Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Maus: Hayatta Kalanın Öyküsü
Art yani Artie Spiegelman’a 1992’de Pulitzer Ödülü’nü kazandıran bu hikayede, babası Vladek Spiegelman’ın Polonya’da başlayan öyküsünün nasıl Amerika’da sonlandığını dinliyoruz. Bu tip hikayeler çokça filmlere, kitaplara konu oldu; kurmaca ya da tarihi bir çok kitap ile sizin de karşınıza eminim ki çıkmıştır. Bu yüzden hikayenin detaylarını ve içinde saklı acıyı okuyacağınız zamana bırakayım diyorum ve ilginç noktalardan bahsetmek istiyorum.umutbabilon.blogspot.com/2013/10/art-spiegelman-maus.html
Baskı: Yara (Bas-Lag, #2)
Hikaye, birinci kitabın devamı olan bir zaman dilimde geçse de aslında bize Bas-Lag tarihine dair bir çok ayrıntıyı veriyor, geçmişe dair ilk kitapta belki aklımıza bile gelme ihtimali olmayan konular üzerinde detaylı anlatımlara giriyor. Şöyle ki ilk kitapta karşımızda kanlı canlı dikilen bir şehri inşa eden China Mieville adlı dahi, bu kitapta yeni bir şehir (birazdan detaylarına gireceğim ancak bu şehir “yüzen” bir şehir) yaratırken, aynı zamanda engin denizleri içinde nerede ne olduğunu bize anlattığı Bas-Lag’ın neredeyse geneli üzerinde bir haritayı, kitap boyunca biz denizde ilerlerken çiziyor ve yine gözümüzde canlandırmak konusunda bir sıkıntıya düşmüyoruz.http://umutbabilon.blogspot.com/2013/10/china-mieville-yara.html
Baskı: Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri
Muhteşem Maurice Ve Değişmiş Fareleri kesinlikle büyümeyen insanlar için bir masal. Her ne kadar çocuk ya da gençlik kitabı adı altında kategorilendiğine denk gelsem de, aslında 25 yaşında bir çocuğun da, 25 yaşında bir kediseverin ve fareseverin de hayranlıkla okuyabildiği bir kitap olduğuna şüphe yok. Denendi, onaylandı. Bu tanımlarımı genelde Neil Gaiman için de kullanırım, büyümeyen çocuklar için yazan adam, derim. Aynısını Pratchett için de söylüyorum, her ne kadar bir kitaba bakarak bunu söylüyor olmam tepki çekebilecek olsa bile. Ancak eminim ki diğer kitaplarında da aynı hisler beni yakalayacak.http://umutbabilon.blogspot.com/2013/09/terry-pratchett-muhtesem-maurice-ve.html
Baskı: Resimli Adam
Yazarın on sekiz öyküsünün, “resimli bir adam” üzerinden anlatıldığı bu kitapta haliyle öylesine çeşitli bir anlatım söz konusu ki, yazarın yalnız bir hikaye üzerinden neler anlatabileceğini görmenin ötesine geçiyorsunuz. Zamanda yolculuk gibi, geleceğin içinde geçen farklı zamanlar içine çıkılmış bir yolculuk hissi yaratan bu kitaplar, sınırsız bir dünya içinde yazarı tanıma şansınızı daha da artırıyor. En azından benim için böyleydi.http://umutbabilon.blogspot.com/2013/09/ray-bradbury-resimli-adam.html
Baskı: Kaplan! Kaplan!
Macera boyunca, Göçebe’nin kendisine has bir sırrının olmasının yanısıra özellikle odaklanılan nokta Gully Foyle’un intikam almak için çıktığı yolculuk. Bu yolda başına gelenler ve bir macera filmini aratmayan görüntüleri gözünüzün önünde tereddütsüz oluşturabilen anlatım sayesinde su gibi akan olaylarla beraber kendinizi geleceğin içinde, bir kovalamacada buluyorsunuz.http://umutbabilon.blogspot.com/2013/09/alfred-bester-kaplan-kaplan.html
Baskı: Perdido Sokağı İstasyonu (Bas-Lag, #1)
Yeni Crobuzon, birbirinden farklı ırkların, devletin bir cezalandırma yöntemi olarak kullandığı yeniden yapılandırmaya maruz kalmış Tekraryapımların (aslında bu sürekli olarak cezalandırma amacıyla da yapılmıyor, yanlış anlamadıysam isteğe bağlı ya da ihtiyaca bağlı da yapılabiliyor) oluşturduğu bir şehirdir. Merkezinde ise Perdido Sokağı İstasyonu bulunmaktadır. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/09/china-mieville-perdido-sokag-istasyonu.html
Baskı: Ölülerle Konuşmak
Salander gibi olmasa da farklı sorunlar içinde olan başkahramanın sorununa dair satır aralarında verilen ipuçları “Acaba bu kızın nesi var?” gizemi ile beraber okuyucuda sona dair güçlü bir merak uyandırıyor. En azından bende bu merakı uyandırdı. Zihinsel rahatsızlıklara karşı olan ilgimin de bunda payı olması elbette mümkün. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/08/harry-bingham-olulerle-konusmak.html
Baskı: Buz Prenses (Patrik Hedström, #1)
Küçük bir kasabada işlenen bir cinayet, geçmişin sırları, sırları ile öldürülen bir kadın ve ardında kalan her bir insanın sakladıkları; bir çocukluk arkadaşı, çocukluğa sıkışıp kalmış sırlar… Etrafında koca bir bilinmezlikle beraber ölümün soğukluğuna giden bir kadının ardından gelen süreç; katil kim ve maktulün kimlerle ne gibi bir ilişkisi vardır? Sorular çoğalıyor, cevaplar ise yerinde sayıyor. Roman kahramanlarımız Patrik ve Erica (kendileri Vaiz adlı kitapta evil bir çiftken, bu kitapta henüz yeni tanıştıkları dönemi ve ilişkilerinin başlangıcını görüyoruz) cinayetin etrafındaki perdeyi aralamaya çalışıyor. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/08/camilla-lackberg-buz-prenses.html
Baskı: Cenaze Evi Şenlik Evi
http://umutbabilon.blogspot.com/2013/07/alison-bechdel-cenaze-evi-senlik-evi.html
Baskı: Anansi Çocukları
Dünya, günlük hayatınız ne kadar sıradan gelirse gelsin sizi her zaman Neil Gaiman gibi bir yazar daha başka bir şeylerin de mümkün olduğuna ya da bunun hayalini kurmanın, bunu kağıda dökmenin ne kadar şahane bir şey olduğuna ikna edebilir. Böylece her gün bir nefes ardından bir nefes daha alarak bitirmekten başka bir şey yapmadığınız bir gün dev anlamlar kazanabilir. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/07/neil-gaiman-anansi-cocuklar.html
Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)
http://umutbabilon.blogspot.com/2013/06/alper-canguz-cehennem-cicegi.html
Baskı: Gölge Oyunu: Ray Bradbury Anısına Yepyeni Öyküler
http://umutbabilon.blogspot.com/2013/06/golge-oyunu-ray-bradbury-ansn-yepyeni.html
Baskı: Bitmemiş Portre
Değerlendirmem için http://umutbabilon.blogspot.com
Baskı: Bir Adım Geriden
Konuya gelirsek; Yaz Dönümü gecesinde ormanda piknik yapan, aslında kendilerince bir “yeniden canlandırma” yapan üç genç başlarından vurularak katledilir. Ancak olayların Kurt Wallander ve ekibine ulaşması bununla başlamış olsa da sebep “kayıp gençler” olarak ortaya çıkar ilk. Peşinden ise daha önceki kitaplardan hatırlayacağınız bir karakter, bir polis arkadaşları da bir cinayete kurban gidiyor ve hikaye başlıyor. Devamı, araştırma süreci, gençlerin başına neyin neden geldiği gibi polisiyenin tadının saklı olduğu asıl sorulara dair cevapları kitaptan başka bir yerde görmeniz kötülüğünü size yapmamak için şimdi susuyorum. Sadece çok ilginç bir sebep olduğunu söylemekle yetineceğim. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/henning-mankell-bir-adm-geriden.html
Baskı: Tiffany'de Kahvaltı
Daha önceden filmini izlemiştim, yine de kitabını da okumak istedim. Kitap, filmin yarattığı etkiden eksik ya da fazla bir şey yaratmadı açıkça söylemek gerekirse, tek ekleyebileceğim küçük detaylardan bazılarının filmde kendisine yer bulamamış olmasıydı. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/tiffanyde-kahvalt.html
Baskı: Demian (Emil Sinclair'in Gençlik Öyküsü)
Habil ve Kabil hikayesindeki göremediği tarafın Demian’ın açıklaması ile başka bir şekle bürünmesi, aslında hikayenin kırılma noktalarından birini mükemmel bir biçimde temsil ediyor diyebiliriz. Işte bilinen ve alışılan gerçekten uzaklaşması böyle başlıyor Sinclair’in.http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/hermann-hesse-demian.html
Baskı: Gertrud
Karşımıza Gertrud’da bir müzik insanı olarak çıkan Kuhn ile satıra dökülmüş kelimeler arasında gördüğümüz Hermann Hesse, hemen her kitabında olduğu gibi yine bir sanatçının gözünden bir hikaye anlatıyor aslında. Kitap boyunca yazılmaya başlanması sürecinden tutun da hazırlık sürecine kadar takip edilebilen bir operanın hikayesini de Gertrud’da olan bitene paralel olarak görüşümüz bundan olsa gerek. Ve bu da benim gözümde Hesse’yi, karşıma bazen ressam bazen de müzisyen olarak, ama sürekli bir sanatçı olarak çıkışından dolayı eşssiz bir yere koyuyor sanırım. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/hermann-hesse-gertrud.html
Baskı: Yitirilen
Bir kere, yine İskandinav ülkelerinin soğuk atmosferinin buz gibi yaptığı ruh halleri içinde insanlar görüyoruz. Ailesi tarafından neredeyse “nefret” ilişkisi, daha doğrusu suçlama – itiraz – ceza sürecinden neredeyse zevk alan bir annenin elinden yitirilen bir hayatın hikayesini görüyoruz. Kısıtlamalar ve zengin – fakir ayırımı dolayısıyla (zengin tarafta olarak) sürekli “diğerleri” ve “sen başkasın” telkinleri içinde kendisini anormal bulmaya başlayan ve hiç bir yere ait olamadan, hiç kimseyle arkadaşlık kuramadan geçen bir çocukluğun faturasını yine kendisine kesen bir hayatın için yiten bir hayatı anlatıyor Sibylla’nın hikayesi. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/karin-alvtegen-yitirilen.html
Baskı: Teşkilat
Teşkilat, “gelecekte” geçen ve dünyanın nasıl kutuplara bölündüğünü, aralarındaki ahlaki değerlerin nasıl kesin çizgilerle tanımlanabilecek kadar farklılaştığını, bir bilim kurgu – macera tadında sunan bir roman. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/cyril-m-kornbluth-teskilat.html
Baskı: İhanet
Güzel bir polisiye – gerilim, ama alışık olmadığınız tarzda ve evet, biraz soğuklukta. Yine de bu okurken satırdan satıra koşarken kalbinizin hızla çarpmayacağı anlamına gelmiyor. İnsanların muhafaza edebildikleri sükunetleri ve sinsice planları sizi sürekli o kalbi hızla atar vaziyette tutmaya devam ediyor çünkü. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/karin-alvtegen-ihanet.html
Baskı: Mr. Why'ın Sonu
Bu yüzden çok şey bilen Scarlett Thomas, bir yandan sorunlu bir aile içinde büyüyen bir kadından (kitabın kahramanı Ariel Manto oluyor kendisi) bahsederken de, kuarklardan bahsederken de aynı anlatım içinde kalıyor. Aynı sürükleyicilik. Sırıtan tek bir satır bile yok. Boşa harcanan ya da fazlalık yapan tek bir kelime bile yok. Ve her şey öyle akıcı bir anlatım içinde ki, size yabancı gelen kelime, kavram, isim her ne varsa sizinle arasındaki mesafeyi kısaltıyor, tanışmışsınız gibi ilerletiyor satırları. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/scarlett-thomas-mr-whyn-sonu.html
Baskı: Franny ve Zooey
Zooey’nin Franny’yi diğer kardeşlerinden daha farklı bir şekilde oldukları konusunda artık ikna mı dersiniz ne dersiniz bilmiyorum ama ben ikna diyorum, ikna çabası, ailenin sanırım en çok özlenen ve bu iki kardeşin gözünde ayrı bir yeri olan Seymour’dan sıkça bahsederek içinde olduğu ruh halini en azından çözümleyerek onu kurtarma çabası, en sonunda bir “oyun” ile Franny’yi “aydınlanmaya/uyanmaya/bulmaya” götürüyor. Bunun oluşmasına kadar geçen süre boyunca odada bolca sigara içiliyor, bolca Franny gözyaşı dökülüyor ve kedi Bloomberg bolca seviliyor. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/j-d-salinger-franny-ve-zooey.html
Baskı: Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım
http://umutbabilon.blogspot.com/2013/05/robert-heinlein-uzay-elbisemle.html
Baskı: Düşüş
Bir “hiç” olarak tanımlandığı karısı tarafından tepe taklak olacak bir sürece itilen Fall’in düşüşünde, kabusunda Merete Bover’i öldürdüğü ana kadar yaşadıklarının, en azından “mutlu bir ilişki ile silinemeyecek” kadar uzun vadeli sonuçları olacağını kestirmek mümkün. Ancak bir aldatmanın ardından yitirilen değerlerin, ileriki bir “mutluluk” durumunda nasıl geri dönüşlere sebep olabileceğini de işte Düşüş’ün son sayfalarında göreceksiniz. Öylesine bir etkisi oluyor ki Merete Bover ve yaptıklarının, belki siz de benim gibi okurken Erling Fall’e inanamayacaksınız. http://umutbabilon.blogspot.com/2013/04/ketil-bjornstad-dusus.html