Zeynep Buse
@Zeynep Buse

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Ejderin Ateşi (Ejderha Serisi 5)

"Rhona ona cevap vermeyince Vigholf onun uyuyakaldığını sandı. Ama sonra Rhona doğruldu, kollarını Vigholf'un omuzlarına koydu, yüzünü boynuna gömüp, başını biraz kaldırdı ve 'Sana sırılsıklam aşık oldum ve bunun için seni hayatım boyunca affedebileceğimden emin değilim,' dedi." #EjderinAteşi bitti! Bitmesin diye çok uğraştım ama her güzel şey gibi onun da sonu geldi. Ben bu seriye bayılıyorum! Gerçekten hala okumayanınız varsa eğer daha fazla beklemesin. Gelelim kitaba, bu kitapta ilk 4 kitaptaki kadar ikili ilişkilere yoğunlaşılmamış ama İğrenç Vigholf ve Korkusuz Rhona'nın hikayesini okumak çok eğlenceliydi. Tabi kitap genel olarak savaş ağırlıklıydı. Bir sürü savaş vardı. Birçok yerde birçok savaş ve birçok taraf vardı. Benim bu seride çok sevdiğim bir diğer şeyse önceki kitaplarda okuduğumuz karakterleri tekrar tekrar görebiliyor olmamız. Ve karakterlerin herbirini çok sevdiğim için hiç ayrılmak istemiyorum. Bu kitabın son sahnelerinde eşlerin bir araya geldikleri sahneler de çok güzeldi. 💕 Ayrıca ikizler ve Rhian'ı okurken nedensizce eğlendim. O çocukların geleceğini çok merak ediyorum. Tabi asıl mesele Eibhear... Bu kitapta yaşadığı olayın onu değiştirdiği kesin ve bu hangi yönde bir değişim olacak çok merak ediyorum. Özellikle Izzy ile aralarında neler geçecek çok daha fazla merak ediyorum ve artık o ikilinin hikayesini okumak istiyorum. Umarım kısa zamanda sıradaki kitap çıkar da merakım hemen diner. Ve eklemeden geçemeyeceğim serinin devam kitaplarında @ephesusyayinlari bizi bu kadar bekletmez inşallah. Son olarak bu seriyi okuyun, okutun diyorum ve gidiyorum.

Baskı: Kalbim Sende Kalmış - (Kayıp Şehir, #4)

"Ali kendini bildi bileli ona aşıktı. Nasıl ileri gitmesindi ki? Hayata dair başka hiçbir planı yoktu. Sadece Arya! Gördüğü, bildiği, duyduğu, hissettiği... İstediği her şey oydu. Sadece o!" ~ Size Arya ve Ali'nin büyük aşkını anlatan Kalbim Sende Kalmış'ın yorumuyla geldim. Sadece yukarıdaki alıntı bile size o aşkın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor zaten. Kitabı okurken hem heyecanlı hem de biraz buruktum. Çünkü kitap Kayıp Şehir serisinin son kitabı ve ben Ali'nin hikayesini okumak için sabırsızlanıyordum. Kitabı okurken bir yandan da Selvi ablanın bu bölümleri internetten yayınladığı ve benim büyük bir merakla beklediğim zamanlar geldi aklıma. O kadar garip bir duygu ki anlatamam yani. Peki, hikayeyi bilmeme rağmen tekrar okumak sıkıcı mıydı? Asla! Her sayfasında yine aynı heyecanı, merakı hissettim. Ali zaten canım 💕 Deryal'den sonraki aşkım olur kendisi. Öhöm neyse gelelim konuya, serinin önceki kitaplarını okuyanlar bilir Ali Adem'in oğlu ve Arya da Doktor Ömer'imizin biricik kızı. Bu ikili çocukluktan beri hep bir arada büyüyorlar doğal olarak. Önce birbirlerini birer yük gibi görüyorlar ama zamanla hisler değişiyor, olaylar büyüyor. Kitap boyunca yüzümde minik bir tebessüm vardı. Başta Ali'nin kibirli ve aynı zamanda sevimli tavırlarıydı bu tebessümün sebebi sonrasındaysa Adem ve Ömer'in muhteşem atışmaları. Selvi ablanın kitapları benim bıkmadan usanmadan tekrar tekrar okuyabileceğim kitaplardır. Yani her ne kadar bitmiş olsa da aslında benim için Kayıp Şehir serisi bitmedi. Onları özlediğimde açıp yeniden yine aynı heyecanla okuyabilirim. Bu arada söylemeden edemeyeceğim kitabın iç ve dış tasarımına ba-yıl-dım! ❤️ Hele bölüm başlarındaki tavşan ve aslan detayları... Çok güzel olmuş. Son olarak eğer hala okumayanınız varsa Selvi Atıcı kitaplarını şiddetle öneriyorum.

Baskı: Ateş (The Rapheim #4)

"Hepimiz bir noktada sıçtık. Bizim yaşadığımız kadar uzun yaşayıp da hata yapmamış olamazsın." ~ Gaby bir yıl önce ikizi Jude'u kaybetmiştir ve kendisi de geçmişini çok iyi hatırlamamaktadır. Bir gün karşısına Rafa çıkar. Rafa, Gaby'nin bir yıldır rüyalarında gördüğü çocuktur ve ona geçmişine dair inanmakta zorlandığı şeyler anlatır. Açıkçası bu benim okuduğum düşmüş melek konulu serilerin en güzellerinden birisiydi. Rafa ve Gabe'in son kitaba kadar öğrenemediğimiz geçmişleri, Düşmüş melekler, seri sonunda gerçekleşen şeyler çok iyiydi. Evet, seri bitiyor ama biterken "asıl her şey şimdi başlıyor" mesajını vererek bitiyor. Şahsen ben sonrasında neler olduğunu da çok merak ediyorum. Yazarın hem dili hem de kurgusu harikaydı. Rafa, Gabe ve Jude'un arasındaki bağ harikaydı. Her ne kadar düşman gibi görünseler de Refaim ve Dışlanmışlar'ın zor anlarında birbirlerine destek olmaları harikaydı. Kısacası seri harikaydı. Düşmüş melekler, cennet, cehennem ile ilgili kitaplar okumayı seviyorsanız bu seriye bir şans verin bence. Refaimlerin dünyasına siz de adım atın.

Kılıç ve Çiçek
5/1026.01.2017

Baskı: Kılıç ve Çiçek

"Bir yıldızı rahatsız etmeden bir çiçeği yerinden oynatamazsınız." ~ Hem Viking kültürü hem de aşk dolu bir tarihi romanla geldim size! Ben tarihi romanları çok fazla sevmem ama işin içine Vikingler girince olay değişiyor. İşte bunlar hep Ragnar etkisi 🙈 Bir tarafta Viking Wolfram diğer tarafta İrlandalı Deidre sonuçsa onların muhteşem aşkı. Deidre'nin yaşadığı topraklar tam da düğün gününde bir grup Viking'in baskınına uğrar böylece buz ve ateş bir araya gelir. Sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Entrika bir an bile eksik olmadı kitapta. Sürekli ihanet, kavga, intikamla doluydu her sayfa. Normalde okuyabileceğim bir tarz da değil aslında ama içindeki Viking mitolojisi için okudum. Çok fazla da bahsedilmemiş aslında ama benim gibi mitolojik ögelere karşı ilginiz varsa ufak tefek şeyler bile gözünüze hoş gelebiliyor. Bir de kitap bence çok fazla Vikingler dizisini andırıyordu. Belki de ben kafamda bağdaştırdım bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki tam olarak çerezlik kitaplardan biriydi. Sonu başından belli olmasına rağmen okunan cinsten. 😄 Kesinlikle alın okuyun diyebileceğim bir kitap değil ama tarihi ve Viking mitolojisi içeren kitapları seviyorsanız tavsiye edebilirim.

Baskı: Efsunlu Adamlar Kod Adı: Cambaz

"Bir anlaşma yapalım seninle. Babalık yap bana, hiç sahip olmadığım abim ol, ara sıra annem gibi kız bana, küçük kardeşim gibi sataş! Her şeyim ol! Ve izin ver, her şeyin olayım. Annen olayım çocukluk yap bana. Küçük kardeşin olayım, imrenerek bakayım sana. Baban olayım, koruyayım tüm kabuslarından." ~ Aslında sadece bu alıntıyı bırakıp gitsem yine yeterli olur diye düşünüyorum ama ben birkaç şey daha söyleyeceğim. Merve Akıncı'nın zirve yaptığı kitaptır benim gözümde Efsunlu Adamlar Kod Adı: Cambaz. İlk kitabı ve karakterleri çok sevdiğimi söylemiştim ama bu kitaba bayıldım! Hem Eylül hem de Tim bambaşkaydı. Eylül, benim en sevdiğim kadın karakterler listesinde yerini aldı diyebilirim. Çok farklı bir ruha sahipti. Sıradan insanlardan farklı düşünüyor, farklı görüyor tam anlamıyla sanatçı bir ruha sahipti yani. Tim daha da başkaydı. Belki kitabın başlarında o kadar çok değil ama olaylar ilerledikçe Tim gözümde daha da büyüdü. Onu tanıdıkça tamam dedim bundan iyisi olamaz. Ayrıca kitap boyunca ismi geçen şarkıların hepsi birbirinden güzeldi. Ben bu kitabı her şeyiyle çok sevdim! Sadece ilk kitapta olduğu gibi bunda da biraz çabuk bir finalle karşılaştık ama o bile ayrı bir güzel geldi bana. Yan karakterlere de gereken özenin gösterilmesi çok hoş bir şey bence. Kitabı daha zengin bir hale getiriyor. Merve Akıncı'nın bundan sonraki kitaplarını büyük bir merakla bekliyorum. İlk kitabın yorumunda kendinizi o efsuna bırakmanızı söylemiştim şimdi de o efsunun sizi alıp bambaşka yerlere götürmesine izin verin diyorum. Bu kitabı mutlaka okuyun!

Efsunlu Adamlar
8/1026.01.2017

Baskı: Efsunlu Adamlar

"Sakin... Çok sakin..." ~ Efsunlu mu efsunlu bir kitabın yorumuyla geldim bugün size! Evet! Efsunlu Adamlar Kod Adı: 1.88 ve ben sakin kalamıyorum! Merve Akıncı'nın ilk iki kitabını da okumuştum ben ama nedense bu en sevdiğim kitabı oldu. Sanırım Gökdeniz'in efsunundan kaynaklanıyor bu. 💕 Öncelikle belirtmek isterim ki hem kapakta gördüğümüz fotoğraf hem de kitabın başlarında anlatılan Gökdeniz'in etkisiyle ben onu hep bir bad boy olarak düşündüm. Ama hikaye ilerledikçe anladım ki aslında o tam bir prens hem de Harleyli prens 😊 Düşündüğümün aksine o kadar tatlı, yenilesi biriydi ki gel de efsunlanma yani! Güneş ise evimizin kızıydı. Yani o derece samimi o derece bizdendi bence. Karakterlerin -yan karakterler de dahil olmak üzere- içimizden seçilmiş olması kitabı sevmemde büyük bir etken olabilir sanırım. Kitabın konusuna girmeyeceğim hiç çünkü ben konu hakkında bir şey bilmeyerek başladım kitaba ve emin olun okurken daha çok keyif aldım. Çünkü konuyu duyduğunuzda az çok tahmin edebilirsiniz neler olacağını o yüzden bu sefer konuyu pas geçiyorum. Sadece kitabın finali biraz hızlı gerçekleşti sanki ben biraz daha okumak isterdim. Tabi yazarımız tadında bırakmak istemiş. İkinci kitapta karşılaşırız belki tatlış çiftimizle diyerek avutuyorum kendimi. Bu arada Tim'in hikayesini okumak için acayip sabırsızım. Onda hafifte olsa bir bad boy havası sezinledim ben 😏 Kısacası kitap gayet güzeldi. Okumaya başladığınızda akıp gidecek bir hikayesi var. Bence sizde kendinizi bu efsuna bırakın.

Şahmelek
7/1026.01.2017

Baskı: Şahmelek

Sen Benimsin
5/1027.12.2016

Baskı: Sen Benimsin

"Ben yanmaya hazırım sevgilim, peki ya sen? Sen de benimle yanacak mısın?" ~ Çerezlik diye tabir edebileceğimiz hem konusu hem de diliyle sizi yormayacak aksine akıp gidecek bir kitapla geldim size. Konu itibariyle okumaya alışık olduğumuz bir tarza sahip aslında kitap. Ayaz kendini bildi bileli amcasının kızı Kader'e aşıktır. Ama ne Kader ne de ailesi bu ilişkiye pozitif yaklaşır. Kader'in tek bir derdi vardır o da okumak. Bu yüzden de Ayaz'dan elinden geldiğince kaçar. Bir gün evlerinde çıkan bir yangın sonrasında Beyzadelerin yani Ayaz ve ailesinin yaşadığı eve yerleşmek zorunda kalırlar. Tabi buna en çok Ayaz sevinir ve Kader'i elde etmek için uğraşmaya başlar. Ayaz'ı anlatmam gerekirse eğer tam bir "Mardinli Mr. Grey" diyebilirim. Hatta Grey'den bir tık daha kıskanç ve sahiplenici olabilir. Yer yer aşırıya kaçan tavırları beni ufaktan rahatsız etti açıkçası. Ama beni kitapta en çok rahatsız eden şey Kader'in yaşının küçük olmasıydı. Normalde takılmam böyle şeylere ama bunda liseyi bile bitirmesine izin vermeyip hemen evlenme telaşına girmeleri rahatsız etti beni. Gerçi Ayaz sonradan telafi etti bu hatasını ama neyse... Kitabın son bölümlerinde ciddi anlamda sıkıldım hikaye akmadı o kısımlarda. Konunun o kadar uzatılmasına gerek yoktu bence. Tabi bu benim fikrim. Bir de kitaptaki yazım hataları beni ciddi anlamda sinir etti. Sonuçta bu bir kitap insan basmadan önce oturup bir kontrol eder. Bir sayfada 3-4 hatadan bahsediyorum. Her sayfada en az bir hata da mutlaka vardı yani. Yayınevinin bu konuda biraz daha dikkatli olmasını isterdim ben. Dediğim gibi eğer çerezlik olarak okuyabileceğiniz bir kitap arıyorsanız Sen Benimsin'i önerebilirim size.

Baskı: Tess ve Q - Dönüşüm (Monsters in the Dark, #2)

"Sana kanatlarını vermiş olabilirim, ama benim yerçekimim sensin. Senin merkezinden asla çıkamam." ~ Öhöm öhöm... Şuraya ne söyleyeceğini bilemeyen bir adet Buse çizelim efenim. İlk kitabını çok sevdiğim Karanlık Serisi'nin ikincisi daha da mükemmeldi desem inanır mısınız? Peki, ilk kitabın karanlık olduğunu mu düşünmüştünüz? İkinci kitabı okuduktan sonra bir daha düşünün bence. Tess&Q Dönüşüm ilk kitabın son sahnesinden dört gün sonrasıyla başlıyor. Q, Tess'in yanında kalmasına izin vermiştir ama hala ona yapabileceklerinden korktuğu için kendini ondan uzak tutar. Tabi ki de savaşçı Tess Q'yu kırmak için çabalamaktadır. Bir ara tüm kitap boyunca ikilinin yatak odası muhabbetlerini okuyacağımı sanmıştım. Tabi canım yazarım bizi yine şaşırttı. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden ne olduğunu söylemeyeceğim ama öyle bir şey oldu ki siz daha fazlası olamaz dedikçe sanki yazar size inat daha da fazlasının olmasını sağladı. Q ve Tess'in zihinsel mücadelelerini okumak harikaydı. Bu arada kitap bir bölüm Q'nun bir bölüm Tess'in bakış açısından anlatılarak ilerliyor. Ve bu muhteşem bir şey. Q'yu zaten seviyordum ama bu kitaptan sonra ona olan sevgim katlanarak arttı. İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da tam siz tüm umudunuzu kaybettiğinizde yazar size o umut ışığını gösteriyor. Hiçbir şey düzelmeyecek dediğiniz anda her şey düzeliyor. Yazarın kitabın sonunda verdiği üçüncü kitapla ilgili ipuçları beni çok mutlu etti nedense. Artık bu çifti mutlu görmek istiyorum sanırım. Aslında söylemek istediğim çok daha fazla şey var ama susuyorum ve bu seriyi mutlaka okuyun diyorum. www.instagram.com/medusaninkutuphanesi

Kış Masalı
5/1001.12.2016

Baskı: Kış Masalı

"Herkes doğduğu mevsimi severmiş, bu yüzden sevmeler de mevsim mevsimmiş." ~ Kış Masalı bitti! Kitabın ilk 40-50 sayfasını okurken yani konuya giriş bölümünde sıkıldım ama ondan sonrası daha iyi sayılırdı. Açıkçası okurken kitap beni azıcık zorladı çünkü çok fazla ayrıntı vardı. Madem bu kadar ayrıntı var keşke iki cilt olsaydı ille de tek kitap olacaksa da bu kadar ayrıntı olmasaydı. Çünkü okurken insanı yoruyor bu ayrıntılar. Ayrıntıları falan bir kenara bırakırsak eğer konu gayet hoştu. Zaten kitabın eleştire bileceğim tek yönü de fazla ayrıntılı olması. Kerem'in Hande'ye olan aşkı tam yemelikti, Hande her ne kadar arada beni sinir etse de o da en az Kerem kadar güzel sevdi. Kitabı okuyanlar bilir yazar sona doğru bize bir ters köşe yapmış keşke sonu gerçekten öyle olsaydı dedim ben. Yani kötü sonuçlanmasaydı ama yine de öyle farklı bir final olsaydı dedim. Olayların hiç sonu gelmedi. Tam Türk dizisi modundaydı kitap, tam her şey düzeldi diyorsunuz hop yeni bir sorun çıkıyor. Kısaca idare eder diyebileceğim bir kitaptı. Biraz daha kısa olsaydı çok daha güzel olabilirdi.

Baskı: Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)

"Bir varmış bir yokmuş, bir Melek'le Şeytan birbirlerine aşık olmuş. Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş." ~ Duman ve Kemiğin Kızı bitti! Kitabı okumadan önce bir sürü yorum okumuştum ve neredeyse bütün yorumlarda çok güzel şeyler yazılmıştı. Şimdi diyorum ki hakkında söylenen her şeyi sonuna kadar hak ediyor bu kitap! Okumayanlar kitabı sıradan bir melek/şeytan kitabı olarak düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar çünkü "başka bir dünya" var kitapta. Yazar yaratıcılığını öyle bir konuşturmuş ki okudukça şaşırıyor insan. Hatta bence kitabın ismi bile çok yaratıcı olmuş. Kitabın isminin sırrını bile son sayfalarda çözüyor olmak harika bir şey bence. Ayrıca bütün karakterler büyük bir özenle yazılmış. Karou, Madrigal, Akiva özellikle Brimstone ve diğer Kimera'ları okumak o kadar güzel bir şey ki. Dedim ya bu kitap bambaşka bir şey, yazılmak için yazılmamış üzerine ciddi ciddi düşünülmüş. Yazarın dili ve anlatımı da gayet güzeldi. Evet hikaye zor ama basit diliyle okuyucuya çok güzel yansıtmış bunu yazar. Bölüm başlarında tüy detayıyla yazılmış olan yazılarsa ayrı bir güzeldi bence. Kısacası, benim okuduğum en iyi fantastik kitaplardan biriydi. Umarım böyle devam eder seri. Son olarak bir an önce ikinci kitaba başlayacağımı da söyleyip gidiyorum efendim.

Hayatın Ruhu
6/1001.12.2016

Baskı: Hayatın Ruhu

"Hayat, kontrollü yaşarken karşına beklenmedik anları çıkartır. Sen benim en büyük felaketimsin. Öldüreceğini bilsem de senden kendimi alamıyorum." ~ Hayatın Ruhu bitti! Bu yazarın okuduğum ilk kitabı ama ben baya sevdim. Kitapta isimleri geçen Baran&Esma ve Burak&Betül çiftlerinin hikayelerini de çok merak ettim ve en kısa zamanda okumak istiyorum. Kitap kapağını ilk gördüğüm andan itibaren çok sevmiştim ve kapağın sağ üst köşesinde bulunan saati ilk fark ettiğimde "Ne manağğ" diye düşünmüştüm ama kitabı okuyunca taşlar yerine oturdu. Kapak da ayrı bir anlamlı gelmeye başladı. Kitabın konusuna gelirsek eğer: Ömer Erez gündüzleri başarılı bir iş adamıyken geceleri canını sıkanları hiç düşünmeden öldürebilecek karalıkta ruha sahip bir katildir. Hayat Tanber ise babasının sağlığı için geleceğini feda edebilecek kadar saf bir ruha sahip bir kızdır ve bu ikilinin yolları bir şekilde kesişir. Her şeye rağmen ben Ömer'i çok sevdim! İçinde taşıdığı küçük oğlan çocuğu bile onu sevmek için başlı başına bir etkendi zaten. Tabi Ömer de Hayat'ı çok güzel sevdi. "Kamer" ne güzel bir hitap şeklidir öyle! Kitabın son bölümlerinde gerçekten gözlerim doldu. Hele Ömer'i gerçek haliyle tanıdığımız o sahnede baya ağladım yani. Zaten duygusal bir insanım öyle sahneler okuyunca tutamıyorum kendimi. Kısacası, eğer güzel ve etkileyici bir aşk hikayesi okumak isterseniz bu kitap tam size göre. Bence kesinlikle bir şans verin. ~ "Ömer'in karanlık gecesine ay ışığı gibi doğan bir Hayat'ın hikayesi..."

Baskı: Tess'in Gözyaşları (Monsters in the Dark, #1)

"Sen benim olmayabilirsin ama ben giderek daha çok senin oluyorum." ~ Ve Tess'in Gözyaşları bitti! Yorumlamaya nereden başlayacağımı bilemiyorum ama herkesin seveceği bir tarz olmadığını söylemek doğru gibi geldi şu an. Biraz ağır bir tür bence. Bir de yazar kitabın başına şöyle bir not düşmüş "Eğer siz de kitabı okudukça Q'ya aşık olmaya başladığınızı hissederseniz... İşte, o zaman bir yazar olarak üzerime düşeni hakkıyla yerine getirmişim demektir." Şahsen ben kitabın son çeyreğinde Q'yu seviyormuş gibi oldum ama sonda Q'nun ağzından yazılmış bir bölüm var. Onu okuduktan sonra tamam dedim işte şimdi oldu bu adam. Yani demem o ki yazar üzerine düşeni gayet güzel yerine getirmiş 💕 Açıkçası ben kitabı da çok beğendim. Farklı bir havası var evet ama yazar anlatmak istediği şeyi çok güzel anlatmış. İkinci kitabı da çok merak ediyorum. Hatta üçüncü kitabı da acayip merak ediyorum. 😄 Bir de kitabın kapağı çok güzel! Dokusu, hafif parlak olması, arkada belli belirsiz bir şekilde görünen kadın bedeni falan mükemmel yani. Umarım devam kitaplarının kapağı da böyle güzel olur. Kısacası ben hikayeyi sevdim ve bu tür kitapları okumaktan rahatsız olmayanların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Tabi belirtmeden de geçmeyeyim yaşı küçük okurlar için uygun bir kitap değil.

Baskı: Ejderin Tutkusu (Ejderha Serisi 3)

"İyi bir oyun için en doğru ortak, kişinin kendisine benzeyen ortaktır. Birlikte yapabileceğimiz şeyleri hayal edebiliyorum, Canavar. İkimizin aileleri de yeteneklerimizi hafife alıyor. Dünya bizim oyun bahçemiz olsun." ~ Ejder Serisi kitaplar ilerledikçe daha mı muhteşem oluyor acaba? Çünkü her kitaptan sonra en güzeli buydu diyorum ama bir sonraki kitap yine beni yanıltıyor ve serideki en mükemmel kitap olma ünvanını kapıyor. Ejderin Tutkusu ilk iki kitaba kıyasla daha fazla sayfaya sahipti. Başta bol bol Gwenvael sahnesi okuyacağımız için sevinmiştim ama kitapta aynı anda birden fazla olay örgüsünü okuyoruz. İlk iki kitabın karakterlerini bu kitapta okuyabiliyoruz hatta onlardan daha fazlası da var. Evet, ana konu Yakışıklı Gwenvael ve Zeki Dagmar arasında geçiyor ama bu ikilinin bir araya gelme sebebi de ilk kitapta okuduğumuz Annwyl'in hamile olması. Bu kitapta o kadar çok karakter vardı ki bir ara başka kimse çıkmasın diye dua etmeye başladım. Ama inanın karakterlerin hepsi de birbirinden muhteşem! İkinci kitap gibi bu kitap da sonunda bize büyük sürprizler yaptı! Ah bu ejderler! Bir an bile olaysız kalamıyorlar! Gwenvael benim en başından beri çok merak ettiğim bir karakterdi ve merakımı fazlasıyla giderdi. Ona da tıpkı Dagmar gibi bir kadın yakışırdı zaten. Yoksa bizim Bekaret Avcımızla başka kim başa çıkabilirdi? Diğer kitaplarda olduğu gibi bu kitap da yer yer kahkaha attırdı ama diğerlerinden farklı olarak biraz da ağlattı. Spoiler vermemek için bu konuyu hemen geçiyorum. Ama kitap gerçekten de çok güzeldi. Eğer bu seriye başlayıp başlamamak adına tereddütleriniz varsa hepsini bir kenara koyup başlayın derim ben. Bir an önce sıradaki kitaba geçmek istiyorum ama bir yandan da seri hiç bitmesin istiyorum 😓 Yani mecburen araya başka kitaplar kaynatmam lazım yoksa güzelim seri hemen bitecek. Duyduğuma göre altıncı kitap ocakta çıkacakmış. Dört gözle bekliyorum efenim! Neden mi? Çünkü evin küçük oğlu Eibhear candır!

Baskı: Ejderin Arzusu (Ejderha Serisi 2)

"Bundan daha iyisini hak ediyorsun.Beni hak ediyorsun.Bu yüzden benimle gel." ~ Aman Allah'ım! Bir insana -pardon ejderhaya- kibir bu kadar mı yakışır yahu! Kudretli Briec şu dünyada kibrin kendisine bu denli yakışabileceği tek canlı herhalde. Evet ilk kitap çok güzeldi ama bu kitap daha da güzeldi! Kitabı okurken bir ara gözümden kalpler çıkacak sandım. Her sayfası, her karakteri ayrı eğlenceliydi. Talaith suikastçi olarak yetiştirilmiş bir cadıdır ve bir gün idam edileceği sırada Kudretli Briec tarafından kurtarılır. Ejder yasalarına göre artık o Briec'e aittir. Kibirli bir ejderha ve sırlarla dolu geveze bir cadı bir araya geldiğinde tabi ki de hiçbir şeyin sıradan olmasını bekleyemezsiniz. Olmadı da zaten. Bu kitapta ejderhalara ek olarak Tanrılar da vardı. Tabi birçok sürprizden sadece biriydi Tanrılar. Hem konu hem de karakter bakımından Ejderin Arzusu ilk kitaba göre daha zengindi. Kesinlikle şu anki favorim bu kitap tabi üçüncü kitap Gwenvael'e ait ve bu kitabın sonunda onun da hikayesine azıcık değinilmiş diyorum ki Gwenvael bütün dengeleri yerle bir edebilir. Bilindiği üzere ilk kitapta çok fazla argo kelime vardı ama bu kitapta o kadar çok değildi. Tabi ki de vardı sonuçta ejderhalardan bahsediyoruz. Ama o kadar çok değildi. Daha ne söyleyeyim bilemedim ki. Çok eğlenceliydi, heyecan doluydu hele o sürprizler efsaneydi. Diğer kitapları bir an önce okumak istiyorum. İnşallah serinin altıncı kitabı da hemen çıkar. Son olarak "Bu ejderhalar bir harika dostum!" diyorum ve gidiyorum.

Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)

"Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti." ~ Ejderin Aşkı bitti! Kitap iki adet farklı hikayeden oluşuyor ve ben önceden okuduğum yorumlara dayanarak önce ikinci hikayeyi okumuştum. İyi ki de öyle yapmışım. Çünkü ikinci hikaye ilk hikayede okuyacağımız Fearghus'un anne ve babasının tanışmasını anlatıyor. Yazar neden sıralamayı böyle yapmış hiçbir fikrim yok gerçekten. Gelelim hikayelere... Ben ilk hikayeyi daha çok sevdim nedense. Sanırım bir ejderha ve insanın hikayesi anlatıldığı içindi. Annwyl, abisiyle bir savaşın eşiğindedir ve bir gün abisinin askerleri onu neredeyse öldüreceği sırada muhteşem ejderhamız Fearghus ortaya çıkar. Spoiler vermeden daha fazlasını anlatamam sanırım. İkinci hikayenin konusuna hiç girmeyeyim okuyunca öğrenin. Ama çok eğlenceli bir kitaptı inanın bana. Özellikle devreye diğer ejderhalar girince işler daha da mükemmel bir hal aldı. Sanırım kitapta en beğendiğim sahne Fearghus ve Annwyl'in karşılaşma sahneleriydi. Tabi sonrasında birlikte zaman geçirdikleri kısımlar da harikaydı! Kitapta eleştirebileceğim tek şey biraz kaba bir dil kullanılmış olmasıydı ama itiraf etmek gerekirse beni rahatsız etmedi bu durum. Adamlar ejderha! Bizden farklı ve sert olmalılar değil mi ama? Ha yok ben yine de rahatsız olurum diyorsanız, okumayın. Serinin devam kitaplarını okumak için çıldırıyorum!

Mekanik Aşk
9/1001.12.2016

Baskı: Mekanik Aşk

"Julie biliyordu ki, bu adam çok yaralıydı. Alex de biliyordu ki, bu kadın onun tek ilacıydı." ~ Mekanik Aşk bitti! Normalde çabucak okunup bitecek bir kitap aslında ama dersler girince devreye bitirmek biraz uzun sürdü. Kuzey Masalı kitabıyla başladığımız BİS maceramıza bu kitapla devam ettik. Kitaplarda sevdiğim bir çok şey var aslında ama en sevdiğim şeylerden biri iki farklı konuyu işliyor gibi görünmelerine rağmen alt metinde aynı konuyu işliyor olmaları sanırım. Yani ilk kitap bitti diye kötülerin kaybolduğunu mu sandınız? Bu kitapta daha da fena geliyorlar! Öncelikle değinmeden geçemeyeceğim bir konu var o da Alex'in tatlılığı! İlk kitapta zaten kendisine hayran kalmıştım ama bu kitapta daha da arttı ona karşı içimdeki sevgi. Sanırım benim içinde ne kadar yaralı bir ruh olursa olsun dışa karşı hep güleryüzlü ve alaycı olan karakterlere karşı zaafım var. Alex de bu tanıma cuk diye oturuyor. Yani neden sevmeyeyim? Julie ve Alex'in kitap boyunca atışmaları harikaydı! Masal, Kuzey ve diğer BİS ajanlarının olaya dahil olmasıyla kitap tam anlamıyla yeme de yanında yatlık oldu. Üçüncü kitabın konusuna ufak çaplı da olsa bu kitabın sonunda değinmiş yazarımız. Emin olun üçüncü kitap da bomba gibi gelecek. Bir kere söz konusu Zack! Daha azını bekleyemeyiz zaten. Zeliş ablanın dili her zamanki gibi akıcıydı. Yani hem karakterler hem dil hem de konu yine çok iyiydi. Bize de sadece kitabı alıp okumak kalıyor. Son olarak da kitabın tasarımına değineceğim. Ephesus Yayınları ciltli kitap konusunda Türkiye'nin en iyilerinden desem kimse karşı çıkamaz sanırım. Çünkü görünen köy kılavuz istemez. Hem iç hem de dış tasarımda harikalar. İlk kitapta da iç tasarıma bayılmıştım ben bu da en az onun kadar iyiydi.

Bu Aşk Burada Bitmez
8/1001.12.2016

Baskı: Bu Aşk Burada Bitmez

"Hayatı için hayatımı ıskaladım. Olsun. Vazgeçemediğim bir şekilde seviyorum onu." ~ Ne olursa olsun yaşanması gereken aşklar vardır ya hani, aradan yıllar geçmiş ya da bir sürü zorluk yaşanmış olmasına rağmen o aşkların yaşanması ve o aşıkların kavuşması gerekir. Bu Aşk Burada Bitmez tam da öyle bir kitaptı. Gülsüm hayata ve insanlara karşı korkularını yeni yeni yenmeye başlamış bir kız ve doktorunun cesaretlendirmesiyle birlikte bir Karadeniz gezisine çıkıyor. Ama bu gezide talihsiz bir kaza yaşıyor ve onu bu kazadan kurtaran Hasan'la birlikte uzak topraklarda bir süre zaman geçirmesi gerekiyor. Tabi hikaye ilerledikçe ortaya bambaşka gerçekler de çıkıyor. Nefise Serra'nın çok yalın bir dili var. Vermek istediğini öyle fazla dolandırmadan direkt söylüyor okuyucuya. Bu açıdan okunması çok kolay bir kitaptı Bu Aşk Burada Bitmez. Konusu da ilgi çekici ve farklıydı ama bir yerden sonra tesadüfler azıcık zorlama gibi geldi bana. Buna rağmen kitap güzelliğinden bir şey kaybetmedi ama. Nefise Serra'nın bir önceki kitabı olan Zülzine'de de bu bunda da her şey bitti dediğiniz anda aslında hiçbir şeyin bitmediğini asıl her şeyin yeni başladığını görüyorsunuz. Mutlu sonla biten aşk hikayelerini okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitabı da seveceksiniz. Bir şans verin derim ben.

Zülzine
8/1001.12.2016

Baskı: Zülzine

"Nereye gidersen git, arar bulurum seni! İnsan kaderinden kaçabilir mi?" ~ Zülzine bitti! Kitap tek seferde oturup okuyabileceğiniz tarzda bir akıcılığa sahip zaten sayfa sayısı da az -319 sayfa- bir de yazılar oldukça büyük yazılmış. Zülzine anne ve babasını kaybetmiş Hammamet'te halası ve eniştesiyle birlikte yaşayan bir kızdır. Bir gün hiç beklemediği bir anda Tuvarek kabilesinin lideri Amir ile karşılaşır. Daha o anda Amir Zülzine'yi kendine eş olarak seçmiştir. Tabi bizim özgür ruhlu kızımız bu durumdan hiç memnun değildir. Olaylar da böyle başlar zaten. Gerek akıcılık gerekse anlatım itibariyle okunması kolay bir kitaptı. Mutlu sonla biten aşk romanlarını seviyorsanız alın okuyun bence. Olayın çölde geçmesi, karakterler, isimler oldukça güzeldi. Günümüz ve tarihi aşk romanlarından biraz daha farklı bir ortamda geçen bir şey okumak istiyorsanız eğer aradığınız kitap tam olarak bu kitap benden söylemesi. Benim @carpediemkitap'tan aldığım ilk romandı bu ve son da olmayacak anladım. Önceden de söylemiştim kitabın cilt dokusu çok güzel diye eski bir kitap havası vermiş bu doku kitaba. Hikayeyle de öyle güzel uymuş ki yani anlatamam. Yalnız kitabın sonu öyle bir bitti ki! Sanırım yazar bizim hayal gücümüze bırakmayı seçmiş bazı şeyleri ama ben çok havada kaldım. Yani ne yaptılar, evlerine dönünce ne oldu çok merak ediyorum. İkinci kitabı falan mı var diye düşündüm ama bilemedim. Öyle bir garip hallerdeyim ben. Ama hikaye çok güzeldi, anlatım güzeldi daha da ne isterim yani.

Baskı: Izabel - Katiller Çetesi #2

"Ölümün bir adım ötesinde, uçurumun kıyısında durmak, hayatımız işte buydu. Bu benim hayatımdı ve her zaman böyle olması gerektiğine inanıyordum. Fakat kulağa ne kadar garip gelirse gelsin, tetikçilerin yanında kendimi güvende hissediyordum." ~ Yine yeni yeniden mükemmel bir kitap! Redmerski'nin kalemi o kadar güzel ki yazdığı iki farklı tarzda da kendini kanıtlamayı başarmış. Katiller Çetesi'nin ilk kitabı Sarai muhteşem bir başlangıç yapmıştı ve tabiri caizse tam olarak 'film tadında' bir hikayesi vardı. İkinci kitap olan Izabel'de de birkaç ay sonrasından devam ediyor hikaye. İlk kitaptaki karakterlerle devam ediyor hikaye evet birkaç yeni karakter görüyoruz ama olaya pek bir etkileri yok açıkçası. Zaten eldeki karakterlerle de muhteşem bir şey çıkarmış yazar ortaya başka kimseye gerek yok yani. Gerçekten yazarın dili o kadar akıcı ki biraz daha biraz daha diye diye 100 sayfa birden okutuyor insana. Olayların merak uyandırıcı olması da ayrı bir şey zaten. Yalnız kitabın son sayfalarında o kadar şaşırdım ki 'Yok artık! O derece mi?' demekten alamadım kendimi. Gelelim Victor'a... Ah be adam! Ne güzel de seviyorsun sen öyle. Tabi çiçekler, kalpler falan beklemeyin o da kendi tarzında seviyor ve bence çok da güzel seviyor. Hele kitapta bir sahne var, beni benden aldı. Sarai'ın Victor'u ne kadar değiştirdiğini açık bir şekilde gördük. Sarai ise ilk kitapta kısa bir süreliğine girdiği Izabel rolüne tamamiyle bürünüyor. Zaten kitabın isminden de anlaşılıyor bence. Her şey bir kenara ben bu çeteyi ve üyelerini çok seviyorum. Victor ve Izabel'in yanı sıra tuhaf hikayesiyle ve tatlış tavırlarıyla Fredrik ve kitabın başında nefret etmeme rağmen sonlara doğru ilgimi çekmeyi başaran Niklas'ın hikayelerini okumak için çıldırıyorum. Üçüncü kitabı heyecanla bekliyorum!

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki