Özdenak
@Özdenak

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Gitmene Asla İzin Vermeyeceğim

Uzun zaman kitaplığımda bekledikten sonra okumaya fırsat bulduğum kitap aslında uzun süre beklemesine değmedi. Güzel yazılmış olsa da içinde yazımdan ya da çeviriden kaynaklı hatalar vardı. Historical bir kitapta Osmanlı İmparatorluğunun olduğu dönemden Türkiye diye bahsedilmesi bu tarihi hatalardan sadece biriydi. Maalesef diğerlerini not etmediğimden hatırlamıyorum. Maalesef konu tam akmadı ve duygu yoğunluğu ya da olay örgüsü akıcılıktan uzaktı. Sıkıcı bu kitap için söyleyebileceğim tek şey.

Baskı: Yeni Bir Düş - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #6)

Serinin son kitabı Yeni Bir Düş. Bu kitap benim ilk okuduğum Nora Roberts kitabı olması açısından farklı bir yere sahiptir. Natasha'nın ünlü bir balerin olan kızı Kate doğduğu kasaba döner ve marangoz Brody ve onun oğlu Jack ile tanışır. Kate inatçı ve hedefe doğru hızla yürüyen biri. Brody oğlunu çok düşünen bir baba. Jack "bizimle evlenir misin Kate?" diyerek okuyan herkesi gözyaşlarına boğan tatlı mı tatlı bir çocuk. Bir kitapla bir okur bir yazarı en sevdiğim listesine alır mı? Evet. O benim işte. Final kitabı son derece güzel, muhteşem.

Baskı: Nick'i Beklerken - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #5)

Serinin beşinci kitabı; Nick'i Beklerken. Freddie (Natasha ve Spence'in kızları), ve Nick (Zack'in üvey kardeşi). Freddie artık 24 yaşına gelmiştir ve New York'a Nick'i elde etmek için gider ve yerleşir. İyi bir söz yazarıdır ve Nick de besteci. 10 yıl Nick'e aşık bir şekilde yaşamıştır. Nick dışında herkes bunun farkındadır ve düğün çanlarının ne zaman çalacağını beklemektedir aile. Evet yine sıcacık aile ortamının, gürültülü yemeklerin, ateşli bir aşkın içinde bir kitap. Bu kitapta aile olmak adına kan bağı gerekli değildir teması da güzelce işlenmiş.

Baskı: Güvenim Sonsuz - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #4)

Serinin dördüncü kitabı Güvenim Sonsuz. Alex ile Bess. En eğlenceli olan kitap diyebilirim. Bess pembe dizi yazarı ve her gittiği yerde dizisi ile ilgili kullanabileceği olayları not alıyor. İnsanlarla hemen sohbete başlıyor. Alex klasik bir güzelliği olmayan rengarenk giyinen bu kadına mıknatıs gibi çekiliyor. Güvenemiyor çünkü Bess teklif eden herkesle nişanlanmış. Sebebi kırmak istememesi. Ama bir şekilde onlara başka insanlar bularak başından atmış. Güzeldi. Geleneksel yemekte artık çocuk sayısı karışmaya başladı. Hesabını tutamaz hale geldim.

Baskı: Duygu Fırtınası - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #3)

Serinin üçüncü kitabı Duygu Fırtınası. Zack Muldoon ve Rachel. Ve tabi ki Nick. Zack'in üvey kardeşi Nick suç işleyince kamu avukatı Rachel devreye giriyor. Nick'in kendisine olan ilgisini anlamazken Zack ile yakınlaşıyor. Buradaki Rachel'ı hep Gece Hikayeleri'ndeki Deborah'ı aklıma getirdi hep. O seriyi de ayrı severim zaten. Bu kitapta son derece güzeldi. Geleneksel yemekte ailenin iyice genişlediğini görüyor ve Freddie'nin Nick'e tutulduğu ana şahit oluyoruz. Nora Roberts sevenlerin okuması gereken bir seri. Yeni kitaplarından çok daha güzel.

Baskı: Kalbinin Sesini Dinle - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #2)

Serinin ikinci kitabı Kalbinin Sesini Dinle. Mikhail ve Sydney. Ünlü bir sanatçı Mikhail ve onunla ilk karşılaşmalarında bunu bilmeyerek onu marangoz olarak işe alan Sydney. Mikhail aşkından emin ama Sydney çekimser. Kitap su gibi akıp giderken, Natasha ve Spence'in bir oğlu olduğunu öğreniyoruz geleneksel yemekte. Sydney'in annesine de sinir oluyoruz bu arada. Kızının arkadaşına asılıyor bolca ve başkasına yönlendirmeye çalışıyor Sydney'i de. Serinin temposunu düşürmeyen bir kitap. Hayal kırıklığına uğratmıyor.

Baskı: Aşk Senfonisi - (The Stanislaskis: Those Wild Ukrainians, #1)

Serinin ilk kitabında Natasha ve Spence Kimball'ı görüyoruz. Natasha eski bir balerin, Spence klasik müzik bestecisi. Spence kötü bir evlilik geçirmiş, küçük bir de kızı var ki onu da ilerideki kitaplarda okuyacağımız Freddie. Natasha ise çok kötü bir ilişkiden çıkmış. Ve kendini küçük bir kasabaya hapsetmiş. Kaybettiği çocuğunu kalbinde taşıyarak oyuncak mağazası işletiyor. Spence ilk günden aşkından emin ve Natasha'yı da ikna ediyor. Son derece duygu yüklü, romantik bir kitap. Tabi bu kitapta Stanislaskis ailesiyle tanışıyoruz ve her kitapta geleneksel hale gelecek aile yemeğine katılıyoruz kahramanlarımızla birlikte. Nora Roberts'ın duygu yüklü kitaplarından birisi. Kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor.

Güz Fırtınası
10/1023.06.2016

Baskı: Güz Fırtınası

Böyle bir kitaba yorum yapabilir miyim bilmiyorum. Çünkü o kadar güzel yazılmış ki, benim yazacağım birkaç satır yazı yanında çok sönük kalacaktır. Yine de kitap hakkında bir şeyler yazmaya çalışacağım. Öncelikle Rita Hunter'ın yazdığı her kitabı en az bir kere okumuşumdur. Bazılarını iki kere de okumuşluğum vardır. Yazarın, Kalbimi Çaldın kitabını okuduğum zaman çok beğenmiş ve aklımın bir köşesine yazmıştım. Daha sonra aslında bir Türk olduğunu öğrenmiş ve her çıkan kitabını okumaya başlamıştım. Çoğu yabancı yazarların kitabında alamadığım tadı bu kitaplarda buldum. Ateş Serisi favori kitaplarımın arasına girse bile (o muhteşem üçlü Davina, Sophie, İsabel), Güz Fırtınası'nı okuyana kadar en beğendiğim Siyah Kadife'ydi. Güz Fırtınası ile çıta yine yükselmiş. Her bir kitap bir öncekinden daha güzel olmuş. En sevdiğim kavramı kaybolmuş, hepsini çok sevmişim. Karakterlere gelince; Jane, ne tatlı bir kitap karakteridir öyle. Biri güldüğünde gülen, ağladığında ağlayan (azıcık empat), çokça konuşan, lafını sözünü esirgemeyen, susmak istediği zaman bile gereken yerde durmayı başaramayan, fantastik kitap yazan ve büyük ihtimalle yazdıklarının çoğuna inanan, şeker mi şeker bir karakter. Üstelik Jane'in annesiyle, kız kardeşiyle, küçük erkek kardeşiyle diyalogları harika. Alexander, durgun bir kişilik. Çevresindekileri düşünen, yardımsever, düklüğü kendisine bir yük olarak görüyor. Kendisi zaten zengin ama unvan gelince servetini bakımsız kalmış arazi ve evlere, ödenmeyen personel ücretlerine harcıyor. Ama onun da arkasından kendini takip eden bir dedikodu var. İnkar etmiyor ve kendini açıklamıyor. Jane onu gördüğü zaman bu dedikodunun doğru olmadığını hissediyor ama gerekli açıklamaları alamadığı için de zor durumda kalıyor. Baktığınız zaman böyle birbirinden aykırı iki tip nasıl oldu da aşık olabildiler diye düşünmeden duramıyor insan. Üstelik her karşılaşmaları garip, değişik ve olaylıyken. Hatta kız adamın yüzüne yüzüne tuz atıp, göz göre göre inkar etmişken (en sevdiğim hatta çok yüksek sesle güldüğüm yerlerden biri). Ama oluyor işte. Yazarımız çok usta, karakterlerimiz ayrı gayrı da olsa öyle doğal bir şekilde aşık oluyorlar ki fark etmeden siz de onların aşkının şahidi oluyorsunuz. Kitapta aklımda yer eden pek çok yer var. Tuz, kütüphane, kurtarma, başkasıyla dans, yağmur altında ve öncesi, Chris'le ölüm senaryoları, Chris'le süt-kurabiye, eve ağaç düşmesi ve ... okuyanlar anladı. Yani ben kitabın tümünü iyice sindirmişim. Aslına bakarsanız sanki uzun bir kitap gibi geliyor ama okuyunca doyamıyorsunuz. Ayrıca kitap görsel anlamda bir şölen olmuş. İç ve dış tasarımları görünce ilk gün sadece benimle kanepede durdu kitap. Okumaya başlamadan bir yarım gün yanyana oturduk. Ev sakinleşsin, okumaya başlayayım diye de can attım o ayrı konu. Ve kararım, yaz tatilinden dönüşte, hani yazarımız dinlenip yeni kitap yazana kadar tüm kitapları tekrar sil baştan okumak istiyorum. Sonuç; Çok beğendim, tekrar okuyasım var.

Aşk Tutulması
10/1014.06.2016

Baskı: Aşk Tutulması

Kitap Üç Öpücük Serisi'ne ait ilk kitap. Aslında kitaba başlamak konuşunda kararsızdım. Çünkü devamı basılmamıştı ülkemizde. Çok mu kötü acaba diye düşündüm. Yine de okuyup en azından elimden çıkarırım diye okumaya başladım. Çok hoşuma gitti. Hoş, romantik, akıcı bir hikayesi var. Özellikle "onun gözlerine bakmamak gerektiğini herkes bilir." diyerek Alessandra'nın gözlerinden kaçan kasaba halkı çok şirindi. Çünkü çok duygusal Alessandra hemen gözleri dolarak insanlara gözyaşlarının gücüyle istediklerini yaptırıyor. Sonunda başından sonuna çok romantik, duygu dolu, şirin bir roman. Temposu hiç düşmüyor.

Dostluk Ekmeği
10/1014.06.2016

Baskı: Dostluk Ekmeği

İlk çıktığı zamanlarda okuduğum, beğendiğim bir kitaptı. Umut Mevsimi isimli kitabı çıkınca yazarın konusunu okumadan aldım, uzunca bir süre de okunmayı bekledi kitaplığımda. Okumaya başlayınca kişiler tanıdık gelmeye başladı. Madeline, Connie, Hannah. Ben de hatırlamak için yeniden okudum Dostluk Ekmeğini. Avalon kasabasında ön planda üç kadının hikayesiyle başlıyor Dostluk Ekmeği. Ve onların bir şekilde arkadaş olmalarıyla acılarını paylaşarak yakınlaşmalarıyla ve arka planda kasaba halkıyla da tanışarak geçiyor kitap. Çocuğunu kaybeden bir annenin hayata yeniden bağlanması çok güzel işlenmiş. İnsan ilişkileri, dostluklar, yardımseverlik kitabın temelini oluşturmuş. Tabi içinde ekmeğin tarifi de var ama ben cesaret edemedim 10 gün mayalanır mı bir ekmek, ekşimez mi hamur. Puding konuyor içine, bir ton soru işareti??? Sonuç beğendim.

Umut Mevsimi
10/1014.06.2016

Baskı: Umut Mevsimi

Avalon kasabasında hayat devam ediyor. Seri bilgisi dahilinde gözükmese de Dostluk Ekmeği'nin devamı niteliğinde kitap. Sadece bu sefer Julia yok. Hannah, Madeline, Connie ve Edi (gazete haberlerinde). Ve kitabın esas kahramanı Bettie. Çok sevimli, şirin bir kahramanın çevresinde dönüyor bu defa konu. Ve Koleksiyon Defteri meselesi var bir de. Okurken benim bile Koleksiyon Defteri düzenleyesim geldi. Belki bir gün. Sonuç olarak sımsıcacık dostluk dolu,affetmeyi öğreten bu kitabı da beğendim.

Baskı: Evine Hoş Geldin (Eternity Springs #1)

Ne yazılabilir bu kitap hakkında bilemeden başlıyorum yazmaya. Biraz karışıktı olay örgüsü. Kadın veteriner, eski eşi tarafindan aldatılmış. Adam peyzaj mimarı ama ikide bir babası sandığım ölen birinden bahsediliyor ki onun aslında adam olduğunu tanık koruma gibi bir programda olduğunu kitabın yarısında anladım. Adam casusmuş aslında. Neden sadece peyzaj mimarı olamıyor illa casusluk karışıyor anlamadım. Sandım ki bir olay olacak casuslukla ilgili de oraya bağlayacak ama yok. Hiç bir şey olmadı. Üstelik hoş değildi davranışları. Kadın hastanelik oluyor adam kapıda bırakıp kaçıyor. Yine de kadın affediyor. Karakterler pek yerine oturmamıştı. Devamını okur muyum bilemiyorum. Sanırım okumam.

Kır Çiçeği Tepesi
8/1014.06.2016

Baskı: Kır Çiçeği Tepesi

Yazarın yazacağı çok şey varmış ama ne yazık ki sadece bir kitapta biraz yarım da olsa güzel bir kurgu ortaya çıkarmış. Hani öyle ki seri olsa yaklaşık üç kitap çıkardı çok rahatlıkla. Battie, Emma ve Lucy ayrı ayrı ele alınsa ne kadar güzel olurmuş. Emma'nın hikayesi neyse ki o kadar hüzünlü değildi kitaptaki aşırı hüznü dengelemiş. Kitap olarak fena değildi ama yaz kitabı olarak tatil bavuluma almıştım, biraz hüzünlü oldu.

Baskı: Fırsatçı (Love Me With Lies #1)

Kitaba başladığımda beklentim yaz için güzel vakit geçirecek kolay okunan eğlenceli, romantik ve biraz tehlike barındıran genç yetişkin tarzı bir kitap okumaktı. Beklentimin çok dışında bir kitapla karşılaştım demeliyim. Biraz hayal kırıklığı yaratsa da ara sıra, kitabın toplamına baktığımda güzel bir kitap olduğunu görebiliyorum. Son 20-30 sayfası iyi ki okudum bu kitabı diye düşündürdü. Bu bir mutlu son kitabı değil. Aslında kitaptaki herkes için mutlu son var ama bu bir ya olsaydı - keşke kitabı. Güzeldi. Buruktu.

Baskı: Tehlikeli Kızıl (Love Me With Lies #2)

Birinci kitap Fırsatçı da Olivia pek çok kötü şey yapmıştı ve Leah'ı çok kötü biri olarak görüyordu ben de öyle gördüm haliyle Tehlikeli Kızıl'ı okuyana kadar. Bu kitabı okuyunca kitabın son sayfasına gelene kadar Leah'a hak verdim olayların devamını ve geri dönüşlerde de geçmişte olanları okuyunca %100 haklıydı kendince. Çok hoş, akıcı ve değişikti, kötü karakterin gözünden olaylara bakmak ilginçti. Birinci kitaptan daha güzeldi.

Baskı: Hırsız (Love Me With Lies #3)

Üç kitaplık bir serinin son kitabı. 10 yılı aşkın bir süreci anlatıyor iki kişinin ilişkisinde ve üçüncü bir kişi karışıyor hayatlarına. Geçmiş ve bugünün anlatıldığı, ilişkilerin gelgitleriyle dolu 10 yıllık süre ve üç kitap. İlk iki kitap iki kadının gözünden olaylar duygular anlatılıyor. Bu kitapta o kadınların hayatındaki erkeğin gözünden. Kadınların (ki ikisi de birbirinden tehlikeli ve zehirli) bir adamı nasıl çaresiz bıraktığını okuyoruz. Olayların içinde sürükleniyor. Tuzağa düşürülüyor, istediği olmuyor, oldurulmuyor. İstemediği tarafından hayatının kontrolü elinden alınıyor. Çoğu bölümün yarısında kapattım, dayanamadım yeniden okumaya devam ettim. Bölüm sonlarında "çıldıracağım ya" dedim. Bitti, ben de bittim demeyeceğim ama bu kitapları sindirmek için bir kaç saat yeni bir kitaba başlamayacağım. Bu arada kapaklara takılmayın içinde +18 lik bir durum yok. Daha çok entrikalar ve duygular (bol bol) var. Bu tür sevenlere tavsiye ederim. Ben sevdim. (sanırım). :)

Baskı: Aşkın Büyüsü (Pacific Heat, #1)

Aşkın Büyüsü, Pasific Heat serisine ait ilk kitap. Daha önce Lucky Harbor Serisini çok beğendiğimden beklentim biraz yüksek başladım kitaba. Güzeldi, eğlenceliydi. Ama çok fazla beyzbol içeriyordu. Uzun bir zaman dilimi, çok hızlı hoooop diye geçiştiriverilmiş. Biraz üstünkörü olmuş bu kitap.

Baskı: Yalancı Sevda (Pacific Heat, #2)

Pasific Heat serisinin ilk kitabındaki hayal kırıklığından sonra bu kitap çok güzel geldi. İkinci kitap birden güzeldi. Boşlukları doldurmak gerekmedi. Duygular, aşk, arkadaşlıklar güzeldi. Wade'in babasıyla ilgili yaşadıkları, çelişkileri güzel işlenmişti.

Baskı: Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi

Konusunda bir köpek çöpçatanı var. Nasıl mı? Zamanında insanlar tarafından sahiplenerek şirin tatlı yavruluk zamanları ve sahiplerinin hevesi geçince sokağa atılan hayvanlara yeni sahiplerini bulana kadar evinde bakan bir kahramanımız var. Annesine, erkek arkadaşına rağmen direniyor ve bu hayvanlara özveriyle bakıyor. Onları uygun insanlarla eşleştiriliyor. Aslında tam çerezlik bir kitap olmasına rağmen güzel dersler vardı içinde. Birincisi evcil hayvanlar dükkandan satın alınmamalıdır. Bu hayvanlar üretilirken acı çekmektedirler ve genetik olarak yapıları bozulmaktadır. İkincisi bir hayvanı sahipleniyorsanız ona ömrünüz ya da onun ömrü bitene kadar sorumluluk alıyorsunuz ve bakmak zorundasınız. (Bu konuda benim konuşmamam gerek aslında. Kızım iki kedi sahiplendi ve ben onlarla anlaşamayınca anneme verdim. En azından evi bahçeli hayvanlar apartman dairesinde kapalı kalmaktan kurtuldular ama hala vicdan azabı çekiyorum.) Ayrıca herkes ikinci bir şansı hak eder. Şans verin değerlendirip değerlendirmemeyi karşı tarafa bırakın. (Bu konuya hiç girmiyorum bile:) Büyük puntoluydu. Nemesis yayınevi bu punto konusunu ayarlamalı diyorum. Bazı kitaplar göz yoruyor bazısı devasa puntolara sahip. (yazdım onlara da:) Eğlenceli bir kitaptı.

Baskı: Sürpriz Balayı ( Dare Me #1)

Üç puan verdim. Çok mu acımasızım bilemedim. Ama devasa puntolu, konusu bilindik ama yazımı hiç akıcı olmayan, komik yanı bulunmayan, duygusala bağlamayan her yönden eksik bir kitap için bu puan bile fazla. Üstelik yaklaşık üç günümü harcadı. Bu yazarı sildim listelerimden. Başka bir kitabını okumayı düşünmüyorum. Harlequin kitapları okurum daha iyi. En azından yazarları nerede duygusallaştıracaklarını, nerede geçmişteki yaşantıyı bugüne yansıtacaklarını usta bir şekilde yapıyorlar.

Baskı: Evimdeki Yabancı (Sons of Scandal #1)

Evimdeki Yabancı bir serinin ilk kitabı olmasına rağmen içinde barındırdığı Simon Wade karakteri yazarın başka bir kitabında yer alan bir karakter. Sisters of Willow Pond Serisi'nin üçüncüsü olan The Viscount in Her Bedroom kitabının ana karakteri. Okurken merak edip şöyle bir aradım internette. Simon Wade'in kitabı Türkçe'ye çevirilmemiş. Belki böylesi daha doğru olmuştur. Çünkü kitap o kadar çok yazım hatasıyla doluydu ki içimde emekli olunca bir yayınevinde düzeltmen olma ihtiyacı doğurdu. Hatta bedavaya bile yapabilirim. Edebi bir kitap okumamış olabilirim ama bu ben de düzgün basılmış, özen gösterilmiş bir kitap okumak istiyorum. Olay örgüsü de ne yazık ki yazardan kaynaklı zayıftı. Kız babasından kalan viyolayı istiyor. Adam kızın annesinden kumarda kazanmış ve bunun için iddiaya giriyorlar ki. Kızın bu arada beş parasız evsiz olması içinde bulunduğu çaresizlik göz ardı edilmiş. Saçma sapan bir iddia. Bazı yerler güzeldi ve kitap için umut vaat etse de son sayfalarda referans yazmaları (reverans) tüm umutlarımı aldı gitti. Bu kitaptan güzel bir şey çıkar mıydı bilmiyorum. Kararsız kaldım.

Füreya
10/1014.06.2016

Baskı: Füreya

"Füreya" Türkiye'nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral'ın hayatını anlatan biyografik bir roman. Füreya'nın hayatının yanında, onun hayatında yer alan pek çok kişinin de hayatlarından kesitler okuyoruz. Halikarnas Balıkçısı onun dayısı oluyor ki babasını öldürüşü, hapis hayatı, Bodrum yılları ve en son cenazesini (cenazesinde gözyaşlarımı tutamadım -zaten sulugözüm-), teyzesi Aliye Berger (ünlü gravür sanatçısı), yine teyzesi Fahrünisa Zeyit (ünlü ressam) ve en önemlisi Atatürk'ün hayatının son üç yılını okuyoruz. Bütün bunların yanında bir ömrün nasıl hızla akıp gittiğini görüyoruz. Füreya üniversiteden mezun olunca öğretmen olmak istiyor ama önüne engeller çıkıyor. Hayatının akışından ancak 37 yaşında hastalanınca bir şeyler yapmaya fırsat buluyor ve ne yapabileceğini düşünüyor. 15 yıl su gibi akıp gidiyor. Ama hiç bir zaman geç değildir. O yaştan sonra başlıyor seramik sanatına. Aslında kitapları anlatmam ama zaten bu kitabın konusu biyografik olunca başka bir yerden çok daha fazlası öğrenilebilir benim anlattıklarımdan. İyi ki okumuşum :)

Baskı: Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

Yorum yazmaya başlarken hep aynı tıkanıklığı yaşıyorum. Bu çerez kitapta ne çıkar? Öncelikle yazarı ilk defa okudum ve akıcı bir yazım tarzı var. Konu tıkanmadı, sıkmadı. Karakterler tam oturmuş, olaylar yerli yerinde (son zamanlarda bir kaç tane bu tür kitapta hayal kırıklığına uğramıştım) Serinin ilk kitabı. Bitirdiğim zaman düşündüm devamını alır mıyım almaz mıyım? Hani çok beğendiğim yazarlar var, okunacak dünya kadar kitap birikti, bilemiyorum. Belki de bırakıyorum. Denk gelirse serinin devamını okurum sanırım. Okunmayacak gibi değil. Mutlaka okumalıyım, çok merak ediyorum da değil ama :) Gel de çık işin içinden. Ayrıca bu kitap tamamıyla bomboş bir kitap değil. Ergen psikolojisi üzerine ders çıkarılabilir. Ayrıca erken yaşta alkole başlamak, alkolü bırakmak, bir ergene nasıl ulaşılır diye kendince çözüm bulmuş. İşe yarar mı bilinmez. Yoruma benzemeyen bir yorumun daha sonuna geldim. (Ben yorumda konu anlatmayı sevmiyorum, kim ergen, kim alkolik okuyanlar bulsun) Bitti. :)

Masum Yalan
8/1014.06.2016

Baskı: Masum Yalan

Laura Landon kitaplarını almış ve uzun süredir kitaplığımda bekliyorlardı. Bence çok bekletmişim. Hatta yazarın Türkçe'ye sadece üç kitabının çevrildiğini düşünürsek ülkemizde son derece geç fark edilmiş diyebilirim. Son dönemde okuduğum çeviri kitaplar arasında en iyisi diyebilirim. Konu çok güzel yerine oturmuş, karakterler, diyaloglar çok iyi. Favori yazarlarım arasına aldığım bir yazar. Kitabın konusu tanıtımda zaten verilmiş. O yüzden yorumda yazmama gerek yok diyorum. Sadece kitabın benim beklentilerime cevap verdiğini söyleyebilirim. Sonuç güzeldi. Ayrıca kitabın özenli ve düzgün baskısı da, tercümesinin akıcılığı da yayınevine teşekkür gerektiriyor. (Aslında işlerini yapıyorlar ama bazı kitapları alıyorum sırf baskı hataları yüzünden konudan kitaptan soğuyorum)

ÖncekiSayfa 4 / 13Sonraki