Özdenak
@Özdenak

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Sessiz İntikam
10/1014.06.2016

Baskı: Sessiz İntikam

Sessiz İntikam yazarın ilk okuduğum Masum Yalan kitabı gibi yine tarihi kurgu türünde güzel bir kitaptı. Karakterler ve olaylar çok güzel kurgulanmış, duygusallık dozu iyi ayarlanmıştı. Bu kitabı okurken ilk kitapla bir benzerlik fark ettim. Son 20-30 sayfa kalmışken olaylar doruk noktasına çıkıyor. Eyvah sonu aceleye mi gelecek hissi yaşarken yazar olayları öyle güzel toparlayıp mutlu sona bağlarken okuyucu kesinlikle sonu aceleye gelmiş gibi hissetmiyor. Beğendim, güzel bir kitaptı. Masum Yalan yorumum biraz aceleye gelmişti ama orada da söylemiştim. Favori yazarlarım arasında yerini aldı Laura Landon.

Tatlı Tuzak
10/1014.06.2016

Baskı: Tatlı Tuzak

Yıllar içinde çok kitap okudum. Ama hızlı tüketilen ya da tüketilmeyen o kadar kitabın kaçını hatırlıyorsun diye sorarsanız, sormayın bence. Okuyorum, okurken seviyorum ya da sevmiyorum. Hafızamda en fazla bir kaç ay yer ediyor. Sonra da aklımın gizli köşelerine kaçıp saklanıyorlar. Şimdi ise her okuduğum kitaba yorum yapıyorum ki, sınavdan çıkınca soruların doğru cevaplarını okuyan ve öğrenen öğrenciler gibi olurum belki diyerek. Hani o sınavlardan sonra öğrenilen bilgiler hiç unutulmaz derler ya. Gelelim Tatlı Tuzak'a. Sanırım yıllar önce okuduğum bir kitaptı ama hatırlamadığımdan tekrar okudum. Rita Hunter'ı yazar olarak seviyorum. Kadın karakterin adı okurken beni biraz yordu. Elisha. Ama yine de güzel bir kitaptı. Tarihi aşk romanı sevenler için okunması gerekenler içinde. Ne çok yazmışım. Şimdi bakıyorum da. Bu sefer biraz konusundan da bahsedeyim. Bitli Elisha, bir köy kızı ama yine de ortalama bir eğitimi var. O dönemin kadınları düşünüldüğünde okuma yazma biliyor ve içinde yaşadığı toplumun kurallarından bihaber değil. Connor, romanın erkek karakteri biraz sinir bir tip. Hatta çok sinir bozucu. Kızla evleniyor ama ona değer vermiyor, kızın kendisine aşık olduğunu biliyor ve o yüzden de hiç emek harcamıyor onu kazanmak için. Sonu mutlu biten güzel yazılmış bir aşk romanı.

Baskı: Aranan Aşk Bulundu (Searching For #1)

Kitap depolama huyumdan ötürü alıp kitaplığımın tozlu raflarında okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi Aranan Aşk Bulundu. Yazarın 6. kitabı da Eylül ayında yayınlanınca hemen okumaya başladım. Bence geç bile kalmışım. Elimde yazarın dört kitabı daha var ama şu an için (bu kitap için) çok beğendiğimi söylemeliyim. Karakterler gerçekçi, hoş bir konu, akıcı bir anlatım, azıcık fantastik bir öge. Bu dokunuş olayı bana Harlequin yayınlarından çıkan Dante Legacy serisini hatırlattı. Esinlenmiş olabilir yazar :) Sonuç olarak tavsiye ederim.

Çirkin
7/1014.06.2016

Baskı: Çirkin

Bu yoruma nasıl başlamak gerekir pek bilmiyorum. Bir adam ve bir genç kız var kitabımızın kahramanları olarak. Anlaşmalı olarak kız adamı görmeden, adam sadece kızın bir fotoğrafını görerek nişanlanmışlar. Çünkü kızın babasının amber yüklü gemileri var. Ve çünkü adam parfüm üreticisi. Doğrusu kitabın bu kısmı oldukça ilgimi çekti. Parfüm yapımını detaylı olarak öğrenmesem de bu kitaptan amber nedir, konusuna son derece bilgilendim. Amber balina kusmuğuymuş. Evet parfüm sabitleyicisi olarak kullanılan (eskiden çünkü artık yasakmış) amber, balinaların midesinde hazmedemedikleri şeyler yediklerinde oluşan madde. Ve insanlar balinaların kusmasını beklemeyip bu maddeyi almak için balinaları avlamışlar yıllarca. Ayrıca güderi de hayvan derisinin balık yağında bekletilmiş haliymiş:) Kitabın aşk romanı olarak çok değişik bir kurgusu yok. Adam kimliğini ve yüzünü belli etmeden kıza yaklaşır. Sonra gerçek hayatta karşısına çıkınca eskiden tanımıyormuş gibi yapar vs vs. Adamın yüzü geçirdiği bir rahatsızlıktan ötürü çirkindir. Bu yüzden ilk karşılaşmaları hep karanlıkta olur ve adamın kendine güveni vardır. Fakat kızın karşısına aydınlıkta çıktığında kendine güvensiz biri haline gelir. (Gölgelerin gücü adına :) durumu var birazcık) . Yazar konuyu toparlamaya çalışırken çok sıkıldım. Eğer biraz daha hızlı toparlayabilseymiş, akıcı olabilseymiş ve ilgi uyandıran olurmuş. Bir de konu aralarında çok atlamalar olmuş. Mesela iki kişi konuşurken birden başka bir şey okumaya başlıyorsunuz. Geriye dönüp bakıyorsunuz. Geçiş yok diğer sahneye direk hiç bir uyarı olmadan kesilivermiş. Neyse bu da böyle bir kitaptı işte.

Mönüde Aşk Var
10/1014.06.2016

Baskı: Mönüde Aşk Var

Tam bir Fransız filmi gibiydi kitap. Ancak filmlerden tanıdığım Paris caddelerinde dolaştım kitap boyunca. Son derece güzeldi kitap, eğlenceli ve akıcı. Konusuna gelince bir redaktör yayınevi sahibinin isteği üzerine Paris üzerine kitap yazmış yeni bir yazar arıyor. Arkadaşı sarhoş bir anlarında sen yaz deyince bir kadının gülümseyişinden yola çıkarak bir kitap yazıyor ve sahte bir isim ve fotoğrafla yayınladıkları bu kitap (ki yayınevi sahibi bu gerçeği bilmiyor) çok satanlar listesine giriyor. Sonra hiç tanımadığı gülümsemeyi çaldığı (ödünç aldığı) kadın redaktörün kapısında beliriveriyor. Sanmayın kitabı anlattım. Burası sadece kitabın girişi. Çok şirin bir konu, çok şirin bir kitap. Tabi Fransız romantik komedi filmi sevenlere. Ve Paris'i sevenlere, benim gibi. Not, not, not: Bu arada kitabın orijinal adı Almanca. Sanırım Almanca yazılmış. İçinde karakterlerin kendi aralarındaki konuşmalarda pek çok Fransızca kelime (anlamlarıyla) kullanılmış. Ama bu itici olmak yerine şirin olmuş. Karakterlerin Fransız olduğunu unutturmuyor. Ve son olarak A bientôt... Au Revoir...

Baskı: Tatlı Yalan (The Maddox Brothers, #2)

Jamie McGuire'ın bu serisinin (Tatlı Bela'dan itibaren) okumuş bir okur olarak beklentimin biraz altında çıktığını söylemek zorundayım. Travis ve Abby'yi okurken duygusallık çok güzeldi ki kitabın sonundaki yangın olana kadar. Ne gerek vardı bu kadar öğrenci neden kitabın sonunda öldürüldü demiştim. Ama bu kitap o yangın sonrası için eş zamanlı bir kitap ve FBI cephesinden yangından bir yıl sonrasından başlıyor (serinin devamı için gerekliymiş o yangın). FBI cephesi Thomas (aslında Tatlı Sır'rı okuyanlar onu yakından tanıyor ama ben onu okuyunca bu sır hiç de tatlı değil demiştim) oluyor yani Travis'in ağabeyi. Neyse bu kitap yeni gelen ajan Liis'in dilindenmiş ben bunu on sayfa sonra filan anladım. O arada cinsiyetler filan kafamda çorba oldu. Erkekleri kadın, kadınları erkek sandım filan. Neyse Kitapta duygusallık çok alt düzeyde. Yani bir şeyler anlatılmış ama yerine oturmamış. Polisiye desem ehh işte. Sadece Val'in sırrına gelince bir nee dedim, şaşırdım. Sonrası eski kitapları bilmeyen biri için karışık. Bilinmesi şart ama bu kadar eski kitaplara bağlı olmamalı bir serinin kitabı. Kitap aslında akıcı ve ben de kısa sürede okudum ama daha iyi olabilirdi hissi bıraktı.

Baskı: Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1)

Kitabı bitireli birkaç gün oldu. Böyle bir kitabın yorumu nasıl yapılır biraz düşündüm doğrusu. Öncelikle yapılan yorumları okudum. Hiçbir zaman bir nefeste okudum, çoookkk güzeldi, harikaydı tarzında yapılan yorumlara güvenmem. Bu bana kesinlikle yayınevinde çalışıyor, çevirmenin arkadaşı, kitapları bedavaya getiren blogger hissi verir. Bir yorum yapmak için bu kadar giriş cümlesine ne gerek var diyebilir okuyanlar. Sadece düşüncelerimi aktardım. Zaten kitapta öyle bir nefeste okunacak kadar sürükleyici değildi. Sadece yorumlarda Grinin Elli Tonu tarzı kitaplar çok çoğaldı. Yasaklanması gerek, gibi cümleler okuyunca ne varmış bu kitapta diye merak ediyor insan. Ben kitabı ilk çıktığı zaman kapağı ve adı ilgimi çektiği için merak etmiştim. Neyse aldım, okdudum. Yorumum; bir kere Grinin Elli Tonu'na benzediğini düşünmüyorum. O kitap fazla aşırı bulduğum, okuduktan sonra kitaplığımda tutmadığım kitaplardan biri. Orada olanlar sanki doğalmış gibi bir tarzla yazılmıştı. Gözlerindeki Canavar'da yanlış giden bir şeylerin farkındasınız okurken. Yasaklanması gerek kısmına gelince. Yasaklar merakı artırır diye düşünüyorum. Okunsun ama okurken insan mantığını kullanabilmeli. Zaten kitaptaki kadın karakterin annesi yıllarca baskı altında tutmuş onu ve yaşadıklarını bu yüzden sorgulayamıyor bile. Yaşıyor çünkü o yaşa kadar kapalı tutulmuş. Anne baskısı (sevgi ve sürekli uyarıyla). İyi karakter yok kitapta. Sevdim ya da sevmedim diye bir şey düşünemedim. Sadece ikincisi çıkınca onu da okuyacağım. Merak ettiğim ikincisi son zamanlarda moda olan şekilde erkek karakterin dilinden mi olacak yoksa kadın karakter devam mı edecek anlatmaya.

Tersyüz
10/1014.06.2016

Baskı: Tersyüz

Bu kitabı ilk çıktığı zaman alıp okumalıymışım. Yine de geç kalmış sayılmam, bir yılı dolmadan okumuşum. Konusu tanıtımında var zaten ama okurken hissedilecekler yok. Nereden başlasam bilmem ki. Bazı kitaplarda gözleriniz dolar usuldan (bazısında olmaz ama), bazısında bir damla yaş düşer bazı sayfalarında. Bu kitapta hüngür hüngür ağladım. (itiraf ediyorum, ağladığım kısmıyla ilgili cümleyi yazarken gözlerimde yaş, dudaklarımda ufak bir kahkaha vardı). Ben aslında mutlu sonlu kitaplar okurum (sebebi vardır elbet). İçinde aşk olsun, umut olsun, mutluluk olsun. Bu kitapta hepsi var, daha fazlası da var. Arkadaşlık var, bağlılık var, sadakat var. Kaybedişler var, yaşanan acılar, kendini suçlamalar, kabullenişler ve umut. Acıların ardından, kaybedişlerin ardından gelen mutluluk... Kıymeti bilinen. Ve çıkarılan ders (benim için) hayatta her anın kıymetini bilmek lazım. (Bu her zaman bildiğimiz, çoğu zaman uygulamadığımız, hayatın rutin koşturması için de bize unutturulan.) Hayatımızdaki insanların kıymetini bilmek lazım. (Kıymet verecek kişiler olsun çevremizde.) Karakterler, anlatım, konu hepsi çok güzeldi. Bailey çok ağlattın beni... Kitaplığımda yerini aldı. Çoğunu dağıtıyorum. Bunu uzunca bir süre kimseye vermeye kıyamam.

Baskı: Tesadüf

Kısacık bir kitap. Adları Erin olan üç kız, aynı gün doğmuşlar. Sanırım kitabın adındaki tesadüf buradan geliyor ki, özgün adı da bu. Ama ilerleyen zamanlarda o niye kolyede yazıyordu bunu anlamadım. Ayrıca bu üç Erin çok samimiyken birden neden ikisi birine cephe almış anlamadım. Açıklanmadı. Kitabın 1 olarak geçmesinden dolayı ilerleyen kitap ya da kitaplarda belki bu sorularımın cevabı vardır. Akıcı sayılabilirdi ama konu Amerikan gençlik filmi kıvamında niye bu kadar kısa yazıldığı kafa karıştırıcı (konu sündürülebilir bir konu çünkü, öncesi şimdisi çok rahat yazılabilirdi, yazar belki yazacak devam kitaplarda) yani okunsa da olur, okunmasa da kıvamında, kapağından dolayı işe giderken otobüste rahatlıkla yanıma alıp okuduğum şirin diye adlandırılabilecek bir kitaptı. Puan olarak 8 verdim, rahatlıkla okundu, sıkıcı değildi.

Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)

Bu konu şablonu üzerinden (Vegas'ta sarhoşken evlenmek ve hatırlamamak) yola çıkmış onlarca kitap okudum belki de. Bu kitapları birbirinden ayıran özelliklerden bir de yazarların tarzı oluyor ki bu yazarın tarzını beğendim diyebilirim. Bu yorumu yazarın iki kitabını da bitirdikten sonra yazıyorum ne yazık ki. Ne yazık dedim çünkü Aşkın Müziği konu akışı olarak pek sarmadı ama yine de benzerleri arasında iyi örneklerden biriydi. İkinci kitap Aşkın Ritmi için ayrıca yorum yazacağımdan burada bahsetmeyeyim en iyisi. Sonuç; eğlenceli bir kitap, okunabilir düzeyde.

Baskı: Aşkın Ritmi (Stage Dive #2)

Serinin birinci kitabı Aşkın Müziği'nden daha eğlenceli, akıcı ve ilgi çekici idi. Bunun sebebi de Malcolm karakteri idi tabi ki. Seriyi beğendim ve devamını da bekliyorum. Bu türü sevenler için tavsiye ederim. (Kısa bir yorum oldu ama ne yapalım. Kısa sürede okudum. Yorum da kısa oldu :)

Baskı: Sıcak (Nefes Nefese Üçlemesi, #1)

Maya Banks'ın okuduğum beşinci kitabı oldu Sıcak kitabı. Daha önce Harlequin'den bir serisini okumuş, çok da beğenmemiştim. Bir tarihi kurgu aşk romanı okumuştum ki, çevirinin kötü olması dışında bol bol başka yazarlardan esintiler taşıyordu. Ben Maya Banks'i derlemeci, uyarlamacı bir yazar olarak görüyorum bu yüzden. Bu kitabı neden aldım derseniz de tamamiyle konuları hakkında çok bilgi sahibi olmadan, çok güzel, süper diye reklam yapan kişiler yüzünden bir anlık gaflete kapılarak set olarak almıştım. İndirimdeydi neyse ki. Üzerinde yazan fiyatı verip okumuş olsaydım ayrıca acı çekiyor olurdum. :) Bu kitaba gelince; bu tarz konusu olan kitaplardan çok örnek okumama rağmen bu kitabı okuyunca bir kez daha anladım ki, dünya pisliklerle dolu bir yer. Beynim ve kalbim kirlendi resmen. Bu kitabı evimde bile tutmayacağım. Bu tarz şeylerin yaşandığını bilmek bile çok kötü. Bir yerlerde insanlar böyle şeyler yaşıyor ve birkaç kişi çıkıyor bunları kağıda döküyor. Bunu yaparken de aşk gibi güzel bir duyguyu işe karıştırarak bu yapılanları normal göstermeye çalışıyor. Kitabın sonu (sözde) mutlu sondu. Nasıl bir mutluluk bu? Böyle bir hayatın içinde mutlu son olabilir mi? Aman kızın ağabeyi de onaylamış ilişkiyi, o da ayrı bir sapkın zaten. Onaylasa ne onaylamasa ne. Kendine baksın önce. Sonuç; biz bu dünyada kötülüklerden çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Bu kitap beni bu soruya sürükledi...

Bir Başka Mavi
10/1014.06.2016

Baskı: Bir Başka Mavi

Amy Harmon'un Tersyüz kitabını okuyup çok beğenmiştim ve 2014 yılında basıldığı için geç kalarak okuduğumu düşünmüştüm. O yüzden Bir Başka Mavi kitabı çıkar çıkmaz aldım ve elimdeki tüm kitapları bırakıp okumaya başladım. Bir nefeste olmasa da (:) şu yoğun günlerimde kısa zamanda bitirdim. Sinemada bir film seyredersiniz, konu sizi sarar ve film bittiğinde o koltuktan kalmak istemezsiniz ya. İşte aynen öyle oldu kitap bittiğinde. Bitirdim ama kapatmak istemedim kitabı. Teşekkür kısmını da okudum, yazarın hayatını da. Sonra baktım bizde yayınlanmayan (henüz) dört kitabı daha var. Ve mutlu oldum. Çok alıntı yapılabilirdi kitaptan ama o alıntıları da yazabilmek için kitabı elimden bırakmam gerekecekti. O yüzden iki adetle sınırlı kaldılar. Özellikle kitaba adını veren "Bir Başka Mavi" kısmını çok beğendim. Konusuna gelince; Blue (mavi) bildiğimiz kızlardan değil pek. Tam bir bela tip. Dikkat çekici giyinmeyi, sivri davranmayı seviyor. Wilson ise iyi çocuk, iyi örnek, öğretmen. Oldukça çetin bir tanışıklıktan sonra arkadaş olmayı başarıyorlar. Gerçekten arkadaş oluyorlar.

Başka Dilde Aşk
8/1014.06.2016

Baskı: Başka Dilde Aşk

Çok reklamı yapılmış kitaplardan biriydi. Zaman içinde o reklamlara kapılmasam da yine de yorumları okuyup satın almaya karar verdiğim bir kitap. Ama... İşte bu ama çok şey içeriyor. Çünkü kitabı okumaya başladığımda bir tutukluk yaşamaya başladım ki genelde bu tarz kitapların iyi örneklerini kısa zamanda okur bitiririm. Tutukluk anlatım tarzındaydı, benim okumama da bulaştı. Çeviri için çok mükemmel diyemeyeceğim. Bazı yerleri anlamadım diyebilirim. Ama not almadım okurken, bu konuda çok şikayetlenmeye de hakkım yok diyebilirim. Esas olarak düşünüldüğünde sıradan olsa da işlenebilecek bir konu yakalansa da yer yer durağanlıklarla konu akışı içindeki boşluklarla çok da iyi işlenememiş. Ayrıca iyi bir aşk romanı olduğunu söyleyenler olmuş yorumlarda ki ben bunu iyi bir aşk romanı olduğunu düşünmedim. Bu türden bana göre daha iyi örnekler okumuştum. Devamı da varmış sanırım serinin ama almayı düşünmüyorum.

Baskı: Aşk Şans İşidir (Lucky Harbor, #4)

Şanslı Liman serisinin ilk üç kitabında üç kız kardeşin Şanslı Liman'a gelmesi ve hayatlarının aşklarıyla tanışmalarından sonra yazarımız şirin kasabasını terketmek istememiş ve yoluna kasabadaki kişilerle devam etmiştir. İlk durağı kasabanın iyi kızı Mallory (ki bu üçüncü kitapta Sawyer'ın eski kız arkadaşı olarak tanıtılmıştı). Tabii onun arkadaşları Amy ve Grace de sırasını bekliyor diye tahmin ediyorum. Hile yapıp yazarın resmi sitesine gitmiyorum ve çıkacak kitabı merak ederek bekliyorum. Sıradaki kim olacak diye. Seri aynı eğlenceli temposuyla devam ediyor. Bu kitapta kasabaya gelen Gizemli Yakışıklı Facebook sayfasının bir numarası oluyor ve tabii Mallory'nin kalbinin de. ABD'li yazarlarda fark ettiğim biri durumu burada belirtmek isterim ki (Rachel Gibson, Emily March ve birçok Harlequin yazarı) kurgu kasabalarında mutlaka özel harekatlardan birileri yaşıyor, halen görevde olan arkadaşları görev sonrası travmalarını atlatmak için oraya gelince ya mesleklerini bırakıyor ya da ara ara ortadan kaybolarak dünyayı kurtarmaya (!) devam ediyorlar. (sanırım artık bu da bir şablon olmuş). Fazla derine inmeden, sıkılmadan zaman geçirmek için ideal kitaplardan.

Yıldız Tozu
8/1014.06.2016

Baskı: Yıldız Tozu

Yıldız Tozu'nu okuyalı birkaç gün oldu. İşe gidip dönerken otobüste okuduğum bir kitap olduğu için de 39 gün gibi bir sürede okumuşum. Hafta sonları ve tatilleri çıkmadan brüt gün sayısı bu tabi. Aslında sürekli okusam kaç günde biterdi. dört beş günde biterdi sanırım. Çünkü konu olarak biraz hüzünlü ve ağır bir yapısı olduğundan ruhum hızla tüketemedi bu kitabı. Konusu beyin ölümü gerçekleşmiş bir kadının hamile olduğunun anlaşılması ve ailesinin onun yaşam destek cihazına bağlı olarak yaşayıp yaşamaması konusunda ikiye ayrılması. Eşinin gözünden mahkeme süreci, duyguları, duygusal karmaşası. Kitap boyunca hüzünlü hava sona yaklaştıkça insanı iyice üzen, ama anlatım olarak akıcı olmasından dolayı okunabilen bir kitap. Güzeldi ya da değildi diye bir şey söyleyemeyeceğim, okunabiliyor ama üzüyor, özellikle yaşanmış kayıplarınız varsa ve henüz tazeyse bu acılar... Bu durumda bir daha düşünün okumayı, okumamayı...

Katran Karası
9/1014.06.2016

Baskı: Katran Karası

Belki spoiler içeriyordur. Büyük ihtimalle içeriyor. Uzun zamandır ismini çok duyup bir türlü okumaya fırsat bulamadığım yazarlardan biriydi Güneş Demirel. Sonunda geçen gün raflara göz gezdirirken kitabına rastlayınca aldım ve okudum. Ben her türden okumayı seven sıradan bir okuyucuyum. İçimi sıkmasın yeter kitaplar. Dünyanın çirkin yüzünü kitaplarda görmeye tahammülüm yok. Dünyada yeterince görüyoruz zaten. Neyse Katran Karası'na gelince; bu bir aşk romanı. Kişiler karşılaşıyor ama hemen çarpıldım üç günde aşık oldum bir günde ayrıldım, yarım günde evlendim türünden değil. Aşk zamana yayılmış, yavaş yavaş gelişmiş. İki kişinin düşüncelerinden sırayla okuyorsunuz ama biri susunca diğeri başlıyor, aynı olayı tekrar tekrar okumuyorsunuz son zamanlarda moda olduğu üzere (Örnek; Jamie McGuire Tatlı Bela, Ayaklı Bela, yazar abartıp aynı zaman dilimi için iki ayrı kişinin bakış açısını ayrı kitaplarda yazmış). Bu yüzden de tek bölüm neredeyse kitap. Karakterler zor kişiler. Yağmur üç günlük bebekken karakol kapısına bırakılan kalbi kırık, hüzün dolu biri. Özgür'ün karakteri kitap ilerledikçe belli ediyor kendini. Yağmur'a yaklaşırken her şey güllük gülistanlık ama elde ettikten sonra başlıyor kaprisler. Bu açıdan bakınca ne kadar çok Özgür var çevremizde onu görüyorsunuz ve bu kitabın sayfalarını buruştursam şu Özgür'ü biraz hırpalasam diye içinizden geçiriyorsunuz (en azından ben, bu arada tabi ki şiddete karşıyız :). Hatta Özgür abartıp o şirkette çalışma, istemiyorum filan diyor ama bu konu sonuca bağlanmıyor ama ben görüyorum sonlarını Yağmur işi bırakmış, Özgür'ün şirketinde çalışmaya başlamış, ama alan değişikliği olduğu için muhasebe kursuna gidip hesapları filan tutuyor artık. Özgür'ün kendi adı gibi Özgür ama nedense çevresine aynı hakkı tanımıyor. Bence Yağmur kısa yoldan bu işten vazgeçmeliydi ama işte aşk önce hoş gelir, sonrası... İşte öyle. Amacından son derece çıkmış kitap yorumuna benzemeyen kitap yorumumu; dili akıcı, konu güzel işlenmiş ve sürükleyici, bu türü sevenlere tavsiye edilir şeklinde bitiriyorum

Baskı: Yemek Cennetten Çıkmadır!

Uzun zamandır elimde olan yarım kitaplarından biriydi Yemek Cennetten Çıkmadır!. Uzun zamanda okudum çünkü bu kitabı alırken biraz daha eğlenceli bir kitap beklemiş olmam. Ama beklentimin aksine insan ilişkilerinin ağırlıklı olduğu bir kitapla karşılaştım. Eski bir aile dostlarının kanser olmasıyla onunla ilgilenen bir kadın, anneyle sorunlu ilişkiler ve bu kitapların olmazsa olmazı sırlar. Ve tabi ki adıyla bağlantılı olarak yemek yemeye değişik bakış açıları. Kitabın anlatımı ve çevirisi güzeldi. Yabancı gelebilecek yemek isimleri dipnotlarla açıklanmıştı. Baskısına yayınevi tarafından özen gösterildiği belli olan kitapları seviyorum zaten. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşündüm kitap bittiği zaman. Yazarı daha önce okumadıysanız ve bu tür kitapları seviyorsanız, bir şans verebilirsiniz.

Baskı: Her Şey Senin Uğruna (Highlander Serisi 1)

Yazarın kitaplarını seri halinde aldığım için tümü bitince yorumlamak istedim. üç kitap bittikten sonra aklımda kalan İskoçya'da taht için oynanan oyunlar oldu. Bir de yanılgı yaşadım bittiklerinde. Sanki kitaplar Chattan kızkardeşlerin serisiymiş gibi. Çünkü ilk kitap hariç, ikinci ve üçüncü kitaplar Chattan kızkardeşlere ait ve son kitapta üvey kız kardeşle tanışıyoruz uzaktan. Yazarın şu an serisinin dördüncü kitabını internette kayıtlı bulamamakla birlikte büyük ihtimalle Roan'la devam edecek. Ayrıca serideki kitaplar birbirinden bağımsız olarak çok rahat da okunabilir. Kitapları birbirine bağlayan politik oyunlar ve olaylar sadece, bu kısım serinin devamlılığını, kronolojisini sağlıyor. Serinin ilk kitabında yani bu kitapta, köyüne baskın yapılıp onlarca köylüsünü katleden düşmanının kızını kaçıran Torin ile düşmanın kötü babası tarafından ezilmiş kızı Shannon'un hikayesini okuyoruz. Shannon'u başkasıyla evlenmek için yola çıktığında bu evliliği engellemek için kaçırıyor. Klasik bir İskoç hikayesi, akıcı bir anlatımı var, okunabilir. Bu tarz kitapları okurken ben bunu bir başka yerde daha okumuştum hissine kapılmadan okunabiliyor.

Baskı: Seninle Ya da Sensiz (Highlander Serisi 2)

Serinin ikinci kitabına, ilk kitapta tanıştığımız Connor ile devam ediyoruz. Hatırlayacağımız gibi Connor anlaşmalı bir evlilik (kızın babasıyla ittifak anlaşması) yapacaktır ve nişanlısının adı başka biriyle dedikoduya karışmıştır. Bu kitapta nişanlı yani Deirdre tarafından aldatıldığını gözüyle gören Connor, müstakbel rahibe adayı baldızını kaçırır ve evlenmek için baskı yapar. Bir Chattan gelinine ihtiyacı vardır ve boşta kalan tek Chattan kızı Brina'dır. Ve kitap böyle başlayıp devam eder. Akıcı anlatımı ile okunabilir kitaplardan biri.

Sevgi Uğruna
1/1014.06.2016

Baskı: Sevgi Uğruna

Tam 704 günde okumak için çabalamışım bu kitabı. Ne düşünerek satın aldığımı bile unuttum ama aldığımda yeni baskı bir kitaptı ve bir süre okunmayı bekledi kitaplığımda. Yazarın ilk kitabı. Değişik bir şey yazmaya çalışmış, kitabın adı Finny olmasına rağmen Finny'nin karakteri konusunda pek aydınlanmıyorsunuz. Ama yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde okuyorsunuz. Uzun bir zaman dilimini anlatıyor kitap. 20 yıl. Ama son on yıl üç beş paragrafta özet geçilmiş. İlişkiler demiş yazar özetlemiş, iş: .... ev:... Sonra tekrar ayrıntılı yazmış. Neyse son derece sıkıcı, bunaltıcı, anlatım tarzı durağan bir kitaptı. Bitsin diye bitirdim. 2015 bitmeden yarım kitabım kalmasın. Sonuç: sevmedim, tavsiye etmiyorum.

ÖncekiSayfa 5 / 13Sonraki