
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Harry Potter ve Ateş Kadehi (Harry Potter,#4)
Yine çok tempolu bir kitaptı. İlk üç kitaba oranla daha duygusaldı, zaman zaman gözlerim doldu. Spoiler İçerir! -Cedric'in ölümü başlı başına insanı hıçkırıklara boğacak bir olaydı. Ana karakterlerden biri olmasa da, Harry ile yaşadıklarıyla olsun, dört dörtlük karakteriyle olsun kitaba damgasını vurup kendini fazlaca sevdirmişti..
Baskı: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter, #3)
Yine harika bir kitaptı. Bundan sonraki yorumum spoiler içerikli, o yüzden kitabı henüz okumayanlar uzak dursun. Birinci kitaptan bu yana var olan Scabbers'ın Peter Pettigrew çıkması beni hem şaşırttı, hem de böyle bir zeka ürününe şapka çıkarttırdı. Hele Sirius Black olayı tam bir ters köşeydi. Nihayet Harry'nin manevi de olsa bir babası, gerçek bir akrabası var. Rowling resmen efsane bir yazar.
Baskı: Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter, #2)
Harry Potter efsanesi devam ediyor. Enfes, bir çırpıda bitiverecek bir kitaptı.Yine bol bol da güldüm okurken tabi.
Baskı: Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter, #1)
Bu yaşa gelip henüz bu seriyi okumamış olan bir ben varımdır herhalde dünya üzerinde. Gerçekten anlatıldığı kadar efsaneymiş, hakkını vermek lazım, bir solukta okunuverecek bir şaheser. Hatta bitince insan bitti diye üzülüyor, muhtemelen seri sonunda bu his daha yoğun olacak. Hakkaten 'okuyunuz, okutunuz' kitaplarından.
Baskı: Hitler Oyuncağımı Çaldı
Nazi dönemini küçük bir çocuğun gözünden anlatan harika bir kitap. Judith Kerr, esasında kendi yaşadıklarını kaleme döktüğü için kimi yerleri kurgusal da olsa otobiyografik bir yanı var. 9 yaşında bir çocuğun mültecilik hayatı ve adaptasyon zorluklarını anlatan, lakin yazarın kendisinin de ifade ettiği gibi Nazi dönemine göre "fazlasıyla şanslı" sayılabilecek küçük bir kızın öyküsü.
Baskı: Fahrenheit 451
Çeviri bazen zorlasa da mükemmel bir kitaptı. Hep efsane kitaplar listesinde görüyordum, kesinlikle hakkı varmış. Bu kadar 'dolu' bir kitabı okumayı ertelediğim için kendime kızdım. Filmi de güzeldi, tabi kitaptan farklı yönleri vardı ve-gene bir klasik olarak asla kitabı gibi olamaz.
Baskı: Ölü Kelebeklerin Dansı
Gayet ince düşünülmüş, güzel, akıcı bir dille yazılmış enfes bir kitap. Hüsnü Arkan'ı dinlemeyi çok severim, okumak da bir o kadar güzelmiş. 150 sayfaya müthiş şeyler sığdırmış.
Baskı: Uzak Tepeler
Japonya'nın atom bombası ve Nagazaki felaketi sonrasını, ayrıca dönemin zihniyetini, ikilemlerini çok güzel anlatan bir kitap. Kafa karıştırıcı kısımlar, anlatan kadının belki kendi kafasındaki özleştirmeleri, belki tamamen kelime oyunlarından ötürü bolca mevcut ama bu detaylar okurken daha da keyif veriyor. İlk kez Kazuo Ishiguro okudum, kendi ülkesinde pek tutulan bir yazar değilmiş ama ben sevdim.
Baskı: Ölü Ozanlar Derneği
Şaheser. O kadar derin, o kadar dopdolu bir kitap ki... Eskiden friends'i izlerken koca bir spoiler yemiştim kitaba dair ama unutmuşum neyse ki. Eğitimle ögretimin ne kadar farklı şeyler olduğunu, ikisini birden yapabilenlerin bedelini ne kadar ağır ödediğini gözler önüne seriyor. Bay Keating, efsane kitap karakterlerinden!
Baskı: Bob'un Dünyası - 2
Bob-Bowen ikilisine bayılıyorum, gene enfes bir kitaptı bayıldım. Hayvanları ve hayvan sevgisini anlatan kitapları çok seviyorum ama bu kitaplar insanlarda, bağımlılara ve evsizlere farkındalık yarattığı için daha da kıymetli.
Baskı: Firarperest
Daha önce Elif Şafak'a dair hiçbir şey okumamış olan benim için oldukça farklı, hoş bir yolculuktu. Yazdıklarını içtenlikle okudum ve kalemini sevdim, kafamda bir Canan Tan ön yargısı vardı ama birazını aştım, kalanı da romanlarına artık. Perker'in de hakkını yememek lazım.
Baskı: Ayyaş
Kitapla ilgili yapacağım en son yorum Sommer'in budalalığı veya korkaklığı üzerine olacaktır sanırım. Hapishane, sanatoryum hayatı, ihmaller, insan hayatının hiçliği, normal bir insanı bile kendi içinde eriten o sistem.. Hepsi çok güzel anlatılmış. Ruhsal tasvirler çok güzeldi, gerçekten etkileyici bir kitap. Sommer'e gelince ne psikopat olduğunu düşünüyorum ne de budala. Sadece talihsizlikler içinde boğulmuş bir adam. Kendisinin de dediği gibi, "İşte, önemsiz bir şey büyür, gelişir, bizi içine alır ve daha da büyür; ta ki biz altında kalıp ezilene dek." Asla sütten çıkmış ak kaşık değil ama keşke eşine gerçekten psikopatça hislerle yaklaşan kimseler de Sommer'in yaşadıklarını yaşasa dedirtiyor.
Baskı: Histeri
Sonuyla şaşırtmayı başaran, akıcı bir kitap. Ama bazen başka kitaplarla ilgili spoiler vermesini yersiz buldum.
Baskı: Delifişek (Zeze, #3)
Zezé'ye veda etmek üzücü. Bu kitap da diğerleri gibi güzeldi, gene de favorim Güneşi Uyandıralım.
Baskı: Popom Olmadan Asla!
Beklediğimden daha güzel, daha hüzünlü kitap. Mizahi yönü var olsa da hüzün daha baskın geldi bana, daha az güldüm. Altı çizilesi cümleler mevcut. Şişman kız yüreği kocaman, kalemi kuvvetli güzel insan. Dizüstü edebiyat serisinden hiç haz etmem normalde, haddinden fazla argo, bel altına vurduğu için. Bu kitap dozundaydı, her şeyiyle güzeldi.
Baskı: Diriliş
Okuduğum en güzel kitaplardan. Tolstoy'un kalemine hayran kalmamak elde değil. Anna Karenina'dan daha güzel, daha derin, kimi zaman insanın gözlerini doldururken kimi zaman da ince bir tebessüm ettiren, ama hepsinden öte insanın içini tam anlamıyla sızlatan harika bir kitap.
Baskı: Aldatmak
Tasvirler çok güzel, etkileyici; tekrar tekrar okunası cümleler mevcut. Yine de ne yazık ki kitap bana fazla itici geldi. Hani gidişat olarak bir merak uyandırmıyor değil, ama sonu neydi öyle yahu! En çok Haluk'u anlamadım yani ben bu kitapta ne diyeyim... Gerçi kitabın alışılagelmişin dışında olduğu ta başından belli, ama gene de insan öyle bir son beklemiyor sanırım.
Baskı: Güneşi Uyandıralım (Zeze, #2)
Şeker Portakalı'nı okuduktan sonra bu kitapları neden bu vakte kadar okumamışım diye hayıflanıyordum, ancak bu kitabı bitirdikten sonra, aslında henüz bu güzel kitapları okumayan şanslı azınlıktan olduğumu fark ettim. Çok, çok güzel bir kitaptı gene. Şeker Portakalı'ndan da çok beğendim, tabi Zézé'nin büyümesine alışmak biraz zor oldu, hele hele de Dolores'li kısımlarda tamam dedim, Zézé bizim eski Zézé değil, daha doğrusu eski Zézé ama çocuk Zézé değil, ki zihnimdeki listeye geç de girmiş olsa en unutulmaz karakterlerden biridir benim için. Sırada Delifişek var ama kıyamıyorum okumaya.
Baskı: Buz Gibi Soğuk (Rizzoli & Isles, #8)
Özlemişim Tess Gerritsen okumayı. Aslında heyecanlı bir kitaptı ancak ne bileyim gene de bir Mefisto Kulübü, İkiz Bedenler değildi. Gerçi her kitaptan aynı hazzı beklemek ne derece doğru bilmiyorum ama ben gene de o eski tadı pek alamadım.
Baskı: Uğultulu Tepeler
Çok güzel bir eser. Ve gerçekten çok farklı, uğultulu tepeler bir aşk romanı olmaktan ziyade bir nefretin romanı, hem de o kadar keskin bir nefret ve intikam söz konusu ki insanı hayretlere sokuyor. Okumakta geciktiğim klasiklerden biri, geç olsun güç olmasın ne yapalım, iyi ki okudum gene de.
Baskı: Naomi
Batılılaşacağım derken benliğini kaybetmiş bir kadının öyküsü.. Japon edebiyatında, kitaba ya aşırı bir milliyetçilik duygusu hakim oluyor ya aşırı batıcılık. Bu kitapta da batı hayranlığı fazlasıyla ön plandaydı; güzel bir kitaptı, Joji'nin Naomi'ye aşkı muazzamdı. Tekrar tekrar okunası satırlar mevcut. 'Naomileşmek' diye bir deyimin çıkmasına şaşmamalı, ancak Naomi, gerçek benliğinde olsaydı, kesinlikle daha güzel olurdu.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Sinek Isırıklarının Müellifi'nden sonra Barış Bıçakçı okumaya çok sıcak bakmıyordum açıkçası. Ön yargıdan ölmemişim iyi. Bu kitabı çok beğendim, çok güzeldi. Altı çizilecek, üstünde tekrar tekrar düşünülecek çok yer vardı. Hüzün kokan buruk bir kitap.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Bu kitabı bu vakte kadar okumadığım için çok pişman oldum. O kadar güzel bir kitap ki, resmen içimden bir şeyler kopmuş gibi hissettim. Harikaydı, kelimelerim yetersiz.
Baskı: Patron Ölüsü (Sookie Stackhouse, #11)
Sookie'yi özlemişim yahu. Kitapların çevrilmesini beklemek aslında güzel bir merak katsa da hakikaten en son neler olduğunu hatırlamakta zorluk çekiyorum ama eksik olmasın Charlaine hep ucundan kıyısından çıtlatıyor. :D Gayet güzeldi ama Bill'den daha çok bahsedilen kitapları özledim, sanırım o dönem çoktan bitti.