bey_za
@bey_za

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Yeniruh (Ruhsuz, #2)
6/1008.07.2015

Baskı: Yeniruh (Ruhsuz, #2)

Bir serinin ara kitabı olmaktan nasibini bolca almış Yeni Ruh. Kitabın başlarında birkaç gizemin çözüme yaklaştığı bölümler ve aksiyon -sayılabilecek- sahneler dışında sıkıntıdan patlıyordum. Son sayfalarda Kalp ve Janan hakkındaki sırlar tümüyle açığa çıktı ve sanırım asıl aksiyon son kitaba kaldı. Şu an duygularım çok karmaşık. Sadece bu kitaba göre seriyi yargılamak yanlış olur. Son kitaptan sonra sanırım tavsiye edilebilecek bir seri olup olmadığı belli olur :/ * 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* ° “Hıı." Yorumsuz. Bunu, Sam'den kapmıştım ve karşındaki insanın duymak istediği şey yerine geçebiliyordu. * 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °

Peygamberim
10/1003.07.2015

Baskı: Peygamberim

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin." (Kalem 68/4) Peygamber Efendimiz'in ahlâkı lâtifelerindeki inceliğe kadar ayet, hadis ve yaşanmış olaylarla anlatılmış. Okurken nasıl biri olduğunu aklınızda canlandırabiliyorsunuz. Aşırılıktan uzak ve denge üzerine bir ahlâkı olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Tavsiye edilir...

Baskı: Asr-ı Saadet Gençliği

Asr-ı Saadet Gençliği genel olarak gençlerle ilgili ayet, hadis ve Asr-ı saadette (Asr-ı Saadet: “İslam dininin en kıymetli asrı, cihanın nübüvvet nuruyla aydınlandığı dönem.”) yaşanmış olayların üzerinden anlaşılır bir dille açıklama yapılarak yazılmış. Ayrıca Ashab-ı Kirâm’ın genç üyelerinin zorlu hayatlarına da yer verilmiş. Gençler için doğru yol gösteren ya da yollarını aydınlatıcı bir eser diyebiliriz. İnsanı umut ve cesaretle dolduruyor. Günlük hayatta aklımızı o kadar çirkin ya da değeri olmayan şeylerle doldurup bulandırıyorlar - buna bizim de izin hatta sebebiyet verdiğimizi söylemek gerek - ki insan amacını ya unutuyor ya şaşırıyor. Hakikati tekrar hatırlayabilmek adına kitabı okumasanız da konuyla ilgili ayet ve hadisleri okumanızı tavsiye ederim. “Gençlik yıllarında Allah'a kulluk yapanın, ihtiyarlık zamanlarında kulluk yapmaya başlayana üstünlüğü, peygamberlerin insanlara olan üstünlüğü gibidir (o derece faziletlidir)." (Sayfa 17 - Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 43056)

Baskı: Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)

Bir yanda hayat dolu, küçük detaylarla bile mutlu olabilen Lou; diğer yanda kuadripleji hastası, intihar etmek isteyen Will... Bir musibetin bin nasihatten daha iyi olması gibi ben de bir şeyleri öğütleyen kitaplardan daha çok olayları karakterlerle birlikte yaşatıp düşündürerek -hissettirerek bir sonuca vardıran kitapları severim. Bu da tam öyle bir kitap. Konusu da, hayat ve engeller olunca çıkarımlar daha büyük oluyor. Ne kadar ilk bölümlere bayılsam da; kitabın gidişatı bir müddet sonra tahmin edilebilirleşiyor ve keşke yazar önemsiz detaylarla kitabı uzatacağı yerde biraz daha psikolojik tahlil kullansaymış. Her insanın biraz olsun hoşlanabileceği; daha duygusal-hassas olan insanlarınsa bayılabileceği bir kitap. Yorumlarda çok övülse de; kitabı okuyacaksanız beklentisiz başlamanızı özellikle tavsiye ederim.

Ruhsuz (Ruhsuz, #1)
9/1031.05.2015

Baskı: Ruhsuz (Ruhsuz, #1)

Bir milyon ruhun beş bin yıl boyunca tekrar tekrar farklı bedenlere girerek süregeldiği, reenkarnasyonu konu alan gizemli bir fantastik dünya. Beklediğim klişelerle alakası yoktu - birbirini seven iki insanın sonraki yaşamlarda da birbirlerini bulmaları gibi... Yazar sağlam bir dünya kurmayı kesinlikle başarmış. Yazarın dilinde herhangi bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Ama bana daha çok çeviride hata varmış gibi geldi. Olur olmadık her yere noktalama işaretleri konulmuş. Bu da yazılanların anlaşılabilmesini zorlaştırmış. İngilizce biliyorsanız orijinalinden okuyun derim. Sonuç olarak; serinin devam kitaplarından çok ümitliyim, sevdim bu kitabı *-*

Baskı: Kaçınılmaz (Öngörü Serisi #1)

Son elli sayfasına kadar kitaptan nefret ettiğimi düşünüyordum; ama o son elli sayfa aklımı bulandırdı. Seriye devam edebilirim. Alacakaranlığın fanfiction'ı bir kitap olduğu söyleniyor; ama olabilecek her fantastik kitaptan bir şeyler katılmış. Sadece son elli sayfada Alacakaranlık yönü belirginleşti. Kitabı neden sevmediğime gelirsek: •Karakterler; güçlü değil, belirli özellikleri yok. Kitap boyunca farklı kişiliklere bürünüyorlar. Evie kitabın başında olumsuzlukları görmemiş gibi yapan Bella iken; sonra aslında hep fettanmış gibi gösterildi. Reed de kitap boyunca Edward, Matthew kırması gibi o aralarda gitti-geldi. Benimseyebildiğim tek karakter Zephyr [Ben Zıpır olarak okuyorum :)], o da kitabın sonlarında ortaya çıktı :/ •Ve yine bir aşk üçgeni. •Bir de yazarın yazımında Cassandra Clare, L. J. Smith, Deborah Harkness ve biraz da Laini Taylor'da hissettiğim tam olarak ne olduğunu tanımlayamasam da “soğukluk" ya da “samimiyetsizlik" denilebilecek bir şeyler var. [Evet, bu yazarları mimledim ;)] Kurgu ve yazarın dili acemiliğini atarsa seri hoş bir şeylere dönebilir. Umarım devam kitaplarında seri bir kişilik kazanır...

Baskı: Tatlı Tehlike (The Sweet Trilogy, #2)

Kitap genel itibariyle hoştu. Yazarın dilini ve kurduğu bu dünyayı seviyorum. Sadece seri devam kitabı olduğu için bana tüm kitaptaki olaylar bir bölüme sığdırılabilirmiş gibi geldi. Yani seriye fazladan bir kitap kazandırmanın ve Kaidan-Anna sevgisinin sağlamlaştırılması dışında pek de kayda değer bir olay göremedim. Serinin devam kitaplarında bir an önce asıl olaylara girebilmek ve şu “action" tuşuna basılması dileğiyle ;)

Baskı: İlk Aşk (19 Başarısız Denemeden Sonra)

* 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* ° Öncelikle şu notu kitabın münasip bir yerine yapıştırmak istiyorum: UYARI! Bu kitap küfür ve benzeri argo sözcük ve sözcük öbekleri içermektedir. Yazarın şimdiye kadarki okuduğum en esprili ve (sonunda artık bir tane) mutlu sonlu (*-*) kitabı. Beni gidi sinsi, kitabı bitirmeden, bir dipnotta haberini verdiği eklere atlamaya kalktım ve yazarın notuna takıldım. Başka bir yazar olsaydı ikazını takmaz, eki okurdum ama John Green olunca sabrettim bitirdim. Seni gidi sinsi yazar :P Ayrıca o nasıl bir ektir... Mübarek, sanki anne şefkatli matematik anlatıyor :) Her neyse kitap eğlenceli ama bir yandan da akıcı değil - sıkabiliyor. Okumak için gözlerimin parladığı kitaplardan değildi yani. Son olarak John; Bok topakları! Küfür kalbi karartır... :* * 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °* 。 ღ˛° 。* °

Baskı: Sadece Bir Yıl ve Sadece Bir Gece (Just One Day, #2 - #2.5)

“Bazen bulunmak için kaybolmak gerekir..." Aşkın şansla, kaderin iradeyle gizemli bir şekilde yolunun kesiştiğini anlatan, insanı derinden etkileyen bir hikâye :) Bazı kitaplarda görüyoruz: Oğlanla kız birbirlerine ‘dan' diye aşık oluyor, seviyor. Okurun genel yorumu " Lan oğlum daha tanışalı ne kadar oldu, n'oldu da birbirinizsiz yaşayamaz oldunuz?" şeklinde oluyor. Bu seride de sadece bir gün içerisinde olan, sadece bir yılda sindirilen olaylar zinciriyle aşka ve sevgiye yeni bir bakış açısı getirilmiş. Ve öğrendim ki; aşık olmak ve sevmek aynı şeyler değilmiş...

Kağıttan Kentler
10/1013.04.2015

Baskı: Kağıttan Kentler

KK'i Okumadan önce: - MUTLU bir son Beklememenizi, - içinden kırmızı Kalpler çıkan Bir AŞK hikayesi Okumayı beklememenizi, Ya da hatta Hiç aşk hikayesi Beklememenizi; KK'i Okurken: - bir Cümleyi okumadan önce, bir Önceki cümleyi SİNDİRMİŞ olmanızı, - kitabın hepsini bir Solukta BİTİRMEMENİZİ, KK Biterken: - Benim de Tanımlayamadığım Pis bir psikolojiye HAZIRLIKLI olmanızı şiddetle TAVSİYE EDERİM ;) KK, John Green'in genel tarzında: gizemli, Büyülü, -özellikle Bu kitabı İçin- güldüren, Düşündüren, zeki Benzetmeleriyle, İnsanı ya Bezdiren ya kendine aşık Eden ince çizgisinde, önce Bir apışıp Kaldıran sonra İsyan ettirebilecek pis bir Sonlu. ben Kitabın O ince Çizgisinde Kendine Aşık ettirdiği tarafındayım. John Green'in kurduğu bu Kağıttan Kent'in büyüsüne Kapıldım. deneyin, Belki siz de Seversiniz ;) *yazım Tarzı, Margo Roth Spiegelman için :)

Baskı: Acemi Cadı (Hex Hall, #1)

" 'Engelleme büyüsü yapamıyorsun, L'Occhio di Dio'yu da daha önce hiç duymamışsın? Yavrum, sen nasıl bir cadısın?' diyerek bunu onayladı. Annesiyle ABD Donanması'nı içeren müstehcen şeylerle sert bir cevap vermeye inanılmaz derecede hazırdım, fakat ben bunları dışa vuramadan Bayan Casnoff konuşmaya başladı..." "Kötü köpek!"

Baskı: Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır

İlkokulda hocamız bu yazarın seminerlerinden izletmişti. Oradan İzgören'e bir sempatim vardı. Bu kitapla da artık bu adamı sevdiğimi söyleyebilirim. Düşünce tarzı, esprileri, bakış açısı tam benlik :) "Bedava peynir sadece fare kapanında var." "Hayata hiç isyan etmeyin. Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil. Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı. Başımıza gelenler de adil değil. Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz. İşine akıl erdirebildiğiniz bir Tanrı, Tanrı değildir." *Hey bu arada kitabı okumayan bir ben mi kalmışım? Buradaki hikayelerin çoğunu daha önceden birileri bana anlatmıştı. Neyse ben de başka bilmeyenlere satarım :P

Baskı: Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)

Bir tutam "Fısıltı" + Bir tutam "Düşüş" + veeee bir şişe "Chemical X" = Duman ve Kemiğin Kızı ;)

Baskı: Labirent: Son İsyan (Labirent, #3)

Sevgili Yazar; Kitabın içine lülelemişsin, ya da serinin lülesini çıkarmışsın. Artık hangisini kabullenirsen!

Her Şey Bitti Derken
9/1020.03.2015

Baskı: Her Şey Bitti Derken

Edisyon kurbanı bir kitap daha :( Kitabın ilk iki yüz küsür sayfasında birileri "en sevdiğin kitap?" dediğinde tereddütsüz ilk söyleyeceğim kitabımı bulduğumu düşünüyordum. Ama cık, hala o kitabı bulamadım. Karakterlerin kalitesi, esprili dili, geçmişte yaşanan olayların gizemi insanı kendine çekiyor. Ama yazar bundan sonrasında -benim için- çuvalladı. Daha doğrusu ben ilk bölümlerde kitabın devamı için beklentilerimi uçurduğumdan, yazar bu beklentileri karşılayamadı. Bir şeyler sanki eksik kalmış.En azından defterde yazılanları okuyabilirdik. Yine de kitap insanın hayatına fazlaca, derin yaralar gibi izleri geçmeyen değerli şeyler bırakıyor. Okumanızı tavsiye ederim :)

Baskı: Çocuğunuza Sınır Koyma

Kitap Adı: Çocuğunuza Sınır Koyma Öncelikle kitabın adını bu şekilde uyarlayanlara selam ederim. Son kelimeye bir –k ekleseydiniz de en azından verilmek istenen anlam ilk okunuşta biraz daha anlaşılabilseydi. Yazar: Robert J. Mackenzi “Bir aile terapisti ve eğitimsel psikologdur. Otuz yılı aşkın bir süredir edindiği deneyimlerle çocukların öğrenim ve davranış sorunlarının düzeltilmesi üzerine ailelere ve öğretmenlere yardım etmektedir.” Kitap türü biraz daha kişisel gelişime kaydığı için insan yazarın da işinin ehli olan birisi olmasını bekliyor. Ben yazarın kişisel birikiminden de, asıl mesleği yazarlık olmadığı halde bu birikimini karşı tarafa aktarma kapasitesinden de memnunum. Kitabın giriş bölümünün ilk iki cümlesi şöyle: “Bu ebeveynler için hazırlanmış bir kitaptır. Ama çocuklarla daha iyi iletişim kurmak isteyen herkese yöneliktir.” Ben ebeveyn falan değilim tabii ki. Ama teyzeyim. Teyze de teoride anne yarısı :P Her neyse ablamla 2,5 yaşındaki kızı sürekli bir çatışma halinde. Ablam öncelikle kızına bir şey yaptırmak için tatlı dil kullanıyor, sonra istediği gerçekleşmeyince bu bağırmaya dönüyor. Yeğenim de bu arada ablama aynı şekilde karşılık veriyor. Ablam ısrar edince yeğenim sanki boğan varmış gibi ağlamaya başlıyor. Tabii o sussun diye ablam sinirle geri çekiliyor. Sonuçta çoğunlukla yeğenimin dediği oluyor. Bunu okuması bile insanı sıkıyor, gerçeği kabus gibi bir şey. Yazar bu durumu aile dansı olarak isimlendirmiş. Bunun gibi ergenlik de dahil her yaştaki çocukla yaşanabilecek sorunlarla ilgili iki tarafı da yormayan çözümleri teoride bırakmayarak örneklerle açıklamış. Bu çözümleri ebeveynlerin nasıl hayata geçirmeye başlayacağına kadar öncülük etmiş. Bizim nesli ve önceki nesilleri ebeveynler bir şey bilmeden yetiştirmiş. Bir sorun var mı? Görünürde yok. Ama eminim ki; yetiştirirken ya çoğu çocuklarını dövdü ya da ceza gibi değişik şekillerde kontrol sağlamaya çalıştı. Aile içinde daha fazla huzurlu ve kaliteli vakit geçirmek için önerilen davranış şekliyse demokratik yaklaşım – sorumluluk getiren özgürlükler: çocuğa kendi sınırlarınız içerisinde seçenekler sunmak. Kitabı ben sevdim. Ablam kitap okumayı pek sevmediği, sevse bile vakit bulamayacağı için onu biraz da bu öğrendiklerimle ben yönlendirmeye çalışacağım. Ebeveyn olan, olmayan, olacak herkese tavsiye ederim. Sanırım ben anne olduğumda bu kitabı el kitabım yapacağım :D

Alaska'nın Peşinde
6/1008.03.2015

Baskı: Alaska'nın Peşinde

---------Spoiler! --------- Kitabı okumadan önce yorumlara bakmıştım, bakmaz olaydım! Alaska'nın öleceğini öğrenince kitabı -ağlamamak için- yavaş okuyordum. Daha sonra sıkılmaya başladım. Yazar bence oldukça zeki ve insanı filozofça Tıknaz'la birlikte düşünmeye itiyor. Ve Tıknaz'ın bazı düşünceleri benimkilere oldukça yakındı. Tek sıkıntı kitapta duygu eksikliği vardı. Alaska öldüğünde bile -belki öleceğini bildiğim içindi;bilmiyorum- bir şey hissetmedim, Tıknaz(ya da Miles)'ın Alaska'ya duyduğunu zannettiği aşk da hiç inandırıcı değildi.Son yaptıkları şakada millet gülüp alkışlarken bana yine pek komik gelmedi.Kısacası kitap karakterlerinin duyguları kağıt üzerinden çıkıp okuyucuya geçemiyor. Aynı Yıldızın Altında bu konuda daha iyiydi. [Belki bu kitapta yazar erkek, kitabın ağzından anlatıldığı kişi de erkek olduğu içindir =)] Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim Alaska öldüğünde Miles sürekli "ama 'sonra devam edelim mi?' demişti" diye sızlanıp durdu, onu tek kaşık suda boğabilirdim. John Green'in kitapları sürprizlerle dolu, kitaplarını değerli kılan da bu. O yüzden yazarın bir kitabını okumadan önce yorumlara kesinlikle bakmayın derim. Sürprizin ne olduğu önceden bilinince kitabın tüm büyüsü bozuluyor. Sonuç olarak her şeye rağmen kitabı herkese tavsiye ediyorum...

Baskı: Cinder (The Lunar Chronicles, #1)

Cinder(ella) balodan kaçarken ayakkabısıyla birlikte ayağını da düşürseydi, neler olurdu? İşte bu kitapla tam da bunun hikayesini okuyoruz ;) Kitapla ilgili düşüncelerime gelecek olursak; ilk başlarda kitabın sıkıcı olduğunu düşünüyordum. Ama sonlarda tempo arttı ve BOOM! Birileri bu kadar iç monolog falan yeter deyip 'Action' düğmesine bastı :) Tabi öyle savaş gibi şeyler beklemeyin. Hikayenin elverdiği kadar olaylar ilginçleşti. Her neyse kitabın başlarında sıkıldıysanız, gına kapınızı çaldıysa pes etmeyin. Kitap bittiğinde gelecekteki Cinderella hikayesinin şirin -ama daha tamamlanmamış- versiyonunu okumuş bulunmaktasınız. Ve bu yüzden seriye devam :)

Şahmelek
6/1004.03.2015

Baskı: Şahmelek

Acemilik kokan bir kitaptı benim için. Bu türde o kadar çok kitap çıktı ki özgünlük yakalamanın da zor olduğunu biliyorum; ama diğer kitaplardan esintiler de bir hayli vardı. Bu türde kızla oğlan birbirine aşık olacak da bir ortam, ortak nokta kurulması gerekiyor. Bu kitapta da kızımız cesurluk çizgisinden pervasızlığa geçmesiyle aşk başlıyor. Buralar benim için biraz sıkıcıydı. Kitabın sevdiğim tarafları ortak rüya ve -son - Aslan'ın bakış açısından yazılan kısımdı. Peri -Aslan ve İde'nin kızı- en sevdiğim karakter bu arada ;) Okumazsanız çok şey kaybetmeyeceğinizi düşünüyorum. Okursanız da birkaç bilgi ve kazanacağınız bakış açısıyla keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.

Baskı: Kimi Öptüğüne Dikkat Et! (Karanlık Elementler, #1)

Yine bir J.L.A. klasiği. Çünkü bu kadın ne yazsa yazdığı şey hayat buluyor. Alışveriş listesini bile okuyabilirim - o derece ( ki bu listede süt ve kurabiyenin de maddeler arasında olacağını düşünüyorum ) yani. Kitabın orjinal adı, Türkçe adı, her iki edisyonundaki kapağı olsun bana hormonlarına göre hareket eden gençleri çağrıştırdı. Okumak için çekincelerim vardı. Dex, plus'tan yayımlamayınca ben de daldım kitaba. İyi ki de okumuşum :) Karakterleri -Zayne ve Roth- ben bazı yönlerden Melez Sözleşmelerindeki Aiden ve Seth'e benzettim. Yazarın o kadar çok kitabı var ki bir yerden sonra karakter tekrarına girmesi gayet doğal. Yine de 'olmamış bu yenisini yaz' demek yerine 'seriye devam' diyorum ;) Ve bu sefer kızı kapan bence farklı olacak ama benim gönlüm hala aynısında. Sadece 'okuyun' diyorum :) " Tony, ekrana bu kadar yakın oturma konusunda ne demiştim ben sana? Gözlerin bozulacak." "Gözlerime bir şey olmayacak. Bunu gördüm." Hangi çocuk ebeveynine böyle bir cevap yapıştırmak istemez ki :D

Siyah Buz
10/1027.02.2015

Baskı: Siyah Buz

Bazı kitaplar hakkında okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz derler ya, bence bu kitap hakkında da tam tersini söyleyebiliriz. Bu kitabı okuyan herkes kendi payına düşen dersi alacaktır. İnsanlara -özellikle çocuklara- karşı yaptığımız herhangi bir kötü davranış o kişinin iletebileceği çok daha başka ve büyük bir şeye dönüşebilir. Bu çıkarımı Solved gibi cinayet belgesellerini izlediğimde edinmiştim. Seri katil hiçbir neden olmadan bir sürü insanı öldürmüş gibi görünüyordu. Meğerse çocukken idolu haline getirdiği babası onu sürekli dövüyormuş. Hepimiz çevremizden kendimize yönelik ya da herhangi bir şekilde bizi etkileyebilecek olumsuz davranışlar görüyoruz - bunu normal düzeyde olanlar için söylüyorum. İnsanın da bunu başkalarına iletmeyip; ama kendi içinde tutup da kendine de zarar verebilecek bir şeye dönüştürmediği zaman insan olduğunu düşünüyorum. Zaten çocukları severim.Bir de bu nedenlerden dolayı da çocukların eğitimi konusunda birazcık hassasım. Şimdi bunları bu kadar niye yazdım diyeceksiniz :) Yazarın bu tür şeyleri okurlara doğru bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Katil bulunduğunda anlayacaksınızdır zaten. Ayrıca pek çok hayatta kalmak için gerekli olan bilgi de edinebilirsiniz, doğru arkadaşlığın nasıl olması gerektiğini de bir kez daha öğrenebilirsiniz. Karakter olarak Britt'in özelliklerine de bayıldım :) Her neyse hepinize keyifli günler dilerim :)

Baskı: Paris'te Aşk (Anna and the French Kiss #1)

Sevdiğim bir tür, sevdiğim yeni bir yazar, sevdiğim yeni bir kitap. Ve seveceğim yeni bir seri olması dileğiyle =) "İnsanın evi, bir yer değil de bir insan olabilir miydi acaba?" "Duygularımız sona ermeden, tekrar onarılamaz hale gelmeden önce kaç kez kırılabilirdi ki?" "Kim olduğunu ve ne istediğini ne kadar iyi bilirsen , bir şeylerin seni üzmesi de o kadar zorlaşır." "Karanlık bazı şeylerin, gizlice gölgeyle ruh arasında, sevildiği gibi severim seni,"

Baskı: Tatlı Şeytan (The Sweet Trilogy #1)

"Ölüm gölgesi vadisinde yürüsem de hiçbir kötülükten korkmayacağım, çünkü sen benimlesin."

Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)

Kitaba dair zaten yüksek beklentilerim vardı; ama kitap beklentilerimi de aştı. İkinci kitap için sağlam bir zemin hazırlamış yazar ve ben de çevrilmesini sabırsızlıkla bekliyorum :)

ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki