
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kuşatma ve Fırtına (The Grisha #2)
Sonlarda ee bu kadar hazırlıktan sonra savaş olmadan bitecek mi diyorsunuz. Bütün aksiyon son bölüme sıkıştırılmış gibi olmuş. Okurken keyif aldım ve çarçabuk bitirdim ama bir şeylerin olması için bekleme hissi sıktı biraz. O yüzden bi puan kırdım.
Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)
Vakit geçirmek için güzel hoş bir kitap. Bariz hatalar ve yazarın acemiliğini gösteren detaylar olsa da, okunabilir. Sonu gerçekten ilginçti.
Baskı: Rüzgarın Adı (Kralkatili Güncesi: 1. Gün)
Diyorum ki, bu kadar kalın bir kitap ancak bu kadar sürükleyici olabilirdi. Böylesine ustaca bir dil üstelik yazarın ilk kitabı olmasına rağmen, böyle özenle hazırlanmış bir evren ancak 10 puana layık olabilirdi. Tolkien'den ve Zaman Çarkı'ndan sonra yeni bir efsanenin doğuşuna tanık oldum. Ama dediğim gibi doğuşuna. Çünkü Kvothe'nin daha yapacak işleri, kapatacak hesapları var ve her anında yanında olacağım. Çünkü kitabı bitirdiğim de sanki yaşadığı mutluluğu, hüznü, aşkı bende paylaşmış gibiydim ve yeni bir kitap bitirmekten çok yeni bir arkadaş edinmişim gibi hissettim Şimdi diyecekler ki bu kitap akıcı değil, özenti sıkıcı vs. Tabii herkesin kendi fikri ama şunu söyleyeyim. eğer bir kitabın yorumlarında 10 puan ve 2 puan varsa o kitabı alıp okuyun. Çünkü ya herkesin anlamayacağı kadar güzeldir, ya da herkesin anlamayacağı kadar kötüdür. Gelgelelim Rüzgarın Adı, Harry Potter, Orta Dünya'da doğsaydı ne olurdu sorusunun cevabı gibiydi, okuduğum onca kitabın arasında ilk kez bir benzerlik beni rahatsız etmedi. Hatta hoşuma gitti. Patrick'in bir Tolkien hayranı olduğunu görünce daha bir hevesle okudum. Sonuç, elime aldığımda bu bitmez herhalde zaten arka kapak yazısını da sevmedim ama başlayayım bakalım dediğim kitabı iki günde bitirdim. Kendimi bile şaşırtarak favorilerime ekliyorum bu kitabı. Okumak için çok bile beklemişim.
Baskı: Erkek Dedikodusu
Uzun zaman önce elime aldım ve popüler olduğundan sanırım güzel bir kitap olduğunu düşünüp başladım ama her sayfada delirdim. O nasıl anlatımdır, nasıl bir günlük hayat dilidir. Çeviri kitaplarda bile diyaloglar böyle Avrupai değil. Basit anlatım. markalar. gereksiz karakterler deli oldum ve yarım bıraktım. Nedense bugün elime aldım ve bu kez hiç bir beklentim olmadan okumaya başladım. Beklentim yokken akıp gitti ve bir günde bitti. Kitap güzel miydi,hayır. Ama okunur, eğer parana kıyıp aldıysan paşa paşa oku yok almadım diyorsan sakın! Parana değecek yüzlerce kitap var.
Baskı: Kayıp Ruhlar Şehri (Ölümcül Oyuncaklar, #5)
Önceki kitaptan daha güzel ve sürükleyici olsa da Ölümcül Oyuncaklar'ın ilk üç kitabındaki tadı alamadım. Karakterleri -özellikle Magnus- çok sevsem de serinin uzadıkça tadının kaçtığını düşünüyorum. Yine de Cehennem Makineleri'ne yapılan göndermeler beni gülümsetti ve Kardeş Zachariah/Jem sahneleri hüzünlendirdi. Diğer kitabı okuyacak mıyım, evet ama beklentim büyük çünkü iki kitaptır oyalandığımızı ve pek olay olmadığını düşünüyorum. Magnus'un Will'i hala hatırladığını okuyup sevindiğim için 8 verdim. Bu arada Alec bu kitapta iyice saftirikleşti. Olsun hala seviyorum. Son olarak Jace'in İki Şehrin Hikayesi kitabında Will'in yazdığı notu bulması hoştu fakat zorlama gibi hissettirdi. Yani biliyoruz kitaplar ve karakterler CM ile iç içe ama o kitabın orada işi ne, lütfen.
Baskı: Mezarlık Kitabı
Tek kelimeyle MÜKEMMELDİ. Ben kitap okurum diyen her insanın okuması gereken bir kitaptı ve çocuk kitabı denmesine rağmen genç yaşlı herkese hitap eden bir kitaptı. Hugo ve sayamadığım sayısız ödülü hakkıyla kazanmış diyebilirim. Beğenmeyenin içindeki çocuktan ve hayal gücünden şüphe ederim.
Baskı: Athena'nın İşareti (Olimpos Kahramanları #3)
Hep şöyle düşünmüşümdür; iki tane süper kahraman bir araya geldiğinde düşündüğümüz kadar süper olmazlar. Batman vs Superman, avengers ya da Justice Legue ne zaman bir araya gelse olay klişelerle dolar ve kahramanlar birbirlerinin önüne geçer. Oysa Rick Riordan yedi tane birbirinden yetenekli karakteri öylesine gerçek kılmış ki kimse birbirinin önüne geçmemiş. Bu ince detayı mükemmel bir şekilde yakaladığı ve tam anlamıyla sürükleyici bir kitap yazdığı için yazara 10 üzerinden 10 veriyorum.
Baskı: Mabet ( Gölgediyarlar Muhafızları # 1 )
Başlarda biraz sıksa da, biraz da abartılı gelse de Malachi'yi çok sevdiğim için devam ettim ve iyi ki öyle yapmışım. Gayet güzel ve tatmin edici bir sondu. Aksiyon dolu sahneleri de sevdim fakat gergedan muhafızlara bir türlü alışamadım doğrusu. Ayrıca Nadia'yı çok bencil ve zayıf buldum. Lela'nın güçlü karakteri yanında çok sönük kaldı biraz daha kitapta yer almalıydı bence. Yine de okunabilir, çerez, akıcı bir fantastik romandı. Kapağını sevmedim ama bunu yayınevine bağlıyorum.
Baskı: Kağıttan Kentler
Yine bir John Green kitabı ve yine buruk bir son... Genel olarak güzel bir kitaptı, yaz mevsiminde ayaklarınızı uzatıp biraz huzur ve felsefe bulabileceğiniz türdendi. Benim için bir Alaska'nın Peşinde değildi ama Margo'yu da Q'yu da çok sevdim. Özellikle araba yolculuğunu ve kendimi onlardan biriymişim gibi hissettiren arkadaş grubunu,mizahi anlatımını çok hoş buldum. 1 puan kırıyorum. Çünkü Q'nun Margo'yla biraz daha vakit geçirmesini ve onu takip ettiği zamanların dışında daha iyi tanımasını dilerdim. Onun haricinde sıcacık bir kitaptı.
Baskı: Yokyer
Kitap akıcı ve hoştu bence. Fantastik ögeler fazla olduğu için sevmeyenler olabilir ama bence fantastik ögeler çok güzel renk katmıştı. Gaiman seven herkesin okuması gerek.
Baskı: Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi
Bence o derece eleştirilecek bir kitap değildi, tamam kızın hayatı cinsellikle doluydu ve yaşının küçük olması da cabasıydı. Ama Melissa'yı yargılamayı bırakıp, psikolojisini incelediğinizde kitabı seveceğinizi düşünüyorum. Çok güzel bir kitap değildi ama Meli anlamaya çalışmak,onun kirliliğini sevmeyişini, erkeklerin dokunuşlarından hoşlanmadığı halde arzularına tutsak oluşunu takip etmek ilginçti. Sonunu merak ettim ve kıza hem acıdım, hem ona sinirlendim. Bedenini bu kadar sevdiği halde onu ucuza satmamalıydı bence. Öte yandan bu kitabı salt cinsellik olarak algılamak çok yanlış, çünkü Grinin Elli Tonu cinsellikti, Zar Adam cinsellikti ama bu kitap cinselliği hor gören bir kız hakkında psikolojik bir romandı benim için.
Baskı: Mekanik Prenses (Cehennem Makineleri, #3)
Seriyi gözümde yaşlarla hüzünlü de olsa mutlu bir şekilde bitirdim. İlk kitabı aldığımda seriden gerçekten hiçbir beklentim yoktu. Ölümcül Oyuncaklar'a göre sönük kalacağını düşünüyordum ki şimdi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, Cehennem Makineleri kesinlikle Ölümcül Oyuncaklar'dan daha güzel ve gerçekçiydi. Tessa'yla birlikte Jem'i sevdim, Will'e aşık oldum ve Magnus'la dost oldum. Bitiş biraz acıklıydı çünkü Will'e veda etmeyi hiç beklemiyordum ama şöyle bir düşününce olduğundan farklı bir sonla bitseydi kesinlikle bu kadar tatmin olamazdım. En güzel yanı ise Londra'nın yüzlerce yıllık o eski haline adım atmaktı.
Baskı: En Karanlık Gece (Karanlığın Efendileri Serisi, #1)
Başlarken çok fazla beklentimin olduğu ama pek memnun kalmadığım bir kitaptı.
Baskı: Mekanik Melek (Cehennem Makineleri, #1)
Cassandra Clare severim ve Ölümcül Oyuncaklar'a bayılıyorum fakat gerek karakterlerin olgunluğu gerekse dönem romanı olması açısından Ölümcül Oyuncaklar'dan daha başarılı bir seri.
Baskı: Hale (Hale, #1)
Güzel sayılabilirdi eğer olaylar o kadar zorlama olmasaydı ve başkarakter öyle sığ bir kız olmasaydı. Pegasus'un böyle çeviri kitaplara bu kadar vakit harcıyorken Türk fantastik yazarlarını desteklememesi sadece "Yazık".
Baskı: Yazma Sanatı
Çok yararlı bir kitaptı ve eğlenceliydi. Yazmayı sanat olarak gören herkes okumalı.
Baskı: Aşk Falcısı
Güzel ve akıcı bir kitaptı. Zaten bu tür çerezlik kitaplardan beklentim eğlenmek ve biraz gülmek oluyor. Bu kitapta beklentimi karşıladı. İşlenen aşk biraz daha yoğun olmalıydı diye düşünsem de karakterleri (özellikle Nick) çok sevdim.
Baskı: Aynı Yıldızın Altında
Başlarken bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim. Ama gerçekten çok eğlendim ve çok ama çok üzüldüm. Karakterler öyle sıcak ve samimiydi ki sanki gerçeklermiş gibi hissettim. Umarım filmi de kitap kadar güzel olur.
Baskı: Sevgilimden Son Mektup
Jojo Moyes'un üslubunu çok ustaca buluyorum ve kurgu da bir o kadar güzeldi. Kitap boyunca ağladığım ve karakterlere çok acımasız davrandığı için 2 puan kırdım. Her ne kadar mutlu sonla bitmiş olsa da olaylar gerçekten trajikti. Okurken sonunda ne olacak diye meraktan öldüğüm kitaplardan biri oldu.