
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşkın Melodisi (Stage Dive #4)
Bir serinin daha sonuna geldik ama finali iyi yapamamış yazar zira okurken biraz sıkıldım :) Stage Dive grubunun bas gitaristi Ben'e yasak olan tek kızdı Lizzy, zira kendisi grubun bateristi Mal'ın eşinin kız kardeşi oluyor, o nedenle başta Mal olmak üzere herkes kız kardeşi gibi görüyor Lizzy'i , fakat kızımız Ben'e çılgın gibi aşık, gözü kimseyi görmüyor, uyarılara da kulak asmıyor, Vegas'ta yaşanan tek bir gece sonrasında hamile kalınca ikilinin hayatı kökten değişiyor... Lizzy bir aile kurmak isterken, Ben, benden aile babası olmaz, yalnızlığıma düşkünüm,bebeğin sorumluluğunu alırım ama bize gelince sadece arkadaş kalalım modunda, fakat bir yandan da birbirlerinden uzak duramıyorlar, kitap boyunca ortalık alev aldı desem yeridir :) hikaye bir kısır döngüde dolaşıp durdu, bir öyle bir böyle derken Ben'in dengesiz halleri kitabın sonuna kadar devam ediyor... Kitabı pek sevemedim ama finaldeki doğum sahnesini sevdim :) ve bir kez daha anlaşıldı ki benim favori karakterim ve kitabım değişmedi Mal Ericson ve Aşkın Ritmi :)
Baskı: Kaçak Yolcu (Malory-Anderson Family #3)
Serisinin üçüncü kitabıydı, anlaşılan o ki yazar kalabalık aileleri seviyor, sonlardaki gereksiz uzatmaları saymazsak güzel bir kitaptı, Georgina yıllar önce kaybolan uzatmalı nişanlısı Malcolm'ı aramak için yanında aile dostları Mac ile birlikte ingiltere'ye bir yolculuğa çıkar, kızımız erkek kılığına girer ve Mac ile birlikte şehrin en pis yerleri dahil aramaya başlarlar, Nişanlısının yıllardır kayıp olduğunu düşünürsek ben şahsen adamın öldüğünü falan düşünmüştüm, ama bulduklarında gördük ki adam ölmemiş hatta çoğalmış :) Kızımız yaşadığı hayal kırıklığından sonra evine, Amerika'ya geri dönmek için hareket eden ilk gemiye biner ama erkek kılığında, zira uzun bir deniz yolculuğu yapacaklardır ve bu bir kadın için pekte güvenli değildir, geminin sahibi eski bir korsan olan kaptan Hawke'ın bir kamarota ihtiyacı olduğunu öğrendiklerinde, Georgina bu işin altından kalkacağını düşünür. Hesaba katmadığı şey ise, aslında bunun kaptanla ikinci karşılaşması olacağı ve adamın onu ilk gördüğünde erkek kılığında olmasına rağmen bir kadın olduğunu fark etmesidir, gemide bu bilgiyi kendisine saklayarak Georgina ile eğlenceli bir kedi fare oyununa başlayan Hawke farkında olmadan geminin yönünü aşka doğru sürecektir :)
Baskı: Seninle Başım Dertte (Malory-Anderson Family #1)
Bol yan karakterli, kalabalık ve çatlak aile üyelerinden hoşlanıyorsanız zevk alacağınız bir kitap :) Eski sevgilisine küçük bir ders vermek için onu kaçıran daha doğrusu kaçırdığını sanan Nicholas baltayı taşa vuruyor, zira kaçırdığı kişi Regina Ashton, kendisi kalabalık Mallory ailesinin en sevilen üyelerinden biri, ilk andan itibaren ikili arasında bir yakınlaşma başlıyor, Regina, o güne kadar dayılarının ona bir türlü layık görmediği koca adayları yüzünden zaten delirmek üzere, Nicholas'tan da hoşlanınca aradığı adamı bulduğuna emin, o emin ama geçmişindeki bir sır yüzünden Nicholas emin değil, evlilik zaten onun için söz konusu bile değil, Regina dayılarına Nicholas istiyorum diye diretince, yeğenlerinin adı çıkmasın diye dayılarının Nicholas'ı rahibin karşısına çıkarması hiçte zor olmuyor :) Nicholas okuduğum en odun karakterlerden biri tam dayaklık, ama Regina ona dersini iyi veriyor :) Bu tarz, bol yan karakterli kitaplarda kalabalık ailelerden ana karakterlere sıra pek gelmiyor o konuda sıkıntılıyım ama Malory ailesi hoşuma gitti, bu okuduğum serinin ilk kitabıydı elimde bunun dışında sadece üçüncü kitap var, şimdi sıra onda, dayılarımızdan James Malory'e ait namı diyar Korsan Hawke :)
Baskı: Geçmişin Kırıkları
Açıkçası kitap beklentimin biraz altında kaldı diyebilirim, eşini kaybeden Elizabeth ve eşiyle oğlunu aynı anda kaybeden Tristan'ın, bir dizi tesadüfle bir araya gelmeleri ve yaralarını birlikte sarmalarını anlatıyordu... Aslında çok daha güzel olabilirdi,keşke kadın bu kadar yapışkan olmayıp, her fırsatta adamın üstüne atlamasaydı, ve eğer birbirlerine her dokunduklarında yada seviştiklerinde, biri karısının diğeri de kocasının adını sayıklamasaydı, o kısımlar bana biraz iğreti geldi, yani başka bir adama dokunurken hatta daha ileri giderken, ölmüş kocanı yada karını nasıl hayal edersin, onların isimlerini birbirinize nasıl fısıldarsınız anlamak mümkün değil, neymiş efendim, sevdikleriyle henüz vedalaşmaya hazır değillermiş, açıkçası bu kısımlar beni kitaptan biraz soğuttu, ama bunları görmezden gelirsem güzel bir kitaptı :) Bence kitap boyunca, acısını, özlemini, pişmanlıklarını, en yoğun yaşayan kişi Tristan'dı, onun duyguları daha derin ve daha gerçekçi geldi bana, yazar finale doğru olaya biraz hareketlilik katmış, eski bir dostun sakladığı sırlar ile bu ikiliyi bir araya getiren asıl mucizevi tesadüfü de eklemiş satırlarına... Herkesin farklı bir tat alacağı kitaplardan biriydi :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Aşk Şans İşidir (Lucky Harbor, #4)
Klasik, kasaba temalı bir aşk romanıydı, ama fena değildi :) Yaşadığı bir kazada arkadaşlarını kaybeden Ty, bir yandan geçmişinden kaçmak, diğer yandan da sakin bir ortamda tedavi sürecine devam etmek üzere, arkadaşı Matt'in koruculuk yaptığı, Şanslı Liman kasabasına gelir, pek fazla insan içine çıkmak istemediği için kasabada gizemli yakışıklı olarak anılmaya başlar.. Kadın karakterimiz bir hemşire, adı Mallory, kendisi iyi aile kızı, insanların her derdine koşan tatlı ve güzel bir kız, ilişkilerinde pek başarılı olamadığı için, o işleri de bırakmış görünüyor :)... Bu ikiliyi yakınlaştıran bir kar fırtınasıydı ama ardından kasaba sakinlerinin dedikoduları ile ortalık çarşı pazara dönüyor :) Kitapta beni gülümseten yerlerden biri, yazar girişte Mollory'i tanıtırken, ilişki konusunda sanki kız rahibe hayatı yaşıyormuş gibi tanıtmıştı, öyle masum öyle saf , ama ilk sayfalarda kızımızın, daha adını yirmi dakika önce öğrendiği bu yakışıklıyla, deponun birinde aganigi serominisine girmesi de beni bayağı şaşırttı , üstelikte kitap boyunca ilişkinin en aktif tarafıydı diyebilirim :) ... Sevgili yazar ,benim masumiyet ayarlarım la oynama lütfen :)) Serinin bu kitabı var elimde sadece ama 3. 5. ve 6. kitapları da bayağı merak ettim :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Kara Kış Beyaz Düş
Hayatın korkunç gerçeklerinden birini işlemiş yazar, bir adamın, üvey kızına duyduğu hastalıklı ve saplantılı bir aşkı, hoş adına ne kadar aşk denirse, kızın bu korkunç cendereden çıkmak için eğitimine yönelmesi, hakim olması ve Erzurum'da göreve başlayıp, orada yüzbaşı Güven ile tanışması hikayenin bir diğer yarısı.. Yazarın kalemini seviyorum, ama bu kitapta en önemli iki konu çok üstün körü geçilmiş ki bunlar kitabı asıl oluşturan temeller di, o nedenle ben kitabı yarım bir kitap olarak tanımlıyorum maalesef... Zeynep'in babasıyla yaşadığı o korkunç gece, ve ardından adamı yaraladığı sahne yarım sayfa bile sürmedi, üstelik karmaşıktı, bir kaç sayfada bahsi geçen adamın kasığındaki yaranın yaşandığı o sahne yoktu bile... Bir diğer konu, finale doğru hayatının en zor konuşmasını yapacağı andı, yani bu gerçekleri Güven'e anlatacağı sahne, ama oda yoktu, öyle bir konuşma hiç yaşanmadı, tek bir cümle hepsi bu, ben gerçekleri öğrendiğinde Güven'in o anki ruh halini, düşüncelerini okumayı çok bekledim, hatta mimikleri bile benim için çok önemliydi, ama yoktu maalesef... Bu kitapta sevdiğim tek karakter Güven oldu, zaten o olmasaydı Zeynep yeni bir hayata nasıl başlardı hiç bilemiyorum, zira o korkunç olayı yaşadığında hukuk okuyan koskoca bir kızdı zeynep, ama fazla ezik ve silik bir karakterdi üzgünüm .. http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Kalbim Sende Kaldı
Kitabın ilk yarısında akıl sağlığından ciddi derecede şüphe ettiğim kadın karakterimiz Lauren maddi açıdan zor bir dönemden geçiyor, kendisine iş bulması için ricaya gittiği zengin ve uzak akrabası Philip kızımıza tehlikeli bir iş teklifinde bulunuyor, Philip kendi şirketine rakip olan bir firmada sekreter olarak işe başlamasını ve ona firmanın gireceği ihalelerin bilgilerini sızdırmasını istiyor, zira kızımızın iki dil bilmesi onun patronlara daha yakın olmasını sağlayıp dosyalara erişimini kolaylaştıracak. Lauren başta kabul ediyor ama sonra vazgeçerek kendince bu işten sıyrılmaya çalışıyor, ama işler hiçte beklediği gibi gelişmiyor, başvuru için gittiği gün tanıştığı genç bir adama, Nick Sinclair'e aşık oluyor, bilmediği şey ise, bu adamın tam da olayların göbeğinde olduğu... Açıkçası, kitabın ikinci yarısını daha çok sevdim, zira ilk yarıda kızımız, bir yetişkinden çok liseli bir ergen gibiydi, daha iki günlük tanıdığı bir adama aşık olan, peşinden ceylan gibi seke seke hafta sonu tatiline giden, hatta işleri dahada ileri götüren biriydi bu kadar saf ve masum kız imajı bana biraz fazla geldi :) Fakat Lauren, o hafta sonundan sonra Nick'in kendisine sıradan bir kadın muamelesi yaptığını görünce çileden çıkıyor ve birden bire dişli ve zor bir kadına evrimleşiyor, Kızın bu evrimleşmiş hali çapkın ve kadınları çokta umursamayan Nick'in hiçte hoşuna gitmiyor, zira artık karşısında gel dedi mi gelen bir Lauren yok, üstelikte bir arada çalışacak olmaları işleri hiçte kolaylaştıracak gibi görünmüyor, tüm bu ağız dalaşı içerisinde Nick farkında olmadan kıza karşı yoğun duygular beslemeye başlıyor... İkinci yarıdaki Lauren benden tam not aldı, o andan sonra kitabın tadı damağımda kaldı desem yalan olmaz özellikle finale giden sahneler harikaydı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Artık Benimsin (MacLean Curse Serisi #1)
Yazarın Maclean Laneti serisinin ilk kitabıydı, gerçi yayınevi ikinci kitaptan sonra direkt altıncı kitaba geçiş yapmış, bu ışık hızı niye onu da anlamış değilim :) Jack Kincaid, zengin ve yakışıklı bir adam, hayatını bir çapkın olarak sürdürmekte kararlı, üstelik ünü ülke sınırlarına dayanmış durumda, fakat sarhoş olduğu bir gece, geçmişe gömdüğünü sandığı ve hayatında değer verdiği tek kadın olan Fiona tarafından, yarı baygın bir şekilde kiliseye sürüklenerek hiç beklemediği bir evliliğin ortasında buluyor kendisini. Fiona Maclean, diğer kardeşleriyle aynı lanete sahip yani doğayı kontrol edebilme yeteneği var, şiddetli yağmurlar ve fırtınalar yaratabiliyor, özellikle öfkelendiği zamanlarda daha güçlü, en küçük kardeşi Callum, Kincaid ailesinden biri tarafından öldürülünce çareyi Jack ile zorunlu bir evlilik yapmakta buluyor, zira kardeşleri intikam naraları atmakta. Bu ikili yıllar önce ciddi bir birliktelik yaşamış ama Fiona Jack'in çapkınlıklarından ve bir metresi olduğundan dolayı ondan ayrılmayı seçmiş, fakat bu kez onu evliliğe zorlayan kendisi oluyor, Jack, serseri hayatından vazgeçmeye niyetli değil, ya aralarındaki tutku eskiye dönecek ya da bu evlilik tam bir fiyaskoya dönüşecek, akabinde de kan gövdeyi götürecek. Kitabı sevdim, ikili arasındaki aşk ve tutku güzel aktarılmış, Fiona'nın bazı yerlerde Jack'i eve bağlamak için yaptığı küçük ve tehlikeli oyunları pek sevemedim ama başka çaresi de yok gibiydi :) Bazı yerlerde yazım hatası vardı yani kadın karakterlerin adı karıştı durdu :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Aşkın Şarkısı (Stage Dive, #3)
Serinin üçüncü kitabı ve Stage Dive'ın vokalisti Jimmy'nin hikayesiydi,kendisi aynı zamanda birinci kitabın esas oğlanı David'in kardeşi oluyor :) İki kardeşin ünlü olmadan önce, alkol ve uyuşturucu bağımlısı anneleriyle yaşadıkları zor bir hayatları olmuş, ünlü olduktan sonra her şey daha iyi bir hal aldı diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz zira bu kez Jimmy uyuşturucu ve alkol batağına düşüyor, durum vahim bir hal alınca gruptan atılma riskiyle karşı karşıya kalıyor, bu nedenle kendisine çeki düzen vermeye karar veriyor ve rehabilite dönemi başlıyor.. Jimmy nin bu zor döneminde devreye Lena giriyor, grubun onayını alan kızımız, Jimmy ile aynı evi paylaşacak ve onun rehabilite döneminde temiz kalmasına yardımcı olacak yani bir nevi gölgesi gibi peşinde dolaşacak, Lena'nın erkekler konusunda hep kötü tercihleri olmuş listesi bayağı kabarık, bu işinde duygusal hislerine yenik düşmemek için mücadele ediyor ama ,Jimmy'e aşık olup üstüne bir de bunu itiraf edince işler karışıyor .. Bunun üzerine Jimmy yaşadığı berbat hayatı yüzünden Lena ya uygun olmadığını kanıtlamanın yolunu arıyor, önce ona erkek arkadaşlar buluyor ama bir yandan da kızı deli edip randevularının mahvediyor, en sonunda Jimmy klasik bir yöntemle birbirlerine uygun olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyor, işte yöntemi " Hele bir sevişelim bak sana uygun olmadığımı anlayacaksın" :)) Aslında kurgu güzel, kitapta bir yere kadar güzel ama sonra devreye gereksiz uzatmalar ve sayfalar dolusu saçma sapan sex muhabbetleri dahil oluyor tabi +18 sahneler aynen baki, grubun diğer üyelerini de kitapta bolca görüyoruz,serinin son kitabı kaldı okumadığım,ama şu ana kadar ki favorim Aşkın Ritmi ve tabi ki Mal , bu kitapta da aynı tatlılıktaydı hınzır :) Kitapta bazı yazım hataları da vardı en basiti Jimmy nin gözleri ilk yarıda mavi iken sonlara doğru siyaha evrimleşti :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
Serinin önce ikinci kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim bu kitap onun bir tık altında kaldı diyebilirim, öncelikle yazarın kesinlikle akıcı ve eğlenceli bir kalemi olduğunu söylemeliyim, bu seri sevdiklerim arasında yerini alacak gibi görünüyor, gerçi bu kitabın kurgusu biraz zayıf geldi, ama yinede güzeldi :) Evelyn doğum günü kutlaması için gittiği Vegas'ta, David le tanışıyor ki bu adam ünlü bir bir rock grubunun üyesi, birbirlerinden hoşlanıyorlar ve tüm gece birlikte zaman geçiriyorlar, ama gelin görün ki kızımız onunla geçirdiği onca saati ve yaşadıklarının hiç birisini hatırlamıyor, yani insan, bir kaç tekila içti diye, bir adamla geçirdiği onca saati ve yaşadığı onca olayı nasıl hatırlamaz aklım almadı, üstelikte adamın soyadını almışken :) Kurgunun bu kısmı çok saçmaydı, hatta sorasında bir iki ufak flash back ler dışında hiç bir zamanda hatırlamadı, tekilanın hafıza kaybına neden olduğunu bilmiyordum :) David güzel bir karakterdi tabi sakladığı bir kaç sırrı saymazsak ki zaten en büyük hatası da bu oldu, ikili arasındaki çekim gözle görülür boyutlardaydı, gerçi olayların akışı hiç bir şey hatırlamayan bir kadına göre biraz hızlı gelişti ama neyse :) Aslında özetlemek gerekirse kitabın yüzde yetmişi ikilinin sevişme sahnelerinden oluşuyor, yazar bu kısımlarda kalemini bolca kullanmış :) Eğlenceli zaman geçirmek isteyenler için okunacak kitaplar arasında olmalı :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Hesaplaşma (Tutku Oyunları Serisi, #3)
İkinci kitabı sevmeyen biri olarak bu kitabı beğendim, daha fazla olay ve ters köşeler vardı, yalnız seri ilerledikçe Claire'den iyice soğumaya, Anthony'i ise sevmeye başlıyorsunuz ( ilk kitapta yaptıklarını hala affetmedim ama Anthony doğru bir adam olma yolunda bayağı ilerleme kaydetti ) İkinci kitapta tanıştığımız Harry karakteri oldukça dikkat çekiciydi ama ne yazık ki Claire adamı resmen kullandı ve çok yazık etti, kalan kitaplarda karşımıza tekrar çıkar mı bilmiyorum ama teselliye ihtiyacı varsa ücretsiz terapi yardımında bulunabiliriz :) Bu kitapta bir çok sürpriz sizi bekliyor ki bunlardan biri ikiliyi tekrar bir araya getiriyor, aslında bu kitabın asıl kahramanı Anthony'nin evinde çalışan ve geçmişten gizli bir bağları olduğunu hissettiğimiz Catherine karakteriydi, kadın resmen şaşırttı bizi, kendisi yeniden bir kaçma kovalamacanın başlamasına ve her şeyin bir anda değişmesine neden oldu, herkesin kendince bir planı var, kimse kimseye güvenemiyor,maskeler düşmeye ve gerçeklerin bir kısmı ortaya çıkmaya başlıyor, özellikle son sayfalarda Claire'in sempatimizi yeniden kazanmasına neden olan sağlam bir hamlesiyle oyun içinde oyun olduğuna tanık oluyoruz ama bu planın detaylarını devam kitabında öğreneceğiz.... Kitapta ikiliyi bir araya getiren küçük sürprizin oluşmasına neden olan saçma sapan bir sahne vardı ki evlere, şenlik spoiler olacak o nedenle söylemeyeceğim ama okuyan herkes yok artık demiştir, yani böyle bir şey yaşanır ve sen bunu nasıl rüya sanırsın :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Yüzleşme (Tutku Oyunları Serisi, #2)
İlk kitabı çok seven biri olarak bu kitapta sıkıldım, öncelikle heyecanı çok eksikti, özellikle Anthony'li sahneler çok azdı ama özdü :) Beklenmedik bir sürprizle hapishaneden çıkan Claire yeni hayatına başlıyor, eski ama güçlü bir iki dostundan gördüğü destek sayesinde maddi açıdan iyi bir duruma geliyor, hatta hayatına yeni biri bile giriyor, fakat Anthony' nin onun peşini bırakmaya hiç niyeti yok, zaten bir süre sonra yüz yüze gelmek kaçınılmaz oluyor ki o sahnelere dikkat, oldukça enteresan şeyler yaşanıyor :) Kitaptaki Sophia ve Derek karakterlerini sevdim çok tatlılardı :) Spoiler Olabilir : Claire'e ilk kitapta da kızdığım yerler olmuştu ama bu kitapta baştan sona sevemedim, Anthony nin hayatına kıyısından köşesinden dokunan herkese zarar verdiğini bildiği halde, Harry ile bir ilişkiye bu kadar çabuk başlaması bana çok saçma geldi, tamam Harry'e diyecek lafım yok ama kadının acelesi neydi anlamadım, onca olay yaşadın, hapisten yeni çıktın, başındaki beladan bir kurtul hele, bir yerleşik düzene geç, dış dünya ya bir uyum sağla bu ne hız, dersin hapishanede 20 yıl yaşamış ta hasret kalmış :) Yalnız söylemeliyim ki kitap güzel bir yerde bitiyor zira bu üçlünün karşılaşmalarını merakla bekliyorum... Açıkçası, bu kitapta Claire'den çok Anthony'i sevmeye başladım , sanırım bende manyağa bağladım :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.
Baskı: İntikam
Henüz on yedi yaşındayken, babasının bir cinnet anında ailesini katletmesine şahit olan ve kendisi de ölümden dönen Ege, tüm hayatını ,bu katliamın sorumlusu olarak gördüğü, Fikret i yok etmek için planlar yaparak geçirir, ruhunda o gecenin izlerini ve vücudunda kusurlarını taşıyan Ege aksi ve acımasız bir adama dönüşür... ABD de teyzesinin himayesinde yaşayan, uzun ve acılı bir tedavi sürecine katlanan genç adam, tam yirmi iki yıl sonra düşmanına son darbeyi vurmak için Türkiye ye döner, fakat Fikret in güzel kızı Aslı ile tanıştığında çocukluğunun bir parçası olan bu genç kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlar ve intikamıyla aşkı arasında kalır... Aslı, babasının ve sevmediği nişanlısının gölgesinde kalmış bir kız, ilk başlarda basiretsiz bir karakter gibi gibi görünse de bir süre sonra hayatının kontrolünü elline alıyor, ama açıkçası bunu daha önce yapacak kadar güçlü bir kadın olmasını isterdim... Finale doğru Ege, ya Aslı'yı kaybetme pahasına ailesinin intikamını alacak ya da aşkı seçecek, tabi hesapta olmayan sürprizlerde bu konudaki kararını etkileyecek , peki ya Aslı, aşık olduğu adamın gerçek kimliğini öğrendiğinde neler olacak işte bunun cevabını öğrenmek için İntikamı okumanız gerekecek :) Güzel bir kitaptı, ama az buçuk eleştirilerimde var tabi, mesela kitapta Ege ile ilgili satırları ondan dinlerken Aslı'yı yazardan dinliyoruz bu pek hoşuma gitmedi, keşke Aslı'yı da kendisinden dinleseydik duygularını daha yoğun hissedebilirdim, ayrıca ikili arasındaki aşk azıcık hızlı gelişti ve finalde sırların açığa çıkması biraz hızlıca geçilmiş gibiydi, özellikle Aslı'nın tepkileri çok sıradan geldi bana :) http://gulunkitapligi.blogspot.nl/
Baskı: Esir Yürek
Güzel bir kitaptı, ingiliz kanallarında mini dizi olarak yayınlanabilir :) Konusunu okuduğumda olaylar sadece Ayrin'in kaçırılması üzerinden gidecek diye düşünmüştüm ama öyle olmadı, yazar kurguyu geniş tutmuş, Mısır'da ailesiyle birlikte yaşayan Ayrin'in bir gün evlerine köle olarak getirilen Fahid ile tanışması, daha sonra kızın bir paşaya satılmak üzere kaçırılması, aradan geçen bir kaç yıldan sonra Fahid tarafından bulunup kurtarılması ilk bölümü oluşturuyor... Ardından, araya dört yıllık bir ayrılık giriyor, sonra herkes ingiltere'de tekrar bir araya geliyor ,Ayrin genç ve güzel bir kız olmuş, Fahid artık ünvanı olan, yakışıklı ve güçlü bir adam, ikilinin ingiltere'de tekrar bir araya gelmesi sonucu aralarında başlayan aşk ve yaşanan bir dizi heyecanlı olaylar ikinci bölümü oluşturuyor... Tüm bu olayların içerisinde, Fahid'in gemilerde çalışan köleleri kurtarmak için, denizdeki korsan gemilerine karşı başlattığı savaş ve ailesinin katillerini arama çalışmaları son hız devam ediyor... Ana karakterlere, sevilesi yan karakterleri de eklersek özellikle "Dante" yi ki kendisine ait bir kitap vardır umarım, dediğim gibi mini dizi tadında bir kitap çıkmış ortaya :) Yalnız, olaylar çok fazla olunca ben Ayrin ve Fahid sahnelerine doyamadım, daha çok bir arada olabilselerdi keşke, yani oldular da bana yetmedi :)
Baskı: Sonbahar Kokusu (Whiskey Creek Serisi,#1 )
Çerezlik şeker kitaplardan biriydi, özellikle ikinci yarısını daha çok sevdim :) Ünlü bir Hollywood yıldızı olan Simon O'Neal, özel hayatında zor günler geçirmektedir,eşinden boşanan ve oğlunun velayetini kaybeden Simon'ın başı alkol ve kadınlarla derde girer, bu olayların üstüne bağlı bulunduğu Halkla İlişkiler şirketinin sahibi Gail ile yaşadıkları bir kavga ve sonrasında yaşanan bir taciz olayına adı karışınca, bir an önce imajının düzeltmesi gerektiğine karar verilir.. Menajeri Ian ve Gail, Simon'ı bu durumdan kurtarmanın tek yolunun, hollywood'un parıltılı hayatı dışından, düzgün ve ağzı sıkı bir kadınla, anlaşmalı bir evlilik yaparak, bir süreliğine manşetlerden uzak durması olduğuna karar verir, fakat Gail'in hesaba katmadığı tek şey o kadının kendisi olacağıdır :) Gail dışarıdan soğuk görünen, sadece işiyle meşgul olan ve erkekler konusunda seçici davranan bir kadın, özellikle bir starla hiç işim olmaz diyenlerden, ama bir anda parmağında Simon'ın yüzüğü ve elinde iki yıllık bir kontratla baş başa kalır :) Aslında kitabı iki bölüme ayırabiliriz, ilk yarıda bu anlaşmaya kadar gelen süreç işlenirken, ikinci yarıda evlendikten sonra yaşadıkları aşk işlenmiş, Gail gerçekten de Simon'un kurtarıcı meleği oldu diyebilirim :) Simon'un boşandığı eşi Bella'nın yaptıklarını okuyunca Simon'un neden bu hale geldiğini daha iyi anlayacaksınız, kadın gerçekten iğrenç biriymiş ! http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Ben Böyleyim (The Wallflowers, #2)
Lisa Kleypas, beni şaşırtan yazarlardan biri, bazı kitaplarını severken bazılarını hiç sevemedim :) Bu kitabı benim için ortalamaydı, zira benim kitaplarda sevmediğim şeylerden biri yan karakterlere fazlaca yer verilmesi ve gereksiz çene muhabbetleri, böyle olunca asıl karakterlere ve onların birlikte olduğu sahnelere gelene kadar kitabı yarılamak zorunda kalıyorsunuz , kitabın girişindeki parfüm ve koku alma duyusu üzerine yapılan muhabbeti çok gereksiz buldum, sayfalar dolusu anlatılacak ne vardı allah aşkına, ayrıca sayfalar ilerledikçe "süs bitkileri" adı verilen kızların sohbetleri çok sığ geldi bana :) Kitabın sonlarına doğru Marcus ve Lillian'ın sahneleri güzeldi, iki zıt karakterin birbirlerinden uzak duramamaları eğlenceliydi, Lillian'ın bana sevimli göründüğü tek yer sarhoş olduğu sahneydi, orada Marcus'la yaptığı sohbet ve itirafları güzeldi :) Marcus bence gayet olgun bir karakterken, Lillian'ı şımarık ve çocuksu buldum :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Hayalimdeki Aşk
Yazarın "İrlanda Sisleri" serisinin ilk kitabıydı, içerisinde mistik öğeler, zamansal paradokslar, karanlık Fennore kitabı dahil bir çok gizemi barındıran bir kitaptı... Danni, geçmişini hatırlamayan evlatlık verildiği ailede büyüyen bir kız , fakat gizemli bir takım mistik güçleri var, en önemlisi gördüğü vizyonlar, bir gün mutfağında beliren genç ve yakışıklı bir adam, onu irlanda'nın mistik topraklarına götürüyor, şahit oldukları korkunç anlardan sonra Dannie vizyondan çıkıp yaşadığı ana geri dönüyor, fakat ertesi gün, vizyonunda gördüğü adam Sean kapısında beliriyor, ona geçmişine dair bir takım gizemli mistik olaylar anlatıyor ve İrlanda'ya fennore adasına gitmeleri gerektiğini söylüyor... Danni ve Sean Fennore adasına gidiyorlar ama farklı bir şekilde, birden bire başka bir vizyon eşliğinde, kendilerini yirmi yıl öncesinde, felaketin tam ortasında buluyorlar, geçmişi değiştirmek, ölümlere, yaşanacak felaketlere engel olmak sandıkları kadar kolay olmayacak ve üstelik yapacakları her hareket geleceği de değiştirecek.... Mistik öğelerin, zamansal paradoksların kafa karıştırdığı güzel bir kitaptı, özellikle sonu ilginçti, yazarın dili biraz ağırdı ama bu tarz gizemli şeyleri sevenler için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum :)
Baskı: Sır
Doksan altıncı yaş gününde vefat eden Hüma, ölümünden hemen sonra okumaları için, çocuklarına, gelinlerine,damadına ve torunlarına bir defter bırakıyor , bu defterle, geçmişinde yaşadıklarını ve ailesinden gizlediği tüm sırları tek tek anlatıyor, defter Hüma'nın vasiyeti üzerine öldüğü gece onun odasında, cesedi başında yetişkinler tarafından nöbetleşe okunuyor ... Hüma'nın inanılmaz bir hayatı olmuş, 1912 yılında, on altı yaşından itibaren yaşadığı aşklar, yaptığı evlilikler, ilk kocası ve onun geçmişindeki erkek sevgilileri ,evet yanlış okumadınız işin içinde biseksüelliğin de dahil olduğu, tutkulu, erotizmle yoğurulmuş, karmaşık bir ilişki yumağı var, ilk evliliğinde Hüma'ya anneannesi tarafından hediye edilen ve dramatik bir hikayesi olan "Aurora'nın incileri" aslında hikayenin baş kahramanlarından biri, ve bu incilerle bağlantısı olan, kaderin bir oyunuyla tarihin sayfalarından çıkarak, Hüma'nın hayatına dahil olan, yosun gözlü bir Mihrace, Şah Nazir Han hikayeye ayrı bir renk katıyor... O yıllarda patlak veren balkan harbinden de alıntılarla, İstanbul, Londra, NewYork arasında inanılmaz tarihi bir yolculuk yapıyoruz , bir kadının kendi ailesine geçmişini anlatırken, ilişkilerinde yaşadığı erotizmi tüm ayrıntılarıyla anlatması, bazı okuyucuları rahatsız edebilir, zira büyük bir cesaret, ama asıl cesaret Hüma'nın ilişkilerinde korkusuzca yaşadıkları, yalnız defterin sonunda özellikle bir kişiye notu var,yirmi beş yaşındaki küçük torunu Hüma'ya.. Ailesinde kendisine en çok benzeyen ve özel bir sevgi beslediği torununa, tarihe bir yolculuk yapmasını söylüyor, bir banka kasasında sakladığı bir başka defterin anahtarını bırakıyor, torunu Hüma babaannesinin geçmişine, onun yaşadığı şehirlerden başlayarak ikinci bir yolculuğa çıkıyor, yani ikinci kitapta çıkacak :) Kitabın tek eksisi bazı bölümlerin fazla uzatılması, , farklı bir kurgu, farklı bir hayal dünyası sizi bekliyor, Nermin Bezmen gerçekten harika bir yazar :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: S*ktir Et Aşkı
Yazarın daha önce Fırsatçı kitabını okumuştum ve pek beğenmemiştim ama bu kitabını sevdim, farklı bir kalemi var, kurguları ve özellikle kadın karakterleri gerçekten arızalı :) Bu kitaptaki arızalı kızımızın adı Helena, rüyasında kız arkadaşının sevgilisi Kit ile birbirlerine aşık olduklarını ve bir aile kurduklarını görüyor, işler ondan sonra çıkmaza giriyor, bir yanda en yakın arkadaşı, diğer yanda hayatının tam merkezine yerleşen Kit, Helena rüyanın etkisinden ve Kit'e karşı hissetmeye başladığı yoğun duygulardan kaçmaya çalışırken, hayat onları hiç beklemedikleri olayların içerisine sürüklüyor... Helena tüm bu karmaşanın içinde, birde erkek arkadaşından darbe yiyince çareyi tası tarağı toplayıp kaçmakta buluyor, gittiği şehir Seattle, oraya gitmesindeki amacı sevdim, ama orada Greer adındaki kızı bulmaya çalışması ve arkadaş olması bu kız tam zır deli dedirtti bana :) Helena'nın en sevdiği şeylerden biri selfie çekmek, Seattle'da gezdiği her yerden selfie çekip enteresan başlıklarla paylaşması sonucu, Kit kızın nerede olduğunu anlıyor, tabi oraya gitme sebebini de :) Kit karakteri biraz sönük geldi bana , baskın olan karakter Helena idi , bu arada sonlara doğru kitaba dahil olan karizmatik Muslim karakterinin yaptığı iş beni şaşırttı aklımın ucundan bile geçmezdi :)
Baskı: Başlayanlar
Biyolojik bir savaş sonrasında dünya üzerinde sadece gençlerin ve yaşlıların hayatta kaldığı ve bu kimsesiz kalan gençlerin yani Başlayanlar'ın para için "Beden Bankası" adı verilen bir yerde, genç bedenlerini, çoğu yüz yaş civarı olan yaşlı müşterilere yani Sonlayan'lara kiraya vermelerini anlatan bir kitaptı, tabi bu Beden Bankasında çok işler dönüyor... Callie de bu gençlerden biri, erkek kardeşine bakabilmek için para karşılığında bedenini kiraya veriyor ve sonrasında bedenini kiralayan kişiyi duyabildiğini fark ediyor ve bunun sonucunda, bu yaşlı kadının aslında bedenini, cinayet işlemek için kiraladığını anlıyor.. Bir bedende iki kişi, biri katil olma derdinde diğeri onu durdurma ve sonrasında olaylar karmaşık bir hal alıyor, tüm bu karmaşanın içinde Callie'nin karşısına Black adında biri çıkıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor,fakat sonradan Black hakkında öğrendiğimiz şok edici bir gerçekle olayların seyri tamamen değişiyor.. İkinci kitapta Black'le dolaylı olarak bağlantılı, büyük bir sürpriz daha var onu şimdiden belirteyim, bu sürprizin adı "Hyden" ki ben kendisini çok sevdim :) Güzel bir kitaptı ama eksikleri de vardı, yazarın distopik bir dünyayı tam olarak yansıtamadığını düşünüyorum yani o biyolojik savaş ve sonuçları beni pek tatmin etmedi, ayrıca Callie karakterine de hiç ısınamadım :) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Sonlayanlar
Serinin ilk kitabı kadar merak uyandırıcı değildi, hatta ilk yarısında biraz sıkıldım, bu kitabı sevmemde ki tek neden, kitaba dahil olan Hyden karakteriydi, aslında kendisiyle ilk kitapta dolaylı olarak tanışmışız , ama bulmacanın parçaları çözülünce taşlar yerine oturdu, Hyden çok fena :) İkinci kitapta cevapsız kalan bazı sorular çözülüyor, Callie ve Hyden enselerine yonga yerleştirilen gençleri toparlamaya çalışıyorlar, zira Beden Bankasının başına gelenlerden sonra hepsinin hayatı tehlikede, bu arada ilk kitaptaki ihtiyar lakaplı pislikle tanışıyoruz, tabi bomba bir haberle birlikte :) Kitabın final sahnesi için söyleyecek bir şey bulamıyorum ,üçünün birden el ele tutuşması nedir ya allah aşkına, lunaparka mı gideceksiniz :) Calli karakteri bu kadar itici olmasa daha çok sevebilirdim bu seriyi,kız çok ukala ve çok bilmiş. Yazar farklı ve güzel bir kurgu yakalamıştı aslında, ama elinde tutmayı becerememiş yani çok daha iyi olabilirdi :)
Baskı: Sonsuza Kadar (Eversea #2)
Serinin bu son kitabında, Jack'in , butler cove geri dönüşünü ve Keri Ann'e kendisini affettirme çabalarını okuyoruz , Jack yine harikaydı, sayfalar ilerledikçe gidişine dair hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz, Jack in, aşkı ve tutkusu karşısında Keri Ann'in mızmızlanmaları beni verem etti, yok sen ünlü birisin ben o hayata hazır değilim, yok beni basından dedikodudan koruyamazsın, mıy, mıy delirtti beni gelgit akıllı, adamı çıldırttı resmen , sabır taşı olsa çatlardı, Jack'i tebrik etmek lazım :) Kitabın bir bölümünde Jack in, günlüğünden bazı sayfalar okuyoruz, butler cove'a geri döndükten sonra günlüğündeki bu sayfaları yırtıp, Keri Ann'e vermişti, onsuz geçen aylarda neler yaşadığını ve ona karşı neler hissettiğini daha iyi anlayabilmesi için ve Jack'in yazdığı bu satırlar çok güzeldi :) Kitabın ilk yarısındaki geri dönüşlerde biraz sıkıldım ama yine de beğendim, özellikle adada baş başa kaldıkları sahnelerde yazar aralarındaki aşkı ve tutkuyu çok iyi yansıtmıştı :) Ve final sahnesinde Keri Ann beni yine şaşırtmadı, neyse ki veremin ötesine geçip daha beter bir hastalığa yakalanmadan bitirebildim kitabı :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/
Baskı: Emanet Gelin
Doğunun en sevmediğim yüzünü anlatan bir kitap Emanet Gelin :( Yeşil gözlü Berçem gelinin kendisi ne kadar güzelse kaderi o kadar kötü yazılmış,küçük yaşta ailesini kaybetmiş, kendisinden çokta büyük olmayan dayısı Afran büyütmüş kızı on dört yaşına kadar, Afran bir tıp öğrencisi,güçlü,yakışıklı,ve sağlam karakterli bir genç.. Bir zaman sonra Mardin'in en güçlü, zengin ve saygı duyulan ağası Raber Ağa, Berçem'i yanına alıyor,ve Afran'ı okuması için yurt dışına gönderiyor,Berçem'i kendi kızı Alaz'dan ayırmıyor, kızlar kardeşten daha yakın anlaşıyorlar, yıllar sonra ağanın oğlu Ciwan kıza aşık oluyor, Berçem, Ciwan'a aşık olmamasına rağmen, aileye olan sevgisinden ve bağlılığından dolayı Ciwan'ın evlenme teklifini kabul ediyor, fakat düğün günü Ciwan vuruluyor ki onun nedenin de karşılıksız bir aşk olduğunu kitabın sonuna doğru öğreniyoruz... Asıl hikaye töreler gereği, Berçem'in Ciwan'ın istanbul'da yaşayan kardeşi Barzan ile evlendirilmesiyle başlıyor, Barzan oldukça yakışıklı ve güçlü bir adam, ailesinden bağımsız bir şirket kurmuş, son derece varlıklı,istanbul'da gününü gün eden, evlenmeyi düşündüğü Azra adında uyuz bir sevgilisi olan ve tavırlarıyla beni delirten biri :) Fakat Berçem'in bir bomba gibi hayatına düşmesiyle bu kibar eğlenceli adamın içinden adeta bir Hulk çıkıyor :) kıza yaptığı psikolojik işkenceler, her gün seni boşayacağım diye ortalarda dolaşması, sofrasına bile oturtmaması, Barzan'ın gırtlağını sıkma istediği uyandırdı bende,üstelik bunlar yetmezmiş gibi birde sevgilisiyle aynı evin içinde yaşamaya başlayıp kızın gözleri önünde oynaşması bende ve Berçem'de bardağı taşırdı, Berçem ilk zamanlar sessiz kalırken sonrasında çenesiyle Barzan'ı iyice çıldırttı, hiç bir lafın altında kalmadı ve çoğu zaman benden tam puan aldı :) Fakat hayatın onlar için farklı planları vardı,Mardin'den istanbul'a uzanan bu hikayenin hiç umulmadık bir şekilde tekrar Mardin'de son bulacağını ikisi de hesaba katmamışlardı :) Güzel bir kitaptı,yazarın kalemini sevdim,devam kitaplarını merakla bekliyorum :)) http://gulunkitapligi.blogspot.com.tr/2016/01/emanet-gelin-yorum.html#more
Baskı: Aşka Var Mısın ? (Eversea #1)
Yakışıklı bir hollywood yıldızının, özel hayatında yaşadığı sorunlardan kaçmak için, küçük bir kasabaya gelmesi ve kasabanın saf ve masum kızına aşık olmasının hikayesi :) Jack çok tatlı ve dürüst biri, çocukluğunda inanılmaz bir dram yaşamış, Keri Ann'e bu ilişkinin sonunun nereye gideceğini, daha doğrusu gidemeyeceğini en başından hissettirdi, hatta kızdan uzak durmak için elinden geleni de yaptı, ama bir yerden sonra ateşle barut misali olanlar oldu... Keri Ann'in hayatında kardeşi Joey den başka kimse yok, ailesini kaybetmiş, erkek arkadaş olaylarına da hiç girmemiş, zira zamanı gelince, kasabadan ayrılmayı planladığı için, arkasında kırık bir kalp bırakmak istememiş, ama gel gör ki, kırılan kalp onun ki oluyor, üstelikte hayranı olduğu bir hollywood yıldızı tarafından, ilk başlarda Jack'ten uzak durmaya çalıştı zira bir sonlarının olmayacağının farkında, ama işler hiçte planladığı gibi gitmedi.. İkili arasında,her şey tamda yolunda gidiyor derken , kitaba dahil olan şirret kadınımız Audrey her şeyi mahvediyor, kendisi Jack'in sözleşmeli sevgilisi, biraz reklam, biraz gerçek bir ilişkileri var, kadın tam bir pislik, hollywood yıldızıymış , pabucumun yıldızı :) Pembe dizi tadında çerezlik kitaplardan biriydi, bakalım ikinci kitapta neler olacak, Jack'in pişmanlıkları karşısında, Keri Ann'in gururu tekrar bir araya gelmelerine izin verecek mi :) Puanım 7-8 arasında gidip geldi :)