hergene54
@hergene54

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Dalga
9/1027.10.2015

Baskı: Dalga

Kısa ve mesaj veren bir kitaptı.Gerçek yaşanmış bir olay anlatılmış. Hitler ve Nazi Almanyası düşünülerek bir sınıf üzerinde uygulanan deney. Başlarında bir lider,uygulanan disiplin, bir amaç uğruna kendini adamak ve mecburi bir itaat. Mesaj gayet açık; Bireyler her zaman her şeyi sorgulamalı, kaderimizi körü körüne birinin eline bırakmamalıyız.Herkes kendi hareketlerinden sorumlu olması gerekirken hiç bir zaman bir grubun bireysel haklarımızı gasp etmesine izin vermemeliyiz.

Koru Beni
8/1026.10.2015

Baskı: Koru Beni

İyi bir polisiyeydi. Kurgusu çok başarılıydı. Sağlam karakterler vardı. Özellikle Michael Valente. Onun sevgisini, sevdiğini koruma duygusunu iliklerime kadar hissettim ama Leigh için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Michael aşkını öncesinden beri yaşarken,Leigh yaşadığı onca trajediden sonra Michael'a hemen aşık moduna geçmesi bende olumsuz etki bıraktı.Sanırım bu yüzden puanım düştü.Kitap polisiye olarak daha başarılıydı bence. Biz kitapseverler hakikaten bazen çok şanslı oluyoruz.Çünkü her kitapta güzel bir yan karakter hikayesi okumak her zaman denk gelmiyor. İşte bu kitapta dedektif Mark McCort ve yeni dedektif Sam'in hikayesi bunlardan biriydi.Michael'inki ile yarışacak kadar hem de :)) Okuyun,tavsiye edilir.

Baskı: Kalp Yolunu Seçer (Marriage to a Billionaire, #4)

Takip ettiğim yazarlardan biridir kendisi. Bütün kitapları bana göre , çerezlik dediğimiz, fazla beklentiniz olmadan çabucak okunan, eğlenceli, pembe dizi kıvamında, sonu mutlu mesut biten kitaplardı. Bu kitabıyla da şaşırtmadı. Serinin son kitabı olan Kalp Yolunu Seçer 'de yine başkarakterimizin büyüler kitabı açıp,toprak anaya nasıl biriyle evlenmek istediğini yazdığı büyüyle başlıyor. İşi ile fazla meşgul olmuş, cinsel yoldan sorunlu Conte ailesinin son bekarı Julietta ile iş anlaşması yapmak için tanıştığı yakışıklı Sawyer'ın (tabi onunda bu arada geçmişi ile sorunları vardır) aralarındaki çekimin hikayesi...Birde Anne Conte'nın yine araya girerek Sawyerin mecburen Julietta ile evlenmesini istemesi.Hikaye böyle devam ediyor. Kitapla ilgili söyleyeceğim şeyler; Anne Conte diğer kitaplarda olduğu gibi,kontrolu ele alıp gençlere evleneceksiniz demesiyle, bence serinin de özel karakteri oldu. Bazı ateşli satırların olduğunu ve Sawyer'in davranışlarını biraz Cristianımsı bulduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Bana göre serinin bitmesi de iyi oldu, sanki seri kendini tekrar etmeye başlamıştı ;) yine de zaman geçirmek için okunacak iyi bir seriydi. Tavsiye ederim.

Baskı: Annemin Gelini Olur Musun?

Üzgünüm beğenmedim.Bana göre değildi. Kitap 650 sayfa ve içinde ergen espri ve davranışlarından başka hiç birşey yoktu. Karakterlerin çocuksu davranışları gerçekten sıradışıydı. Yazarında çok genç olduğu düşünülürsek,kitabı yazarın yaşındakilerin daha çok seveceğini biliyorum. Yayın evlerinin watpatte popüler olan her hikayeyi kitap haline getirdiği bu zaman da, ben bu kitapları alırken artık bir kere değil beş kere düşünüyorum. Bu kitapların çoğunun ticari amaçla basıldığı düşünülürse, iyi ya da kötüyü ayırmak biz okuyuculara düşüyor.Emeğe saygım sonsuz. Amatör ruhu destekliyorum ama yine de seçici olmakta yarar var diye düşünüyorum. Tamam yazar çok genç olabilir,watpatte çok okunmuş olup popüler olabilir ama daha önce de söylediğim gibi watpatte yazılan watpatte kalmalı.

Baskı: Aşk Seni de Vurur (Higlands' Lairds, #3)

J.Garwood'un İskoçlarını her zaman sevmişimdir. Bu puanı da onun için verdim, aslında yedi.Neden mi? İskoç Colt'un Gabriella ile karşılaşmaları bile kitabın yarısındaydı.Konuya vakıf olabilmek için bayağı okumak gerekti.Sonra da hızlıca gelişip çabucak bitti. Yazarın daha önceki İskoç kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı çok çok yavan geldi bana. Kitap eğer İskoçların dillere destan aşklarından biri anlatıyorsa,ben hissedemedim, üzgünüm. Hissettiğim ruhsuz, soğuk, öylesine bir aşktı...

Baskı: Doğuştan Çapkın (Chicago Stars, #7)

Nihayet bir seri daha bitti. İyi ki okumuşum. Hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden sevimli ve eğlenceli yedi kitap.O kadar keyifle okudum ki ne zaman serinin sonuna geldim, anlamadım. Her kitabın sonunda gülümsüyordum. Bunun için SEP ne yazsa güzel yazar diyebileceğim yazarlardan. Yazdıkları ya sevdiklerimden olur ya da çok beğendiklerimden. (bunu başka bir yorumcu söylemişti bende şimdi hak veriyorum.) Bu kitapta sevdiklerimden. Öyle çok güçlü savunabileceğim bir kitap değildi ama sıkılmadan okuyabileceğiniz sevimli bir kitaptı. Aşk, romantizm ve duygusallığın ağır bastığı, yan karakterlerle zenginleşmiş,eğlenceli dialoglarla süslenmiş CHİCAGO STARS serisini okumak isteyen varsa kesinlikle tavsiye ederim ;)

Baskı: Küçük Bir Hayal Kur (Chicago Stars, #4)

SEP'in bu kitabına bayıldım. MUHTEŞEMDİ. Okurken kimi zaman güldüm, kimi zamanda gözlerim yaşlarla doldu.Öyle doğal, sımsıcacık ve duygu yüklü,etkileyici bir kitaptı ki her kitaba nasip olmaz böyle duyguları okuyucusuna geçirmek...Okuyun,okutun diyorum. Kesinlikle tavsiye ederim.

Baskı: Bekir (Bir Türk Masalı, #3)

Bu kadını seviyorum yaa..Ne güzel yazıyor,ne güzel anlatıyor,karakterleri tanıyorum sanki.Tanımakla kalmayıp onlar ne hissediyorsa hissedip,onlara gönülden bağlanıyorum. SEDAT,DUYGU, ALİM şimdide BEKİR (Edward ve Jamie 'i de var tabii) Üstüne başka ne söyleyebilirim ki isimleri bile yeter, okuyanlar bilir. BEKİR.Kim mi? Daha küçük bir çocukken feleğin çemberinden geçmiş, yaşamın ona getirdiği kötülüklerin içinde kaybolmuş, kendini yalnız ve kimsesiz hisseden,özünde iyi ama geçmişi karanlık, ruhu öksüz ve yetim birisidir. ***Ben acımı, içimde haksızlığa uğrayan küçük çocuğu,karanlığa dair ne varsa yıllardır tüketmeye çalışıyordum.Tüketemiyordum orası ayrı.*** ***Zaten içimde karanlıktan başka bir şey de yoktu.Dürüst olmak gerekirse ne bir evim,ne kedim,nede bir sevenim vardı.Yani ne geçmişim,ne şimdim,ne de geleceğim vardı...*** Ta ki Teyze kızı Selma ona aşkını itiraf edene kadar. ***Hem beni kimse sevmedi bugüne kadar...İlk söylediğinde korktum senden. Senin beni sevmenden korktum.Sana yetememekten,seni incitmekten korktum*** ***Sen benim herşeyimsin artık biliyorum ve senin her şeyin ben olacağım.*** ***Dudaklarım dudaklarını bulduğunda bütün dünyam birden şekil aldı. Ben bu güne kadar yaşamıyordum. Ben bu güne kadar nefes almıyordum. Ben bu güne kadar mutluluk nedir bilmiyordum.*** BEKİR Selmayla gelecek hayalleri kurarken,sevdiğine kavuşabilmek için gerçekten zorlu sınavlar verir.Bu arada Sedat'la ve Alinin hayatına nasıl dahil olduğunu, Duygu'yu, Duygu'nun Bekir için nasıl bir anlam ifade ettiğini, ona bir baba gibi sahip çıktığını,özellikle de Durmuş ve Dursun ile geçen eğlenceli Karadeniz kokan dialogları okumak gerçekten keyifliydi. Ben çok beğendim.Şimdiye kadar okuduğum bütün IŞIL'CA nın kitapları,benim için gerçekten okuduğuma değen, kütüphanem de baş köşesinde yer alan özel kitaplardan.Bu kitabınla da şaşırtmadın beni Işıl Parlakyıldız. Seni tebrik ediyorum ve kalemine, yüreğine sağlık diyorum. Hayal ettiğin kadar da başarılar diliyorum ;)

Baskı: Şeytan Tüyü (FBI/US Attorney, #1)

Kesinlikle şeytan tüyü var bu kitapta.Kendini bir şekilde sevdirerek okuttu.Basit ve yalın anlatımı ile sıkılmadan bir bakmışım sonuna gelmişim. Cinayeti işleyenin bile nedenleriyle kim olduğu önceden belli olması ve ortada öyle bol aksiyonlu bir olay olmamasına rağmen, inanın bana kitap kendini okuttuyor. Hele de dialogları okumak çok keyifliydi. Sevimli,eğlenceli,komik,şeker tadında bir kitap.Tavsiye ederim.

Her Şey Bitti Derken
7/1009.10.2015

Baskı: Her Şey Bitti Derken

Öyle abartıldığı kadar da iyi olmadığını, ortalama bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben okurken kimi zaman sıkıldım belki fazla karamsar karakterleri çok fazla sevemememden de kaynaklanabilir. Yoksa konusu güzeldi. Sadece baş tarafı gereksiz yere fazla uzatılmış olduğundan hemen kitabın içine giremedim. Josh, Nastya'nın ve Drew'i tanıdıkça,nedenlerini öğrendikçe kitap okuduğuma değdi...

Şimdi Benimsin
8/1006.10.2015

Baskı: Şimdi Benimsin

Fırat'ın törenin kanunlarına uyarak intikam uğruna 19 yasındaki Elife zorla sahip olmasıyla başlıyor kitap.Törenin bir araya getirip evlendirdiği iki genç insanın hikayesi .Öyle hemen mutlu mesut aşklı bir kitap beklemeyin sakın. Biraz fazla karamsarlık ve dram vardı.Biraz dram ağır gelmez bana diyorsanız bu kitap tam size göre.

Baskı: Sana Söyleyemediğim Her Şey

Nasıl bir kitap mıydı? Hemen başlarında bu kitabı sevdim diyemezsiniz. Sanırım okudukça sizi yavaş yavaş içine alan, kelimeleriyle etkisi altında bırakıp, sizi derinden sarsan,kalbinize dokunan, bir kitap. Ve okuduğum kitaplar arasında, bize bir şeyler katıp düşünmemizi sağlayan, çok duygusal kitaplardan biriydi. Kitap Lydia nın ölmesiyle başlıyor. Nath ve Hannah adlı iki çocuğu daha olan anne Marilyn ve baba Prof.James Lee'nin, Lydia'ın ölümünden sonra yaşadıkları anlatılırken, ailedeki herkesin "Acaba Lydia neden öldü?" "Ben bir şeyler yapabilir miydim" gibi kendi iç dünyalarında sorgulamasını anlatan kitap, geçmişle gelecek arasında gidip gelirken neden sorusuna cevap arıyor. Adeta bir bulmacayı çözer gibi. Kitabı anlatacak olursam; kurgusu muhteşem. Konu o kadar güzel, incelikle işlenmiş ki sayfalar arasında gezinirken yaşanmışlığı hissedebiliyorsunuz. Lydynın ölmesiyle başlayan kitap, Lydia'nın hikayesini anlatacak gibi dururken bir bakıyorsunuz annesinin, babasının, Nath'ın ve Hannanın karma bir hikayesi ortaya çıkıyor. Yani anlıyacağınız hepsinin hikayesi.Yaşadıkları ve yaşayamayıp söyleyemedikleriyle ilgili... Bir Çinli olan Prof.Lee, küçükken Amerika'ya gelen ailesiyle birlikte yeni yaşamlarına alışmaya çalışması, kendisini beyaz insanlara kabul ettirebilmek ve toplum içinde yer alabilmek için Amerikan Tarihi Professörü olacak kadar ileri götürmüştür. Tek istediği vardır bu toplum tarafından kabul edilmek. Günün birinde Amerikalı Marliyn'le evlenir oysa Marliynin annesinin kızı için istediği başka şeyler vardır.Marlyn 'de annesinin istediklerini ve kendi ,hayallerini istediklerini gerçekleştirme şansını James Lee ile evlenerek kaybeder. Halbuki Marliyn doktor olmak istiyordu... Lee ailesinde her şey Lydia üzerine kuruluydu ve annesiyle babasını hayallerinin varisiydi. Lydia, annesinin onun günün birinde doktor olmasını istediği için baskı yaparken, babası da onu toplum içine karışmış görmek, kendi çektiği sıkıntıları çekmesini istemediği için ona tavsiyeler verirken, kimsenin farketmediği şey ise Lydia ailesinin mutluluğu için her şeye evet demiş bir çocuk olduğuydu. Aslında kimse ona gelipte ne istiyorsun, ne yapmak istiyorsun diye hiçbir şey sorulmamış yalnız bir çocuktur.. Nath ve Hannah, Lydia nın gölgesinde kalmış onlara da hiçbir şey sorulmamış, hiçbir şekilde desteklenmemiştir. Oysa Nath; ailesinin hayallerini gerçekleştirecek,kardeşini geride bırakacak kadar başarılıdır. Küçük Hannah ise herşeyin farkında olan ama sevildiğini hissedemeyen arada kalmış çocuktur. Bir de komşu çocuk Jack var gizemi çözülmemiş... Konu ve karakterler o kadar güzel işlenmiş ki mükemmel başarılı bir hikaye ortaya çıkmış. Her sayfa okundukça,konu daha da sizi etkisi altına alıyor. Tekrar nasıl bir kitaptı diye sorarsanız içi dolu bir kitaptı derim. İçinde mutlaka sizin de bir şeyler bulabileceğiniz bir kitaptı derim .İnsanları belli şekle sokmadan kalıplaştırmadan, davranıp sevmeyi öğrenmemizi gösteren, özellikle ebeveynlerin okuması gerektiğine inandığım bir kitaptı derim.. Çocuklarımızı ebeveyn olarak bizim istediğimiz kalıplara sokmak yerine, onları yetenek ve karakterlerine göre desteklememizi,sevdiğimizi sadece başarılı olduklarında değil, her daim yanında olduğumuzu hissettirerek söylemek gerektiğini anlatan yegane kitaplardan biri derim..Kesinlikle okunması gerektiğine inandığım kitaplardan biri olduğunu söylerim. Kitapta çok sevdiğim bir kaç alıntıyla bitirmek istiyorum herhalde buda kitabı özel kılan cümlelerden bazıları... ****------**** ""Ailesi kendini hep bir uçurumun kenarında duruyormuş gibi hissettirmişti. Ondan öncesine kadar mutluluğun ne kadar hassas ve narin olduğunu, dikkatsiz davrandığın taktirde onu elinden düşürüp paramparça edebileceğini hiç fark etmemişti.""" """Hatasını anladığındaysa iş işten geçmişti.Çırpınmış,ardından batmış ve sonra da boğulmuştu."" ""Henüz çok geç değil."" ""Herşey yoluna girecek."" ""Hayatta, gelecek dışında gidilecek bir yer yoktu.""

Baskı: Kalbinde Bir Yer Aç (Chicago Stars, #2)

Suzan Elizabeth Phıllıps güvendiğim,ne yazsa okuyabileceğim bir yazar.Tabiki bu kitabı da beni şaşırtmadı.Boby Tom'u ve hikayesini çok sevdim. Tavsiye ederim :)))

Çirkin Aşk
10/1001.10.2015

Baskı: Çirkin Aşk

Sanırım UÇTUM... Kitap yavaş yavaş, sindire sindire okunacak sonunda da vay be ! dedirtecek bir kitap.Söyleyecek başka bir şeyim yok. Çok beğendim. Bu arada da filmini de sabırsızlıkla bekliyorum.

Sonuna Kadar
7/1029.09.2015

Baskı: Sonuna Kadar

Sizi yormadan okunabilecek, hoş, sempatik çerezlik bir kitaptı...

Baskı: Aşka Davet (Windham, #4)

Okurken sıkıldığım zar zor bitirdiğim kitaplardan birisiydi.Kitabın baştan itibaren 250 sayfası abartısız bebek Kit'le uğraştılar. Yok gaz çıkardı, yok kustu, yok altını pisletti :(( bebeklerden nefret edesim geldi valla. Allahtan kardeşleri geldi de kitap bir şeye bir şeye benzedi. Üzgünüm ama bu da kitabı kurtarmaya yetmedi..

Pabucumun Ajanı -2
9/1028.09.2015

Baskı: Pabucumun Ajanı -2

Deniz ve Tuna ile macera kaldığı yerden devam ediyor.Bu kitapta ayrıca Mert ve Aslı'nında hikayesini de okuyoruz. Yazarı, böyle okunabilir çok eğlenceli bir kitap yazdığı için tebrik ediyorum ve bu kitabını da alın hemen okuyun diyorum ;))

Pabucumun Ajanı -1
10/1028.09.2015

Baskı: Pabucumun Ajanı -1

Romantik komedi tadından yenmez. Kitabı okurken bazen sesli güldüğüm bile oldu.Kesinlikle okuyun hiç pişman olmayacaksınız..

Beni Sev Diye
9/1028.09.2015

Baskı: Beni Sev Diye

Asude' nin kaleminden bir Historical Roman okuduk. Bence çok başarılıydı, ayrıca kalemi de gitgide güçlenen bir yazar Asude.. Asude, bu yeni kitabıyla bizi hayal kırıklığına uğratmadı.Kapağının arkasındaki özet her şeyi anlatmasına rağmen kitap kendini okutturuyor. Konusu ,kurgusu, karakterleri ve anlatımıyla dört dörtlük.. Sarı cilt rengiyle gözünüzü alan kitap, ayrıca içindeki süslü bölüm başlarıyla da gözünüze hitap ediyor. "Beni Sev Diye" de İskoç güzeli Kristy ve korkusuz, güçlü Lord Bradley'ın aşkını okurken, duygusallığı fazlasıyla hissediyorsunuz.Ortaya çıkan ikinci bir aşkta bizi kitaba daha çok bağlıyor.Birde daha önceden "Gül ve Avcı"dan tanıdığımız Evelyn ve Julian 'la da karşılaşmak güzeldi. Kısaca kitapta her şey muhteşemdi. Para verip, okuduğunuza değen kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim.

Baskı: Tatlı Yalan (The Maddox Brothers, #2)

Öncelikle iyi bir FBA ajan olan Thomas Maddox namı diğer T.J'nin öğreniyoruz ki babası ve kardeşleri için her şeyi yapar,onlar için yapamayacağı hiçbir şey yok. Ben sevdim vefakar ajan Thomas Maddox'un hikayesini.. Keyifle ,sıkılmadan okuyacağınız serinin bence en iyi kitabı ;))

Baskı: Tatlı Sır (The Maddox Brothers, #1)

Maddox kardeşlerden Trenton Maddox'un hikayesi... Kitabın sonuna kadar yuh Cami'ye bak ciddi bir ilişkisi varken nasıl başka biriyle ilgilenir diye sinir olmak dışında,Trenton'un sahiplenici tavırlarından da hoşlanıyorsunuz.Bu arada okuduktan sonra anlıyoruz ki kitabın özelliği; sonunda ki sır. Kitapta sır bunun neresinde diye düşünürken, kitabın sonunda BAMM... Sır ortaya çıktı. Şaşırdınız dimi,ben de şaşırdım.

Baskı: Ayaklı Bela (Beautiful, #2)

Tatlı Bela da Abby' in Ayaklı Bela da Travis' in gözünden anlatılmış. Haliyle aynı hikayeyi tekrardan okumak biraz sıkıcı olsa da sırf Travis için okunur.Bu arada Travis ne kadar Abby ye aşkla bakarsa baksın Abby hala gıcık..

Baskı: Tatlı Bela (Beautiful, #1)

TRAVİS MADDOX 'tan bende bir tane alabilir miyim acaba ;)))

Baskı: Yolum Aşka Düştü (Sancaktarlar Serisi #3)

Meral KIR / Yolum Aşka Düştü Bence çok başarılıydı.Özellikle bir Türk yazar olarak aşk-polisiye dalında ki kitaplarını çok başarılı buluyorum. Her şey dozunda ne bir eksik ne bir fazla. Gerçi ben ''Aylardan Aşk''ı da çok beğenmiştim ama ''Yolum Aşka Düştü'' kesinlikle yazarın diğer kitaplarından kurgusuyla bir tık daha yukarıda. Sıkılmadan,sayfalarını heyecanla okuyacağınız sürükleyici bir kitaptı. İçinde aşk, aile,dostluk, polisiye, aksiyon, gizem.. her şey vardı. Sancaktar serisinin bu üçüncü kitabında; merakla beklediğimiz Ahmet Sancaktar ve Sena'nın hikayesini okuyoruz.İşlenen bir cinayet ve sonrasında zan altında kalan Sena, Sancaktar ailesinin özellikle de Ahmet'in desteğini alarak zor günlerini atlatmaya çalışıyor. Ahmet'in umursamaz, rahat tavırlarına zaman zaman sinir olsanız da kimsenin bilmediği gizli dünyasını da öğrenmek gerçekten keyifliydi. Ben okudum çok beğendim.Size de sadece bu kitabı değil, Meral Kır'ın çıkan bütün kitaplarını okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.. (Alıntı) Başını adamın göğsüne yasladı ve''Bu hayal gibi,'' dedi. Kollarını sıkıca dolayan Ahmet ise, ''Sen hayal kur ve onları gerçekleştirme işini bana bırak '' diyerek Sena'yı hiç bırakmayacağının garantisini dokunuşlarıyla verdi..

ÖncekiSayfa 6 / 11Sonraki