort şirketi var tabi kıza bunu söylemiyor, kartını verip gidiyor dara düşünce ara anlamında, aylar sonra bizim deli teyze, bir kış günü kızı kapı dışarı edince aklına Audrey geliyor, kadını arıyor, buluşuyorlar ve ne iş yapacağını öğreniyor,sonrasında hikaye başlıyor :) Audrey müşterileri bulacak kızda belirli bir ücret karşılığında adamların yanında aksesuar gibi duracak, hiç bir şekilde cinsel temas yok, kurallardan biri bu, ki zaten kızımızın da böyle bir derdi yok , daha öncede olmamış :) fakat ilk müşterisi Max ile karşılaştığında Amber'ın yaptığı ilk şey birinci kuralı çiğnemek oluyor zira aralarında oldukça güçlü bir çekim var :) Kitapta aklımın almadığı iki sahne var biri zorlama olduğunu düşündüğüm, diğeri kadın karakterin aşkını sorguladığım sahne, yalnız "Spoiler" gibi olabilir dikkat sonra bazı arkadaşlar kızıyor : )) ( Zorlama) Amber daha önce başka bir işte çalışamamış, nedeni normalden biraz daha zayıf ve ufak tefek diye kimse iş vermemiş, yani milyonlarca öğrenci var bir yandan okuyup bir yandan çalışan, memlekette iş kıtlığı mı var ki hiç iş bulamadın da geriye Eskort'luk kaldı... ( Aşkını sorguladığım kısım) kızımız, Max' le aralarında başlayan güçlü çekim ve birliktelik sonrasında adama bu iş olmaz deyip durdu, aslında kadınla yapılan anlaşmada kızı bağlayıcı hiç bir unsur yoktu, istediği zaman işi bırakabilirdi, gidip başka bir işte güzelce çalışabilirdi, ama o tutup adama , bu kadar parayı başka hangi işte kazanabilirim, bu konforu bırakamam deyince zaten gözümden düştü, valla o anda Max'in gözünden nasıl düşmedi onu da hiç anlamadım :) Kitabın sonlarında Craig adında çıktığı müşterilerden biriyle kızın başı derde giriyor adam tam bir odun çıkınca aralarında yaşanan bir tatsızlık medyaya sıçrıyor malum müşteriler tanınan iş adamları ve bu olay üzerine adam kızdan intikam almaya karar veriyor onuda ikinci kitapta okuyacağız :).... Sade ve akıcı bir dili vardı kitabın, klişe bir konu ama yazarın kalemi iyi ...

Baskı: Aşkın Sırrı ( Sır Serisi # 3 )

"Sır" serisi sevdiğim serilerden biridir, tüm kitapların bende yeri ayrı, bu kitapta yarı tanrılarla son kez bir araya gelmek çok zevkli ve hüzünlü oldu, bizimkiler maceraya doymuyor desem yeridir, aileye yeni katılanlar , geçmişten kalan husumetler, kaçırılanlar, yaralananlar, yeni doğan bebekler, düğünler derken, eğlenceli bir maceranın sonuna gelmiş olduk ve fark ettim ki ben bu çocukları gerçekten özleyeceğim:) Karakterler arasındaki diyaloglar, espriler, o kadar sıcak ve samimi ki, sanki bir yerlerde gerçekten yaşıyor gibiler :) Müjde Albayrak'ın Hissiz ve Maske kitaplarındaki karakterleri görmek eğlenceliydi, biraz gürültülü patırtılı oldu, gözler morardı falan ama çok tatlılardı, malum bizim delileri tutmak çok zor, özellikle de sevdikleri söz konusu olunca memleketi ateşe verirler :) Kitabın sonunda zaman atlaması sayesinde ufaklıkların büyümüş hallerini görmek hoşuma gitti, şu kadarını söyleyeyim babalarından aşağı kalır yanları yok, eh malum çekirdekten yetişiyorlar :) Böyle güzel bir seri için yazara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum :)

Köprü ( Push, #1 )
8/1006.06.2016

Baskı: Köprü ( Push, #1 )

Ergenlik dönemini psikopat bir üvey baba ve en az onun kadar sorunlu iki erkek kardeşiyle geçiren Emma, annesinin ölümü üzerine başka bir şehre taşınıyor, yeni evinde biraz tadilat ihtiyacı olduğu için devreye ev sahibi vasıtasıyla marangoz olan üst kat komşusu David giriyor... kitapta geçmiş ve şimdi arasında mekik dokurken David'in hiçte göründüğü gibi beyaz atlı bir prens olmadığını öğreniyoruz, Emma'nın psikolojisi ne kadar bozuk ve tahtaları ne kadar eksikse, David'in hiç tahtası olmadığını anlıyoruz Geçmişte birlikte olduğu kız arkadaşlarına, annesinin yaşadığı sonun benzerini yaşatmakta kararlı olan David en son golünü sezon finalinde atıyor... Kitabın girişinde sonunu okumamış olsaydım, gerçi yazar niye öyle bir şey yapmış onuda anlamadım , o köprüye Emma'yı götürmeyeceğini düşünürdüm, zira Emma'ya diğerlerinden daha fazla değer verdiğini hissediyorsunuz, gerçi bu bir şeyi değiştirmedi ve nihayet Emma'da kum torbalarıyla tanıştı.... Sonlara doğru öğreniyoruz ki o köprünün gerçekten derin bir anlamı var, orası David'in yeni hayatının şekillendiği yer.......Merak uyandırıcı ama durağan ilerleyen bir kitap,yazar yetişkin sahnelerini bolca kullanmış, geçmişte yaşadıkları travmaları atlattıklarını sanan ama kesinlikle tedaviye ihtiyacı olan iki gencin hikayesi, bir ara acaba okuduklarım bir hayal ürünümü diye düşündüm, dedim şimdi kendimi bir akıl hastanesinde ileri derece bir şizofrenin beyninde bulacağım : ) Bu arada, David'in ortadan kaybolan eski kız arkadaşları ile Emma'nın on bir yaşından beri hayatına giren erkeklerin çetelesini tutmakta zorlanabilirsiniz :)

Baskı: Fırsatçı (Love Me With Lies #1)

Bir çok kişiden övgüler alınca bende seriyi tamamlayıp okumaya karar verdim,hay vermez olaydım ilk kitap yetti de arttı :) Üniv. sıralarında başlayan güzel bir aşk hikayesi okumaya başladım derken kitap birden Yalan Rüzgarı'na döndü, okul sıralarından otuzlu yaşlara kadar karakterlerin, bilimum entrikalarına, sonu gelmez yalanlarına, saçma sapan ayrılıklarına, başka kişilere hatta evliliklere yelken açmalarına kadar ne ararsanız var.. Olivia bugüne kadar okuduğum en soğuk ve bencil karakter,Caleb gibi biriyle tanışması onun için büyük şanstı, ama tüm ruhsuzluğuyla ki neredeyse frijitliğiyle adamı kaybetmek için elinden geleni yaptı ve sonunda kaybetti çok şükür :) gerçi Caleb'in ona yıllar sonra oynadığı oyunda pek masumane değildi ama adama kızamıyorum, özellikle yıllar önce ayrıldıkları gece ki ben Caleb'a yaptığı şeyden dolayı çok da sövemedim :) Olivia'nın kendince aldığı intikam çok saçmaydı.. Aslında benim bu tarz kitaplarda anlamadığım bir şey var, birbirlerini böyle dellicesine hatta tapacak derecesinde seven insanların , kamuya bu kadar çabuk ve çok rahat bir biçimde açılabilmeleri :) Kısacası karakterlerinin tümünün dengesiz olduğu bol entrikalı kitaplardan hoşlanıyorsanız kesinlikle seveceksiniz, ama ben sevemedim, zira ana karakterlerin bu kadar yalana, pisliğe boğulmuş olmaları hoşuma gitmedi, iş böyle olunca yaşadıkları o büyük aşk benim gözümde değersizleşiyor :)

Baskı: Arzunun Kıyısında (Notorious, #3)

Finalini güzel bulduğum geri kalan kısımlarının sıkıcı olduğunu düşündüğüm kitaplardan biri :) Lord Wycliff dış işleri için gizli görevlerde çalışan ve çapkınlıklarıyla ünlü bir ajan, yıllardır işiyle evli ama artık kendisine uygun bir eş bulup bir erkek evlat sahibi olmak istemektedir, bunun için uygun gelin adayı arama turlarından birinde Brynn ile karşılaşıyor, yalnız kızımız kendisini kardeşlerine adamış ve evlenmeyi asla düşünmüyor,çünkü atalarından kendisine miras kalan bir çingene lanetine fena halde kafayı takmış durumda, bu lanete göre,Brynn'ın soyundan gelen kadınlar, aşık olduklarında yada birileri onlara aşık olduğunda, bu aşkın sonu erkek tarafının ölümü ile sonuçlanıyor, yani kazara bir şekilde ölüyorlar, bu nedenle Brynn'ın listesinde aşk yada evlilik en son sırada bile değil.... Fakat bizim çapkın ve zengin Lordumuz kadından oldukça etkileniyor, ellem edip kallem edip onunla evlenmeyi başarıyor, gerçi bunda kızın en küçük kardeşini yatılı bir okula gönderip tüm geleceğini garanti alması da önemli bir etken, zira kızın ailesinin maddi durumu oldukça kötü ve küçük kardeşi bilimsel buluşlara ilgi duyan zeki bir çocuk , bilim insanı olacağı kesin :) Brynn'in abisi Grayson, ailesini geçindirebilmek için kaçakçılık işine bulaşmış durumda, yakasını bir türlü kurtaramadığı içinde gittikçe batıyor ve Wycliff te bu olayı araştıran ajanlardan biri, zamanla evlendiği ve aşık olduğu kadınında bu işin içinde olup olmadığı kuşkusu içini kemirmeye başlıyor, ve finale doğru düğümler çözülüyor.. Wycliff ne kadar kadının üzerine titriyorsa, Brynn lanetten dolayı adama aşık olmamak için uzak duruyor, lordumuz ne kadar tutkulu ve sıcaksa, kızımız bir o kadar soğuk,ukala,kavgacı menduburun teki, yani lanetten dolayı adamdan uzak durmasını anlarım ama bu kadar öfke dolu ukala hareketlerine anlam veremedim :) Bu arada yetişkin içerikli sahneler bolca mevcut :)

Şimdi Benimsin
6/1010.05.2016

Baskı: Şimdi Benimsin

Töre ve tecavüz gibi iki ağır konunun işlendiği ama sayfaların boş aktığı bir kitaptı diyebilirim,Fırat önemli bir aşiret ağasının oğlu, sözlüsü başka bir adama aşık olup onunla kaçınca ortalık karışıyor, ailesi ve aşiretin ileri gelenleri Fırat'a iki seçenek sunuyor, ya sözlüsünün kaçtığı adamın kız kardeşi Elif'in kanlı çarşafı gelecek ve namus temizlenecek yada sözlüsü ve o adamın cenazesi gelecek.... Fırat'ın aslında seçme şansı yok,yere eğilen başını bir şekilde kaldırmak zorunda, bu nedenle Elif'in peşine düşüyor, onu kaçırıyor ve tecavüz ediyor, sonrasında Elif'in hamile kalması yüzünden ailesinin onu başkasıyla evlendirmesi devreye giriyor ki Fırat buna izin vermiyor ve onu alıp Diyarbakır'a getiriyor, gerçi bunu isteyen Elif zira başka şansı yok çünkü, ailesi kıza sırtını dönmüş durumda hiç bir suçu olmadığı halde..... Fırat zamanla kıza aşık oluyor ve ailesi kıza kendi kızlarından daha fazla ilgi gösteriyor, adeta sevgi yumağına boğuyorlar kızı, bir ilgi bir alaka meğer aile melekmiş , hatta okuması için izin veriyorlar tabi Diyarbakır sınırları içerisinde, bunun üstüne kızın kaynanasını sürekli öpücüklere boğması da ıyy dedirtti, kendi ailesi kızı silince bu ailenin gösterdiği ve hiç beklemediği bu sevgiye minnet duydu belki ama yahu bu halde olmanın sebebi onlar , sürekli töre deyip, Fırat'a baskı yapan onlar,ya çarşaf ya kaçanların cesetleri diyende onlar,özellikle kanlı çarşafının Diyarbakır'a gönderildiğini ne çabuk unuttun,Fırat'ın çektiği tüm vicdan azabına , pişmanlığına gözlerini kapadı,adamın onu köpek gibi sevdiği gerçeğini elinin tersiyle itti, bir adamı affedemedi zaten, maşallah bütün aileyle bal kaymak ve bu bana iki yüzlülük gibi geldi..... Ayrıca kitap boyunca Elif'in dillere destan güzelliğinden nazından tızından fenalık geldi, hep bir şey olacak diye bekliyoruz ama yok sayfalar ev muhabbetleriyle akıyor , aşk derseniz bir Fırat'ın kara sevdasını okuyoruz , Elif bildiğin duvar,affetme var mı derseniz var ama 10 yıl kadar beklemeniz gerekiyor :) Anlayacağınız Fırat kovalar Elif kaçar 500 sayfa bu şekilde geçti, sürekli ezik başı yerden kalkmayan bir kız, Fırat efendi kıskançlıkları yüzünden sürekli esip gürlüyor, bari ona ağzının payını ver hadi aşirete sesin çıkmıyor, ama nerdee :)..... Hele bir finali var evlere şenlik, uzun zaman atlamaları sayesinde,sağ kalan kalmadı valla, biz alışmışız kitabın sonunda gökten düşen üç elmayı oturup yemeye bu kitapta mezarlıklar ağır geldi :)

Gülizar
6/1006.05.2016

Baskı: Gülizar

Kitap, henüz oniki yaşında kendisinden yirmi yaş büyük biriyle evlendirilen ve o rezil herif bir iş kazasında öldükten sonra beş çocuğuyla ortada kalan Gülizar'ın hikayesini anlatıyor, iki tarafın ailesi de çocuklara bakmak istemeyince, kızlarının da kendisiyle aynı kaderi yaşamasını istemeyen Gülizar, onları da alıp Urfa'dan İstanbul'a kaçıyor, fakat kısa bir süre sonra küçük oğluyla birlikte trafik kazasında ölünce ,kalan dört çocuk farklı ailelere evlatlık veriliyor. Aslında Gülizar'ın kendi hikayesini kitabın sonunda öğreniyoruz, kitap kızlardan Neslihan'ın evlatlık olduğunu öğrenmesiyle başlıyor, sonra kardeşlerini aramaya karar veriyor ve akabinde onların hikayeleri devreye giriyor, Neslihan kardeşler arasında şanslı olanlardan biri, birde Ümit var diğer ikisi gerçekten feleğin silllesini yemiş. Kitap Gerçek bir olaydan esinlenerek kurgulanmış, aslında hikaye derin ve karakterlerde fazla olunca 200 sayfa yetmemiş ve birazda acemice kaleme alındığını düşünüyorum, zira en fazla Neslihan ve Elvan'ın hikayesi anlatılıyor diğerleri tadımlık eklenmiş, hepsini anlatayım derken geçişler hızlı olmuş, üstüne birde Neslihan'ın iki erkek arasında kalan aşk hikayesi eklenince, bir o olaya ,bir bu olaya atlıyoruz, aslında kitaptan ziyada ,kitap özeti gibi olmuş, keşke gereken özen gösterilseydi ortaya daha iyi bir şeyler çıkabilirdi diye düşünüyorum :)

Baskı: Karmakarışık (Tangled, #1)

Güzel ve akıcı bir dili olmasına rağmen kurgusunu basit bulduğum kitabı kurtaran tek kişi Drew Evans , kendisi önde gelen yatırım bankalarından birinin ortağı, aslında patronu babası, Drew ve en yakın arkadaşları da şirketin çalışanı, ve günlerden bir gün Kate adında zeki ve güzel bir kızın şirkette işe başlamasıyla Drew in hayatında bildiği her şey yerini bilmediklerine bırakıyor,aşk, sex ve ilişkiler hakkında her şey sil baştan yazılıyor, yalnız kız nişanlı yani Drew'in işi zor Yazarın Drew'i sizinle birebir konuşturması inanılmaz eğlenceliydi, sanki kendinizi kitabın en önemli karakterlerinden biri ve Drew'in en yakın dostu gibi hissediyorusunuz, zira onun tüm sırlarına ortak oluyorsunuz, kadınlarla ilgili yaşadıklarını anlattıktan sonra ardından size verdiği tüyolar çoğu yerde kahkaha atmanıza neden oluyor, Drew Evans inanılmaz eğlenceli bir adam :) Kitapta beni rahatsız eden bir kelime vardı " Kaltak" bunu çok sık kullanıyor üstelikte kızkardeşi için söylüyor ne bileyim hoşlanmadım bu kelimeden bu konuda kızdım kendisine :) Bu arada Kate'in nişanlılık geçmişini öğrenince çok güldüm, birlikte olduğu adamla on beş yaşından beri tanışıyorlarmış ve tam 11 yıldır birlikteler ve hala nişanlılar, aslında ilişkiden emekli olmuşlar haberleri yok :) Not: Kitapta yetişkin sahneler bolca mevcut :)

Başka Dilde Aşk
10/1018.04.2016

Baskı: Başka Dilde Aşk

Bazen kelimelerin yetersiz kaldığı yerlerde sessizlik çok şey anlatıyor insana ve bir an geliyor ki aslında kelimelere hiç ihtiyacınız olmadığını farkediyorsunuz :) İnsanı derinden etkileyen kitaplardan biriydi, henüz yedi yaşındayken yaşadığı acı olayların sonrasında konuşma yetisini kaybeden Archer Hale kendisini dış dünya ya tamamen kapatmış, yaşadıklarını okudukça etkilenmemek mümkün değil o yaşta tam bir aile faciasının ortasında kalan bu küçük çocuk hikayenin en masumu olmasına rağmen payına düşen bir kurşun ve yalnızlık olmuş.. Aile bildiği herkesi kaybeden Archer geride kalan tek yakını kanser hastası amcasının yanına verilmiş, soğuk ruhsuz birazda paranoyak olan bu amca tarafından büyütülen Archer onu çok erken kaybedince tek başına kalmış, yaşadığı kasabada kimsenin yanına bile yaklaşmak istemediği birazda ürktüğü biri haline gelmiş,sesiz küçük bir çocuktan zamanla daha da sessiz ve kendisine kalın duvarlar ören genç bir adama dönüşmüş... Archer'ın bu sesiz hayatına Bree'nin dahil olmasıyla birlikte genç adamın, geçmişindeki canavarlarla uğraşması daha kolay bir hale geliyor, Bree sevgisiyle ve tutkusuyla genç adamın kendisini sardığı kozadan çıkarmasına yardım ediyor,genç kadın aynı zamanda kendi geçmişinden kaçıp bu kasabada biraz zaman geçirmek için bulunuyor olsa da, zamanla Archer ın yaralarını sararken kendi yaralarını da iyileştirmeyi başarıyor.. Bree karakteri ilk sayfalarda Travis denen gereksiz mahlukatla yaptığı küçük öpüşme sahnesiyle benden eksi puan almıştı ama çabucak kendine geldiği ve asıl aşık olduğu kişinin Archer olduğunu anlamasıyla ve ardından ona tutkuyla bağlanıp onun için yaptığı fedakarlıklarla benden tam puan almayı başardı :)) Yalnız kitapta yazım hataları vardı söylemeden geçemeyeceğim :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/04/baska-dilde-ask-yorum.html#more

Bir Bebek Daha
8/1014.04.2016

Baskı: Bir Bebek Daha

Farklı bir konusu olduğu için merak ettiğim kitaplardan birisiydi, ilk yarısında fazlaca kadın diyaloğuna maruz kalmama rağmen kalan yarısında zevkle okuduğum bir kitap oldu, tabi fazla tesadüfi olaylarda yok değil :) Hüma kimsesiz bir kız, babası onu ve annesini başka kadınlar için terk etmiş, zaten rezil evlere şenlik bir adam, annesi ise yaşadığı psikolojiye dayanamayıp intiharı seçen zayıf bir kadın, Hüma kimsesizler yurdunda büyümüş, böyle bir geçmişe sahip olunca iyi adamların varlığına, mutlu bir aile tablosunun imkansızlığına kendisini iyice inandırmış.. Fakat Hüma kendisini iyi yetiştirmiş, avukat olma yolunda hızla ilerliyor, çok sevdiği Esra adında bir kız arkadaşı var üniversiteye giderken tanışmışlar, kız bol çeneli bir çatlak, hele birde annesi varki besmeleyle yaklaşmak lazım :) ama iyi insanlar ve Hüma'yı ailenin bir parçası olarak kabul etmişler Hüma kızımız evlenmeyi asla düşünmüyor, ama diğer yandan da bir bebek sahibi olmak için çıldırıyor, bu durumda geriye tek bir seçeneği kalıyor, sperm bankası, aslında bu kısım bana biraz tuhaf geldi yani daha okulu yeni bitirdin, avukat oldun ama mesleğine başlamadın ve hemen hamile kalma derdine düştün, hele bir hayatını kursaydın da öyle bebek yapsaydın :)) Asıl olaylar, Sperm bankasında bir karışıklığın yaşanması ile başlıyor, gönüllü donör olmayan, sadece geçirdiği bir hastalık için spermlerini dondurmak üzere bankaya gönderen Kartal'ın , asıl dönörle karışması sonucu, Hüma bu baş belası adamın bebeğine hamile kalıyor, tabi onca şahsın içinde bu kişinin bir türk olmasıda ayrı enteresan :)) Kartal bir iş adamı bir ablası ve dünya tatlısı bir yeğeni var, sürekli emir veren , her daim kaşları çatık duran homur homur dolaşan tiplerden, kafadan rahatsız bir kız arkadaşı var :) yanında çok güvendiği Berat ve Aslan adında iki yakın adamı da aileye dahil :) Kartal hiç beklemediği bu bebeğin varlığını öğreniyor ve akabinde kıza hayatı zehir etmeye başlıyor, sürekli bir tehdit bir şantaj , ya bebeği bana verirsin yada mahkemeye gider gebeliği sonlandırırım, çoğu yerde adamın ümüğünü sıkmak geldi içimden, ama zamanla Kartal'ın yumuşak kalbini görmeye başlayınca öldürmekten vazgeçtim :)) Zamanla Kartal ve Hüma arasında yaşananlar onları birbirlerine yakınlaştırıyor, yalnız kız bana fazla inatçı geldi çoğu zaman Kartal'ı sevdim Hüma'ya sinir oldum, her şeyi çok abartıyor,kendini assollist sana tiplerden, bir afra bir tafra, bulmuşsun Kartal gibi bir adamı belanımı istiyorsun :)) Kitaptaki fazla tesadüfi yerleri görmezden gelirsek eğlenceli güzel bir kitaptı , ayrıca İkinci kitabı okumak farz oldu zira ailenin diğer üyeleri arasında başlayan yakınlaşmalar ikinci kitaba kaldı :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/04/bir-bebek-daha-yorum.html#more

Bakire
4/1007.04.2016

Baskı: Bakire

Kitap tam bir hayal kırıklığı oldu , bir avuç hikaye ancak bu kadar karman çorman edilip gereksiz detaylara boğdurulabilirdi,karakterler felaket kurgu zaten sıfır nasıl ödül almış anlamadım şahsen :).....1987 yılında bulunan bir kadın cesedinin sırrı tam 17 yıl sonra çözüme kavuşuyor, millet oturmuş oturmuş 17 yıl sonra aklına gelmiş sanırım :).... Kasaba şerifinin iki oğlu ile birlikte ölü bir kadın cesedini bulması sonrasında olaya dolaylı olarak karışan başka bir çocuk derken, ailelerin nedenini anlamadığımız bir şekilde olayın üstüne örtmesi ve çocuklardan birini başka bir şehre gönderip diğerlerinede susmalarını öğütlemesi karşılığında herkes sus pus olmuş, zamanla ölen kız Bakire diye anılmaya başlanmış, kasabalılar aralarında yardım toplamış tanımadıkları bu kız için, bir mezar yaptırmışlar, aradan zaman geçince kıza şifacı gibi bir misyon yüklenmiş hastalıkları iyileştiren ,dilekleri kabul eden tarzında , zamanla kız halk arasında efsane haline gelmiş anlayacağınız :) Cinayete arkadaşları ve onların aileleleri ile birlikte dolaylı olarak karışan daha doğrusu görmemesi gereken şeylere şahit olan, ve onaltı yaşındayken ailesi tarafından kasabadan zorla gönderilen Mitch 17 yıl sonra kasabaya ölen annesinin mezarını ziyaret etmek için dönüyor, kasabadan uzaklaştırıldığında bir kız arkadaşı vardı adı Abby, onunla yeniden karşılaşıyor, kıza giderken hiç bir şey söylemediği için açıklaması gereken şeyler var. Mitch güya kitabın erkek karakteri kendisini 1987 yılına geri dönüşlerden tanıyoruz ama günümüzdeki Mitch'le kitabın 200. sayfalarda tanışıyoruz ondan sonra da zaten varla yok arası bir karakter, gereksiz detaylardan adamı tanımaya sıra gelmedi......Karmaşık aile bağlarının olduğu karakterlerinin insanda hiç iz bırakmadığı gerilim namına zerre bir şey hissedilmeyen bir kitaptı maalesef :( http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/04/bakire-yorum.html#more

Baskı: Aşkın Ritmi (Stage Dive #2)

Aşkın Ritmi " Stage Dive"sersinin ikinci kitabı ve bayıldım bu kitaba seriye ikinci kitaptan başladım çünkü elimde sadece bu vardı :) Grubun bateristi Mal Ericson oldukça renkli ve çok tatlı bir karakter, genelde ne söylemeye çalıştığını anlamakta zorlanıyorsunuz, şakamı yapıyor yoksa gerçek mi diye :) çoğu zaman ya iki kez dinlemek zorunda kalıyorsunuz ya da boş vermek :) Mal duygularını uçlarda yaşayan biri, acılarını dile getirmek ve yardım almak yerine, kendisini hiperaktif bir karaktere, herşeyi alaya alan bir oğlan çocuğuna dönüştürüyor, girdiği kriz durumlarında baterisinin arkasına saklanıyor ve tüm öfkesini onu çalarak kusuyor, o anlarda canının nasıl yandığını görmemek imkansız.... Anne onun merhemiydi desem yeridir, çok tatlı bir kız, zor bir hayatı olmuş sorunlu bir ailesi var ve iyi niyetinden başına gelmeyen kalmamış, ama ona her zaman destek olan bir kız kardeşi var , Anne bir kitapçıda çalışıyor patronuna duygusal anlamda bir şeyler hissediyor ama platonik olarak, ve bir gün ev arkadaşı tarafından dolandırılıyor, kız eşyalarıyla birlikte ortadan kayboluyor, Anne bunu atlatmaya çalışırken komşusu Lauren sayesinde zoraki de olsa bir diğer komşusu Evelyn'in verdiği partiye katılıyor, maksat biraz kafa dağıtmak ve aynı zamanda en sevdiği grubun en sevdiği elemanı Mal Ericson'ı yakından görmek :) Evelyn ilk kitabın kadın karakteri ve grubun diğer elemanı David ile evli ve bu da tüm grubun o partide olduğu anlamına geliyor :) Partide olaylar çok garip ve hızlı bir şekilde gelişiyor, Mal ve Anne'nin kısa bir sohbeti oluyor ve Mal kızın başına gelenleri öğreniyor ve birden ona kız arkadaşı olmasını teklif ediyor, aslında sahte kız arkadaşı olmasını, bunun nedeni Mal'ın kötü görünen imajını düzeltmek, karşılığında Anne'ye borçlarını ödemesinden yardımcı olacak, Aslında Mal'ın bunu istemesinin bir diğer nedeni de kendi ailesiyle ilgili özel bir durum ama bu kısmı kıza söylemiyor. Aralarındaki anlaşma bir süre sonra gerçeğe dönüşmeye başlıyor ve ortaya harika bir kitap çıkıyor, Anne karakterini sevdim , Mal'ın en zor anlarında hep yanındaydı, her anlamda varlığını hissettirdi, onu her şeyden hatta Mal'ın kendisinden bile koruyacağına söz vermişti ve öylede yaptı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/04/askin-ritmi-yorum.html#more

ÖncekiSayfa 6 / 16Sonraki