
Hırçın Aşk (Malory-Anderson Family #2)
Hırçın Aşk (Malory-Anderson Family #2)
8/10
pekala bu seri beni bitiriyor ^_^ Tony ahhhh <3
27.03.2015


Hırçın Aşk (Malory-Anderson Family #2)
8/10
pekala bu seri beni bitiriyor ^_^ Tony ahhhh <3
27.03.2015

Şansını Dene (The Coincidence, #1)
9/10
Jessica Sorensen'ın kalemini herkes beğenmeyebiliyor ama ben bu kadını ve karakterlerini seviyorum. Özellikle Lila ve Ethan ikilisini.. Ama şimdi Callie ve Kayden ile tanışınca durum değişti. Lilhan ( Lila Ve Ethan ben taktım bilmiyorum daha önce kullanan oldu mu) ne kadar ilk aşklarım olsa da Callie ve Kayden başka. Çünkü sorunlar çok daha derin ve hassass. Evet aşırı hassas. Callie'nin başına gelenlerden sonra Callie kendini dış dünyaya kapatıyor ve büyük bir değişim geçiriyor. Herkesin tabiri ile şu sessiz anormal kız halini alıyor. 12 yaşından beri o haliyle kimseye görünmemeye gözüne batmamaya çalışıyor. Konuşmuyor sadece derslerine giriyor ve eve gidiyor. Arkadaşları yok saçları yok anoreksik gibi zayıf. Başı sürekli önünde. Çünkü biri onu farkedebilir ve onu daha da paramparça edebilir. Bu böyle devam eder. Ta ki Cellia üniversiteye gitmek için evden ayrılana kadar. Kayden ise babası ile sürekli sorun yaşayan - aslında sorun yaşıyor denmez babasının şiddetine sürekli maruz kalan - lisede futbol oynayan biridir. Daisy adında iki yıllık bir sevgilisi ve iki abisi vardır ve babaları yüzünden evi terk etmişlerdir. Geriye babasının öfkesine tek başına katlanmak zorunda kalan Kayden kalır. Çünkü annesi de bir alkoliktir. Aslında şarapkolik demek daha mantıklı. Kayden bir gün mezuniyet partisinde yine babasının öfkesine maruz kalır ve o sıra da abisini orada arayan Callie'nin olaya şahit olmasıyla babasından kurtulur. Callie ile Kayden'in üniversitede karşılaşmalarıyla olaylar başlar. Kayden onu tanımaz çünkü Callie evinden ve sorunlarından geçmişinden uzaklaşmaya çalışmaktadır ve bu da onun değişmesine sebep olur. Sonrası ise Kayden'ın ona karşı çekilmesi ve Callie'nin ilk kez birine güvenmesi birbirlerinin sorunlarını aşmalarına yardım etmelerini okuyoruz. Şimdi de yorumuma gelirsek aşırı sorunlu karakterleri okumayı sevmeyen ben bu kitabı bir günde bitirdim. Evet uyumadım ve gece 3'e kadar kitabı okudum. Sonra uyuyamadım sürekli kafamda kitabı düşündüm ve sabah yedide kalkıp okula gidip zombi gibi dolaştım. Bu kitap beni zombiye çevirdi. Kitap iki karakterinde ağzından anlatıldığı için duyguları anlamak, hissetmek daha kolaydı. Callie'nin düşüncelerini günlüğüne yazdıklarını içinde tuttuklarını kimseye anlatamadıklarını okumak ve bunları yaşarken çektiği acıyı hissetmek çok zordu benim için. Gözlerim doldu. Bir kız çocuğu bunları nasıl yaşar diye geçirdim içimden. Bir ara bırakıp göz yaşlarımı sildim. Sonra burnumu çeke çeke okumaya devam ettim. Kayden ise artık hayata karşı o kadar hissizleşmiş ki acı sadece acıdır başka bir şey değildir diye düşünerek yaşamını geçirmeye başlamış ve onun o hissizliği çocukluktan kalma korkusu ve onu aşamaması benim canımı yaktı. Bu kadar olmamalıydı diye düşündüm. "Neden? "diye çok sordum. Ama yine de hoşuma gitti. Kitabın sonu ise tam bir bomba. Merakla ikinci kitabın çevrilmesini istiyor dört gözle bekliyorum. Bir an önce onu da okuyup bitirip Kayden ve Callie'e neler olacak öğrenmek istiyorum. Uzun lafın kısası süper bir kitaptı. Evet ben ki aşırı sorunlu karakterleri okumayı sevmem bu kitaba bayıldım.
20.03.2015

Seninle Başım Dertte (Malory-Anderson Family #1)
8/10
Vaaoovv... Bu kitabı ben neden daha önce okumadım kii? Kim bilir nelerle uğraşıyordum da kaçırmışım. Yazarın diğer kitapalrınıda sipariş ettim ve kendime şu sıra historical yüklemesi yapıyorum. Öncelikle bilirsiniz klasik bir olay vardır historical romanlarda. Erkek bir hata yapar sonra kendisini affettirmeye çalışır. Evet burda da bir hata var ama kızımız çok çabuk affetti yaa. Tek takıldığım nokta oydu. Gerisi süper akıcı bir roman.. Okumanızı öneririm.
17.03.2015

Kadınımın Şarkısı
8/10
Sea bir tiyatro oyuncusudur ve tiyatroya aşıktır. Saçları kıvır kıvır bir esmer "Bonus Hatun" olur kendisi ki bu konuda çok hassas ve takıntılı biridir - Sea 'yı şiddetle kıskandığım doğrudur. O saçları yolup kendime takmak istemedim değil - Ve genelde aynı sahneyi paylaştığı ve sözde sevgilisi olan Chris var. Chris ile uzun yıllardır çok yakın arkadaş ve daha ilerisidirler ( SPOİLER OLDUĞU İÇİN SUSTUM ) Sea boş vakitlerinde vokal olarak bir kaç iş yapmışlığı vardır ve Robert'a da bir şarkısında eşlik etmesi için teklif alır. Robert ise bir dünya starıdır. Milyonlarca hayranları vardır. Veee son teklisinde Sea'nın ona eşlik edeceğini duyduğunda onu tiyatroda izelmeye gider ki sesini ve dış görünüşüne göz atmak için. Çünkü Sea denilince aklında korkunç bir kişi canlanmıştır. Sea'yı sahende gördüğü ilk andan beri etkilenen Robert Sea'nın çekimine karşı koyamaz.. Provalar , klip çekimleri , turneler derken hobaaa olan olur. Robert Sea'ya aşık olur.. Ve geri kalanında Sea'yı Chris'ten kurtarması gerektiğini düşünerek hareket eder. Zavallı Rob keşke gerçeği çabucak görebilse... Kadınımın Şarkısı Eda Tuzcalı'nın ikinci kitabı. Yazarımızın ilk kitabını da severek okumuştum ama bu kitap daha bir güzel. Daha cesur , daha eğlenceli , daha havalı... Bir kere geçişlerde zaman karmaşası yok ki ilk kitabımızda böyle bir eksiklik vardı. Aslında yazardan küçük bir küçük bir bilgi aldım. Meğer Kadınımın Şarkısı daha önce yazılmış. O zaman ben bu kitabı ilk kitap olarak değerlendirirsem çok beğendim. Kitap öyle bir akıyor kiii.. Karakterlerdeki özlük özellikle bayan karakterimiz Sea'ya bayıldım. Adamın üstüne pat diye atlamıyor. Sen orada bir durcan Robert Bey! Kimsin sen? İyi ki bir dünya starı oldun haniyyy demem ben ama Sea diyor. Yani tam demiyor da hareketleri ile gösteriyor. Laf sokmaları , üstünlük kurma çabaları. Hele ki o birbirleriyle olan tatlı atışmalar - herkesin önünde - Var mısın iddiasına? modundaydı iki karakterde. Çok keyif alarak okudum. Yalayıp yuttum.. İlk başta çok kalın göründü kitap gözüme ve korktum. Ya okuyamazsam bitiremezsem vizelerimde başlıcak allahım nasıl ders çalışıcam falan derken kitap bitti arkadaşlar. Tek sıkıldığım nokta bazı şeylerin hemen olmasını istememdi. Olsunda bitsin rahatlayım falan dedim ama sonra düşündüm hemen olsa olay kalmayacak bu sefer de hemen oldu ne ara oldu diye yakıncaktım. O yüzden kitabı kıvamında buldum. Kısacası Eda Tuzcalı gün geçtikçe kendini geliştiren ve tatlı bir yazar olma yolunda ilerleyen başarılı biri.
16.03.2015

Şahmelek
5/10
İde'nin kız kardeşi Sıla kistik fibroz hastalığı ile cebelleşmektedir. Ailesi daha ii şartlarda tedavi olması için Sıla'yı Amerika'ya götürürler. Tabi İde'nin gitmesi imkansız gibi bir şeydir. Çünkü İde'nin mezun olmasına çok az kalmıştır ve tezi üzerinde çalışıyordur. Ailesi İde'yi anneannesinin en yakın arkadaşı olan Dilber teyzeye emanet ederler. Dilber Hanım Balkanlı Ailesi'nin yanında çalışmaktadır. Balkanlı ailesinin resisi olan Uğur Bey İde'yi hemen benimsemiştir. Ama Aslan ve Firuze Hanım bu durumdan tabiki mutlu değildir. Aslan bizim yaralı kuşumuz. Geçmişindeki yaşadıkları onu şimdiki kaba, duygusuz , umursamaz ve buz dağı Aslan'a dönüştürmüştür. “Çalıyordum çünkü piyano benim yalnızlığımın sesiydi. Bir imdat çağrısı... Bu... Sesimi duyurabilmenin bir yoluydu benim için. Haykırışlarımdı. Ve sen..Sen beni duydun.Çaldığım her notanın altında yatan o umut edişi hissettin. Bir tek sen... ” İde, Aslan'ı rüyasında görür ve o günden itibaren ona karşı şiddetli bir çekim hisseder. Ama Aslan da İde'ye karşı boş değildir. Özellikle onun kokusuna karşı. “Kokun... Senin geldiğini kokundan anlıyorum. Nilüfer çiçeği ve yasemin.” İde'yi çok cesur gördüm. Şahsen benim asla yapamam dediklerimi yaptı. Ve ben şok. Türk yazarlarımız da artık sümsük kız tiplemelerinden sıkılmış olacak ki şu sıralar hep cesur kız modelini okuyoruz. İde cesurdu ama hazırcevap veya dikbaşlı bir kız değildi. Evet cesurdu ama uysaldı. Aslan'a körkütük aşık ve onu asla üzmek istemeyen bir karakterdi. Bazı yerlerde İde'yi desteklemediğimi söylemek istiyorum. Özür dilememesi gereken yerlede dilemesi gibi.. Ama İde'nin karakteri oydu ve Aslan da ona göre haraket ediyordu. Çünkü Aslan da çok duygusal bir karakterdi. Dışarıdan buz dağı kadar soğuk ama içi o kadar sıcak biriydi ki Aslan. Şu ana kadar okuduğum erkek karakterleden biraz daha farklıydı. Çünkü Aslan'ın kırgınlığının sebebini tahmin etmeniz bence zor. Şahsen ben daha başka bir sebep beklemiştim. Aslan'ı çapkın kadın düşkünü gibi görmeyi bekliyorsanız hiç ümitlenmeyin. Aslan adına yakışır bir karakter. Sevdim mi tam severim modunda. Aslan'a aşık olmamak imkansız. İde'ye de hak veriyorum onunla aynı evde yaşayıp onu umursamamak... “Sana aşık olacağım... Sen beni sevmek zorunda değilsin. Ama ben senin olacağım...” Güzel ve akıcı bir kitaptı. Yazarın dilini gerçekten beğendim. Ama bazı eksik bulduğum yerler vardı. Açıkcası bunların ne olduğunu tam olarak açıklayamıyorum. Kitapta beni tatmin etmeyen bir şey vardı. En iyisi bunu İde'ye bağlamak olacak. İde süper bir karakter ama benim kafa yapıma uygun değil. Ben çok özür dileyen biri olmadığımdan kaynaklanıyor. Sevdiğim için her şeyi yapar mıyım? Evet. Ama bu kadar güçsüz olur muyum? Cevap vermicem :D
15.03.2015

Gözlerinin Esareti
10/10
Jennifer Royce.. Mmmmm.. Kitabın tadı damağımda kaldı. Bu nasıl bir kitaptır. Yani öyle ki neler yazdığımı farketmeyebilirim. Saçmayabilir , her şeyi karman çorman edebilirim. Neden diye sormayın çünkü hala kitabın etkisindeyim. Size tek kelime söylemek istiyorum. BA-YIL-DIM. Keira kızıl saçları ve yeşil gözleriyle çok güzel ama sevgiye aç biridir. Babası , üvey annesi ve üvey kız kardeşi tarafından hor görülerek 18 yaşına kadar büyümüştür. Babasından köşe bucak kaçan ona görünmemeye çalışarak geçmiş koskocaman 18 yıl. Annesini de kaybedince artık onu koruyan kimse kalmamıştır. Yaşlı bir eski asker olan seyis Santos dışında. Santos küçük kızın kendisini Barondan yani babasından koruyabilmesi için ona ders vermektedir. Bir gün Santos ile çalışırken babasına yakalanır ve zaten kalede istenmeyen Keira kendisi için ölümcül tehlikesi olan bir görevle görevlendirilir. Kayran'ı öldürmek. Kayran yani Karanlıklar Lordu Rafael ailesinin genç yaşta katledilmesine şahit olmuştur ve o günden sonra asla eskisi gibi değildir. Sert duygusuz gaddar biri olan Kayran Keira'yı ilk gördüğü andan beri etkilenir ve onu ister. Ve istediğini de alır. Keira ne kadar kaçmaya çalışsa da o artık bir esirdir. Küçük Esir... Bir de Rodolfo'muz var. Kendisi kral olur. Genç ve yakışıklı bir kral. Rodolfo kardeşleri tarafından öldürülmeye çalışılmış bir kraldır. Aynı zamanda Kayran ile küçüklükten beri birbirlerine asla ihanet etmeyen iki arkadaş , dosttur. Kralın tek dostu... Eeee Rodolfo'muz olur da o yalnız olur mu? Tabiki de hayırrr. Bir de Almira'mız var ki... O melek kadar masum ve güzel bir kızdır. Almira ile ilgili bir şey söylemeyeceğim spoiler olamsın diye. Sadece bilin ki simsiyah saçları ve masmavi gözleri var. Yazarımızı daha önce hiç duymamıştım. Açıkcası wattpad'i pek takip etmiyorum. Elimdeki kitapları bitirmek için. Kitabımızı okuyunca nasıl böyle bir hata yaptım diye kafamı duvarlara vurmak istedim. Ama vuramadım orası ayrı. Şunu farkettim ki ne kadar yazar olmayı haketmeyen yazarlar çıkmış olsa da Wattpad Türk edebiyatına muhteşem yazarlar kattı. Asude , Fatih Murat Arsal ve şimdi deeee Jennifer Royce. Historical okumaya bayılan biri olarak Gözlerinin Esareti'ni de bayılarak okudum. Artık favori historical yazar sıralamam Jennifer Royce sayesinde değişti. 1- Julie Garwood ( Kendisi benim biriciğim ) 2- Judith McNaught 3- Rita Hunter 4- Jennifer Royce Açıkcası Türk yazarlarımızın böylesine etkili historical roman yazması beni mutlu ediyor. Umarım hak etikkleri gibi çeviri şansına kavuşur ve tüm dünya historical nasıl yazılır okumuş olurlar. Çok iddalı cümleler kuruyorum ama öyle. Ben Jenny'in kalemine bayıldım. Karakterlerine özellikle bayan karaklerlerinin inatçılıklarına ve sivri dillerine... Söyleyecek başka bir kelime gerçekten bulamıyorum. Kısacası Jennifer Royce'u bizlere kavuşturan Ephesus Yayınlarına çok ama çok teşekkür ediyorum. Kayran-Keira ve Rodolfo-Almira aşktır Jennifer ise candır diyerek yorumumu noktalıyorum. Beni kendimden geçirerek kahkaha atmama sebep olan iki yakışıklımızın arasında geçen diyaloğuda paylaşmadan olmaz. "O zaman sen de iradene hakim ol ve hayvan gibi davranma." "Elimde değil , onu o kadar çok istiyorum ki gözüm dönüyor." " Anlasana , onu sadecce bedeni için istediğini düşünüyor olmalı. Bence onu asıl kızdıran şey bu. Eğer onun için bir şeyler hissettiğini söylersen yumuşayacaktır. Hissediyorsun değil mi?" "Elbette hissediyorum! Vicdan azabı , pişmanlık , güzelliğini görünce ona sahip olma isteği..." "Sen benden de beter odunsun Rodolfo"
09.03.2015

Fırsatçı (Love Me With Lies #1)
10/10
07.03.2015

Kalbimi Çaldın
7/10
07.03.2015

Yazar: johanna lindsey
İskoç güzeli Roslynn Chadwick, vicdansız kuzeninden ve servet avcısı züppelerden korunmak için derhal evlenmek zorundadır. Ve Anthony Malory, uzak durması için tembihlendiği yakışıklı serserilerden biridir. Kurnaz, acımasız ama karşı konulmaz bir zampara olan Anthony, derin mavi gözleriyle hayallerinin ötesinde zevkler vaat etmektedir. Roslynn ise bütün uyarılara rağmen böyle bir adama teslim olm…
8/10pekala bu seri beni bitiriyor ^_^ Tony ahhhh <3

Yazar: johanna lindsey
İskoç güzeli Roslynn Chadwick, vicdansız kuzeninden ve servet avcısı züppelerden korunmak için derhal evlenmek zorundadır. Ve Anthony Malory, uzak durması için tembihlendiği yakışıklı serserilerden biridir. Kurnaz, acımasız ama karşı konulmaz bir zampara olan Anthony, derin mavi gözleriyle hayallerinin ötesinde zevkler vaat etmektedir. Roslynn ise bütün uyarılara rağmen böyle bir adama teslim olm…

Yazar: jessica sorensen
Şans hiç kapını çalmayacak sanırsın ama bir gün çalarsa "şansını dene" ve onu geri çevirme! Kayden hayatındaki acılara karşı sessiz. Elinden gelse kendini hayatın akışına bırakacak ama acıları ne yazık ki hep onun peşinde. Bir gece her şeyin sonuna geldiğini düşünürken onu bu acılarından kurtarabilecek bir kurtarıcı çıkar karşısına: Callie. Callie hiçbir zaman şansa inanmaz çünkü on…
9/10Jessica Sorensen'ın kalemini herkes beğenmeyebiliyor ama ben bu kadını ve karakterlerini seviyorum. Özellikle Lila ve Ethan ikilisini.. Ama şimdi Callie ve Kayden ile tanışınca durum değişti. Lilhan ( Lila Ve Ethan ben taktım bilmiyorum daha önce kullanan oldu mu) ne kadar ilk aşklarım olsa da Calli

Yazar: jessica sorensen
Şans hiç kapını çalmayacak sanırsın ama bir gün çalarsa "şansını dene" ve onu geri çevirme! Kayden hayatındaki acılara karşı sessiz. Elinden gelse kendini hayatın akışına bırakacak ama acıları ne yazık ki hep onun peşinde. Bir gece her şeyin sonuna geldiğini düşünürken onu bu acılarından kurtarabilecek bir kurtarıcı çıkar karşısına: Callie. Callie hiçbir zaman şansa inanmaz çünkü on…