Üftade
@Üftade

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Sofie'nin Dünyası
9/1025.10.2015

Baskı: Sofie'nin Dünyası

Felsefenin yolları taşla döşeliyse, bu kitap da o taşlardan biri. Sabretmek gerek, oldukça yorucu olabilir. Bilhassa 20 yaşı da aşmış olmak daha iyi olur. Ama geriye dönüp baktığınızda iyi ki okumuşum dersiniz.

Tutunamayanlar
2/1025.10.2015

Baskı: Tutunamayanlar

Bu kitabı okurken o kadar sıkılmıştım ki, parçalayıp atmayı düşündüm. Ama azmettim ve bitirdim... Yine de okuduğum olumlu yorumlara bakıp, ilerde bir kez daha şans verip, bu kitaba olan nefretimin değişip değişmeyeceğini görmek istiyorum.

Ne Demiş Shakespeare
10/1025.10.2015

Baskı: Ne Demiş Shakespeare

Carpe Diem'in bu serisi çok kaliteli. Hazırlayan kişi Shakespeare'nin bütün kitaplarını okuyup, bu kitaplardaki en güzel sözleri derlemiş. Lise sonuma çok katkısı oldu :) Bir yazarın bütün eserlerini az çok görmek isteyen bu seriyi okumalı derim.

Gülistan
8/1025.10.2015

Baskı: Gülistan

Harika bir kitap, okunmasını tavsiye ederim. On kilo nardan, bir şişe çıkan nar ekşisi gibi. Yoğun. Öz. Ama okurken bazen keşke orijinalinden okuyup anlayabilsem diyor insan, çünkü söz oyunları var. Bu da çeviriye yansıtılamayabiliyor doğal olarak...

Baskı: Bütün Şiirleri - Cahit Zarifoğlu

Her gün bıkmadan düzenli vakit ayırdım, öyle satırlar vardı ki o ''ifade''yi keşke ben yazsaydım dediğim. Büyük adam, büyük şair... Şiirle uğraşmayı, sabırla beklemeyi sevenlere meyve verecek bir kitap... 1 puan kırıyorum, çünkü şair bazı şiirlerin anlamını kendine saklamış. Anlamak namümkün :)

Baskı: Anne Frank'ın Hatıra Defteri

Farklı bir karakteri olan, o yaşta böyle düşüncelere sahip olacağı tahmin edilemez bir kızmış Anne Frank.. Yahudilerin, Alman baskısı ile neler yaşadıklarını insanı çarpan bir bütünlükle kaleme almış küçük kız... Tavsiye ederim, çok akıcı bir dili var.

Güzellik Uykusu
8/1025.10.2015

Baskı: Güzellik Uykusu

Her zamanki gibi, güzeldi... İbrahim Tenekeci o ince ruhunu satırlara yansıtmayı bilen bir şair... Okumak insana huzur veriyor... Şiir okumak için iyi bir seçim...

Ah mine'l - Aşk
7/1025.10.2015

Baskı: Ah mine'l - Aşk

Bir bölümü gereksiz, söz de çok uzatılmış, o bölümü okurken çok sıkıldım. Lakin diğer her bir bölüm başlı başına enfes, hele ki sonlara doğru Nedim'in beyitlerini incelediği kısımda çok eğlendim..

Baskı: Seni Ne İhtiyarlattı

Çok hoş bir tat bıraktı bende.. Hikaye okumayı çok sevmem ama bu kitapla hikaye okumaya daha sıcak bakar oldum. Özellikle birkaç hikayeyi, telefonda arkadaşıma okudum o da çok etkilendi. Tavsiye edilebilecek bir kitap.

Ertesi Dünya
7/1025.10.2015

Baskı: Ertesi Dünya

Naif bir eser, insanın kendini bulduğu ya da herkesin kendini bulabileceği kesitler var. Hikaye okumak için güzel bir seçim olabilir. İtibar dergisinde hikayeleri çıkan bir yazar zaten.

Baskı: Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı

Çok güzel bir kitap, mutlaka bilhassa gençlerin okuması gereken bir kitap. Tespit İslam diye geçse de bence çok farklı görüşlerde insanın hayretle okuyabileceği bir kitap. Bildik şeylere dahi öyle bir yerden bakmış ki Özdenören, okurken loblarım gülümsedi :)

Baskı: Müstesna Deliler Albümü

Yazarın hayatlarından bahsettiği ''deliler'' yer yer yüreğimi öyle burktu ki, dünyanın acımasızlığına bir kez daha yandım... İnsanlar ne kadar kötü... İnsanlar ne kadar da iyi bazen... Bazen deriz ''bizim de yaşadığımız hayat be kardeşim'' Okuyun ve düşünün derim, akıl sağlığını bir kuşun kanadına oyalamış insanların yaşadığı ne? Tek eleştirim, son 25 sayfa kitapla bağdaşmıyor bence. Ama o sayfalar da kendi içinde güzel.

Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut

Kitlelerin mutluluğunu düşünmek gerektiğini, hayatın ancak bu şekilde bir tatmin getirebileceğini bu kitapta bir kez daha öğrendim.. Neye sahip olursa olsun; uğruna can verenler, onu sevenler, para, güç, iktidar, sağlık, ZEKA.. hiçbir şeyin kendisini mutlu etmediği bir ruh hastasının hayatı. Bilge demiş Hasan Sabbah için kimileri. Bilge olan bilgili davranır. Eline insandan kılıçlar alıp cellatlık yapmaz. Yoksa bilginin ne anlamı kalır? Demek ki bu adam bilge falan değil. Çok bilmek insanı olgunlaştırmadıktan sonra bu insanı nasıl ''bilgin'' yapıyor, anlayamadım. Elbette ki bu kitaptaki kurgu ve konuşmalar için konuşuyorum. Bu kitabı okumamış olan bir şey kaybetmez bence. Okumuş olan da sürükleyici bir kitap okumuş olur. Ama buna kadar okunacak ne kitaplar var yahu.

Açlık
10/1025.10.2015

Baskı: Açlık

Bu kitabı ilk kez gördüğümde mecazi bir açlık sanmıştım.. Bilhassa açken okudum, midemden gurultular gelirken.. Çok etkilendim... Bizler ihtiyaçların toplamına muhtaç bir varlığız ve biri dahi eksik olunca işlerin yoldan çıkışı bizleri sarsıyor. Bir insan acıkırsa neler yiyebilir? Çaresizlik nedir? Bizim ülkemizde de bu denli açlık yaşayan birileri var mıdır? İllaki yoksul insanlar var ama bu denli yoksul olan? En kötü 10 kapı gezse biri yemek verir bizde, iş arasak ve bulamasak ve desek ki ''bakın çok muhtacım, günlerdir açım'' O kapı defalarca kapansa da yüzümüze ''bende sana verecek iş yok ama al kardeşim şununla karnını doyur'' diyen bir vicdan sahibi çıkar. Çünkü benim ülkemin insanları gerçek bir kalp taşıyor... Kitabın kapağını önemseyenler için söylüyorum -benim için de önemli- kırmızı kapaklı olan bence çok hoş. Ama Varlık Yayınları'nınki çirkin, Bordo Siyah'ınki de güzel. Benim bu kitaba puanım tamamen yazanlara. Çünkü pdf den okudum. Ama Varlık okusam da 10 puan verirdim. Kapak için puan kırılmamalı. Nobel ödülünü sonuna kadar hak ediyor ve kesinlikle ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olmayı. Mükemmel benim için budur.

Lokanta
7/1025.10.2015

Baskı: Lokanta

Yazarın dili çok acemi. Yer yer yapmacık diyaloglar var. Hatta o kadar yapmacık ki, gülümsemeden edemedim. İllaki bu alanda yabancı yazarlar daha kuvvetli yazıyorlar. Ama o kadar güzel bir olay örgüsü kurmuş ki, dilinin acemiliği gölgede kalmış. Cinayetler, tecavüzler, acı, biraz olağanüstülük, aile ve cezalandırma. O cezalandırma ki, işte gerçek hayatta da bunu istiyor gönüller. Kitap acıyla ilerlese de tatmin eden bir sonu var.... Yazar kalemini biraz daha kuvvetlendirdiğinde bu kitaptaki gibi merak uyandıracak fikirleri devam ederse çok başarılı olabilecek biri...

Burma Günleri
8/1025.10.2015

Baskı: Burma Günleri

İngiliz'lerin, Hindistan'ı sömürdükleri dönemi anlatan bu romanı beğendim diyebilirim, zaten ben Orwell'ı çok severim. İngilizler'in yerlileri aşağılayışları, insan yerine koymayışları, tükürürcesine ''karalar!'' deyişleri gerçekten çok iyi işlenmiş. İşin kötüsü Hintlilerin üzerinde bu öyle etki etmiş ki onlar da, derilerinin rengi yüzünden ya da bir İngiliz olarak doğmamış oldukları için kendilerini aşağılık görüyorlardı. Bu halkın eti, sütü, ruhu sömürülmüş. Ve bu gerçekten çok acı... Tabi bunun dışında orada çalışan ya da görevli asil(!)lerin kendi hayatlarındaki birkaç olay işlenmiş. Bulunmaz bir kitap diyemem ama okunabilir.

Baskı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Bu kitabı lisedeyken 6 kere, canım sıkıldığında, boşta kaldığımda, aklıma geldiğinde tekrar tekrar okudum. Çünkü sonunu bilmemize rağmen elimizin tekrar gidebileceği bir kitap. Hani derler ya ''yolculuk önemlidir, varacağın yer değil'' bu kitap da biraz öyle işte.

Bekleyiş
9/1025.10.2015

Baskı: Bekleyiş

Lin adlı doktor subay geleneklere uygun bir evlilik yapar, ama ileriyi göremez ve rastgele bir evlilik yapılmayacağını anladığında çocuğu bile olmuştur. Karısını hiçbir zaman sevmez. Zaman geçer, karşısına Manna adında -bana göre oldukça sığ- bir hemşire çıkar ve onunla bir gönül ilişkisi kurar. Öyle böyle zaman geçer, adam ne karısını boşayabilir ne Manna'dan ayrılabilir. Lin -bana göre- iki kadını da hak etmeyen, ikisinin de hayatını kötü etkileyen biri. Sevmeyi bilmeyen, sevgi gördüğünde de bunun kıymetini bilmeyen, burnu sürtülesice! :) Gerçi bir yandan da sorumluluk sahibi, çalışkan bir adam ama insan işte bir yerden kazanırken öte yandan yokuş aşağı yuvarlanmaya meyilli varlık. Bu kitaptaki en masum, en sevilesi, en düzgün karakter Shuyu'ydu. Yazık, sadık, kendi halinde, evinin bekçiliğini yapan bir anneydi. Kitabın sonuna kadar da bu masumiyeti hep devam etti. Manna'ya da yazık, o da hayatı dolaylı da dolaysız da Lin tarafından mahvedilmiş, gençliği gitmiş bir karakter. Lin efendi, kültürlü bir adam olsa da işte bir şeylerden vazgeçmeyi bilmeli ve asıl mutluluğu mesleğini devam ettirdiği yerde aramamalıydı. Bence her şeyi bırakıp köye dönmeli ve orada çocuğu ve karısıyla; o sakin, huzurlu hayatı yaşamalıydı... İş işten geçer yaş 50'ye varır vesselam.

Yabancı
7/1025.10.2015

Baskı: Yabancı

Öncelikle bu kitabı okumaya niyetlilere önerim, not almadan okumayın. Sürekli çocuklar doğuyor, doğan çocukların hemen hepsi aynı adı alıyor. Kitaptaki olaylar gerçekten çok canlı ve ilgi çekici. Dış dünyaya kapalı bir köye takma dişin ilk getirilişi, insanların buna tepkisi çok komikti. Devam edebilseydim bunun gibi nice olayla karşılaşabilirdim, ama edemedim. Peki öyleyse neden yarım bıraktım? Ahlaki değer yargılarım daha farklı olsaydı okumayı sürdürürdüm. Ama müstehcenlik canımı sıktı. Böyle şeyler okuyunca kalbimin kirlendiğini hissediyorum. O yüzden atlaya zıplaya okuyabileceklere öneririm.

Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık

Öncelikle bu kitabı okumaya niyetlilere önerim, not almadan okumayın. Sürekli çocuklar doğuyor, doğan çocukların hemen hepsi aynı adı alıyor. Kitaptaki olaylar gerçekten çok canlı ve ilgi çekici. Dış dünyaya kapalı bir köye takma dişin ilk getirilişi, insanların buna tepkisi çok komikti. Devam edebilseydim bunun gibi nice olayla karşılaşabilirdim, ama edemedim. Peki öyleyse neden yarım bıraktım? Ahlaki değer yargılarım daha farklı olsaydı okumayı sürdürürdüm. Ama müstehcenlik canımı sıktı. Böyle şeyler okuyunca kalbimin kirlendiğini hissediyorum. O yüzden atlaya zıplaya okuyabileceklere öneririm.

Aşkın Celladı
9/1025.10.2015

Baskı: Aşkın Celladı

Satır satır çizilecek, dönüp dönüp okunacak çok sayfa var. Ruh bilimine ilgi duyanların, bu alanda öğrenim görenlerin faydalanabilecekleri bir kitap. Beni rahatsız eden tek şey cinsellik oldu. Çünkü bu konunun çok geçtiği ve açık açık anlatıldığı birçok sayfa var. Hikayesi anlatılan birçok insan 60 yaşın üstündeydi ve içine düştükleri bunalım benim için imansızlığın boşluğuyla açıklanabilir. Eğer bir insan bu dünyaya belli bir amaç için gelmiş olduğunu idrak edememişse ne aşk, ne para, ne makam onu aptalca hareket etmekten ve düşünmekten alıkoyamıyormuş, bunu bir kitapta daha anladım. 60 seneyi devirmiş insanların dahi birçok imkanı olmasına rağmen, belli bir olgunluğa ulaşamaması başka türlü nasıl açıklanır ki? Hepsi de ölüm korkusuyla nelere nelere yöneldi... Bize idrak lazım vesselam...

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki