
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Semaver
Sait Faik hikayelerinde kurduğu atmosferi çok iyi yaşatan bir yazar. Yansıttığı seksen yıl öncesi Atatürk Türkiye'si belki de günümüzden de canlı...
Baskı: Fildişi Karası
Yekta Kopan zaten yaptığı seslendirmeleriyle hali hazırda efsaneleşmiş birisi. Geçmiş zamanda Açık Radyo'da yaptığı edebiyatla ilgili programlara kulak misafirliğim olmuştu; yazarları okumada kronolojik sıraya göre takip etme takıntımdan kendisi de nasibimi aldı. Edebiyat okuyucusuna güzellemeyle dolu, kimi naif (ki öyle hikayeleri var ki saf şiddeti çekinmeden kullanıyor), çoğu zaman açık kapılı, nefes almak gibi hikayeler...
Baskı: Feriköy Mezarlığı'nda Randevu
Barış Uygur'un 2002 nostaljisine bezediği hikayesinde polis eskisi bir adamın yerine 80 jenerasyonu ve sonrasının üslubunu kullanması; bunu da popüler kültür referanslarıyla donatmasından kaynaklanan karakter inandırıcılığı sorunları var. Yine de hikaye örgüsü, geçtiği mekanlar ve bir çırpıda okunabilecek sadeliğiyle "Süreyya Sami Polisiyesi" adını verdiği seriye güzel bir başlangıç yapmış.
Baskı: Kıyamet Gösterisi
İngiliz mizahından Monty Python ekibi, Douglas Adams, Graham Linehan, Steven Moffat, Ricky Gervais'e bayılan biri olarak nedense Terry Pratchett'a hiç ısınamadım (Her ne kadar Neil Gaiman'la ortak yazdığı bir kitap olsa da Pratchett'ın üslubu kitabın tamamına yansımış, daha öncesinden Discworld'te de aynı sıkıntıyı yaşamıştım). Benim gibi bu kitabın üslubunu sevmeyenlere 1999 yapımı Kevin Smith filmi Dogma'yı tavsiye ederim, benzer konuları şahane bir New Jersey atmosferinde yaşatmakta zira...
Baskı: İsa`nın Güncesi
Melih Cevdet Anday'ın daha çok tiyatro oyunlarında kullandığı kafkavari absürdlükleri ilk defa bir romanında da görmek şaşırttı açıkçası. Yaratıcı bir öykü (günümüzden de ergenekon'u ve bilimum davayı hatırlatıyor) ama 200 sayfalık bir kitaba göre de gereğinden uzun geldi.
Baskı: Veba
Toplum ve insan davranışlarını karantina altında şahane bir şekilde işlemiş Camus.
Baskı: Don
Daha önceden Sezer Duru çevirisiyle okuduğum Bernhard'ı, Mustafa Tüzel çevirisiyle okurken epey bir zorlandım. Neredeyse bu çeviriye de bir çeviri gerekecek. Fena depresif, insanlara ayna tutan, bardağın boş tarafına bakan bir roman.
Baskı: Bir Kadının Penceresinden
Şairlerin romanlarındaki doku biraz daha farklı oluyor. Kitabın karakterinin 1975'in Istanbul'unda toplumun dayattığı kadın kimliğinden sıyrılıp kendi kadınlığının arayışı, günümüzde de mevcut iktidarın dayatmalarında aynı şekilde devam ediyor ne yazık ki.
Baskı: Mahmud ile Yezida
Özellikle Yezidiler'le ilgili bölümleri merak uyandırıcıydı.
Baskı: Dorian Gray'in Portresi
Ruhla bedenin münakaşası ve bunların sanata yansıyışı şahane aktarılmış.
Baskı: Mesela Saat Onda
Onur Ünlü filmlerini andıran hikaye yapısında bazen kör göze parmak gibi, bazen de bir bilmece misali karşımıza çıkan karakter ve mekan isimleriyle bir alt metin yaratmak istenmiş. Ne sevdim ne de sevemedim. Beş buçuktan altı benim gözümde.
Baskı: Ortadirek / Dağın Öte Yüzü 1
Bir sayfada özetlenebilecek bir öykü, içine insan ve doğa girince, üstüne bir de insanın doğası girince işte böyle bir esere dönüşüyor.
Baskı: Cam Kent (New York Üçlemesi 1)
Çok zekice yazılmış bir kurgu, Don Kişot metaforuyla ustaca harmanlanmış.
Baskı: Beyaz Geceler
Sevgi kelebeği gencin, Türk kızı tipi Nastenka'yla imtihanı.
Baskı: Beton
Başlamak ve bitirmek, kafamın içinden geçenleri okumak gibi; değişik bir tecrübe oldu.
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
Şehirli yalnız insanı şahane anlatan Sabahattin Ali, taşrada bir o kadar yavan kalmış.
Baskı: Sisle Gelen Yolcu
En beğendiğim Grange kitabı oldu; polisiye dozu yüksek. Ayrıca bir Fransa anti-gezi rehberi de sayılabilir.
Baskı: Döşeğimde Ölürken
Yaratıcı bir kurgu yavan bir hikayeyle birleşince sevdim mi nefret mi ettim emin olamadım.
Baskı: Yağmurlu Sokak
Aşkın, duyguların ömrü ne kadar; insanoğlu bunun ne kadar farkında, ne kadar kendimizi kandırıyoruz ya da ne kadar buna inanıyoruz; tüm bunları güzel bir şekilde önümüze seriyor. İlk başları tutuk olsa da özellikle hikayenin Kars'ta devam eden bölümünde gayet ritmini buluyor. Kıyıda köşede kalmış güzel bir roman.
Baskı: Şeytan Yemini
Grange'ın en beğendiğim ikinci kitabı oldu. 500. sayfaya kadar "katil kim" oyununu merakla okutuyor. Üstelik "alabros" ve "cangıl"ı es geçmemiş :)
Baskı: Kartallar ve Melekler
Kurguda zamanlararası geçişler çok güzel yedirilmesine rağmen, gereğinden uzun bir roman olmuş. Sonlara doğru iyice atlaya atlaya okudum. Yine de Leipzig'i de bir dünya gözüyle görmek istiyor insan.