OK
@okcutanricaninkitapligi

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Leyla
10/1004.09.2015

Baskı: Leyla

Herkesin bir şeyler öğrendiği, hayatına satırlarını kattığı bir kitap var ya, işte benim için bu kitap 'o'! O Leyla. O Bosnalı bir kız ve onun tüyler ürpertecek gerçek hayat öyküsü... Şöyle bir özet geçersem, bu kitap savaşlarda toplama kampları olduğu zamanların ve onların içlerinde çürümeye mahkum edilmiş kadınlardan sadece birisinin yaşadıkları. En genci, en çok fiziksel ve duygusal şiddet göreni belki de. Leyla B'de-adı güvenlik nedeniyle değiştirildi veya saklandı- güneşli bir günde doğdu. Ya da güneş ona sadece bir kez doğdu. Çocukluğu külkedisi gibi geçen, aslında sorunlu bir ailenin arasında parlayan bir pamuk prensesti Leyla. Büyüdükçe herşeyi değişti ama tek bir şey değişmedi, hayali! B'den gitmek! Herşey böyle başladı işte, evinden uzaklaştığında bir akraba bozukluğu(!) yüzünden toplama kampına düşmesi ile. Leyla benim çocukluğumun kitabı, annemin okuma ikazlarına rağmen okuduğum ve ağlaya ağlaya döktüğüm göz yaşlarım. Bu kitap Leyla'nın hayatı, bu kitap insanlığın çöküşü. Bir insan ne kadar alçalabilir onu gördüm. Bu kitabı okuyun, okutturun! Kız, erkek herkese bir şeyler katacak ve sizlere önerdiğim en ağlamalı kitap!

Dublörün Dilemması
9/1004.09.2015

Baskı: Dublörün Dilemması

Çok mükemmel.

Baskı: Buzkentin En Soğuk Kızı

Eveet bir günde bitti bu güzelim kitap, yine kendimi durduramadım başka günlere saklayacaktım güüya😄 öncelikle gerçekten karmaşık ve bol karakterli bir kitaptı. Sürekli 'bu kimdi?' diye kendime sorduğum karakterler oldu. Kitap başlarda çok akıcıydı. 300'lere geldiğimde bir karmaşıklık çöktü ki anlatamam, anlayamadım, anlamadığım için sıkıldım da biraz. Sonra herşey yerli yerine oturmaya başladı. Sonu özellikle çok hoş bitti, şahsen beklemiyordum. Baş karakter yani Tana, biraz korkak ama trajedik anlarda cesur olduğunu farkettim. Çok alıştığımız aşk romanlarındaki gibi klişe bir karakter değil. Ama çoğunlukla bütün baş karakterlerin olduğu gibi fedakar. Gerçekçi bir kız ve dürüst. Birini zor bir durumdan kurtarıp ölmek ve kaçmak arasında bir seçim yapacaksa (sevdiği biri bile olsa) kaçacağını itiraf edecek kadar dürüst. Ve Gavriel. Ah Gavriel. Bayılırım ilk zamanlar kötü olup sonradan iyi olan cool erkeklere. Kitapta aşktan çok macera olduğu için Gavriel'i pek anlayamadım ama kitabın sonunda yaptığı şey ona tam puan vermemi sağladı. Spoi vermeyeceğim😊😊 kitaba bir puan vermek gerekirse 4,5/5 veriyorum. O da çok karmaşık bir kurgu olduğu için ve kafamda biraz soru işaretleri olduğu için, tabi kitabın güzelliğinden biraz benim anlamak üzerine kafa yormamam üzerine puan kırılsa da kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap! Benim gibi deliler çarçabuk bitirirse hiç şaşırmam, öptümm

Baskı: Cinder (The Lunar Chronicles, #1)

Az önce bitti ve tam anlamıyla şok içerisindeyim. Sonu öyle bomba bitti ki kendimi çok saf hissettim. Arkadaşlar öncelikle kitabın arkasında yazdığı ve adından da belli olduğu gibi Cinder'ella 5. Dünya Savaşı'ndan sonra kurgulanan bir külkedisi hikayesi. Tıpkı hikayede olduğu gibi üvey annesi ve üvey kız kardeşleri var. İlk sayfalarda oldukça mülayim bir şekilde ilerliyor kitap. Yazar basit ve akıcı bir dille anlatmış, kendini bir şekilde okutturuyor. Elimde 1-2 gün kaldı 😍 Kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle aralara sıkıştırılan ince espriler ve bu kitapta baş karakter kızın değil de erkeğin ilk adımı atması. Erkek karakter genelde hoşlandığımın aksine kötü ve siyah kıyafetler giyen biri değil, asil, iyi kalpli, esprili ve oldukça kibar bir prensti, kendini hemen sevdirdi canım benim❤️ Kızımız Cinder'a gelirsek onun bu kitapta nasıl bir külkedisi olacağını çok merak ettim. Sonuçta o bir sayborg(belirli uzuvları robot olan insan) ve evlatlık. Kitabın sonlarına doğru olaylar üstüne olaylar geldi. Ama gerçekten yazar gerçekten kitabı öyle mükemmel ve beklenmedik bir şekilde bitirmiş ki hemen ikinci kitabı almak istiyorum! Cinder bu ay okuduklarım içinde en iyisiydi.

Baskı: Evrenin Ötesi (Evrenin Ötesi #1)

"Kısmen bilim-kurgu, kısmen distopik ve tamamen göz kamaştıran ürkütücü ve tadına doyulmaz klostrofobik bir şaheser." Söylediğim bütün sözleri geli alıyorum. Bu kitap sıkıcı falan değil, fırtına öncesi sessizlikmiş benim okuduğum. Bu kitap kesinlikle hak ettiği değeri gör mü yor! Başlarda kitabı gerçekten yarıda bırakmayı düşündüm, çünkü bilimsel terim ve kitabın tanıtımıyla doluydu. Ama 100. sayfadan sonra yanlış hatırlamıyorsam, olaylar yerine oturmaya başladı. Son 100 sayfada ise yazar bomba üstüne bomba patlattı. Katiller ortaya çıktı, masumların hiçte masum olmadığı öğrenildi. Çok zekice kurgulanmış bir kitap. Hem romantik, hem gerilim. Hele ki bir de bilim-kurguyu seviyorsanız tadına doyulmaz bu kitabın. Sonunu bir çırpıda okudum hemen ikinci kitaba geçmeye sürüklüyor beni😁 Konusundan şöyle bir bahsedersem, Amy yani kitabın kızıl saçlı hatunu-kızıllara bayılıyorum!- ailesiyle birlikte yeni gezegenin temellerini atmak için bir yolculuğa katılır. 300 yıl sürecek olan bu yolculukta Amy tam 50 yıl erken uyandırıldı ve kimin fişini çektiği ise büyük bir muamma. Gemi düşünmekten yoksun ve ilkel insanlarla dolu ki bunlara boş demeyi tercih ediyorum. Herkes tek ırk, herkes aynı fiziksel özelliklere sahip. Amy ise kızıl saçlı,yeşil gözleriyle bu uzay gemisine tam da bir uzaylı olarak düşüyor. Ve onu gerçekten ucube olarak görmeyen biri var, Çırak. Geminin gelecekteki lideri, hazırlıksız yakalanan bir aşk. Spoi vermeden ancak bu kadar söyleyebilirim, bu kitabı okuyun. Sırlar, cinayetler, olaylar üstüne olaylar herşey var bu kitapta. Kapağı desem ona zaten aşık oldum! Çok güzeell😍

Yandaş (Uyumsuz, #3)
5/1004.09.2015

Baskı: Yandaş (Uyumsuz, #3)

Bu kitapta spoi yemeyen kaldı mı acaba?

Şah ve Sultan
10/1004.09.2015

Baskı: Şah ve Sultan

Sonunda hüngür hüngür ağladığım bir şaheser...

Baskı: Aynı Yıldızın Altında

GUS NEDEN ÖLDÜ?!?!?!?!?!

Baskı: Sessizlik (Fısıltı, #3)

Her yıldızı tozlarına kadar hak ediyor.

Baskı: Fısıltı (Fısıltı, #1)

Satın almayıpta ödünç aldığına bin pişman!

Baskı: İkiz Bedenler (Rizzoli & Isles, #4)

Gerilimin 1 numarasıydı. okuyun!

Baskı: Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)

Aman Allah'ım muhteşem muhteşem muhteşemdi! Etkisinden çıkamadım, bitireli dakikalar olmuşken bu heyecanımı paylaşmak istedim. Bir zamanlar, şeytanın ininde yerde tüylerle oynayan küçük ve masum bir kızdı. O, artık masum değil... Karou kesinlikle en sevdiğim bayan karakterler arasında yerini aldı. Bir kere çok güçlü bir karakter, resim çiziyor-en sevdiğim yanı-, dövüşebiliyor ve mavi saçlı!! Karou'yu bu kadar sevmenin nedeni farklı olmasıydı, iyiden çok kötüye yakın olmasıydı. Akiva, canım kara danam benim ya, nasıl tatlı, nasıl kibar ve neredeyse zenciler kadar esmer olması ve altın rengi gözleri beni çok etkiledi. Genel olarak alıştığımız beyaz tenli renkli gözlü çocuklardan değildi(buna kırmızı gözlerde dahil). Koruyup kollaması, yaralı olması falan çook hoştu. Mekanlar ise çok sıradışı ve alışılmadıktı, yazarın o mekanlara verdiği adlar, romanın geçtiği şehirler... Aşık etti kendine resmen, kurgusuna zaten diyecek hiçbir lafım yook! Kitap beni hiç sıkmadı, başından itibaren kitaba resmen bağlandım. Kapak on numara ve kitabın ismini, son sayfada anladım ama sakın bakmaya kalkışmayın boşuna çünkü bütün kitabı okumanız gerek😄 Kitabın konusu, Karou adında bir genç kızın iki farklı dünyada geçen hayatı. Kapılarla birbirine bağlanmış bu dünyaların birinde okula giden sıradan bir kız, diğerinde ise ailesi gördüğü Kimeralar'ın yanında bir diş taciri. Hayvan, insan her türlü varlıktan diş toplayıp Brimstone'a götürüyor. Ama Brimstone dişlerle ne yaptığını ona hiç anlatmıyor. Zaten bununla birlikte kitaba karşı merakta kalıyorsunuz, sonra bir sürü gizem çıkıyor o merak sizi kitabı fırlatıp atacak dereceye bile getirebiliyor🙋🏼 Bu arada Madrigal'ın hastasıyım, okuyanlara selam✋🏻