
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Son Pişmanlık
Son Pişmanlık indirimde görüp aldığım kitaplardan biriydi.Ama kitabın bu kadar güzel olacağını hiç tahmin etmemiştim. Kitap o kadar akıcıydı ki su içmeye bile kalkmak istemedim kendimi öyle bir kaptırmışım ki hemencecik bitirverdi böyle kitapları daha çok seviyorum. Kitabın konusu arka yazısından da anlaşılıyor ama ben yinede kısa bir özetle anlatacağım. Elizabeth ve Christian birbirlerine delicesine aşık iki üniversite öğrencisi. Christian çok zengin bir aileye sahip Elizabeth ise yoksul ve hep para sıkıntısı çekmiş güzel bir genç kız. İkisininde hayali aynı iyi bir avukat olmak. Elizabeth hamile olduğunu söyleyerek ilişkilerini tehlikeye atmak istemese de olan olur ve Christian Elizabeth'e iki seçenek sunar. Ya bebek ya ben! Elizabeth tercihini yapar ve araya 5 yıl girer. Christian koskoca 5 yıl sonra Elizabeth ve kızının karşısına çıkar ama Elizabeth kalbinin kırılması ve kızınında kırılacağını düşündüğünden Christian'ın hayatlarına girmesine hiç sıcak bakmaz. Ve daha da fenası Christian'a hala çok aşıktır .Christian ise sevdiği kadını ve kızını kazanmak için elinden gelenin fazlasını yapması gerektiği çok iyi bilmektedir. Ve bu aileye tekrar girmesi hayli zaman alacaktır. Kısacası çok sıcak , draması fazla olan ,farklı bir hikayeydi. Uzun zamandır böyle hoş bir kitap okumamıştım. Kitabın çevirisi idare ederdi.Kitap akıcı ve okunuyor. Kitabın devam kitabı da var ama Türkiye de daha yayınlanmadı
Baskı: Kalbin Ateşi (Ateş Serisi-3)
Rita Hunter ile yaptığım söyleşiyi okumak için ; http://romantikoptik.blogspot.com.tr/2014/10/rita-hunter-soylesi.html Rita Hunter'ın kitaplarına hayranım. Julie ve Judith'ten sonra historical romans denince aklıma hemen Rita Hunter geliyor. Kurgusu olsun , karakterlerin özellikleri olsun , kitabın akıcılığı olsun tek kelimeyle muhteşem. Kalbin Ateşi'ne gelince ayy allahım o nasıl bir kitap. Yazarımız kesinlikle gitgide kendini geliştirmiş. Şimdiye kadar okuduğum Rita kitaplarının arasında en beğendiğim kitap oldu. Zaten Stephan deyince bende akan sular duruyordu. Adrian'ın öküzlükleri ve Brendan'ın buz dağı davranışlarından sonra Stephan'ın bu çapkın ve eğlenceli halini okumak o kadar keyifliydi ki. Davina ise gerçekten favori karakterim oldu çünkü ağzı bozuk kızlara oldum olası bayılmışımdır. Bana daha samimi geliyorlar. Hele ki Londro Sosyetesi'nde ki o kibirli , burnu havada , sahte leydilerden sonra. Benim sanki o dönemde yaşıyomuş gibi konuşmamın en büyük sebebi yazarımız. Çünkü kitaptaki duygular o kadar gerçekci ki bende Davina gibi o anları yaşıyordum. O hırslandıkça tırnaklarımı kemiriyor , o üzüldükçe üstüme ağırlık çöküyor o sevindikçe yüzümde güller açıyordu. Abartmıyorum gerçekten Rita Hunter'ın kalemi muhteşem. Gelelim kitabımıza; Davina kardeşine yapılanların intikamını almak için İngiltere'ye doğru yola çıkar. Amacı Thomas'ı -yani kardeşine o kötülüğü yapan adamı- ayartıp bütün hayatanı karartmak onu tüm Londra'ya rezil etmek. Tabi bunu başarabilmesi için önce Thomas'ın kuzeni ve koruyucusu Abbey Kontu Stephan Ramsey'i kandırması lazım. Ama bizim Stephan güzeller güzeli İskoç kızımızı görür görmez bir şeyler karıştırdığını anlar anlamasına ama ondan öyle etkilenir ki ne iş karıştırdığından ziyade onu yatağa atmaya bakar. Ama Davina basit bir kız değildir tam tersine sadece gururu için yaşayan bir İskoç kızıdır. Davina kaçtıkça Stephan kovaladı. Kedi- fare oyunu gibi sürekli bir kovalamaca okuduk.Davina intikam alıcam derken kendini Stephan Ramsey'e aşık olarak bulur. Stephan'ın ise bunu farketmesi çook zaman alacaktır.Çok keyifli , yer yer hüzünlendiren diyaloglarla kitabın tadına doyum olmadı. En çok sevdiğim yanı ise yan karakterler ile kitabın zenginleştirilmesi. Kitapta sadece Davina ve Stephan yoktu. Nadine , Marie , Alina... Eski karakterlerimizi görmekte ayrı bir keyif vericiydi. Bu kitapta Sophie'yi biraz da cüretkar konuşan bir kadın olarak görüyoruz.Onu söylemeden edemeyeceğim. Diğer kitaplardan farklı olarak bu sefer biraz daha ateşli ve tutkulu bir roman bekliyor sizi. Stephan gibi bir çapkından da böyle hareketler beklenirdi zaten. O tutkuya hayran kaldım. Davina'nın ateşine şaşırmadım da değil yani. Sen Davina neymişsin öyle. Uzun lafın kısası ateşli , hararetli , eğlenceli , çekişmeli ve mükemmel bir kitaptı. Ve ben Romantik Optik Ateş Serisini böylelikle bitirmiş oldum. Darısı hepinizin başına.
Baskı: Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım
Türk yazarlara olan ilgim gitgide artıyor. Hele ki konusu böyle ilgi çekici olunca daha da bir hoşuma gitti. Telekız muhabbetini hep merak etmişimdir. Kitabımızın konusuda öyle. Sude yani Su tezi için telekız olmaya karar verir. Bir gün bir telefon alır ama karşısındaki kişi hemen telefonu kapatır. Bu bir süre böyle devam ederken Mert sonunda konuşmaya başlar. Mert'in Sude'nin beklemediği bir itirafta bulunması ve Sude'nin tezinin bitmesi ile iletişimleri kopar. Aradan geçen üç yılın ardından Hope isimli bir bar ve karakterlerimizin bir araya gelmesi ile olaylar gelişir. Mert ve Sude karşılaşır ama Mert Sude'ye kırgın ve kızgındır. Sude ise şok olmuş bir vaziyettedir. Sude , arkadaşları ( Ceylin , Deniz ve Ela ) ve Miray kendini beğenmiş ve biz mükemmeliz havalarında takılan güzel ve erkekleri parmaklarında oynatan insanlardır. Birbirleriyle olan şakalaşmaları eğlence anlayışları kesinlikle kitapta en beğendiğim kısımlardan biriydi. Hakan ise kendisini Charlie kızları da melekleri olarak düşünen bir abi havasında takılan yakışıklı , çapkın ve Hope'un ortaklarından biri. Kaan ise Allahım. O kadar kibirli egoist ki. Evet megaloman manyak. Uyuz , gıcık , domuz.. Daha bir sürü sayabilirim ama susmayı tercih ediyorum. Hope'un diğer ortağı. Ceylin ile aralarında geçenler ve sonrasındaki domuz gibi davranışlarından dolayı Kaan'dan hoşlanmadığımı ( aslında çok hoşlandım demek oluyor bu :P ) söylemeden edemeyeceğim. Vee gelelim asıl karakterimize. Mert diğer kitaplarda gördüğümüz egoist bir karakterden ziyade duygusal karşısındakine değer veren bir erkek. “Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım.” Peki; Sude Mert'i sevebilecek mi? Mert Sude'ye güvenebilecek mi? Ceylin Kaan ile mutlu olabilecek mi? Deniz kimlerle karşılaşacak? Tüm bu soruların cevabı için kitabı okumanız gerekiyor. Kitabı daha çok anlatmak isterdim ama maalesef söyleyeceğim en ufak bir kelime bile spoiler içerebilir. O yüzden bu yazdıklarımla yetinmeniz gerekiyor. En sevdiğim kısımsa yan karakterlere yer verilmesi oldu. Şahsen ben Mert ve Sude'den ziyade Kaan ve Ceylin'in hikayesini daha çok sevdim. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bence gayet iyi bir anlatımı vardı. Kitaptaki tek sevmediğim nokta aradan geçen senelerin bize vurgulanmaması. 3 sene sonra gibi bir yazı bekledim.Bunu da yazarın ilk kitabı olmasına bağlıyorum.
Baskı: Aşka Var Mısın ? (Eversea #1)
“Aşk Hayattaki En Büyük Risktir.” Jack Eversea ünlü ,yakışıklı ,ateşli , seksi , DÖVMELİ ve medyanın ilgisinin yoğun olduğu bir oyuncu. Jack oyuncu sevgilisi tarafından aldatıldığını öğrendiğinden dolayı bir süre Hollywood'dan uzaklaşmak ister ve en yakın arkadaşı ona Butler Cove'a gitmesini önerir. Jack de hemen motoruna (evet kızlar Motor dedim ) atlar ve şirin mi şirin bu güzel kasabaya gelir. Kasabaya geldiği gibi Keri Ann ile rastlaşır ve Keri hemen onun ünlü oyuncu Jack olduğunu anlar. Sonrası Jack'in durumuna çok üzülür ve kendi aralarında anlaşma yaparlar. Keri Jack'in kasabada olduğunu kimseye söylemeyecektir. Daha sonra Jack Keri'ye bazı konularda yardım eder tabi Keri Ann de ona. Keri Ann ailevi sorunlarından dolayı (kötü anne iyi kız vs gibi değil ) kendini dışarıya kapatmıştır. Yıllardır aşk vb gibi duygularla mücadele eden Kerii Ann Jack'i görür görmez büyük bir sınava maruz kalır. Yani şimdi kim Jack'e karşı koyabilir ki. Keri ne kadar çabalasa da artık kalbini kaçak oyuncumuza kaptırır. Tabi bu karşılıklıdır. Çünkü Jack daha önce Keri gibi dobra , dürüst , sempatik , hazırcevap , akıllı , yetenekli , güçlü, güzel bir kızla karşılaşmamıştır. Zaten yazar bize ilk karşılaşmalarından beri birbirlerinden etkilendiklerini sezmemize yardımcı oluyo. Açıkcası bu kısa sürede bu tarz duyguların gelişmesi beni rahatsız ederdi. Daha doğrusu inanmakta zorluk çekerdim. Kim iki günde aşık olur ki? Ama yazarımız bu konuyu öyle inandırıcı anlatmış ki. Keri 'nin kendi ile mücadelesi ve sürekli "bu kadar kısa sürede olamaz " gibi söylenmesi durumu inandırıcı kılmıştı. Ben yazarın kalemini çok beğendim. Zaten hikaye konu klasik olsa da beni aşırı içine çekti. Daha fazla uzatmak istemiyorum . Kısacası bende Jack Eversea tufanına kapılıp ona aşık olanlardanım artık :D . İlk kitabın sonu yüzünden ikinci kitaba başladım. Fazla bekletmeden onun da yorumunu yazmayı planlıyorum :D .
Baskı: Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı, #1)
Ben böyle kitap daha önce okumadım tek söyleyeceğim bu!!!!!!
Baskı: Halka (Yaratıcı Dünya, #2)
http://romantikoptik.blogspot.com.tr/2014/07/yaratc.html#more “Kurtuluşun Ellerinde” İlk kitapta dokuma olayını kavramakta zorlandığım için kitabı tekrar okudum ve bitirir bitirmez ikincisine başladım. Yazarın hayal gücü inanılmaz.. Kitaba gelecek olursak ilk kitabın kaldığı yerden devam ediyor. Adelice, Jost ve Erik yeryüzüne indikleri andan beri olaylar hiç hızını kaybetmedi. Adelice ve arkadaşları artık bir haindir.Ve Cormac Adelice bulmak için elinden geleni yapmaktadır. Kalıntı denilen insanları yeryüzüne göndererek onları sürekli tehdit eder. Adelice kitap dükkanı olan yaşlı bir kadınla tartıştığı sırada Dante adındaki Güneşdağıtan ile tanışır. Güneşdağıtanlar yeryüzündeki Buzbölge denilen yeri katı bir şekilde kontrol eden kişilerdir. Ad, Jost ve Dante kalıntılar tarafından saldırıya uğrayınca Dante onları Kincaid'in yanına götürür. Yeryüzünün Cormac'ı Kincaid tarafından bir süre misafir edilirler. Ama Adelice yeryüzünde de güvende değildir ve Adelice kimseye güvenmemesi gerektiğini net bir şekilde öğrenmiştir. İlk kitaptaki çoğu soru işaretinin kalktığını söylemem lazım. Erik ve Jost'un kardeş olduğunu öğrenmiştik. Ama yollarının nasıl ayrı düştüğünü Erik'in nasıl Aras tarafından kabul edildiğini neden ve nasıl onlara hizmet ettiğini , Yaratıcı kitabında Loricel'in söylediklerinin anlamını , Dante'nin aslında ne olduğunu ve en önemlisi Adelice ve Dante arasındaki bağlantının ne olduğunu bir an önce okuyup öğrenin. Ben bu seriyi çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Son zamanlarda birbirine benzer hikayeler okumaktan sıkılmıştım ama yazarın hayal gücü öyle güzel ki çok şaşırarak ve heyecanla okudum
Baskı: Beni Bırakma (Bana Dokunma, #2)
Warner Warner Warner <3
Baskı: Yaratıcı (Yaratıcı Dünya, #1)
Kitaptaki dokumacı olayını çözmem biraz zaman alsada güzel bi kitaptı. Yazarın hayal gücü beni şahsen etkiledi. ilginç bir kitaptı ve ben çok beğendim.
Baskı: Ateşli Bilet (Sinners on Tour #3)
Grup olayını ne kadar sevmesem de bu seride bu durum gözüme çok batmıyo. Eğlenceli diyaloglarından olsa gerek. Yazarın kalemi bence bu tarz içinde en iyilerinden. Eğlene olsun dram olsun gizem olsun hepsinden yeterli bir şekilde karıştırıp bize sunuyor. Abartısız tam tadında keyifle okunabilecek bir seri. Veeee Eric Sticks'i okumak için sabırsızlanıyorum :))
Baskı: Gölge Ateşi (Ateş, #5)
http://romantikoptik.blogspot.com.tr/2014/07/golge-atesi.html Mac ve Barons'un birbirleriyle olan atışmalarını çok özleyeceğim kesin. Bu kadar sert bir o kadar da tatlı bi çift okumadım daha önce. Kitap bir 700 sayfa daha olsa hiç sıkılmadan okuyacağımı düşünüyordum. Aslında bitmesini hiç mi hiç istemesemde bir baktım son sayfadayım. Kapağı bi kapattım ee noldu bitti mi şimdi ama olmaz ki diye bi hüzünlendim ki anlatamam. En sonunda Barons ve adamlarının ne olduklarını Barons'un kitabı neden istediğini V'lane'nin neden istediğini , Alina'nın katilini ve arkasında kim olduğunu Unseliee Kralı'nın kim olduğunu ve Mac'in ne olduğunu öğreniyoruz. Bütün sırlar açığa çıkıyor ve bizde rahatlıyoruz.
Baskı: Dikkat! Aşk Çıkabilir
Bu sene üniversite sınavı yüzünden tam bir asosyal manyağa döndüm ve resmen ilkim de kendimi gördüm bir an :D yazarın kalemi gerçekten çok güzel. Güzel demek hatta yetersiz. Diyaloglar aşırı zekice ve eğlenceli ve kesinlikle insanın genel kültür seviyesini arttıracağına inanıyorum. Asude'nin kadın karakterlerine gerçekten bayılıyorum çünkü güçlü sivri dilli zeki karakterler yaratıyor.
Baskı: Kötü Çocuklar #2 -Tutkudan Sırlara
http://romantikoptik.blogspot.com.tr/2014/06/kotu-cocuklar-2-tutkudan-srlara.html Olaylar öyle bir gelişiyor ki yazarın hayal gücüne hayran kaldım. Spoiler vermeden anlatmaya çalışıyorum ama becerebilceğimi düşünmüyorum. O son nasıl bir son! İnsan çatlıyor meraktan. Hele biri var ki o biri bize anlatılanın tam tersi bir kişiliğe bürünmüş ve intikam hırsı ile yanıp tutuşmaktadır.Bu kitapta bazı soruların cevaplarını alıyoruz ama dediğim gibi bazı sorular dikkatinizi çekerim :)) Cash'in babası aslında ne kadar doğru söylüyor? Tehlike ne kadar büyük? Asıl katil kim? Yardım istedikleri kişi gerçekten de yardım edecek mi? Olivia aşkını itiraf edip karşılığını alabilecek mi ? En önemlisi kim kime ne kadar güvenebilir? Kısacası çok şaşırtıcı ve yine sürprizlerle dolu (hem de nasıl sürpriz) , ateşli vee tehlikeli bir hikaye sizi bekliyor. Ben çok zevk alarak okudum ve bu seriye bayıldım.