
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kiralık Konak
Yakup Kadri'nin yeri bende bambaşkadır. Kiralık Konak muazzam bir romanmış. Keşke daha önce okusaydım dediğim kitaplardan oldu. İlk sayfalarda Hakkı Celis ilgimi çekmişti. Diğerlerinden farklı ışığı olan bir karakterdi ki romanın sonunda ciğerimi söktü.Kitaptan biraz Sodom ve Gomore tadı aldım. Seniha ve ailesinin kayıtsızlıkları saçımı başımı yoldurdu. Naim Efendi'ye derinden üzüldüm. 2016 Türkiyesinde yaşıyorum Seniha gibi ailemi karşıma alıp kaçıp Avrupa'larda dolaşmaya cürret edemem.. Tavsiye edeceğim romanlardan.
Baskı: Mahremiyet Eğitimi
Her anne, baba ve eğitimcinin okuması gereken kitaplardan biri. Çocuklarda mahremiyet eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğini adım adım anlatıyor. Dili sade ve anlaşılır. Bir akademisyenin yazdığı, diğer akademisyenin zor anladığı türden bir kitap değil: Çocuk tacizi gibi büyük bir sorunla karşılaştığımızda izlememiz gereken yöntemler vb durumlarda incelikle, güzel bir dille anlatılmış. Ailelerin çocuklarını eğitirken yararlanabileceği ender kaynaklardan.
Baskı: Yolların Sonu
Bazı şiirleri daha önce okumuş aşık olmuştum. Onları tekrar bir bütün içerisinde okumak beni memnun etti. Yolların sonu, Topal asker, Türk kızı, Geri gelen Mektup ve Mutlak seveceksin bende yeri olan küt şiirler bu şiirlerin güzelliğiyle ilgili kimseye tartışmaya girmem. Kitapta kötü şiir yok. Hepsi anlam ve duygu içeren şiirler. Siyasi ideolojisinden nefret edebilirsiniz. Ama okumadan yargılanmasına tahammül edemiyorum. Ha sevmeyenler için küçük iskender gibi alternatiflerde var tabi ^--^ =)
Baskı: Adım Adım Çocuklarda Cinsel Eğitim
Her anne ve babanın okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kılavuz bir kitap. Anlatımı duru ve yalın. Çocukları anlamak ve olası problemlerle baş etmek için iyi bir yayın. Bana çok katkısı oldu.
Baskı: Dünyanın En Şanslı Kızı
Kitabı okuduktan sonra hakkinda yapılan yorumlarıda taradım. Sanırım benim yorumum diğer okuyuculardan farklı bir pencereden olacak. İndirimli ürünler arasından aldığım bu kitapla ilgili pek beklentim yoktu. Lakin bayağı beğendim. Lise öğretmenlerine de bilakis tavsiye ediyorum. Ani'nin başına gelenler Türkiye de öğrenim gören bir çocuğun başına gelmez bunlar hep Amerikan yalanları dersek baştan kaybederiz. Kitap sosyolojik açıdan değerlendirilebilecek bir kitap. Ergen psikolojisi gözlemleri müthiş. Sınıf atlayacak diye benliğini kaybeden bir birinin kopyası insanlar var etrafımızda. Bu durum kitapta çok güzel işlenmiş. Eğer kendi ayakların üstünde durmayı öğrenmez koca parasına dayanırsan bir gün o desteği kaybettiğinde neler olabileceğini tokat gibi vuruyor yüze. ( Ani bu konuda şanslı). Dil ve anlatımıda çok güzel en sevdiğim tarzdı. Kendimden bir sürü saçma şeyde buldum ( sarı sac yaptırmak için anneyle kuaföre gidilmesi ve o saçın petrol yeşili olması, annenin kuaförde sinir krizleri geçirmesi ve eczaneden alinan 2.0 siyah saç boyasınin evde uygulanmasıyla gerçekleşen mutlu son, ki kaşlarınız açık renkse verdiği mutluluk hazzı tarif edilemez.) son olaraktan 18 yaşından küçük kızınızı bu kitabı okurken bulursanız kitabı alın ve imha edin...
Baskı: Beni Kalbimden Vuranlar Var Ya
Bir kitaba kolay kolay 1 puanı reva görmem ama bu kitap hakediyor. Keske 2 kelimelik yorum yapma hakkım olsaydı. Kötü kitap der geçerdim. Yazarın dili edepsizce, roman size edebi bir zevk vermiyor, birikim kazandırmıyor, eğlenceli vakitte geçirttirmiyor. Cem Yılmaz ve ekşi sözlüğü poh pohlamak için yazılmış hedef kitle belli. Yazarın küçük dağları ben yarattım tavrıda ayrı bi dram yazık! Annen ve baban gazeteci yazar diye sende yazar olmak zorunda değilsin arkadaş yerinde olsam cahillik ettim der kitaplarımı toplatırdım.
Baskı: Kedilerin Dokuz Duygusal Canı
Kedi severlere ısrarla tavsiye ediyorum. Okuması çok zevkli bir kitap. Anlatım duru ve mizahi. Yazar 5 kedisini gözlemleyerek onları 9 maddede işlemiş(oyunculuk, merak, öfke vs) kediler hakkında aydınlatıcı bilgilerde var. Bu kitabı okuduktan sonra; eğer varsa kedinize farklı bir gözle bakacaksınız. (Zaatımın da kedileri 5'lemesi dolayısıyla kitap benim için daha da güzelleşti. )
Baskı: Su Kedileri
Kitabın kapağına vurulup; içini dışını incelemeden aldım. Hevesle okumaya başladım. Koskocaman bir hüzün... Sevmek için kendimi zorladım; sevemedim. Kitap kısa kısa denemelerden oluşuyor. Bir tek sona kalan denemeyi "eh işte" diyerek okudum. Şizofrenik şizofrenik cümleler var yazarı araştırdığım da yazar değil doktormuş. Psikiyatri ilgi alaniymiş Annesi yazarmış . Terzi kendi söküğünü dikemiyo, yazarlıkta anadan oğula genlerle geçmiyor maalesef...
Baskı: Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda
Bundan 50 sene sonra tarihi kaynak olarak kullanilabilecek kitap.kronolojik olarak yazılmış. Anlatım güzel, anlatılanlar korkunç. Daha da bi' şey demeyeceğim.
Baskı: Şeytanın Gülen Yüzü
Bende 6. Baskısi var. Tek kelimeyle sırf para verdim diye zorla okudum. Yazılanları zaten biliyoruz yeni bir bilgi yok. Bildiğiniz gündem çıkarcılığı. Kalemi inanılmaz kötü. Göz tırmalayıcı yazım yanlışları var. Konu geçişleri birbirinden bağımsız. Bazı konularda da tekrara düşülmüş. Yazıldıktan sonra bi kerecik bile okunsa bu yanlışlıklar göze çarpar düzeltilebilirdi. Bu tarz ticari kitaplardan hazetmiyorum
Baskı: Gece Gelini
Kitabın konusu ilgi çekici. Bu tarz kitaplar okumayı severim lakin anlatım ve kurgu çok basitti. Kullanılan dili begenmedim. Heyecanlanmam gereken kırılma noktaları çok sığ yansıtılmıştı.
Baskı: Nasıl Pop - Yazar Olunur?
O kadar çok beğendim ve okurken eğlenip, gülümsedim ki... Mutlaka önereceğim kitaplar arasında olacak. İroniler kitabı. İnceden inceye dalga geçmeler; bunu ustalıkla yapmak... Çok duru ve düzgün anlatımı var. "Sen gittin, ben bittim" temalı olan be benim iğrendiğim kitaplarla iyi alay etmiş. Söylediklerinin icinde burda yanlış düşünüyor dediğim bir cümle yok. Bence okuyun dediklerini uygularsanız en kötü ihtimal popüler bir yazar olursunuz.
Baskı: Reis: Gladio'nun Türk Tetikçisi
Kitabi 3 günde ite kaka zorla bitirdim. Açık konuşmak gerekirse Dursun önkuzu çatıdan kaymış düşmüş, ölmüş gibi lanse edilmese daha bir ciddiyetle okuyacaktım. "Daldan dala" diye tabir edeceğim bir olay örgüsü var. Kitabın önsözünde "objektif" davranılmış olduğu söylensede kitap buram buram Soner Yalçın "ideolojisi" kokuyor. Tüm sağcılar cahil, tüm ülkücüler katil... Hı evet evet!!!
Baskı: Cinayetin illuzyonu
Tek kelimeyle bayıldım. Çok sürükleyici bir kitap. Bağlanmamak imkansız. 1800lü yılların sonunda Mısır ve Çin gibi ülkelerin durumunuda gözünüzde canlandırabilirsiniz. Betimlemeler çok güzel oradaymışsınız gibi. Konu bakamındanda ilgimi çekti. Sadece ana karakterin bazı davranışlarını gereksiz ve zorlama buldum. Genel hatlarıyla kitap hakkındaki düşüncelerim olumlu
Baskı: Lamia
İki camii arasında aşk'ı okurken kalemini hiç beğenmemiştim. Bu kitapta yazarın biraz daha kendimi geliştirdiğini düşünüyorum. Fakat hala sığ bir anlatımı var. Ünlem işaretini çok gereksiz ve niteliksiz kullanıyor. Bir sayfada cemil'in ablasınının gözleri siyahken diger sayfada kahverengi. O gece evde olmayan ve annanesinde kalan küçük yaştaki çocuklar evde olup sabah erkenden kalkıp, kahvaltı masasına oturuyorlar. Falan filan işte...
Baskı: Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları
Seneler önce Mudanya sahilinde gezerken, Uludağ'ın eteklerindeki dağ köylerinde ikamet eden bir grupla karşılaşmıştık. Gruptaki kızlar Bursalı olmasına rağmen, Bursa'nın merkez ilçesi Mudanya'ya ilk defa gelip denizi görmüşlerdi. Yüzlerindeki ifadeyi kelimelerle anlatamam. Bahsi geçen şehir ''Bursa'' Ülkenin Batısında ve en gelişmiş sanayi şehirlerinden biri, ve burada oturan kızlar ilk defa denizi görüyorlardı.... Ülkenin en gelişmiş şehirlerinden birinde (ki sınırları içinde deniz varsa!!) yaşanan bu olay insanın içini acıtıyor. Varın siz düşünün doğuyu ''Kardelen'' projesiyle hayatta tutmaya çalışan kızların hayatlarından kesitler sunuyor. Hangi şartlarda, nasıl direndiklerini gösteriyor. Ayrıca bu kızların hikayelerinin yanında Tanzimat dönemi ve sonrası, Cumhuriyetin ilk dönemleri ve dünyada kadın haklarının gelişip, evrilmeside eklenmiş. Konu olarak iyi bir içeriğe hakim, gönüllülük esaslı olmasına rağmen biraz aceleye getirildiğini hissettim.
Baskı: Ölümle Randevu
Ortaçağ eksenli romanları sevsemde bu kitaptan bir tat alamadım. Çok sıkılarak okudum. Mekanları gözümde canlandırırken çok sıkıntı çektim.
Baskı: Fatih - Harbiye
Şarklı bir genç kızın kendi kendiyle verdiği medenileşme savaşı. Peyami Safa'nın insan psikolojisini gözleme yeteneğinin harmanı bir kitap. Müthiş bir gözlem ve bu gözlemleri metine uygulama yeteneği var. Neriman'ın iç savaşını; üniversitelerde, sokaklarda ve avmler de hala yaşıyoruz.
Baskı: Ağacın Kurdu
Kitabın içeriği ile ilgili pek fazla yorum yapmak istemiyorum ''olay'' malum konu. 2016 Yılının ilk aylarında basılmış bu kitap, yaşadıklarımızın ayak seslerini adeta dillendiriyor. Tartışma programlarından denk geldiğim kadarıyla süreci en düzgün okuyan ve aklı başında konuşan nadir insanlardan Mustafa Önsel. Bir tek megafonu alıp sokaklarda bağırmadığı kalmış. Şok mangaları, Harbiyeli kıyımları ve sızmalar ile ilgili bilgiler, belgeleri eşliğinde sunulmuş. Yine kitapta yer alan Harbiye'lilerin okullarında ne tür eziyetlere tabii tutulduklarını okurken sinirden ağlayabilirsiniz. Bu kadar da olmaz diyeceğiniz rezaletler, hukuksuzluk ve ahlaksızlıklar diz boyu. Mutlaka okumalısınız.
Baskı: Umut Sokağındaki Ev
''Büyüleyici'' ve ''umut'' vaadeden eğlenceli bir roman. Sihirli ve fantastik bir evde hayatları kesişen kadınlar ve onların çevresindeki insanların romanı. Tek bir karakter yok. O sebeple tek bir olay örgüsü de yok. Okuması keyifli ve şaşkınlık verici bir roman. okurken çok sık ''aaa''' dedirtiyor.
Baskı: Kimya Hatun
Kitap benim için çok büyük bir boşluktan ibaret. Severek ve merakla degil zoraki okudum. Kitapta çok büyük sıkıntılar var. Bunun en önemlisi ise anlatim tekniği. Bir an tarihi roman okuduğunuzu hissederken, bir an karsinizda sımarık ergen kimya buluyorsunuz.kitabin 2. Bolumunde tanri bilici anlatim ve karakter anlatim karmakarısik kullanilmiş. Çevirmende kötü cevirisiyle üstüne tüy dikmiş. Okurken kerra hatundan adeta nefret ettim. Şemsi nin kimya'yı öldürmesi olayına girmek dahi istemiyorum. Kitabın en sevdiğim karakteri ise evin kedisi sultaneydi.
Baskı: Foto Sabah Resimleri
İlk öyküyü okur, gece devam ederim diye elime aldığım kitabı, hangi ara bitirdiğimi anlayamadım. Dili çok akıcı, okurken zorlanmadım, sıkılmadım. Üç öykü ötekilerden açık ara sıyrılarak beni cezbetti. ''Foto Sabah Resimleri'' öyküsündeki gibi bir ananem olmasını o kadar çok isterdim ki. Öyle olmasa bile en azından beni önemsediğini hissettiren bir anneannem. Sanırım bu sebep, bu minik öyküye sıkıca tutunmamı sağladı. '' Duruşma'' başlığı altındaki hikaye ise ''herkes için adalet'' kavramının, arkasını sağlama alana adalet'e nasıl evrildiğinin kanıtı. 1996 yılında yazılmış ''Adil Düzen'' öyküsü ise çok ilginç. Şu an içinde bulunduğumuz keşmekeşliğin adeta ayak sesi. Adil Düzen öyküsü için bile olsa bu kitap okunmalı.
Baskı: Geniş Zamanlar
Birbiriyle bağlantılı olan ilk 3 hikayenin olay örgüsü insanı içine çekiyor. İlk hikayeden olayın sonunu bilsemde, aşırı bir merak hissiyle okudum. Bazı noktalar ilgimi çekerken, bazı noktalar da tepkimi çekti. En çok sevdiğim hikaye ''Çıkmaz sokakta yürümek'' başlıklı hikayeydi.
Baskı: Yedinci Gün
238. sayfaya kadar bitsin artık diye direnirken, tam bu sayfanın sonunda ''haydaağğ'' diye tepki vermeme sebep oldu ve sadece kitabın son iki sayfasından zevk aldım. Okuduğum ilk İhsan Oktay Anar kitabıydı ve bu yazarı okumaya başlamak için ideal bir kitap değildi. ( Benim açımdan.) Çünküsü kısa bir sürede bitirebileceğim kitabı ''bak burda farsça tamlama kullanmış bak bu kelime Fea'il vezni bak burda Fe'ale vezninin ismi failini yapmış diye diye okuyamadım ve bu işle uğraşmak şu an yapmak istediğim son iş. 'Kitabın ilgimi çeken taraflarından birisi ise ''5 dk da kısa dünya tarihi kısmıydı. Dili çok ağdalı. Sevemedim...