
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Lokanta
Yazar sanırım bu kitabı yazarken rejimdeydi. Cinayetten bol yemek tarifi vardı maşallah. Açken okumadığınız sürece insanı saran güzel bir kitaptı.
Baskı: Vahşi Adalet
Olayların kurgusu, akıcılığı karakterler açısından tatmin edici bir kitaptı. Yalnız, belki ben fazla mükülpesentlik ediyorum ama bu Amanda'dan esas kız olmamış. Daha doğrusu 5 yıldır ceza hukuku konusunda çalışan biri değilde normal bu işlerle, insan yargılarıyla ilgili dikkatli olaması gerekmeyen bir kahraman olsaydı her şey tam anlamıyla 10 numara olacaktı. Yani belki başında en baştaki çıraklık bölgesinde hani tamam denebilir (ki bence oradan şüphelenmeye başlamalıydı) son kısımda bariz salaktı kendimi bir anda Amanda'ya sesli söylenirken yakaladım:) Ama dediğim gibi ben fazla müşkülpesentlik ediyor olabilirim. Onun dışında katili tahmin etseniz de olayları merak edip hevesle bitiriyorsunuz kitabı.
Baskı: Aşk Yeniden (Virgin River, #1)
14 yaşında bir kızın sevişme sahnesini koyup pedofiliye bayrak açmasaydı iyiydi.
Baskı: Çıplak Gerçekler (J.J. Graves Mystery, #2)
İlk kitaptan daha başarılı.
Baskı: Gizemli Adam (Dream Man #1)
Uzun süredir okurken beni bu kadar delirten başka kitap olmamıştı. Bir kere ilk konuyu okuduğumda olay paranormale bağlıyacak sanmıştım. Yani her gece gizemli şekilde gelip kaybolan adam??? Saçmalama bu noktada başladı zaten; 1,5 yıl adamın teki kafasına estikçe senin evine gelicek yüzünü görmeden, adını bilmeden, eve nasıl girdiğini çıktığını bilmeden yaşayacaksın! Kadın mantığına ters bi kere hadi 3-5 sallıyorum oldu da 1,5 yıl ya yuhhh bu süre boyunca ağzını açmıyacak kadın olabilir mi? Hadi zaten kitabı okuyup kadın karakteri çözdükçe buna bile neyse diyebiliyorsun. Sonra neyse olaylar oluyor evine giriyorlar polis geliyor ama kadının aklına ne oldu, hikaye ne, kardeşi ne yaptı soruları geliyor mu??? O arada ortaya çıkan esas oğlanın kim olduğu, niye evini gözetlendiği, kameraya alındığını soruyor mu?? HAYIR sadece dedektifin ve adamın ne kadar yakışıklı olduklarını düşünüyor. Hadi o arada şokta diyelim. Evine girmişler ben burda nasıl yalnız kalıcam, yaşıyacam ne yapsam kardeşime ne oldu diye ertesi gün düşünüyor mu? HAYIR dün 3 yakışıklı erkekle tanıştım saçımı makyajımı yapmadan evden çıkmıyım diyor şaka gibi!!! Ya kadın kaçırılıyor yanında ki koruma vurulmuş kaçıranlardan biri kadına tecavüz etmek istiyor korkudan altına yapıp nasıl kurtulucam diyor mu?? HAYIR peki bunun aklı nerde dersiniz? Kaçıranlardan diğerinin ne kadar yakışıklı olduğunda. Tabi bütün bunları düşünürken gizemli adama ilk görüşte vurulduğunu düşünüyor. Yani o da olmasa ne olurdu bilmiyorum. Bütün iyi niyetimi kullanıyorum tamam göz bu ne var diyorum sonuçta kiminle beraber olduğu belli başkasını beğenmiyecek diye bir şey yok diyorum da hatun bu yakışıklılar ne zaman yanaşsa eriyor boncuk dağıtmaktan geri kalmıyor. Esas oğlan bir şekilde bunun kalbini kırıyor peki abla ne yapıyor o sırada kapıya gelen diğer yakışıklı hayranıyla ( bu arada saydığım bütün bu yakışıklılar da görür görmez kızımıza vuruluyor) gidiyor. Kalp acısını adamın evinde onunla aynı yatakta uyuyarak atlatmaya çalışıyor. Ya hepsinin öpüşünden dokunuşundan hoşlanır mı bir insan. Olayın başında kötü adamlar bir yakışıklı gönderip buna gel deseler zaten hiç uğraşmalarına gerek kalmıyacakmış. Zaten seri olsa 2.kitap kesin anitaya bağlardı. Kitapta benim çeviriye bağladığım bir kaç saçmalıkta ayrıca vardı. Hem bebeğim, tatlım kelimeleri romantik olarak özel diyor hemde herkes herkese selam yerine bebeğim tatlım diye seslenmeleri gibi bir kaç şey ayrıca var. Kitap ayrıca gereğinden fazla uzun böyle bir hikaye 250-300 sayfa olmalıydı 500 sayfa fazla olmuş. Gereksiz dialoglar olaylar vs.lerle uzatılmış. Özetle zaten hayatın anlamını aramıyordum kitapta çekirdek niyetine okuyım demiştim ama azcık mantık aramak gibi bir hata yaptım. Şahsen aşk üçgenleri, beşgenleri, yok kızın çok sevdiği bir sevgilisi vardır ama yakışıklı birileri de aşık oldum derse ay napsam diyen tiplerin olduğu kitapları da sevmediğim için artı olarak da sevmemiş olabilirim. Siz seviyorsanız beğenebilirsiniz ama benim gibiyseniz uzak kaçın...
Baskı: İmkansız Aşk (Warenne Dynasty, #10)
Bir avuç aşktan sonra bir daha bu kadının kitabını okumam demiştim ama, şöyle bir bakıyım diye başladığım kitabı bitirene kadar elimden bırakamadım. Esas erkeğimiz gene yontulmamış odun olsa da en azından bu sefer kızın aklı ve gururu var.
Baskı: Ne Güzel Tesadüf
Bir kitap ancak bu kadar sıkıcı olabilir. Yazarı orta karar bulurdum artık kesinlikle okunmayacaklar listeme girdi. Alex; tamamiyle despot ve yobaz bir baba tarafından, asosyal olarak hayatında sadece kardeşine gerçekten sevgi duyup güvenen ve doğduğu günden itibaren komşu dükle evleneceği söylenmiş ve bunu KABUL ETMİŞ olan esas kızımız. Sosyeteye tanıtılmamış londra'ya getirilmemiş olan kızın babası dükle evlenmeden kızın sosyal ortam görmesi gerektiğine karar verip bir sezon için londra'ya gelmelerine karar veriyor. Tabi tamamen sofu saçlar toplu rahibeden hallice giyinen kızımız londra balolarında bunalıp bir akşam bahçeye çıkıyor ve saçma sapan nedenlerle skandala karışıyor. Buna neden olan eden bir kontun küçük kardeşi, kont kardeşini korumak ve tabi ki kızımızın namusunu kurtarmak istediğinden evlenme teklif ediyor. Önce hayır diyen kızımız baktı ki olmuyor mecbur bu teklifi kabul etmek zorunda kalıyor. Şimdi buraya kadar her şey normal bildiğimiz hist. kitaplarından bir farkı yok değil mi... Bundan sonra saçmalamanın dibine vuruyorlar. Yani yukarıda ki kısımlarda da var saçmalık ama o kadarına neyse denebiliyor. Kont alex'i ve ailesini yazı geçirmek için taşrada ki malikanesine davet ediyor. Buraya kadar da tamam sorun yok. Bu noktaya kadar babasının sözünden çıkmamış söylenen herşeyi uysallıkta tavan yaparak kabul eden kızımız her şey için kontu suçlamaya başlıyor. Olaylara neden olan kontun kardeşi, ona baskı yapan babası evet diyen kendisi. Zavallı adamın tek suçu balonun ortasında rezil halde millet sırtını döndüğünde kıza sahip çıkıp korumak. Tabi kontun bu arada evleneceği kadına kendini adamak istemesi, kibarlığı, yakışıklılığı, zenginliği, evleneceği için metresini bırakması ve evlilikte bu tür şeyler olmayacağını söylemesi, kıza sürekli iltifat edip kalbini kazanmaya çalışması falan tamamen ayrı konu. Olaylara neden olan kardeş abisinin kendisini bu şekilde feda etmesine dayanamayıp kızı abisinden ayırarak kendisiyle evlenmesini sağlayarak ( kitabın sonuna kadar bunun nasıl bir rezalet çıkartacağını anlıyamacak kadar salak) abisini kurtarmak istediğinden bulduğu fırsatta kıza evlenme teklif edip duruyor. Kitapta olaya feminist bir açıdan kadın olmanın birey olmayı engellemeyeceği, kadınlar için özgürlük kavramları falan işlenmeye çalışılmış ama kardeşim bunu yapacaksan bari hödük bir esas oğlan yaz da bir anlamı olsun. Adam, kızın babası düğün tarihi belirleyip söylediğinde biz karar veririz ve bizim istediğimiz gibi olur deyip kızı koruyor bizim mal sen beni koruyamazsın ben özgürüm diye adama kızıyor. Git yiyorsa babana çemkir. Diğer karakterler zaten başka bir hikaye. Kitapta olaylar ilgili olanların bakış açılarıyla anlatılmış yani sadece esas kızımız yada oğlanımızdan okumuyoruz. Hepsi kendi dertlerini dökülüyor arada. Artık nasıl uyuz olduysam sonunu getiremiyorum. Ben kitabı değil yazarı bile kara listeme aldım. Sadece yarım bırakmayı sevmediğimden kendimi zorlayarak bitirdim ama bir daha aynı tipte bir kitaba denk gelirsem bu kadar sabırlı olmayı becerebileceğimi sanmıyorum. Allah okumaya niyetli olanların yardımcısı olsun...
Baskı: Kendine Yalan Söyleme
Ortalamanın altında iyi başlayan ama sonra sıkıcılığa doğru kayan vasat bir kitap.
Baskı: Seni İzliyorum (Trilogia dei sensi series, #1)
Tek kelime ile sıkıcı. Çeviri bu kadar kötü olmasa eh idare eder derecesine gelebilirdi belki ama olmamış.
Baskı: Aşk Adında Hayat
Konusu, kurgusu, anlatımı ve karakterleri güzeldi de... Gereksiz uzatılan ayrıntılar ve aynı şekilde fazladan uzatılan yemek muhabbetleri olmasa çok daha başarılı olabilirdi.
Baskı: Dublin Caddesi (On Dublin Street, #1)
Ben sevdim. Yani sonucta kapaga ve özete bakınca yaklaşık olarak ne beklemeniz gerektiğini biliyorsunuz ve bu konuda sizi hayal kırıklığına ugratmıyor. Abinin azmi,kararlığı ve inadına hayran kaldım. Bu kadar duygusal problemli biriyle uğraşmak cesaret ister tabi beğendiğim diğer noktada esas kızımızın kendi sorunlarının farkında olmasıydı. Sorunun ne oldugunun ve verdigi tepkilerin nedenleri hakkında kendini kandırmak yerine yanlışta olsa gerçeği kabul edebiliyordu. Artı olarak bütün bu duygusallıklar yanında eğlenceli ve komik bir kitaptı aynı zamanda. Yolda okurken bir kaç yerde kendimi tutamayıp sırıttım:) Özetle herşeyin dozunda olduğu (özellikle bu aralar romantik diye elimize gelen hemen hemen her kitabın baştan sona sevişme sahneleriyle dolu oldugunu düşünürsek) seksi, romantik, duygusal ve eğlenceli karakterlerin başarılı oldugu bir kitapti.
Baskı: Kalbin Bana Ait
Bir koontz hayranı olarak okuduğum en kötü kitabıydı. Nazar diyor, bir daha olmamasını temenni ediyorum.
Baskı: Hüznün Gölgesinde Aşk (Lone Star Sisters #3)
Serinin en güzel kitabı! İkinci kitabın uğrattığı hayal kırıklığından sonra ilaç gibi geldi. Izzy'nin hazırcevaplılığı ve nick'in karizması süperdi. Aaron, rita, norma hepsi çok başarılıydı. Esprili, eğlenceli, romantik ve duygusal bir kitaptı. Genel konuya bakarsak sonunda garth'ın derdinin ne olduğunu ve annesinin başına gelenleri öğreniyoruz. Tabi her şey bu değil jed git gide daha berbat bir karaktere dönüşüyor. Hala jed ve garth savaşının sonuçlanmaması, garth'ın iyi yönlerininin de olduğunu vurgulanmaya başlamasından ve dana-garth sahseninden anladığım kadarıyla bir garth ve dana kitabı olacak ve sonuçları olayların sonunu orada öğrenecez. Hala petrol kuyusunu kimin havaya uçurduğu belli değil ama garth'ın üstüne atmak için olayı jed'in tezgahladığı ortaya çıkarsa şaşmıcam. Adam kendini kurtarmak için kızlarını gözü kapalı feda edebilir. O derece bencil ve son iki kitaptır beni uyuz ediyor. Bütün kardeşlerin birleşip mezarının üstünde dans etmesini istiyorum:) Sonuç olarak başta söylediğim gibi benim için serinin en iyisi oldu. Çeviri başarılı, dil çok akıcı nasıl bittiğini anlamadım bile. Umarım - olup olmadığını bilmiyorum ama...- en heyecanlı olacağını düşündüğüm bir sonra ki kitapta aynı başarıyı gösterir. Merakla beklemekteyim...
Baskı: Sert Rock (Sinners on Tour #2)
Bir kitap için bu kadar doğru bir kapak seçimi olabilir... Herhalde ilk sayfadan son sayfaya kadar sevişmedikleri taş çatlasın 3 sayfa vardır. Tamam seksi kitaplar eğlencelidir bende severim ama bu resmen aştı. Karakterler kitapta biraz daha yer bulabilseler aslında ilginç ve eğlenceliydiler. Esas kız ve oğlanımız öyle ahım şahım duygusal patlamalar yaşamadılar. Oğlanımız alışıldık erkek karakterlerden farklı; kızı sevdiğini bırakmıyacağını baştan biliyor ve öyle davranıyor ama öte yandan arkadaşlarına karşı ağır öküz. Kız desen daha duygusal ama... ne bileyim onda da var bi tutarsızlık çok sinmedi içime. Böyle söylemekle beraber insan diğer üyelerin de hikayelerini merak etmiyor değil. Gerçi ilkini bilmiyorum ama bu kitapta diğer üyelerin karakterleri hakkında seks tercihleri dışında çok şey öğrenmiyoruz ama olsun. Neyse ben gene de haksızlık etmemek adına ilk kitabı da okuyacam.
Baskı: Gece Nöbeti
Beklentilerinizi çok yüksek tutmayın... Arka kapağa bakarsak basit, fantastik, eğlenceli olması gerekiyordu ama değil aslında şimdi düşündüm de kitapta gerçek anlamda bir tane bile espri yoktu sanırım. Böyle anlatırken kitabı kötülemiş oldum ama yanlış anlaşılmasın kitap kötü değil sadece sunulandan farklı. Şimdi bu ne demek diyeceksiniz şöyle anlatıyım; Dünyada diğerleri olarak adlandırılan cadılar, vampirler, büyücüler vs... aydınlık ve karanlık olarak ikiye ayrılıyorlar her yeni gelen bir seçim yapıp tarafını belirliyor. Aydınlık ve karanlık arasında ateşkes var ve anlaşmanın kurallarına herkes uyuyor. İşte bu noktada da biz kahramanımız antonla beraber iyi ve kötü arasında ki farkı arıyoruz... Kitabı fantastik olarak adlandırmak bence haksızlık çünkü aslında aydınlık ve karanlık arasında ki felsefik sorgulama için değişik bir bakış açısı olmuş. Bunun dışında çevirisi güzel akıcı kolay okunabilir bir kitap ama bağımlılık yapacak kadar iyi bulmadım.
Baskı: Sessiz Kız (Rizzoli & Isles, #9)
Harika... Serinin en iyi kitaplarından biri olmuş bence bir nefeste okudum. Bir tess hayranı olarak niye rizzoli&Isles dışındaki kitaplarında bu performansı yakalayamıyor bilmiyorum ama bu seri kesinlikle bitmemeli...
Baskı: Sonsuzluk (Nick Günlükleri, #1)
Beklediğimden başarılı buldum.Ergen kitabı diye düşünüp uzun süredir okumayı erteliyordum sonunda bugün başlayıp bitirdim. Nick annesiyle yaşayan, (ki kendisi egzotik dansçı oluyor) zengin okulunda burslu okuyan, oldukça fakir ama sivri dilli bir çocuk. Arka kapağı okuyunca olayların kyrlanla tanışınca başladığını onunla ilgili olduğunu düşünüyorsunuz ama alakası yok. Tamamen nickin kendi güçleriyle ya da daha doğrusu ne olduğuyla alakalı. Biz kendisini gece yaşanlarda gayet normal sıradan bir çocuk olarak tanımıştık ama burda oldukça farklı güçleri olduğunu öğrendik. Kitapta çeviriden olabilir ama bazı tutarsızlıklar gözüme çarptı. 1.Nick kaç yaşında? Kapakta ve kitapta 14 diye anılıyorken bir yerde 18 yaşıma 17 ay 4 hafta var gibi bir düşünce geçiyor aklından bu durumda 16 olmalı diye düşündüğümü hatırlıyorum 2.Nickin annesi kaç yaşında? Bu da cevabını anlamadığım sorulardan biri. Kitap gayet akıcı rahat okunuyor ama karakterler kimin ne olduğu çok yüzeysel geçmiş. Nickin gelicekteki dünyayı yok etmek üzere olan hali geçmişteki nicki düzeltmeye çalışıyor ama ne olduğu muamma. Koruyucu iblisi carter niye köle? Birde adını şimdi hatırlamadığım nickin aşık olduğu kız o da aynı şekilde nick kötü yolu seçerse öldürecek ( o kadarını anlıyoruz) ama onun cinsi ne bilmiyoruz. Arkadaşları da aynı şekilde çok yüzeysel geçmişler. Tamamen nick odaklı, ama hızlı okunan eğlenceli bir kitap. Özellikle annesiyle arasında dialoglar iyiydi. Her halde bu kitaptaki belirsizlikler serinin devamında cevaplanacak.
Baskı: Zoraki Düşes
Aslında 6,5-7 demek gerekir bu kitap için. İyi başlayıp sonradan bozdu. Kitap; diyaloglar akıcı ve eğlenceli karakterlerde oldukça özgün olarak başladı ama sonra sanırım nazar değdi. Çeviriden de olabilir ama bir yerden sonra yazar hem acelesi var hemde uzatmak istiyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. O eğlenceli diyaloglar yok oluyor kötü adam temalı bir hale geliyor. Bir de kitabın sonunda kızımızın kötü adamın eline düşüşü var. Alışkın olduğumuz üzere beyaz atlı dükümüz kızımızı kötü adamın elinden hemen kurtaramıyor. Kızı gözleyen o kadar adam atlatılıyor üstüne tam takip ederken araba kaza yapıyor hadi onuda geçtim nerde diye düşünürken akıllarına gelen ilk yerde kızı buluyorlar. Tabi trajedi boyutunda olmasa da kızın yaşadıklarını o kadar kolay atlatması da abartı geldi. İlk kısımlardaki akıcılığın hatrına orta karar bir kitap diyebilirim ama devamını okuyup okumamakta kararsızım.
Baskı: Seni Kalbime Yazdım (Legend of the Four Soldiers, #3)
Bu kadın çirkin adamları gerçekten iyi yazıyor:D
Baskı: İskoçyalı'nın Aşkı
Tek kelimeyle SIKICI. Kitap ince zaten yarım kalmasın diye kendimi zorlayarak bitirdim ama tamamen zaman kaybı.
Baskı: Atlantis'in Yükselişi (Poseidon Savaşçıları #1)
Karakterler biraz dark serisine benzese de (güçlü karanlık rahip, acılar çekmiş gururlu görev bilinci yüklü prens, empatik ama gördüklerine ve hissettiklerine karşı ruhu aydınlık esas kız, mizah yönü savaşçı kardeş gibi...) güzel bir kitaptı. Karakterler çok olmasına rağmen karışık olmaması da ayrıca hoşuma gitti sürekli bu kimdi bu kimdi diye düşünmeden okuyabiliyorsunuz. Diğerlerinin özellikle bekarlık yemini etmiş Alaric ve kendini bitik olarak tarif eden Quinn'in ne olacağını acayip merak ettim.
Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)
Son dönemde aşk=cinsellik denkleminden benim gibi aşırı sıkılmış romantiklere iyi gelecek bir kitap. Belli ki reklam amaçlı grinin tonları serisine kapakta bir atıfta bulunulmuş ama alakası bile yok. Romantik kitapların tek tarafın bakış açısından anlatılmasından hoşlanmadığımdan da olabilir ama herkesin kendi düşüncelerinin kendi dilinden anlatılması da artı bir beğeni unsuru oldu. Özetle eğlenceli denemese de hoş romantik bir kitaptı.