Joseph
@Joseph

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)

http://kralicekitap.blogspot.com.tr/2014/11/kitap-yorumu-duman-ve-kemigin-kz-laini_71.html Şu an bu kitabı nasıl yorumlarım, inanın bana hiçbir fikrim yok. Sadece gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki, uzun zamandır okuduğum en güzel ve en değişik kitaplardan biriydi. İlk olarak, daha iyi kavrayabilmek açısından kitaptaki türleri tanıtmak istiyorum. Yazarımız, kitabında üç türü ele almış. İnsanlar, Kimeralar ve Melekler! Kimeralar, Yunan Mitolojisi'nde de geçen, tek bir vücutta çeşitli canlıların kimi uzuvlarına sahip varlıklar. Örneğin, normal bir insanın yüzüne sahipken, başının üzerinde boynuzları var ve bacaklarının alt tarafı ceylan bacakları şeklinde. Ya da kafası bir koça aitken, gövdesi bir ayının, ayak ve elleri ise tıpkı köpeklerin ki gibi. Kitapta baş karakterlerden biri olarak sayılabilecek olan, Brimstone da bir Kimera. Diş aldığı ve karşılığında dilekçikler verdiği bir dükkanı var. Dişlerin ne işe yaradığını, ne için kullanıldığını kitabın sonlarına doğru öğreneceğiz. Bana çok ilginç geldi doğrusu. Öğrendikten sonra, "Vay be, insanlar hayal ediyor." dedim. Çok mantıklı aslında ama ben kırk yıl düşünmüş olsam yine aklıma gelmezdi. Melekler, bu kitapta biraz daha farklı ele alınmış. "Tanrı" kavramı işin içinde yoktu. Kendi özgür iradelerine sahiptiler ve normal bir şekilde, bir kadın ve erkekten dünyaya gelmiştiler. Binlerce yıldır, doğmalarının tek amacı Kimera ırkı ile olan savaşta yer almak. Beş yaşlarında bir savaşçı olmak için eğitime başlıyorlar ve ömürlerinin sonuna kadar savaşıyorlar. Kitabımızdaki erkek karakterimiz bir Melek. Akiva. Akiva, savaşta yaralanıyor ve bir Kimera tarafından kurtarılıyor. Kızın güzelliği karşısında dünyası alt üst oluyor ve her şeye, yaşadıkları düzene daha farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Ardından bir takım olaylar sonucu aşık olduğu kızı kaybediyor ve intikam almak üzere yemin ediyor. Kadın karakterimiz olan Karou, kendini bildi bileli Brimstone'un dükkanında yaşayan ve yaşı biraz büyüdüğünde onun ayak işlerine bakan, ilginç dövmelere sahip, mavi saçlı bir kız. Küçük yaşlardan beri, kendini koruyabilmek için Brimstone'un isteği ile çeşitli dövüş sanatlarında eğitim almış. Dünya'daki işlerini hallettikten sonra dükkana, bu dünyaya ait olmayan çeşitli kapılar sayesinde girip çıkıyor. Fakat bir gün bütün kapılar, el izi ile işaretleniyor ve yanmaya başlıyor. Dükkan'a giremeyen ve çaresiz kalan Karou yeniden Brimstone'a ulaşabilmek için her yolu denemeye başlıyor. Bu sırada düşman olarak gördüğü Akiva ile karşılaşıyor ve olaylar tam olarak başlamış oluyor... Bundan sonrası spoiler içerir. Akiva ve Karou'nun aşkını sevmiş olsam da, çok çabuk olduğunu düşünüyorum. Daha dün birbirlerini deşerken, ertesi gün aşkla bakmaya, dayanılmaz bir çekim hissetmeye başladılar. Karou'nın kimliği düşünülünce bu da çok anormal gelmiyor ama bunları okurken kızın gerçekte kim olduğunu bilmediğimiz için beni çok rahatsız etti. Spoiler bitti. Özetle, sonunu deli gibi merak ettiğim, bir an önce öğrenmek için sabırsızlandığım bir kitaptı. Bir serinin ilk kitabı olarak değerlendirdiğimizde de başarılı olduğunu düşünüyorum. Okumayı düşünen varsa gönül rahatlığıyla başlayabilir. Son olarak, seri hakkında kısa bir bilgilendirme yapayım. Serimiz, üç kitaptan oluşuyor. Sırasıyla, Duman ve Kemiğin Kızı, Days of Blood & Starlight, Dreams of Gods & Monsters. İkinci kitabı, Artemis bu aralar çıkarıyor diye biliyorum. Çıkarmış da olabilir. Çok fazla zamanım olmadığı için bakamadım. Bir de ek olarak, ikinci kitapla üçüncü kitap arasında çıkmış olan, Night of Cake & Puppets diye bir kitap var. Tam olarak devam kitabı olmasa da seriyle alakalı.

Baskı: Kayıp Kahraman (Olimpos Kahramanları #1)

Yan serimizin ilk kitabını okuma fırsatını sonunda bulabildim. ^^ Aslında kitap yaz başından beri elimde ama Percy Jakson ve Olimposlular bittikten sonra hemen yeni bir maceraya başlamak istemedim. Okuduktan sonra da daha önce okumadığıma pişman oldum. :D Piper, Leo, Jason... Hepsini ayrı ayrı sevdim. Kitabımız bir otobüste başlıyor. Jason uyanıyor ve bir de bakıyor ki ismi dahil hiçbir şeyi hatırlamıyor. Yanında da en yakın arkadaşı olduğunu iddia eden Leo ve sevgilisi olduğunu öğrendiği Piper duruyor. Fırtına ruhları tarafından saldırıya uğruyorlar ve ardından yolları Melez Kampı'na düşüyor. Kitabımız, tam olarak burada başlıyor... Kitap benim beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Riordan hangi hikayeyi nerede kullanacağını çok iyi biliyor. Ki kitaplarının bu kadar başarılı olmasının sebebi de bu bence. Çünkü Yunan ve Roma mitolojisinde o kadar çok efsane var ki... Kitapla ilgili beni mutlu eden en büyük şeylerden biri de başka Tanrı ve Tanrıça'ların daha yakından tanıtılmış olmasıydı. Aynı şeyler tekrar edilmemişti. Eminim ki, serinin diğer kitapları ilkinden çok daha güzel olacak. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. :') http://kralicekitap.blogspot.com.tr/2014/09/kitap-yorumu-kayp-kahraman-rick-riordan.html

Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)

Bence kitabın konuya girişi hızlı ve mantıksızdı. Beni rahatsız eden hatta kitabı bir süre bırakmama sebep olan tek unsur ilk altmış ya da yetmiş sayfaydı. Asıl konuyu okumaya başladıktan sonra kitap hoşuma gitti ama eğer başı biraz daha özenle yazılmış olsaydı çok daha güzel olabilirdi. Bu ana karakteri Hades olarak yazılmış okuduğum üçüncü kitaptı. Diğerlerinden çok daha farklı olduğunu söyleyebilirim. Değişik bir bakış açısı yakalamış yazar. Devam kitaplarını hemen olmasa da almayı düşünüyorum.

Bela (Bela, #1)
8/1004.07.2014

Baskı: Bela (Bela, #1)

Nasıl bittiğini anlayamadığım bir kitap oldu... Anlatım dili çok yalın o yüzden insanı yormuyor. Zamanı olanın bir günde bile bitirebileceği bir kitap. Devamını merakla bekliyorum.

Baskı: Yaratıcı (Yaratıcı Dünya, #1)

Okuduğum ilginç kitapların arasına bir yenisi daha eklendi. :D Böyle ilginç konuları okumayı çok seviyorum. Yazar olsun, çevirmen olsun gayet iyi iş çıkarmışlardı. Bir başlangıç kitabına göre de gayet iyiydi. İkinci kitap bir an önce çıksa diye düşünürken bir de baktım ki DEX bu ay yeni kitabı çıkarmış. Mutluluk budur! :D

Baskı: Son Olimposlu (Percy Jackson ve Olimposlular #5)

Kesinlikle mükemmel bir finaldi... Her şey öyle güzel bir şekilde birbirine bağlandı ki... Percy, Annabeth, Luke, Rachel... Serinin en bomba kitabıydı.

Baskı: Tatlı Bela (Beautiful, #1)

Travis... Sonunda seninle tanışabildiğim için çok mutluyum. Bu tarz karakterleri okuduktan sonra insan kötü oluyor. Gerçek hayatta yok çünkü böyleleri. :D Ahh... Ah. Kesinlikle unutmayacaklarım arasında.

Baskı: Aynı Yıldızın Altında

Kesinlikle beklediğim gibi değildi.

Böğürtlen Kışı
9/1001.06.2014

Baskı: Böğürtlen Kışı

Okuduğum ilk Sarah Jio kitabıydı. Öncelikle yazarı ve kalemini çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. Kitabın başına, Türk okurlarına özel not yazması da beni ayrıca mutlu etti. Pek çok yazarın göstermediği bir incelik... Kitap için söyleyebileceğim tek kelime de, 'değişik' olur sanırım. Beklediğimden farklıydı ama güzeldi.

Gece Yolu
10/1028.05.2014

Baskı: Gece Yolu

Bir Kristin Hannah kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım... Bir ara o kadar ağladım ki kitaba ara vermek zorunda kaldım. Bu kadının duyguları işleyişine bayılıyorum. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan.

Fırtına Kokusu
10/1024.05.2014

Baskı: Fırtına Kokusu

Genelde bu kadar kısa aralıklarda aynı yazarı okumam ama Nancy beni pişman etmedi... Fırtına Kokusu da en az Bakire kadar güzeldi. Hatta bu kitabı, Bakire'den daha çok sevdim. Anlatım tarzı olsun, karakterleri olsun mükemmeldi. Özellikle Collin... Böyle karakterlere zaafım var sanırım. :D

Gölge
7/1015.05.2014

Baskı: Gölge

Öyle çok ahım şahım bir kitap değildi ama kısa olduğu için yine de sıkılmadan okudum. Bahsi geçen iblisin kim olduğu bu kadar bariz olmasa çok daha güzel olabilirdi. Üstelik sonu biraz yarım bitti. Seri mi değil mi, herhangi bir araştırma yapmadığım için bir şey diyemeyeceğim. Ama eğer seri değilse çok sinirime dokunur. :D Yarım kalan kitapları sevmiyorum.

Bakire
10/1014.05.2014

Baskı: Bakire

Kurgu çok güzeldi bence... Beklemediğim bir sonu da vardı. Unutmayacaklarım arasına girdi. :)

Baskı: İlk Defa (Losing It, #1)

Çok tatlı, yarım gün içerisinde bitebilecek tadımlık bir kitaptı. Öyle ahım şahım, değişik bir konusu ya da yazarın ilginç bir anlatımı yoktu ama yine de güzeldi. Mini bir aşk hikayesi arıyorsanız, buyrun okuyun derim.

Baskı: Labirent Savaşı (Percy Jackson ve Olimposlular #4)

Seri gittikçe güzelleşiyor... İlk kitap ile bunun arasında dağlar kadar fark vardı. Ya da artık karakterlerimiz büyümeye başladığından okuması daha zevkli oluyor. Bilemiyorum. :)

Baskı: Sevgilimden Son Mektup

Okuduğum en değişik kitaplardan biriydi. Tesadüfler, yanlış anlamalar... Çalınan kırk yıl. Unutmayacaklarım arasına girdi.

Villa
10/1014.04.2014

Baskı: Villa

Kesinlikle mükemmeldi... Keşke Nora'nın kalemiyle daha önce tanışmış olsaydım. Sonunun biraz çabuk bağlanmış olması dışında herhangi bir eksik yoktu.

Baskı: Mezarla Randevu (Gece Avcısı, #1)

Çok uzun zamandır fantastik seri okumamıştım. Onun özlemiyle kitabı o kadar çabuk bitirdim ki, ne olduğunu bile anlamadım. Seriye devam etmeyi kesinlikle düşünüyorum. Harikaydı.

Baskı: Bazıları Ateşli Sever (Kincaid Hihgland #1)

Başlarda biraz sıkılmış olsam da, kitap ilerledikçe hoşuma gitmeye başladı. Simon beyin, tatlı(!) tavırlarının bunda büyük bir etkisi oldu tabii. ^^ Hemen olmasa da, bir boşlukta ikinci kitabı okumayı düşünüyorum. Ayrıca yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kalemini sevdim... Çeviri de güzeldi. Çerezlik bir şeyler arıyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.

Baskı: Yalnız Gözlerin İçin

Yine sevdiğim bir FMA kitabı oldu ama Karahan ve Tamer'i tek geçerim.

Leyla Gibi
7/1021.01.2014

Baskı: Leyla Gibi

Leyla'nın kararsızlığı ve 'leyla'lığı beni çıldırtmış olsa da güzel bir kitaptı... Acı yoldan da olsa sonunda olgunlaştı kızımız. :) Tavsiye edilir.

Hale (Hale, #1)
7/1010.01.2014

Baskı: Hale (Hale, #1)

Hush Hush yüzünden sönük kalmış olsa da okunmaya değer. Çerezlik bir şey arıyorsanız, okuyabilirsiniz. :)

Nefretten Sonra
10/1002.01.2014

Baskı: Nefretten Sonra (Genişletilmiş 2. Baskı)

Bitireli saatler olmasına rağmen hala Tamer diye çığlık atasım var.

Baskı: Bahar Tanrıçası (Tanrıça, #2)

Kitap kapaklarının arkasını okumak gibi bir alışkanlığım yoktur. O yüzden böyle bir kurgu beklemiyordum açıkçası... Ama güzel oldu. :') Okurken hem eğlendim hem de bazı yerlerde Lina'ya çok üzüldüm. Hades'i de ilk defa bu şekilde okudum... Her zaman kötü diye tasvir edilen bir Tanrı'nın böyle ele alınması beni ayrı mutlu etti. ')

ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki