thestudyingduck
@thestudyingduck

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Gelin Avcısı
7/1006.02.2013

Baskı: Gelin Avcısı

Kitabın başına gelen o kadar kazaya rağmen sonunda ıslak bile olsa bitti =) Adam'ın hep farklı biri olduğu ortaya çıkacak diye bekledim durdum kitap boyunca, ama naif, sakin bir fırıncı olarak kaldı. Çok etki bıraktı mı üzerimde ? Hayır, ama zaman geçirmek için çit-lit sevenlerin okuyabileceği bir kitap.

Ateş (Melek, #2)
8/1003.02.2013

Baskı: Ateş (Melek, #2)

İlk kitaba göre aksiyonun bol, duygusallığın daha yoğun olduğu bir kitaptı. sonun havada kalmamış olması ve güzel bağlanması, gereksiz ayrıtıların yer almaması yazarın başarılı olduğunu gösteriyor. İlk defa bir kitabı okurken hem hemen okumak hemde hiç okumamak istedim, Aşk üçgeninin ne olacağını düşerek diken üstünde okudum resmen =) Çünkü kimseye kızamıyorsun, hatalı diyemiyorsun hepsi kendine göre haklı. Bir tek o Kara denilen kız gıcıktı. :/ Son kitabın yurtdışında Kasım ayında çıkması bekleniyor. Umarım tez vakitte çıkar. Merakla bekliyorummm =) Daha detaylı yorumum için : http://thestudyingduck.blogspot.com/2013/02/melek-ates-l-weatherly.html

Melek (Melek, #1)
9/1001.02.2013

Baskı: Melek (Melek, #1)

Başarılı kapak tasarımı ve iyi çevirisiyle DEX yayınları etiketiyle karşımıza çıkan Melek, piyasadaki melek konularını içeren bir çok kitaptan farklı konu ile yayınlandığı andan itibaren dikkatleri üzerine çekmişti. Buradaki Melekler insanlardan beslenerek onların enerjilerini alır, bu da insanlarda çarpmaya bağlı olarak kanser, kalp hastalığı, sürekli yorgunluk gibi hastalıklara sebep oluyor. İnsanlar üzerindeki diğer etki ise meleklere karşı duydukları derin sevgi. Kitapta bu durumun adı Melek Çarpması olarak geçiyor. Esas kız olan Willow, zaten bir çok kızdan çok farklı. Evet kendisi yarı melek olabilir ama esas farklılık -bence- arabalardan anlıyor oluşu. Allah aşkına çevrenizde kaç tane kız arkadaşınız arabalardan ve araba tamirinden anlıyor?! Üstelik bu tek yeteneği değil, Willow aynı zamanda bir medyum. İnsanlara dokunarak onların gelecekleri hakkında öngörülerde bulunabiliyor ve garip bir şekilde hisleri her zaman doğru çıkıyor. Bunu nasıl yaptığına dair bir fikride yok üstelik. Bir gün okulun popüler kızı Beth ona gelip geleceğini okumasını söylüyor. Willow Beth'in eline dokunduğu anda onun yaşadıklarına tanık oluyor ve asla inanamayacağı bir şey görüyor: Bir Melek. Beth'in bir melek gördüğünü ve bu meleğin onu kötü etkilediğini, geleceğinin olumsuz olduğunu görüyor. Bunu ona da söylemeye çalışıyor ona Melekler Kilisesine katılmaması gerektiğini söylüyor, ancak Beth onu dinlemiyor ve Meleğine Willow'un söylediklerini anlatıyor. Meleklerin biraz araştıması ile Willow'un meleklerin için tehlikeli olduğu anlaşıyor ve devreye Alex giriyor. Alex bir MK yani Melek Katili. Ailesinin ölümünden melekleri sorumlu tuttuğu için CIA'in Melek Projesinde melek avcılığı yapıyor. Son görevinde karşısına çıkan Willow gördüğü diğer meleklerden çok farklıdır. Willow'u ilk gördüğünde onunda melek olduğunu düşünüyor çünkü insan kılığının ardında bir melek var ancak diğer meleklerin aksine halesi yoktur, -ışık halesi burada meleklerin kalbi oluyor ve sadece oradan vurulurlarsa ölüyorlar- onu diğerlerinden ayıran başka bir şey ise Willow'un çocukluğunun da olması, çünkü bir melek her zaman yetişkindir. Bu durum ona şüpheli gelir ve onu öldürmek için bekler ancak daha sonra Meleklerin Willow'u kendileri için tehdit olarak gördüğünü anlayınca onunla beraber kaçmaya başlar. Wiilow yarı melek; annesi insan, babası melek. Babasını sadece annesinin düşüncesinde görmüş ve onun kötü olduğunu anlamıştır. Willow'un neden o kadar önemli olduğu kitabın sonlarında ortaya çıkıyor. Babasının kimliği ise şaşırtıyor, serinin diğer kitaplarında eminim bunun üzerinde daha çok duracaktır yazar. :/ Willow ve Alex yolculuk boyunca sürekli çılgın kilise fanatiklerinden - Melekler insanları bir kilise etrafında toplayarak her an beslenebiliyorlar-, Meleklerden kaçıyorlar, güvenecekleri tek kişi birbirleri. Her zaman güvendikleri kişilerin onlara sırt çevirmesi, düşman olması üzse de kaçmaya devam ediyorlar. Kitapta sevdiğim yerlerden biri Alex'in Willow'a hislerini itiraf ettiği ve karşılık aldığı kısımdı, yazar o romantizmi çok güzel vermiş. Genç bir kitleye hitap ettiğini unutmamış :) Ama tamamen çocuk kitabı olarak da kalmamış kitap. Daha fazla yazarsam her şeyi anlatmaya başlayacağım o yüzden yazmıyorum ama ben kitabı çok sevdim. Konu olarak burada yayınlanan diğer Melek kitaplarında farklı olması da etki etmiş olabilir. Bu tarz kitapları seviyorsanız mutlaka okuyun! :))

Baskı: Gizemli Komşu (MacGregor Ailesi, #11)

Cybill Campbell ve Preston McQuinn'in hikayesini anlatan kitap The MacGregors Serisinin 11. kitabı. Grant Ve Gennie'nin kızı olan Cybill, Daniel MacGregor'un sahibi olduğu bir apartmanda karikatürist olarak yaşamaktadır. Hem komşusu hem de en yakın arkadaşı olan Jody sürekli Cybill'in bir sevgili bulmasını söylemekte hatta onu birileriyle tanıştırmaktadır. Cybill'in karşı dairesine taşınan Gizemli komşu ile ilgili teoriler üretmektedirler ayrıca. Cybill daireden gelen müzik sesi yüzünden komşusunun yetenekli ama işsiz bir müzisyen olduğunu düşünmektedir. Ve ona kurabiye pişirip yardımcı olmaya karar verir. Gizemli komşu Preston McQuinn ise sahildeki evinin tadilatı yüzünden bir dostunun tavsiyesi ile -O dostun kim olduğumu malum :D- bir süre apartman dairesine yerleşir. Yeni eserini yazarken istediği son şey meraklı ve yardım sever komşulardır. Cybill ise onun ne iş yaptığını öğrenmek için bir gece peşine bile düşer Sonunda Preston çekici ve iyilik sever komşusuna dayanamaz ve ondan etkilenir, hem bir süre biriyle takılmaktan ne çıkar ki :/ Cybill McQuinn ile çok iyi vakit geçirirken karikatürleri içinde bol bol malzeme bulur. Tesadüf eseri Cybll McQiunn'in ünlü oyun yazarı olduğunu öğrenince ondan uzak durmak için çabalar, ancak ona aşık olmuştur bile. Preston'un geçmişte yaşadığı acı bir aşk Cybill ile olan ilişkisine de zarar verir. Bir daha aşık olmak istemeyen Preston, Cybill'in doğallığına ve çekiciliğine kapılmıştır bile. Büyükbaba olarak karşımıza çıkan Daniel, çöpçatanlık huyundan hala vazgeçmemiş halde Grant'ın Gennie ile kızı hakkındaki diyalogları harikaydı. Okurken koptum resmen =) Seri içinde bu kitabın benim için ayrı bir yeri var. Bu kitabı bir kaç yıl önce tesadüfen okumuştum ve okuduktan sonra günlerce çizim yapmak için uğraşmıştım hatta o günlerden kalan karikatür denemelerim bile var =) Şuan da piyasada bulamazsanız da Harlequin yayınları ilerleyen zamanlarda bu kitabı ve serinin başka bir kitabı olan Utangaç Milyoner'i tekrar basacağının haberini verdi. Okumak isteyenler için kesinlikle güzel bir haber.

Baskı: Paylaşılan Hayaller (MacGregor Ailesi, #5)

http://thestudyingduck.blogspot.com/2013/01/paylaslan-hayaller-nora-roberts.html#more The MacGregors Serisinin 5. kitabı olan Paylaşılan Hayaller'de Baba Daniel'in Anna'yla tanışmasına, ilişkilerinin başlangıcına, imparatorluğunu kuruşuna şahit olduk. MacGregor'ların esas adamı mı desem, arkasındaki güç mü desem. Ah Daniel Ahh! Kitabın başında Daniel'i kaza geçirmiş ve hastahanede yoğun bakımda yatarken görüyoruz. Anna ise başında beklerken hem çocuklarını sakinleştiriyor hemde sevdiği adamın ölmemesi için dua ediyor. Bir yandan da onun tanışmalarını ve ilk zamanları anımsıyor. Daniel'in gençliğine de hayran oldum =) Diğer kitaplarda da sürekli Daniel'i okumuştum ama burda onun esas karakterini görmek, kendi ailesine sahip olma isteğini görmek, Anna'yı gördüğü an ondan etkilenmesi. Kadınlar hakkındaki sabit fikirleri ve Anna'nın onun istediği kalıba hiç uymaması... Hepsi inanılmaz bir bütünlük içinde yansıtılmıştı. Kitaba nasıl başladığınızı bile unutuyorsunuz. Anna'nın kararlılığını, cerrah olmak için verdiği mücadeleyi okurken takdir ettim ama Daniel'i süründürmesine çooook kızdım =) Kitapta aynı zamanda Anna'nın en yakın arkadaşı olan Myra'ya da yer verilmişti. Tek kelimeyle HARİKA!! NR aşkı, tutkuyu, azmi, ailenin önemini, sevgiyi öyle güzel harmalamış ki, kitap hemencik okunuyor =)

Baskı: Yalnız Adam (MacGregor Ailesi, #4)

Nora Roberts - Yalnız Adam The MacGregors Serisinde Alan'ın eşi Shelby'in ağabeyi olan Grant Campbell kendini insanlardan soyutlamış ve bir deniz fenerinde gazeteler karikatürler çizerek yaşamaktadır. Gennie ise sürücüsü olduğu aracın kaza yapması sonuçu kız kardeşi kaybetmiş ve bu kayıptan kendini sorumlu tutarak yaşadığı şehirden uzaklaşıp çeşitli yerlerde kısa süreler kalıp ressamlık yapar. Gennie'nin yolu Grant'ın yaşadığı kabaya düşer ve orayı çook beğenir. Bir süre burada kaılp resim yapmaya karar verir. Yağmurlu ve fırtınalı bir akşam yaşayacağı eve giderken yolda kalınca Deniz Fenerine sığınır. Ancak orada yaşayan Grant bunda hiç hoşnut olmaz =) Gennie'nin hayatından bir an önce çıkmasını ister ancak oradaki manzaraya hayran kalan Gennie inatçı bir tavırla Grant'ın isteğine uymaz ve resmini yapmaya başlar. Tabi bu süreçte kahramanlarımız birbirinden çok etkilenir ve birlikte olmaya başlar. Ama bu ilişkide bir sorun vardır. Grant, Gennie'nin sormasına rağmen ne iş yaptığını yada babasını nasıl kaybettiğini -kısacası aslında kim olduğunu- anlatmaz. Gennie onun resim yeteneğinin farkındadır ama onun bunu neden kullanmadığını düşünür. -Oooo halbuki nasıl kullanıyor :D - Gennie gerçeği öğrendiğinde, Grant'ın ona güvenmediğini ve bu yüzden onunla olamayacağını düşünür ve ondan ayrılır. Grant ise Gennie'nin gidişinden dolayı çok üzgündür ve hata yaptığını fark eder. Gennie'nin öğrendiği zaman onunla kalmayacağını ve onun yaşam tarzını kabul etmeyeceğini düşündüğü için açık davranmamıştır. Oysa ki Gennie çoktan kalbine ve karikatürlerine sızmıştır. MacGregor'ları yeniden görmek sevindiriciydi. Gennie'nin Justin'in Fransız tarafından kuzeni olması ayrı bir süprizdi. Alan ile Shelby'nin aşkları, Canie ile Diana'nın arasındaki gergin ve bunun mutlulukla bağlanması ve tabi ki çöpçatan Daniel ve Anna'yı okumak büyük keyif. =) Dipnot: Kapağa bayıldım :)

Baskı: Geçmişin Gölgeleri (MacGregor Ailesi, #3)

MacGregorlardan Alan'ın hikayesini anlatan Geçmişin Gölgeleri'nde Sakin, kararlı, planlı bir hayatı olan Alan MacGregor, bir parti sırasında renkli kıyafetleri ve kızıl saçları ile dikkati çeken Shelby Campbell'den etkilenir. Shelby'de Alan'dan etkilenmiştir ancak Alan'ın senatör olduğunu öğrendiği an ondan uzak durmaya karar verir. Bunun nedeni Shelby'in babasının da bir senatör olması ve o on bir yaşındayken babasının başkanlık seçimleri sırasında bir suikast sonunda onun ve abisi Grant'ın gözleri önünde öldürülmüş olmasıdır. Aynı şeyi tekrar yaşamamak için o çevreye dahil olmadan kendi hayatını kurup, çömlekçilik yapmaktadır. Alan'a aşık olması demek tekrar o hayatın içine girip aynı korkuyla yaşamak demektir ve bu yüzden alan'da uzak durması gerekmektedir. Alan kardeşlerine nazaran daha sakin, daha sessiz ve ağırbaşlı ancak hiçbir düzeni olmayan, hiç konuşmayan bir papağan, tek gözü olmayan bir kedi ve görüntüsü olmayan bir televizyona sahip Shelby'i gördüğü andan itibaren onu istediğine karar vermiş ve bunu ona da kabul ettirmeye kararlıdır. Bu kitapta serinin diğer kitapları kadar güzeldi hatta bazı yerlerde daha iyiydi diyebilirim. Kitapta sık sık ismi geçen ve karikatürist olan Grant'ın hikayesini de çok merak ettim doğrusu =) Daniel MacGregor bu kitapta her zamankinden daha da iyiydi. Shelby'in MacGregorların eski düşmanları olan Camphell soyundan geliyor oluşu onu başta deli etse de sonraki kurnaz tavrı ve Shelby'le olan diyalogları çok eğlenceliydi =) Sonuç olarak çevirisi ile de gayet güzel olan bu kitap kesinlikle okunabilir =)

Baskı: Kader Bağladı Bizi (MacGregor Ailesi, #2)

Nora Roberts - Kader Bağladı Bizi (MacGregor Ailesi, #2) The MacGregors Serisinin ikinci kitabı Caine MacGregor ve Diana Blade'in hikayesi. Diana İlk kitapta okuduğumu Justin'in kızkardeşi. Diana küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, abisi tarafından teyzesine bırakılmış ve bu nedenle de aile sevgisinden mahrum, teyzesinin kuralları ve istekleri doğrultusunda büyümüştür. Bu da onun duygusal olarak güven sorunu yaşamasına ve herkese karşı kendi arasında duvar örmesine sebep olmuş. Erkek kardeşi Justin'i bile uzun süre affedemiyor. Caine ile karşılaştığı andan itibaren sürekli mesafeli olmaya çalışıyor ancak Caine sürekli üstüne gelerek aralarında duvarın yıkılmasına, Diana'nın kabuğunu kırmasına yardımcı oluyor. Her ikisin avukat olması, aynı şehirde hatta evleri arasında birkaç blok olması Caine için büyük avantaj ve bunu sonuna kadar kullanıyor :) Bu kitapta Daniel ara bulucu değil ama Diana'yla konuştuğu an hemen çöpçatanlık girişimlerine başlıyor. :) Diyaloglar, Caine'nin tavırları gerçekten kitaba güzellik katmış. Çeviri olarak da son derece iyiydi. Merak edenler için okunası hatta sevilesi bir kitap.

Baskı: Kumarbaz Aşk (MacGregor Ailesi, #1)

Tam bir Nora klasiği :) Bu yazarı okumak her zaman büyük bir keyif ! Bu kitapta da yine aynı keyifle okundu. MacGregorlar Serisine ait ilk hikayede Serana MacGregor ve Justin Blade'ın hikayesi anlatılıyor. Serana ailesinin zenginliğinden uzakta bir gemide kumarhane kısmında çalışmakta, Justin ise Komancı kanına sahip kumarbazın teki, ilk karşılaşmaları da gemideki kumarhanede oluyor. İlk andan itibaren bir çekim var aralarında. ilerleyen bölümlerde karşılaşmalarının aslında bir tesadüf değil, Serana'nın babası Daniel MacGregor tarafından ayarlanmış buluşma olduğunu görüyoruz. Daniel karakteri kitaba gerçekten büyük keyif katmış :) Her zamanki gibi NR bu kitabında da sadece aşkı anlatmakla kalmamış - Ki aşkı anlatmak konusunda gerçekten çok iyi olduğunu söylebilirim - Aile bağlarını da iyi anlatmış. Ve tabi hafif bir polisiyede katmış. Başlarda acaba konuyu nasıl bağlayacak diye düşünürken Justin'e gelen tehditler bu sorumu yanıtladı :) Justin'in geçmişinde yaşadığı kötü bir olayın izleri peşini bırakmaz ve bu Serana'nın kaçırılmasına sebep olur. Justin tabi ki boş durmaz ve onu kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırdır. NR yine harikalar yaratmış :)

Baskı: Safkan (Melez Sözleşmeleri, #2)

Melez Sözleşmeleri Serisinin 2. kitabı, İlk kitaba göre daha hareketli ve akıcıydı. Çevirisi çok iyiydi, göze batan bir şey yoktu bu açıdan. Safkan'da Alex eğitimlerine devam ediyor Aiden'ın yanı sıra Seth'te eğitimlerinde ona yardımcı oluyor. Ne de olsa Alex'de ikinci Apollon. Bir çok okuyucu Aiden'a karşı tavırlı ama ben ona da hak vermiyor değilim. Kızı düşündüğü için uzak durmaya çalışıyor sadece. Alex bu kitapta Aiden'a karşı duygularından tam emin olmuşken Aiden kendi geri çekiyor bu da Alex'in duygusal anlamda karışıklık yaşamasına sebep oluyor, bunun yanı sıra Seth ile daha fazla zaman geçirmeye başlıyor ve aralarında karmaşık bir ilişki doğuyor diyebiliriz. Ama inatçı kızımız Aiden'a olan duygularından vazgeçmiyor :) Önceki kitapta Alex'in annesiyle yaşadıkları sebebiyle bir nevi mahkemeye çıkıp ifade vermesi gerekiyor. Konseyin karşısına çıkacağı şehre gelince bir çok olayla karşı karşıya geliyor. Birileri onun ikinci Apollon olmasından feci rahatsız. bu kitapta köle melezleri daha sık görüyoruz, ve konseyle ilgili de daha fazla bilgi vardı. Bu kitapla beraber seri kendi özgünlüğünü gösterdi diye düşünüyorum. Seth'i bu kitapta daha çok görüyoruz, diyalogları daha fazla. Yaşını daha büyük sanıyordum ama 19 yaşındaymış. Bunun dışında Seth hakkında çok fazla bir şey yoktu. Hatta yazar bunu Alex'in ilgisizliği olarak yansıtmış. Seth'le ilgili çok fazla detay yoktu, daha yüzeyseldi. Umarım diğer kitaplarda bu değişir. Sonu itibariyle gelecek kitapta olaylar artarak devam edecek gibi. Yunan Mitolojisini günümüze uyarlayıp, birazda değişiklikle sunmuş yazar ve bu konuda başarılı olduğunu söyleyebilirim. Seriyi merak edenler için özellikle diyalogları açısından kendini okutturan bir seri olduğunu söyleyebilirim. :) Seth : "Dünyayı verseler Avcı olmaktan vazgeçmem. Ya da Apollon olmaktan. Muhteşemim." Alex : "Vay canına amma mütevazısın." Seth : "Neden mütevazı olacakmışım? Harikayım ben."

Baskı: Melez (Melez Sözleşmeleri, #1)

Bu seri hakkında o kadar çok şey duydum ki bir alıp okuyayım dedim. Gün geçtikçe tamamlanmamış yada tamamı Türkçeye çevrilmemiş serilere karşı önyargılarım fazlalaşıyor ki ! Ama Seth'ten o kadar bahsedilmesine dayanamadım ve okumaya karar verdim. İlk başlarda göz çarpan şey Vampir Akademisi ile olan benzerlik, insan bunun rahatsızlık vereceğini düşünüyor ama okudukça aslında sadece bir kaç benzerliğin olduğunu ve yazarların birbirinden farklı tarzlara sahip olduğunu anlıyorsunuz. Çeviri olarak gerçekten çok iyiydi, son zamanlarda çevirinin de kitap açısından ne kadar önemli olduğunu görüyoruz, tanımlamalar Türkçeye iyi çevrilmiş. Kitabın konusundan bahsetmeye gerek görmüyorum zira arka kapak içerik hakkında yeterli bilgiyi vermiş. Alex bir Melez, Yunan Tanrılarının soyundan geliyor. Hematoi ırkından, iki Hematoi'nin çocuğuna Safkan, Hematoi'yle bir insanın çocuğuna ise Melez deniyor. Alex'in annesi de bir Safkan, bu durumda babası insan oluyor. Ama babasıyla hiç tanışmamış. Alex, on dört yaşındayken annesi tarafından Akit'ten alınarak insan dünyasına karışmış. Akit, Safkanlar ve Melezler'in beraber eğitim gördüğü bir yer bir nevi okul. Burada Melezler, ya Safkanları korumak için Muhafız olarak yetiştiriliyor ya da iblisleri öldürmek üzere Avcı oluyor. Ah bir de Apollon var! Apollon Tanrılar tarafından seçilmiş ve safkanların kullanabildiği 4 elemente de (Hava, ateş, su ve toprak) hakim bunun dışında beşinci elementi de kullanabiliyorlar. Bunun dışında en önemli özellikleri her nesilde sadece bir bir Apollon olması. Bu nesildeki Apollon ise Seth. Dediğim gibi kitaba başlarken Seth'i merak ediyordum, sürekli ee hani nerde ne zaman gelecek diye bekledim, ve sanırım ben Seth'i biraz daha farklı düşünmüştüm yani okulda öğrenci ya da orada kalan biri olarak düşünmüştüm ama O Alex'in üvey babası ile beraber ortaya çıktı :/ Evet kitaba büyük renk kattığı doğru ve serinin diğer kitaplarında onunla ilgili çok daha fazla şey öğreneceğimizden eminim :) Pek çok okuyucunun şimdiden koyu bir Seth hayranı olduğunun farkındayım ama Aiden'da çok sempatik bana göre ve verdiği kararlarda haksız sayılmaz. Sonuçta Safkanlar ve Melezler birlikte olamıyor ve olurlarsa cezanın esas kısmı Melezlere düşüyor. Aiden'da Alex'in eğitmenliğini yaptığı süre içerisinden ondan uzak durmaya çalışıyor. İblisler (İblisler, Melez ve Safkanların kanlarında bulunan, Safkanlarda daha çok olan, "eter" adlı maddeyi içerek beslenen yaratıklar. Bir İblis, yine bir Safkan'ın dönüştürülmesi sonucu oluşuyor. ) sayesinde özellikle de Alex'in yakını olan bir tanesi sayesinde kitap boyunca olaylar birbirini takip ediyor. Bu da kitaba hareket katıyor. Yazarın Yunan mitlerini romana adaptesi sayesinde okumak isteyenler için okunası hatta sevilesi bir seri, çeviri açısından da DEX iyi iş çıkarmış ve eminim devam kitapları için çok bekletmeyeceklerdir. Son olarak kitap kapakları ayrıca hoş. :)

Akılçelen
8/1019.01.2013

Baskı: Akılçelen

Uzun zamandır elimde olan bir kitaptı ancak yeni okudum. Yazarın savcı olması sebebiyle konu hakkında yazılanlar gerçekliği olan şeylerdi. Hukuk sistemini doğru dürüst yansıtmıştı yer yer bilgilerde vardı, özellikle otopsiyi anlattığı kısım çok ilginçti. Bazı yerlerde sıkılmadım değil, ama akıcı bir anlatıma sahip bir kitap. Katil hakkında başından beri şüphelerim vardı ama sebepleri bir türlü bulamamıştım, sonunda yazar güzel bağlamıştı cinayeti ve sebebi. Dedektif ya da polis dışında savcı gözünden bir cinayet soruşturması okumak değişik geldi. Polisiye seviyorsanız okuyun diyeceğim bir kitap, çeviri açısından can sıkan bir durum yoktu anca matbaa basımı yüzünden sayfalar biraz kaymıştı ve bu okumayı güçleştiriyor. İçerik hakkında bilgi içerek bir yorum yapmaktan kaçınıyorum, okumak isterseniz zaten konuyu da öğrenirsiniz =)

Baskı: Benim İçin Öl (Revenants, #1)

Yeni bir fantastik türe merhaba deyin :) Vampirler, Kurtadamlar, melekler derken yeni bir tür daha çıktı karşımıza bu kitapla beraber : GERİ DÖNENLER. Yaptıkları fedakarlık sonucu başkası için ölünce geri dönüp aynı şeyi tekrar tekrar yapan bir grup. Kendilerine de geri dönenler diyorlar. Aslında değişik bir konu ama ama aman bir seri diyemem. Gençlere yönelik, paranormal akıma uyarak yazılmış bir seri. Paris'te geçmesi ve biraz farklı olması nedeniyle diğerlerinden ayrılıyor kitap. Kitap olaydan çok Vincent ve Kate'n aşkı anlatıyordu, olay konusunda daha yaratıcı davranabilirdi oysa ki yazar. Neyse ki Vincent'in arkadaşları kitaba hoş bir hava katmış. Sonu diğer kitabı merakta bırakacak şekilde değildi, o yüzden elinizde varsa gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

Baskı: İlk Buluşmada Asla Isırma

Kurgu, anlatım iyiydi. Okurken keyif aldım. Konun akışına bakılınca aslında biraz daha uzun olabilirmiş kitap. Kısa bir hikaye gibi olmuş böyle.

Baskı: Sonsuzluktan Uzak Ölüme Yakın (Vampire Queen, #1)

İlk defa bir kitabın ilk bölümünden sonra kızın aşık olmasını istemiyorum ve gerçekten uyuz oldum kıza! Teenagers tarzı bir kitap ama başında Rhode'n kendini onun yeniden insan olması için feda etmesi gerçekten çok duygusaldı. Rhode Lenah'ı görür görmez aşık oluyor ve onu bir nevi kraliçesi yapmak için vampire dönüştürüyor. Lenah aşkına karşılık veriyor olmasına rağmen vampir olmaktan ziyade tekrar insan olmayı arzuluyor. Rhode onun bu haline üzülüyor ve çare aramaya başlıyor. Ve fedakarlık yaparak onun yeniden insan olmasını sağlıyor. Hatta insan olduğunda uyum sağlaması için gerekli olan tüm hazırlığı da yapıyor. Lenah'ın tek yapması gereken insanların içine karışmak ve kurduğu vampir meclisinden uzak kalmak. Tabi bunu becerebilirse. Kahramanımız olan kız Vampir hayatında acımasız, başkalarının acısından zevke alan biri, ama insan olunca daha ılıman oluyor diyebiliriz. Kitap da ara ara geçmişe Lenah'ın vampir olduğu zamanlara ait dönüşler var. Başlarda dikkat dağıtıcı gibi görünse de aslında güzel. Ressam arkadaşı Tony çok tatlıydı :) Justin'i pek sevemedim, biraz yapay bir karakter sanki, ama Lenah kızımız çocuğu görünce pek bir heyecanlanıyor. Tabi Rhode'nin yerini tutamaz kesinlikle. Dediğim gibi Teenagers (Gençlik) tarzında bir kitap o yüzden okurken büyük beklentilere kapılmamak gerek ama aynı zamanda okunası bir kitap. Mükemmel ille de okuyun demem, ama elinizde varsa benim gibi ön yargılı olmayıp okuyun derim. Okuduktan sonra araştırdığım kadarıyla seri, aslında seri olmasına pek de gerek yok gibi görünüyor. Yazar sonunda sadece bir son söz kısmı yazıp bıraksaydı da olurdu, devamını da muhtemelen alır okurum. Ama umut ediyorum ki Rhode gerçekten ölmemiştir ve bir yerlerden çıkar :))) Çeviride rahatsız eden bir nokta yoktu o açıdan Martı Yayınlarına teşekkürler :)

ÖncekiSayfa 5 / 11Sonraki