silaes
@silaes

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Lanetli Çocuk
8/1008.10.2016

Baskı: Lanetli Çocuk

Buram buram orta çağ kokan sürükleyici bir öykü. Vasallık ve süzerenlik ilişkileri, ürkütücü ve gözü dönmüş derebeyinin daha doğrusu bir dükün insanların hayatına etkisini anlatıyor. Romandaki imgeler o denli müthiş ki. kendinizi bir kalenin içinde o insanlarla yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Orta çağ'ı en iyi anlatan romanlardan biri.

Diri Gömülen
9/1008.10.2016

Baskı: Diri Gömülen

Kitaptaki ilk öykü olan '' Diri gömülen''i okurken kendimden o kadar çok şey buldum ki. Sık sık Sibirya'da veya Hindistan gibi bir yerde yaşamayı; düşünmüşümdür. Hazırlıklı olmadığım bir vizeye girmeden önce kendimi verem etmeye çalışmışlığım da vardır. Bu öyküde kendimden o kadar çok şey buldum ki..... Kambur Davut öyküsünden de çok etkilendim. Kalbimin derinliklerinde bir sızı hissettim. Hele ki final sahnesi. Ateşperest öyküsünü okurken adı gecen mekanlar ve olay adeta gözümün önünde belirdi ve o sahneyi yaşadım. Abacı Hanım öyküsü beni bıyık altından güldürmeyi başardı. Oda çok iddialı bir öykü. ''Ölü yiyenler'' öyküsü insanların ne kadar çıkarcı ve oyuncu olduğunun adeta bir kanıtı. Son öykü daha doğrusu ' masal olan ''hayat suyu'' ruh halime o kadar iyi geldi ki, bittiğinde terapiden çıkmış gibi hissettim. uzun zamandır masal yazımlarından uzak kalmıştım. Hayali, olduğu kadar bir o kadar da gerçekçi diyarlara götürdü beni. Yazarın en güzel ve kusursuz kitaplarından biri.

Safiye Sultan
1/1024.06.2016

Baskı: Safiye Sultan

.........Kitabı okumakta olanlar veya okumayı düşünenler için sakıncalı içerik....... Geçen ben bu portalda birilerine ''En kötü kitap bile sana bir şeyler kazandırır'' diye bilmiş bilmiş artistlik taslıyodum. Hah ! işte bu kitap var ya benim tüüüm! o laflarımı bana yedirdi...Buradaki arkadaşlarımın çoğu bilir,Bir cümlenin içinde 3 kere aşk kelimesi geçince benim asabım bozuluyor. Şincik! Sanırm yazar arkadaşımızın ilk kitabı bu. Tarihi roman yazmak zor iştir; Osmanlı Tarihi ile ilgili roman yazmak çetrefilli iştir. Hele ki Sarı Selim ile başlayan dönem sonrasını kaleme dökmekte kusura bakmayın uzmanlık işidir. Bu aralar Türkçeye yeni bir deyim kazandırıldı '' Başkasının yerine utanmak'' diye hah işte bu kitabı okurken bana ondan oldu. Şimdi gelelim asıl noktaya! Kitap kapağındaki bayanın üstündeki giysi 2012 plaj modası. Örme kazak bildiğin. Hiç bir şey yapamıyosan. Kandır yakın arkadaşını, gidin kına gereçleri malzeme satan bir yere, kiralayın gökemli bir kaftan, bi arkadaşın makyajını yapsın diğeri saçını stüdyoda çektir bi özgün fotoğraf, onu yap kapak çok zor bir şey mi ? Romanda geçişler çok sığ. Edirne deki sarayı cedide'nin terasından haliçe falan bakıyorlar. Topkapıdalar mı, yeni saray da mı nerde bunlar? Kitaptan bir cümle aktarayım size; Nurbanu'nun yüzünde ki öfke eyvahlar olsun dedirtecek kıvamdaydı. ( orjinalinde bize diyalog olduğunu gösterecek tire yok!!!) - Haddini bildirmedin mi seher -Şey, sultanım - Ne seher ne!!! Koskoca Nur Banu sultan sanırsın ki kezbanların atası! Kitapta safiye sarı saçlı ak gerdanlı tasvir edilmiş. Kuğu gibi bişey sanırsın Truvalı Helen. İtalyanlardan bahsediyoruz burada ayrıca Baffo ailesinden ki, italyanlara nazaran daha esmer bir soy. Keşke saçmalamadan önce googla safiye sultan yazıp görsellere baksaymış. Porteyi bir inceleseymiş. Sayfa 26 da safiyenin ata binişi sultan muratı şaşırtır ve ardından imrenerek nede olsa baffo kızı der. Baffo kızları ata binmez evde oturur koca bekler... Safi'yenin hizmetinde ki cariyelerden biri İtalyandır ve italyan biriyle nişanlıdır. Türkler bunları kaçırır Aytaçı hareme alır, İtalyan sevgiliyide hadım ederler, o da intihar eder. Çok komik bir senaryo bu. Osmanlı da her önüne gelen adam harem ağası olamaz ve dolayısıyla hadım da edilmez. BU kulvar afroların kulvarı, Kolaydı sanki öyle hareme yaklaşmak, esir düşmüş bir italyanı yanaştırırlar mı ? Sayfa 57 de '' Osmanlının sonu ya nikah, ya isyan'' Diye bir cümle var. Sanki bahsi geçen topluluk, afrika kabilesi, Osmanlı ilk dönemleri hariç, hiç bir zaman siyasette nihaka bel bağlamadı tatlış, hele ki iç isyanların önüne geçmek için.. Bir de kitapta safiye'nin adı müslüman olmadan da da safiye, hiç bir cariye ya da hatun müslüman olmadan müslüman adı alamazz!!! Kitabın ilk sayfalarında sokakta top oynayan çocukların cam kırdığından bahsediliyor. Sanırsın 1980'ler ordan bi amca çıkıp ''keseeyimmi topunuzu dicekmiş gibi'' Cam kırcak kadar, sağlam topun daha doğrusu oyun topunun icadı 1700 lerin ortalarına tekabül ediyor. Tabi çocuklar sokakta şahika topuyla oynamıyorlarsa o ayrı bir mesele; neyse. Sayfa 72 de Nurbanu'nun tüm gece safiyeye kelime-i şahadet öğretti yazıyor. Bir valide sultan bununla uğraşır mı sence,? Sayfa 78 de Bildiğin bizim sarı selim '' bir süpriz de bizden olsun istedik'' falan diyo. Safiye'nin gelin kınası ve hamamı salı gününe tekabül ediyor. Salı günü bırak hamam sefası kınayı filan, osmanlı da çamaşır bile yıkanmaz. '' Salı sallanır'' sözü nerden gelir anlamını bileydin keşke. Ayrıca perşembe günü nikah yapılar beyaz bir elbise falan giyior safiye. Nikahta Osmanlı'da her renk giyilir beyaz, giyilmez! Ayrıca şehzade falan filanın nikahları cuma günü kıyılır. Kitapta cariyelerden biri olmaz kafamı keser halice atarlar falan diyo. Osmanlı'da cariye kafası kesilmez, daha doğrusu kadın kafası kesilmez. OSmanlı da cariyeler canlı canlı sandala konulur. Halice değil prens adalarının oraya tekne sürülür; ardından cariye çuvala konularak, denizin dibini boylar. Halice atarlarsa 11 gün sonra cesedin kıyıya şişmiş bir biçimde vurur çünküsü. Ön Sözde idda edildiği gibi gerçekten de Osmanlı adetleri yansıtılsaymış keşke. Bir cenaze senaryosu var, sanırsın bakkal reşat amca öldü. Hani kaftanın çıkarılması esnasındaki o incelik? Nerede o devlet erkanının nerede duracağını bilen üyeleri!! Safiye, Nurbanu karşısında işte kezban kezban trip atıyo, yemeğe falan inmiyo, hatta kitapta bi kaç kez odasından kovup tüm cariyelerin içinde kocan seni ömrü boyunca aldattı, cariye koynundan çıkmadı, sen büyücüsün dedi. Aha! İster 1 ister 80 tane şehzede doğur.. Böyle bir laf söylesen valide sultandan önce seni kocan defe kor defin içinde cumburlop marmara denizi, Hoplatırlar adamı.... Safiye gebeymişmiş, bi anda zambaklara bakarken düşüp bayılıyoo oda ne amanın hamile, kendi haberi de yok. Canısı, bu tür olayların hepsi kayıt altında tutulur. Padişahla ne zaman, ne kadar sürede şey ettin, hepsi hesaplanır. Regl döngünü senden iyi bilirler. Bayıldım, ayıldım hamileyim gibi komiklikler olmaz orda. Bide sizler için üşenmedim oturdum saydım. Tam 317 yerde gereksiz ünlem işareti kullanmış, ünlem opsesifi galiba. Neyse ya benim sinirim bozuldu. Kısacası kötü kitap,velhassıl vikipedia dan bakıp tarihi roman yazılmıyo işte. Ayrıca kalemi çok kötü ve sıradan.

Aylak Köpek
9/1015.06.2016

Baskı: Aylak Köpek

Birbirinden bağımsız gibi görünüp, aynı yola çıkan yedi ayrı hikayenin bulunduğu bir kitap. Karanlık Oda, Çıkmaz ve Aylak köpek isimli hikayeler diğerlerinden sıyrılarak daha çok beğenimi topladı.Hikayelerin kısa olması, kısa bir zamanda güzel bir kitap okumanızı sağlayacak.

Anamın Kitabı
10/1014.06.2016

Baskı: Anamın Kitabı

Yakup Kadri'nin çocukluk anılarını yazdığı, tek nefeste okunabilecek güzellikte bir kitap. Korkularını, üzüntülerini, sevinçlerini ve insana dair daha nice duygu varsa bu kitabın sayfalarında rastlayacaksınız. Mısır'dan manisaya tasındıktan sonra değişen yaşam şartları ve bu yeni mahalleye alışma aşamaları, haylazlıkları...Bu devirde bile kendinizden çok şey bulabileceğiniz bir kitap. Dönemin kültürü, sosyolojisi ve coğrafyasını da tanımlayabilmemiz için eşsiz bir tarihi kaynak. Sadece başlayacağım ve bikaç sayfa okuyup kalkacağım dediğim yerimden, kitabı bitirerek kalktım...

Aşk ve Öbür Cinler
6/1011.06.2016

Baskı: Aşk ve Öbür Cinler

Kitabın ilk 50 sayfasında okumakta güçlük çekerek, karakterleri zihnimde tam oturtamadım. Kitabın ilgi çekici; gerçek ile efsanelerin perçinlendiği bir konusu var. Manastır yaşamı, ortaçağ kültürü ve sosyolojisini algılamamız için güzel bir örnek.

Ruh Adam
10/1009.06.2016

Baskı: Ruh Adam

Her zaman yeni bir romana başlamadan önce ''kendi aklım yokmuş gibi'' kitap hakkında yapılan değerlendirmeleri tararım. Bu esere başlamadan öncede yaptığım araştırmalarda maalesef insanların okumadan, siyasi kinlerini kitabın üstüne kustuğunu gördüm. Hatta bir tanesi mutlak seveceksin şiirini edebi değerden yoksun bulmuş hemde ruh adamı okumadan... Bazı kişilerde selim pusat'ın kendinden 25 yaş küçük birine aşık olmasını edepsizlikle suçlamış. Ama bu kişiler Orhan pamuğun ''kırmızı saçlı kadın''ında geçen çocuk istismarını çok büyük bir aşk, serenadta ki kurguyu muazzam bir aşk olarak değerlendirmeleri de ayrı bir ironi tabi. Tanrı insanı demokrat olduğunu sanan yarı cahillerden korusun. Kitabı bitirip uyumamdan mütevellit bipolarım bozuldu. Kitapla bağıntılı rüyalar gördüm. Metin aralarındaki şiirlerin güzelliği, romanın bütünlüğünde gizli. Hele o mahkeme sahnesi var ya!. Gelsin kürşad, gitsin mete , , bilgekağan,oruç reis..... Böyle bir sahneyi yazmak ağır bilgi birikimi ve kültür ister.Bu sahne de bazı kesim diz vurmak eylemini,Allah'a hakaret hakaret olarak algılamışlar. Tarih biliminin en önemli kaidesi olan ''olayı dönemiyle yargıla'' sözünden bihaberler. Zaten kendisinin Türk tarihinin Orta asya koluna yaptığı katkılar, tartışma götürmez gerçeklerdir. Romanda güntülüye karşı, antipatik duygular hissettim. Onun dışında ruhumun derinliklerine, kanımdaki her hücreye kitap eden bir roman oldu. Böyle bir kitap, kalpten kaleme aktarılır.

Yılkı Atı
8/1007.06.2016

Baskı: Yılkı Atı

Kitabın sonlarına doğru deyim yerindeyse ''içimin yağları eridi''. Bıyık altından kıs kıs güldüm. Hayvan emeğinin sömürülmesine oldum olası karşıyımdır. Bu sebeple kitap daha da ilgimi çekti. Aslında biz insanların ne kadar çıkarcı olduğunun temsili bir hikaye. Bu eseri okumadan önce yılkılığın ne olduğunu vb. gibi konular hakkında hiç bir fikrim yoktu. Okuyarak bunları da öğrenmiş oldum. Dil konusunda biraz zorlansam da, bir solukta okuyuverdim. Benim için musmutlu bir sonla da bitmiş oldu. Ayrıca romanın iç anadolunun hangi köyünde geçtiğini bilen veya bu yönde bir tahmini olan varsa beni bilgilendirir ise çok sevinirim.

İçimizdeki Şeytan
10/1006.06.2016

Baskı: İçimizdeki Şeytan

Sabahattin Ali'nin, Sabahattin Ali ile yarıştığı kitap. Benim düşüncelerime göre Kürk Mantolu Madonna'dan kesinlikle daha iyiydi. Uzun zamandır ilk defa kendimi romanın içindeki gören ama konuşamayan bir karakter gibi hissetmeme vesile oldu.

Beyaz Diş
9/1031.05.2016

Baskı: Beyaz Diş

Ben bu kitabi muhtemelen çoğu okurdan daha farklı bir gözle değerlendiceğim. Hani şu haberlerde gördüğünüz barınak basan, hayvan katillerinin üzerine yumurta fırlatan sizin, kırık oldugunu düşündüğünüz insanlar varya. Hah iste ben bizzat onlardanim. Hayvanlarla aram insanlara nazaran daha iyi. Markete giderken sokak kopeklerine selam veririm. Bu sebepledir ki bu kitap beni zırıl zırıl aglattı. Hayvan emeginin sömürülmesine karsiyim. Aladdinin ciniyle karsilassam köpek dövusturen insanlarin soyunun kurumasi ilk dilegim olur. Hele scoot o guzel smith in suratina yumrugu indirdi ya nasıl hosuma gitti anlatamam.Bu kitapla ilgili tek olumsuzluk ise bu kitabi daha önce neden okumamis oldugum. Beyaz diş benim hayatimda yeni bir sayfa açti. Böyle kitaplar iyki var. Bide konusu gelmisken sokak ortami malum. Onlar icin bi kap mama bi kap su koymayı ihmal etmeyin. Kamu spotumu da verdim bitiriyorum =)

Baskı: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Bataklıklar ülkesinde, tifo vb hastalıklardan kırılan bir halk. Diz boyu açlık, sefaletle boğuşan bu halkın küllerinden doğuşunu anlatıyor. Koğuş bölümünü özellikle çok sevdim. Ayrıca tatlı kralının hikayesi gerçekten de muazzam. Bir çok kişisel gelişim kitabından daha çok kişisel gelişime katkıda bulunacağına inanıyorum.

Sevgi Eğitimi
4/1027.02.2016

Baskı: Sevgi Eğitimi

Kitabın ilk bölümü inanılmaz sıkıcı. Lakin Veysel Hoca'nın hayatına dair paylaştığı anılar ilgimi çekti özellikle yılan hikayesi. Günümüzdeki eğitim felsefeleri ve yolları da özetlenerek paylaşılmış. Bir öğretmenin veya öğretmen adayının bi kere bileolsa okuması gerektiğini düşünüyorum.

Baskı: Dağın Ardına Bakmak

Kitaba ön yargıyla başladım. Öncelikle şunu belirteyim anlatım stilini ve dilini oldukça sevdim. Röportajlardan birinde bizimkiler kürdistanı kursa onu da batırırlar diyen arkadaşa katılıyorum. Ayrıca röportajları da samimi bulmadım. Kitabı okurken yoruma şunu da yazıcam dediğim her şeyi de unuttum.

Baskı: Kedinizi Nasıl Bilirsiniz?

Kitabın yazarı Morris'in 50 yıllık tecrübe ve gözlemlerini aktardığı kitap sorular çerçevesinde kedilerin davranışlarını analiz ediyor. Bir çok kedi sahibinin farkettiği ama ne anlama geldiğini bilmediği davranışları bu kitapta bulabilirsiniz. Benim en çok ilgimi çeken kedilerin oyuncaklarını neden havaya fırlatarak oynadığıydı. İngiliz kültüründe ''kedi'' ler ile ilgili deyim ve atasözlerinin nasıl geliştiği de kitaba konulmuş. Kedi severlerin severek okuyacağını düşünüyorum.

Yeşil
5/1017.02.2016

Baskı: Yeşil

Türkiye tarihinin en büyük muammalarından biri yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım. Hakkında bilgisi olmayanın bile fikir zikrettiği kimine göre vampir, kimine göre kahraman. Kitabın yazarı Necdet Pekmezci konuya biraz vakıf olanların bildiğinin dışında çok farklı bilgiler de vermemiş açıkcası ya da ilgili olduğum için yazdıkları bana çokta yeni şeylermiş gibi gözükmedi. Eseri dolgun göstermek için konunun saptığını da düşünüyorum.

Baskı: Ege'de Bir Yiğit - Fırat'a Mektup Var.

Öncelikle şunu belirterek yorumuma başlamak isterim. Sevgili fırat'in ölümünden sonra sevenleri, taniyan, tanimayan onlarca insan tarafindan kaleme alinan bir kitaptir. Bu insanlar bu mektuplari kafalarina silah dayanarak yazmadi, ona keza satiş verileri gösteriyor ki kitaba düsundugumden fazla. Ilgi gosterilmis. Sevindim. Firatin ölümüyle ilgili burda birseyler yazmayacagim. Bende tarih okuyorum, yaşitiz, bende formasyon aliyorum. Ailelerimizde benziyor. Soyleyecegim o ki acisi hala tazedir. Kitabin geliri firatin anisini yasatmak icin yapilacak okul vb kurumlarda kullanilacak. Mektup yazan, parasini vaktinini ayiran herkesin emegine saglik.

ÖncekiSayfa 3 / 12Sonraki