hergene54
@hergene54

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Gitme - (Kayıp Şehir, #3)

Selvi Atıcı sen ne yaptın bebeğim?Kitabı okurken Tunç'tan nefret mi etsem yoksa sevsem mi bilemedim.Bu iki duyguyu okurken, Tunç'a karşı fazlasıyla hissettim.Bir de Hayat'a acımakla meşgul oldum.Yani anlıyacağınız duygu fırtınası yaşadım. Her kitaba nasip olmaz duyguları okuyucusuna geçirmek.Bana göre bu kitap onlardan biriydi.Sıradan şekilde başladı ama sonrası Tunç'un Hayat'a yaptıklarıyla beni kitaba bağladı.Hayat'a üzülürken,iste tam bu anda Tunç'tan nefret ettim ve tabiki Hayat'ın babasından.Hayat'ın yaşadıklarını,Tunç'un nefretini ve sonrasındaki pişmanlığını her satırda fazlasıyla hissettim.Bir de aile babası Deryal beyimiz var.Tunç zaten bu beyimizin oğlu oluyor.Onu bu satırların arasında okumakta ayrıca çok güzeldi. Selvi Atıcı'nın kalemini seviyorum Okumaya değer kalemlerden biri olduğunu düşünüyorum özellikle bizden biri olduğu için.Pinokyonun Rüyasında hayal kırıklığı yaşamış olsam da benim için 'Gitme' bunu fazlasıyla telafi etti. Şimdi sırada ne var bilemiyorum ama Adem ya da onun oğlu Ali'yi okumak heralde güzel olurdu ;))

Baskı: Aşktan Kareler

Rachel Gibson tarzını sevenlerin beğenebileceği bir kitap.Ne eksik,ne fazla.Çerezlik kitap yani ;))

Baskı: Anlaşma (Off Campus, #1)

Çok iddaalı bir kitap çünkü Goodreads'a göre 2015 yılının en iyi romantik beş romanından biriymiş.Ben de ilk çıktığında hemen aldım okudum.Beğendim.Eğer beklentisiz okumaya başlarsanız sizin de beğenebileceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Hannah ve Garret çok tatlıydı.Kitabı ikisinin ağzından okumakta ayrıca güzeldi.Aynı ortamda olmalarına rağmen birbirini tanımayan çiftimiz,amfide Hannahın A ,Garret'in beklediğinden düşük not almasıyla birbirlerini farkediyorlar aslında Garret farkediyor.Ortalamasını düşüren dersi yükseltebilmek için Hannahın ona ders verebilmesini teklif ediyor.Kitabın bundan sonrası benim için çok eğlenceliydi.Garretin yılmak bilmek çabaları,Hannah'ın teklifini geri çevirmeleriyle sonuçlanıyor ta kii Hannahın bir açığını yakalayana kadar.Sonrasında gelişen olaylar,Hannahın ve Garretin bir şekilde birbiriyle yakınlaşmasına sebep oluyor.Çok ayrıntıya girmiyorum ama kitap bir şekilde yaşanılan cinsel saldırının ve aile içi şiddetin üzerinde durmaya çalışmış.Bu okuyucuya nasıl geçtiği tartışılır ama bir şekilde yaşamış insanı etkilediği gerçeğini değiştirmez.Hannah ve Garret bunları yaşamış kişiler.Bana göre okuyucuyu bunatmadan yaşadıkları uygun şekilde anlatılmış.Ben Hannah ve Garreti çok sevdim.Aralarında ki dialoglar okunmaya değerdi.Özellikle telefon mesajları beni gülümsetti.Tek bir şey var o da onların üniversite ortamıyla, bizim üniversite ortamının farklı olması sebebiyle, bazı olayların bize ters gelmesi.Bu da sanırım kültür farkı :) Son zamanlarda Yabancı Yayınları çok güzel kitaplar yayınlıyor.Ben de özelikle bu yayınevinin çıkan kitaplarını takip etmeye çalışıyorum.Bu kitapta onlardan biri.Ben beğendim.Sayfalarını sıkılmadan,satırları atlamadan,keyifle okudum.Tavsiye ederim.

Baskı: Ruhumdaki Canavar (Monster in His Eyes, #2)

İlk kitabı Karissadan dinlemiştik.Bu kitabı da İgnazio Vitali yani Naz'ın ağzından okuyoruz.Okurken de onun karanlığında boğulduk adeta.Kitabı bana göre diğerlerinden ayıran,farklı yapanda bu karanlık taraf.Güzel şeyler söylemek isterim ama bu kadar karanlığın,çirkinliğin içinde söyleyecek güzel bir şey bulamıyorum.Sadece etkileyici,bir solukta okunan,akılda kalıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bu da yeterli sanırım.

Siyah Kar
6/1002.02.2016

Baskı: Siyah Kar

Baskı: Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1)

Okuduğum olumsuz yorumlardan sonra her ne kadar kitabı sevmemeye uğraştımsa da merakla sayfalarını çevirdim. Kızın yaşının küçüklüğünü saymazsak ve benim gibi bir çoklarını rahatsız eden zevk adına yapılan tecavüz sahnelerini görmezden gelirsek, bir solukta okunan kitaplardan olduğunu söyleyebilirim. Kitap bittiğinde ikinci kitabı okumaya fazlasıyla yetecek kadar ilgi çekici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Anlatım,kurgu,çeviri oldukça iyiydi.Laf kalabalığı yoktu.Karakterleri akılda kalıcıydı.Özellikle de Ignazio Vitali...Sevip sevmemek arasında kaldığım karakter oldu.En yakın arkadaşı tarafından ihanete uğramış ve hamile karısını bu yüzden kaybetmiş,hayatını uzun yıllar bunun intikamını almak için yaşayan karanlık bir adam,bir mafya üyesi. Daha ilk başta onda farklı bir şey olduğu hemen hissediliyor. Karissa ise annesinden başka kimsesi olmayan şehre üniversite okumaya gelen masum genç bir kız.İkili arasındaki başlayan ilişkiyi yaş yüzünden yadırgayarak okunuyor ama sonra yavaş yavaş öyle bir karanlıklar içine dalınıyor ki bunu farkedemiyorsunuz bile. Kitabın bazı yerlerinde Grinin elli tonunda ilk defa duyduğumuz ve greyi anımsatan yerleri olmadı değil ama İgnazio, kesinlikle kişilik olarak ve yaptıklarıyla daha sert,daha gizemli ve tehlikeli bir adamdı. Yani anlıyacağınız bu kitap çok masum duyguları alıp karanlıklar içinde yok edebilecek bir kitap. Bence günümüz aşk romanlarından sıkıldıysanız alternatif olarak okunabilecek bir kitap ama sevip sevmeyeceğiniz konusunda bir şey diyemiyorum.

Leo
7/1029.01.2016

Baskı: Leo

Sonsuza Kadar Benim
5/1028.01.2016

Baskı: Sonsuza Kadar Benim

Kitap konu olarak çok ama çok klişeydi.Bir de okuyucusuna duyguyu geçiremediğine inanıyorum.Bu yüzden okunmasa da olur diyebileceğim kitaplardan birisiydi.

Aşk ve Gurur
10/1025.01.2016

Baskı: Gurur ve Önyargı

Ooo My Darsy diyerek başlamak istiyorum sözlerime.Günümüz romanlarından sonra, popülaritesini günümüze kadar kaybetmemiş 200 yıllık bir roman okumak gerçekten bana iyi geldi.Arada klasiklere dönmek gerekiyor sanırım. Klasiklerin içinde en kolay okunan ve anlaşılan bu kitabı ikinciye, aynı zevk ve heyecanla okudum. hiçbirşeyin aslında göründüğü gibi olmadığını,gururun ve önyargılı olmanın gerçekleri görmemizi engellediğini anlatan çok güzel,naif bir romandı.Okuyun okutun diyorum.(Bu arada kitabın Aşk ve Gurur adında çekilen filmini seyrederek pekiştirdim. tabii kitapla arasında küçük farklılıklar olsa da filmini de çok beğendim.Kitabı okuduktan sonra filmini de mutlaka seyretmenizi öneririm.)

Baskı: Tess'in Gözyaşları (Monsters in the Dark, #1)

Bu kitabın adını çok duymuştum ama köle - efendi içerikli bir kitap olduğunu duymamıştım.Okuduktan sonra sevmedim diyebilirim. Böyle sapıkça hastalıklı,dayaklı fantazileri okumaktan hoşlanmıyorum. Bu kitapta benim için böyle bir kitaptı. Ama sizi olumsuz etkilemek istemem çünkü kitabın kurgusu,çevirisi,anlatımı çoğu kitaba göre çok daha iyiydi,bir solukta okudum. Puanımı da zaten buna göre verdim. Tess şimdiye kadar okuduğum kitaplar içinde en iğrendiğim karakterdi.TESS'in gözyaşları bana göre daha çok aksın.Beter olsun.İstediği oldu işte aradığını buldu.Zevk için bi ton sopa yiyecek ve mutlu olacak. Q ise Tess ten farkı yoktu benim için,içindeki karanlık yönü bastırmaya çalışan zavallı biriydi. Q bence de Greyle bir olamaz.Q greyden daha sadist ve daha mazoşist...

Yazgı
8/1016.01.2016

Baskı: Yazgı

Ödül
7/1016.01.2016

Baskı: Ödül

Baskı: Tehlikeli İçgüdü (Rosemary Sahili, #2)

Serinin ikinci kitabı hem Rush, hem de Blair'in ağzından anlatılmış.Ben Blairi kazanmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır Rush ı bu kitapta daha çok sevdim. Sonlara doğru biraz saçmaladı ama Allahtan sonradan toparladı..Blair bu kitapta biraz daha pasifti. Woods Blair'e her zaman destek olmasıyla, bence serinin en sağlam karakteriydi. Okuyucuya geçen kitapta açıklanan sırla ilgili birde sürpriz vardı.Öyle aman aman bir seri değildi ama boş vakitlerinizde okuyacağınız çerezlik kitaplar olarak düşünülebilir.

Baskı: Tehlikeli Temas (Rosemary Sahili, #1)

Öncelikle kitap kapağı çok ateşliydi demek istiyorum.Okurken kapağını saklamak istenmesine sebep olanlardan hemde :) Neyse kitaba gelecek olursam; okumaya biraz önyargıyla başladım sanırım çünkü üvey kardeşlerin birbirini arzulamasını yanlış buluyorum.Blairin ve Rush'un hikayesi de böyle bir hikayeydi.Bu kısmı görmezden gelinirse okuduğuma değdi.Anlatımı akıcıydı.Blairi sevdim.Ünlü bir Rock yıldızının zengin oğlu olan Rushun başlarda Blaire davranışlarından hiç hoşlanmadım.Tavırlarıyla soğuk itici,kendine fazla güvenen bir karakterdi.Sonradan Blaire sevgisini de samimi bulmadım.Blair ise ayaklarının üzerinde durma çabalarını severek okudum ama ikisi hangi ara birbirine bu kadar bağlandı anlamadım. Kitapta sevdiğim başka karakterlerde vardı.Grand,Jimmy ve özellikle Woods.Bir de herkesin bildiği ve bizim de kitabın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir sır vardı tabi bu sır ikisinin yine de bir araya gelmelerine engel olmamıştı ama... Kitabın finali sırrın oraya çıkmasıyla bitti.Sır Rush'un kardeşi Nan ile ilgiliydi Blairin sırrı öğrendikten sonra nasıl etkilediğini nasıl tepki verdiğini gördük.Bundan sonra ise neler yaşayacağını öğrenmek için hemen ikinci kitaba geçmek gerek.

Baskı: Duvarların Dili Olsa (Cocktail #1)

Kitabı beğenenler çok fazla ama ben beğenmedim.Beni açıkçası hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü Caroline karakterini hiç sevmedim.Kitap baştan sona onun takıntısı üzerine yazılmış. Okurken başlarda eğlendiğimi söyleyebilirim ama sonradan o kadar çok or aşağı, or yukarı :( bahsedildi ki beni baydı. Simon'u sevmeme rağmen o bile kitabı kurtaramadı ...

ÖncekiSayfa 7 / 21Sonraki