hergene54
@hergene54

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kaderimde Sen Varsın (Last Man Standing, #2)

Serinin ilk kitabından çok daha iyiydi. Kadın karakterin davranışlarını sevdim ama erkek karakterin evlilikle ilgili düşünce ve davranışları çok aptalcaydı. Allahtan sonunu güzel getirdi. İkilinin eğlenceli dialogları vardı. Sıkılmadan okunabilir.

Baskı: Nisan Yağmurları (The Wallflowers, #4)

Wallflower serisinin sonuna geldik. Nisan Yağmurları, Lillian ın kardeşi Daisy inin hikayesiydi. Serinin diğer karakteri de bu kitapta yer almıştı.Gerçi hikayede Lilian ve Marcus'u fazlasıyla vardı ama Marcus davranışlarıyla farkını ortaya koydu..Seri olarak değerlendirsek keyifli ve eğlenceli bir seriydi. Yazarın Hathaway serisini daha çok sevmeme rağmen bu seri de güzeldi. Keyifli ve hoş vakit geçirmek isteyenler hemen okusun. Wallfower serisi 1) O yaz 2) Ben böyleyim 3) Sevgim sana ait 4) Nisan yağmurları

Baskı: Milyonluk Kirli Sır (Million Dollar Duet #1)

Beğenmedim.Kitapta bolca cinsellik var, bu da konunun önüne geçmiş. Karakterleri de zayıf buldum. Bence yazar fazla derine inememiş bu da kitabın yavan kalmasına sebep olmuş. Konusundan bahsedersem, Delaine'nin annesi hasta ve tedavisi için para gerekiyor. Bu sebepten, yapılacak en doğru şeyin bir süreliğine kendini satmak olduğuna karar veriyor.Noah ise Delaine'in sebebini bilmeden kızımızı iki seneliğine kiralıyor. Böylece beraber yaşamaya başlıyorlar.Açıkçası hiç beğenmediğim bir kitaptı, Konusundan çok cinsellik okudum. Bu tarz sevenlerin bile beğeniceğini sanmıyorum.

Baskı: Kuzgun (The Florentine, #1)

Kuzgun beni şaşırtmayı başaran kitaplardan biriydi. Açıkçası bu kadarını beklemiyordum.Herşeyi ile çok ama çok beğendim. Aslında fantastik kitaplar tercihim değildir lakin bu kitap beni kendine hayran bıraktı. Özellikle benim de ilgi duyduğum Rönesans Sanatı ve sanatçılarından bir parça bulmak ve bunu vampirlerle harmanlamak, söylemeye gerek yok, mükemmel olmuş ;))) Yazar konu, kurgu,dili, anlatımı ve harika tasvirleriyle bence farkını ortaya koymuş. Gabriel serisini sevmeme rağmen okurken bazen sıkılmıştım ama bu kitap da kesinlikle böyle bir şey yaşamadım. Ayrıca daha önceki serinin baş kahramanları Emersonlar'ı da bu kitapta görmek, ayrı bir tat katmış.Tek kötü yanı serinin ilk kitabı olması ve yayınevinin serinin devamınının yayınlanıp yayınlamayacağı.Umarım yayınlanır çünkü okunmayı hak eden kitaplardan. Ben sevdim Floransa Prensini. Şiddetle tavsiye edilir.

'99 Yazı
5/1024.04.2018

Baskı: '99 Yazı

Ben beğenmedim. Altını çizebileceğin cümleler olsa da,okurken bir süre sonra sıkıldım.Bunda 15 yaşındaki Bilun'un tipik bir ergen sorunları yaşıyor olmasının yanı sıra yaşananlarında okuyucuya pek inandırıcı gelmediğine inanıyorum.

Ateşle Oynama
4/1022.04.2018

Baskı: Ateşle Oynama

Bu ara nedense kadın karakterler hırsız, arsız, dolandırıcı, suçlu olarak karşımıza çıkıyor. Bunun sempatisi olamaz. Sebebi ne olursa olsun, suç suçtur.Hele de yüz kızartıcı bir suç olan hırsızlığı, kendisince geçerli bir sebebe bağlamak doğru değil bence. Niyeyse bunu söylemek istedim. Yazarın kalemini seviyorum. Kitaplarını büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Papucumun Ajanı mesela benim en sevdiğim romantik komedi kitapları arasında ilk başlarda gelir. Fakat yazarı seviyorum diye her kitabını beğenmek zorunda değilim. Özellikle toplumumuzda fazlaca kendini gösteren ben merkezciliğin çoğaldığı, kendini her zaman haklı bulma psikolojisi ile hareket ettiğimiz bu zamanlarda, böyle konuları okumak beni çok üzüyor.Dediğim gibi bazı şeylerin sebebi olmaz, buna hırsızlık ta dahil.O yüzden Hare'ye hiç sempati duyamadım.Sen parayı çalmak için onca plan yap sonra da sebebim var,suçsuzum de... Üzgünüm. Beğenen beğenebilir ama ben beğenmedim. Bu puanı da kİtap kapak ve sayfa tasarımı başarılı bulduğum için verdim.

Biz
8/1021.04.2018

Baskı: Biz

Hayal kırıklığına uğradığım 'Yarasa' dan sonra 'Biz' iyi geldi. Çabucak okudum. Kitabın en güzel yerleri kesinlikle Süheyla ve Demir'in bulunduğu sayfalardı. Çelik her zaman ki Çelik'ti de Çiğdem'i sevmedim. Gözümde onu ne bir kaçak, ne bir tıp öğrencisi, ne de Çelik'in kız arkadaşı olarak düşünebildim. Ayrıca Çelik ona fazla gelir fakat aşk işte kime ne diyeceksin ;))) Benim için hala Deryal ve Tunç bir numara.

Baskı: Bronz Atlı

Şu an müthiş bir kitap okumuş bulunmaktayım. Daha önceden adını duymuş fakat kitabı hiçbir yerde bulamamıştım.Şimdi @pegasusyayinlari sayesinde bu muhteşem kitabı okumak nasip oldu ve bizden kocaman bir teşekkürü hakketti. Ben Bronzatli 'yı çok ama çok beğendim.Naif,kırılgan,imkansız,bir o kadar da güçlü bir aşk hikayesinin anlatıldığı 800 sayfalık kitabı ne ara bitirdim bilmiyorum. Sayfalar okurken su gibi aktı.Yazar İkinci Dünya Savaşı sırasında SSCB'nin Almanlar tarafından işgalini ve verilen mücadeleyi çok başarılı bir şekilde anlatmış.Hele o gerçeğe işık tutan Leningrad Kuşatmasının anlatıldığı bölümleri okurken tarih bilgimin zayıflığına kahrettim,üzüldüm.Bu olay gerçekmiş yaşanmış dedim. Hangi millet olursa olsun savaş yüzünden çok acılar çekildiğini, açlığın,ölümün yaşandığını ve insanlıktan çıkıldığını okuyucuya çok güzel bir şekilde yansıtmış. İşte bu savaşın içindeki iki cesur yüreğin #tatyanavealexander in hikayesi ise, okuduktan uzun yıllar sonra bile hatırlanacak ve tekrar okunacak bir kitap olmuş. Kısaca Bronz Atlı benim şimdiye kadar okuduğum en iyi tarihi romanlardan biriydi diyebilirim. Bu başarı da çevirmenin katkısını da unutmamak gerek tabiki. Başka söyleyecek bir şey yok. Okuyun,okutun. Muhteşem bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim.

Baskı: O Sen Olmalısın (Lucky Harbor, #7)

JİLL'in tarzı belli.Bu kitapta onlardan biri, çerezlik yani.

Baskı: Dudaklarımda Şarkısın (Smythe-Smith Quartet, #3)

Julia'nın diğer kitaplarındaki tadı alamadım maalesef.

Egomanyak
9/1019.04.2018

Baskı: Egomanyak

Birinci kitaptan daha güzel ve keyifliydi.

Leyla
7/1017.02.2018

Baskı: Leyla

Bence abartıldığı kadar iyi değildi. Ortalama bir kitaptı. Sadece Bosna'da savaş zamanı Leyla'nın yaşadıklarının anlatıldığı bölümler etkileyiciydi. Bir de bu anlatılanların gerçek ve Avrupa'nın göbeğinde yaşanmIş olması insanı çok üzüyor...

Pembe ve Yusuf
7/1014.02.2018

Baskı: Pembe ve Yusuf

Kitabın sonunu sevmedim. Sonunu sevmediğim için düşük puan verdim.Son sayfaların konuyla uzaktan yakından alakası yoktu. Oysa kitabı başından beri severek okumuştum. Duygusal ve gerçekçiliği fazla olan etkileyici bir hikayeydi. Keder'in hikayesi içimi acıttı. Hele de Pembe'nin töre yüzünden ölmesi...İşte böyle devam ederken fasıla bağlamasını beğenmedim. Hikayenin sonu yarım kalmış hissetmeme sebep oldu. Gerçi yazarın başka kitabıyla bağlantılıymış ama keşke böyle bitmeseymiş

Baskı: Evlilik Oyunu (Effingtons, #1)

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve ben beğendim. Max ve Pandora'nın aşkını okurken eğlendim. Özellikle ikili arasındaki diologlar okunmaya değerdi. Kitapta tuhaf olan, konunun birden bire başlaması. Okuyanda sanki bir kaç sayfa eksikmiş hissi uyandırıyor. Bir de kitap cep boydu. Hiç sevmem cep boyları.Onun dışında okunabilir bir romans diyebilirim.

Emanet Gelin
6/1012.02.2018

Baskı: Emanet Gelin

Töreye kurban gitmiş Berçem gelinin hikayesini anlatan Emanet Gelin wattpat çılgınlığının bize kazandırdığı kitaplardan biriydi. Emanet dediği ölen abisinin eşiyle evlenmek zorunda kalan Barzan Ağa'nın aynı evde karısı ve sevgilisiyle yaşamasını kaldıramadığım için beğendim diyemem. Herhalde beğenmek için benim önce hikayeyi sevmem gerekiyor. Genelde beğenenler fazla ama sevmeyince de olmuyor üzgünüm.İkinci kitabı da varmış okur muyum bilemiyorum fakat indirim de olduğu için Kuma kitabını aldığım için önce onu okuyacağım.

Baskı: Hayaller Gerçek Olunca

Historical türü romanları çok severim ve büyük bir keyifle okurum fakat bu kitabın beni tatmin etmediğini söyleyebilirim.İlk defa okuduğum bir yazardı. Okurken çok sıkıldım. Hikayeyi de sevmedim. Kısacası benim için hayal kırıklığı...

Baskı: Sana Aşk Getirdim (Sancaktarlar Serisi #5)

Her zamanki gibi aşk, polisiye, aksiyon ve dramı çok başarılı sekilde kurgulayıp, harmanlayan yazarımız yine muhtesem akıcı anlatımıyla farkını bu kitapta da ortaya koymuş. Merakla beklediğimiz Mehmet Sancaktar'ın hikayesi Sena'nın cinayetle suçlandığı zaman diliminde geçiyor. Sena yüzünden üzgün olan kardeşi Ahmet Sancaktar'ı kontrol etmek için evine giden Mehmet'e kapıyı Esmer komiserin açmasıyla onların hikayesi başlıyor. Esmer komiser,Mehmet'in hayatına yavaş yavaş aşkı getirirken, Mehmet'te geçmişteki gibi sevdiği kadın ve ailesi arasında kalıyor. Ben sadece bu kadarını söylüyorum burdan sonrasını siz okuyun çünkü kitapta çok fazlası var. Söylemeden geçemiyceğim. Mehmet'i ne kadar sevsem de Esmer'e ısınamadım , kafamda onu bir türlü oturturamadım(sevgili yazarım sakın kızma bana) Öncelikle şu söylemek istiyorum. Türk yazarlar içinde benim çok sevdiğim, saysam iki elimin parmaklarını geçmeyecek yazarlar arasında olmayı daha ilk kitabı #aylardanaşk ile başaran Meral Kır 'a teşekkür etmek istiyorum, bizlere çok güzel ve kaliteli bir seri armağan ettiği için. Kesinlikle unutulmaz karakterleriyle kitap dünyamıza renk kattı. Serinin hepsi birbirinden güzeldi ama benim en sevdiğim çift Serra Sancaktar Barış Dağlı. Benim için yeri çok ayrı ve özeldir. Kalemine sağlık Meral Kır.

Baskı: Karanlık Sırlar (Scandal & Scoundrel, #1)

Sarah Maclean'ın bütün kitaplarını okumuş biri olarak bu kitabını da sevdiğimi söyleyebilirim.Eğlenceli,romantik ve hoş bir seri başlancı yapmış yazar. Güzellikleri kadar skandallarıyla da meşhur olan Talbot kızlarının beş kız kardeşten en küçüğü ve en eğlencesiz olan Sophie'nin hikayesi anlatılmış. Sebep olduğu skandaldan kaçarken Eversley Markisi King ile ilginç bir şekilde karşılaşan Sophie nin yaşadıklarını gülümseyerek okudum. İkilinin tatlı atışmaları ise kitabın en sevdiğim yerleri oldu. Kitap kapağı da beğendim. Beklentiyi çok yüksek tutmadan okunabilecek hoş bir tarihi romans olmuş,okumak isteyenlere tavsiye edilir. #alıntı "Aptal ya da değil, gerçek bu. Bir dük olacağını hiç bilmiyordum.” “Londra’da bekar olan tüm kadınlar benim dük olacağımı bilir.” “Sana garanti ediyorum, bu yalnızca umurunda olduğun kadınlar için geçerli.” King bu keskin lafı görmezden geldi. “Sosyetenin üst tabakasının en gözde kişisi olduğum söyleniyor.” Sophie güldü. “Kendini bu kadar üstün görmene bakılırsa, buna şüphe yok zaten. Size garanti veririm Lordum, olabileceklerin en kötüsüsünüz.” "Ben de senin sevimsiz olduğunu düşünüyorum ki böyle bir kelime gerçekten var,” dedi Sophie. "Bunu düşünen ilk kadın sensin o zaman.” “Karşına çıkan aklı başında ilk kadın ben değilimdir herhalde." . Ayrıca Sophie tam bir kitapkurdu King kitabı burnuna götürdü. Kokusunu içine çekti. “Öyle değil,” dedi Sophie. “Gerçekten kokla.” King bir kaşını kaldırdı ve söyleneni yaptı. “Ne kokusu alıyorsun?” dedi Sophie. “Deri ve mürekkep?” Sophie başını iki yana salladı. “Mutluluk. Kitaplar böyle kokar. Mutluluk. Bu yüzden hep bir kitapçım olsun istedim. Hayatta satışını yapacak mutluluktan daha güzel bir şey var

Baskı: Tatyana ve Alexander (Tatiana and Alexander, #2)

Paullina Simons Uluslararası çok satan eseri Bronz Atlı’ da, karanlık II. Dünya Savaşı döneminde Tatyana’nın Kızıl Ordu subayı Alexander Belov’la yaşadığı büyük aşkın yürek burkan hikâyesini anlattı. Bu destansı hikâye Tatyana ve Alexander’la devam ediyor; savaşın yıkıcı gücüne rağmen adanmışlık ve aşkın yenilmezliği… Bronz Atlı kadar olmasa da Tatyana ve Alexander 'da okumamıza değen kitaplardan biriydi. Herşeyden önce bu mükemmel kitabın devamı olması bu kitabı özel kılıyor. Alexander'in geçmişi ve Tatyana'nın kaçıştan sonraki yaşamına dair aklımızda ki soru işaretlerine cevap bulduk.Bazen gereksiz uzatmaları ve tekrarları olsa da aynı tadı almak mümkündü çünkü büyük bir aşk hikayesine tanıklık etmeye devam ettik. Serinin üçüncü kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.

Sempre (Sempre,#1)
8/1009.02.2018

Baskı: Sempre (Sempre,#1)

Umduğumdan çok iyi bulduğum, devamını sabırsızlıkla beklediğim bir kitap oldu benim için. Mafyanın varlığını aşkla silen çok naif, samimi ,duygu yüklü ve sürükleyici bir kitaptı. Kurgusu, karakterleri ve çevirisi ile en beğendiklerim arasına girdi. Haven ve Carmine'nin dışında bir sürü güçlü karakterler vardı. Dominic,Vincent,Nicolas ve Corrado... Haven ve Carmine'nin hikayesi kesinlikle okumaya değer

Bülbül
10/1009.02.2018

Baskı: Bülbül

Yazarın sıkı bir takipçisi olarak bu kitabını da çok beğendiğimi söylemeliyim. Savaşı, savaşta hayatta kalmanın mücadelesini; sevgi, aile, kardeşlik bağlarıyla harmanlayan Kristin Hannah bu kitabıyla yine harikalar yaratmış. İkinci Dünya Savaşı dönemin de, Fransa'da yaşayan, birbirinden farklı iki kız kardeş Viann ve Isabelle'in hikayesini anlatan Bülbül Nazilerin Fransa'yı işgali, Yahudi soy kırımı, savaş sırasında yaşananları, verdikleri mücadeleyi yazarın başarı kurgusu ve bir o kadar da akıcı anlatımıyla film izliyormuş gibi okudum. Savaşın sadece cephe de olmadığını, geride kalan kadınlarında bu savaşta aşklarıyla, korkularıyla, cesaretleriyle var olduğunu kanıtlayan kadın hikayelerini okumak ayrı bir güzeldi. Okumak isteyen varsa hiç düşünmeden okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. #alıntı * Esir kamplarında ne öğrendim ,biliyor musun Vian "diye sordu Vian ona baktı "Ne Isabella " "Kalbime dokunamadılar .Beni değiştiremediler Bedenimi ilk günlerde paramparça ettiler Ama kalbime dokunamadılar * Bu uzun hayatımda tek bir şey öğrendi isem o da şudur: Aşkta kim olmak istediğimizi, savaşta ise kim olduğumuzu keşfederiz.

Baskı: Sırtımızdaki Hedef (Monster in His Eyes, #3)

SIRTIMIZDAKİ HEDEF Vitali İgnazio Nasıl mı buldum? Gerçeği söylemek gerekirse kitap müthişti,seri müthişti, VİTALİ müthişti. #gözlerindekicanavar ile tanıştığımız Vitali' nin sırları ,intikamı, aşkı, sevgisi derken bizi farkında olmadan kendine bağlamışBu yüzden ben bu müthiş serinin bittiğine çok üzülüyorum keşke bitmese diyecek kadar hem de #monsterinhiseyes serisi çok güzel bir sonla bize veda etti.Serinin ilk cümlesinden son cümlesine kadar konusu,kurgusu,karakterleri,anlatımı ve çevirisiyle on numaraydı. Bazen "yok bu kadar da olmaz" dediğimiz ne varsa okurken, ikinci kitaptan sonra biz de Karissa gibi Vitalinin cazibesine kapıldık ya da hayata onun gözüyle bakmaya başladığımızdan mı nedir bilmem üçüncü kitap bambaşkaydı. Hele Vitalinin ağzından okuduğumuz bölümler şahaneydi.Ben bir canavarım,ben iyi bir adam değilim diyen bir adamın ,sevdiği kadın için neleri yapıp,nelerden vazgeçebileceğini merakla ve heyecan içinde okudum. Vitalinin Karissa'ya bir şey oldu zannedip çoraplarıyla sokağa çıkmasına aklıma geldikçe gülümsüyorumAyrıca hikayeye yeni katılan Lorenzoda ilginç bir karakterdi. Hikayeye ayrı bir renk kattı (duyduğuma göre Lorenzo'nun kitabı varmış umarım çevirisi yapılır da okuruz #yabancıyayınları duy sesimizi) Giuseppe Vitali ise,ne bileyim belki daha samimi olmalarını bekledim son ana kadar... Ve Killer'in zekası... Belki Vitaliyi sevmeyenler oldu. Yaptıklarını onaylamayanlar oldu.Ama seriyi bitirdikten sonra iyi yada kötü bir şekilde İgnazio Vitali'nin adı unutulmayacak karakterler arasında yeraldı. Velhasıl şimdi Vitaliye veda etme zamanı.Hoşçakal Vitali elveda sana. Seni hiç unutmayacağız.

ÖncekiSayfa 1 / 11Sonraki